En Yeniler
diğer partiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diğer partiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/10/2012

seyyah1906

osman pamukoğlu'ndan başbakana jet yanıt çık bir televizyonda karşıma millet kim neymiş görsün

HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, Erdoğan'ın 'seviyesiz' sözüne ağır yanıt verdi: Rahatsızlıkların mı nüksetmeye başladı gene? Sana son sözüm, zerre kadar yüreğin varsa, tabii bir tıp heyetinin kontrolunden sonra çık bir televizyonda karşıma; Millet kim neymiş görsün.

Şehit yakınları, gaziler ve terör mağduru siviller ile iftarda bir araya gelen Erdoğan, burada yaptığı konuşmada HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu'nu sert bir dille eleştirdi.


Erdoğan, bir televizyon kanalında 'Hakkari elden çıktı' sözleriyle gündeme gelen Pamukoğlu'na: "Bu kutsal ocaktan çıktıkları halde, bazı televizyon kanallarına çıkmak suretiyle, bu televizyon kanallarında filanca ilimizin artık elden çıktığını söyleyecek kadar seviyesiz insanlar da var bu ülkede. Bunlar generallik seviyesine kadar yükselmiş insanlar. Böyle seviyesizlik olur mu?" sözleriyle yüklendi.



Rahatsızlığın mı nüksetti
Erdoğan'ın kendisini hedef alan sözlerine partisinin internet sitesinden yanıt veren Osman Pamukoğlu: "Biraz önce şehit ailelerine verdiğin iftar yemeğinde güya beni hedef alarak 'Hakkari elden çıktı' diyen birileri var diye, seviyene, kişiliğine ve terbiyene uygun sözler kullanıyorsun... Şimdi beni dinle; Ben senin bildiğin ne siyasetçiyim ned e herhangi bir vatandaş 'Hakkari elden çıktı' lafını iki senedir söylüyorum. Bu bir ironi bunun halk dilindeki karşılığı orada herşeyin kötü gittiği ve gittikçe her şeyin daha kötüye gitmeye meğilli olduğu anlamındadır.. Senin bunu anlayabilecek ne kapasiten ne de seviyen var.



Yoksa rahatsızlıkların mı nüksetmeye başladı gene? Sana son sözüm, zerre kadar yüreğin varsa, tabi bir tıp heyetinin kontrolunden sonra çık bir televizyonda karşıma; Millet kim neymiş görsün... " dedi.e-kolay

7/15/2012

seyyah1906

mehmet bekaroğlu ben oraya buraya atlamak için siyaset yapmadım

Eski HSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul İl Başkanı Mehmet Bekaroğlu, CHP'ye geçeceği iddiaları konusunda "Ben oraya buraya atlamak için siyaset yapmadım" dedi.

Bekaroğlu, yaptığı açıklamada, CHP'ye geçeceği iddialarının doğru olmadığını belirtti. İddiaları, kendinin de medyadan duyduğunu vurgulayan Bekaroğlu, şunları söyledi:
"CHP'ye geçeceğim söylentisi medyada konuşuldu. Bundan belki CHP'nin de haberi yoktur, bilemiyorum. Ben oraya buraya atlamak için siyaset yapmadım. Görünür olmaya çalışmak, prim yapmak bana uzak düşüncelerdir." 

1/05/2012

seyyah1906

dikkat et sana görev verenler bir zamanlar kaddafi'ye de görev veriyordu

Halk TV'de Ali Öztunç'un hazırlayıp sunduğu "Meclis Koridoru" programına katılan Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Başbakan Erdoğan'a yönelik ağır eleştirilerde bulundu.

Zeybek, "AKP kökü olmayan bir parti. O yüzden Menderes'e sahip çıkıyor" diye konuştu.
"Sorumlu F-16 pilotu değil hükmet" diyen Zeybek, şöyle devam etti:
"İstihbarat mı yanlıştı yoksa Türkiye yeni bir operasyonla karşı karşıya mı kaldı? Bu sorunun yanıtı çok önemli. Bölgedeki uluslar arası güç ve onların oyunlarını görmeden bu gerçek anlaşılamaz. Sorun BOP'tur. Ama Başbakan BOP'un eş başkanıyım dedi. Ben de sen BOP'un peşbaşkanısın diyorum. Peşinde giden başkanısın yani. Devletin bu olaydan dolayı özür borcu vardır. Kaçakçılık yapan insanların öldürülmesi kabul edilemez. Bu olayın sorumlusu siyasi iktidardır. Son tahlilde hesabı tabi ki siyasi iktidar verecektir. F-16 pilotunun, TSK'nın sorumluluğu yoktur. Hükümet bu sorumluluğu kabul etmelidir."


"Erdoğan'ın derin din bilgisi yoktur"

"Başbakan Erdoğan'ın çok derin dini bilgisi yoktur" diyen Zeybek, şunları söyledi:

"Eğer olsaydı İstanbul'da 'Allahın kuruşu' ifadesini kullanmazdı. Ama ABD için uygun bir isimdi. İslam dünyasına gerçek olmayan bir kahraman yaratmak istiyorlardı, onu da yarattılar. Enver Paşa'ya benzetmek istemem ama benzerlikleri vardır. Enver Paşa'da bir zamanlar İslam dünyasının kahramanı haline getirildi. Araplarda onun için şiirler yazılıyordu. Ama sonunda emperyalist Almanların çıkarı için savaşa girdi."

"Başbakan angut ördekleri gibi" diyen Zeybek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Angut olumlu yönleri olan bir ördektir. Örneğin eşi öldüğü zaman kendisi de kahrından ölürmüş. Ama olumsuz yönü de vardır. Avcısına doğru uçan bir ördektir. Buradan çağrı yapıyorum. Başbakan Erdoğan dikkat et. Sana görev verenler bir zamanlar Kaddafi'ye de görev veriyordu. Cumhurbaşkanı Gül'ü şahsen severim. Kendisine karşı dostluk duyuyorum. Ama Başbakan tarafından tayin edilen bir isimdir."


"AKP köksüz"

AKP'nin Menderes'e sahip çıktığını ifade eden Zeybek, "Çünkü bunların kökü yok. Kendilerine kök arıyorlar. Demirel'e Allah uzun ömür versin ama hakkın rahmetine kavuşsa ona da sahip çıkmaya kalkarlar. Bunlar Milli Görüş gömleğini çıkarttığı için köklerini kaybettiler şimdi Özal ile Menderes ile kök arayışındalar" dedi.

"Bacanağım Doğan'a baskı yapıldı"

"Aydın Doğan benim bacanağımdır. Kendisine ağabey diye hitap ederim" diye konuşan Zeybek, "Türkiye için büyük bir insandır. Türkiye'nin uzun yıllar vergi rekortmenleri arasına girdi. Medya sahibi olan herkesin başına gelenler gibi onun da başına bazı olumsuzluklar geldi. Bu hükümet tarafından Aydın Doğan'a ağır bir yük verildi. Medya üzerinde olduğu gibi bacanağım Doğan üzerinde de baskı kuruldu. O yüzden bacanağımın televizyon ve gazetelerinde ben dahi yer bulamıyorum" dedi.

10/18/2011

seyyah1906

başbakan olunca yine bir mercedes tahsis ettiler o zamanda reddedince bir renault safrane verdiler

Partisinin Kızılcahamam kampında ÖTV zammıyla ilgili eleştirilere “Kardeşim sigarayı içmezsin, olur biter. Alkolü daha az tüketirsin olur biter. Kalkıp da Porsche kullanacağına Fiat’a bin” yanıtını veren, ancak kendisi makam aracı olarak 500 bin TL’lik BMW kullanan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “tasarruf” önerisinin uygulamasını, başbakanlar arasında bir tek merhum DSP lideri Bülent Ecevit yapmıştı.
Ecevit’in yakın koruması ve eski DSP Milletvekili Recai Birgün, Ecevit’in lüks yaşam düşkünü olmadığını ve hep yerli otomobil kullandığını vurgularken “Erdoğan’ın en lüks makam araçlarına binerken halka ‘Fiat’a bin’ çağrısında bulunması ahlaki ve gerçekçi değil” dedi. AKP’nin, zamları güncelleme olarak yutturmaya çalıştığını da kaydeden Birgün, “Ancak halk, bu kadar cahil değil” diye konuştu.

Ecevit, 1997 yılında iktidara geldiğinde Mercedes marka makam otomobilini reddederek önce partisine ait Kartal’a, daha sonra zırhlı Tempra’ya, en son olarak ise Renault Safrane marka yerli otomobillere binmişti. Ecevit, yerli otomobil tercihiyle ilgili olarak şunları söylemişti:

“Biliyorsun, hiçbir zaman yabancı araba kullanmadım. Bundan sonra da kullanmayacağımı herkes bilir. Vaktiyle Meclis, parti başkanlığı için Mercedes bir araba vermişti. Reddetmiştim. Sonra Başbakan olunca yine bir Mercedes tahsis ettiler. O zaman da reddedince bir Renault Safrane verdiler. Pekâlâ rahat ve güvenli. Güvenlik açısından zırhlı olması istenince Odalar Birliği Başkanı Fuat Miras’la görüştüm. Sadece yabancı bir arabanın ön camının yenisinin milyarlarca lira olduğunu ve Türkiye’de zırhlı araba yapımının çok daha ucuza çıkarabildiklerini söyledi.”

9/25/2011

seyyah1906

namık kemal zeybek: pejak denilen belayı iran bitirdi kandil'e de bayrağı dikti

Teröristlerin Siirt'in Pervari İlçesi Belenoluk Jandarma Karakolu'na düzenlediği saldırıya ilişkin bir açıklama yapan Zeybek, "Terörle baş etmek için her olayda sonra (şiddetle kınıyoruz, hiddetle kınıyoruz, kan yerde kalmayacak, gereği yapılacak, suçlular bulunacak) gibi beyanatlar yetmez" diyerek şunları söyledi:
"Terörü kınamayın, yok edin. Ne kınayıp duruyorsunuz? Terörü kınamakla olmuyor bu iş. Pejak denilen belayı İran bitirdi. Kandil'e de bayrağı dikti. Ben de diyorum ki şunların kandillerini yakın. Yakın girin oraya, dikin oraya bayrağı. Yani kim bize, (bunu yapmayın) diyebilir? Vatandaşlarımız ölüyor, Kızılay'da ölüyor. Son 2 ayda 70'e yaklaştı kayıplarımızın sayısı. Kanı akan bir ülkenin, devlet olarak yapması gereken görevini yapmak üzere harekete geçmesine kim karşı çıkabilir? Karşı çıkana biz nasıl dost diyebiliriz? Versinler bana yönetimi, bir yıl sonra geri vereyim onlara. Bakalım terör kalacak mı ? Kandil'e bayrak dikmek o kadar basit değilse, çok zor geliyorsa, bunu yapacak olanlara devretsinler."

"Başbakan, hükümet-devlet kavramlarını bilmiyor"

Başbakan Erdoğan'ın "Hükümet-Devlet kavramları konusunda biraz eğitilmesi lazım" diyen DP Lideri Zeybek, şöyle devam etti:
"Teröristlerle böyle ilişkiler olursa, bu işler böyle gitmez. Başbakan, terör örgütünü kastederek (Hükümet görüşmüyor, devlet görüşüyor) diyor. Başbakanın, hükümetle devlet kavramlarının ne olduğu konusunda biraz eğitilmesi lazım. Bilmiyor, bilmiyor, bilmiyor. Söylüyorum, söylüyorum, anlatamıyorum. Devlet dediğimiz şey bir yanıyla hükümettir, bir yanıyla yasamadır, diğer yanıyla da yargıdır. Üçünün birleşiminden devlet meydana gelir. (Devlet görüşüyor) derseniz, sokaktaki, kahvedeki ağızla konuşmuş olursunuz. O da bir Başbakana yakışmaz. Demek ki, O da devlet derken, MİT'i anlıyormuş. Anlatamıyorum ama anlatmaya devam edeceğim.

Terör örgütüyle devlet adına görüşen bir yetkili, devletin temsilcilerini hedef göstererek, terör örgütü temsilcilerine, (bölgenizdeki çok kıymetli valiler ve emniyet müdürleri içinde, bunlar bize düşman diyebileceğiniz kimse var mı?) diye soruyor. Demek ki çok kıymetli insanların, terör örgütüne düşman olmaması lazım. Yani bu vali, terör örgütüne düşman olmayacak ta, devleti temsil eden vali kime düşman olacak? Ve terör örgütünü düşman olarak görmeyen bir valinin orada ne işi var? Şeytanla görüşenler şeytandan akıl alırlar. Şeytan da hiçbir zaman akan kanın durması için akıl vermez. Bıraksınlar şu şeytanla görüşmeyi de iş yapsınlar. Rahmanla görüşmenin yolunu arasınlar. Ne işleri var şeytanla? Şeytanla görüşmeyi, mecazi olarak bile görüşmeyi, inancımıza aykırı buluyoruz. Teslim olmasınlar. Obama'dan icazet almak zorunda hissetmesinler kendilerini, gereğini yapsınlar."
Terörü övmenin düşünce özgürlüğü olmadığının altını çizen Zeybek, "Sonuna kadar düşünce ve inanç özgürlüğünü savunuyorum. Terörü övmek, düşünce değildir. Dolayısıyla buradan savcıları göreve davet ediyorum" diyerek "teröre destek veren herkes hakkında mutlaka cezai kovuşturma yapılmalıdır ki, psikolojik üstünlük devlete geçsin" dedi.

9/09/2011

seyyah1906

turgut özalın yaptırdığı anap genel merkezi alışveriş merkezi oluyor

Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın anıları yıkılıyor...

Eski ANAP Binasının bir kısmı alışveriş merkezi haline geliyor.

Turgut Özal'ın kişisel eşyalarının sergilendiği müze de yerinde olmayacak.
Eski ANAP'lılar duruma sert tepki gösterdi.

Anavatan Partisi, Turgut Özal'la birlikte siyasi tarihin bir dönemine damgasını vuran Türkiye'nin köklü partilerinden biriydi.

Kuruluşundan kısa bir süre sonra da parti için yeni bir bina yapıldı.

Anavatan Partisi'nin en hareketli olduğu dönemlerde bu binadan 3 başbakan bir de cumhurbaşkanı çıktı.

Anavatan Partisi Demokrat Parti ile birleştiğinden beri bu bina Demokrat Parti tabelasını taşıyor. Ve bugünlerde, iş merkezi yapılmak üzere binanın bir kısmı yıkılıyor.

Binanın yıkılmasına eski ANAP'lı bakanlar sert tepki gösterdi.

Vehbi Dinçerler, "ANAP'ın eski binası şimdi Demokrat Parti'ye kaldı ve şu andaki Demokrat Parti yönetimi yani Başkan Kemal Zeybek de burayı iş merkezine çeviriyor yani Özal'ın fiziki hatırasını yerle bir ediyor, gömüyor yani. binamızı gömüyor. Yani Türkiye'de ibretlik bir vefasızlık örneğidir" dedi.

Halil Şıvgın ise "Ben bunu sayın Namık Kemal Zeybek'in uygulamayacağı kanaatindeyim. En azından bu uygulamayı durdurması gerektiğine inanıyorum. Tabi Turgut Özal'ın felsefesini sildiklerine, yaşayan hatıralarını da silerek onu tamamen mezara gömme felsefesi yatıyor gözüküyor. Yani durum böyle olmasa dahi vatandaş böyle algılar" diye konuştu. 

9/04/2011

seyyah1906

ödp genel başkanı alper taş arda kardeşime buradan selam olsun

Kongreye katılan konuk siyasi parti temsilcilerin konuşmaları sürerken ÖDP Genel Başkanı Alper Taş,
Türkiye-Kazakistan milli futbol maçından sonra "Attığım golü Türkiye Cumhuriyeti'ndeki bütün halkların şehit olan evlatlarına armağan ediyorum" diyen milli futbolcu Arda Turan'a selam göndererek "Arda kardeşime buradan selam olsun" dedi. Taş'ın bu sözleri salondan büyük alkış aldı. Öte yandan KESK, BES, SES, Türkiye Barolar Birliği, Tüm Bel Sen ve Eğitim Sen de BDP'nin kongresine çelenk gönderdi.

8/17/2011

seyyah1906

işci partisi askerleri ve yurtseverleri tutuklayanlar terörle mücadele edemez

Esinoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, içinde Milli Güvenlik Kurulu üyesi orgeneralin de bulunduğu terörle mücadele eden 17 komutan hakkında yakalama kararı çıkarıldığını belirten Esinoğlu, "PKK'nın da AKP'nin de ipleri Amerika'nın elindedir" iddiasında bulundu.
Esinoğlu, "Vatanı için canını ortaya koymaktan bir an olsun çekinmeyen şehitlerimizin yakınlarının, Silahlı Kuvvetlerimizin ve bütün milletimizin başı sağolsun" dedi ve şöyle devam etti:
"Bu saldırılar her geçen gün artarken 'Sabrımız taşıyor, bıçak kemiğe dayandı. Ramazan diye sabrediyoruz' diyen Erdoğan ve AKP iktidarı, bu saldırılar karşısında ne yapmaktadır? Diyarbakır'da Demokratik Toplum Kongresi adı altında toplanıp 'özerklik' ilanını seyredenler, Habur'da Çadır Mahkemeleri kuranlar, terörle mücadele eden askerleri ve yurtseverleri tutuklayanlar, terörle mücadele edemez, terörü PKK ile birlikte ülke çapına yayarlar."

7/28/2011

seyyah1906

doğu perinçek fetullah gülen beimle görüşmek istemiştir ben reddettim

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki salonda görülen duruşmada tanık Kemalettin Gülen'in beyanı alınırken söz alan Perinçek, 1996 yılında, 28 Şubat arifesinde Fethullah Gülen cemaatinin Gülen'den sonraki ikinci liderinin kendisini arayarak görüşmek istediğini iddia etti.
Ziyarete bir vakıf adına geldiklerini söyleyen 12 kişilik heyetle İşçi Partisi İstanbul İl Merkezi'nde görüştüğünü savunan Perinçek, bu kişilerin kendisine Fethullah Gülen'in selam ve saygılarını getirdiklerini söylediklerini aktardı. Perinçek, heyetin kendisine, ''Fethullah Gülen'in görüşmek istediğini, ama ne Gülen'in buraya geleceğini ne de kendisinin Fethullah Gülen'e gideceğini bildikleri için bir otelde buluşulacağını, basına fotoğraf çektirilerek barış ve uzlaşma mesajı verileceğini'' söylediğini savunarak, ''Ben bu görüşmenin anlamlı olmayacağını bildiğim için reddettim'' iddiasında bulundu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese'nin, bu teklifi yapanın kim olduğunu sorması üzerine Perinçek, o zaman Gülen cemaatinin ikinci adamı olan Latif Erdoğan ve beraberindekiler olduğunu söyledi.

Bu görüşmeden iki gün sonra da Samanyolu televizyonunun ileri gelenlerinden birinin kendisini aradığını öne süren Perinçek, bu kişinin telefonda, ''Neden böyle bir görüşmeyi reddettiğini sorduğunu, bu görüşmenin 5 milyon dolardan başlayacağını ve İşçi Partisi'nin seçim çalışması için çok faydalı olacağını'' söylediğini iddia etti.

Tanık Kemalettin Gülen'in, Alparslan Arslan'ın İşçi Partili olduğunu söylediğini hatırlatan Perinçek, ''Ne Alparslan Arslan İşçi Partili herhangi birini aramıştır ne de partinin kapısına gelmiştir, ancak Fethullah Gülen benimle görüşmek istemiştir'' dedi.

Perinçek, aslında hiç konuşmayacağını, ancak Arslan'ın İşçi Partili olduğu söylenince, zapta geçmesi için konuştuğunu belirterek, ''2008'de, Fethullah Gülen cemaatinin her yıl düzenlediği Türkçe Olimpiyatları'nın ödül töreninde bir konuşma yapmam için teklif geldi. 'Bakanlar da gelecek, sizi protokolde oturtacağız. Bakanlar sizin arkanızda oturacak' dediler. Bunu da kabul etmedim'' şeklinde konuştu.

Perinçek'in avukatı Cengiz

Perinçek'in avukatı Mehmet Cengiz de tanık Kemalettin Gülen'e, Alparslan Arslan'ın birkaç kez İşçi Partisi üyesi olduğunu söylediğini hatırlatarak, ''Alparslan Arslan İşçi Partisi'nin hangi il ve ilçe teşkilatı üyesiymiş?'' sorusunu yöneltti. Gülen de ''Kendisinde Ulusal Haber basın kartı bulundu. Evinde çok sayıda Aydınlık dergisi bulundu'' yanıtını verdi.

Avukat Cengiz de söz konusu kartın Ulusal Kanal'la uzaktan yakından alakası olmadığının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından saptandığını söyledi.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Nusret Aras da Danıştay saldırısından bir gün önce Osman Yıldırım'ın kendisini arayarak, Ankara'daki bir otelde olduğunu ve görüşmek istediğini belirttiğini, Yıldırım ile yaklaşık 15 dakika görüştükten sonra otelden ayrıldığını anlattı.

Aras, Yıldırım'ın kendisine, bir alacak meselesi nedeniyle avukatıyla birlikte Ankara'ya geldiğini söylediğini ifade etti.

Mahkeme Heyeti Başkanı Özese'nin, konuşma sırasında Yıldırım'ın Danıştay'dan bahsedip etmediğini sorması üzerine Aras, ''Benim yanımda öyle bir şeyden bahsetmedi. Öyle bir şey olsaydı hemen polise söylerdim'' yanıtını verdi.

Mahkeme Heyeti, Aras'ın beyanının alınmasının ardından duruşmayı 4 Ağustos Perşembe gününe erteledi.

7/14/2011

seyyah1906

dtk'den demokratik özerklik açıklaması kendimizi yönetme güç ve iradesine sahip olduğumuzu belirtiyoruz

DTK toplantısı sonrası açıklama yapan DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Demokratik özerkliği ilan ettiklerini açıkladı.

Diyarbakır'da düzenlenen toplantıda sonuç bildirgesini okuyan Aysel Tuğluk şunları söyledi:

Yaptığımız kapsamlı tartışmalar ve bu tartışmalar sonucunda ulaştığımız sonuçları paylaşmak istiyorum. Demokratik Özerklik ilan belgesi:

Ulus devletçi anlayış diğer halklara büyük acılar yaşattığı gibi Kürt-Türk ilişkilerinde de Kürtleri yok oluş sürecine götüren bir dönemin başlamasının temeli olmuştur. Türkiye’nin kuruluşunda büyük rol oynayan ilk Meclis ve siyasetinde bırakalım Kürt inkarının olması, Kürtlerle birlikte kurulmuş yeni bir Türkiye vardır. Türkiye’nin kuruluş felsefesi, Kürtler bakımından da kendilerinin içinde yer aldığı bir oluşumdur.
Bu inkar ve imha politikası bugüne kadar acımasızca yürütülürken, Ortadoğu statükosu ve uluslar arası güçlerden de destek almıştır. Türkiye’nin Kürtler üzerinde egemenlik kuran devletlerle kurduğu ittifak da bu politikanın ağır biçimde sürdürülmesini sağlamıştır.

Ulus devletlerin nasıl bir soykırımcılık taşıdığı görülmektedir. Güncelde biçimsel değişiklikler olsa da, özünde devam eden inkar devam ettirilmektedir. Kürt halkının varlığı tanındığı ifade edildiğinde bile, parçalamaya çalışmaya yönelik siyaset üretilmektedir.

BİNLERCE İNSANIMIZ REHİNE OLARAK TUTULMAKTADIR
Başta Hatip Dicle’nin ve milletvekillerimizin serbest bırakılmaması bunu göstermektedir. KCK gibi siyasi soykırım operasyon sonucu binlerce insanımız rehine olarak tutulmaktadır. Kürtçe anadiline karşı kültürel soykırım devam etmektedir.

Kürt halkının doğal bir halk olmaktan hakları, dili yaşamı yok sayılmaktadır. Türkiye içinde ve dışında bir çok çevre, Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesi gerektiğini dile getirmiştir. Ancak AKP’nin politik parti oligarşisi kendi çıkarları için politika ürettiğinden buna yanaşmamaktadır.

Bu aşamadan sonra devam edecek çözümsüzlük, halkları şiddet ve çatışma ortamında tutup güç kaybetmesinden başka bir sonuç vermeyecektir. Kürt sorunu, Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı haklarını kullanamamaları, her taleplerinin baskıyla reddedilmesinden kaynaklanmaktadır.

SORUNUN ÇÖZÜMÜ KÜRTLERİN HALK OLARAK TANINMASI İLE ÇÖZÜM BULUNABİLİR
Sorunun çözümü Kürtlerin halk olarak tanınması, eşit seviyede statüye kavuşmalarıyla ancak çözüm bulabilir. Kürt halkı artık ulusal varlığını statüsüz bir halk olarak yaşamak istememektedir. Dünyada Kürtler gibi 40 milyondan oluşan, hakları gasp edilmeye çalışılan başka bir halk yoktur.

Kendimizi yönetme, güç ve iradesine sahip olduğumuzu belirtiyoruz. Demokratik özerklik sadece kürt halkı için değil, tüm Türkiye halklarının inanç ve kültürlerinin kendisini özgürce ifade edeceği bir çözüm modelidir. Tüm toplumların doğal yaşam sistemidir. Demokratik özerklik bir devleti yıkmak değildir. aynı zamanda bir devlet sistemi de değildir. halkın devlet olmayan kendi coğrafyasındaki öz yönetime katılma sistemidir.

Fırat Haber Ajansı'nda yer alan haber ise şöyle:
Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK), Kürtlerin statüsüzlüğe karşı uygulamaya koyduğu Demokratik Özerkliğin geldiği aşamayı ve siyasi gelişmelerin tartışıldığı olağanüstü toplantı sona erdi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Daimi Meclisi'nin günlerdir tartışılan ve önemli kararlaşmaların sağlandığı belirtilen olağanüstü toplantısı sona erdi. 850 delegenin tamamının eksiksiz katıldığı toplantıda delegelerin Demokratik Özerkliğin ilanına yönelik karar aldı.

Sabah saatlerinde BDP Diyarbakır il binasında bulunan Vedat Aydın Konferans Salonu'nda başlayan ve DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk, BDP Eş Genel Başkanları Hamit Geylani ile Filiz Koçali, tüm BDP grubu milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum örgütü, kadın ve gençlik temsilcileri, aydın, yazar, gazeteci, kanaat önderleri ve halk delegelerinin aralarında bulunduğu 850 delegenin eksiksiz katıldığı toplantı yaklaşık 6 saat sürdü. Daha önce DTK'nin aldığı Demokratik Özerkliği inşa sürecinin başlatılması, hızlandırılması kararlarından sonra delegeler, Kürt mücadelesinde önemli bir gün olan 14 Temmuz'da Demokratik Özerkliğin ilanına yönelik karar aldı. Toplantıda alınan kararlar, şu dakikalarda kamuoyuna açıklanıyor.

7/03/2011

seyyah1906

büyük birlik partisinin yeni genel başkanı mustafa destici oldu

BBP Genel Başkanlığı'na, Parti Genel Sekreteri Mustafa Destici seçildi.

Sürmeli Oteli'nde gerçekleştirilen 5. Olağanüstü kongrede genel başkanlık seçimi için kayıtlı bin 73 delegeden 639'u oy kullandı. Oyların 628'i geçerli, 11'i geçersiz sayıldı.
Adaylardan Destici 387 oy alırken, diğer adaylardan Yavuz Ağıralioğlu 143, Nevzat Yanmaz ise 98 oy aldı.
Destici, genel başkan seçilebilmek için gereken salt çoğunluk oyunu alamamasına karşın diğer iki adayın çekilmesi üzerine genel başkan ilan edildi.

Genel Başkanlık seçiminin ardından kongreye kısa bir ara verildi. Delegeler aranın ardından bir kez daha sandık başına gidecek ve Merkez Karar Yönetim Kurulu ile Disiplin Kurulu listesini oylayacak.

6/24/2011

seyyah1906

hatları geri çekip tepelerden boşalttığımız alanı izlemeye devam edeceğiz

Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, “Büyük fedakarlıklarla yaşamını sürdüren, bağımsız bir halk örgütlenmesi olan partiyi şu kör zamanda ve ağır şartlarda, siyaset alanında tutmak gücü yıpratmaktan öte bir işe yaramayacaktır. Aslanı kediye boğdurtmam” diyerek, 10 Temmuz 2011 tarihinde yapılacak olan “Olağanüstü Kurultay”la HEPAR’ı kapatacağını bildirdi. HEPAR, 22 Haziran milletvekili seçimlerinde 124,082 oy almıştı.
Pamukoğlu yaptığı yazılı açıklamada, adını bu memlekette hiçbir zaman kıymeti olmayan “Hak” ve “Eşitlik” sözcüklerinden alan Hak ve Eşitlik Partisi’nin 2007 genel seçimlerinden bir yıl sonra, ülkenin hal ve gidişatı parlak görülmediğinden, yaptığı bir çağrı üzerine 36 günde kurularak siyaset alanına çıktığını, büyük çoğunluğu daha önce hiç siyaset yapmamış ve bugüne dek yapılan siyasetten nefret etmiş genç insanlardan oluşan partinin, finansını ise tamamen üye aidat ve bağışlarıyla karşılanmasına rağmen, 60 il, 500 ilçede şaşırtan hızda örgütlenmesini bitirdiğini kaydetti.

HEPAR’ın 12 Haziran 2011 Milletvekili genel seçimlerine girmeye hak kazanarak, birleşik oy pusulasında 8. sırada seçimlere katıldığını belirten Pamukoğlu, şöyle devam etti:

“Büyük fedakarlıklarla yaşamını sürdüren, bağımsız bir halk örgütlenmesi olan partiyi şu kör zamanda ve ağır şartlarda, siyaset alanında tutmak gücü yıpratmaktan öte bir işe yaramayacaktır. Aslanı kediye boğdurtmam. Hatları geri çekip, tepelerden boşalttığımız alanı izlemeye devam edeceğiz. Geleceği insanlar değil, olaylar ve koşullar tayin eder; özenle gözlemleyeceğiz. Hak ve Eşitlik Partisi’nin her il ve ilçede en azimli, en inançlı ve en iddialı yapısı gençlik örgütündedir. Başı dik devlet, onurlu millet, ilkesi onların yüreklerinde yer etmiştir. Gençlik örgütte değil, ruhta yaşar. Partiyi açmak kadar, kapatmakta bir stratejik karardır. Partiyi kapatıyorum. 10 Temmuz 2011 tarihinde yapılacak olan Olağanüstü Kurultay’la da yasal işlem sonuçlandırılacaktır.”
hürriyet

6/18/2011

seyyah1906

lütfen bundan sonra siyasetinize eceviti ve demokrat solcuları alet etmeyin

DSP Genel Sekreteri Hasan Erçelebi, yaptığı yazılı açıklamada, ''CHP Genel Başkanı, 12 Haziran seçimleri öncesinde taktığı Ecevit kasketi ile halktan oy istemiş, ancak seçimin hemen ardından 'Ecevit Hükümeti de İmralı ile görüşüyordu' diyerek halkı aldattığını, gerçekte AKP ile aynı çizgide olduğunu itiraf etmiştir'' iddiasında bulundu.


''Kılıçdaroğlu'nun, seçim sürecinde Demokratik Sol Partililer'in Ecevit sevgisini ve temiz duygularını istismara bile cüret ettiğini'' öne süren Erçelebi, CHP liderinin kampanya sürecinde ''Bu sefer AKP'yi yeneceğiz, sakın oylarınızı başka yere vermeyin, oyları bölmeyin'' dediğini ancak buna rağmen yüzde 25 oy alabildiğini belirtti.
Erçelebi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
''Sayın Kılıçdaroğlu, vatansever, Ecevit sevgisi ile yüreği çarpan halkımızın duygularını istismar etmesi yetmezmiş gibi, Ecevit dönemine, utanmadan, sıkılmadan, AKP gibi çamur atmaktan geri durmamıştır. Maskesini indirdiğinde, yüzünde beliren 'ampul' ışığı ile gözleri kamaştığından, hangi kulvarda siyaset yaptığını şaşırmış görünen Sayın Kılıçdaroğlu'nun, AKP'nin duble yolunda siyasete devam ettiğini gören ve CHP'ye oy veren halkımızın duyguları incinmiştir. Kılıçdaroğlu, bu açıklaması ile Ecevit'in kemiklerini sızlatmıştır.


Sayın Kılıçdaroğlu, beyninizin arkasındaki düşünce, eğer İmralı canisinin de içinde bulunduğu teröristlere bir genel af ise lütfen kimseden gizlemeden açıklayınız. Sayın Kılıçdaroğlu, lütfen bundan sonra siyasetinize Ecevit'i ve Demokratik Solcular'ı alet etmeyiniz. Siz kendi yolunuzda biz kendi yolumuzda siyasete devam edelim. Lütfen kendi siyasi ikbaliniz için Ecevit'i kalkan olarak kullanmayınız. Unutmayınız ki Ecevit Hükümeti, terörü bitiren hükümettir. Ecevit, terörist başını yakalayıp mahkum eden Başbakan'dır. Hiçbir zaman, Tayyip Erdoğan'la Ecevit'i aynı kefeye koymayınız. Bunu ne halkımız ne tarih ne Allah ne de kul affeder.''
cumhuriyet portal

6/15/2011

seyyah1906

demokrat sol parti genel başkanı 10 temmuzda olağanüstü kurultayı topluyor

DSP Genel Başkanı Masum Türker, "DSP tüzüğünün 22. Maddesi'nin verdiği yetkiye dayanarak 10 Temmuz 2011 Pazar günü DSP Olağanüstü Kurultayı'nı toplantıya çağırıyorum" dedi.
DSP Genel Başkanı Masum Türker, DSP'nin 10 Temmuz 2011 Pazar günü DSP Olağanüstü Kurultayı'nın toplanacağını bildirdi.


12 Haziran 2011 milletvekili genel seçimlerinde 0,25 oy oranıyla baraj altında kalan DSP, olağanüstü kurultay kararı aldı.


DSP Başkanlık Kurulu, DSP Genel Başkanı Masum Türker'in başkanlığında toplandı. Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirme yapılan toplantının ardından açıklama yapan Türker, "Partimizin Başkanlık Kurulu üyeleriyle seçim sonuçlarını değerlendirdik. DSP Tüzüğü'nün 22. Maddesi'nin verdiği yetkiye dayanarak, 10 Temmuz 2011 Pazar günü DSP Olağanüstü Kurultayı'nı toplantıya çağırıyorum" dedi.
cumhuriyet portal

6/14/2011

seyyah1906

dsp genel başkan yardımcısı dsp'nin seçimde en başarısız parti olduğunu söyledi

Genel seçimlerde baraj altı kalarak yüzde 0,25 oy alan Masum Türker liderliğindeki DSP'de, ilk istifa Genel Başkan Yardımcısı Uluç Gürkan'dan geldi. Gürkan, Türker'e yazdığı istifa mektubunda Haziran 2011 Genel Seçim sonuçlarının Türkiye için sevindirici olmadığını belirterek, parti için ise kabul edilebilir olmaktan uzak olduğunu ifade etti. "DSP seçimlerin en başarısız partilerindendir" diyen Gürkan, bu sonucun adaletsiz yüzde 10 barajı, ilgisiz medya, 'oylar bölünmesin' kampanyası gibi mazeretlerle geçiştirilemeyeceğini kaydetti.


Türker'i işaret ederek, "12 Eylül 2010 Anayasa referandumu öncesinden başlayarak sizi ısrarla uyardık" diyen Gürkan şöyle devam etti: "Türkiye'nin tepeden tırnağa dönüştürüldüğünü, bu koşullarda Türkiye'nin DSP'ye her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu anlatmaya çalıştık. DSP'nin, Atatürk'ün yolundan saptırılmış aydınlanma devrimini tamamlamak ve Bülent Ecevit'in yarıda bıraktırılmış ezilenlerin ak günler yürüyüşünü yeniden başlatmakla görevli ve ödevli olduğunu vurguladık. Oralı olmadınız. DSP'nin görev ve ödevlerini seçim bildirgesine lütfen girmiş bir cümle olarak geçiştirdiniz. Halkla buluşmayı otobüsün içinden boşluğa el sallamakla özdeşleştiren bir sözde seçim kampanyası yürüttünüz. Televizyonlarda, ilan tahtalarında ve diğer bütün tanıtım araçlarında kendinizi oy pusulalarındaki kimliğimiz ak güvercinin dahi önünde tuttunuz. Ötesinde, kurucumuz ve kuramcımız Bülent Ecevit'in, deyim yerindeyse adının anılmasına dahi fırsat vermediniz."

'İttifak çalışmalarınız sulandırdınız'

Türker'i seçimler için yaşamsal olan ittifak çalışmalarını sulandırmakla suçlayan Gürkan, "Sola açılma önerimizi, ancak DYP ile ittifak yaparsak barajın aşılacağı aldatmacasıyla fiilen engellediniz. Hem doğrudan hem de medya üzerinden yaptığınız çağrılarda BTP, SP ve Has Parti'yi öne çıkarttınız. Sonuçta, 1999 Mart ayında TBMM'de DSP'ye ve Bülent Ecevit'e saldırıları tutanaklarda duran Mahmut Yılbaş'ı baş tacı yaptınız. Adaylarımız belirlenirken önseçim taahhüdümüzü de unuttunuz. Bu ilkesizlikler çok sayıda partili arkadaşımızı, bu arada beni adaylıktan caydırırken, DSP'nin ulusal solun dünyasındaki güvenirliğini de zedeledi. DSP'yi Bülent Ecevit'in demokratik sol çizgisinde Türkiye için yeniden var etmek bizim sorumluluğumuzdadır" dedi.

Bu nedenlerle DSP'nin olağanüstü kurultay sürecinin derhal başlatılması ve Parti Meclisi'nin en geç on gün içinde toplanarak bu kararı almasının kaçınılmaz olduğunu belirten Gürkan, "Bundan kaçınmak hem siyasi, hem de insani etiğe sığmaz. Bu vesileyle, böylesi bir başarısızlık karşısında istifanın erdem olduğu inancımla DSP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrıldığımı da bilginize sunarım. DSP'de, geride bıraktığımız yedi yılda adım adım unuttuğumuz ulusalcı demokratik sol çizgimizin güncel görevlerini netleştirmek ve yerine getirmek; parti içinde tam demokrasiyi yaşama geçirmek umuduyla DSP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılıyorum" dedi.


Macit de istifa etti

Gürkan'ın yanısıra DSP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Macit'in de görevinden istifa ettiği öğrenildi. Seçimden birkaç gün önce Genel Başkan Türker'e istifasını sunduğunu belirten Macit, "DSP Genel Başkan Yardımcılığından ayrıldım. Genel Başkan istifamı kabul etmediğini söylese de ben fiilen ayrılmış durumdayım. DSP'den ayrılamam söz konusu olmaz, PM üyeliğim devam ediyor. Ancak öteden beri çalışma anlayışında farklıklar vardı. Bu farklılıklardan dolayı istifa ettim. Seçimden alınan sonucun ardında da yönetim gerekli değerlendirmeyi, gerekli kararı alacaktır" diye konuştu.
cumhuriyet portal

6/13/2011

seyyah1906

büyük birlik partisi genel başkanı görevinden istifa etti

BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından partisindeki görevinden istifa etti.
Topçu, açıklamasında şunları kaydetti: “Demokrasilerde milletin iradesinin üstüne söylenecek söz yoktur. 

Millet sandıkta konuşmuştur. Milletin takdiri de başımızın tacıdır. Seçim sonuçları neticesi ortaya çıkan mevcut başarısızlığı kendi üzerime alıyor ve rahmetli Genel Başkanımız Muhsin Yazıcıoğlu’nun şahadetinden bu yana yürütmekte olduğum BBP Genel Başkanlığı görevini bırakıyorum.” BBP yüzde 0.7 oy aldı.
hürriyet
seyyah1906

seçimi kaybeden abdüllatif şener'den toplumun en dinamik kesimi kürtlerdir

Şener, "Seçimler gösterdi ki toplumun en dinamik kesimi Kürtlerdir. Yeryüzünde büyük heyecanlar oluşturan Büyük önemli siyasilerin tamamı ülkelerini felakete sürüklemiştir. Bazen zaferlerin en büyüğü yenilgidir." dedi.

Bağımsız aday olduğu Sivas'tan 17 bin oy alarak milletvekili seçilemeyen Abdüllatif Şener, partililerle bir araya gelerek değerlendirme yaptı. Eşi Berrin şener'in de hazır olduğu toplantıda seçimle ilgili değerlendirmelerde bulunan Şener sonuçların ülkeye hayır getirmesini diledi. Seçimlerin seçilenler hakkında verilen bir karar değil, oy verenlerin kendi haklarında verdikleri kararlar olduğunu ifade eden Şener, "İnsanlar kendileri için neyi uygun gördülerse o kararı vermişlerdir. Ancak insanların kendileriyle ilgili verdikleri, ülkenin geleceğiyle bağlantılı vermiş oldukları bu kararlar oluşan algıları ve kurguları çerçevesinde sonuçlanmaktadır. Eğer seçmenin algısı ve seçmenin gelecekle ilgili kurgusu saptırılmışsa küresel ve ulusal iletişim ve güç merkezleri tarafından bu güç merkezlerinin yönlendirmelerine uygun oluşan algı ve kurgular sonuçları ortaya çıkaracaktır. Bu seçimlerde bu şekilde neticelendirilmiştir." dedi.

'EN DİNAMİK KESİM KÜRTLER'

Seçim sonuçları ile ilgili uzun analizler yapmak istemediğini belirten Şener şöyle devam etti:
"Bu seçimler göstermiştir ki Türkiye'de yaşayan 74 milyon insan birlik beraberlik içinde olmak zorundadır. Ülkemizin bütünlüğü her şeyin önünde. Ancak sindirilen ve yükselen değerlerin var olduğunu görmüş olmaktan üzüntü duyduğumu belirtmek istiyorum. Ülkemizin içinde Sivas'ın bulunduğu büyük kesinde sindirilen susturulan özgüven duyguları tahrip edilerek değerleri yitirilen geniş kitleleri görmek en büyük üzüntümdür. Hiçbir seçimde görmediğim kadar, rastlamadığım kadar insanımızın özgüven duygusunu yitirdiğini, sindirildiğini ve bastırılmış olduğunu görmekten büyük üzüntü duydum.

Bu seçim sonuçlarında en büyük oy artışlarını BDP'nin bağımsızları gerçekleştirdi. Bu gösteriyor ki toplumun, ülkemizin en dinamik kesimi Kürt nüfustur. Bunu da önemli nokta olarak belirlemek gerektiğini düşünüyorum. BDP barajı aşamayacağı için bağımsız olarak aday olan ve BDP çatısında toplanacaklar 22 iken 36 olmuştur. Baktığınızda en dinamik unsurun burası olduğunu görüyoruz. Bunun çok iyi analiz edilmesi gerekir. Bu aynı zamanda bir özgüven duygusunun orada yükseliş halinde olduğunu, kendine oy verme duygusunun güçlü olduğunu gösterir. Ben doğruları anlatmaya çalıştım. Gerçekleri anlatmaya çalıştım. Ancak insanların doğruları ve gerçekleri duyar duymaz 'Bu gerçekten hayatın kendisi ve ülkenin gerçeğidir' diye oy patlaması yaşanmayacağı görülmüştür. Bu sosyolojik bir olaydır. Her doğruyu duyan ona hemen teslim olmaz, uzun süre yanlış peşinde konuşmaya devam edebilir. Bazı şeyleri erken söylemiş olabilirim. İlkokula da 6 yaşında başlamıştım. Toplum bir süre sonra ifadelerimizin doğruluğunu kabul edebilir. Bir şeyi erken söylediğiniz de kabul görmez, zaman alabilir. Biz de doğrularımızın oya dönüşmediğini üzülerek gördük."

HİTLER VE SADDAM ÖRNEĞİ

İslamiyet öncesinde Araplar'in kendi yaptıkları putlara taptıklarını, hatta seyahate çıkarken peynir ve helvadan yaptıkları putlara taptıklarını acıkınca da onları yediklmerini hatırlatan Şener şöyle dedi:

"Peygamber efendiniz bu gerçeği onlara gösterdiği ve çağırdığı halde 13 yıl boyunca putperestliği bırakan insanın sayısı bir avuç kalmıştır. Dolayısıyla bir düşüncenin güçlü olması insanların top yekun birden kabul etmesini sağlamıyor. En saçma en yanlış düşünceler bile yeri geliyor kitleleri peşinden sürüklüyor. Yeryüzünde büyük heyecanlar oluşturan büyük önemli siyasilerin tamamı ülkelerini felakete sürüklemiştir. Hitler'den daha coşkulu lider yoktur. Hitler'den daha büyük coşkuyla iktidara gelen 20 yüzyılda başka bir dünya lideri yoktur. Hitler'in karizmatik yapısıyla oluşturduğu rüzgarın ardından Alman halkı o zamana kadar hiç çekmediği ızdırabı, parçalanmayı ve elemi çekmiştir. Saddam bir zaman Irak'ta efsaneydi. O efsane Irak halkına tarihin en büyük acılarını çektirmiştir. İnsanlık tarihi coşkulu yönetimler döneminin her zaman coşkulu güzellikler değil çoğu kez coşkulu felaketler getirdiğini gözlemiştir. Ama tüm algıların bozulduğu, herkesin gücün peşinde birleşme iradesi gösterdiği bir ortamda bile ülkenin içinde bulunduğu durumu gören insanların tek başına kalsalar bile 'Kral çıplak' demeleri gerekir. Ben seçim kampanyası boyunca ülke gerçeklerini anlatmaya çalıştım. Suskun ortamda tek başıma 'Kral çıplak' diye haykırmaya çaba sarf ettim. İçinde bulunduğumuz koşulların küresel güç merkezlerinin oluşturduğu algı ve kurgular etrafında yanlış şekillendiğini haykırdım ve duyurmaya çalıştım. Görevimi yaptığımı düşünüyorum. Tek başıma kalsamda, doğruyu söyleyip haykırmanın her zaman görevim olduğunu düşünerek haykırdım. Bu zeminde de üzerime düşeni yaptım."


'BAZEN ZAFERLERİN EN BÜYÜĞÜ YENİLGİLERDİR'

Sivas'ın kendisen 17 binin üzerinde oy verdiğini ve bunun az bir rakam olmadığını belirten Şener şöyle devam etti:

"İnsanlık tarihini her zaman tek bir kişi kararlılık ile yürüyerek değiştirmiştir. Sivas'ta 17 bin yiğit kadın ve erkek var. Ben Sivas'ımızın bu yiğit insanlarını kutluyor tebrik ediyorum. Bu yiğit insanlar kurulu siyasetin pasif unsurları olmaktan öte doğru bir siyasetin kurulması için iradelerini ortaya koymuşlardır cesaretlerini ortaya koymuşlardır. Bireysel anlamda değerlendirecek olursak ben kendimi bu seçimden başarıyla çıkmış buluyorum.

Seçim öncesinde seçmenin yüzde 80'i benim Sivas'tan meclise gitmemi isteğini göstermiştir. Ama bunların ne kadarının oy vereceğini bilemiyorum demiştim. Ama seçim günü bu yüzde 80'den kaçının doğrudan doğruya bizi desteklediğini görmüş olduk. Bizim mücadelemiz hemşehrilerimizin mücadelesidir. Benim mücadelem Türkiye'nin, bu toprakların, ülkenin geleceğinin mücadelesi, çocuklarımızın geleceğinin mücadelesidir. Bazen zaferlerin en büyüğü yenilgilerdir. İnsan bazen kaybettiğini hissettiği, gördüğü anda en büyük zaferi kazanmıştır. Ben bunu bir yenilgi değil bir zafer olarak görüyorum. Ülkemizin yolu aydınlık olsun."

YENİ YOL HARİTASI

Bundan sonra siyasette nasıl yol izleyeceğine partisinin karar organı ve il başkanları ile yapacakları değerlendirmeden sonra vereceğini belirten Şener, "Bu karardan önce yapacağım ilk iş Ankara'ya gideceğim zaman yapacağım. Bir zamanlar çok popüler ve tartışılan bir kitap vardı. Kütüphanemde olmasına rağmen okuyamamıştım. Barrington Moore'un 'Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri' isimli kitabı var. Bin sayfaya yakın bir kitap. İlk yapacağım iş o kitabı okumak olacak." diye konuştu.

15 KİLO VERDİ

Seçim çalışmalarını 16 Nisan'da başlatan Abdüllatif Şener'in il, ilçe ve köyler olmak üzere toplam 70 bin kilometre yol katettiği öğrenildi. Seçmenlerle şipşak fotoğraf çektiren Şener'in bu çerçevede 40 bin fotoğraf dağıttığı belirtildi. Yoğun seçim çalışmaları kapsamında Şener'in bir hayli zayıfladığı da gözlendi. Sivas'a geldiğinde 86 kilo olan Şener'in toplam 15 kilo vererek, 71 kiloya düştüğü belirtildi.
mynet