En Yeniler
cumhurbaşkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cumhurbaşkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/31/2012

seyyah1906

economist: erdoğan kamuoyunun havasını koklamakta ustadır, fakat popülaritesi azalıyor

“Erdoğan’ın ters tepen hırsı” başlığıyla yayımlanan analizde, Başbakan Erdoğan’ın ‘Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı olmaya fazla odakladığı’ ve ‘giderek daha çok otoriterleştiği’ yazıyor.

Dergi, Erdoğan için “Türkiye’nin Atatürk’ün ölümünden sonraki en etkileyici lideri” yorumun yaparken Erdoğan’ın liderliği döneminde Türkiye’nin ekonomik durgunluk ve siyasi tıkanıklıktan çıktığını, bölge için de ‘esin kaynağı’ olduğunu ifade ediyor.

Ekonomik büyüme yavaşlasa da Türkiye’nin diğer Akdeniz ülkeleri gibi krize sürüklenmediği vurgulanırken kadın hakları ile Kürt haklarında da gelişmeler kaydedildiğine dikkat çekiliyor.

Dergi, Erdoğan’ın 2011 seçimlerinde üçüncü defa seçilmesinin şaşırtıcı olmadığını belirtse de son döneminde, ‘kanser olduğu iddiaları, Gülen cemaati ile anlaşmazlıklar, tırmanan Kürt sorunu ve Suriye’deki savaş’ nedeniyle zorlandığını yazıyor.

Erdoğan için “Giderek daha çok otoriterleşti” ifadesini kullanan dergiye göre bu, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı döneminin sona ereceği 2014 yılında cumhurbaşkanı seçilme hırsından kaynaklanıyor olabilir.
Yeni anayasa süreci başarısız mı oldu?

Yeni anayasa oluşturma sürecinin de tıkandığı ifade edilen analiz şöyle devam ediyor:

“Erdoğan’ın hırsının, yeni demokratik anayasa oluşturma sürecini baltaladığı söyleniyor. Meclis komitesinin anayasa taslağı hazırlaması gerekiyordu ancak bu başarısız oluyor gibi görünüyor.”

“Birçokları, Erdoğan’ın başbakanlıktan sonra cumhurbaşkanı olabilmek için AK Parti tarafından cumhurbaşkanlığı konumunun gücünü arttıracak bir proje hazırlanmasını istediğinden şüpheleniyor. Mecliste üçte iki çoğunluğa sahip olamadığı için yeni bir anayasanın referandumdan geçmesi gerekiyor.”

Erdoğan döneminde PKK ile gizli görüşmeler yapıldığının ortaya çıktığı hatırlatılırken, Erdoğan’ın daha sonra güç kullanmaya yöneldiği ve binlerce Kürt eylemcinin tutuklandığı yazıyor.

Yazıda, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın da “Türkler ve Kürtler arasındaki bağ giderek zayıflıyor” sözlerine yer veriliyor.
'Gazeteciler, öğrenciler cezaevinde'

Medya ve hükümet ilişkisine de değinen Economist dergisi, medya patronlarının hükümetle ilişkilerini kaybetmek korkusuyla muhalif gazetecilerin işine son verdiğini yazıyor.

Çoğu PKK üyesi olmakla suçlanan Kürtlerden oluşan en az 80 gazetecinin cezaevinde olduğu belirtiliyor. Dergi, yine aynı suçlamayla binlerce öğrencinin de demir parmaklıklar ardında olduğuna dikkat çekiyor.

Dergiye göre laik kesim de Erdoğan’ı ‘İslamcı köklerine dönmekle suçluyor. Bu suçlamaların kaynağında, kürtajı yasaklama önerisi, imam hatip ortaokullarının yeniden açılması, öğretim müfredatına Kurân ve Arapça derslerinin konulması yer alıyor.

Yazıda, Erdoğan’ın ‘din odaklı milliyetçiliğinin aşırı sağcı ve muhafazakâr seçmenleri’ çekme amacında olduğu yorumu yapılıyor.

Türkiye’nin Suriyeli muhaliflere desteğinin eleştirildiği belirtilen analizde birçok generalin cezaevinde olduğu hatırlatılırken ‘ordunun sessiz kaldığı, Erdoğan’ın destekçilerinin bile Suriye kumarını sorgulamaya başladığı’ yazıyor.
'Önceliği kendi evini düzene sokmak olmalı'

Dergi analizi şu sözlerle sonlandırıyor:

“Son anketlere göre Türklerin yalnızca yüzde 17’si Avrupa Birliği üyesi olabileceklerine inanıyor. Birçokları ülkelerinin bölgesel bir savaşa saplanmasından korkuyor. Erdoğan, kamuoyunun havasını koklamakta ustadır, fakat popülaritesi giderek azalıyor. Önceliğinin, cumhurbaşkanı olma hırsından çok, tüm Türk vatandaşlarını destekleyecek bir anayasa ile evini düzene sokmak olmalıdır.”bbc türkçe

6/09/2012

seyyah1906

Türkiye’nin ilk ve tek partisiz gerçek manada sivil cumhurbaşkanı hakkında yılmaz özdil'in yazısı

Yılmaz Özdil, Başbakan Erdoğan'ın "Cumhurbaşkanı dediğin, partili olmalı" sözünden yola çıktı, eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'i yazdı. İşte o yazı...

Partili daha iyi...

Başbakanımız “Cumhurbaşkanı dediğin, partili olmalı” dedi.

İsmet İnönü’nün arkasında partisi vardı.
Hatta, ordusu da vardı.

Celal Bayar’ın partisi vardı.

Cemal Gürsel’in ordusu vardı.

Cevdet Sunay, genelkurmay başkanı.

Fahri Korutürk, kuvvet komutanı.

Kenan Evren’in ordusu vardı.

Turgut Özal’ın partisi vardı.

Süleyman Demirel’in partisi vardı.

Abdullah Gül’ün partisi var.

Ahmet Necdet Sezer?

Türkiye’nin ilk ve tek “partisiz”, gerçek manada “sivil” cumhurbaşkanıydı.

Var mı çocuklarının ismini bilen mesela? “Kızı Hülya” diye başlayan bi cümle kursam, kaçınız itiraz edebilir, Hülya değil de, Gülay diye? “Oğlu Hakan” desem... Var mı nerede çalıştıklarını bilen? Babaları Çankaya’dayken VIP’e girdiklerini gören? Elalemin yatında, otelinde rastlayan?
First lady desen...

Cebinden giyiniyordu, hâlâ cebinden giyiniyor. İnsan bi Atıl Kutoğlu, Sevan Bıçakçı filan ayarlamaz mı? Yani, affedersiniz ama, ne biçim öğretmensiniz hanımefendi... Bu şekilde mi örnek olmalıydınız öğrencilere?

Hayali ihracatçı yeğenini duydunuz mu hiç? Devlet kredisiyle ihale kapan kuzen, alışveriş merkezinde mısır tezgahı açan kayınço? Sen benim kim olduğumu biliyor musun diye rüzgar yapan müteahhit kanka, oraya buraya müdür olarak sokuşturduğu komşu? Hamili kart yakinimdir diyen damat? Nerde kardeşim, parmağında kuru soğan büyüklüğünde pırlantalarla şatafatlı pozlar veren gelin?

Mücevher, saat, tablo, heykel... Kendisine hediye edilen 1243 parça’nın 1243’ünü de bıraktı köşkte! İnsanın içi gidiyor, al götür evine di mi... Götürmedi.

Avantaları bıraktığı gibi, papelleri de bıraktı. Kafana göre savur denilen ödeneği harcamadı. 46 trilyon liracık. Yetim hakkı dedi, babalar gibi satan Maliye’ye iade etti.

Ye, yemedi, gez, gezmedi...

Bırak biz yiyelim, ona da izin vermedi.
Zaten, kırmızı’da durmasından belliydi. Kaymakam bile durmuyor, İsveç mi burası, koskoca devletin başı... Niye duruyorsun? Normalde, vatandaşı çiğneyip geçmeliydi.

14 makam aracını geri verdi. Halbuki, oturma odasına Mercedes’le, mutfağa jip’le gitmeli; uçağına bavul olarak bile almadığı gazetecileri bahçede limuzinle gezdirmeliydi. Yazları, Okluk’a geçmedi.

Oğlu evlendi, elektrik faturasına kadar kendi kesesinden ödedi. Eşi bileğini kırdı, röntgen kuyruğuna girdi. Annesi vefat etti, sivil plakayla gitti, camide flap flap fors yapmadı, taziye ilanı vermeyenlerin defterini dürmek için, kenara not etmedi.

Aşçıyı, garsonu azalttı. Yerli ürün kullandırttı. Partisiz olduğu için... Resmi davetler hariç, eşe dosta parti vermedi.

Yalaka basınımız yazmadı ama, aslında “neyi korumaya çalıştığını” tarih yazacak elbette... Vizyon denilen kavramın, Beyaz Saray’a koşup, akıl danışmaktan ibaret olmadığını kanıtladı.
Yeminine sadık kaldı.
Hukuku üstün kıldı.

E sevilmedi haliyle...

Uymadı bize.

Partili olsun.

İSİM ŞEHİR BİTKİ...

Bugün Ankara’da, saat 14’te, Tunalı D&R’deyiz... Salonumuz klimalıdır. Hamileler, bebişler ve sezaryen’le doğum yapanlara, kuyruğun en önüne geçmeleri için torpilimiz mevcuttur. Uyanık erkek okurların “Ben kürtaj yaptırdım, niye en arkadayım” dememeleri rica olunur.

Yılmaz Özdil - Hürriyet

1/20/2012

seyyah1906

anayasayı korumakla görevli cumhurbaşkanı'nın bir şey yapması gerekir

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Gül'ün, "Anayasaya aykırılığı iddia ediliyorsa ana muhalefet partisi Anayasa Mahkemesi'ne gidebilir" sözlerini değerlendirdi.
Bu konuda ilk tepki göstermesi gerekenin Cumhurbaşkanı olduğuna işaret eden Tarhan şunları kaydetti: "Anayasa'nın 104. maddesine göre Cumhurbaşkanı Anayasanın uygulanmasını korumakla görevli. Anayasa'nın çoğunluk despotizmiyle gece yarısı değiştirildiğini gördük, Anayasa bir yasa önergesiyle değiştirildi. Anayasayı korumakla görevli Cumhurbaşkanı'nın bir şey yapması gerekir. Milletvekillerinin bu yanlışlığını Anayasaya sadakat yemini etmiş Cumhurbaşkanının düzelteceğini öngörüyorum. Anayasa ihlal edilmiştir."



"Cumhurbaşkanı pek çok yönüyle son derece sıkıntılı"

Atilla Kart, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'na ilişkin, "Anayasaya aykırılığı iddia ediliyorsa anamuhalefet partisi Anayasa Mahkemesine herhalde gidecektir" sözlerini değerlendirdi. "Cumhurbaşkanı pek çok yönüyle son derece sıkıntılı" diyen Kart, "Niye sıkıntılı? Çünkü yaratılmış olan bu hukuk kaosunun sorumlularından biriydi. Anayasal anlamda yaratılmış olan bu 'ucube' yapılanmanın sorumluların birisi de Sayın Cumhurbaşkanıdır" dedi. Gelinen noktada Gül'ün, bir taraftan bu sorumluluğunun ve AKP ile yol arkadaşlığının yarattığı ilişkilerle, diğer taraftan hukukun ve Anayasanın gereği bakımından yol ayrımında olduğunu ifade eden Kart, şöyle devam etti:

"Bu gibi durumlarda Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlarına düşen, temel görev ve tercih elbette hukuka ve Anayasaya sahip çıkmaktır. Kişisel konumu ve kaygılarının üstüne çıkarak, Cumhurbaşkanı bu kararı vermelidir. Cumhurbaşkanının yine kendi sorumluluğunun gereğini yapmayarak, bir öz güven ve sorumluluk anlayışını içine girmeyerek, kendince CHP üzerinden bu süreci aşmaya çalıştığını görüyoruz. Ancak CHP, Anayasasal görevinin gereğini, hiçbir kişisel hesaba girmeden, sorumluluk anlayışı içinde yapacaktır.

Diğer taraftan Cumhurbaşkanı da görevini, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olduğunu idrak ederek yerine getirmelidir, daha fazla kaçak güreşmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlarına kişisel ve siyasi hesabı olamaz, olmamalıdır. Kişisel olarak ifade ediyorum; CHP Anayasa Mahkemesine gidecektir, gitmelidir."

1/12/2012

seyyah1906

cumhurbaşkanı yüce divan akparti özel mahkeme diyor

Cumhurbaşkanı Gül, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev ile görüşmesi sonrası ortak basın toplantısında soruları yanıtladı.
Gül, eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un tutuksuz yargılanması konusunda Başbakan Erdoğan'ın görüşlerinin hatırlatılması üzerine "Sayın Başbakan'ın söylediği şeyleri ben de destekliyorum. Bu konuda görüşlerimi daha önce de ifade etmiştkim. Gerek Meclis'te gerek başka ortamlarda" dedi. Gül Başbuğ'un Yüce Divan'da mı yoksa özel mahkemede mi yargılanması gerektiği yönündeki bir soruya ise "Konu hukuk tekniği ile ilgili. Benim şahsi kanaatim Anayasa'daki özel maddenin daha geçerli olduğu yönünde; Yüce Divan olarak. Konu hukuk tekniği ile ilgili bir konu. ilgili makamların sorumlu kurumların kararına bakmak lazım" yanıtını verdi.


Görev süresi

Gül görev süresinin belirlenmesi konusundaki bir soruya ise daha önce bu konuyla ilgili söyleyeceklerini söylediği yanıtını verirken "Konuyla ilgili soruları başkalarına sorun" dedi.

12/05/2011

seyyah1906

cumhurbaşkanı görev süresi tartışması bitti geçiş döneminde başbakan bülent arınç olacak iddiaları



cumhurbaşkanı görev süresi tartışması bitti geçiş döneminde başbakan bülent arınç olacak iddiaları 2014 yılının yönetim senaryoları konuşulmaya başlandı iddiaya göre iki yıl sonra başbakan erdoğan çankaya köşküne çıkacak o'nun koltuğunada 2015 yılında cumhurbaşkanı abdullah gül oturacak ortada bir yıllık boşluk var bu boşluğu kim dolduracak

8/28/2011

seyyah1906

ak partide abdullah gülün ikinci defa seçilmesini engelleme formülleri aranıyor

AKP'de Gül'ün 7 yıl görevde kalıp 2014'te inmesi görüşü ağırlık kazandı.

AKP, yarın Köşk’te 4. yılını tamamlayacak olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresini büyük ölçüde netleştirirken ikinci kez aday olmasının önünü kesecek formüller üzerinde duruyor. AKP’de Gül’ün 7 yıl görevde kalıp 2014’te inmesi görüşü ağırlık kazandı. Böylece Gül’ün önceki cumhurbaşkanları gibi 7 yıllığına bir kerelik cumhurbaşkanlığı yapması, 5+5’ten yararlanmaması amaçlanıyor.
Cumhuriyet'in haberine göre, Gül, cumhurbaşkanı olarak 4. yılını doldururken görev süresine ilişkin belirsizlik hâlâ giderilemedi. Gül’ün görev süresine ilişkin belirsizlik Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu konuda bir takvim yapmayışından kaynaklandı. 2007’de referandumla yapılan anayasa değişikliğiyle süre 5 yıla indirildiğinden 5. yıla girilmesi nedeniyle Gül için “topal ördek” yorumları da yapılmaya başlandı. Gül de daha önce görev süresinin belirlenmeyişinden duyduğu kaygıları birkaç kez dile getirdi. Ancak 12 Haziran seçimlerinde alınan yüzde 50’lik oyla birlikte ekim ayında TBMM’nin açılması öncesinde görev süresine ilişkin partinin görüşü netleşmeye başladı. Daha önce parti ve hükümet içinde Gül’ün görev süresinin 5 yıl ve 7 yıl olduğu şeklinde iki görüş bulunuyordu. Ancak artık ağırlıklı görüş Gül’ün görev süresinin 7 olduğu noktasında oluştu. Hesaplar, Gül’ün 2014’e kadar görevde kalması üzerine yapılmaya başlandı.

AKP’de Gül’ün görev süresi 7 yıl olarak belirlenirken anayasadaki 5+5 düzenlemesi nedeniyle ikinci kez adaylık talebinde bulunmasının önüne geçilmesi amacından da hareket edildi. Buna göre Gül’ün 7 yıl görevde kalması ve bir daha aday olamaması formülü şöyle gerekçelendiriliyor:

“Gül, Meclis tarafından 7 yıllığına bir kereliğine cumhurbaşkanı seçildi. 7 yıllığına ve bir kereliğine seçilen son cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ve 5+5 düzenlemesiyle ikinci kez seçilebilmesine imkân veren anayasa değişikliği ise Gül, Köşk’e çıktıktan sonra gerçekleşti. Bu değişiklik Gül’ün durumunu kapsamıyor. Dolayısıyla Gül, 7 yıl süreyle cumhurbaşkanlığı yapacak ve yeniden aday olamayacak. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi ve ikinci kez 5 yıllığına aday olabilmesi süreci Gül’den sonra gelecek isim için geçerli olacak. Görev süresine ilişkin anayasa değişikliği ilk kez Gül’ün ardından gelecek cumhurbaşkanıyla başlayacak.”

Partide bu görüşün, 7 yıl kararıyla birlikte Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da başkanlık sistemi konusunda ısrarlı olmaması durumunda 2014’te Köşk’e çıkmayı hesaplamasından kaynaklandığı belirtiliyor.