En Yeniler
demokratik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
demokratik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9/24/2011

seyyah1906

sabahat tuncel:gün geçtikce güçleniyoruz bizden korksanız iyi olur

BDP İzmir İl Başkanlığı üyesi 100'e yakın kişi, geçen perşembe günü gerçekleşen ve PKK'nin şehir yapılanması KCK'nin içinde oldukları belirlenen 34 kişinin gözaltına alınmasını protesto etti.
Konak'ta bir alışveriş merkezi önünde toplanan, BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel'in de destek verdiği grup İzmir Valiliği'ne yürümek istedi. Valilik binası önünden geçerek Büyükşehir Belediyesi yanına gelen grup burada açıklama yaptığı sırada ellerinde Türk bayraklarıyla BDP'lilerin yanına gelmek isteyen grup polisler tarafından engellendi. Bir süre "Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez" sloganları atan grup çevredekilerin de desteğini aldı.

Sabahat Tuncel: Bizden korksanız iyi olur

Belediye binası yanında konuşan BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, "Türkiye'nin yarası olan bir konu için buradayız. İzmir Emniyeti yeni bir operasyon yaptı. Şırnak'ta belediye başkanlarımız tutuklandı. Burada siyaset akademisi yöneticileri gözaltına alındı. Aklınızı başınıza alın. Bu ülkeyi daha büyük savaşa, kaosa sürüklemeyin. Bu savaşın nedeni, Kürt halkına yapılan baskılardır. MİT-PKK görüşmesine kimse ses çıkartmadı, bu savaş bitsin diye, Bunu istemeyenler, bu savaşın bitmesini istemeyenlerdir. 30-40 bin daha kişi ölse, gelinecek nokta barıştır. Bir genç daha ölmesin. Bunu yapmazsanız, halkımızın iki eli yakanızda olacaktır. Bu zihniyet değişmedikçe sorun çözülemez. ABD ile yeni silah anlaşmaları bu sorunu çözemez. ABD ile anlaşma Kürt halkını bastırmak içindir. Demokratikleşme konusunda adımlar atarsanız, barış ortamı kendiliğinden gelir. Bu halk Öcalan'ın özgürlüğünü istiyor, onunla görüşme yapılsın. Barış, diyalog için görüşülsün. Biz sorumluluğumuzun farkındayız. BDP, barış için mücadele ediyor. Ortadoğu'da barış için mücadele edileceğine, Kürt halkı için bu mücadele yapılsın. Gelin barış için adım atın. AKP, politikalarıyla emniyeti hedef haline getiriyor. Siz bize kalkan oluşturacağınıza barış için halkı örgütleyin" dedi.


Başbakan Erdoğan'ın, diktatörlük yaptığını ileri süren Tuncel, "Diktatörlerin sonu belli. Sen de diktatörlükten vazgeç. Başbakan, tüm BDP'lileri tutuklayabilir, ama 20 milyonluk Kürt halkını tutuklayamaz. Gün geçtikte güçleniyoruz. Bizden korksanız iyi olur" diye konuştu. 

7/30/2011

seyyah1906

bdp'li selahattin demirtaş çok açık söylüyorum kemalizim yerine tayyibizmi oturtmak istemiyorsa

Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının dün gece ani bir kararla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a istifa dilekçelerini vererek emekliye ayrılmak istemesinin yankıları sürerken, BDP'den konuyla ilgili ilk değerlendirme geldi.
BDP Batman milletvekili Bengi Yıldız, komutanların istifa etmelerinin Türkiye açısından bir ilerlemeye tekabül ettiğini belirterek, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin halen sivil iradeye karşı direnen bir mekanizma olduğu göze çarpıyor. Yoksa devletin memuru olan, hükümetin memuru olan insanların istifa etmek suretiyle tepkilerini dile getirmeleri ve bir yerlere mesaj vermeleri demokratik ülkelerde, demokratik hukuk devletinde pek rastlanan bir uygulama değildir. Netice itibarı ile başka arayışlara girmeden istifa etmeleri Türkiye açısından bir ilerlemeye tekabül ediyor. O açıdan da olumludur ama geldiğimiz aşama itibarı ile Türkiye'de artık askerlerin de yavaş yavaş kendi konumları içerisindeki yerlerini öğremeye başladıklarını görüyoruz. Bu da sevindirici bir durumdur" dedi.

"UMUYORUM Kİ BU BİR BAŞLANGIÇ OLUR"

BDP Siirt milletvekili Gültan Kışanak ise bunun olması gereken bir tutum olduğunu belirterek, "Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum, demokratik sistemlerde istifa önemli bir mekanizmadır. Biz de ne yazık ki şimdiye kadar siyasi durumdan, idari organlarda çok kullanılmayan bir yöntemdir. Oysa hizmet kusuru bulunan, hata yapan, yanlış yapan, eksik yapan, kamuoyunda bu yönde hakkında iddialar olan kişilerin, kendi sorumluluk alanında yanlış bir şey ortaya çıktığında bunun bedelini ödemek için istifa etmesi

bir demokratik sistemin parçasıdır. Olması gereken şeydir. Türkiye'de çok işlemediği için bu garipseniyor. Ama umuyorum ki bu bir başlangıç olur; siyasete de idari yapıya da devletin tüm organlarına da böyle bir yaklaşım sirayet eder" diye konuştu.

"TARTIŞMAYA GİRMEKTENSE GÖREVLERİNİ BIRAKMALARI OLMASI GEREKEN BİR ŞEYDİR"

Darbe iddialarıyla yargılanan generallerin olduğunu belirten Kışanak, terfi ve dava tartışmasına girmeden görevlerini bırakmalarının olması gereken bir şey olduğunu belirterek, "Darbe önemli bir iddiadır. Darbe girişiminde bulunmak, bu konuda itham edilen, haklarında iddialar bulunan ve yargılanan generaller var. Bunların davaları ile ilgili ya da terfileri ile ilgili bir tartışma içerisine girmektense Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim kademesindeki kişilerin bu konuda görevlerini bırakmaları, bence demokratik sistem içerisinde olması gereken bir şeydir. Türkiye kamuoyunun bunu fazlaca büyütmeden, fazla başka mana yüklemeden bu süreci geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle bu istifaları hani bir tepki, bir tavır olarak algılamak istemiyorum. Ortada çok ciddi iddialar ve ithamlar var, yargılamalar var, ayrıca kendi görev alanlarına dair ciddi problemler sıkıntılar var. Bu ülkede halen bir JİTEM var mı yok mu diye tartışılıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Yani bu kadar icraatı ve uygulaması olan, vahim sonuçları olan bir kurumun varlığını yokluğunu tartışır hale gelmişken, bu bir problemdir, bu nedenle istifaları saydığım nedenler nedeniyle demokratik sistem içerisinde olması gereken bir tutum ve davranış olarak algılamak istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrı bir güç olmaktan çıkarılıp halkın iradesini temsil eden parlamentoya ve yönetime bağlanması şeklinde düşünülüyorsa bu iyi bir şeydir. Askeri vesayetin kalkması gerekir. Ama bunun yerine birileri başka bir otoriter yönetim inşa ediyorsa bunun karşısına hep beraber çıkmamız gerekir" diye konuştu.

"KOMUTANLAR İSTİFA EDİNCE TÜRKİYE'DE KRİZ ÇIKMIYORMUŞ"

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, komutanların istifa ederek emekliye ayrılmak istemelerinin Türkiye'de şok etkisi oluşturan bir durum olmadığını ve kriz çıkmadığını belirterek, "Görüldüğü üzere Türkiye'de şok etkisi oluşturan bir durum değildir, krize neden olan bir durum da değildir. Demek ki olabiliyormuş. Genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları istifa edince Türkiye'de bir kriz çıkmıyormuş. Ama bundan Türkiye'de askeri vesayet kalkarak yerine sivil demokrasinin geçtiği şeklinde bir anlam da çıkmıyor. En azından biz bunu böyle okumuyoruz. Elbette ki Ergenekon davası darbe iddiaları, bunlar çok ciddi iddialardır, soruşturulması lazım. Kesinlikle böyle suçlara karışan, bulaşan varsa cezalandırılması lazım. BDP'nin bu konudaki tavrı nettir. Ordu içerisinde olur veya dışında olur, darbe girişimi demokrasilerde demokratik parlamenter sistemlerde çok ağır bir suçtur. Bunun soruşturulması lazım. Bu nedenle ordu içerisindeki değişim, görev değişiklikleri ve bu yaşanan tıkanıklıklar bir demokratik sisteme eğrilecek mi eğrilmiyecek mi onu AK Parti'nin duruşu değil, halkın demokratik talepleri ve mücadelesi belirler. Yani AK Parti'ye kalsa mevcut statükonun yerine yeni bir sivil statükoyu inşa etmekten çekinmeyecektir. Bunun zaten güçlü belirtileri var. 'Ordu vesayeti, askeri vesayet kalktı, Türkiye demokratik bir ülkedir' demek için daha erkendir" ifadelerini kullandı.

"ORDU BAŞARILI OLSAYDI BUNLAR YAŞANMAYACAKTI"

Demirtaş, bu durumun başarısız olan komutanlara çıkarılmış olan bir fatura olduğunu savunarak, "Başbakan'ın özellikle yeni anayasa inşa süresinde Kürt sorununun çözümü meselesinde çok somut, inandırıcı, gerçekçi, kucaklayıcı adımlar atması lazım. Eğer sivil vesayet oluşturmak istemiyorsa ben çok açık söylüyorum Kemalizim yerine Tayyibizmi oturtmak istemiyorsa demokrasiyi kesinlikle toplumla buluşturmak zorundadır. Bunun için koşullar her zamankinden uygundur, olgundur. AK Parti'nin ve Sayın Başbakan'ın halkın lehine bu fırsatı değerlendirmesi gerekir. Bir de meselenin şu yönü var: 30 yıllık Kürt sorunu var ve 30 yıldır PKK'ya karşı mücadele eden bir ordu var. Eğer ordu PKK'ya karşı başarılı olmuş olsaydı bunlar yaşanmayacaktı. Dolayısıyla bu, başarısız olan komutanlara çıkarılmış bir faturadır. Bu demek değildir ki sivil otorite başarılıdır. Kürt sorunu olduğu yerde duruyor, komutanlara fatura çıkıyorsa sivil hükümet de kendine fatura çıkarmalı ve Kürt sorunun çözümünckendi görev alanlarına dair ciü artık önüne koymalıdır diye düşünüyoruz" açıklamasını yaptı.

Gazetecilerin istifa ile ilgili olarak, "Bu bir tavır mı?" sorusunu yöneltmesi üzerine, Demirtaş, "Tavır olsa ne olur ?Dün gece itibarı ile 3 saat Türkiye'nin gündemini meşgul etmiştir, Türkiye'nin gündeminden çıkmıştır" yanıtını verdi. (İHA) 

7/18/2011

seyyah1906

bdp'li emine ayna ankaraya gelsekte rolümüzü milletvekili olarak oynayamayacağız

BDP'li Emine Ayna Demokratik özerklik'in anlamını açıkladı: 'Ben artık senden talep etmiyorum. ben yapıyorum. Sana düşen beni tanımaktır'
Emine Ayna ilan ettikleri ‘Demokratik Özerklik’ tanımı içerisinde siyasal statünün bulunmadığını, siyasal bir tanımdan söz ettiklerini belirtirken, "Kültürel haklar vs. bunlar tartışılabilir belki.
Siyasal talep; siyasal bir statüdür. Ben o yüzden ‘Çıta dememek lazım’ diyorum. Bağımsızlığınızı ilan edersiniz de çıta oradadır. O gelir federasyonu, özerkliği tartışırsınız. Bunun gerisinde bir siyasi statü yok. Yapılan şey, kabul edilebilir, eşit değil; eşite en yakın; Türkiye sınırları içerisinde özgür ve gönüllü birlikteliğin temelidir. Eşit, özgür, gönüllü birliktelik. Bu müzakere masasına da gelebilir, konuşulabilir, konuşulmalıdır da. Bu noktadan sonra konuşulabilecek şey, demokratik özerklik nasıl işleyecek" dedi.

Emine Ayna, DTP’ye geçen milletvekillerinin TBMM’yi boykotu ve ‘Demokratik Özerklik’ ilanının birleşmesi üzerine kafa karışıklıklarının derinleştiğini, ‘Acaba Ankara bitti mi?’ denildiğini anlatırken şöyle konuştu:

"DEMOKRATİK ÖZERKLİK KOPUŞ DEĞİL"

"Demokratik Özerklik’ projesini ilk tartışmaya başladığımızda 2007’de bunu dosya haline getirip, yazıya döktük, tüm aydınlarla belli olgunluşma dönemine getirdik, ardından DTP tüzüğüne taşıdık. Demokratik Özerklik alt başlıkları ile örnek model olarak yer verdik. Ankara’dan bağımsız düşünüyor olsaydık, bunu Ankara’da tartışmazdık. Demokratik özerklik bir kopuş, ipleri koparma, yol ayrımı değil. Eşite en yakın özgür ve gönüllü birlikteliktir. Yaptığımız budur. Hem demokratik kolektifleri hayata geçirebileceğimiz, hem de diğer halklarla aynı ülke içinde birlikte yaşam olanağı yaratmaktır. Bu Türkiye’nin ciddi bir demokratikleşme hareketidir de. Ankara’dan kopuş değil, Ankara’nın yükünü hafifletmeyi hedefleyen bir şeydir. Meclis’i protesto etmemizle hiçbir ilgisi yoktur. Bizim Meclis’e ilişkin yaklaşımımız sadece Hatip Dicle veya diğer 5 tutuklu arkadaşımızla da ilgili değildir. Belediye başkanları, il genel meclisi, belediye meclisi üyeleri dahil tutuklu 3 binin üzerinde arkadaşımız var. Biz demokratik anlamda siyaset yapmayı hedefliyoruz. Terörle Mücadele Yasası, Türk Ceza Yasası’ndaki maddeleri önümüze koyarak demokratik politika yapmamızı engelliyorsunuz. Bu Meclis’in artık bu iradeyi göstermesi gerek. Anayasayı bırak önce bunu değiştir. Dicle’ye milletvekilliği verilir mi verilmez mi bu bağımsız bir konu. Hele önce bunları değiştir. Bunları değiştirmezsen Ankara’ya gelsek de rolümüzü milletvekili olarak oynayamayacağız, düşüncelerimizi ifade edemeyecek, örgütlenemeyeceğiz demektir."

DHA

7/15/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan demokratik özerklik kendi çalıp kendi oynadıkları bir tezdir

Başbakan Tayyip Erdoğan cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını cevapladı.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:Kötü niyetli davranışlar bizden hiçbir yerde iyi niyet beklemesinler.

Onlar da siyasi uzantıları da. Biz onların siyasi uzantılarına iyi niyetimizi her zaman gösterdik.

Ama bunların her zaman ortaya koydukları tehditlerdir.
Ak Parti iktidarı hiçbir zaman onların tehditlerine boyun eğecek değildir. Pazarlık masasına oturacak değiliz.

Yapacakları tek şey var. bir defa terör örgütü silahı bırakacaktır.

Silahı bırakmadıkça operasyonlar durmaz. Bundan sonraki süreç farklı uygulamalarla kendini gösterecektir.

Benim Kürt kökenli vatandaşım azınlık değildir. Asimilasyon inkar politikalarını yok ettik yok ediyoruz.

Sorunun çözümünde en büyük katkıyı biz verdik.

Temel ilkemiz değişmez: tek vatan, tek bayrak, tek devlet.

Düşünün ki bir ordu savaşa girdi. Bunu içinde zaiyat olabilir. Siz kalkıp da “Biz moralsiziz o yüzden bu savaşı kaybettik” diyebilir misiniz.

Şu anda ana muhalefet partisi başkanının yaptığı terör örgütüne moral vermektir.

DÜNE GÖRE ÇOK GÜÇLÜYÜZ

Bizim güvenlik güçlerimiz düne göre çok daha güçlüdür.

Sınır ötesi operasyonlar önceden söylenerek yapılmaz. Gerekiyorsa yapılır.

Demokratik özerklik kendi çalıp kendi oynadıkları bir tezdir. Bu ülkede demokratik özerkliği olmayan yoktur.

Bunlar neyin özerkliğinden bahsediyorlar.

Bunların hepsi benim Kürt kökenli vatandaşlarımı kandırmaktan başka bir şey değildir.

Yılmayacağız yolumuza devam edeceğiz. Bizden kimse bu noktada farklı bir taviz beklemesin.
seyyah1906

bdp'den açıklama başbakanlık soruşturma açsın askerlerin otopsi raporunu kamuoyuna açıklasın

BDP, Diyarbakır’da 13 askerin şehit olduğu saldırıyla ilgili açıklama yaptı. Başbakanlık’ın olayla ilgili soruşturma başlatmasını isteyen BDP, otopsi raporlarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yaptı. Açıklamada, kendilerinin de haksız yere hedef gösterildiği ifade edildi.
Öte yandan, BDP Mersin İl Başkanı Cihan Yılmaz, ''Demokratik Çözüm İçin Demokratik Anayasa'' adı altında ülke genelinde düzenlenecek mitinglerin Diyarbakır'dan gelen haberler üzerine iptal edildiğini açıkladı.

Sağduyu çağrısı yapan Yılmaz, “Türkiye'de artık kimse kan ve gözyaşı istemiyor. Annelerin, babaların ağlamalarına bir son verilmeli. Bunun da tek yolu barış ve demokrasiden geçiyor. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun Türkiye genelindeki tüm etkinlikleri iptal edildi” diye konuştu. Demokratik Toplum Kongresi, dün yaptığı açıklamada, "Demokratik özerklik" ilan etmişti. Aynı gün Diyarbakır'da 13 askerin şehit olduğu haberi gelmişti

7/14/2011

seyyah1906

dtk'den demokratik özerklik açıklaması kendimizi yönetme güç ve iradesine sahip olduğumuzu belirtiyoruz

DTK toplantısı sonrası açıklama yapan DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Demokratik özerkliği ilan ettiklerini açıkladı.

Diyarbakır'da düzenlenen toplantıda sonuç bildirgesini okuyan Aysel Tuğluk şunları söyledi:

Yaptığımız kapsamlı tartışmalar ve bu tartışmalar sonucunda ulaştığımız sonuçları paylaşmak istiyorum. Demokratik Özerklik ilan belgesi:

Ulus devletçi anlayış diğer halklara büyük acılar yaşattığı gibi Kürt-Türk ilişkilerinde de Kürtleri yok oluş sürecine götüren bir dönemin başlamasının temeli olmuştur. Türkiye’nin kuruluşunda büyük rol oynayan ilk Meclis ve siyasetinde bırakalım Kürt inkarının olması, Kürtlerle birlikte kurulmuş yeni bir Türkiye vardır. Türkiye’nin kuruluş felsefesi, Kürtler bakımından da kendilerinin içinde yer aldığı bir oluşumdur.
Bu inkar ve imha politikası bugüne kadar acımasızca yürütülürken, Ortadoğu statükosu ve uluslar arası güçlerden de destek almıştır. Türkiye’nin Kürtler üzerinde egemenlik kuran devletlerle kurduğu ittifak da bu politikanın ağır biçimde sürdürülmesini sağlamıştır.

Ulus devletlerin nasıl bir soykırımcılık taşıdığı görülmektedir. Güncelde biçimsel değişiklikler olsa da, özünde devam eden inkar devam ettirilmektedir. Kürt halkının varlığı tanındığı ifade edildiğinde bile, parçalamaya çalışmaya yönelik siyaset üretilmektedir.

BİNLERCE İNSANIMIZ REHİNE OLARAK TUTULMAKTADIR
Başta Hatip Dicle’nin ve milletvekillerimizin serbest bırakılmaması bunu göstermektedir. KCK gibi siyasi soykırım operasyon sonucu binlerce insanımız rehine olarak tutulmaktadır. Kürtçe anadiline karşı kültürel soykırım devam etmektedir.

Kürt halkının doğal bir halk olmaktan hakları, dili yaşamı yok sayılmaktadır. Türkiye içinde ve dışında bir çok çevre, Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesi gerektiğini dile getirmiştir. Ancak AKP’nin politik parti oligarşisi kendi çıkarları için politika ürettiğinden buna yanaşmamaktadır.

Bu aşamadan sonra devam edecek çözümsüzlük, halkları şiddet ve çatışma ortamında tutup güç kaybetmesinden başka bir sonuç vermeyecektir. Kürt sorunu, Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı haklarını kullanamamaları, her taleplerinin baskıyla reddedilmesinden kaynaklanmaktadır.

SORUNUN ÇÖZÜMÜ KÜRTLERİN HALK OLARAK TANINMASI İLE ÇÖZÜM BULUNABİLİR
Sorunun çözümü Kürtlerin halk olarak tanınması, eşit seviyede statüye kavuşmalarıyla ancak çözüm bulabilir. Kürt halkı artık ulusal varlığını statüsüz bir halk olarak yaşamak istememektedir. Dünyada Kürtler gibi 40 milyondan oluşan, hakları gasp edilmeye çalışılan başka bir halk yoktur.

Kendimizi yönetme, güç ve iradesine sahip olduğumuzu belirtiyoruz. Demokratik özerklik sadece kürt halkı için değil, tüm Türkiye halklarının inanç ve kültürlerinin kendisini özgürce ifade edeceği bir çözüm modelidir. Tüm toplumların doğal yaşam sistemidir. Demokratik özerklik bir devleti yıkmak değildir. aynı zamanda bir devlet sistemi de değildir. halkın devlet olmayan kendi coğrafyasındaki öz yönetime katılma sistemidir.

Fırat Haber Ajansı'nda yer alan haber ise şöyle:
Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK), Kürtlerin statüsüzlüğe karşı uygulamaya koyduğu Demokratik Özerkliğin geldiği aşamayı ve siyasi gelişmelerin tartışıldığı olağanüstü toplantı sona erdi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Daimi Meclisi'nin günlerdir tartışılan ve önemli kararlaşmaların sağlandığı belirtilen olağanüstü toplantısı sona erdi. 850 delegenin tamamının eksiksiz katıldığı toplantıda delegelerin Demokratik Özerkliğin ilanına yönelik karar aldı.

Sabah saatlerinde BDP Diyarbakır il binasında bulunan Vedat Aydın Konferans Salonu'nda başlayan ve DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk, BDP Eş Genel Başkanları Hamit Geylani ile Filiz Koçali, tüm BDP grubu milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum örgütü, kadın ve gençlik temsilcileri, aydın, yazar, gazeteci, kanaat önderleri ve halk delegelerinin aralarında bulunduğu 850 delegenin eksiksiz katıldığı toplantı yaklaşık 6 saat sürdü. Daha önce DTK'nin aldığı Demokratik Özerkliği inşa sürecinin başlatılması, hızlandırılması kararlarından sonra delegeler, Kürt mücadelesinde önemli bir gün olan 14 Temmuz'da Demokratik Özerkliğin ilanına yönelik karar aldı. Toplantıda alınan kararlar, şu dakikalarda kamuoyuna açıklanıyor.

7/11/2011

seyyah1906

selahattin demirtaş kürtler eşit adil hukuk görmediler ve kürtlere yapılan zulümden trajedi çıktı

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürt sorunu vardır denilmeyecekse yeni anayasa yapmanın bir anlamı olmadığını, zaten AKP,CHP ve MHP'nin mevcut anayasadan şikayeti de olmadığını belirterek, "AKP, anayasa yapım ve inşa sürecinde tutumun belirleneceği bir dönemde BDP'yi dışta tutabilir. Oyuna gelmememiz gerekir. Şu anda AKP' yi zorlayacak bir şey yapmıyoruz. Mutabakat olmaz ise, meclisin ve AKP' nin çalışmalarını zorlayacak demokratik eylemler yapabiliriz.
Bizi dışlayan anlayışın nereye varacağını görmek istiyoruz"dedi. Demirtaş, CHP'nin sorunu tutuklu 2 milletvekilinin durumuna indirgeyerek ilkesiz bir tutum sergilediğini, bunun da kendi demokratik taleplerinin gölgelenmesine yol açtığını söyledi.

"ANKARA'DAKİ SİYASİ KRİZİN TEMELİ KÜRT SORUNUDUR"

Yurt dışında bulunan BDP'nin Grup başkanı Selahattin Demirtaş, dün akşam PKK ile aynı çizgide yayın yapan Roj tv'nin "Özgür Gündem" adlı canlı yayın programına katılarak son gelişmelerini değerlendirdi. Selahattin Demirtaş, devletin Kürt halkını bir halk ve özgür irade olarak görmediğini, Ankara'daki siyasi krizin temelinin ise Kürt sorunu olduğunu söyledi. Ak Parti' nin referanduma götürdüğü 26 maddelik anayasa paketi ile şu anda yapacağı yeni anayasanın ön adımlarını ve hazırlığını yaptığını söyleyen BDP Grup Başkanı Demirtaş, "O dönemde bizim taleplerimiz vardı. Bunlar o dönemde kabul görseydi bugün bu kriz çıkmayacaktı. Biz de referandumu boykot etme kararı aldık. AKP, bizi zayıf düşürmek için her şeyi yaptı, yapıyor. KCK operasyonları, toplu tutuklamalar, toplumsal olayları şiddetle bastırmak, DTP' nin kapatılmasıyla bizi zayıf düşürmek istedi. Biz iman kuvveti ile halkımızın desteğiyle demokratik mücadelemizi verirken, diğer taraftan AKP arkasına aldığı devlet ve sivil alan gücü ile bizi bitirmeye çalışıyor. Türkiye'deki bütün erkler (Yasama, yürütme yargı) birbirlerine karşı ne kadar bağımsız olurlarsa olsunlar söz konusu biz olunca hepsi birlikte hareket ediyorlar"dedi.

"BİZİM DERDİMİZ SADECE DİCLE VE 5 TUTUKLU VEKİL DEĞİL"

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, CHP ve MHP'nin derdinin sadece tutuklu 3 milletvekillerinin serbest bırakılması olduğunu ve başka bir taleplerinin olmadığını ifade ederek, "Bizim temel derdimiz Hatip Dicle ve tutuklu 5 milletvekilinin ötesindedir. Bir taraftan İmralı'da sayın Öcalan ile çözüm için görüşmeler yapılırken, diğer tarafta tasfiye süreci var. Devletin bazı kanallarında zihniyet değişikliği yaşanırken, bazı kanallarında ise halen 80 öncesindeki zihniyet mevcuttur.

Devlet Kürt halkına 80 yıldır haksızlık yapıyor. Kürtler eşit-adil hukuk görmediler. Ve Kürtlere yapılan zulümden trajedi çıktı. Bu haksızlığı giderin diyoruz. Böyle bir zihniyet henüz oluşmadı. Başbakan inkar ve asimilasyonu bitirdiğini söylüyor. Ama, bunun sonucunda ortaya çıkanları, sonuçları çözmeye yanaşmıyor. Bunları bütünlüklü ele almıyor. Eğer asimilasyonu bitirmişseniz İmralı sistemini de bitirin. Yüzde 10 seçim barajı, dağdaki gerilaların demokratik yaşama katılımı, faili meçhullerin aydınlatılması konusunda adım atın. Halen iyi Kürt, kötü Kürt ayırımı yapılıyor. Bakış açısı değişmiyor"dedi. Bakış açısı değişirse, mutabakat sağlanırsa meclise gidip yasama faaliyetine katılabileceklerini söyleyen Demirtaş, şöyle dedi:

"MECLİSİN VE AKP'NİN ÇALIŞMASINI ZORLAYACAK DEMOKRATİK EYLEMLER YAPABİLİRİZ"

"Bir çok milletvekillimizin Yargıtay'da davaları var. Bunların tutuklanmayacağının garantisini kim verebilir? AKP, CHP, MHP'den oluşan milliyetçi bir cephe var karşımızda. CHP'nin işi 2 tutuklu milletvekiline indirgemesi, duruşumuzu ve taleplerimizi gölgeledi. CHP ilkesiz tutumu işe bu noktaya getirdi. Meclise gitmememizin nedeni, demokratik siyasetin önünün kapanmasıdır. Bizi sınırlamaya çalışan bir zihniyet var. AKP ilk günden beri mutabakata yanaşmıyor. Demokratik siyaset olarak bizim de bir direniş hakkımız var. Çözüme açığız. Kürt sorunu bir günde çözülmez ama, mutabakat bir günde hazırlanır. Eğer yeni anayasanın temelinde Kürt sorunu vardır denilmeyecekse yeni anayasa yapmanın bir anlamı yok. Zaten diğer mevcut partilerin mevcut anayasadan şikayeti de yok. AKP, anayasa yapım ve inşa sürecinde tutumun belirleneceği bir dönemde BDP' yi dışta tutabilir. Oyuna gelmememiz gerekir. Şuanda AKP' yi zorlayacak bir şey yapmıyoruz. Mutabakat olmazsa, meclisin ve AKP' nin çalışmalarını zorlayacak demokratik eylemler yapabiliriz."

"AKP, ÇÖZÜME YANAŞMAZ İSE ÇÖZÜMÜ BİZLER GELİŞTİRECEĞİZ"

BDP Grup başkanı Selahattin Demirtaş, kendilerini dışlayan anlayışın nereye varacağını görmek istediklerini, Hükümetle diyalog zemininin zorlanabileceğini de belirterek, "AKP meseleyi soğutmak istiyor. Tutuklu vekillerin durumunu mahkemelerin yetkisine bırakmak istiyorlar. Devlet bugüne kadar Kürt isyanlarını küçümseyerek en büyük hatayı yaptı. Çözüm önerilerimiz de küçümsenecekse Kürtler çözümü AKP'nin lutfuna bırakmayacaklardır. AKP çözüme yanaşmazsa, çözümü bizler geliştireceğiz"diye konuştu.

7/03/2011

seyyah1906

sebahat tuncel orada dikkat çektiğim nokta bu ülkede yaşanan acılı kayıplardır

Tuncel, 8 askeri şehit eden teröristle ilgili söylediği sözlerine ilişkin olarak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamasında, yurtdışında olması nedeniyle tartışmaları yakından takip edemediği için bu yazılı açıklamayı yapmayı bir ihtiyaç olarak gördüğünü belirten Tuncel, "Diyarbakır'da katılmış olduğum bir halk toplantısındaki mesajlarım ne yazık ki, kamuoyuna çarpıtılarak yansıtıldı ve bunun üzerinden bir siyasi gerilim kampanyası başlatılmak istendi. Orada dikkat çektiğim nokta, bu ülkede yaşanan acılı kayıplardır. Binlerce asker ve dağdaki genç bu savaşta yaşamını yitirmiştir.
Bu acı kayıpların bir daha yaşanmaması için herkesin ortak bir barış mücadelesi yürütmesi, özellikle de kadınların örgütlü mücadelesinin bir zorunluluk olduğunu dile getirdim" dedi.


"Çarpıtılan sözlerle bir karalama kampanyası başlatmıştır"

Kadınların mücadelesinin hem erkek egemenliğine karşı hem de savaş politikalarına karşı örgütlü bir mücadele olduğunu söyleyen Tuncel, "Örnek alınması gerekenin bu olduğunu söyledim. Konuşmamın içeriği ve özü budur. Ama ne yazık ki, bir kısım medya sorma gereği dahi duymadan, yalan yanlış haberlerle, çarpıtılan sözlerle bir karalama kampanyası başlatmıştır. Kamuoyunun yeni kriz ve gerginlik yaratacak, çatışmalı süreci derinleştirecek bu tür provokatif haberler karşısında duyarlı olması ve dikkate almaması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.

Acıların ortak acı olduğunu ifade eden Tuncel, "Asker annelerinin de, gerilla annelerinin de acısı hepimizindir. Biz bu acıların bir daha yaşanmaması, barışın örülmesi, Kürt sorununun demokratik, barışçıl yöntemlerle çözümü için mücadele veriyoruz. Bu mücadelemizi demokratik zeminde kararlı bir biçimde sürdürmeye devam edeceğiz.
Bizim bu çabalarımız karşısında siyasi krizlere yeni krizler eklemenin, gerginlikleri ve çatışmayı tırmandırmanın, krizi derinleştirmenin kimseye faydası yoktur" dedi.

6/25/2011

seyyah1906

sorunları demokratik yöntemlerle çözmek yerine görmezden gelmek

Çankaya Köşkü'nün internet sitesinden tutuklu vekilllerle ilgil açıklama yapıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül açıklamada "Yeni bir anayasa hazırlanması kaçınılmaz hale gelmiştir" dedi.
İşte o açıklama;

Sayın Cumhurbaşkanımız, genel seçimler sonrası yaşanan gelişmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasını istemişlerdir:

Bilindiği gibi, sağlanan güven ve huzur ortamında, vatandaşlarımızın yüksek oranda katılımıyla çok başarılı bir genel seçim gerçekleştirildi. Yine vatandaşlarımızın yüksek oranda temsil edileceği bir parlamento tablosu ortaya çıktı.

Ülkemizin demokratik gelişmişlik ve olgunluk seviyesini ortaya koyduğu için, bütün dünyada da takdirle karşılanan bu başarıya gölge düşürülmemesi çok büyük bir önem taşımaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kompozisyonu ve seçmenlerin yüzde doksanbeşini aşan temsil oranı, çözüm bekleyen sıkıntılarımızın elbirliğiyle aşılması için büyük bir şans olarak görülmelidir.

Son günlerde yargı mercileri tarafından verilen kararlar ve bunlara dayalı tartışmalar, anayasal ve yasal düzenlemeler başta olmak üzere, hukuk sistemimizin ve demokrasimizin evrensel standartlara ulaştırılması için daha köklü reformlara ihtiyaç bulunduğunu göstermektedir.
Bugün karşı karşıya kaldığımız hukuk temelli bu sorunların, ülkemiz için fırsata dönüştürülebileceği kanaatindeyim. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de, hukuk kurallarının zamanla ihtiyaçlara cevap veremez hâle geldiği ve kamu vicdanıyla bağdaşmayan sonuçlar doğurabildiği bir gerçektir.

Bu sebeple, söz konusu sorunların çözüm için bir fırsat olarak görülmesi ve demokratik standartlarımızı yükseltecek yeni bir anayasa hazırlanarak kısa sürede hayata geçirilmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir.

Sorunları demokratik yöntemlerle çözmek yerine görmezden gelmek veya çözümü ertelemek, sorunların daha da büyümesine ve enerjimizin heba edilmesine yol açmaktadır. Siyasî tarihimiz bunun çarpıcı örnekleriyle doludur.

Tüm bu sorunların çözüm yeri, millet iradesinin daha yeni tecessüm ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Bu itibarla, mecliste temsil edilme imkânını elde eden siyasî partilerimizi, meclisin dışında değil, tam aksine bu meşru ve demokratik zeminde, toplumun bütün kesimlerini de dahil ederek birlikte çalışmaya çağırıyorum
mynet

6/22/2011

seyyah1906

halkımız örgütlüdür demokratik muhalefetini güçlü bir şekilde gösterecektir

YSK'nın Hatip Dicle'nin milletvekilliğini düşürmesini değerlendiren Ahmet Türk, "Halkımız bu hukuksuz karara demokratik tepkisini gösterecek. Halkımızın eli kolu bağlı kalmayacak. Halkımız örgütlüdür, demokratik muhalefetini güçlü bir şekilde dile getirecektir" dedi.

Türk, şunları söyledi:

"Hatip Dicle ile ilgili karar ne hukuki, ne ahlaki ne de vicdanidir. Türkiye'yi kaosa sürüklemeye yönelik bir karardır.

Son dönemde demokratik siyasetin önünü açmak için büyük çaba gösterildi. Çalışmalar bugün devlet, hükümet ve yargı tarafından bir bütün olarak önü kesilmeye çalışıldı.

Bu anlayış halkın iradesine hesap verecektir. Halkımız bu hukuksuz karara demokratik tepkisini gösterecek. Halkımızın eli kolu bağlı kalmayacak. Halkımız örgütlüdür, demokratik muhalefetini güçlü bir şekilde dile getirecektir.


Bu hukuksuzluğa, Türkiye'yi çatışmacı bir sürece götüren bu karara karşı Türkiye aydınları da suskun kalmayacaktır.

Bu kaos ortamında hepimiz büyük acılar yaşayabiliriz. Bu nedenle bu karara karşı demokrasi için ortak bir tepkinin geliştirilmesini istiyoruz."

6/17/2011

seyyah1906

mhp lideri devlet bahçeli özür dilemediği sürece el sıkışmanın bir anlamı olmaz

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın MHP’ye yönelik çok haksız, yalan ve iftiralarla dolu söylemleri olduğunu anımsatarak, “Siyasi parti liderleri ile bir husumetimiz yok. Ama, ‘Başbakan’a el uzatırken, çok düşünürüm’ diye aklıma geliyor. El sıkışma gerektirebilecek bir samimiyet, diyalog kendisinde görünmüyor. MHP’den özür dilemediği sürece, el sıkışmanın bir anlamı olmaz” dedi. Bahçeli’nin değerlendirmeleri şöyle:

Demirtaş’la tokalaşmam

“Bir önceki yasama döneminin başında Ahmet Türk’le tokalaşmıştık. Yine aynı kareyi göreceğinizi zannetmiyorum, hayır elimizi uzatma gibi bir ortam oluşmaz. Meclis’te buna ihtiyaç hissedileceğini de sanmam. Çünkü, seçimler biter bitmez, zafer çığlıkları içerisinde söylenen çok şeyler var. Bunları dikkate alarak hareket etmek durumundayız. Bu söylemler çerçevesinde TBMM’ye gelmiş olanlara el uzatmak olmaz.



AKP ile rekabet mümkün değil

MHP, eldeki imkanlar ölçüsünde seviyeli bir seçim stratejisi izledi. Seçim propagandamız bir disiplin içinde yürütüldü. Tabii, bu şartlar altında AKP’nin propagandası ile rekabet etmemiz mümkün değildi. Ancak, karşılaştığımız çok değişik olaylar oldu. MHP’yi tamamen Meclis dışında bırakma gibi anti-demokratik bir uygulamanın acımasızca her alanda yürütüldüğünü gördük.


YSK yöneticilerini kınıyorum

Bunların başında YSK’nın aldığı tavır çok önemli. Bu YSK’nın bir mahkeme olma özelliğini kaybettiğini gösterdi ve AKP’nin ‘Kara Propagandası’na YSK alet edildi. Bu çok acı bir durum. Bu, yargı için çok büyük bir lekedir. Sebebi de şudur; MHP’de gelişen olaylar çerçevesinde milletvekili adaylığından ve partiden ayrılmış olan kişilerin isimleri listelerden çıkarılmadı. Bu da AKP’nin çok büyük bir istismar alanı oldu. ‘Çıkardık diye yalan söylüyorlar. MHP’ye oy verirseniz, bunlar seçilecek’ diye AKP bunu kullandı. Bu kullanmaya alet olan kurum YSK’dır. Kendilerini kınıyorum.

Kaseti kullanmak utanç verici

Kaset tuzağını kuranları bulma konusunda, halen bize ulaşan bir gelişme yok. Şimdi onu bekliyoruz. Başbakan, artık seçim dönemini de aştığına göre; devleti işler hale getirsin. Bu olayları ne kadar uygun buluyor, ne kadar bulmuyor, bunun üzerine nasıl gidecek, araştırmasını yapması gerekiyor. Ama, seçim gününde kasetin meydanlardaki uygulamaları, propaganda aracı olarak Sayın Başbakan tarafından çok acı bir şekilde kullanılmış olması, gerçekten utanç verici bir durumdur.

MHP seçimde başarılı

MHP, bilinen şartlar altında girdiği seçimde başarılıdır. Bu seçim dönemindeki gelişmelere MHP’den başka hiçbir siyasi parti direnç gösteremezdi.”

Affetmem

BAHÇELİ, kaset skandalı sonrasında partiden ihraç edilen, ancak milletvekili seçilen İhsan Barutçu ile ilgili de şöyle konuştu: Meclis Genel Kurul sıralarında nerede oturursa otursun. Genel Kurul’da kimin nerede oturacağını biz tayin etmiyoruz. MHP ile herhangi bir şart altında ilişkisi olmayacaktır. Kendisinin MHP’liliği, MHP’deki konumu üzerinde bir tartışma yapmıyoruz. Ancak, şu an için MHP ile ilişkisi kesilmiştir. Gelecekte de beraber olacağımız kanaatinde değilim. Çünkü, MHP’nin böyle bir eşiğinde, bu, uygun bir davranış olmadı. Kendisini affetmem.”

Kılıçdaroğlu’na yapılan yanlış

HÜRRİYET Ankara Temsilcisi Metehan Demir ve MHP muhabirleri Süleyman Demirkan ile Umut Erdem’in sorularını yanıtlayan Bahçeli, CHP’yi de şöyle değerlendirdi: “CHP’nin iç işlerine karışmak istemem. Ama, seçimden yeni çıkmış bir siyasi partinin, daha 24 saat bile geçmeden basında bu şekilde yansıyan bir tartışma zeminine sürüklenmesini doğru bulmuyorum. Henüz, kesinleşmiş sonuçlar dahi yokken ‘başarılı-başarısız’ tartışması yanlıştır.” Bahçeli, kaset tuzağı nedeniyle seçimlerden önce Başkanlık Divanı’ndan 9 çalışma arkadaşının istifa ettiğini anımsatarak, “Pazar Günü Merkez Yönetim Kurulu ve İl Başkanlarımızla toplanacağız. Önce, boşalan üyelikler için MYK’ya yedekler çağrılacak. Sonra da MYK içinden yeni arkadaşlarımız seçilecek” dedi.
hürriyet

6/15/2011

seyyah1906

seçimden sonra avrupa birliği türkiye'yi hatırladı avrupa kendine güvenen türkiyeyi kucaklamalı

AK Parti’nin zaferle çıktığı seçimler, Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye’yi hatırlattı. İngiltere eski Dışişleri Bakanı Straw, “Seçimlerden mağlup çıkan Avrupa Birliği olmuştur. Avrupa, kendine güvenen bu Türkiye’yi kucaklamalı” dedi.


12 Haziran genel seçim sonuçları, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yeni bir Türkiye tartışması başlattı. AB ile Türkiye arasında hızı giderek yavaşlayan müzakerelerin yeniden rayına oturmasını isteyenler, Ak Parti’nin elde ettiği sonucun ardından, genişleme politikalarında daha muhafazakâr olunması gerektiğini savunanları eleştirmeye başladı.

Erdoğan gazetecileri bıraksın
İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw, The Times gazetesinde yayınlanan “Avrupa, kendine güvenen bu Türkiye’yi kucaklamalı” başlıklı makalesinde, “Seçimlerden mağlup çıkan Avrupa Birliği olmuştur. Çünkü Avrupalı liderler, tam da Arap Baharı’nın sonuçlarının istedikleri yönde şekillenmesini umdukları bir dönemde, geniş Ortadoğu’daki en güçlü, en zengin ve en demokratik ülkeye sırt çevirmiş durumdalar” dedi. Aynı konuda Başbakan Erdoğan’a yönelik eleştirilerde de bulunan İngiliz siyasetçi, “Erdoğan, Avrupa ile iyi ilişkileri olmasını istiyor. Ancak Avrupa’da, Türkiye’nin kendine güvenli dış ve ekonomik politikalarından endişe duyanlar varsa, bunun için suçlanacak olan kendileridir” ifadesini kullandı. “AK Parti’nin İngiltere siyasetindeki partilere parmak ısırtacak bir başarıyla üçüncü döneme başladığını” yazan Straw, Başbakan Erdoğan’a yönelik olarak “Şu anda tutuklu olan gazetecilerin hızla yargı önüne çıkarılmasını ya da serbest bırakılmasını sağlayarak kendisine güvenini gösterebilir” görüşünü savundu.
Türkiye, AB’yi güçlendirir
AB’nin eski Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, “Avrupa, müze olmak yerine aktif bir küresel oyuncu olacaksa, Türkiye halkının taze perspektifi ve enerjisine ihtiyacı var” diye yazdı. Halihazırda ABD’deki düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nde görev yapan Solana, CNN’in internet sitesinde yayımlanan makalesinde, “AB ve ona üye bir Türkiye’nin sahip olacağı güvenlik kazanımları ve stratejik avantajlar, Türkiye’nin uzun süredir üyesi olduğu NATO ile AB arasındaki ilişkilerden başlayarak çok fazla olacaktır” dedi.

Ne Türkiye ile ne Türkiye’siz

Almanya’daki iktidar partisi Hıristiyan Demokrat Birliği (CDU) de, yeniden başlayan Türkiye tartışmasına müdahil oldu. Rheinischen Post Gazetesi’ne konuşan CDU grup başkan vekili Andreas Schockenhoff, “Türkiye, Avrupa değerler birliğinin bir parçası. Böyle de kalmasını umuyoruz” dedi. Partinin dışişleri komisyonunu yöneten Ruprecht Polenz ise Türkiye’de İslamcılığın ve aşırı milliyetçiliğin artması endişesi bulunduğunu belirterek, “Türkiye’nin, Avrupa’dan uzaklaşma endişesi varsa, bunun olmaması için her şeyin yapılması gerekir. AB’nin de Türkiye’ye karşı bir sorumluluğu vardır. Türkiye’yi eleştiren açıklamalar işe yaramamaktadır” diye konuştu.
hürriyet

6/14/2011

seyyah1906

alman milletvekili şırnakta bdp'liler için miting yaptı türkiyeyi eleştirdi

Seçimleri izlemek üzere iki gündür Türkiye'de bulunan Alman Sol Parti Milletvekili Harald Weingberg BDP Şırnak İl Başkanlığı'nda BDP'lilere seslendi ve konuşmasında Türkiye'yi eleştirdi.
'PATLAMAYI DÜNYAYA DUYURACAĞIZ’


Daha sonra Alman Sol Parti Milletvekili Harald Weingberg de konuşma yaptı. Weingberg, şöyle dedi:


"Bizim buraya gelmemizdeki asıl amacımız demokratik ve özgür bir seçim ortamının olup olmadığını görmekti. Fakat gördük ki bu mümkün değil. Çünkü seçimin yapıldığı bazı bölgelerde askerlerin olduğunu görünce bu seçimin özgür bir ortamda yapılmadığını gördük. Buradaki arkadaşlarımız bu seçimin geçen yıllardaki seçimlere göre daha demokrat bir ortamda gerçekleştiğini söylediler. 
Geçen yıllardaki baskıların olmadığını söylediler. Bu seçimin daha demokratik ortamda yapılıyor olması bazı şeyleri değiştirdi. Sizin mecliste daha fazla temsil edilmenizi sağladı. İki gündür bu bölgedeyiz. Seçimler ilk başladığında her şey güzel başladı. Fakat zaman zaman tatsız olaylar oldu. Bunun temel nedeni sizin bağımsız adaylarınızın seçilmesinin hazmedilmemesidir. Dün meydana gelen patlama bizim gözümüzün önünde meydana geldi. Biz bu olayı hem Almanya’ya hem de tüm dünyaya duyuracağız. Bunun sözünü de sizlere veriyoruz. Son olarak iki şey daha söylemek istiyorum. Birincisi patlamada yaralı olanlara geçmiş olsun diyorum. İkincisi de bağımsız adaylarınızın sayısını 16 arttırmanız sizin sivil bir çözüm istediğinizin kanıtıdır."

Açıklamanın ardından 5 dakikalık oturma eylemi yapan BDP’liler, ardından olaysız dağıldı.

BDP’DEN AÇIKLAMA: PROVOKASYONLARA GELMEYELİM

Şırnak’ta dün gece seçim kutlamaları sırasında meydana gelen ve 9 kişinin yaralandığı patlamayla ilgili BDP il binası önünde Şırnak Belediye Başkanı Ramazan Uysal, İl Başkanı Abit İke, ilçe belediye başkanları ile Alman Sol Parti Milletvekili Harald Weingberg’in katıldığı basın açıklaması yapıldı.

İl binasını balkonunda yaklaşık 300 kişiye Kürtçe konuşan BDP İl Başkanı Abit İke, seçimden büyük bir başarıyla çıktıklarını ve Şırnak’ta Ak Parti’nin büyük bir hezimete uğradığını ileri sürdü. İke, "Bizim bu başarımızı hazmedemeyen zihniyetler dün akşam olduğu gibi bundan sonrada her çeşit provokasyona başvuracaktır. Buna karşılık bizim vatandaşımızın duyarlı olmaları gerekiyor. Bu tür provokasyona gelmemeleri gerekiyor" dedi.
hürriyet
seyyah1906

ahmet türk bdp'nin tuncelide neden oy alamadığını niçin başarısız olduğunu açıkladı

Mardin'den milletvikili seçilerek yeniden Meclis'e dönüş bileti alan Ahmet Türk, BDP'nin bağımsız adayı Ferhat Tunç'un Tunceli'de bekledikleri sonucu alamamasını 'Kılıçdaroğlu rüzgarı'na bağladı. Türk alevilerle ilgili politikalarını yeniden gözden geçireceklerini söyledi.

BDP Genel Başkan Yardımcısı Filiz Koçali, seçim sonuçlarını değerlendirirken, Türkiye için önerdikleri demokratik özerkliğin seçimlerde halkın onayına sunulduğunu ve kabul gördüğünü savundu. Koçali, "Artık Başbakan’ın da karar verme zamanıdır. Başbakan Kürtler’e dönük politikalarda ısrar mı edecek, yoksa Kürtler’in siyasi iradesini tanıyıp, statü talebini ve demokratik özerkliği de içeren bir demokratik anayasaya evet mi diyecek? Başbakan, balkon konuşmasında çok umut vermedi" dedi.

BDP desteğiyle milletvekili seçilen Ahmet Türk, Leyla Zana, Sırrı Süreyya Önder, Şerafettin Elçi, Levent Tüzel, Ertuğrul Kürkçü, Aysel Tuğluk ile Nursel Aydoğan, BDP Genel Başkan Vekili Hamit Geylani ve Genel Başkan Yardımcısı Filiz Koçali ile birlikte 12 Haziran seçimlerinin sonuçlarını Diyarbakır’da biraraya gelerek değerlendirdi.

"SEÇİM BARAJI YIKILDI"

Diyarbakır’da Sümerpark Resepsiyon Salonu’ndaki basın toplantısında konuşan BDP Genel Başkan Yardımcısı Filiz Koçali, seçimden büyük bir zaferle çıktıklarını, yüzde 30 oranla kadınların temsil edildiği en yüksek grup olduklarını söyledi. Koçali, 12 Haziran seçimlerinin doğru okunmasını isterken şöyle dedi: "Seçimin dünü, bugünü ve yarını doğru tahlil edilmelidir. Adil ve demokratik bir seçim olmadı. Aldığımız oy sezçm barajını artık anlamsız kılmıştır. 36 vekille bu baraj yıkılmıştır. Türkiye seçim tarihinde adeta ilkler yaşandı. Siyasetçilerin kullandığı üslup ve söylemler hiçbir seçim döneminde olmadığı kadar toplumsal ve ahlaki değerlerden uzak kalmamıştır."

’AKP’NİN EN BÜYÜK ÇILGINLIĞI ÖCALAN SÖZLERİDİR’

Koçali, seçim sürecindeki gerginliğin 1’inci derecede sorumlusunun AK Parti olduğunu ve ’çılgınlıkta’ sınır tanımadığını ileri sürerek, "AKP’nin en tehlikeli çılgınlığı sayın Abdullah Öcalan’a ilişkin söz ve davranışları olmuştur. Kürt halkı, AKP’nin ülke ve toplum açısından ciddi tehlike yaratan bu oyununu, meydanlarda ve sandıkta gösterdiği direnişle boşa çıkarmıştır" dedi.

TÜRK: HÜKÜMETİN TAVRI ATEŞKESİ BELİRLER

Mardin’den seçilen Ahmet Türk, gazetecilerin sorularını yanıtladı. PKK’nın ilan ettiği ateşkesin 15 Haziran’da sona ereceği açıklamaların hatırlatılması üzerine Türk, "15 Haziran; Kürtler, Türkiye açısından önemli bir tarih. Türkiye’nin dönüşüm gösterebilmesi için önemli bir fırsat. Eğer hükümet, devlet 15 Haziran’da Kürt sorunu çözümü konusunda yol haritası ortaya çıkarmasa veya buna dönük inandırıcı açıklamalar yapmazsa Kürtler açısından kabul edilmeyecek bir süreç olarak görülür. 15 Haziran; yapılacak müzakerelere ve hükümetin ortaya koyacağı tavra göre değişecektir. Hükümetin Kürt sorununa yaklaşımı sürecin nasıl gideceğini belirleyecektir" dedi.

"ALEVİLERİ TARTIŞACAĞIZ"

Türk, Tunceli’deki sonuçlar hatırlatılarak, Aleviler’le ilgili yeni bir politika izlenip, izlenmeyeceğine dair bir soruya ise, "Aleviler’e önem veriyoruz. Ortak çalışmayı esas alan yaklaşımı gösterdik. Devletin Aleviler üzerinde sürdürdüğü politika çok açık ortaya çıkmadı. Her dönemde Aleviler aramızda. Ayırım yapmadık. Kılıçdaroğlu rüzgarından kaynaklanmıştır. Bunu tartışacağız" yanıtını verdi.
mynet