
basın toplantısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basın toplantısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2/07/2015

Haluk Koç "Başbakan'a siyasette kesilen rol Küçük Hüsamettin tipi"
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Profesör Doktor Haluk Koç'un 7 Şubat 2015 Tarihinde düzenlemiş olduğu basın toplantısının tamamı Haluk Koç konuşmasında Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu eleştirdi Haluk Koç "Başbakan'a siyasette kesilen rol Küçük Hüsamettin tipi" dedi
1/14/2015

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç 14 Ocak 2015 Basın Toplantısı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç 14 Ocak 2015 Basın Toplantısı Haluk Koç Cumhuriyet Gazetesinin Charlie Hebdo dergisinden alıntıları yayınladığı için uğradığı baskılardan söz ederek başladı
9/10/2011

gürsel tekin'den erdoğana bülent yıldırımı MOSSAD'ın önüne attınmı atmadınmı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, partisinin İstanbul İl Başkanlığında düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP'yi susturmaya çalışacağına,
Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Gazze'dekilere yaşattıkları hezimetin hesabını vermeleri gerektiğini söyleyerek, ''Bu hesap onlardan sorulacaktır. Bu hezimetin sorumluları işledikleri günahın bedelini ödeyinceye kadar yakalarını bırakmayacağız'' dedi.
''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun son açıklamalarının suçluluğu, ezikliği ve çaresizliği yansıttığını'' da belirten Tekin, ''Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı sadece beceriksiz ve basiretsiz davranmamışlar aynı zamanda görevlerini ihmal ederek, suç işlemişlerdir'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın ''Bu rapor ellerine ne zaman geçmiştir? Başbakan bu rapor hakkında ne biliyordu? Ne zamandan beri biliyordu ve ne yaptı? Müzakerelerde temsilcimiz Sanberk'in 29 Nisan 2011 tarihinde bu rapor hakkında kamuoyuna verdiği bilgilerden başbakanın haberi var mıydı, yok muydu? Bir başbakanın böylesine önemli bir konuda devleti temsil eden kişinin açıklamasını görmemesi mümkün olmayacağına göre neden müzakereleri o noktada kestirmedi? Neden bu rapor hukuki bir belgeye dönüşene kadar masada kaldı?'' sorularına yanıt vermesini isteyen Tekin, 15 aylık müzakere süreci hakkında kamuoyuna, muhalefete ve parlamentoya en ufak bir bilgi verilmediğini söyledi.
''Dış politikayı PR konusu olarak görüyor"
Gürsel Tekin, ''Başbakan Erdoğan'ın her olayda olduğu gibi Türkiye'nin en önemli dış sorunlarını bir PR konusu olarak gördüğünü, mantalitesi ve kafasının çalışma şeklinin böyle olduğunu'' söyleyerek, şöyle konuştu:
''Başbakan Erdoğan, perdenin önünde başkadır, arkasında bambaşka bir adamdır. Sayın başbakana soruyorum; perdenin önünde Mavi Marmara'yı sahiplenirken, perdenin arkasında İsrail'e şirin görünmek için bu yardım faaliyetini organize eden İHH başkanını 'İran servisinin adamıdır, benim ona sözüm geçmiyor' diyerek, İsrail hükümetine jurnalledin mi, jurnallemedin mi? Sayın Bülent Yıldırım'ı MOSSAD'ın önüne yem olarak attın mı, atmadın mı? Sayın dışişleri bakanına soruyorum; bu raporun kaç sayfalık lahikası var? Bu lahikada neden bahsediyor? Bu lahika tamamlanıncaya kadar neden görüşme masasından kalkmadınız? İşlem tamamlansın, İsrail Gazze ablukasını meşrulaştıran hukuki bir belgeye sahip olsun diye mi? Hangi avukat ya da kaç avukat İsrail'e böyle bir hizmeti sunabilirdi? Bu şartlar altında İsrail'in avukatı kim oluyor, siz mi, biz mi? Başkalarına çamur atarken, zannediyorlar ki, milletin hafızası balık hafızasıdır ve her şeyi hemen unutur.''
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, Başbakan Erdoğan'ın, ''Yahudi Cesaret Ödülü'' olan ''Davut Boynuzu Ödülü''nü 2004 yılı Ocak ayında ABD'de aldığını, bu ödülün tarihinde ilk kez bir Türk'e verildiğini anımsatarak, ''Başbakan bu ödülü neyin karşılığında hak ettiğini eminim çok iyi biliyor. Şimdi başbakanın hak ettiği 2 yeni Davut Boynuzu ödülü daha var. Bunlardan birisi son açıklanan BM Mavi Marmara raporunda 'Gazze'ye abluka uygulamak İsrail hakkıdır' kararının çıkmasına neden olduğu içindir. Bir diğeri ise İsrail'in güvenliğini sağlamak için Türkiye topraklarında füze kalkanı kurulmasına izin verdiği içindir'' diye konuştu.
Türkiye'ye İsrail karşısında yaşattığı tarihi hezimet dolayısıyla Erdoğan kadar Davutoğlu'nun da bu ödülü almaya hak kazandığını kaydeden Tekin, şunları kaydetti:
''Sayın Dışişleri Bakanı yanlışa yanlış dediğimiz için bizi kınamış. Sayın bakan, şu andan itibaren o makamda fuzuli işgalci konumundadır. Bu kadar kısa zamanda nasıl bu noktaya geldiğini, Türk dış politikasını nasıl eline yüzüne bulaştırdığını, o meşhur politik öngörülerinin nasıl birer birer iflas ettiğini iyi tahlil etmelidir. Sayın Davutoğlu ile birlikte Türk dış politikasında gerçekliğin yerini megalomani almıştır. Dış politika bir Davutoğlu şova dönüştürülmüş, dış politika ve Türkiye'nin yüksek çıkarlarıyla ilgisi olmayan hesaplara kurban edilmiştir.
AKP sözcülerinden birisi 'Küresel iradenin bir parçası' olmaktan söz ediyor. Kimdir bu küresel irade? Küresel iradeye ram olmuş bir dış politikanın milli menfaatlere hizmet etmesi beklenebilir mi? Beklenmez ama 'Beni deliğe süpürmeyin, ben daha çok işinize yararım' diyen bir başbakanın sözcüsünden de başka bir açıklama beklenemez. Millet iradesinin değil, gayri milli bir iradenin parçası olursanız, 'sıfır sorun' politikanız, 'elde var sıfır' politikasına dönüşür. İtiraf etmeliyiz ki sayın Ali Babacan bile Davutoğlu'ndan daha başarılıdır, hiç değilse etliye sütlüye karışmamış, hükümetin ve Türkiye'nin başına ekstra gaileler açmamıştır. İsrail ve Yahudi lobisiyle ilişkilerinden ellerinde sadece 'Davut Boynuzu' isimli 'Yahudi Cesaret Ödülü' kalmıştır. Sayın Davutoğlu bundan sonra gerçekten Türkiye Cumhuriyeti devletinin dışişleri bakanı olmak niyetindeyse bu boynuzu iade ederek işe başlamalıdır.''
9/08/2011

hüseyin çelik: kılıçdaroğlu mezhep yakınlığı dayanışmasıylamı suriye'ye bu manada sahip çıkıyor
Çelik, muhalefetin, hükümetin dış politikasına ilişkin eleştirileriyle ilgili olarak, ortalığı karıştıracak iddialarda bulundu...
Mezhep dayanışmasına vurgu yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP'lilerden büyük tepki aldı...
Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, dün yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı hakkında bilgi verdi, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
AK Parti’nin büyük kongre sürecinin devam ettiğini, 2012 yılı Ekim veya Kasım ayında Kongrenin gerçekleştirileceğini hatırlatan Çelik, MYK toplantısında buna ilişkin değerlendirmeler ile iç ve dış gelişmelerin ele alındığını kaydetti.
Çelik, AK Parti’nin her yıl gerçekleştirdiği İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın bu yıl 14-16 Ekim tarihinde Kızılcahamam’da gerçekleştirileceğini de duyurdu.
Türkiye ve İsrail ilişkilerinin de toplantıda gündeme geldiğini belirten Çelik, ikili ilişkilerin geldiği noktayı geriye dönük süreci ele alarak anlattı.
-"CHP, TÜRKİYE’NİN BAAS PARTİSİDİR"-
Uluslararası meselelerde iç politika hesaplarının bir tarafa bırakılması gerektiğine dikkati çeken Çelik, ancak Türkiye’de muhalefetin bu konuda "kötü bir sınav" verdiğini, hatta "sınıfta kaldığını" söyledi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriye’deki gelişmelere ilişkin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını bu ülkenin iç işlerine karışmak olarak nitelendirdiğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu: "Ana muhalefetin lideri ’Sayın Başbakan (sabrımız taştı) diyor. Bu Suriye’nin iç işlerine müdahaledir. Bu bizim meselemiz değildir. Efendim siz savaşıyor musunuz?’ gibi beyanlarda bulunarak kendi elimizi güçlendirmek yerine, bir Baas rejimini savunma refleksine girmiştir. Niçin bunu yapmıştır? Biliyorsunuz CHP ile Arap ülkelerindeki Baas’cı rejimler arasında genetik akrabalık vardır. CHP, Türkiye’nin Baas partisidir. Ve Baas’çı rejimler biliyorsunuz otoriter yapıları itibariyle CHP’nin geçmişteki iktidarıyla aynı karakterdedir. Türkiye kendi Baas’çı rejiminden 1950’de demokratik yollardan, seçimle kurtulmuştur ve barışçı bir şekilde kurtulmuştur. Sandıkta bunu halletmiştir. Ama şimdi Arap ülkeleri kendi Baas’çı rejimlerinden, hepsinin partisinin adı Baas olması gerekmiyor bu bir zihniyet meselesidir, halk ayaklanmalarıyla kurtulmaya çalışıyor. Ve biz bu süreci destekliyoruz." Çelik, Türkiye’nin demokratikleşme adına "Arap Baharı" denilen süreci desteklediğini, Arap ülkelerinin bu demokratikleşmeyi gerçekleştirmesinin İsrail’in de işini zorlaştıracağını, İsrail’in bu demokratikleşmeden rahatsız olduğunu söyledi.
Çelik, muhalefetin Ortadoğu’daki gelişmelere Türkiye’nin yaklaşımını "sana ne?" diyerek eleştirmesinin doğru olmadığını belirterek, "Benim bitişiğimdeki komşum kendi evini yakma hakkına sahip değil. O evini yakarsa benim evim de yanar, benim evime de sıçrar" dedi. Türkiye’nin bir yol ayrımında olduğunu ve bu ayrımda etkin ve aktif dış politikadan yana tavır sergilediğini anlatan Çelik, ülkeler arası ilişkilerdeki asırlık sorunların bir anda çözülemeyeceğini, ancak kararlı olunması gerektiğini vurguladı.
Çelik, "Ana muhalefet lideri, Sayın Başbakanımızı, Hükümetimizi Arap Sokağına yönelik popülist bir politika izlemekle suçluyor. Biz kendi sokağımıza yönelik bile popülizm yapmıyoruz. Popülizmin ne olduğunu biz çok iyi biliyoruz. İngilizcede CHP’nin adı popülist partidir" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Başbakan Erdoğan’ın Yahudilerin verdiği cesaret ödülünü iade etsin" açıklamalarını da eleştiren Çelik, AK Parti’nin İsrail Hükümetinin politikalarına itiraz ettiğini, İsrail halkıyla, Yahudilerle bir sorunu olmadığını vurguladı. Çelik, AK Parti’nin hiçbir konuda toptancı bir yaklaşım içinde olmadığını, toptancılığın ırkçıların bir özelliği olduğunu kaydetti. Çelik, Mavi Marmara gemisine yönelik saldırı konusunda Türkiye’nin Lahey Adalet Divanı’na başvuru yapacağını da hatırlattı.
-"MEZHEP YAKINLIĞI DAYANIŞMASI MI?"
Muhalefetin dış politikaya yönelik eleştirilerinde Türkiye’nin çıkarlarını dikkate alması gerektiğini belirten Çelik, şöyle konuştu: "İsrail’le olan meselemiz bir uluslararası meseledir, milli meseledir.
Siyasi partilerin elbette politikalarımızı eleştirmek gibi bir hakkı vardır ama bunu yaparken Türkiye’yi haksız gören, diğer ülkeleri haklı kılan bir tutum içine girmelerini yadırgarız.
Niçin savunuyorsunuz Suriye’deki Baas’çı rejimi? Açıkçası aklıma başka kötü şeyler de geliyor. Suriye’deki Baas’çı rejim yüzde 15’lik kitleye dayanıyor.
Acaba Sayın Kılıçdaroğlu mezhep yakınlığı dayanışmasıyla mı Suriye’ye bu manada sahip çıkıyor? Bu da aklımıza gelir. Eğer böyle bir şey yapıyorsa bu daha da affedilmezdir. Siyasi partilerimizin makul meselelerde, makul bir zeminde bize muhalefet etmesi en tabi haklarıdır. Ama Türkiye’nin tezlerini zayıflatacak tutum ve davranışlardan kaçınmalarını da talep etmek bizim en tabii hakkımızdır." Açıklamalarında, NATO tarafından Türkiye’ye kurulması planlanan füze kalkanı konusuna da değinen Çelik, "Füze savunma sistemi bir NATO projesidir. Ve bu ilk gündeme geldiğinde Türkiye bu konudaki itirazlarını, tezlerini dile getirmiştir" dedi. Türkiye’nin bu tezlerinin kabul edildiğini de hatırlatan Çelik, Türkiye kurulanların füze rampası değil, radar sistemi olduğunun altını çizdi.
Çelik, NATO’nun Türkiye’de üye olduğu günden bu yana süreç içinde kurulan çok sayıda tesisi olduğunu belirterek, NATO’nun ortağı olmaya devam ettiği sürece benzerlerinin de yapılacağını kaydetti.
Çelik, "Bir Amerikan projesi, ABD’nin dayatması de değildir" dedi.
Çelik, bedelli askerliğin gündemde olup olmadığına ilişkin, "Bedelli askerlik, askerlik sürelerinin gündemde olduğunu biliyorum. Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Hükümetin gündeminde oldum olası olduğunu biliyorum. Ama ne yapıldı, nereye varıldı onu bilmiyorum. Sonuçlanırsa sizlerle paylaşırız" dedi.
9/07/2011

muharrem ince:kanları yerde kalmayacak diyen başbakan raporun açıklanmasının ardından nereye gitti
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, ''Yahudi sermayesiyle kanka olan bir iktidar vardı, ne oldu da Gazze ablukasını meşrulaştıran bir iktidar oldu?'' dedi.
İsrail'in hatalı olduğunu, kınadıklarını, uluslararası sularda silahsız insanlara, silahla müdahale ettiğini ve 9 Türk vatandaşının hayatını kaybettiğini anlatan İnce, İsrail'i kınamanın başka, Hükümet'in yanlışlarını söyleminin başka bir şey olduğunu ve ikisini birbirinden ayırt etmek gerektiğini ifade etti.
''AKP'li milletvekilleri de Mavi Marmara ile gidecekti, bunlara 'gitmeyin' uyarısı yapıldı. Bunlara 'gitmeyin' uyarısını kim yaptı? Milletvekillerinin canı can da yaşamını yitiren 9 vatandaşın canı can değil mi?'' diyen İnce, bazı sorular soracağını belirterek, şöyle konuştu:
''BM Güvenlik Konseyi'nin kınama kararı aldığını söyleyen ve Meclis'e yalan söyleyen Dışişleri Bakanı kim? Mavi Marmara olayından sonra 'kanları yerde kalmayacak' diyen Başbakan, raporun açıklanmasının ardından nereye gitti? Seçimden önce, meydanlarda 'yeni gemi de gidecek' dedi, gemi niye gitmedi, seçim malzemesi miydi? Tazminat ödenecekti ödenmedi. One minute şovu yapanlar, Mavi Marmara baskınını iç siyasete malzeme yapan ve geldiğimiz noktada diplomatik başarı kazandığını söyleyen Başbakan ne yapıyor?
İsrail'e karşı alınan önlemler arasında diplomatik ilişkilerin ikinci katip düzeyine düşürülmesi var. Ancak, ticari ilişkilerin devam edeceği söyleniyor. Bu tüccar siyasetin yeni bir tezahürü mü? Dün Başbakan açıklama yapıyor, ardından Başbakanlık yetkilileri düzeltiyor. Demek ki yine camdan okumamış irticalen konuşmuş olmalı ki yetkililer düzeltme yapıyorlar. Ticari ilişkiler ifadesinden savunma sanayine yönelik ticari ilişkilerin kastedildiği söyleniyor. İsrail Savunma Bakanlığı yetkilileri iki ülke askeri ilişkilerin halen devam ettiğini söylüyor. Bu yetkililer bunu neye dayanarak söylüyor? Acaba AKP Hükümeti döneminde İsrail ile imzalanan gizli anlaşmalara dayanarak mı söylüyor? AKP; İsrail ile gizli anlaşmalar yapan ve İsrail'in güvenliğini sağlayan bir partidir. AKP'nin İsrail ile gizli anlaşma yaptığını biliyorum. 2009 yılında verdiğim soru önergesine verilen yanıtta, açık açık söylüyorlar. Kabul ediyorlar gizli anlaşma yaptıklarını.''
İnce, Başbakan'a bir çağrıda bulunmak istediğini belirterek, ''Hükümetiniz döneminde İsrail ile yaptığınız gizli anlaşmaları alt alta yazın, onları da Sayın Bülent Arınç'a verin. Hem ağlasın, hem anlasın. 'Şu kadar gizli anlaşma yaptık' deyin, bir liste yapın. Sayın Bülent Arınç'a verin, ağlaya ağlaya okusun'' dedi.
''AKP'nin birbirine düşman iki ülkeyi Türkiye'ye düşman yapabilme başarısına sahip olduğunu'' iddia eden İnce, Suriye ile İsrail'in birbirine düşman iken Türkiye'ye düşman olduklarını, bunun da AKP hükümetlerinin başarısı olduğunu söyledi. Meclise bilgi verilmediğini belirten İnce, ''Coni'ler biliyor, milletvekilleri bilmiyor. Mecliste kapalı oturum yapın açıklayın bunları. Ben bilmiyorum da AKP milletvekilleri de bilmiyor. Bunu açıklama yetkisi Bülent Arınç'a verilmeli. Sayın Arınç, ağlayarak çok güzel yapacaktır bunu'' diye konuştu.
İnce, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in ''Bu bir füze kalkanı değil, radar üssüdür'' dediğini belirterek, ''Başbakan 'düğme bizde olacak' demişti, sonra 'düğme NATO'da olacak' denildi. 'Hedef İran değil' dendi, hedefin İran olduğu çok net ortada. Hedef İran değil de Papua Yeni Gine mi? AKP bir yandan İsrail'i tehdit eden, öbür yandan da İran'a karşı İsrail'i koruyan bir parti'' dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hem Yahudi Cesaret Ödülü hem de İslam'a hizmet ödülü aldığını, hangisini iade edeceğini merakla beklediğini ifade eden İnce, birinden birini iade etmesi gerektiğini söyledi. Bir Arap Dergisinin, 'Fransa'nın Libya petrollerinin yüzde 30'unu aldığını' yazdığını hatırlatan İnce, Başbakan'ın Kaddafi'den insan hakları ödülü aldığını, yakında da Fransa'nın kendisine bir devlet nişanı takacağını düşündüğünü ifade etti.
Deniz Feneri Davası
Deniz Feneri davası savcılarının görevden alınmasını savunan bir Hükümet ve Adalet Bakanı'nın olduğunu belirten İnce, şöyle konuştu:
''Görevden alınan savcıların yerine getirilen Harun Kodalak, daha önce Alman adli makamlarının Deniz Feneri davasında adli yardım talebini reddetmiş midir, hangi gerekçeyle reddetmiştir? Kodalak geçmişte AKP'lilerle ilgili hangi davalara bakmıştır? Örneğin Melih Gökçek'in davasını bakmış mıdır, sonuç nedir? Ömer Dinçer'in Çalışma Bakanı olduğu dönemde kendisi ve SGK yöneticilerine açılan davaya bakmış mıdır, sonucu ne olmuştur? Yasadışı dinlemelerle ilgili takipsizlik kararı vermiş midir? Deniz Feneri savcılarının görevden alınmadan önce Başbakan'ın Adalet Bakanı'na 'Deniz Feneri savcıları hala yerinde duruyor mu? Hatta çiftçiye söylediği bir söz vardı, Adalet Bakanı'na da o sözcüğü kullandığı doğru mudur? Deniz Feneri soruşturması esnasında arama yapılacağını ve önlem alınmasın söyleyen köstebek kimdir? Bu köstebeği ortaya çıkarmak görevi hükümetin görevidir. Ama bu köstebek Hükümetin içinde midir ki ortaya çıkarılmıyor? Bu köstebek, dönemin İçişleri Bakanı değilse, medyada adı geçen belediye başkanı değilse, kimdir? Bu sorumluluk Hükümetin değil midir? 2009 yılında bakanların istifasını sundukları bilgisinin 6 bakana doğrulatıldığı haberi çıkmıştı. Sayın Başbakan, 'alır o 6 bakanı kapıyla koyarım, köstebeği barındırmam' demişti. Şimdi o köstebek neden barındırılıyor?''
Deniz Feneri Davasının ''kuşa dönüştürüldüğünü'' iddia eden İnce, ''MASAK'ın hazırladığı raporu, kamuoyuna açıklamaya Başbakan'ın yüreği yeter mi, bu sorularıma cevap verecek bir babayiğit arıyorum'' dedi.
Bu dönemde ''bizden olan sütten çıkmış ak kaşıktır'' mantığının dayatıldığını söyleyen İnce, savcılar üzerinde baskı kurularak ''aklama paklama operasyonu'' yapıldığını belirtti.
İnce, ''bu davada çamaşır makinesi işlevi görenlerin, köstebeklik yapanların Müslümanlıkla ilgileri olmadığını, onların Müslümanlığı sadece siyaset ve ticaret için kullandıklarını, bunların maskelerini düşürmenin CHP'nin en öncelikli görevi olduğunu'' söyledi.
''Burnu sürtülmemiş hiçbir kurum kalmadı"
İnce, bir gazetecinin ''Başbakan bir C planları olduğunu söyledi? nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna, ''Alfabede 29 harf vardır. Bu gidişle Başbakan Z Raporunu alacaktır'' karşılığını verdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ''önceliklerinin tutuklu milletvekilleri olduğu'' şeklindeki sözlerinin hatırlatılması üzerine İnce, ''Tabii ki arkadaşlarımıza biz sahip çıkıyoruz. Ayın 19'unda duruşmaları var. Ben, bir grup milletvekili arkadaşımla duruşmaları izlemeye devam edeceğim. Ama Meclisin gündemini iktidar partisi belirliyor. Umarım geçmişte attıkları imzaya bağlı kalırlar'' diye konuştu.
İnce, TÜBİTAK ile ilgili KHK'leri nasıl değerlendirdiği sorusuna karşılık, ''Türkiye'de fethedilmemiş, burnu sürtülmemiş hiçbir kurumun kalmadığını'' söyleyerek, bunun artık bilim kurullarına kadar uzandığını belirtti. İnce, ''Parlamento, Çankaya, Danıştay, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Futbol Federasyonu, Fiskobirlik, TÜBA, TÜBİTAK... TÜBA'nın adı artık Tayyübul Ulemaya Bağlılık Akademisi oldu. Böyle bir şey olamaz. Bir insan haddini bilmelidir her şeyden önce. Boğaz Köprüsü'nün nereden geçeceğine sen karar veriyorsun, TÜBA'da hangi bilim adamının olacağına sen karar veriyorsun. Hangi yetkiyle, diplomayla, bilgiyle? Dünyanın hangi ülkesinde bilim adamları üzerinde böyle bir baskı kurulur? Bu bir kompleksin dışa vurumudur aslında. Siz kimsiniz ki TÜBA'ya bilim adamı seçeceksiniz? Herhalde bu YÖK ile TÜBA ile Tayyip Erdoğan'ı da Fahri Ordinaryüs Profesör Doktor yaparlar. Bilim ile siyaset bu kadar iç içe dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Papua Yeni Gine'yi bilmiyorum.'' dedi.
İnce, 1 Ekim resepsiyonunun iptal edilmesini nasıl değerlendirdiği sorusuna ise ''Resepsiyonun iptal edilmesinden önce Meclis iptal edilmiş KHK'ler ile... Meclis Başkanı'nın göstermelik bir resepsiyonu iptal etmesi günü kurtarma sevdasıdır. Meclis Başkanını ortaya çıkıp 'Meclisi by-pass edemezsin, bu KHK'ler ile Türkiye'yi yönetemezsin' demesi lazım. Yasamanın başı olarak bunu ortaya koymalıdır. Yoksa resepsiyonu iptal etse ne olur etmese ne olur. Hükümet, Meclis olmadan ülkeyi yönetiyor, buna sesini çıkartsın'' yanıtını verdi.
8/15/2011

oktay vural bu kadar şehit niye verildi o zaman bıçak kemiğe dayanmamışmıydı?
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Başbakan Erdoğan'ın terör örgütü PKK'ye yönelik "bıçak kemiğe dayandı" sözlerini değerlendirdi.
AKP döneminde, terörün azdırıldığını ve beslendiğini, PKK'nin ise asker ve polisi şehit etmeye devam ettiğini kaydeden Vural, terör konusundaki tablonun AKP'nin 10 yıllık eseri olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan'ın 'bıçak kemiğe dayandı' diyerek itirafta bulunduğunu ifade eden Vural, AKP'nin 'ustalık' döneminde şehit sayısının 34'e yükseldiğini, bütün AKP hükümetleri dönemindeki şehit sayısının ise 822 olduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan'a "bu kadar şehit niye verildi, o zaman bıçak kemiğe dayanmamış mıydı? Sınır ötesi operasyon yetkisini niye kullanmadın?" diye soran Vural, Başbakan Erdoğan'ın çeşitli tarihlerdeki terörle ilgili yaptığı açıklamaları hatırlattı. Vural "Bu bıçağın boğazımızı kesip kemiğimize dayanmasına nasıl izin verdin? 2007 seçimlerinden önce de terör örgütünün eylemleri için 'son çırpınış' diyordu. Çırpına çırpına öldürüyorlar. Bu insanlar şehit olsunlar diye mi sabrediyorsun, elindeki imkanları niye kullanmıyorsun" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan ve hükümeti 'bıçak kemiğe dayandı' açıklamalarıyla günü kurtarmaya çalışmakla eleştiren Vural "Kandil'e ceviz ağacının altında röportaj yapsın diye gazeteciyi ben mi gönderdim, Barzani'ye kırmızı halıyı ben mi döşedim" dedi. Başbakan Erdoğan'ı terör örgütünü cesaretlendirmekle de suçlayan Vural "Bıçak kemiğe dayandıysa niye tahammül ediyorsun, mahkum musun, mecbur musun? Kim bu siyasi çözümleri dayatıyor, BOP eşbaşkanı mısın, Başbakan mısın? Söyle kimle pazarlık ediyorsun?"diye konuştu.
Başbakan'ın önce 'terör örgütü demedikçe görüşmem' dediğini ancak Meclis'te BDP'lilerle görüştüğünü, İmralı ile arasına mesafe koymadığını kaydeden Vural, "Devlet İmralı ile görüşüyor, Başbakan kalkıp birilerine 'terör örgütüyle arana mesafe koymuyorsun' diyor. Devlet terör örgütünü muhatap almaz, müzakere yapmaz. Takke düşmüş kel görünmüş, Başbakan cinin şişeden çıkmasına izin verdi. Şimdi yeni elbise diktiler, yeni elbiseyi bize pazarlamaya çalışıyor" diye konuştu.
Başbakan'ın bir yandan 'demokratik özerkliğe' tepki gösterdiğini ancak aynı zamanda Başkanlık Sistemi'ni isteyerek 'eyalet, federasyon olur' dediğini kaydeden Vural, Başbakan Erdoğan'ın bu söylemleri ile 'bölücü, etnik iştahları' kabarttığını savundu. "Bıçağın kemiğe dayanmasına izin veren kim? Bu kadar insanın şehit olmasına göz mu yumuldu? NATO uçakları Ramazan dinlemiyor Libya'yı bombalıyor Başbakan burada 'Ramazan için sabrediyoruz' diyor. Niye sabrediyorsun? Ramazan'dan önce neredeydin" diye konuştu.
Vural şunları söyledi:
"Bıçak kemiğe dayandı sözü bir itiraftır. Aynı zamanda tehdittir. Demek ki birileri bıçağı boğazımızı kesip kemiğimize kadar dayatmış AKP'nin kılı bile kıpırdamamış. İnsaf diliyorum size. AKP'nin yapacağı hiçbir şey yok mu? Kan üzerinden açılım pazarlayan sensin ey Başbakan. Terör örgütüne duble yol açtılar. Biraz taviz biraz terör. Bunların duble yolları var ya, PKK'ya da duble yol açtılar. Ey hükümet terörle mücadele konusunda siyaset yapma, mücadele et."
Vural PKK'nın iki numaralı ismi Murat Karayılan'ın yakalandığı yönündeki 'yalanlanan' haberlerin TRT ve AA tarafından servis edilmesine ilişkin bir soru üzerine "Arınç'a sorun. İzdivaç programlarını seyretmekten vakit bulamıyor olabilir. Kaldı ki Karayılan'ı yakalama sorumluluğu hükümetin. Karayılan'ı ve örgüt yönetimi bulma sorumluluğu AKP hükümetinindir. İran Kandil'e operasyon düzenliyor, ey başbakan sen niye televizyonlardan izliyorsun. Hani Kandil BBG evi olmuştu. BBG evi olduysa oturduğu yeri bilirsiniz. İran terörle mücadele ediyor ama Türkiye ortak bir mücadele sürdürmüyor. Türkiye'nin Suriye ve Irak politikaları PKK'nın siyasallaşması için. Hodri meydan diyorum yüreğiniz varsa terörle mücadelede yaptığınız yanlışları yüzünüze vuracak bir açık oturuma, en sorumlunuzu davet ediyoruz" diye konuştu.
8/09/2011

türkiye cumhuriyeti tarihinde hiç bir hükümetin bakanı başka ülkelerin taşeronu olmamıştır olmayacaktır
Davutoğlu, bugün Şam'da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile bir araya geldi. Üç saati başbaşa geçen altı saatlik görüşmede, Türkiye, Suriye rejimine şiddete son vermesi ve siyasi reformları hayata geçirmesi yönündeki çağrısını bir kez daha yineledi. Davutoğlu'nun bu kritik görüşmenin ardından Türkiye'ye dönüşünde Ankara Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı yaptı.
İşte "Suriye halkı ebediyen Türkiye'nin dostu olarak kalacaktır" diye sözlerine başlayan Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları:
-- Biz olayların gelişmesinden itibaren olayları yakından takip ettik. Bilindiği gibi Sayın Başbakan'ımızın Halep’te çok kapsamlı görüşmeleri olmuştu. Mısır’da olaylar gelişirken ancak Suriye’de daha bu noktaya gelinmemişken de biz görüşlerimizi belirtmiştik
-- Daha sonra Nisan ayında da Esad’la baş başa bir görüşmemiz olmuştu. O zaman da reformların Suriye’Yine kadar güçlü klacağını açıklamıştık. Görüşlerimiz o zaman da netti. O günden bu yana da tavrımız açık ve sıcak olmuştur.
-- Görüşlerimizi her zaman açık bir şekide paylaştık.
-- Ramazan’ın bir gün öncesinde Hama’daki olaylarla ilgili de görüşümüzü belirttik. Suriye’de iç barışın sağlanması için her türlü temasımızı sürdürdük.
ÇOK DOSTANE BİR GÖRÜŞMEYDİ
-- Bu görüşmede Türkiye tarafı olarak her zaman olarak Suriyeli kardeşlerimizle bütün hususları açık bir dille ve kararlılık içinde paylaştık. Sayın Esad da kendi kanaatlerini akardı.
-- Öncelikli hedefimiz bir an önce akan kanın durması. Hangi etnik ve dini kökenden olursa olsun tüm Suriyeli kardeşlerimizin barış içinde geleceğe yürümeleri.
-- Bu Türkiye'nin hiçbir zaman vazgeçmeyeceği bir ilkedir. Önemli olan gelişmelerin halkın taleplerine paralel şekilde seyretmesidir.
-- Akan kanın durması, sivil kayıpların durması, siyasi reform süreci yaşanması için yapılması gerekenleri paylaştık.
-- 6 buçuk saatte çok somut konular konuştuk. Çok dostane, açık görüşlü bir toplantı gerçekleştirdik.
KADER BİRLİĞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ
-- Kader birliğimizi her zaman sürdüreceğiz, her kesimden Suriyeliyle temaslarımıza devam edeceğiz
-- Detaylarına girmemin doğru olmadığı somut konuları da ele aldık.
-- Beklentilerin karşılanması bağlamında önümüzdeki günler etkili olacaktır.
-- Önümüzdeki günlerde gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz.
-- Umuyoruz iç barış ve huzur sağlanır, reform adımları atılır.
BAŞKA ÜLKELERİN MESAJLARINI GÖTÜRMÜYORUZ
-- 6 buçuk saat süren görüşmelerle ilgili çok fazla spekülasyon yapılabilir.
-- Orduyla halkın karşı karşıya gelmemesi ve Hama'da olduğu gibi gerilimlerin yaşanmaması için yapılması gerekenleri en açık ve şeffaf ve net şekilde Esad'la paylaşma imkanı bulduk.
-- Önümüzdeki günlerde atılacak adımlar önemli. Uluslararası toplum kaygılı, biz onlarla yakın temastayız. Birçok ülkeden temsilciyle bu konuyu ele aldık.
-- İstişarelerimizde temas ettiğimiz hususlar olur, bu istişareler sürecektir. Ama bu temas ettiğimiz ülkelerin mesajlarını götürüyoruz anlamına gelmez.
-- Ben sadece hükümetimizin görüşlerini taşırım. Bunun bilinmesinde fayda görüyorum
KILIÇDAROĞLU'NA YAKIŞMAMIŞTIR
-- Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları bana da iletildi. Üzülerek söylüyorum yakışmamıştır. Neden? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir hükümetin bakanı başka ülkelerin taşeronu olmamıştır olmayacaktır. Bu devlet geleneğimize hakaret eden bir açıklama biçimidir. Hükümeti eleştiremezler ama devletin onurunun bu şekilde rencide edilmemesini bekleriz.
Hiçbir zaman başka bir ülkenin takipçisi ya da sözcüsü olmadık. İran konusunda BM’de kullandığımız oy gerekçesiyle batıdan kopuyoruz diyenlerin bugün bunu demesi dikkat çekicidir. Anlamakta güçlük çekiyorum. Kurumsal olarak da Sayın Kılıçdar oğlunun ifadelerini anlamıyorum.
Ayrıca İsrail’in taşeronluğu şeklindeki hususları gündeme getirmek istemem.
8/03/2011
6/20/2011

seçimden önce oğlu pkk tarafından kaçırılan ak partili belediye başkanı istifa etti
Milletvekili seçimlerinden önce oğlu PKK tarafından kaçırılarak rehin tutulan Diyarbakır’ın Hazro ilçesi Belediye Başkanı Fethullah Mehmetoğlu, AK Parti’den istifa etti. Mehmetoğlu, istifasına gerekçe olarak ‘ilçesine hizmet konusunda hükümetten gerekli desteği alamamasını’ gösterdi.
Hazro Belediye Başkanı Fethullah Mehmetoğlu'nun oğlu, AK Parti ilçe ikinci başkanı Fuat Mehmetoğlu, 26 Mayıs günü Diyarbakır-Bingöl karayolunun Kocaköy-Gökçen köyü yol ayrımında kaçırıldı. Mehmetoğlu’nun aracı da ateşe verildi. Diyarbakır Valiliği, Mehmetoğlu’nu PKK’lı teröristlerin kaçırdığını duyurdu.
Oğluna henüz kavuşamayan Hazro Belediye Başkanı Fethullah Mehmetoğlu, sabah saatlerinde düzenlediği basın toplantısı ile AK Parti’den istifa ettiğini açıkladı. Diyarbakır ve ilçelerinde AK Parti’den seçilen tek ilçe belediyesi olduklarını anlatan Mehmetoğlu, ancak hizmet konusunda kendilerine verilen hiçbir sözün tutulmadığını savundu.
Mehmetoğlu, “İlçemizin sorunlarını içeren bir rapor hazırlayarak il başkanlığına, milletvekillerine, yerel yönetimlerden sorumlu AK Parti genel başkan yardımcısına ve sayın Başbakan’a gönderdik. Hiçbir sonuç alamadık. Bir iktidar partisinin kendi belediyesine bu kadar duyarsız kalması nedeniyle meclis üyelerimle birlikte AK Parti’den istifa ediyorum.” dedi.
mynet
Hazro Belediye Başkanı Fethullah Mehmetoğlu'nun oğlu, AK Parti ilçe ikinci başkanı Fuat Mehmetoğlu, 26 Mayıs günü Diyarbakır-Bingöl karayolunun Kocaköy-Gökçen köyü yol ayrımında kaçırıldı. Mehmetoğlu’nun aracı da ateşe verildi. Diyarbakır Valiliği, Mehmetoğlu’nu PKK’lı teröristlerin kaçırdığını duyurdu.
Oğluna henüz kavuşamayan Hazro Belediye Başkanı Fethullah Mehmetoğlu, sabah saatlerinde düzenlediği basın toplantısı ile AK Parti’den istifa ettiğini açıkladı. Diyarbakır ve ilçelerinde AK Parti’den seçilen tek ilçe belediyesi olduklarını anlatan Mehmetoğlu, ancak hizmet konusunda kendilerine verilen hiçbir sözün tutulmadığını savundu.
Mehmetoğlu, “İlçemizin sorunlarını içeren bir rapor hazırlayarak il başkanlığına, milletvekillerine, yerel yönetimlerden sorumlu AK Parti genel başkan yardımcısına ve sayın Başbakan’a gönderdik. Hiçbir sonuç alamadık. Bir iktidar partisinin kendi belediyesine bu kadar duyarsız kalması nedeniyle meclis üyelerimle birlikte AK Parti’den istifa ediyorum.” dedi.
mynet
6/17/2011

meclis başkanı mehmet ali şahin yemin töreninde söylenecekler iç tüzükte yazılı
Meclis Başkanı Şahin, yeni dönem için kaydını yaptırmak üzere Karabük Milletvekili Osman Kahveci ile birlikte geldi. Kaydını yaptıran Şahin ve Kahveci daha sonra parmak izi verdi ve fotoğraf çektirdi. Görevlilerle tek tek tokalaşan Şahin gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Şahin, 24'ncü döneme ilişkin mesajının sorulması üzerine "24'ncü dönemin Türk demokrasisinin daha da gelişmesine halkımızın refah seviyesinin daha da yükselmesine hizmet eden bir dönem olmasını diliyorum. Doğrusu halkımızın da beklentisinin de bu olduğu düşüncesindeyim. Halkımızın bu beklentisinin bu dönemde geçtiğimiz dönemlerden daha fazla gerçekleşmesini diliyorum. Bu dönemde görev yapacak olan tüm milletvekili arkadaşlarımıza üstün başarılar diliyorum" dedi.
"Yargı organları karar verecektir"
Şahin bir gazetecinin 12 Haziran'da seçilen bazı isimlerin tutukluluğuna ilişkin sorusuna ise "Tabi buna yargı organları karar verecektir. Milletvekili seçilen ve tutuklu bulunan sayın milletvekillerinin dosyalarına bakan yargıçlar değerlendireceklerdir. Sanıyorum onlar ellerindeki mevzuat çerçevesinde hareket edeceklerdir. Geçmişte milletvekili seçilince tahliye edilip parlamentoda görev yapan milletvekilleri oldu. Ama her ayrı durumu müstakil olarak yargıçların değerlendireceğini düşünüyorum" karşılığını verdi.
"Böylesine lüzumsuz bir tartışmanın faydası yok"
Şahin,yemin tartışmaları konusundaki bir soruya da "Milletvekillerinin hangi metni yemin olarak genel kurul kürsüsünde söyleyecekleri anayasada, içtüzükte yazılıdır. Bu değişinceye kadar, -değişmesi icap ediyorsa- milletvekili arkadaşlarımızın bu yemini yapmaları gerekiyor. Aksi halde yemin etmemiş ya da yemin etmekten kaçınmış duruma düşer, parlamento çalışmalarına bu arkadaşlarımız katılamazlar. Ben hiçbir milletvekili arkadaşımızın böyle bir tavır içinde olacaklarını düşünmüyorum. Geçmişte de pek olduğunu hatırlamıyorum. Daha 24'ncü dönem başlarken böylesine lüzumsuz bir tartışmanın, ne bu tartışmayı açan arkadaşlarımıza ne mensubu oldukları siyasi partiye ne ülkemize hiçbir faydası olmaz. Onu düşüneceklerini tahmin ediyorum" yanıtını verdi.
AKP'li Kahveci'nin rozetini taktı
Şahin daha sonra da Karabük Milletvekili Osman Kahveci'nin rozetini taktı ve birlikte fotoğraf çektirdi. Rozet takmak uzun süre uğraşan Şahin "Vidalıymış, kolay kolay çıkmaz, dört yıl devam eder" dedi. Osman Kahveci de yıllarca ormancı olarak ülkeye hizmet ettiğini belirtirken "Rozetin başkanın elinden takılması gerçekten benim için gurur verici. Yıllarca Türk ormancılığına hizmet ettik inşallah bundan sonra milletimize hizmet edeceğiz" dedi. Gazetecilerin Kahveci'ye üzerindeki takım elbisenin 'kaliteli' olduğunu söylemesi üzerine de, rozeti takmakta zorlanan Meclis Başkanı Şahin "Kaliteliymiş, biraz önce test ettik" dedi.
cumhuriyet portal
Şahin, 24'ncü döneme ilişkin mesajının sorulması üzerine "24'ncü dönemin Türk demokrasisinin daha da gelişmesine halkımızın refah seviyesinin daha da yükselmesine hizmet eden bir dönem olmasını diliyorum. Doğrusu halkımızın da beklentisinin de bu olduğu düşüncesindeyim. Halkımızın bu beklentisinin bu dönemde geçtiğimiz dönemlerden daha fazla gerçekleşmesini diliyorum. Bu dönemde görev yapacak olan tüm milletvekili arkadaşlarımıza üstün başarılar diliyorum" dedi.
"Yargı organları karar verecektir"
Şahin bir gazetecinin 12 Haziran'da seçilen bazı isimlerin tutukluluğuna ilişkin sorusuna ise "Tabi buna yargı organları karar verecektir. Milletvekili seçilen ve tutuklu bulunan sayın milletvekillerinin dosyalarına bakan yargıçlar değerlendireceklerdir. Sanıyorum onlar ellerindeki mevzuat çerçevesinde hareket edeceklerdir. Geçmişte milletvekili seçilince tahliye edilip parlamentoda görev yapan milletvekilleri oldu. Ama her ayrı durumu müstakil olarak yargıçların değerlendireceğini düşünüyorum" karşılığını verdi.
"Böylesine lüzumsuz bir tartışmanın faydası yok"
Şahin,yemin tartışmaları konusundaki bir soruya da "Milletvekillerinin hangi metni yemin olarak genel kurul kürsüsünde söyleyecekleri anayasada, içtüzükte yazılıdır. Bu değişinceye kadar, -değişmesi icap ediyorsa- milletvekili arkadaşlarımızın bu yemini yapmaları gerekiyor. Aksi halde yemin etmemiş ya da yemin etmekten kaçınmış duruma düşer, parlamento çalışmalarına bu arkadaşlarımız katılamazlar. Ben hiçbir milletvekili arkadaşımızın böyle bir tavır içinde olacaklarını düşünmüyorum. Geçmişte de pek olduğunu hatırlamıyorum. Daha 24'ncü dönem başlarken böylesine lüzumsuz bir tartışmanın, ne bu tartışmayı açan arkadaşlarımıza ne mensubu oldukları siyasi partiye ne ülkemize hiçbir faydası olmaz. Onu düşüneceklerini tahmin ediyorum" yanıtını verdi.
AKP'li Kahveci'nin rozetini taktı
Şahin daha sonra da Karabük Milletvekili Osman Kahveci'nin rozetini taktı ve birlikte fotoğraf çektirdi. Rozet takmak uzun süre uğraşan Şahin "Vidalıymış, kolay kolay çıkmaz, dört yıl devam eder" dedi. Osman Kahveci de yıllarca ormancı olarak ülkeye hizmet ettiğini belirtirken "Rozetin başkanın elinden takılması gerçekten benim için gurur verici. Yıllarca Türk ormancılığına hizmet ettik inşallah bundan sonra milletimize hizmet edeceğiz" dedi. Gazetecilerin Kahveci'ye üzerindeki takım elbisenin 'kaliteli' olduğunu söylemesi üzerine de, rozeti takmakta zorlanan Meclis Başkanı Şahin "Kaliteliymiş, biraz önce test ettik" dedi.
cumhuriyet portal
6/14/2011

muharrem ince chp'deki irlandalılar bu dönemde partiden temizlenecek
Muharrem İnce, Yalova'da düzenlediği basın toplantısında, seçim çalışmalarında Yalova'da en çok üzerine gidilen kişinin kendisi olduğunu söyledi.
Hiç kimseden korkusu olmadığını ifade eden İnce, ''Seçim kampanyasında en çok eleştirilen, üzerine oynanan, tankıyla, topuyla üzerine saldırılan benim. Ben bunların hiçbirine cevap vermedim. Muhatap almadığım için cevap vermedim. Ben çiğ yemedim karnım ağrısın. Hiç kimseden korkum yok, seviyeyi düşürmek istemedim ama seviye ne yazık ki düştü. Kim ne biliyorsa konuşur'' dedi.
İnce, seçim sürecinde merkez ilçe teşkilatının istifasına da değinerek, şöyle devam etti:
''Ben büyük işlerle uğraşıyorum. Küçük siyasi tartışmalara giremeyeceğim ama bu partide İrlandalılar olmayacak. Bu dönemde partiden İrlandalıları temizleyeceğiz. Ağabeylik yapacağım. Bu partide İrlandalı olmayacak. Başka partilerden talimat alan kişi olmayacak. Bunları barındırmayacağım.''
BU PARTİDE İRLANDALILAR OLMAYACAK
Yalova'da AK Parti'nin kendisini sandıktan çıkartmamak için elinden geleni yaptığını öne süren İnce, ''Bir parti düşünün; kampanyasını anamuhalefet partisinin üzerine kuruyor. Saçmalık buradan başlıyor. Başbakan, eski 4 il başkanını toplayıp, Yalova'daki seçim stratejisini benim üzerine kurarsa örgüt böyle yapar. Bunun üzerinde kampanya yapılırsa bu beni büyütür. Stratejisi yanlıştı'' diye konuştu.
‘YÜZDE 50’Sİ DE AKP’YE OY VERMEDİ’
İnce, bir soru üzerine AK Parti'nin aldığı oyu değerlendirirken şunları söyledi:
''Yalova'da kimseye ben bedava kömür, makarna vermedim. Kimseye iş vaadinde bulunmadım. Sadece insanlara gönlümü, yüreğimi açtım. Her gördüğünüz üç kişiden birisi bana, partime oy verdi. Ben de böyle bakıyorum. (AK Parti'den Yalova Milletvekili seçilen) Temel Coşkun , 'her iki kişiden biri bana oy verdi' diyorsa ben de bunu söylüyorum. Neden olumsuz bakayım. AKP'ye toplumun yüzde 50'si oy verdiyse yüzde 50'si de oy vermedi. O tarafından bakın.''
‘BAŞARI FİLAN YOK’
Muharrem İnce, CHP'nin Türkiye genelinde aldığı sonuçla ilgili soruyu ise ''Ortada başarı filan yoktur. Bunla ilgili açıklamalarımı Ankara'da yapacağım'' diye yanıtladı.
AA
mynet
Hiç kimseden korkusu olmadığını ifade eden İnce, ''Seçim kampanyasında en çok eleştirilen, üzerine oynanan, tankıyla, topuyla üzerine saldırılan benim. Ben bunların hiçbirine cevap vermedim. Muhatap almadığım için cevap vermedim. Ben çiğ yemedim karnım ağrısın. Hiç kimseden korkum yok, seviyeyi düşürmek istemedim ama seviye ne yazık ki düştü. Kim ne biliyorsa konuşur'' dedi.
İnce, seçim sürecinde merkez ilçe teşkilatının istifasına da değinerek, şöyle devam etti:
''Ben büyük işlerle uğraşıyorum. Küçük siyasi tartışmalara giremeyeceğim ama bu partide İrlandalılar olmayacak. Bu dönemde partiden İrlandalıları temizleyeceğiz. Ağabeylik yapacağım. Bu partide İrlandalı olmayacak. Başka partilerden talimat alan kişi olmayacak. Bunları barındırmayacağım.''
BU PARTİDE İRLANDALILAR OLMAYACAK
Yalova'da AK Parti'nin kendisini sandıktan çıkartmamak için elinden geleni yaptığını öne süren İnce, ''Bir parti düşünün; kampanyasını anamuhalefet partisinin üzerine kuruyor. Saçmalık buradan başlıyor. Başbakan, eski 4 il başkanını toplayıp, Yalova'daki seçim stratejisini benim üzerine kurarsa örgüt böyle yapar. Bunun üzerinde kampanya yapılırsa bu beni büyütür. Stratejisi yanlıştı'' diye konuştu.
‘YÜZDE 50’Sİ DE AKP’YE OY VERMEDİ’
İnce, bir soru üzerine AK Parti'nin aldığı oyu değerlendirirken şunları söyledi:
''Yalova'da kimseye ben bedava kömür, makarna vermedim. Kimseye iş vaadinde bulunmadım. Sadece insanlara gönlümü, yüreğimi açtım. Her gördüğünüz üç kişiden birisi bana, partime oy verdi. Ben de böyle bakıyorum. (AK Parti'den Yalova Milletvekili seçilen) Temel Coşkun , 'her iki kişiden biri bana oy verdi' diyorsa ben de bunu söylüyorum. Neden olumsuz bakayım. AKP'ye toplumun yüzde 50'si oy verdiyse yüzde 50'si de oy vermedi. O tarafından bakın.''
‘BAŞARI FİLAN YOK’
Muharrem İnce, CHP'nin Türkiye genelinde aldığı sonuçla ilgili soruyu ise ''Ortada başarı filan yoktur. Bunla ilgili açıklamalarımı Ankara'da yapacağım'' diye yanıtladı.
AA
mynet


