En Yeniler
başbakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başbakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/08/2012

seyyah1906

hüseyin gülerce'den başbakana uyarı cuntacılarda oyun çoktur. Başkaları ile el ele tutuşurken, vefalı ellerden uzaklaşılırsa, geri dönülmez

Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, Başbakan'a ard arda mesaj veren yazılarına devam ediyor. Bugünkü yazısında da ilginç bir uyarı yaptı.

 
Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce'nin o yazısı

Ya beklenen netice alınamazsa?

Başbakan Erdoğan, önceki akşam A Haber'de, günlerdir tartışılan özel yetkili mahkemelerle ilgili değişiklik hazırlığını doğruladı. Hükümetin bu konudaki duruşunu netleştirdi.



Sayın Başbakan, söz konusu mahkemelerle ilgili tartışmanın, savcıların, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı "şüpheli" sıfatıyla ifadeye çağırmasıyla başladığını belirterek şunları söyledi:



"Bu gerçekten kabul edilir bir yaklaşım tarzı değildir. Devletin işleyişine çomak sokuluyor. Bu iyice çizmeyi aşan bir şey oldu. Bir Başbakan olarak direkt bana bağlı olan müsteşarıma sahip çıkmazsam, ona talimatı veren benim. Alacaksanız beni alın. Çok yanlışlar yapılıyor. Demek ki bu madde haddinden fazla bir yetki alanı doğuruyor, 'biz devlet içinde devletiz' havasına sokuyor. Burada bizim bu işin işleyişi üzerinde düşünmemiz lazım. Biz bu konudaki mücadelemizi vereceğiz tabii ki ama 250 (CMK) bütün yetkileri kendisinde toplamış ve bunu da istedikleri gibi kullanıyorlar. Birilerinin kendisini devlet üstünde bir güç olarak görmesi ve 'istediğimi ifadeye çağırırım' anlayışı kabul edilemez. Tutuksuz yargılanabileceği halde maalesef tutuklu yargılanan insanlar var. Bu süreci bizim çok daha farklı bir şekilde yumuşatarak atlatmamız lazım."



Bu ifadeler çok açık. Özel yetkili mahkemelerin savcı ve hâkimlerini Sayın Başbakan; "çizmeyi aşmak", "devletin işleyişine çomak sokmak", "verilen yetkileri istedikleri gibi kullanarak devlet içinde devlet haline gelmek"le eleştiriyor. Başbakan Erdoğan son derece kararlı. Belli ki, özel yetkili mahkemelere ciddi bir sınırlama getirilecek. Bu durumda yaygın endişe kaynağı olan; "Devam eden darbe teşebbüsü ve darbe davalarının özü zedelenmeyecek mi?" sorusuna da Başbakan cevap verdi. "Bu haberlere aldanmayın. Darbelerle mücadele asla sonlanmaz. Ergenekon, Balyoz, çeteler, mafyalarla mücadele gayretini şimdiye kadar biz göstermedik mi? Bu adımları biz atmadık mı? Buradan geri adım atmamız söz konusu değil." dedi.



Maalesef bir savcının özensiz, hatta biraz da "güç bende" tavrıyla attığı adımın getirdiği bir kavşaktayız. Sayın Başbakan kendi açısından -dileriz hissiyata yenik düşmüyordur- haklı bir adım atıyor olabilir. Lâkin birkaç hususu hatırlatarak tarihe not düşmek de bizim yazar sorumluluğumuz.



Birincisi, özel yetkili mahkeme savcı ve yargıçları, bu ülkede yüzyıllık vesayet sistemini çözdüler. Kimsenin cesaret edemediğini, evet kahramanca yaptılar. Birkaç hatadan dolayı onların devlet ve ülke için yaptıklarını zan altında bırakacak, onları pasifize edecek adımlar, telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilir...



İkincisi, devam eden darbe davalarının özü zedelenirse, bu davaların sulandırılması, bulandırılması ve itibarsızlaştırılması için direnen, çabalayan Ergenekon dostlarının oyununa gelinmiş olur. Nitekim şimdiden, ellerini ovuşturanlar, zil takıp oynayanlar, intikam ve rövanştan söz edenler var...



Üçüncüsü, yakın tarihin derslerini unutmamak gerekir. 1974 affına, Rahşan affına bakıldığında, istenenle sonuç arasında, korkunç bir uçurum görülür... Özel yetkili mahkemelerle ilgili değişiklikler sayesinde, topluca tahliye edilecek yüzlerce sanığın portreleri, AK Parti'yi ummadığı bir sıkıntıya sokabilir. Uludere olayındakinden daha büyük bir kırılma noktası oluşabilir. AK Parti, kendini anlatamaz hale gelebilir. Siyasî istikrarsızlık, ekonomik istikrarsızlığa ve kaosa dönüşebilir. (Kimileri diyor ki "sana ne kardeşim AK Parti'den?" Ben de diyorum ki; meseleye parti, hükümet açısından değil, Türkiye'nin istikrarı açısından, demokratikleşme açısından bakmalı. "AK Parti gittiğinde yerine ne gelecek, demokratikleşme devam edebilecek mi?" Siz de bunun cevabını verebiliyor musunuz?)



Dördüncüsü, cuntacılarda oyun çoktur. Başkaları ile el ele tutuşurken, vefalı ellerden uzaklaşılırsa, geri dönülmez bir akşamın ufkuna yürümek de var. "Süreci yumuşatarak atlatalım" derken, vesayetçilerin oyununa gelmek de var...

3/06/2012

seyyah1906

başbakan erdoğan'ın iki yıl ömrü kaldı yalanı ortalığı karıştırdı

Başbakan'ın cerrahı Prof. Dr. Buğra Taraf'a konuştu: "Külliyen yalan..."

Stratfor'un "derin posta"sına yansıyan iddia, Başbakan Erdoğan'ın ameliyatını gerçekleştiren ekibin başı Prof. Dr. Dursun Buğra tarafından yalanlandı.
Buğra, Taraf'ın söz konusu mesajı kendisine okuması üzerine, "Tamamen dedikodu, ben bu konuda böyle bir mülahazada bulunmadım" dedi. Mesajdaki değerlendirmenin içerik olarak gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, böyle bir prognozda bulunulup bulunulamayacağı konusundaki sorumuza Prof. Dr. Buğra şu yanıtı verdi:

"Külliyen yalan ifadelerdir. Bu ifadeler Başbakan'ın sağlığıyla ilgili gerçeği yansıtmamaktadır ve benim de böyle bir ifadem olmamıştır. Bir kere, bir hasta hakkında etik olarak kimseye böyle bir bilgi verme hakkımız yoktur. Başbakan'ın sağlığıyla ilgili olarak da zaten bütün açıklamalar, benim tarafımdan değil, her zaman resmî kanallardan yapılmıştır."

Başbakan'ın ameliyatına giren Prof. Dr. Taşçı: "Ortada tümör bile yok"

Başbakan'ın annesi merhume Tenzile Erdoğan'ı ameliyat eden ve Başbakan'ın ameliyatını gerçekleştiren ekipte yer alan Prof. Dr. Hasan Taşçı da Taraf'ın sorularını yanıtladı. Prof. Dr. Taşçı, Stratfor'un iddiasını kendisine ilettiğimizde, "Ben ekibin başı değildim. Sadece gözetmen olarak ameliyata katıldım ama Başbakan'ın sağlığıyla ilgili böyle bir değerlendirme yapılamaz" dedi. Erdoğan'ın ikinci ameliyat sonrasındaki durumunu ve Stratfor'un "olumsuz prognoz" iddiasını teyid eden bir endişenin olup olmadığını sorduğumuz Prof. Dr. Taşçı şu yanıtı verdi:

"Hayır, kesinlikle böyle bir şey söylenemez. Ortada kanser filan yok. Ortada tümör yok ki böyle bir şey söylenebilsin. Tıbbî açıdan bu değerlendirme kesinlikle doğru değil."

1/10/2012

seyyah1906

bir şeyi merak ediyorum genelkurmay başkanı terörist olursa başbakan'ı ne olur


CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, fezleke soruşturmasının ardından CHP grubunda konuştu. İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:
-Hiç meraklanmayın. Dinlemeselerde dinleteceğiz onlara. 'Hukukun üstünlüğü nedir' öğreteceğiz onlara. Herkesin hukuk özgürlüğü var, demokrasi özgürlüğü var.


Türk-İş'e eleştiri

Hatırlarsanız geçen hafta koşulsuz Türk-İş'i eleştirmiştim.Eleştirdim gün Türk İş bana bir mektup göndermiş. Mektupta diyor ki ,CHP genel başkanı bu eleştiriyi yaparak Türk İş bizim arka bahçemiz olsun diyor. Bunun kadar sığ bir anlayışı şiddetle reddediyorum.

Aksine hiçbir siyasi partinin arka bahçesine dönüşmesini istemiyoruz, her ortamda ad bunu reddederiz. Cümleyi aynen okuyorum: “Türk İş zam oranına itiraz etmiş ancak daha az zamma muhtaç etmemek için onaylamıştır.”

Senin görevin korkuya direnmektir. Asgari ücret düşükse bunu haykırmak ve söylemektir. Bir Türk İş düşünün korku imparatorluğuna şantaja teslim oluyor. Ya imzala ya da küçük zam vereceğiz dediler o da paşa paşa bastı imzayı.



Gazeteciler günü

Bugün 10 Ocak Dünya Gazeteciler Günü, bizim 1961 yılında kabul ettiğimiz gün. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz durum bunu özgürce kutlamamıza izin vermiyor. Basın özgürlüğünün yitirildiği bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün değildir.

Medya demokrasi ile vardır, yanlıştır. Demokrasi, özgür medya ile vardır. O ses, kendi uçağı ile bombalanan 35 kişinin sesidir. Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil herkesin özgürlüğüdür.


"Hapisteki gazeteci sayısı açısından dünyada ikinciyiz"


Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil hepimizin özgürlüğüdür. Bugün itibariyle 97 gazeteci içeride tutuluyor. Bunların 18’i kadın. Bu 12 Eylül’de bile görülmemişti. Seçimden sonra hapse atılan gazeteci sayısında büyük bir artış var. Hapisteki gazeteci sayısı açısından dünyada ikinciyiz.

Bugünü Çalışan Gazeteciler Bayramı yapan 50 yıl önceki meslektaşlarının kahramanca direnişini bugünkü gazeteci arkadaşlarıma hatırlatmak isterim. Ben kahramanca direnen o gazetecilerin önünde saygıyla eğiliyorum. 2012 Türkiye’sinde basın özgürlüğü açısından 10 Ocak 1961’in gerisindeyiz.


"Başbakan'a soruyorum"

Başbakan’a sormak istiyorum şiir okuduğu için hapse atılmakla, kitap yazdığı için hapse atılmak arasında ne fark var. Dünün mazlumu bugünü zalimi oldu.

Her şeyimiz eksikti bir de terörist Genelkurmay başkanımız oldu. Özel yetkili savcıların daha yaratıcı olmalarını bekliyorum daha iyi espriler bulabilirler.

Ama bir şeyi merak ediyorum genelkurmay başkanı terörist olursa Başbakan’ı ne olur. Allah size akıl fikir izan versin.


"Onları mizah dergilerine havale ediyorum"

İnsaf denen bir şey var. Onları ciddiyete davet ediyorum ama içimden geldi söylemeden yapamayacağım mizah dergilerine havale ediyorum.

Sayın İlker Başbuğu bu hükümetin onayıyla orgeneralliğe terfi etti, kuvvet komutanlığına getirildi ve genelkurmay başkanı oldu. Nasıl oluyor da bütün bunlardan sonra böyle bir tabloyla karşılaşıyoruz.


"Bu davanın hala savcısı mısın?"

İki ihtimal var. Ya başbakan İlker Başbuğ’un terör örgütü yönettiğini biliyordu ama suç çıkarmadı. İkinci ihtimal Başbakan İlker Başbuğ’un terör örgütü yönettiğini bilmiyordu. Bu daha büyük bir suç o kadar istihbaratın var ama bunu bilmiyorsun. Bir ihtimal daha var. Ben biliyordum ama gücüm yetmiyordu şimdi gücüm yettiği için içeri aldırdım. O zaman demek ki mahkemeler sizin emrinizde. Sayın başbakan siz bu davanın hala savcısı mısınız.

Herkesi demokrasi ve hukuka bağlı olmasını istiyorum. Hukukun üstünlüğüne ve kamu vicdanına inanacağız.


İstihbaratı nereden aldınız?

Uludere’de öldürülen vatandaşlarımızın nasıl öldürüldüğünü sormaya devam edeceğiz. Önce bu bombalama oluyor, sonra emekli genelkurmay başkanı tutuklanıyor ve en sonunda ana muhalefet lideri için fezleke hazırlanıyor. Hepsi 12 günde oluyor.

Uludere’de istihbaratı kimden aldınız diye tekrar soruyoruz. Bu istihbaratı Heronlardan mı aldınız yoksa İncirlik’e konuşlanmış İHA’lardan mı aldınız? Açıkça söylüyorum: İsrail’den mi aldınız, Amerika’dan mı aldınız?

Neden gerçeği açıklamıyorsunuz neden halktan gizliyorsunuz? Yoksa bunu açıkladığınızda ülke güvenliğini ihale ettiğiniz odakların halk tarafından öğrenilmesinden mi korkuyorsunuz?

İşte kendi ülke güvenliğini başkasına ihale edenlerin düştüğü durum. Bu olay Avrupa’da olsaydı ne olurdu? Hemen sorumlular görevden alınır savunma Bakanı da istifa ederdi. İstifa etmesi için demokrasiyi benimsemiş olması, halkına saygı duyması ve ar damarının çatlamaması lazım.


"Bu adil yargı kitap toplatan yargıdır"

Yerine gelince belgem var diyorsun şu istihbaratı kimden aldın onu da bir açıkla. Dokunulmazlığımın kaldırılması için fezleke hazırlandı. Bunların adil yargısı basılmamış kitabı toplatan yargıdır. Bunların adil yargısı parasız eğitim isteyen öğrencileri aylarca içeride tutan yargıdır. Eski bir genelkurmay başkanının terörist diye tutuklama bu arkadaşlara nasip olmuştur. Önümüzde Deniz Feneri davası varken siz mi adil yargılamadan söz edeceksiniz.


"Dilekçemi göndereceğim"

Benim dokunulmazlığa ihtiyacım yok dilekçem burada grup toplantısından soran göndereceğim. Ben korkuyla siyaset yapanlardan değilim. CHP Genel başkanı ile hesaplaşmak mı istiyorsun kaldırın dokunulmazlığımı.


"Darağacına da çıkartsanız"

Ben sizin özel yetkili mahkemelerinizden korkma onarlın savcılarıyla yıldıramazsınız. Siz kim oluyorsunuz. Siz kime diz çöktürmek istiyorsunuz. Ben sizden çekinmem ben sizin ağa babalarınızdan da çekinmem. Ben sadece milletimin önünde eğilirim. Beni hapse atmak değil darağacına da çıkartsanız söyleyeceğim budur.

1/04/2012

seyyah1906

uludere olayı kılıçdaroğlu ile beşir atalayı karşı karşıya getirdi



uludere olayı kılıçdaroğlu ile beşir atalayı karşı karşıya getirdi

chp başbakandan atalayı görevden almasını istemişti atalayın cevabıda yine koltuk üzerinden geldi sen lider olamadınki dedi işte düellesu protestosuyla siyasetteki uludere

12/05/2011

seyyah1906

ülkenin başbakanı hasta yatağında yatarken takım arkadaşlarının rol kapmaya çalışması

Muharrem İnce, TBMM’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Gül’ün, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu bir kere daha görüşmek üzere TBMM’ye iade etmesiyle ilgili düşünceleri sorulan İnce, şunları söyledi:
"Şu ana kadar toplumu yakından ilgilendiren, rahatsız eden onlarca
yasanın AKP tarafından dayatma ile, AKP çoğunluğunun gücü ile çıkarılmış, onlarca
yasayı geri göndermemesine rağmen bugün 4 partinin de imzaladığı bir yasayı geri
gönderiyor.

Buradan şu sonuç çıkıyor: Bir ’AKP’ye tek başıma karşı koymadım. Çünkü
AKP’nin tek başına kanun teklifi değil’. İki rol kapma sevdasında mı? Üç,
Cumhurbaşkanlığı görevini yeni mi hatırladı? Şimdiye kadar neredeydin? Bu çok
ilginç, gerçekten şaşkınım. Kahramanlığa mı soyunuyor?"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın açıklamalarına da değinen İnce,
"Hele Bülent Arınç’ın açıklamaları. Ona gerçekten yakıştıramadım. Hasta
yatağında birisi var. Partinin Genel Başkanı ve bu ülkenin Başbakanı. Başbakan
hasta yatağında Bülent Arınç liderlik sevdasında. Gerçekten ilginç. Çok
şaşkınım" diye konuştu.

"Sağlığına dua ediyorum"

Ana muhalefet partisinin grup başkanvekili olarak kendisinin Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığına dua ettiğini ifade eden İnce, "Bu ülkenin
Başbakanı, insan. Konuşurken nezaket dahilinde konuşmaya çalışıyorum. Hasta bir
insanı incitmemek istiyorum. Gerçekten bir kaç gündür alt perdeden sakin
konuşuyoruz. Sayın Bülent Arınç liderlik sevdasında, Sayın Abdullah Gül liderlik
sevdasında" dedi.

İnce, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ameliyat olmuş hasta yatağında bir Başbakan. ’Buradan ben çıkar mıyım’
diye veto eden bir Cumhurbaşkanı. Ben ’Biat etmedim’ diyen bir Bülent Arınç. Ayıp
yakışmıyor. Başbakanın hastalığından yararlanarak liderlik sevdasına düşmüşler,
hiç yakışmıyor. Bunca yıllık arkadaşlar. ’Ya sen, ya Abdullah Gül ya benim’.
Tekrar bu noktaya mı geldik. Ben yakıştıramıyorum. Gerçi başka bir partinin
sorunu bu. Ama ülkenin Başbakanı hasta yatağında yatarken takım arkadaşlarının
rol kapmaya çalışması... Siyaseti bu platformda görmek istemiyorum. Siyaset bu
platformda olmamalı. Daha düz daha saf daha iyi niyetli bir platformda
olmalı."

Cezalar ağır

İnce, yeni bir kanun tasarısı hazırlanıp hazırlanmayacağı yönündeki bir
soruya "Bilmiyorum arkadaşlarla değerlendirme yapmadım" dedi. İnce, yasadaki
cezaların ağır olup olmadığı sorusuna da "Kişisel fikrim bence ağır" cevabını
verdi.

İnce, Başbakan Yardımcısı Arınç’ın, PKK’nın üst düzey yöneticisinin
yakalandığına dair açıklamalarının hatırlatılması üzerine "Sayın Arınç’ın
bugünlerde devlet işleri ile ilgili söylediklerini bir kere daha teyit etmek
lazım. Çünkü kişisel hırsları ile ilgileniyor. Bu ara yanlış yapabilir. Umarım
öyledir. Teyide muhtaçtır diye düşünüyorum" dedi.

11/21/2011

seyyah1906

bedelli askerlik için başbakan tayyip erdoğan'ın 12 haziran seçimleri öncesi yaptığı açıklama



video 12 Haziran seçimlerinden öncesine ait. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bedelli askerlik ile ilgili yaptığı bir açıklama Başbakan Erdoğan, " Parası olan bastıracak parayı askerlikten kurtulacak, parası olmayan gidecek askerlik yapacak. Vatandaş bu işe karşı. Biz yola kimsesizlerin kimi olarak çıktık. Böyle bir sorumluğun altına imza atmam " dedi.

11/20/2011

seyyah1906

devlet bahçeli suriye işgalmi olsun istiyorsun okyanus ötesine alanmı açıyorsun



devlet bahçeli başbakan sen kendindemisin ne yani emperyalist heveslerin teşrifatcılığını yapmayamı niyetlisin suriye işgalmi olsun istiyorsun okyanus ötesine alanmı açıyorsun haçlı saldırılarınımı meşrulaştırıyorsun ne yapmaya çalışıyorsun

11/02/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan asıl nifak tohumu ekmeye çalışanlar enkazın altında kaldı




başbakan erdoğan asıl nifak tohumu ekmeye çalışanlar enkazın altında kaldı

10/18/2011

seyyah1906

başbakan olunca yine bir mercedes tahsis ettiler o zamanda reddedince bir renault safrane verdiler

Partisinin Kızılcahamam kampında ÖTV zammıyla ilgili eleştirilere “Kardeşim sigarayı içmezsin, olur biter. Alkolü daha az tüketirsin olur biter. Kalkıp da Porsche kullanacağına Fiat’a bin” yanıtını veren, ancak kendisi makam aracı olarak 500 bin TL’lik BMW kullanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “tasarruf” önerisinin uygulamasını, başbakanlar arasında bir tek merhum DSP lideri Bülent Ecevit yapmıştı.
Ecevit’in yakın koruması ve eski DSP Milletvekili Recai Birgün, Ecevit’in lüks yaşam düşkünü olmadığını ve hep yerli otomobil kullandığını vurgularken “Erdoğan’ın en lüks makam araçlarına binerken halka ‘Fiat’a bin’ çağrısında bulunması ahlaki ve gerçekçi değil” dedi. AKP’nin, zamları güncelleme olarak yutturmaya çalıştığını da kaydeden Birgün, “Ancak halk, bu kadar cahil değil” diye konuştu.

Ecevit, 1997 yılında iktidara geldiğinde Mercedes marka makam otomobilini reddederek önce partisine ait Kartal’a, daha sonra zırhlı Tempra’ya, en son olarak ise Renault Safrane marka yerli otomobillere binmişti. Ecevit, yerli otomobil tercihiyle ilgili olarak şunları söylemişti:

“Biliyorsun, hiçbir zaman yabancı araba kullanmadım. Bundan sonra da kullanmayacağımı herkes bilir. Vaktiyle Meclis, parti başkanlığı için Mercedes bir araba vermişti. Reddetmiştim. Sonra Başbakan olunca yine bir Mercedes tahsis ettiler. O zaman da reddedince bir Renault Safrane verdiler. Pekâlâ rahat ve güvenli. Güvenlik açısından zırhlı olması istenince Odalar Birliği Başkanı Fuat Miras’la görüştüm. Sadece yabancı bir arabanın ön camının yenisinin milyarlarca lira olduğunu ve Türkiye’de zırhlı araba yapımının çok daha ucuza çıkarabildiklerini söyledi.”
seyyah1906

bir başbakan onay verecek alın bu siteyi kullanın hükümetin aleyhine yayın yapın

Yılmaz, Meclis kulisinde gazetecilerin, ''İrtica ile Mücadele Eylem Planı'' davasıyla birleştirilen ''Kamuoyunu yönlendirme amaçlı internet siteleri'' dosyasına ilişkin ''MGK'dan istenen belgelerde Başbakan Erdoğan'ın imzasının olduğu'' yönündeki haberleri anımsatması üzerine, ''Öyle bir şey yok'' dedi.
Gazetecilerin, ''Başbakan'ın imzası yok mu?'' sorusuna Yılmaz, ''Benim bildiğim yoktur.
Şöyle düşünülebilir mi: Bir Başbakan onay verecek 'alın bu siteyi kullanın, Hükümetin aleyhine yayın yapın...' Böyle şey olur mu?
Hayatın olağan akışına aykırı diye hukukta bir delil var.
Olağan akışa aykırı böyle bir şey.
Başbakan, Hükümet aleyhine kullanılacak bir sitenin kurulmasına onay vermemiştir'' karşılığını verdi.

9/24/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan: geldiğimden beri en büyük kavgam onlarla

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Geldiğimden beri en büyük kavgam bürokratik oligarşiyledir. Bürokratik oligarşinin neler yaptığını, ne tür ıstıraplar yaşattığını çok iyi bilen birisiyim. Henüz dört dörtlük bunu aşabildik mi? Hayır. Daha yapılması gereken çok şeyler var, ama aşıyoruz ve aşacağız.
Çünkü, bürokratın havası hep şudur. 'Bugün git yarın gel', alır dosyayı koyar rafa. Yani bir kere şu olmuş, bu olmuş yatırımcı geliyor, gelecekmiş, umurunda değil. Ve bir de özel bağlantılar kurma gayreti içerisine girerler'' dedi.

Erdoğan, The Plaza Oteli'nde düzenlenen Yatırım Destek Ajansı'nın kahvaltılı toplantısına katıldı. Türkiye'nin yatırımcılar nezdinde cazibe merkezi haline dönüştüğünü ifade eden Erdoğan, ''Bunu sizlerle paylaşmak isterim. 2002 yılında sadece 43 milyar lira olan özel sektör yatırımları, 2010 yılında 164 milyar liraya çıkmıştır. Bu yılın ilk çeyreğinde de özel sektör yatırımları, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 50 gibi çok yüksek bir oranda artmıştır. Dünyada kriz söylentileri dolaşmasına rağmen, özel sektör yatırımlarının bu kadar artması, Türkiye gerçeğini açıkça göstermektedir'' diye konuştu.

Hükümet olarak, Türkiye'de yatırımların hem nicelik hem de nitelik olarak artmasına büyük önem verdiklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Mesela 2003 yılında, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasasını çıkarttık. Ki, ben yabancı kelimesinden de hoşlanmıyorum. Bu nedenle küresel sermaye veya uluslararası yatırımcı kavramını kullanıyorum. Ve bu yerli ve uluslararası yatırımcı ayrımına son verdik. Bugün Türkiye'de yerli girişimcilerin yararlandıkları her türlü teşvikten uluslararası sermaye de aynı şekilde yararlanabilmektedir, ayrım yok. Önümüzdeki dönemde özellikle sektör ve işletme bazlı mikro reformlar uygulayarak, rekabet gücümüzü artırmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin özellikle ileri teknolojili ve yüksek katma değerli sektörlerinde de bir sıçrama yaşatacağız. Onun için bu yatırım destek ajansını direkt şahsıma bağlı olarak oluşturduk. Ki özel sermaye, uluslararası sermaye herhangi bir yatırım yapacaksa bürokratlarla, onları muhatap etmeyelim. Direkt yatırım destek ajansıyla muhatap olsun, onların dosyalarını ajansımız takip etsin, işi bitirsin ve ondan sonra müracaat eden uluslararası sermaye mensuplarına dosyayı bitmiş olarak teslim etsin ki zamandan kazanalım. Çünkü, geldiğimden beri en büyük kavgam bürokratik oligarşiyledir. Bürokratik oligarşinin neler yaptığını, ne tür ıstıraplar yaşattığını çok iyi bilen birisiyim. Henüz dört dörtlük bunu aşabildik mi? Hayır. Daha yapılması gereken çok şeyler var. Ama aşıyoruz ve aşacağız. Çünkü, bürokratın havası hep şudur. 'Bugün git yarın gel', alır dosyayı koyar rafa. Yani bir kere şu olmuş, bu olmuş yatırımcı geliyor, gelecekmiş, umurunda değil. Ve bir de özel bağlantılar kurma gayreti içerisine girerler. Onun için yola çıkarken '3 Y' ile mücadele diye bizim bir başlığımız oldu. Bunun birincisi yolsuzluk, ikincisi yasaklar, üçüncüsü yoksuluk ve yola böyle çıktık. Ve 3 dönemdir seçimleri kazanmamızın altında yatan gerçek de halkımızın bize olan bu güvenidir. İşte siz değerli uluslararası sermaye mensuplarını ülkemizde gördükçe halkımızın bizlere ve size olan güveni çok daha farklı bir şekilde artacaktır.''

9/13/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan mısırda bizler aynı bedenin ve aynı ruhun unsurlarıyız

Mısır ziyareti sırasında Arap Birliği bakanlarına hitap eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "Bizler aynı bedenin ve aynı ruhun unsurlarıyız" diyerek, ortak geleceğe sahip çıkma zamanının geldiğini söyledi.
Dışişleri Bakanları Konseyi'nin açılışında konuşan Erdoğan, "Bizler geçmişte bugünleri ve gelecekleri ortak çizilmiş milletleriz." dedi.

Bölgenin tarihi bir dönemeçte olduğunu kaydeden Erdoğan, "Birbirimizi her zamankinden daha iyi anlıyor, daha iyi tanıyoruz. İstikbale umutla ve güvenle bakıyoruz." diye konuştu.

Erdoğan ortak geleceğe sahip çıkmanın geçmiş nesillere borç, gelecek nesillere karşı sorumluluk olduğunu belirtti.

Başbakan Erdoğan ortak şiarın daha fazla özgürlük ve insan hakları olması gerektiğini söyleyerek, adalet, hakkaniyet, barış, huzur, emniyet, güven, demokrasi ve hukukun hissedilmesinin önemine değindi.

Konuşmasında Filistin'in devlet olarak tanınma girişimlerine de değinen Erdoğan "İnşallah bu ay sona ermeden Filistin'i BM nezdinde çok farklı bir statüde bulacağız." dedi.

İsrail'i de yeniden eleştiren başbakan, İsrail hükümetini kendi meşruiyetini ve geleceğini tehlikeye atan sorumsuz adımlar atmakla suçladı.
Sevinç gösterileri

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dört günlük Kuzey Afrika turunun ilk durağı olan Mısır'da sevinç gösterileriyle karşılanmıştı.

Kahire Havaalanı'na dün gece varan Erdoğan'ı Geçici Başbakan İsam Şeref ile birlikte 1.000-1.500 kişilik bir kalabalık karşıladı.

Reuters ajansı "Türkiye-Mısır gelecek için el ele" ve "Kahraman Erdoğan" pankartları açan göstericilerden çoğunun Müslüman Kardeşler ve benzeri İslamcı gruplardan olduğunu yazdı.


Ajansa göre kalabalıktaki büyük pankartlardan birinde "Erdoğan, Erdoğan, Kardeşler'den sana kocaman bir hoşgeldin" yazıyordu.

Erdoğan kendisini karşılamaya gelenleri Arapça olarak ''Türkiye ve Mısır el ele. Selam olsun Mısır gençliğine, Mısır halkına. Allah'ın selamı üstünüzde olsun'' sözleriyle selamladı.

Anadolu Ajansı'nın haberine göre Erdoğan'ın sözlerine büyük bir coşkuyla karşılık veren Mısırlılar, ''İslam'ın kurtarıcısı, Allah'ın azizi Erdoğan'', ''Türkiye-Mısır tek yumruk, abluka kırılacak'' diye sloganlar atarak, tempo tuttu.

Başbakan Erdoğan ve beraberindekiler konaklayacakları otele giderken güzergah boyunca da çok sayıda Mısırlı sevgi gösterisinde bulundu.

Erdoğan, İsrail'e karşı attığı son adımlar nedeniyle Arap kamuoyunda daha da takdir toplamıştı.

Ancak BBC'nin Kahire'deki muhabiri Jonathan Head, Erdoğan'ın Mısırlı evsahiplerini huzursuz etmemek için ziyareti boyunca İsrail karşıtı söylemini yumuşatmak zorunda kalabileceği görüşünde.

Muhabirimize göre Mısır hükümeti, geçen ay İsrail sınırında bir grup Mısırlı askerin öldürülmesine kızan ve geçen Cuma günü Kahire'deki İsrail büyükelçiliğine saldıran halkının öfkesini yatıştırmaya çalışıyor.

Büyükelçiliğe yapılan saldırı yüzünden İsrail büyükelçisi kaçmış, Mısır da Amerikan hükümetine 1979'daki barış anlaşmasına sadık olduğu güvencesini vermek zorunda kalmıştı.

Mısır, İsrail'le bu anlaşmayı imzaladığından beri ABD'den milyarlarca dolarlık yardım almıştı.
Gündem

Erdoğan, Mısır temaslarına Meçhul Asker Anıtı ve Türk Şehitliği'ne çelenk koyarak başladı.

Başbakanın gündeminde El Ezher Şeyhi Ahmet el Tayyib, Mısır Müftüsü Dr. Ali Cuma, Yüksek Askeri Konsey Başkanı ve Savunma Bakanı Mareşal Muhamed Hüseyin Tantawi ve Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil el Arabi ile başbaşa görüşmeler var.

Filistin'in devlet ilanına destek vermenin yollarını aramak üzere toplanan Arap Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi'ne hitap eden Erdoğan, Başbakan İsam Şeref ile de görüşüyor.

Erdoğan daha sonra Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Kuruluş Deklerasyonu'nu imzalayıp ortak basın toplantısına katılacak.

Başbakan ayrıca ABD Başkanı Obama'nın ünlü konuşmasını yaptığı Kahire Üniversitesi'nde de Mısır ve uluslararası kamuoyuna yönelik bir konuşma yapacak.

Erdoğan'ın Mübarek rejiminin devrilmesinde rol alan gençlerin liderlerini kabul etmesi ve ülkedeki Kıptilerin liderleri ile görüşmesi de bekleniyor.

Erdoğan'a gezisinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, üst düzey bürokratlar ve iş adamları eşlik ediyor.

Ayrıca başbakanın eşi Emine Erdoğan, oğlu Bilal, kızı Sümeyye Erdoğan da geziye katılıyor.

Ziyarete katılan iş adamları için Ankara ve İstanbul'dan birer uçak kalktı.

Heyetin bundan sonraki durakları Mısır gibi bu yıl içinde rejim değişikliği yaşayan Tunus ve Libya olacak.
seyyah1906

guardian:birkaç yıl önce israil'e karşı sert tavır alınması düşünülmezdi bile

İngiliz Guardian gazetesinde Türkiye'nin dış politikasını ele alan bir yorumda "Türkiye'nin çağı geliyor" denildi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kuzey Afrika gezisi dolayısıyla Guardian'a yazan Michigan State University'den uluslararası ilişkiler profesörü Muhammed Eyub, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak ortaya çıkmasıyla Orta Doğu'nun artık eskisi gibi olmayacağını belirtti.

Yazar özetle şöyle dedi:

"Türkiye'nin İsrail Büyükelçisi'ni sınır dışı etmesi, diplomatik ilişkilerini asgari seviyeye indirmesi ve Erdoğan'ın tavrını giderek sertleştirmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde gelip-geçici bir sorun değil. Bunlar, Türkiye'nin İsrail'in özür ve tazminat konusunda ayak sürümesinden artık usandığının işareti."

"Obama yönetimi, Türkiye ile İsrail arasındaki sürtüşmenin Amerika'nın stratejik çıkarlarına zarar verebileceğinden endişe etmesine karşın, iç siyasi nedenlerle İsrail üzerinde baskı kuramadı. Washington, bu tavrıyla NATO'nun çok önemli bir üyesi olan Türkiye'yi yabancılaştırabilir."
'İsrail artık rakipsiz değil'

"Bölgede şu anda yaşananların, Orta Doğu'nun geleceğinde önemli etkileri olacak. Bu, İsrail'in Doğu Akdeniz'deki hakimiyetinin rakipsiz olmadığını gösteriyor. Erdoğan, Türk donanmasının bölgede artık daha aktif bir rol oynayacağını söylüyor. İsrail'in uluslararası hukuka meydan okuması ve özellikle işgal topraklarına yönelik politikaları uluslararası forumlarda bundan böyle ciddi sınavlarla karşılaşacak."

"Bölgedeki demokratik ayaklanmalar sonrasında, Türkiye'nin pozisyonu, Filistin ve İsrail işgali konusundaki ana akım Arap görüşüne daha da yakınlaşacak. Bu durum, Türkiye'nin Arap dünyasındaki konumunu güçlendirecek ve Filistin konusunda daha aktif bir rol üstlenmeleri için Arap hükümetleri üzerindeki baskıyı artıracak. Demokratik geçiş sürecindeki ülkelerde İsrail'e karşı daha sert bir tutum izlenmesi isteniyor. Türkiye örneği ardından Mısır ve Ürdün'ün elçilerini çekebileceğinden söz ediliyor."
'Asker korkusu olmadan'

Yazar şöyle devam etti:

"Türk demokrasisi güçlenmeseydi, Türkiye şimdiki pozisyonuna gelemezdi. Şimdi hükümet askerin müdahale korkusu olmadan politika yürütebiliyor. Birkaç yıl önce İsrail'e karşı sert tavır alınması düşünülemezdi bile."

"Şu anda bölgede tanık olduklarımız, Orta Doğu'yu Avrupa'ya bağlayan stratejik bir güç olarak Türkiye'nin çağının gelişine işaret ediyor. Bu Ankara'nın dış politikada bağımsızlık ilanıdır. Orta Doğu bundan böyle asla aynı olmayacak."

Prof. Muhammed Eyub, ABD’nin Orta Doğu politikasında önemli bir değişikliğe gitmesi gerektiğini belirterek yazısını şöyle noktaladı:

"Eğer Amerika, Orta Doğu'daki stratejik çıkarlarını muhafaza etmek istiyorsa, İsrail-Filistin meselesine hızlı ve adil bir çözüm bulunmalıdır. Washington, İsrail'e koşulsuz destek politikasını yeniden değerlendirmeli ve tarafsız bir siyaset izlemeli. Buna Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki Filistin tasarısı da dahildir. Her şeyden önemlisi Amerika bölgede yükselen üstün bir güç ve Batı'yla Müslümanlar arasındaki köprü olarak Türkiye'nin stratejik önemini hafife almamalı."

9/10/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan: obamaya türk olduğu içinmi vatandaşınıza sahip çıkmıyorsunuz dedim cevap veremedi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Anamuhalefet partisinin Genel Başkanı çıkıyor, İsrail'in avukatlığını yapıyor. Sana mı kaldı bu iş?
Bırak orada zaten Türkiye'ye vurmak isteyen var. Sen de mi aynı şeyi yapıyorsun? Onun avukatlığını yaptığın zaman oylarını artacağını mı zannediyorsun veya sana onun bir güç katacağını mı zannediyorsun?'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Kayseri'de şunları söyledi:

''(Gemiyi, hücum botlarımızı vesairemizi Gazze'ye götürürse alnından öperim) diyor. Kusura bakma ben bu tertemiz alnımı, senin o lekeli dudaklarına sürdürmem. Buna ihtiyacımız yok, biz yaptığımız işi niçin yaptığımızı biliriz.''

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''MHP'nin Genel Başkanı çıkıyor, 'Somali ile, şurayla burayla uğraşacağına PKK ile uğraş' diyor. Bunların ne kadar küçük düşündüğünü görebiliyor musunuz? Biz büyük bir devletiz, Selçuklu'nun Osmanlı'nın bakiyesi üzerine kurulmuş bir devletiz. Bizi öyle küçük, kısır bir zihniyetle tanımlamaya Sayın Bahçeli senin gücün yetmez, buna müsaade etmeyiz. Biz PKK ile de mücadelemizi sürdürürüz, ama dışarıda da yardım elimizi, yardım eli uzanmayan kardeşlerimize de uzatırız. Aldığımız terbiye budur, mirasın gereği budur.''

'Obama bu soruma cevap veremedi'

Anamuhalefet partisinin Genel Başkanı çıkıyor, İsrail'in avukatlığını yapıyor. Sana mı kaldı bu iş? Bırak orada zaten Türkiye'ye vurmak isteyen var. Sen de mi aynı şeyi yapıyorsun? Onun avukatlığını yaptığın zaman oylarını arttacağını mı zannediyorsun veya sana onun bir güç katacağını mı zannediyorsun. Obama'ya "Mavi Marmara gemisinde öldürülen Furkan sizin vatandaşınız değil mi? Türk olduğu için mi kendi vatandaşınıza sahip çıkmıyorsunuz?" dedim. Bana cevap veremedi. Muhalefet partileri iktidara hakaret etmek için birbirleriyle yarışıyor.
seyyah1906

mısırlı gösterici başbakan erdoğanı destekliyoruz ve ziyaretini dört gözle bekliyoruz

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın pazartesi günü resmi bir ziyarette bulunacağı Mısır’da da İsrail krizi yaşanıyor.
Geçen ay iki ülke sınırında 6 Mısır askerinin İsrailli güvenlik güçlerince öldürülmesinden beri tırmanan gerilim, dün başkent Kahire’deki İsrail büyükelçiliği önünde yaşanan olaylarla doruğa ulaştı.

Protestocular İsrail Büyükelçiliği'ne girdi

Cuma namazını Tahrir Meydanı’nda kılan 15 bin göstericiden yaklaşık 10 bini Nil Nehri’nin karşı kıyısında bir gökdelenin 22’nci katındaki İsrail Büyükelçiliği’ne yöneldi. Öfkeli kalabalık, saldırı girişimlerinin artması üzerine Mısır yönetimi tarafından inşa edilen 4 metre yüksekliğinde 150 metre uzunluğundaki beton güvenlik duvarını, saatler süren uğraşıların ardından yerlebir etti. Göstericiler, İsrail bayrakları yaktı ve büyükelçinin ülkesine gönderilmesini istedi.

20 kat tırmandılar

Güvenlik duvarının yıkılmasının ardından bazı göstericiler, İsrail Büyüklçiliği’ne ulaşmak için binaya girerken, 10 gösterici, balkonlardan tırmanıp 20’nci kattaki İsrail bayrağını gönderden indirip yırttı. Geçen ay bir boyacı olan Ahmed Şehat, aynı şekilde elçiliğe tırmanıp İsrail bayrağı yerine Mısır bayrağını göndere çekince kahraman haline gelmişti.



İSRAİLLİ DİPLOMATLARI MISIRLI KOMANDOLAR KURTARDI

AFP'ye konuşan İsrailli bir yetkili, elçilik çalışanlarının Mısırlı komandolar tarafından kurtarıldığını söyledi.

İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Altı kişi elçilikte mahsur kalmıştı ve can güvenlikleri konusunda gerçek anlamda endişe duyuyorduk. Ancak sonunda Mısırlı komandoalr tarafından başarılı bir şekilde kurtarıldılar" dedi.

ELÇİLİK TALAN EDİLDİ

MENA haber ajansı, 46 polisin de yaralandığını çatışmalarda 17 kişinin ise gözaltına alındığını duyurdu.

Olaylar sırasında öfkeli kalabalık, saldırı girişimlerinin artması üzerine Mısır yönetimi tarafından inşa edilen 4 metre yüksekliğinde 150 metre uzunluğundaki beton güvenlik duvarını, saatler süren uğraşıların ardından yerle bir etti.

Bir gökdelenin 22’nci katındaki İsrail Büyükelçiliği’ne giren göstericiler, boş elçilik binasını talan etti.

Mısır devlet televizyonu, İçişleri Bakanlığı'nın polis memurlarının iznini iptal ederek, hepsini göreve çağırdığını bildirdi. Mısır Başbakanı İsam Şerif de kabineyi kriz toplantısına çağırdı.

Erdoğan’ı bekliyoruz

KAHİRE’deki İsrail Büyükelçiliği önündeki göstericiler arasında Başbakan Erdoğan’ın posterlerini taşayınlar da vardı. Bir gösterici “Erdoğan’ın İsrail politikasını destekliyoruz, Mısır’ın da Türkiye gibi İsrail Büyükelçisi’ni kovmasını istiyoruz. Başbakan Erdoğan’ı destekliyoruz ve ziyaretini dört gözle bekliyoruz” dedi.

9/04/2011

seyyah1906

chp'den soru önergesi ramazan ayı boyunca terörle ilgili farklı bir planlama yaptınızmı

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na terörle ilgili soru önergesi verdi.
15 Temmuz-3 Eylül arasında terör örgütü tarafından gerçekleştirilen saldırılarda şehit olan güvenlik güçlerinin sayılarının yer aldığı Özcan'ın soru önergesinde, Erdoğan'ın AKP'nin 10. kuruluş yıldönümü etkinliklerindeki, "Artık bıçak kemiğe dayanmıştır diyorum. Ramazana hürmeten biz şu anda sabrediyoruz ama Ramazanın bitiminden sonra bilesiniz ki bu ülkede barışın miladı, bu barış ayıyla beraber, bu dayanışma ayıyla birlikte çok daha farklı olacak. Ne derlerse desinler, ne söylerlerse söylesinler. Bunun faturası ağır olacaktır" şeklindeki sözlerine atıfta bulunuldu.


'Açılım süreci aynı kararlılıkla sürecek mi?'

Erdoğan'ın sınır ötesi harekâtın tek başına çözüm olmadığı, yurt içinde de arazi arama-tarama faaliyetlerine ağırlık verilmesi gerektiği, ayrıca, kırsalın yanı sıra merkez ve ilçelerde başta olmak üzere bölgedeki birçok yerleşim merkezinde de bölücü örgüt unsurlarına yönelik operasyonlar yapılması gerektiği yönündeki değerlendirmelerini hatırlatan Özcan, Başbakan'a "Ramazan ayı ve bayramı geride kaldı. Sabırla beklediğiniz Ramazan ayı boyunca, terörle ilgili farklı bir planlama yaptınız mı" sorusunu yöneltti.

Özcan'ın Erdoğan'ın cevaplamasını istediği sorular şöyle: "Ramazanın bitiminden sonra 'çok daha farklı olacak' şeklindeki sözünüz ile neyi kastettiğinizi kamuoyu ile paylaşmayı düşünüyor musunuz? Bundan sonraki süreçte hükümetiniz için terörle mücadele mi, yoksa müzakere mi öncelikli olacaktır? Önümüzdeki süreçte İmralı'da hükümlü bulunan terör örgütünün başı ile görüşmeyi sürdürecek misiniz? İki yıl önce başlatmış olduğunuz açılım sürecini aynı kararlılıkla sürdürmeyi düşünüyor musunuz?"

9/01/2011

seyyah1906

ak parti milletvekili mehmet metiner youtube sitesindeki ses kaydı için pkk tezgahı dedi

Kısa süre önce PKK'nın suikast planladığı iddialarıyla gündeme gelen Metiner'e ait olduğu iddia edilen ses kaydı, Youtube adlı internet sitesine yüklendikten kısa süre sonra özellikle Kürt orijinli internet siteleri tarafından kopyalandı. Ak Parti'den milletvekili seçilen Metiner, yasadışı kayıt olması nedeniyle Milliyet'in içeriğine yer vermediği, Erdoğan'ın Metiner olduğu iddia edilen kişi tarafından ağır biçimde eleştirildiği kaydı, şöyle değerlendirdi:
"Ses bana ait ama 10 günden bu yana Adıyaman'dayım. Bu seçmenlerimle yaptığım bir konuşma değil. Tamamen bir komplo, bir tezgah. Kaç gündür yanımızda insanlarla dolaşıyoruz. Kim ne konuştuğumuzu biliyor. PKK'nın tezgahı bu. İsmimden, varlığımdan, örgütün rahatsız olmasından kaynaklı. Ses bana ait, teknik olarak ne yaptılar bilmiyorum. Kim bunu internete düşürmüşse namertlik etmiştir. Düşmanın da mert olmalı. PKK'nın çirkin komplosudur. O sözler, bugüne ait sözler değil bir defa. Erbakan'dan bahsediliyor, gelenek, yenilikçilerden bahsediliyor. Belki HADEP'te siyaset yaptığım 2000'li yıllarından başında, Avrupa'daki ziyaretlerde bazı açıklamalar yapmışsam, bunun üzerinde oynamalar yapılmış olabilir.

Benim için şereftir
Sadece, anadil konusundaki yasakçı uygulamaların antidemokratik olduğuna inanıyorum. Buna, bu kaset iddialarına yanıt vermek bile beni utandırıyor. Benim Başbakan'ı ve siyaset anlayışını nasıl savunduğum herkes tarafından biliniyor. Kim tarafından yüklendiğini göstermek için suç duyurusunda bulunacağım."
(Milliyet)


8/28/2011

seyyah1906

ak partide abdullah gülün ikinci defa seçilmesini engelleme formülleri aranıyor

AKP'de Gül'ün 7 yıl görevde kalıp 2014'te inmesi görüşü ağırlık kazandı.

AKP, yarın Köşk’te 4. yılını tamamlayacak olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresini büyük ölçüde netleştirirken ikinci kez aday olmasının önünü kesecek formüller üzerinde duruyor. AKP’de Gül’ün 7 yıl görevde kalıp 2014’te inmesi görüşü ağırlık kazandı. Böylece Gül’ün önceki cumhurbaşkanları gibi 7 yıllığına bir kerelik cumhurbaşkanlığı yapması, 5+5’ten yararlanmaması amaçlanıyor.
Cumhuriyet'in haberine göre, Gül, cumhurbaşkanı olarak 4. yılını doldururken görev süresine ilişkin belirsizlik hâlâ giderilemedi. Gül’ün görev süresine ilişkin belirsizlik Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu konuda bir takvim yapmayışından kaynaklandı. 2007’de referandumla yapılan anayasa değişikliğiyle süre 5 yıla indirildiğinden 5. yıla girilmesi nedeniyle Gül için “topal ördek” yorumları da yapılmaya başlandı. Gül de daha önce görev süresinin belirlenmeyişinden duyduğu kaygıları birkaç kez dile getirdi. Ancak 12 Haziran seçimlerinde alınan yüzde 50’lik oyla birlikte ekim ayında TBMM’nin açılması öncesinde görev süresine ilişkin partinin görüşü netleşmeye başladı. Daha önce parti ve hükümet içinde Gül’ün görev süresinin 5 yıl ve 7 yıl olduğu şeklinde iki görüş bulunuyordu. Ancak artık ağırlıklı görüş Gül’ün görev süresinin 7 olduğu noktasında oluştu. Hesaplar, Gül’ün 2014’e kadar görevde kalması üzerine yapılmaya başlandı.

AKP’de Gül’ün görev süresi 7 yıl olarak belirlenirken anayasadaki 5+5 düzenlemesi nedeniyle ikinci kez adaylık talebinde bulunmasının önüne geçilmesi amacından da hareket edildi. Buna göre Gül’ün 7 yıl görevde kalması ve bir daha aday olamaması formülü şöyle gerekçelendiriliyor:

“Gül, Meclis tarafından 7 yıllığına bir kereliğine cumhurbaşkanı seçildi. 7 yıllığına ve bir kereliğine seçilen son cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ve 5+5 düzenlemesiyle ikinci kez seçilebilmesine imkân veren anayasa değişikliği ise Gül, Köşk’e çıktıktan sonra gerçekleşti. Bu değişiklik Gül’ün durumunu kapsamıyor. Dolayısıyla Gül, 7 yıl süreyle cumhurbaşkanlığı yapacak ve yeniden aday olamayacak. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi ve ikinci kez 5 yıllığına aday olabilmesi süreci Gül’den sonra gelecek isim için geçerli olacak. Görev süresine ilişkin anayasa değişikliği ilk kez Gül’ün ardından gelecek cumhurbaşkanıyla başlayacak.”

Partide bu görüşün, 7 yıl kararıyla birlikte Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da başkanlık sistemi konusunda ısrarlı olmaması durumunda 2014’te Köşk’e çıkmayı hesaplamasından kaynaklandığı belirtiliyor.

8/17/2011

seyyah1906

turgut özal'dan tayyip erdoğan'a kadar 23 yıldır bıçak kemiğe dayanmış sonuç?

Terörle mücadele konusunda sabrın son noktasına gelindiğini, Ramazan ayı olması sebebiyle bir müdahale yapılmadığını fakat Ramazan'dan sonra gerekli operasyonların başlatılacağını duyuran Başbakan Erdoğan 'bıçak kemiğe dayandı' sözleri ile terör konusunda gelinen son noktayı ifade etti.
Başbakan Erdoğan'ın terörle mücadele ile ilgili bu sözleri Sözcü gazetesinin sürmanşetinde 23 yıllık bir gerçeği de ortaya koydu.

1988 yılında Turgut Özal'ın terörle mücadele konusunda: 'Bu devlet haince kan döken teröriste bedelini ödetecek güçtedir.Artık bıçak kemiğe dayandı' dedi.
Bunu takip eden yıllarda Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve son olarak Recep Tayyip Erdoğan'da terörle mücadele ile ilgili 'Artık bıçak kemiğe dayandı' sözleri ile terörle mücadeleye tepkilerini aynı şekilde gösterdiler.

1988 yılından 2011 yılına kadar 6 Başbakan değişti fakat terörle mücadele konusunda 23 yıldır aynı sözler söyleniyor.

Şimdi merak edilen soru ise Başbakan Erdoğan'ın terörle mücadele konusunda eski liderlerden bir farkı olacak mı?

8/16/2011

seyyah1906

muharrem ince sayın başbakan pkk'ya gösterdiği hoşgörüyü bana göstermiyor

muharrem ince sayın başbakan pkk'ya gösterdiği hoşgörüyü bana göstermiyor
bana mübarek ramazanda dava açmış bugün 9 yıla yaklaşan akp iktidarında 822 çocuğumuz şehit olmuş pkk'nın elinde kaymakam var.
MUHARREM İNCE