En Yeniler
dışişleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dışişleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/09/2011

seyyah1906

türkiye cumhuriyeti tarihinde hiç bir hükümetin bakanı başka ülkelerin taşeronu olmamıştır olmayacaktır

Davutoğlu, bugün Şam'da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile bir araya geldi. Üç saati başbaşa geçen altı saatlik görüşmede, Türkiye, Suriye rejimine şiddete son vermesi ve siyasi reformları hayata geçirmesi yönündeki çağrısını bir kez daha yineledi. Davutoğlu'nun bu kritik görüşmenin ardından Türkiye'ye dönüşünde Ankara Esenboğa Havalimanı'nda basın toplantısı yaptı.
İşte "Suriye halkı ebediyen Türkiye'nin dostu olarak kalacaktır" diye sözlerine başlayan Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları: -- Biz olayların gelişmesinden itibaren olayları yakından takip ettik. Bilindiği gibi Sayın Başbakan'ımızın Halep’te çok kapsamlı görüşmeleri olmuştu. Mısır’da olaylar gelişirken ancak Suriye’de daha bu noktaya gelinmemişken de biz görüşlerimizi belirtmiştik -- Daha sonra Nisan ayında da Esad’la baş başa bir görüşmemiz olmuştu. O zaman da reformların Suriye’Yine kadar güçlü klacağını açıklamıştık. Görüşlerimiz o zaman da netti. O günden bu yana da tavrımız açık ve sıcak olmuştur. -- Görüşlerimizi her zaman açık bir şekide paylaştık. -- Ramazan’ın bir gün öncesinde Hama’daki olaylarla ilgili de görüşümüzü belirttik. Suriye’de iç barışın sağlanması için her türlü temasımızı sürdürdük. ÇOK DOSTANE BİR GÖRÜŞMEYDİ -- Bu görüşmede Türkiye tarafı olarak her zaman olarak Suriyeli kardeşlerimizle bütün hususları açık bir dille ve kararlılık içinde paylaştık. Sayın Esad da kendi kanaatlerini akardı. -- Öncelikli hedefimiz bir an önce akan kanın durması. Hangi etnik ve dini kökenden olursa olsun tüm Suriyeli kardeşlerimizin barış içinde geleceğe yürümeleri. -- Bu Türkiye'nin hiçbir zaman vazgeçmeyeceği bir ilkedir. Önemli olan gelişmelerin halkın taleplerine paralel şekilde seyretmesidir. -- Akan kanın durması, sivil kayıpların durması, siyasi reform süreci yaşanması için yapılması gerekenleri paylaştık. -- 6 buçuk saatte çok somut konular konuştuk. Çok dostane, açık görüşlü bir toplantı gerçekleştirdik. KADER BİRLİĞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ -- Kader birliğimizi her zaman sürdüreceğiz, her kesimden Suriyeliyle temaslarımıza devam edeceğiz -- Detaylarına girmemin doğru olmadığı somut konuları da ele aldık. -- Beklentilerin karşılanması bağlamında önümüzdeki günler etkili olacaktır. -- Önümüzdeki günlerde gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz. -- Umuyoruz iç barış ve huzur sağlanır, reform adımları atılır. BAŞKA ÜLKELERİN MESAJLARINI GÖTÜRMÜYORUZ -- 6 buçuk saat süren görüşmelerle ilgili çok fazla spekülasyon yapılabilir. -- Orduyla halkın karşı karşıya gelmemesi ve Hama'da olduğu gibi gerilimlerin yaşanmaması için yapılması gerekenleri en açık ve şeffaf ve net şekilde Esad'la paylaşma imkanı bulduk. -- Önümüzdeki günlerde atılacak adımlar önemli. Uluslararası toplum kaygılı, biz onlarla yakın temastayız. Birçok ülkeden temsilciyle bu konuyu ele aldık. -- İstişarelerimizde temas ettiğimiz hususlar olur, bu istişareler sürecektir. Ama bu temas ettiğimiz ülkelerin mesajlarını götürüyoruz anlamına gelmez. -- Ben sadece hükümetimizin görüşlerini taşırım. Bunun bilinmesinde fayda görüyorum KILIÇDAROĞLU'NA YAKIŞMAMIŞTIR -- Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları bana da iletildi. Üzülerek söylüyorum yakışmamıştır. Neden? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir hükümetin bakanı başka ülkelerin taşeronu olmamıştır olmayacaktır. Bu devlet geleneğimize hakaret eden bir açıklama biçimidir. Hükümeti eleştiremezler ama devletin onurunun bu şekilde rencide edilmemesini bekleriz. Hiçbir zaman başka bir ülkenin takipçisi ya da sözcüsü olmadık. İran konusunda BM’de kullandığımız oy gerekçesiyle batıdan kopuyoruz diyenlerin bugün bunu demesi dikkat çekicidir. Anlamakta güçlük çekiyorum. Kurumsal olarak da Sayın Kılıçdar oğlunun ifadelerini anlamıyorum. Ayrıca İsrail’in taşeronluğu şeklindeki hususları gündeme getirmek istemem.

8/06/2011

seyyah1906

dışişlerinden kıbrıs rum tarafına çok sert uyarı oldu bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmalıdır

Güney Kıbrıs Rum Kesiminin Doğu Akdeniz' de petrol arama faaliyetlerinde bulunması Türk hükümetini kızdırdı.

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Rum yönetiminin hareket tarzı zamansız olduğu kadar bir sorumsuzluk örneğidir. Bu hareketler uzlaşı çabalarına darbe vurmaktadır" Bölgede gerilimi yükseltebilecek, oldu-bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmalıdır" denildi.

Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı olarak tüm Ada adına, Ada'nın bütününe ait olan doğal kaynaklar konusunda söz söyleme, girişim yapma veya anlaşma imzalama hak ve yetkisine sahip olmadığı hatırlatıldı. Bu tür yasal dayanaktan yoksun faaliyetler, halen devam etmekte bulunan görüşmeler sürecine zarar vermektedir denildi.

Uluslararası toplumun da Kıbrıs Rum tarafının, türk tarafının Ada'nın doğal kaynaklarından eşit olarak faydalanma hakkını gasp etmeye yönelik bu girişimlerine prim vermemek için sorumlulukla hareket etmesi gerektiğinin altı çizildi.
Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması şöyle;

Açıklamada,Rum kesiminin , uluslararası hukukun hilafına ve üçüncü tarafların haklarını ihlal ederek, 2003 yılından itibaren Doğu Akdeniz’deki ülkelerle deniz yetki alanlarını sınırlandıran ikili anlaşmalar yapma gayretlerini sürdürmüş, ayrıca petrol/doğal gaz arama faaliyetlerinde bulunmuştur.

GKRY’nin yaptığı bu anlaşmalar ve petrol/doğal gaz arama faaliyetleri Kıbrıs sorununun çözümünü olumsuz etkilemekte ve ayrıca bölge ülkeleri arasında yeni ihtilaflara neden olmaktadır. Bu duruma ilişkin olarak, gerek ülkemizin gerek KKTC’nin görüşleri ve ikazları bölge ülkeleri ve BM nezdinde zamanında kayda geçirilmiş, Kıbrıs Adası’nın güneyinde geçerliliği bulunmayan ruhsatlara dayanarak petrol/doğal gaz arama-çıkarma faaliyetlerine ilgi duyan şirket ve ülkelerin sorumluluk ile hareket etmelerini beklediğimiz belirtilmişti. Konuya yaklaşımımız ve görüşlerimiz geçerliliğini elan muhafaza etmektedir.

Kıbrıs Adasının güneyinde önümüzdeki Ekim ayı başında fiilen sondaj çalışmalarına başlanılacağına yönelik son dönemde çıkan haberler ve yapılan resmi açıklamalar ışığında, bazı hususlara tekrar dikkat çekilmesinde fayda bulunmaktadır.

Kıbrıs Rum tarafı tek yanlı olarak tüm Ada adına, Ada’nın bütününe ait olan doğal kaynaklar konusunda söz söyleme, girişim yapma ve/veya anlaşma imzalama hak ve yetkisine sahip değildir. Bu tür yasal dayanaktan yoksun faaliyetler, Ada’da ve bölgede gerginlik yaratmakta, kurucu halk olan Kıbrıs Türklerinin Ada’nın doğal kaynaklarından eşit şekilde yararlanma hakkına halel getirmekte, halen devam etmekte bulunan görüşmeler sürecine zarar vermektedir.

Yeni bir ortaklık kurulması amacıyla Ada’nın geleceğini belirlemeye yönelik görüşmelerin devam etmekte olduğu ve kritik bir aşamaya ulaştığı bu dönemde, bu tür tek yanlı faaliyetlerde bulunmanın taşıdığı risk ve sakıncalar ise aşikârdır. Rum Yönetimini hareket tarzı zamansız olduğu kadar bir sorumsuzluk örneğidir. Bu hareketler uzlaşı çabalarına darbe vurmaktadır.

Bir başka bölge ülkesinin de GKRY’nin imzaladığı bir ikili sınırlandırma anlaşmasını BM nezdinde girişim konusu yapması, bu tür tek yanlı teşebbüslerin bölgenin barış ve istikrarına menfi etkide bulunduğunun ve mevcut sorunlara yenilerinin eklenmesine yol açtığının en açık kanıtıdır. Uluslararası toplumun, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafının Ada’nın doğal kaynaklarından eşit olarak faydalanma hakkını gasp etmeye yönelik bu girişimlerine prim vermemek için sorumlulukla hareket etmesi gerekmektedir.

Ülkemiz ve KKTC bölgedeki meşru hak ve çıkarlarını korumak amacıyla uluslararası hukuka uygun şekilde bundan böyle de diplomatik ve siyasi kanallardan girişimlerini sürdüreceklerdir. Türkiye’nin ve KKTC’nin bu maksatla gereğine tevessül edeceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Beklentimiz kapsamlı çözüm görüşmelerinin sürdüğü bir ortamda görüşmeleri raydan çıkarabilecek, bölgede gerilimi yükseltebilecek, oldu-bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmasıdır"

7/29/2011

seyyah1906

ermenistan dışişleri cumhurbaşkanızın sözlerine türkiye yersiz bir yaygara koparmıştır

Ermenistan Dışişleri Bakanlığı pişkin tavır takınarak, “Cumhurbaşkanımız sözlerine Türkiye, yersiz bir yaygara koparmıştır.
Türkler Serj Sarkisyan’ın dengeli açıklama metninden istedikleri bölümleri cımbızla çekerek, durduk yerde sorun yaratmıştır” dendi.
Cımbızla çıkarmışlar
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Azerbaycan’da yaptığı “Sarkisyan’dan özür bekliyoruz”
açıklaması üzerine Erivan’daki yerel basına konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı Şevarş Koçaryan, şunları söyledi: “Bana öyle geliyor ki, sanki Türkler Serj Sarkisyan’ın söylediklerinin tamamını okumamış.
Veya okumuş da, işlerine gelen bölümler metinden cımbızla çıkarılmış. Aslında cumhurbaşkanımızın konuşmasında saldırgan bir tavır yoktur. Kullandığı ifadeler son derece ölçülü ve dengeliydi. Türkiye bu sözleri gereken şekilde algılamak istemiyorsa buna ihtiyaçları yok demektir. Durup dururken çıkarılan yaygaranın bizim de sonuçlar çıkarmamızı gerektiriyor.”
Sarkisyan’ın sözleri
Sarkisyan, Ermenistan’da 23 Temmuz’da düzenlenen Ermeni dili ve edebiyatı yarışmasında öğrencilerden birinin “Batı topraklarımızı Ağrı Dağı’yla birlikte geri alabilecek miyiz?” sorusunu yanıtlamıştı. Koçaryan’ın basına verdiği metne göre Sarkisyan, gence şu yanıtı verdi: “Bu sana ve senin nesline bağlı. Benim nesil bence üzerine düşen görevi başarıyla yerine getirdi.
90’lı yıllarda vatanımızın parçası Artsah’ı (Karabağ bölgesini) düşmanın elinden kurtardık. Bunu birilerini azarlamak için söylemiyorum. Her neslin bir görevi vardır ve bu görevi başarıyla yerine getirmesi gerek. Sen ve yaşıtların gücünü sonuna kadar kullanırsa, biz dünyanın en başarılı ülkesinden biri haline geliriz. Biz Ermeni ulusu sistematik ve sabırlı adımlar atarak her zaman Anka kuşu gibi küllerden dirilmeyi başarmışızdır. Ama şunu da söylemem gerek. Günümüz dünyasında ülkelerin gücü ve itibarı yüzölçümüyle ölçülmüyor. Ermenistan modern, güvenli ve başarılı ülke olursa itibarı da o denli yüksek olacaktır.”

7/13/2011

seyyah1906

dışişleri bakanından rest bu sadece adada bir çözümsüzlük anlamına gelmez

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Ada'da çözüm olmadan Kıbrıs'ın AB dönem başkanlığını üstlenmesi durumunda, Türkiye-AB ilişkilerinin donma noktasına geleceğini söyledi.

Davutoğlu, bu durumda, Türkiye'nin Kıbrıs'ın dönem başkanlığını muhatap almayacağını belirtti.

Kıbrıs, Temmuz 2012'de Avrupa dönem başkanlığını üstlenecek.
Türk tarafı, bu tarihten önce Ada'da çözüm olmasını ve birleşik Kıbrıs'ın dönem başkanlığını üstlenmesini istiyor.

Birleşmiş Milletler de bu amaçla Ekim'e kadar bir anlaşma taslağı çıkarılması hedefiyle taraflara müzakareleri hızlandırma çağrısında bulunmuş, Cenevre'de geçen hafta yapılan zirvede liderler, buna olumlu yanıt vermişti.

Ancak gözlemciler, tarafların, mülkiyet, toprak ve kurulacak devletin yapısı gibi Kıbrıs sorununun özünü oluşturan hemen hiçbir konuda anlaşamadıklarına dikkat çekerek, bu hedefe ulaşmanın çok zor olacağına dikkat çekiyor.

Bazı yorumcular, Kıbrıslı Rumların AB dönem başkanlığı sırasında Türkiye'ye baskıyı yoğunlaştıracağını söylüyor.

Ahmet Davutoğlu Ukrayna Dışişleri Bakanı Konstantin Grişçenko ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Kıbrıs'taki amaçlarının bir an önce çözüme ulaşılması ve Temmuz 2012'deki Rum tarafının AB dönem başkanlığının ortaklaşa üstlenilmesi olduğu söyledi.

Davutoğlu şöyle dedi:

''Eğer bu olmazsa, Kıbrıs Rum tarafı bu müzakereleri geciktirerek gelecek sene 2012 Temmuzunda tek taraflı olarak dönem başkanlığını alırsa bu sadece Adada bir çözümsüzlük anlamına gelmez aynı zamanda Türkiye ile AB ilişkilerinin tıkanıklığın ötesinde donma noktası anlamına gelir. Biz Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin çözüm olmadan üstleneceği bir dönem başkanlığında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin sürdürülebileceği kanaatinde değiliz.'' 

7/03/2011

seyyah1906

israil basınına göre türkiye beş yıl önce kaçırılan israilli asker için devreye girdi

Yedioth Ahronot gazetesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun geçen günlerde yaptığı bir açıklamada "Şalit için son birkaç gündür uluslararası unsurların çalışmalar yaptığı" yolundaki sözlerini hatırlatarak, "Netanyahu'nun gerçekte Hamas üzerinde muhtemelen Mısır'dan da öte, en fazla etkiye sahip Türkiye'yi işaret ettiğini" savundu.
Musevi kökenli Türk işadamı Eliko Dönmez'in geçen yılki Mavi Marmara olayından sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile karşı karşıya geldiğini ve Erdoğan'a Şalit'in babası Noam Şalit'ten bir mektup ilettiğini kaydeden gazete, Noam Şalit'in Erdoğan'dan, "Hamas üzerindeki etkisini kullanarak, Şalit karşılığında 1000 Filistinli tutuklunun serbest bırakılması yönündeki Alman arabulucunun önerisini kabul etmesi için örgütü ikna etmesini istediği" kaydedildi.

Gazete, Türkiye'nin bu mektuptan sonra konuya müdahil olmaya başladığını, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun muhtemelen konuyu Hamas'ın siyasi lideri Halid Meşal ile birkaç kez görüştüğünü yazdı.

Türk Kızılayının da çabalara dahil olduğunu ve Gazze'deki temsilcileri aracılığıyla Hamas'ı ikna etmeye çalıştığını öne süren gazete, "Konuya yakın kaynaklar, Erdoğan'ın meseleyi bizzat üstlendiğini belirttiler. Aynı kaynaklara göre, Erdoğan'a sorunu başarıyla çözmenin gerek İsrailliler nezdinde, gerekse Arap ve İslam dünyasında konumunu yükselteceği söylendi" ifadelerine yer verdi.

İsrail'in Kanal 2 televizyonu da benzer bir haber yayımladı. Haberde, Alman arabulucunun, İsrail ile Hamas arasındaki dolaylı tutuklu takası görüşmelerinde başarısız olmasından sonra, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Şalit meselesinde bizzat her türlü çabayı gösterme taahhüdünde bulunduğu öne sürüldü.
seyyah1906

dışişleri bakanı ahmet davutoğlu libyalı muhaliflerin kalesi bingaziye gidiyor

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ortadoğu turuna Kahire'nin ardından, Libyalı muhaliflerin kalesi Bingazi ile devam edecek.

Davutoğlu'nun ziyareti, Türkiyenin Libya politikasında önemli bir gösterge olarak değerlendiliyor.

Türkiye'nin Trablus Büyükelçisi Levent Şahinkaya merkeze alındı ve yerine yeni bir atama yapılmadı.
Resmi Gazete'de yayımlanan bu karar, Davutoğlu'nun Bingazi ziyareti öncesi, Libyalı muhaliflere yaptığı önemli bir jest olarak değerlendirildi.

Davutoğlu, Bingazi'de, Ulusal Geçiş Konseyi'nin önde gelen üyeleriyle görüşecek.

Ziyaretin ana gündemi, bu ay ortasında İstanbul'da yapılacak Libya Temas Grubu Toplantısı.

Dışişleri Bakanı, bir anlamda toplantı öncesinde muhaliflerin nabzını yoklayacak.

Bu ziyaret sırasında, Türkiye'nin, geçen ay Abu Dabi'de düzenlenen Libya Temas Grubu Toplantısı'nda muhaliflere vaad ettiği 100 milyon dolarlık yardımın ulaştırılması için gereken koordinasyon da gündeme gelecek.

Davutoğlu'nun ziyareti olağanüstü güvenlik önlemleri altında gerçekleşiyor.

Ziyaret için, Libya'ya uçuş yasağı uygulayan NATO'dan "özel" izin alındı.