
dışişleri bakanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dışişleri bakanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12/05/2011

muharrem ayında yas tutmak alevilik ise en önde gelen alevi de benim
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Suriye ile gelinen noktada yaşanan sıkıntıları anlatarak, ''Komşularla sıfır problem ilişkisi dediysek biz Suriye halkıyla sıfır problem peşindeyiz. Zalimlerle yan yana olmayız'' dedi.
Köln Hacı Bektaş-ı Veli Alevi Cemevi'nde matem orucu iftarına katılan Davutoğlu, Suriye konusunda Türkiye'nin insanın mezhebine değil tutumuna ve ilkelerine baktığını söyledi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu kimsenin kendisine ya da Başbakana Suriye yönetimini anlatmasına ihtiyacı olmadığını belirterek şunları kaydetti:
''Çünkü kimse bizim kadar tanıyamaz. 9 yılda 62 kere gittim ve her seferinde Esad ile görüştüm. Vizeler kaldırıldıysa birçok ortak adım atılma noktasına geldiysek onu biz yaptık bizim hükümetimiz yaptı. Biz bu kadar şeyi inşa ettikten sonra niye yıkalım bunu ne menfaatimiz var? çok basit bir soru soruyorum biz durup dururken Suriye ile yolları ayırma cihetine girdik.''
2005-2006 yıllarında Büyük Orta Doğu Projesi'nin çıktığında Suriye'ye en çok baskı yapıldığı dönemde dışarda en fazla Türkiye'nin Suriye'yi savunduğunu belirten Ahmet Davutoğlu, ''Onlara şu garantiyi verdik; eğer başkası size ya da Amerika size saldırırsa sizin yanınızdayız. 9 yıl destek olduk. Ama ne zaman ki Suriye yönetimi döndü dışardaki müstevlilerle mücadele etmek yerine kendi halkı ile mücadele etmeye başladı bu yıl içinde, o zaman o kardeşlerimize dedik ki yapmayın! Başbakan gitti konuştu 'zulüm yapmayın etmeyin' dedi. Ben gittim konuştum'' dedi.
Suriye'ye son gittiğinde Ramazan ayı olduğunu ve Şam'da 7 saat aralıksız Beşar Esad ile oruçlu bir şekilde konuştuğunu dile getiren Dışişleri Bakanı Davutoğlu, şöyle devam etti:
''Yalvardık bakın bu mübarek ayda insanlara gerçek mermiyle saldırmayın dedik. Camileri yıkmayın şehirleri yıkmayın dedik. Lazkiye'yi denizden topa tutmayın dedik. Bunlar sizin bizim kardeşimiz dedik. Kan dökmeyin kadınları ağlatmayın dedik. Şimdi biz Ehlibeyti savunanlar bir tarafta kadınlara çocuklara bu şekilde zulüm ediliyorsa Kerbela adına o zulme sessiz kalmayız. Öyle komşularla sıfır problem ilişkisi dediysek biz Suriye halkıyla sıfır problem peşindeyiz zalimlerle yan yana durmayız. Bedel ödüyoruz bunun için bedel ödüyoruz. 9 yıldır elimizle inşa ettik bu ilişkileri niye bozalım. Ben buraya gelirken Tırlarımızı durdurmuşlar onu konuştum o sorunu çözmeye çalışıyordum. Menfaat açısından bakarsak belki de o zulme göz yummamız daha doğru. Suriye'nin her yerinde her gün kaç kişi ölüyor benim önüme geliyor. Tek şey istedik yönetimden gerçek mermi kullanma gösterileri durduracaksan gerçek mermi kullanmadan durdur dedik.''
Ahmet Davutoğlu, bu kadar çaba sonrası yine bombalamanın devam ettiğinde ne deneceğini merak ettiğini ifade ederek, ''Başbakanımızı ve benim yerime siz kendinizi koyun ne derdiniz? Bu kadar çaba sonrası yine şehirlerin bombalandığını duysaydınız ne derdiniz. Biz de bizim için burada artık tarafsızlık yok dedik. Bazıları Türkiye Sünnileri destekliyor diyorlar. Alakası yok. Kimseyi ayırt etmeden bunu yaptık yarın Nusayriler ya da başkasına aynısı yapıldığında yine aynısını yaparız. Nasıl Halepçe katliamı sonrası 500 bin kişiyi biz Anadolu insanı bağrımıza bastık nasıl Jivkov döneminde Bulgarlar zulüm yaptığında oradan gelenleri aldık. Gerekirse tüm Suriye halkı gelir hepsine kapımız gönlümüz açık. Amacımız mazlumun yanında zalimin karşısında olmak'' diye konuştu.
"Malataya'daki füze sistemi savunma amaçlı"
Davutoğlu Malatya'nın Kürecik ilçesine konuşlandırılan füze savunma sistemi ile ilgili olarak tek bir şey söylemek istediğini belirterek, ''Malatya Kürecik konusunda tek şey söyleyeyim; bir kere bu bir savunma sistemidir saldırı değil. Sistem de değil sadece bir erken uyarı radarıdır. Orada da bizim tek şeyimiz eğer ülkemize şu ve ya bu şekilde bir nükleer tehdit söz konusu olursa kimden gelirse gelsin ona karşı ülkemizin bütünlüğünü korumaya yöneliktir. Ama esas hedeflediğimiz politika nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya ve Ortadoğu kurmaktır. Tek şey bu anlamda savunma amaçlıdır'' ifadelerini kullandı.
En büyük Alevi benim
Davutoğlu Muharrem ayı matem orucuna da değinerek Kerbela'da kanı dökülenlerin insanlığın seçilmiş kulları olduğunu ve onların tüm insanlık adına çile çektiklerini vurgulayarak, ''Ben Torosların çocuğuyum. Oralarda da Alevi kültürünün izleri vardır. Babaannem dualarında sürekli ehlibeyt ile başlar sonra ehlibeyt ile bitirirdi. Ehlibeyt bizim canımız yüreğimiz ciğerimiz ve eğer ehlibeyti sevmek eğer ehlibeyt için gözyaşı dökmek eğer Muharrem ayında yas tutmak Alevilik ise en önde gelen Alevi de benim'' dedi.
Ahmet Davutoğlu daha sonra Bonn'da Afganistan konferansına katılacak ülke temsilcilerine verilen resepsiyona katıldı.
8/17/2011

financial times'ın türkiyenin bocalamaya başlayan dıi siyaset maceraları makalesi
Financial Times gazetesinin yorum sayfalarında yer alan David Gardner imzalı "Türkiye'nin bocalamaya başlayan dış siyaset maceraları" başlıklı makalede Türkiye'nin dış politikası değerlendirildi.
Yazıda iktidardaki Adalet Kalkınma Partisi ve başbakan Erdoğan'ın "komşu ülkelerle sıfır sorun" olarak bilinen dış politikasının, Arap ülkelerinde artarda yaşanan halk ayaklanmaları sonrasında bir "gerçekçilik testinden" geçmekte olduğu fikri savunulmuş.
Komşularla sıfır sorun yaklaşımının sınıfı geçtiğini söylemenin zor olduğunu belirten yazar David Gardner, son olarak Suriye konusunda yaşanan huzursuzluğun bu politikanın başarısızlığını gözler önüne serdiğini söylemiş.
Gardner'a göre, her ne kadar Şam-Ankara hattındaki gerilim göz önünde olsa da esas mesele İran ile Türkiye arasındaki rekabette gizli.
Orta doğunun gayri resmi lideri olma konusunda Türkiye'nin, varolan İran egemenliğine rakip bir tavır izlediğinin söylendiği yazıda bu gelişmenin, AKP'nin benimsediği dış siyaset yaklaşımıyla ilgili olduğu belirtilmiş.
AKP'nin, Avrupa'daki Hıristiyan Demokratlar'ın muadili olan, post-islamcı bir parti olduğunu belirten David Gardner, partinin dış politika sorumlusu Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun şu sözlerine yer vermiş: Türkiye'nin dış siyaseti, güvenlik ve özgürlük arasından bir denge bulunması üzerine kuruludur.
Gardner, "Ortadoğu'da yaygın olan üç lider tipinden, değişime direnenlerin zamanla tasfiye olacaklarını belirten Davutoğlu'nun bu mesajının, Suriye'deki Esad rejimi tarafından alındığı yönünde bir işaret maalesef yok" diyerek yazısını noktalamış.
8/14/2011

rum bakan türkiye bölgede herhangi bir olay çıkartmaya cesaret etmeyecek
Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli, Rum tarafının Doğu Akdeniz’de hidrokarbon aramaları konusunda Türkiye’nin herhangi bir şey yapmaya cesaret edemeyeceğini iddia etti.
Markulli, Kathimerini gazetesine yaptığı açıklamada, Rum yönetiminin, sözde "Münhasır Ekonomik Bölgesi" (MEB) içerisindeki 12. parselde petrol ve doğalgaz arama sondajlarına başlama niyeti konusunda Türkiye’nin uyarılarına karşılık, Rum yönetiminin ve Yunanistan’ın "yerinde ve zamanında tepki gösterdiğini" söyledi.
AB Dışişleri Bakanları, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi ülkelerin dışişleri bakanları nezdinde girişimlerde bulunduklarını; Avrupa Birliği yetkilileri ile görüştüğünü anlatan Markulli, konunun 2-3 Eylül’de Polonya’da yapılacak AB Dışişleri Bakanları Gayrı Resmi toplantısının gündemine alınmasını da talep ettiğini belirtti.
"Rum yönetiminin BM’nin Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni 1988’de onayladığını ve bu sözleşmeden kaynaklanan egemenlik haklarını kullandığını" ifade eden Markulli, "Bütün faaliyetleri ve komşu ülkelerle yaptığı anlaşmaları bu deniz hukukuna uygundur. Türkiye BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni ihlal ediyor ve görmezden geliyor" iddiasında bulundu.
Markulli, "Sizce Türkiye sıcak olay çıkartabilir mi?" sorusuna karşılık, "Bana göre, ’Kıbrıs cumhuriyeti’ ile değil, Amerikan şirketi Noble Energy (sondaj çalışmasını yapacak şirket) ile karşı karşıya geleceğini dikkate alacağından Türkiye, bölgede herhangi bir olay çıkartmaya cesaret etmeyecek" iddiasında bulundu.
Rum Dışişleri Bakanı şunları kaydetti: "Tehditlerini hayata geçirme cüreti göstermemesi için Türkiye nezdinde bütün önleyici tedbirleri almaları konusunda başvurduğumuz gerek ABD’nin gerek diğer Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin güçlü tepkisinden eminiz. Büyük bir Amerikan şirketi olan Noble Energy’nin de Türkiye tarafından çıkarlarını zedeleyecek herhangi bir müdahale veya tacizde bulunulmasına izin vermeyeceği ortadadır. Dahası, Amerikan şirketinin arama yapacağı 12. parselin, aynı şirketin halen doğalgaz çıkarmak için çalışma yaptığı İsrail parsellerine yakın olduğu da unutulmamalıdır."
TİCARET BAKANI: "DOĞALGAZ SÜRECİ PLANLANDIĞI GİBİ DEVAM EDECEK"
Bu arada, Rum yönetimi Sanayi Ticaret ve Turizm Bakanı Praksula Andoniadu Kiriaku da Haravgi gazetesine verdiği demeçte, Rum yönetiminin sözde Münhasır Ekonomik Bölgesinde (MEB) başlamayı öngördüğü doğalgazı çıkarma çalışmalarının planlandığı şekilde devam edeceğini bildirdi.
Kiriaku, doğalgaz arama ve çıkarma çalışmalarının planlandığı gibi devam ettiğini, karara bağlanan sondaj çalışmasının ekim ayı başlarında başlamasının beklendiğini belirtti.
Kiriaku, hedeflerinin doğalgazın en kısa sürede Güney Kıbrıs’a ulaşması olduğunu ifade ederek, bu konuda Türkiye’nin ve özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarının kabul edilemez olduğunu kaydetti.
Rumların Doğu Akdeniz’de tek yanlı ilan ettiği 12. parselde, 300 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunduğu tahmin ediliyor. Rum yönetiminin bölgede ilk sondaja 1 Ekim’de başlayacağı açıklanmıştı.
Kıbrıs Rum yönetimi eski dışişleri bakanlarından Nikos Rolandis, dünkü açıklamasında, Rum yönetimine, sözde "Münhasır Ekonomik Bölgesi" içerisinde petrol ve doğalgaz arama çalışmalarıyla ilgili Türkiye’nin uyarılarını dikkate alması çağrısı yaparak, "Türkiye dediğini yapar" uyarısında bulunmuştu.
8/06/2011

başbakan erdoğan oradaki sesleri duymak zorundayız duyuyoruz ve tabiki gereğini de yapmak durumundayız
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun 9 Ağustos Salı günü Suriye'ye gideceğini belirterek, ''Kendileriyle orada gerekli olan görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmelerde mesajlarımız artık kendilerine kararlı bir şekilde iletilecektir. Bundan sonraki süreç, verilecek cevaba ve uygulamaya göre şekillenecektir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Birlik Vakfının Çemberlitaş'taki genel merkezinde düzenlenen geleneksel iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, bugüne kadar birçok konuda ''Acaba halledebilir miyiz?'', ''Acaba söylenenler yerini bulur mu?'' diye çok sabrettiklerini söyledi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
''Ama artık burada da sabrın son anlarına geldik ve bunun için de bu süreç içinde salı günü Dışişleri Bakanı'nı Suriye'ye gönderiyorum. Kendileriyle orada gerekli olan görüşmeleri yapacaklar. Bu görüşmelerde mesajlarımız artık kendilerine kararlı bir şekilde iletilecektir. Bundan sonraki süreç verilecek cevaba ve uygulamaya göre şekillenecektir.
Çünkü biz Suriye konusunu bir dış mesele olarak, bir dış sorun olarak görmüyoruz. Suriye meselesi bizim bir iç meselemizdir. Çünkü bizim Suriye ile 850 kilometre sınırımız var, akrabalık, tarih, kültür bağlarımız var. Dolayısıyla burada olanlar, bitenler bizim asla seyirci kalmamıza fırsat vermez. Tam aksine oradaki sesleri duymak zorundayız, duyuyoruz ve tabii ki gereğini de yapmak durumundayız.''
7/13/2011

dışişleri bakanından rest bu sadece adada bir çözümsüzlük anlamına gelmez
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Ada'da çözüm olmadan Kıbrıs'ın AB dönem başkanlığını üstlenmesi durumunda, Türkiye-AB ilişkilerinin donma noktasına geleceğini söyledi.
Davutoğlu, bu durumda, Türkiye'nin Kıbrıs'ın dönem başkanlığını muhatap almayacağını belirtti.
Kıbrıs, Temmuz 2012'de Avrupa dönem başkanlığını üstlenecek.
Türk tarafı, bu tarihten önce Ada'da çözüm olmasını ve birleşik Kıbrıs'ın dönem başkanlığını üstlenmesini istiyor.
Birleşmiş Milletler de bu amaçla Ekim'e kadar bir anlaşma taslağı çıkarılması hedefiyle taraflara müzakareleri hızlandırma çağrısında bulunmuş, Cenevre'de geçen hafta yapılan zirvede liderler, buna olumlu yanıt vermişti.
Ancak gözlemciler, tarafların, mülkiyet, toprak ve kurulacak devletin yapısı gibi Kıbrıs sorununun özünü oluşturan hemen hiçbir konuda anlaşamadıklarına dikkat çekerek, bu hedefe ulaşmanın çok zor olacağına dikkat çekiyor.
Bazı yorumcular, Kıbrıslı Rumların AB dönem başkanlığı sırasında Türkiye'ye baskıyı yoğunlaştıracağını söylüyor.
Ahmet Davutoğlu Ukrayna Dışişleri Bakanı Konstantin Grişçenko ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Kıbrıs'taki amaçlarının bir an önce çözüme ulaşılması ve Temmuz 2012'deki Rum tarafının AB dönem başkanlığının ortaklaşa üstlenilmesi olduğu söyledi.
Davutoğlu şöyle dedi:
''Eğer bu olmazsa, Kıbrıs Rum tarafı bu müzakereleri geciktirerek gelecek sene 2012 Temmuzunda tek taraflı olarak dönem başkanlığını alırsa bu sadece Adada bir çözümsüzlük anlamına gelmez aynı zamanda Türkiye ile AB ilişkilerinin tıkanıklığın ötesinde donma noktası anlamına gelir. Biz Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin çözüm olmadan üstleneceği bir dönem başkanlığında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin sürdürülebileceği kanaatinde değiliz.''
