En Yeniler
başbakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başbakan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6/08/2012

seyyah1906

hüseyin gülerce'den başbakana uyarı cuntacılarda oyun çoktur. Başkaları ile el ele tutuşurken, vefalı ellerden uzaklaşılırsa, geri dönülmez

Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce, Başbakan'a ard arda mesaj veren yazılarına devam ediyor. Bugünkü yazısında da ilginç bir uyarı yaptı.

 
Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce'nin o yazısı

Ya beklenen netice alınamazsa?

Başbakan Erdoğan, önceki akşam A Haber'de, günlerdir tartışılan özel yetkili mahkemelerle ilgili değişiklik hazırlığını doğruladı. Hükümetin bu konudaki duruşunu netleştirdi.



Sayın Başbakan, söz konusu mahkemelerle ilgili tartışmanın, savcıların, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı "şüpheli" sıfatıyla ifadeye çağırmasıyla başladığını belirterek şunları söyledi:



"Bu gerçekten kabul edilir bir yaklaşım tarzı değildir. Devletin işleyişine çomak sokuluyor. Bu iyice çizmeyi aşan bir şey oldu. Bir Başbakan olarak direkt bana bağlı olan müsteşarıma sahip çıkmazsam, ona talimatı veren benim. Alacaksanız beni alın. Çok yanlışlar yapılıyor. Demek ki bu madde haddinden fazla bir yetki alanı doğuruyor, 'biz devlet içinde devletiz' havasına sokuyor. Burada bizim bu işin işleyişi üzerinde düşünmemiz lazım. Biz bu konudaki mücadelemizi vereceğiz tabii ki ama 250 (CMK) bütün yetkileri kendisinde toplamış ve bunu da istedikleri gibi kullanıyorlar. Birilerinin kendisini devlet üstünde bir güç olarak görmesi ve 'istediğimi ifadeye çağırırım' anlayışı kabul edilemez. Tutuksuz yargılanabileceği halde maalesef tutuklu yargılanan insanlar var. Bu süreci bizim çok daha farklı bir şekilde yumuşatarak atlatmamız lazım."



Bu ifadeler çok açık. Özel yetkili mahkemelerin savcı ve hâkimlerini Sayın Başbakan; "çizmeyi aşmak", "devletin işleyişine çomak sokmak", "verilen yetkileri istedikleri gibi kullanarak devlet içinde devlet haline gelmek"le eleştiriyor. Başbakan Erdoğan son derece kararlı. Belli ki, özel yetkili mahkemelere ciddi bir sınırlama getirilecek. Bu durumda yaygın endişe kaynağı olan; "Devam eden darbe teşebbüsü ve darbe davalarının özü zedelenmeyecek mi?" sorusuna da Başbakan cevap verdi. "Bu haberlere aldanmayın. Darbelerle mücadele asla sonlanmaz. Ergenekon, Balyoz, çeteler, mafyalarla mücadele gayretini şimdiye kadar biz göstermedik mi? Bu adımları biz atmadık mı? Buradan geri adım atmamız söz konusu değil." dedi.



Maalesef bir savcının özensiz, hatta biraz da "güç bende" tavrıyla attığı adımın getirdiği bir kavşaktayız. Sayın Başbakan kendi açısından -dileriz hissiyata yenik düşmüyordur- haklı bir adım atıyor olabilir. Lâkin birkaç hususu hatırlatarak tarihe not düşmek de bizim yazar sorumluluğumuz.



Birincisi, özel yetkili mahkeme savcı ve yargıçları, bu ülkede yüzyıllık vesayet sistemini çözdüler. Kimsenin cesaret edemediğini, evet kahramanca yaptılar. Birkaç hatadan dolayı onların devlet ve ülke için yaptıklarını zan altında bırakacak, onları pasifize edecek adımlar, telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilir...



İkincisi, devam eden darbe davalarının özü zedelenirse, bu davaların sulandırılması, bulandırılması ve itibarsızlaştırılması için direnen, çabalayan Ergenekon dostlarının oyununa gelinmiş olur. Nitekim şimdiden, ellerini ovuşturanlar, zil takıp oynayanlar, intikam ve rövanştan söz edenler var...



Üçüncüsü, yakın tarihin derslerini unutmamak gerekir. 1974 affına, Rahşan affına bakıldığında, istenenle sonuç arasında, korkunç bir uçurum görülür... Özel yetkili mahkemelerle ilgili değişiklikler sayesinde, topluca tahliye edilecek yüzlerce sanığın portreleri, AK Parti'yi ummadığı bir sıkıntıya sokabilir. Uludere olayındakinden daha büyük bir kırılma noktası oluşabilir. AK Parti, kendini anlatamaz hale gelebilir. Siyasî istikrarsızlık, ekonomik istikrarsızlığa ve kaosa dönüşebilir. (Kimileri diyor ki "sana ne kardeşim AK Parti'den?" Ben de diyorum ki; meseleye parti, hükümet açısından değil, Türkiye'nin istikrarı açısından, demokratikleşme açısından bakmalı. "AK Parti gittiğinde yerine ne gelecek, demokratikleşme devam edebilecek mi?" Siz de bunun cevabını verebiliyor musunuz?)



Dördüncüsü, cuntacılarda oyun çoktur. Başkaları ile el ele tutuşurken, vefalı ellerden uzaklaşılırsa, geri dönülmez bir akşamın ufkuna yürümek de var. "Süreci yumuşatarak atlatalım" derken, vesayetçilerin oyununa gelmek de var...

3/06/2012

seyyah1906

başbakan erdoğan'ın iki yıl ömrü kaldı yalanı ortalığı karıştırdı

Başbakan'ın cerrahı Prof. Dr. Buğra Taraf'a konuştu: "Külliyen yalan..."

Stratfor'un "derin posta"sına yansıyan iddia, Başbakan Erdoğan'ın ameliyatını gerçekleştiren ekibin başı Prof. Dr. Dursun Buğra tarafından yalanlandı.
Buğra, Taraf'ın söz konusu mesajı kendisine okuması üzerine, "Tamamen dedikodu, ben bu konuda böyle bir mülahazada bulunmadım" dedi. Mesajdaki değerlendirmenin içerik olarak gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, böyle bir prognozda bulunulup bulunulamayacağı konusundaki sorumuza Prof. Dr. Buğra şu yanıtı verdi:

"Külliyen yalan ifadelerdir. Bu ifadeler Başbakan'ın sağlığıyla ilgili gerçeği yansıtmamaktadır ve benim de böyle bir ifadem olmamıştır. Bir kere, bir hasta hakkında etik olarak kimseye böyle bir bilgi verme hakkımız yoktur. Başbakan'ın sağlığıyla ilgili olarak da zaten bütün açıklamalar, benim tarafımdan değil, her zaman resmî kanallardan yapılmıştır."

Başbakan'ın ameliyatına giren Prof. Dr. Taşçı: "Ortada tümör bile yok"

Başbakan'ın annesi merhume Tenzile Erdoğan'ı ameliyat eden ve Başbakan'ın ameliyatını gerçekleştiren ekipte yer alan Prof. Dr. Hasan Taşçı da Taraf'ın sorularını yanıtladı. Prof. Dr. Taşçı, Stratfor'un iddiasını kendisine ilettiğimizde, "Ben ekibin başı değildim. Sadece gözetmen olarak ameliyata katıldım ama Başbakan'ın sağlığıyla ilgili böyle bir değerlendirme yapılamaz" dedi. Erdoğan'ın ikinci ameliyat sonrasındaki durumunu ve Stratfor'un "olumsuz prognoz" iddiasını teyid eden bir endişenin olup olmadığını sorduğumuz Prof. Dr. Taşçı şu yanıtı verdi:

"Hayır, kesinlikle böyle bir şey söylenemez. Ortada kanser filan yok. Ortada tümör yok ki böyle bir şey söylenebilsin. Tıbbî açıdan bu değerlendirme kesinlikle doğru değil."

1/10/2012

seyyah1906

bir şeyi merak ediyorum genelkurmay başkanı terörist olursa başbakan'ı ne olur


CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, fezleke soruşturmasının ardından CHP grubunda konuştu. İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:
-Hiç meraklanmayın. Dinlemeselerde dinleteceğiz onlara. 'Hukukun üstünlüğü nedir' öğreteceğiz onlara. Herkesin hukuk özgürlüğü var, demokrasi özgürlüğü var.


Türk-İş'e eleştiri

Hatırlarsanız geçen hafta koşulsuz Türk-İş'i eleştirmiştim.Eleştirdim gün Türk İş bana bir mektup göndermiş. Mektupta diyor ki ,CHP genel başkanı bu eleştiriyi yaparak Türk İş bizim arka bahçemiz olsun diyor. Bunun kadar sığ bir anlayışı şiddetle reddediyorum.

Aksine hiçbir siyasi partinin arka bahçesine dönüşmesini istemiyoruz, her ortamda ad bunu reddederiz. Cümleyi aynen okuyorum: “Türk İş zam oranına itiraz etmiş ancak daha az zamma muhtaç etmemek için onaylamıştır.”

Senin görevin korkuya direnmektir. Asgari ücret düşükse bunu haykırmak ve söylemektir. Bir Türk İş düşünün korku imparatorluğuna şantaja teslim oluyor. Ya imzala ya da küçük zam vereceğiz dediler o da paşa paşa bastı imzayı.



Gazeteciler günü

Bugün 10 Ocak Dünya Gazeteciler Günü, bizim 1961 yılında kabul ettiğimiz gün. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz durum bunu özgürce kutlamamıza izin vermiyor. Basın özgürlüğünün yitirildiği bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün değildir.

Medya demokrasi ile vardır, yanlıştır. Demokrasi, özgür medya ile vardır. O ses, kendi uçağı ile bombalanan 35 kişinin sesidir. Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil herkesin özgürlüğüdür.


"Hapisteki gazeteci sayısı açısından dünyada ikinciyiz"


Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil hepimizin özgürlüğüdür. Bugün itibariyle 97 gazeteci içeride tutuluyor. Bunların 18’i kadın. Bu 12 Eylül’de bile görülmemişti. Seçimden sonra hapse atılan gazeteci sayısında büyük bir artış var. Hapisteki gazeteci sayısı açısından dünyada ikinciyiz.

Bugünü Çalışan Gazeteciler Bayramı yapan 50 yıl önceki meslektaşlarının kahramanca direnişini bugünkü gazeteci arkadaşlarıma hatırlatmak isterim. Ben kahramanca direnen o gazetecilerin önünde saygıyla eğiliyorum. 2012 Türkiye’sinde basın özgürlüğü açısından 10 Ocak 1961’in gerisindeyiz.


"Başbakan'a soruyorum"

Başbakan’a sormak istiyorum şiir okuduğu için hapse atılmakla, kitap yazdığı için hapse atılmak arasında ne fark var. Dünün mazlumu bugünü zalimi oldu.

Her şeyimiz eksikti bir de terörist Genelkurmay başkanımız oldu. Özel yetkili savcıların daha yaratıcı olmalarını bekliyorum daha iyi espriler bulabilirler.

Ama bir şeyi merak ediyorum genelkurmay başkanı terörist olursa Başbakan’ı ne olur. Allah size akıl fikir izan versin.


"Onları mizah dergilerine havale ediyorum"

İnsaf denen bir şey var. Onları ciddiyete davet ediyorum ama içimden geldi söylemeden yapamayacağım mizah dergilerine havale ediyorum.

Sayın İlker Başbuğu bu hükümetin onayıyla orgeneralliğe terfi etti, kuvvet komutanlığına getirildi ve genelkurmay başkanı oldu. Nasıl oluyor da bütün bunlardan sonra böyle bir tabloyla karşılaşıyoruz.


"Bu davanın hala savcısı mısın?"

İki ihtimal var. Ya başbakan İlker Başbuğ’un terör örgütü yönettiğini biliyordu ama suç çıkarmadı. İkinci ihtimal Başbakan İlker Başbuğ’un terör örgütü yönettiğini bilmiyordu. Bu daha büyük bir suç o kadar istihbaratın var ama bunu bilmiyorsun. Bir ihtimal daha var. Ben biliyordum ama gücüm yetmiyordu şimdi gücüm yettiği için içeri aldırdım. O zaman demek ki mahkemeler sizin emrinizde. Sayın başbakan siz bu davanın hala savcısı mısınız.

Herkesi demokrasi ve hukuka bağlı olmasını istiyorum. Hukukun üstünlüğüne ve kamu vicdanına inanacağız.


İstihbaratı nereden aldınız?

Uludere’de öldürülen vatandaşlarımızın nasıl öldürüldüğünü sormaya devam edeceğiz. Önce bu bombalama oluyor, sonra emekli genelkurmay başkanı tutuklanıyor ve en sonunda ana muhalefet lideri için fezleke hazırlanıyor. Hepsi 12 günde oluyor.

Uludere’de istihbaratı kimden aldınız diye tekrar soruyoruz. Bu istihbaratı Heronlardan mı aldınız yoksa İncirlik’e konuşlanmış İHA’lardan mı aldınız? Açıkça söylüyorum: İsrail’den mi aldınız, Amerika’dan mı aldınız?

Neden gerçeği açıklamıyorsunuz neden halktan gizliyorsunuz? Yoksa bunu açıkladığınızda ülke güvenliğini ihale ettiğiniz odakların halk tarafından öğrenilmesinden mi korkuyorsunuz?

İşte kendi ülke güvenliğini başkasına ihale edenlerin düştüğü durum. Bu olay Avrupa’da olsaydı ne olurdu? Hemen sorumlular görevden alınır savunma Bakanı da istifa ederdi. İstifa etmesi için demokrasiyi benimsemiş olması, halkına saygı duyması ve ar damarının çatlamaması lazım.


"Bu adil yargı kitap toplatan yargıdır"

Yerine gelince belgem var diyorsun şu istihbaratı kimden aldın onu da bir açıkla. Dokunulmazlığımın kaldırılması için fezleke hazırlandı. Bunların adil yargısı basılmamış kitabı toplatan yargıdır. Bunların adil yargısı parasız eğitim isteyen öğrencileri aylarca içeride tutan yargıdır. Eski bir genelkurmay başkanının terörist diye tutuklama bu arkadaşlara nasip olmuştur. Önümüzde Deniz Feneri davası varken siz mi adil yargılamadan söz edeceksiniz.


"Dilekçemi göndereceğim"

Benim dokunulmazlığa ihtiyacım yok dilekçem burada grup toplantısından soran göndereceğim. Ben korkuyla siyaset yapanlardan değilim. CHP Genel başkanı ile hesaplaşmak mı istiyorsun kaldırın dokunulmazlığımı.


"Darağacına da çıkartsanız"

Ben sizin özel yetkili mahkemelerinizden korkma onarlın savcılarıyla yıldıramazsınız. Siz kim oluyorsunuz. Siz kime diz çöktürmek istiyorsunuz. Ben sizden çekinmem ben sizin ağa babalarınızdan da çekinmem. Ben sadece milletimin önünde eğilirim. Beni hapse atmak değil darağacına da çıkartsanız söyleyeceğim budur.

1/04/2012

seyyah1906

uludere olayı kılıçdaroğlu ile beşir atalayı karşı karşıya getirdi



uludere olayı kılıçdaroğlu ile beşir atalayı karşı karşıya getirdi

chp başbakandan atalayı görevden almasını istemişti atalayın cevabıda yine koltuk üzerinden geldi sen lider olamadınki dedi işte düellesu protestosuyla siyasetteki uludere

12/05/2011

seyyah1906

ülkenin başbakanı hasta yatağında yatarken takım arkadaşlarının rol kapmaya çalışması

Muharrem İnce, TBMM’de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Gül’ün, Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunu bir kere daha görüşmek üzere TBMM’ye iade etmesiyle ilgili düşünceleri sorulan İnce, şunları söyledi:
"Şu ana kadar toplumu yakından ilgilendiren, rahatsız eden onlarca
yasanın AKP tarafından dayatma ile, AKP çoğunluğunun gücü ile çıkarılmış, onlarca
yasayı geri göndermemesine rağmen bugün 4 partinin de imzaladığı bir yasayı geri
gönderiyor.

Buradan şu sonuç çıkıyor: Bir ’AKP’ye tek başıma karşı koymadım. Çünkü
AKP’nin tek başına kanun teklifi değil’. İki rol kapma sevdasında mı? Üç,
Cumhurbaşkanlığı görevini yeni mi hatırladı? Şimdiye kadar neredeydin? Bu çok
ilginç, gerçekten şaşkınım. Kahramanlığa mı soyunuyor?"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın açıklamalarına da değinen İnce,
"Hele Bülent Arınç’ın açıklamaları. Ona gerçekten yakıştıramadım. Hasta
yatağında birisi var. Partinin Genel Başkanı ve bu ülkenin Başbakanı. Başbakan
hasta yatağında Bülent Arınç liderlik sevdasında. Gerçekten ilginç. Çok
şaşkınım" diye konuştu.

"Sağlığına dua ediyorum"

Ana muhalefet partisinin grup başkanvekili olarak kendisinin Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlığına dua ettiğini ifade eden İnce, "Bu ülkenin
Başbakanı, insan. Konuşurken nezaket dahilinde konuşmaya çalışıyorum. Hasta bir
insanı incitmemek istiyorum. Gerçekten bir kaç gündür alt perdeden sakin
konuşuyoruz. Sayın Bülent Arınç liderlik sevdasında, Sayın Abdullah Gül liderlik
sevdasında" dedi.

İnce, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ameliyat olmuş hasta yatağında bir Başbakan. ’Buradan ben çıkar mıyım’
diye veto eden bir Cumhurbaşkanı. Ben ’Biat etmedim’ diyen bir Bülent Arınç. Ayıp
yakışmıyor. Başbakanın hastalığından yararlanarak liderlik sevdasına düşmüşler,
hiç yakışmıyor. Bunca yıllık arkadaşlar. ’Ya sen, ya Abdullah Gül ya benim’.
Tekrar bu noktaya mı geldik. Ben yakıştıramıyorum. Gerçi başka bir partinin
sorunu bu. Ama ülkenin Başbakanı hasta yatağında yatarken takım arkadaşlarının
rol kapmaya çalışması... Siyaseti bu platformda görmek istemiyorum. Siyaset bu
platformda olmamalı. Daha düz daha saf daha iyi niyetli bir platformda
olmalı."

Cezalar ağır

İnce, yeni bir kanun tasarısı hazırlanıp hazırlanmayacağı yönündeki bir
soruya "Bilmiyorum arkadaşlarla değerlendirme yapmadım" dedi. İnce, yasadaki
cezaların ağır olup olmadığı sorusuna da "Kişisel fikrim bence ağır" cevabını
verdi.

İnce, Başbakan Yardımcısı Arınç’ın, PKK’nın üst düzey yöneticisinin
yakalandığına dair açıklamalarının hatırlatılması üzerine "Sayın Arınç’ın
bugünlerde devlet işleri ile ilgili söylediklerini bir kere daha teyit etmek
lazım. Çünkü kişisel hırsları ile ilgileniyor. Bu ara yanlış yapabilir. Umarım
öyledir. Teyide muhtaçtır diye düşünüyorum" dedi.

11/21/2011

seyyah1906

bedelli askerlik için başbakan tayyip erdoğan'ın 12 haziran seçimleri öncesi yaptığı açıklama



video 12 Haziran seçimlerinden öncesine ait. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bedelli askerlik ile ilgili yaptığı bir açıklama Başbakan Erdoğan, " Parası olan bastıracak parayı askerlikten kurtulacak, parası olmayan gidecek askerlik yapacak. Vatandaş bu işe karşı. Biz yola kimsesizlerin kimi olarak çıktık. Böyle bir sorumluğun altına imza atmam " dedi.