
diyarbakır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyarbakır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1/28/2015
8/17/2011

işci partisi askerleri ve yurtseverleri tutuklayanlar terörle mücadele edemez
Esinoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, içinde Milli Güvenlik Kurulu üyesi orgeneralin de bulunduğu terörle mücadele eden 17 komutan hakkında yakalama kararı çıkarıldığını belirten Esinoğlu, "PKK'nın da AKP'nin de ipleri Amerika'nın elindedir" iddiasında bulundu.
Esinoğlu, "Vatanı için canını ortaya koymaktan bir an olsun çekinmeyen şehitlerimizin yakınlarının, Silahlı Kuvvetlerimizin ve bütün milletimizin başı sağolsun" dedi ve şöyle devam etti:
"Bu saldırılar her geçen gün artarken 'Sabrımız taşıyor, bıçak kemiğe dayandı. Ramazan diye sabrediyoruz' diyen Erdoğan ve AKP iktidarı, bu saldırılar karşısında ne yapmaktadır? Diyarbakır'da Demokratik Toplum Kongresi adı altında toplanıp 'özerklik' ilanını seyredenler, Habur'da Çadır Mahkemeleri kuranlar, terörle mücadele eden askerleri ve yurtseverleri tutuklayanlar, terörle mücadele edemez, terörü PKK ile birlikte ülke çapına yayarlar."
7/18/2011

mhp ve bdp'den türkiye'de bir ilk gerginliğin yatışması için elazığda ortak deklarasyona imza attılar
Elazığ’da Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) temsilcileri Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde 13 askerin şehit edilmesinin ardından ilde tırmanan gerginliğin yatışması için ortak bir deklarasyona imza attı. Girişim Türkiye’de bir ilk oldu.
Elazığ Sivil Toplum Kuruluşları Platformu'nca desteklenen bildiri Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) binasında kamuoyu ile paylaşıldı. Bildiriyi, platformun dönem sözcüsü Resul Şahin okudu. Resul Şahin açıklamasında, tarihin derinliklerinden bu yana bazı kirli emeller besleyenlerin ülkenin iç huzurunu ve barışı bozamaya çalıştıklarını kaydetti. Şahin, geçmişte siyasi görüş ve mezhep farklılıkları üzerinden emellerine ulaşamayan küresel güçlerin şimdilerde taşeron olarak kullandıkları terör örgütleri eliyle etnik bir ayrışmanın ve kardeş kavgasının yaşanmasını arzuladıklarını aktardı. Resul Şahin şöyle konuştu:
Bizler, insanlığa, adalet, huzur ve barış götürmüş bir medeniyetin mensuplarıyız. Bu büyük medeniyet, hiçbir ayrım gözetmeden Türk, Kürt, Çerkez, Arnavut Laz, hemen her kesimin desteği ve katkısıyla kurulmuştur. Elazığ kamuoyu, her türlü terör olaylarının ardından gerek halk olarak, gerekse sivil toplum kuruluşları olarak gerekli tepkiyi göstermişlerdir. Anacak Cuma ve Pazar günü şehrimiz, provokatörlerin oyununa gelerek bir takım üzücü olayların yaşanmasına neden olup hepimizi derinden üzmüştür.”
Bu tür tepkilerin yanlış olduğuna dikkat çeken Resul Şahin, son günlerde hal olarak en çok birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Şahin, vatandaşlardan terör örgütünün bu tür stratejilerle vatandaşları sokağa dökmeye çalıştığını vurguladı.
Açıklamanın ardından yayımlanan deklarasyonu MHP İl Temsilciliği adına Gürol Suğol, BDP İl Temsilciliği adına Atik Okuyucu, Elazığ Cem Kültür Derneği Başkanı Cafer Yeşil ve Elazığ Sivil Toplum Kuruluşu Dönem Sözcüsü Resul Şahin imzaladı.
7/17/2011

bdp diyarbakırdaki çatışmayı birleşmiş milletler ve natoya taşıyacak
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Diyarbakır'ın Silvan ilçesine bağlı Dolapdere köyü yakınlarında meydana gelen 13 askerin şehit olduğu, 7 askerin yaralandığı, 7 PKK'lının ölü ele geçirildiği çatışmayı uluslararası platforma taşıdı.
Olayın bir bütün olarak araştırılmasını isteyen BDP, Türkiye'nin üyesi olduğu NATO ve Birleşmiş Milletler'e (BM) başvurdu.
BDP Genel Başkanı Hamit Geylani, "Diyarbakır'da PKK'lılar tarafından askerlere pusu kuruldu iddialarının oluş biçimi ve sonrasında yaşanan tüm sürecin ayrıntılı olarak uydu görüntüleri ile dünya kamuoyu ile paylaşılması için hukukçularımız NATO ve Birleşmiş Milletler'e başvurmuştur" dedi.
7/15/2011

içişleri bakanı yanan ağaçlar orada kaybolan canları geri getirecek değil
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e örgüte yakınlığı ile bilien Fırat Haber Ajansının 'TSK'nın kendi askerlerini bombaladı' iddiası soruldu...
Şahin: "Yangın çıkmıştır, yangının sebepleri şu anda çıkmış olan yangını geri getirecek değildir. Yanan ağaçlar orada kaybolan canları geri getirecek değil" dedi.
13 askerin şehit olduğu Diyarbakır’ın Silvan terör saldırısının ardından bölgeye giden Şahin havalimanında yaptığı açıklamada operasyonların devam ettiğini ifade ederken, Türkiye’nin özgürlüklerin alabildiğince yaşandığı bir ülke olduğunu belirterek, "Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Bu ülke özgürlüklerin alabildiğince var olduğu ve doya doya yaşandığı bir ülke. Var olan özgürlüklerin varlığını itiraf edecek kadar beyni aklı özgürlükten yoksun olan bir takım insanlar var. Bu gerçekle karşı karşıyayız" dedi.
Şahin Diyarbakır’a hareketi öncesinde Esenboğa Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bölgedeki son duruma ilişkin şehit sayısında bir artış olmadığını ve operasyonların devam ettiğini söyleyen Şahin "Türkiye’de şehitlerimizin varlığı ayrı bir konu. Şehitlerimizin cenazesinin kaldırılması ayrı bir konu. Hayat durmuyor mücadele de bitmiyor. Maalesef bağırlarına taş basarak acılarını üzüntülerini yüreklerine akıtarak güvenlik güçlerimizin askerimizin nöbet başında olanları görev başında olanları çalışmalarını devam ettiriyor, ettirecekler. Yani bunun aksini düşünmek mümkün değil" dedi. Şahin şöyle devam etti:
"Burası Türkiye burası sıradan bir ülke değil. Bu millet de sıradan bir millet değil. İçinden veya dışından kim olursa olsun yani bu gemiyi bu yeryüzünde yürümekten alıkoyacak bir güç yok olamaz. Tabi ki bir taraftan şehitlerimizin cenazesini inançlarımıza törelerimize uygun bir şekilde acımızla ama onurumuzla onlara saygıyla rahmet dileklerimizle ve niyazımızla kaldıracağız. Ama diğer taraftan da aynı anda çalışmalar her türlü devam edecek. Bir tarafta bu ülkenin şantiyeleri çalışacak, bir tarafta bu ülkenin güvenlik yönünden bu sıkıntılı hale getirilmeye çalışılan noktalarında da mücadele devam edecek ve etmektedir şu anda aralıksız devam etmektedir."
-YANGININ SEBEBİ CANLARI GERİ GETİRMEYECEK-
Şahin askerlerin yanarak can vermesine sebep olan yangının çıkış nedenine ilişkin bazı iddiaların ortaya atılmasının hatırlatılması üzerine ise yangının sebebinin her şey olmuş olabileceğini kaydetti. "Yangın çıkmıştır, yangının sebepleri şu anda çıkmış olan yangını geri getirecek değildir. Yanan ağaçlar orada kaybolan canları geri getirecek değil" diyen Şahin şunları söyledi:
"Sebebi bellidir. Üç beş tane sebebi vardır. Yani yangın ya ateşle çıkar, ya bombayla çıkar ya roketle çıkar ya benzinle çıkar. Çıkar yani netice itibariyle yanmıştır, yakılmıştır. Yani sebebini araştırmak, sebebini söylemek bir şey ifade etmiyor şu anda."
O İDDİA NEYDİ?
Genelkurmay 13 askerin PKK'lıların attığı el bombalarının çıkardığı yangınla şehit olduğunu açıklarken örgüte yakınlığı ile bilinen Fırat Haber Ajansı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne kendi askerlerini bombaladığı iddiasını ortaya atmıştı...
-BEYNİ ÖZGÜRLÜKTEN YOKSUN OLANLAR VAR-
Basın mensuplarının "Bir mesajınız var mı?" yönündeki sorusuna da yanıt veren Şahin özgürlüklere vurgu yaparak "Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Bu ülke özgürlüklerin alabildiğince var olduğu ve doya doya yaşandığı bir ülke. O kadar ki özgürlükleri sonuna kadar yaşayıp bu ülkede hala özgürlük yok diyecek kadar özgürlüklerin yaşandığı bir ülke. Galiba bir eksiklik var. Var olan özgürlüklerin varlığını itiraf edecek kadar beyni aklı özgürlükten yoksun olan bir takım insanlar var. Bu gerçekle karşı karşıyayız" diye konuştu. Saldırının TBMM’deki uzlaşma arayışlarının sonuçsuz kalmasının hemen ardından yaşanması konusunda ise Şahin’in değerlendirmesi "Yani her olayın olduğu anda başka gelişmeler vardır. Dolayısıyla hayatta bir tek olay olmuyor. Bir tek gelişme olmuyor. Bir şeyi bir şeyle bağlantılı hale getirmek çok da onun izahı için yeterli değildir" şeklinde oldu.

pkk'nın diyarbakırdaki hain saldırıya açıklaması burada saldıran pkk değil askerdir
Terör örgütü PKK'nın şehir yapılanması olan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde çıkan çatışmaya ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada, “Görüldüğü gibi çift taraflı ateşkes olmadan çatışmaların ve kayıpların önüne geçilememektedir. Burada saldıran PKK değil, askerdir” dedi.
KCK Başbakan’a çağrıda bulunarak polisiye ve askeri operasyonların durdurulmasını istedi.
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı yaptığı açıklamada, eylemsizlik pozisyonunda olmalarına rağmen son üç aydaki operasyonları sonucu 43 militanlarının hayatını kaybettiğini hatırlatarak, bu ölümler karşısındaki sessizliğe tepki gösterdi. Silvan’daki çatışmaya ilişkin KCK’nin açıklaması şöyle: “Son dönemde operasyonların yaygınlaşması üzerine çatışmalarda da artış yaşanmaktadır. HPG’nin son üç ay içerisindeki kayıpları toplam 43’tür. Bu kayıplar, eylemsizlik kararımız olmasına rağmen Türk ordu güçlerinin geliştirdiği saldırı ve operasyonlar sonucunda olmuştur.
Hareketimiz, birçok kere uyarıda bulunmasına rağmen operasyonlar hızından bir şey yitirmeden genişleyerek devam etmektedir. 14 Temmuz 2011 tarihinde Türk ordu güçlerinin verdiği kayıplar da tamamen yapılan operasyonların bir sonucudur. Zaten HPG bu çatışmadan bir gün önce bölgedeki operasyonların durdurulması çağrısı yapmıştır.

bdp'den açıklama başbakanlık soruşturma açsın askerlerin otopsi raporunu kamuoyuna açıklasın
BDP, Diyarbakır’da 13 askerin şehit olduğu saldırıyla ilgili açıklama yaptı. Başbakanlık’ın olayla ilgili soruşturma başlatmasını isteyen BDP, otopsi raporlarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yaptı. Açıklamada, kendilerinin de haksız yere hedef gösterildiği ifade edildi.
Öte yandan, BDP Mersin İl Başkanı Cihan Yılmaz, ''Demokratik Çözüm İçin Demokratik Anayasa'' adı altında ülke genelinde düzenlenecek mitinglerin Diyarbakır'dan gelen haberler üzerine iptal edildiğini açıkladı.
Sağduyu çağrısı yapan Yılmaz, “Türkiye'de artık kimse kan ve gözyaşı istemiyor. Annelerin, babaların ağlamalarına bir son verilmeli. Bunun da tek yolu barış ve demokrasiden geçiyor. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun Türkiye genelindeki tüm etkinlikleri iptal edildi” diye konuştu. Demokratik Toplum Kongresi, dün yaptığı açıklamada, "Demokratik özerklik" ilan etmişti. Aynı gün Diyarbakır'da 13 askerin şehit olduğu haberi gelmişti
7/14/2011

dtk'den demokratik özerklik açıklaması kendimizi yönetme güç ve iradesine sahip olduğumuzu belirtiyoruz
DTK toplantısı sonrası açıklama yapan DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Demokratik özerkliği ilan ettiklerini açıkladı.
Diyarbakır'da düzenlenen toplantıda sonuç bildirgesini okuyan Aysel Tuğluk şunları söyledi:
Yaptığımız kapsamlı tartışmalar ve bu tartışmalar sonucunda ulaştığımız sonuçları paylaşmak istiyorum. Demokratik Özerklik ilan belgesi:
Ulus devletçi anlayış diğer halklara büyük acılar yaşattığı gibi Kürt-Türk ilişkilerinde de Kürtleri yok oluş sürecine götüren bir dönemin başlamasının temeli olmuştur. Türkiye’nin kuruluşunda büyük rol oynayan ilk Meclis ve siyasetinde bırakalım Kürt inkarının olması, Kürtlerle birlikte kurulmuş yeni bir Türkiye vardır. Türkiye’nin kuruluş felsefesi, Kürtler bakımından da kendilerinin içinde yer aldığı bir oluşumdur.
Bu inkar ve imha politikası bugüne kadar acımasızca yürütülürken, Ortadoğu statükosu ve uluslar arası güçlerden de destek almıştır. Türkiye’nin Kürtler üzerinde egemenlik kuran devletlerle kurduğu ittifak da bu politikanın ağır biçimde sürdürülmesini sağlamıştır.
Ulus devletlerin nasıl bir soykırımcılık taşıdığı görülmektedir. Güncelde biçimsel değişiklikler olsa da, özünde devam eden inkar devam ettirilmektedir. Kürt halkının varlığı tanındığı ifade edildiğinde bile, parçalamaya çalışmaya yönelik siyaset üretilmektedir.
BİNLERCE İNSANIMIZ REHİNE OLARAK TUTULMAKTADIR
Başta Hatip Dicle’nin ve milletvekillerimizin serbest bırakılmaması bunu göstermektedir. KCK gibi siyasi soykırım operasyon sonucu binlerce insanımız rehine olarak tutulmaktadır. Kürtçe anadiline karşı kültürel soykırım devam etmektedir.
Kürt halkının doğal bir halk olmaktan hakları, dili yaşamı yok sayılmaktadır. Türkiye içinde ve dışında bir çok çevre, Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesi gerektiğini dile getirmiştir. Ancak AKP’nin politik parti oligarşisi kendi çıkarları için politika ürettiğinden buna yanaşmamaktadır.
Bu aşamadan sonra devam edecek çözümsüzlük, halkları şiddet ve çatışma ortamında tutup güç kaybetmesinden başka bir sonuç vermeyecektir. Kürt sorunu, Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı haklarını kullanamamaları, her taleplerinin baskıyla reddedilmesinden kaynaklanmaktadır.
SORUNUN ÇÖZÜMÜ KÜRTLERİN HALK OLARAK TANINMASI İLE ÇÖZÜM BULUNABİLİR
Sorunun çözümü Kürtlerin halk olarak tanınması, eşit seviyede statüye kavuşmalarıyla ancak çözüm bulabilir. Kürt halkı artık ulusal varlığını statüsüz bir halk olarak yaşamak istememektedir. Dünyada Kürtler gibi 40 milyondan oluşan, hakları gasp edilmeye çalışılan başka bir halk yoktur.
Kendimizi yönetme, güç ve iradesine sahip olduğumuzu belirtiyoruz. Demokratik özerklik sadece kürt halkı için değil, tüm Türkiye halklarının inanç ve kültürlerinin kendisini özgürce ifade edeceği bir çözüm modelidir. Tüm toplumların doğal yaşam sistemidir. Demokratik özerklik bir devleti yıkmak değildir. aynı zamanda bir devlet sistemi de değildir. halkın devlet olmayan kendi coğrafyasındaki öz yönetime katılma sistemidir.
Fırat Haber Ajansı'nda yer alan haber ise şöyle:
Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK), Kürtlerin statüsüzlüğe karşı uygulamaya koyduğu Demokratik Özerkliğin geldiği aşamayı ve siyasi gelişmelerin tartışıldığı olağanüstü toplantı sona erdi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Daimi Meclisi'nin günlerdir tartışılan ve önemli kararlaşmaların sağlandığı belirtilen olağanüstü toplantısı sona erdi. 850 delegenin tamamının eksiksiz katıldığı toplantıda delegelerin Demokratik Özerkliğin ilanına yönelik karar aldı.
Sabah saatlerinde BDP Diyarbakır il binasında bulunan Vedat Aydın Konferans Salonu'nda başlayan ve DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk, BDP Eş Genel Başkanları Hamit Geylani ile Filiz Koçali, tüm BDP grubu milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum örgütü, kadın ve gençlik temsilcileri, aydın, yazar, gazeteci, kanaat önderleri ve halk delegelerinin aralarında bulunduğu 850 delegenin eksiksiz katıldığı toplantı yaklaşık 6 saat sürdü. Daha önce DTK'nin aldığı Demokratik Özerkliği inşa sürecinin başlatılması, hızlandırılması kararlarından sonra delegeler, Kürt mücadelesinde önemli bir gün olan 14 Temmuz'da Demokratik Özerkliğin ilanına yönelik karar aldı. Toplantıda alınan kararlar, şu dakikalarda kamuoyuna açıklanıyor.

başbakan erdoğan bu eylemlerin ve arkasındaki güçlerin amacı apaçık ortadadır
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'daki terör saldırısında 13 askerin şehit olmasıyla ilgili olarak, ''Bu eylemlerin ve arkasındaki güçlerin amacı apaçık ortadadır. Türkiye Cumhuriyeti, diğer bütün sıkıntıları gibi, terör sorununun da üstesinden gelecek güce ve kararlılığa sahiptir'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Diyarbakır'da teröristlere karşı yürütülen operasyonda 13 askerin şehit düşmesi nedeniyle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'e başsağlığı mesajı gönderdi.
Erdoğan, mesajında, Diyarbakır'da teröristlere karşı yürütülen operasyonda 13 askerin şehit düşmesi ve 7 askerin yaralanmasının milletçe derin bir teessür ve üzüntüye neden olduğunu ifade etti. Erdoğan, mesajında şunları kaydetti:
''Ülkemizin bekası ve milletimizin huzuru için canlarını vererek şehitlik mertebesine ulaşan askerlerimizin, yine bu uğurda gece-gündüz mücadele veren güvenlik güçlerimizin fedakârlıkları her türlü takdirin üzerindedir.
Bu eylemlerin ve arkasındaki güçlerin amacı apaçık ortadadır. Türkiye Cumhuriyeti, diğer bütün sıkıntıları gibi, terör sorununun da üstesinden gelecek güce ve kararlılığa sahiptir.
Türkiye, demokrasiden, hukuktan ve kardeşlikten asla taviz vermeden, terörün de, onun gerisindeki güçlerin de üstesinden gelmeyi başaracaktır. Şehitlerimizin acısı yüreklerimizi dağlarken, terörle mücadele konusundaki kararlılığımızı da güçlendirmektedir.
Aziz şehitlerimize Allah;tan rahmet, yaralı askerlerimize acil şifalar, milletimize ve de sizin şahsınızda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensuplarına başsağlığı diliyorum.''

devlet bahçeli 13 askerin şehit düşmesi türk milletinin yüreğini dağlamıştır milli vicdan isyan halindedir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 13 askerin şehit düşmesiyle ilgili olarak, ''Çok tehlikeli sonuçları olacak bu vahim noktaya gelinmesinin en büyük sorumlusu terörle mücadeleyi zaafa uğratan, PKK açılımı ile bölücü emelleri siyaset sahnesine taşıyan ve İmralı canisi ile Türkiye'nin bölünmesiyle sonuçlanacak gizli siyasi çözüm pazarlıkları yürüten Başbakan Erdoğan ve hükümetidir'' dedi.
Bahçeli, Silvan'daki terör saldırısı nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, ''Diyarbakır;ın Silvan ilçesi kırsalında PKK terör örgütünün alçakça kurduğu pusu sonucu 13 askerimizin şehit düşmesi ve 7 askerimizin yaralanması Türk Milletinin yüreğini dağlamıştır. Milli vicdan isyan halindedir'' ifadesini kullandı.
Hatıraları Türk milletinin gönlünde ve hafızasında ebediyen yaşayacak olan aziz şehitlere Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ettiğini belirten Bahçeli, şehitlerin yakınlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerine başsağlığı, yaralı askerlere acil şifalar diledi. Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti:
''Türk Milleti;nin başı sağolsun. Türkiye, hain terör saldırılarının sürdüğü, etnik bölücülerin her gün devlete meydan okuyan tahriklerle sahneye çıktığı, PKK militanlarının gündüz vakti yollarda barikatlar kurup kontroller yaptığı, insan kaçırdığı, Türkiye;nin belirli bölgelerinde devlet otoritesinin ortadan kalktığı karanlık bir dönemden geçmektedir.
Çok tehlikeli sonuçları olacak bu vahim noktaya gelinmesinin en büyük sorumlusu, terörle mücadeleyi zaafa uğratan, PKK açılımı ile bölücü emelleri siyaset sahnesine taşıyan ve İmralı canisi ile Türkiye;nin bölünmesiyle sonuçlanacak gizli siyasi çözüm pazarlıkları yürüten Başbakan Erdoğan ve hükümetidir.
Terör örgütü ve etnik bölücülerin en büyük ümit, cesaret ve cüret kaynağı haline gelen Başbakan Erdoğan ve hükümeti terörle mücadele ve Türkiye;nin milli güvenliği konularındaki anayasal görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyerek anayasa suçu işlemektedir.
Türkiye'yi bir felaket uçurumunun kenarına sürükleyen Başbakan;a anayasal görev ve sorumluluklarını hatırlatıyor, gaflet ve delaletle ihanet arsındaki ince çizgiyi çiğneyen bu tutumunu derhal gözden geçirerek değiştirmeye davet ediyorum. Başbakan Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti;nin Başbakanı olduğunu biran önce idrak etmeli ve İmralı canisi ile gizli pazarlık sürecini derhal kesmeli, PKK açılımı denilen yıkım projesinden vazgeçtiğini açıklamalı, terörle hem içerde hem de Kuzey Irak'ta etkili bir mücadele için Türkiye'nin bütün imkanlarını seferber etmelidir. Bunları yapmadığı takdirde, tarih ve Türk Milleti kendisini affetmeyecektir. MHP, Başbakan;ın çok gecikmeli de olsa aklını başına alıp terörle mücadele için atacağı bu adımları samimiyetle destekleyecektir.''
7/06/2011

başbakan erdoğan anamuhalefet demokrasilerde her zaman iktidarın alternatifidir
CHP ve BDP'nin yemin etmeme ısrarı sürerken Başbakan Erdoğan'dan bir kez daha net uyarılar geldi.
"Ana muhalefet herhalde marjinal değildir" diyen Başbakan, "Bırakın yargı ne yapacaksa yapsın, süreç orada devam etsin. Ama sen gel burada aynen MHP'nin yaptığı gibi çalışmalara katıl" şeklinde konuştu. Erdoğan, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın, 15 Temmuz'u çözüm için son gün olarak değerlendirmesini "sürçü lisan" diye yorumladı. Başbakan , BDP'nin tutumunu ise "demokrasi içinde yol arayacaklarsa bunun yeri Diyarbakır değildir" sözleriyle eleştirdi.
Bakanlar Kurulu listesini açıklayan Başbakan Erdoğan, yemin krizi ve Meclis'i boykota ilişkin soruları da yanıtladı. CHP ve BDP'ye bir çağrı daha yapan Erdoğan, "Arzumuz muhalefetin yemin ederek orada olmasıdır" diye konuştu.
"Tarih Vermeyi Doğru Bulmuyorum"
Başbakan, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın "15 Temmuz son tarih, yoksa iş işten geçer" şeklindeki sözlerini de yorumladı. Erdoğan, "Grup Başkanvekili arkadaşımın ayın 15'iyle ilgili böyle bir sürçü lisanı olmuş. Tabii böyle bir tarih vermeyi doğru bulmuyorum, o yanlış bir şey" şeklinde konuştu.
"Anamuhalefet Herhalde Marjinal Değildir"
CHP'nin tavrının tasvip edilemeyeceğine vurgu yapan Erdoğan, şunları söyledi:
" Anamuhalefet herhalde marjinal değildir. Anamuhalefet demokrasilerde her zaman iktidarın alternatifidir. İktidarın alternatifi olan bir anamuhalefet partisi marjinal düşünce kalıbı içerisinde hareket ederse bu öyle zannediyorum ki kendisine yetki verenleri de üzecektir. Ve şu anda anamuhalefetin tavrını tasvip etmemiz mümkün değildir."
"Bırakın Yargı Ne Yapacaksa Yapsın"
CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun milletvekillerine "seçim bölgelerinize gidin anlatın" talimatı da Başbakan'a soruldu.
Erdoğan. "Anadolu'ya bütün milletvekillerini dağıtıp gidip orada anlatın... Neyi anlatacak? 'Biz yemin etmedik, içeride iki tane arkadaşımız vardı bundan dolayı yemin etmedik' diyemezsin. Bu bir defa yargıya, hukuka karşı ayrı bir saygısızlıktır. Bırakın onu yargı ne yapacaksa yapsın o süreç orada devam etsin. Ama sen gel burada aynen MHP'nin yaptığı gibi sende buradaki çalışmalara katıl. Ama bunlar buradaki çalışmalara katılmamak suretiyle şu anda anamuhalefet görevini yerine getirmiyor. Tek farkı var, tribünde izlemiyor genel kurula giriyor. Olay budur" dedi.
"Yol Arama Yeri Diyarbakır Değil, TBMM'dir"
Meclis'e bile gelmeyen BDP'yi de eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:
"Kendilerine farklı bir yol çizmişler. Diyarbakır'da toplanmışlar. Demokrasi içinde kendilerine bir yol arama hedefleri yok. Demokrasi içinde yol arayacaklarsa bunun yeri Diyarbakır değil. Bu işin tek yeri TBMM. Türkiye'nin milletvekili ise bunlar yerleri TBMM'dir. Ancak İl Genel Meclisi üyesi iseler onu bilemem. Ama şu anda öyle gibi çalışıyorlar. CHP ile ilgili ne söylediysem onlar içinde söyleyeceklerim farklı değil."
Arınç: "Gündeme Gelemez"
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise yemin etmeyen milletvekillerinin durumuna ilişkin, "Bence, 15 Temmuz tarihi itibariyle milletvekilliklerinin düşürülmesi konusu gündeme gelemez ve gelmemeli" dedi.
7/03/2011

sebahat tuncel orada dikkat çektiğim nokta bu ülkede yaşanan acılı kayıplardır
Tuncel, 8 askeri şehit eden teröristle ilgili söylediği sözlerine ilişkin olarak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamasında, yurtdışında olması nedeniyle tartışmaları yakından takip edemediği için bu yazılı açıklamayı yapmayı bir ihtiyaç olarak gördüğünü belirten Tuncel, "Diyarbakır'da katılmış olduğum bir halk toplantısındaki mesajlarım ne yazık ki, kamuoyuna çarpıtılarak yansıtıldı ve bunun üzerinden bir siyasi gerilim kampanyası başlatılmak istendi. Orada dikkat çektiğim nokta, bu ülkede yaşanan acılı kayıplardır. Binlerce asker ve dağdaki genç bu savaşta yaşamını yitirmiştir.
Bu acı kayıpların bir daha yaşanmaması için herkesin ortak bir barış mücadelesi yürütmesi, özellikle de kadınların örgütlü mücadelesinin bir zorunluluk olduğunu dile getirdim" dedi.
"Çarpıtılan sözlerle bir karalama kampanyası başlatmıştır"
Kadınların mücadelesinin hem erkek egemenliğine karşı hem de savaş politikalarına karşı örgütlü bir mücadele olduğunu söyleyen Tuncel, "Örnek alınması gerekenin bu olduğunu söyledim. Konuşmamın içeriği ve özü budur. Ama ne yazık ki, bir kısım medya sorma gereği dahi duymadan, yalan yanlış haberlerle, çarpıtılan sözlerle bir karalama kampanyası başlatmıştır. Kamuoyunun yeni kriz ve gerginlik yaratacak, çatışmalı süreci derinleştirecek bu tür provokatif haberler karşısında duyarlı olması ve dikkate almaması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.
Acıların ortak acı olduğunu ifade eden Tuncel, "Asker annelerinin de, gerilla annelerinin de acısı hepimizindir. Biz bu acıların bir daha yaşanmaması, barışın örülmesi, Kürt sorununun demokratik, barışçıl yöntemlerle çözümü için mücadele veriyoruz. Bu mücadelemizi demokratik zeminde kararlı bir biçimde sürdürmeye devam edeceğiz.
Bizim bu çabalarımız karşısında siyasi krizlere yeni krizler eklemenin, gerginlikleri ve çatışmayı tırmandırmanın, krizi derinleştirmenin kimseye faydası yoktur" dedi.
7/01/2011

sebahat tuncel'den pkk bombacısına övgü zilan yoldaş sadece sisteme karşı kendi bedeninde bomba patlatmamış
Tunceli’de 30 Haziran 1996 tarihinde askerlerin bayrak merasimi sırasında hamile kadın kılığına girerek düzenlediği intihar saldırısıyla 8 askerin şehit olmasına, 29 askerin ise yaralanmasına yol açan Zilan kod adlı PKK’lı Zeynep Kınacı’nın Diyarbakır’daki anma etkinliğine BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel katıldı.
Zeynep Kınacı’nın mücadelesini kendi mücadeleleri olarak görmeleri gerektiğini belirten Tuncel, " 30 yılık mücadelede 18 bin gerilla yaşamını yitirmiştir. 30 yılda büyük emekler bedeller verildi. Bugün rahat siyaset yapmamızı, bu kadar rahat konuşmamızı bu arkadaşlarımıza borçluyuz" dedi.
Diyarbakır’ın Merkez Sur ilçesi Hasırlı mahallesi Özgür Yurttaş Derneği önünde Diyarbakır Kent Kadın Meclisi tarafından düzenlenen PKK’lı "Zilan" kod adlı Zeynep Kınacı’yı anma etkinliğine İstanbul’dan bağımsız seçildikten sonra BDP’ye katılan miletvekili Sebahat Tuncel de katıldı. 30 Haziran 1996 tarihinde Tunceli kent merkezinde Cumhuriyet meydanında bayrak merasimi yapan askerlerin arasına hamile kılığında girerek vücuduna sardığı bombaları patlatarak intihar saldırısı düzenleyerek 8 askerin şehit olmasına, 29 askerin de yaralanmasına yol açan PKK’lı Zeynep Kınacı ile çatışmalarda ölen kadın PKK’lıların fotoğrafları ile "özgürlük yaşamdır, yaşam kadındır" pankartı asıldı.
RAHATLIĞIMIZI YAŞAMINI YİTİREN 18 BİN GERİLLAYA BORÇLUYUZ
Kadınların yoğun ilgisiyle karşılanan BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel, PKK’lı Zeynep Kınacı’nın, Kürt ve kadın özgürlük hareketi açısından önemli isimlerden biri olduğunu iddia etti. Tuncel, "Zilan yoldaş özgürlük hareketi açısından önemli bir isimdir. Zilan yoldaş sadece sisteme karşı kendi bedeninde bomba patlatmamış, aynı zamanda erkek egemen sisteme karşı kadın mücadelesine önemli bir çıkış yapmıştır. Sadece Zilan değil, Kürt özgürlük tarihine baktığımızda binlerce sehidimiz var. 18 bin gerilla bu 30 yıllık mücadele yaşamını yitirmiştir. Bunların arasında binlerce kadın arkadaşımız var. Bizim bugun rahat siyaset yapmamızı, bu kadar rahat konuşmamızı bu mücadeleye ve bu arkadaşlarımıza borçluyuz. 30 yılda çok büyük emekler ve çok büyük bedeller verildi. Ancak halen yolumuz var" dedi.
MÜCADELESİNİ, MÜCADELEMİZ OLARAK GÖRMELİYİZ
Tunceli’de intihar saldırısı düzenleyen PKK’lı Zeynep Kınacıyı eyleminden dolayı öven Sebahat Tuncel, "Zilan yoldaşın canını ortaya koyarak sisteme karsı vücudunu bomba yapıp patlatmasını kendi mücadelemiz olarak görmeliyiz. Kadınlar halen bu sistem döngüsü içinde her gün aynı şeyi yapıyoruz. Gelin kaynanayı, kaynana gelini, gelin görümceyi sevmez. Biz kadınlar ne zaman kendimizi sevmeye baslarsak, birbirimizi seversek iste o zaman bu erkek egemen sınıfına karşı çok daha güçlü ve söz sahibi oluruz. O zaman biz sehitlerimizi anarken sadece onların önünde saygı ile eğilmekle değil, onların yaşam idollerini kendimize yaşam idolu olarak görmeliyiz" diye konuştu.
Konuşmalardan sonra, Zeynep Kınacı’nın kendi sesinde hayatını ve hayatından kesitleri yansıtan slayt gosterisi düzenlendi. Dicle Fırat Kültür Merkezi sanatçıları PKK’lı Zeynep Kınacı için bestelenen türküleri okurken, anmaya katılanlar "şehitler ölmez", "yaşasın başkan Apo" sloganları attı.
DHA
6/30/2011

devlet bahçeli sayın gül kamuoyunu oyalamak için pozisyon alıyor
MHP lideri Devlet Bahçeli, yemin kriziyle ilgili Çankaya Köşkü'nden gelen davetini reddetmesinin gerekçesini, "Milliyetçi Hareket Partisi, bu kapsamda Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün kamuoyunu oyalamak için pozisyon aldığına inandığından ve Meclis'te cereyan eden krizin tarafı olmadığından dolayı Çankaya Köşkünden gelen görüşme talebini geri çevirmiştir" sözleriyle açıkladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davetini geri çevirmesiyle ilgili yazılı açıklama yaptı. TBMM'deki boykot girişimi ve yemin krizinin milletin gözü önünde yaşandığını dile getiren Bahçeli, CHP milletvekillerinin Meclis'e gelmesine rağmen yemin etmediğini, bağımsız olarak seçilen bir grup milletvekilinin ise anlamlı bir şekilde Diyarbakır'da toplandığını ve yemin krizinin bir parçası olduğunu söyledi. Boykotu "talihsiz eylem" olarak nitelendiren Bahçeli şunları söyledi:
"Sözde, bu talihsiz eylemlere tutuklu bulunan milletvekillerinin serbest bırakılmaması gerekçe gösterilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi ise, halen tutuklu bulunan bir milletvekili dışında tam kadro TBMM'de yerini almış ve milletvekili yeminini gerçekleştirmiştir. Bunu yaparken de, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çözüm ve çare yeri olduğu inancından hareket etmiş ve milli iradeyi sulandıracak niyetlere prim vermeyeceğini ortaya koymuştur. Partimiz hiçbir zaman TBMM'nin saygınlığına gölge düşürecek ve millet egemenliğini tartıştıracak bir zihniyetin içinde olmamıştır, bundan sonra da asla olmayacaktır. Bu gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül inisiyatif alarak muhalefet partileri ve bağımsız milletvekilleriyle görüşmek için harekete geçmiştir. Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan Erdoğan'la gerçekleştirdiği iki saati aşkın görüşmeden sonra, siyasi partileri Çankaya Köşkü'ne davet etmesi kuşku verici ve baştan sorunlu bir tavır olmuştur. Bu görüşme içeriğinin tarafımızca bilinmesi mümkün değilse de, Sayın Gül'ün Başbakan Erdoğan'la istişare yaptıktan sonra böyle bir davette bulunduğu güçlü bir ihtimaldir. Bununla birlikte, Milliyetçi Hareket Partisi'nin, yemin ve boykot krizinin taraflarıyla aynı kategoride değerlendirilmesi ve süren siyasi krizin sanki bir parçasıymış gibi sunulması çok çirkin ve yakışıksız olmuştur. Partimizin Meclis'teki sorunu aşması için gösterdiği çabayı, katkıyı ve desteği göstermezden gelmek Sayın Gül'ün düşebileceği en büyük hata olarak karşımızdadır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin meşruiyet alanından hiç taviz vermeyen siyasi tutumunu, sinsice değersizleştirmeye çalışmak da kimsenin haddi değildir."
"Gül, Erdoğan'ın çekim alanından çıkmalı"
Yemin krizinin çözülmesi için öncelikle bugünkü kaosa sebebiyet verenlerle irtibat kurulmasının yerinde, faydalı ve doğru olacağını söyleyen Bahçeli, MHP'nin düşüncelerinin millet tarafından açıkça bilindiğini ve tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmemelerinin hukuk skandalı olarak görüldüğünü kaydetti. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e Başbakan Erdoğan'la 'rol paylaşımı'na girmekle suçlarken şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanı'nın; Başbakan Erdoğan'la girdiği rol paylaşımından ve AKP'yi önceliğine alarak yaptığı görevinden dolayı; inandırıcılığı, birleştirici özelliği ve objektif sorun çözme niteliği iflas etmiştir. Eğer Sayın Gül, her geçen gün güçlenen demokrasi krizinin bitirilmesine samimi olarak destek vermek istiyorsa, öncelikle şahsına göre daha açık ve berrak olan Başbakan Erdoğan'ın çekim alanından çıkmalı, tarafsız, adaletli ve eşitliği gözeten yönetim anlayışına bir an önce sahip olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, bu kapsamda Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün kamuoyunu oyalamak için pozisyon aldığına inandığından ve Meclis'te cereyan eden krizin tarafı olmadığından dolayı Çankaya Köşkünden gelen görüşme talebini geri çevirmiştir."
6/29/2011

başbakanla görüşmek isteyen bağımsızlara ret meclise gelmeden kimseyle görüşmem
BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekilleri Meclis’i boykot kararından vazgeçmek için son ana kadar Başbakan Erdoğan’dan bir uzlaşı ışığı bekledi. Edinilen bilgilere göre AK Parti ile ilişki kurması ve bir uzlaşı sağlanması için Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi görevlendirildi. "
"ÖNCE MECLİS'E GELSİNLER, SONRA..."
Canlı yayında bir açıklama yapan Şerafettin Elçi, bunun üzerine AK Parti Genel Başkan Yardımcısı
Yemin töreninden bir gün önce Çelik ile telefonla konuştuğunu belirten Elçi, kendisine Başbakan Erdoğan ile görüşme talebini ilettiğini belirtti. Hüseyin Çelik'in de, talebi Erdoğan’a ilettiğini ancak Erdoğan'ın “Önce Meclis’e gelsinler, sonra görüşürüm. Meclis’e gelmeden kimseyle görüşmem” cevabını verdiğini söyledi.
6/28/2011

bizim boykot tutarlı gerekirse diyarbakırda gerekirse ankarada toplanırız
BDP desteğiyle Diyarbakır'dan seçilen Bağımsız Milletvekili Şerafettin Elçi, CHP'nin yemin etmemesini Söz Sende'de Balçiçek İlter'e değerlendirdi. "Bizim boykot, tutarlı bir boykot" diyen Elçi, CHP'nin hem yemin etmeyip hem de Genel Kurul'a girmesinin "tutarsız bir tavır" olduğunu savundu.
Elçi, bağımsızların grup toplantılarını Diyarbakır'da yapma kararıyla ilgili olarak da, "Biz kendi grubumuzu daha kurmadık. Ama bizim milletvekillerimizin ağırlıklı yöresi Diyarbakır. Biz Meclis'e katılmadığımız süre boyunca gerekirse Diyarbakır'da gerekirse Ankara'da toplanırız" dedi
6/27/2011

bdp'lilerin umut eronat yemin etmesin meclise gelelim teklifini başbakan reddetti
Kayıt için henüz Meclis’e gelmeyip Diyarbakır’da bekleyen bağımsızlar, bir yakını aracılığıyla Başbakan’la temas kurdu. Bağımsızlar, Dicle’nin milletvekilliğinin iptal edilmesi üzerine Meclis’e giren Oya Eronat’ın yarın yemin etmemesi durumunda Meclis’e geleceklerini Erdoğan’a iletti.
Başbakan bunu pazarlık konusu yapmayarak hemen reddetti. Bunun üzerine BDP’liler, Anayasa’nın dokunulmazlıkla ilgili 83’üncü maddesindeki tek cümlenin çıkarılmasını ve Terörle Mücadele Yasası’nın 7 ve 8’inci maddelerinin değiştirilmesini istedi.
Umut ışığı yaksın
BDP’liler, dokunulmazlıkta “Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturulmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” ifadesinin çıkarılmasını istedi. Bu durumda dokunulmazlık devlet bütünlüğü aleyhine suçları da kapsayacak. TMY’de ise Dicle’nin ceza almasına neden olan “örgüt propagandası” cezasının çıkarılması isteniyor. Bağımsız Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi, “Hemen yapması da gerekmez, Sayın Başbakan bunun garantisini versin. Hiç olmazsa bu haksızlığın düzeltilme kapısının açık tutulduğuna dair bir umut ışığı yaksın” dedi. Başbakan’ın “Sıfırdan yeni Anayasa” çağrısı ile Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’in “Yemin metni de değişir” sözlerini ise BDP’liler “somut adım” olarak görmedi.
6/23/2011

mağdur olduğunu iddia edenler bugün bu operasyonun bizzat mimarlığını üstlenmiş
Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin iptali üzerine BDP'nin desteklediği bağımsızlar boykot kararı aldı. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu tarafından ittifakla alınan kararda "Parlamento ve iktidar bu haksızlığı giderme ve demokratik siyasetinin önünü açarak çözüm olanaklarını geliştirme yolunda somut bir adım atıncaya kadar parlamentoya gitmeyeceğiz" denildi.
Bağımsız milletvekillerinin Diyarbakır'daki toplantısının ardından açıklamayı milletvekili Şerafettin Elçi yaptı. Elçi açıklamasında şunları kaydetti:
"Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Türkiye halklarının barış içinde ve özgürce bir arada yaşaması amacıyla yan yana geldiği günden beri birçok operasyonun hedefi haline gelmiştir. YSK vetosu ile başlayan süreç keyfi tutuklama, gözaltılar, askeri ve siyasi operasyonlarla hiç durmadan devam etmiştir. Bu engelleme ve barış sürecinin önünü tıkama operasyonların son halkası Diyarbakır milletvekili sayın Hatip Dicle’nin yasal haklarının yetkisiz bir kurum tarafından gasp edilmesiyle sonuçlanmıştır. Dün bu tarz operasyonlardan mağdur olduğunu iddia edenler bugün bu operasyonun bizzat mimarlığını üstlenmiş durumdadırlar. Halklarımıza barış ve özgürlük sözü vermiş olan bloğumuzun Bu şartlar altında benzeri operasyonlara sürekli muhatap olacağı anlaşılmıştır. Parlamento ve iktidar bu haksızlığı giderme ve demokratik siyasetinin önünü açarak çözüm olanaklarını geliştirme yolunda somut bir adım atıncaya kadar parlamentoya gitmeyeceğiz. AKP yönetimi çalınmış milletvekilliğini hakkı olana derhal iade etmelidir. Tüm demokrasi güçlerini, barış sürecini baltalayan bu operasyonlara karşı demokrasiden yana tavır almaya davet ediyoruz. İttifakla alınan karar sizin bilgilerinize sunulmuştur."
Açıklamanın ardından Elçi kararın son derece açık olduğunu belirterek soru almayacaklarını söyledi.
"GAFLETTİR"
Devlet Bakanı Faruk Çelik, BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekillerinin Meclis'e girmeme kararına ilişkin, “Bu olayları devletin kurumları arasında siyasette çatışmaya dönüştürmek bir gaflettir” dedi.
KAFA KARIŞTIRAN AÇIKLAMA
Bu arada Ahmet Türk, “BDP’nin desteklediği milletvekilleri Meclis’e girmiyor” şeklinde bir açıklama yapmadıklarını söyledi. Türk'e dayandırılan bu sözler TRT Haber kanalında yer aldı.
mynet
Bağımsız milletvekillerinin Diyarbakır'daki toplantısının ardından açıklamayı milletvekili Şerafettin Elçi yaptı. Elçi açıklamasında şunları kaydetti:
"Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Türkiye halklarının barış içinde ve özgürce bir arada yaşaması amacıyla yan yana geldiği günden beri birçok operasyonun hedefi haline gelmiştir. YSK vetosu ile başlayan süreç keyfi tutuklama, gözaltılar, askeri ve siyasi operasyonlarla hiç durmadan devam etmiştir. Bu engelleme ve barış sürecinin önünü tıkama operasyonların son halkası Diyarbakır milletvekili sayın Hatip Dicle’nin yasal haklarının yetkisiz bir kurum tarafından gasp edilmesiyle sonuçlanmıştır. Dün bu tarz operasyonlardan mağdur olduğunu iddia edenler bugün bu operasyonun bizzat mimarlığını üstlenmiş durumdadırlar. Halklarımıza barış ve özgürlük sözü vermiş olan bloğumuzun Bu şartlar altında benzeri operasyonlara sürekli muhatap olacağı anlaşılmıştır. Parlamento ve iktidar bu haksızlığı giderme ve demokratik siyasetinin önünü açarak çözüm olanaklarını geliştirme yolunda somut bir adım atıncaya kadar parlamentoya gitmeyeceğiz. AKP yönetimi çalınmış milletvekilliğini hakkı olana derhal iade etmelidir. Tüm demokrasi güçlerini, barış sürecini baltalayan bu operasyonlara karşı demokrasiden yana tavır almaya davet ediyoruz. İttifakla alınan karar sizin bilgilerinize sunulmuştur."
Açıklamanın ardından Elçi kararın son derece açık olduğunu belirterek soru almayacaklarını söyledi.
"GAFLETTİR"
Devlet Bakanı Faruk Çelik, BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekillerinin Meclis'e girmeme kararına ilişkin, “Bu olayları devletin kurumları arasında siyasette çatışmaya dönüştürmek bir gaflettir” dedi.
KAFA KARIŞTIRAN AÇIKLAMA
Bu arada Ahmet Türk, “BDP’nin desteklediği milletvekilleri Meclis’e girmiyor” şeklinde bir açıklama yapmadıklarını söyledi. Türk'e dayandırılan bu sözler TRT Haber kanalında yer aldı.
mynet
6/22/2011

hatip diclenin milletvekilliği düşürülünce bdp'li gruplar taksimi savaş alanına çevirdi
Diyarbakır'dan bağımsız milletvekili seçilen Hatip Dicle'nin, vekilliğinin YSK tarafından düşürülmesini Taksim'de protesto eden gruba polis müdahale etti. Ara sokaklara dağılan eylemciler ile polis arasındaki çatışma devam ediyor.
Taksim Meydanı'nda biraraya gelen grup arasında BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekilleri, Ertuğrul Kürkçü, Şerafettin Elçi ve Sebahat Tuncel de vardı.
Basın açıklamasının ardından Tuncel ve Kürkçü de birer açıklama yaptı.
Açıklamaların ardından oturma eylemi yapmak isteyen eylemcilere polis izin vermedi. Araya giren bağımsız milletvekilleri de polisi ikna edemedi.
Oturma eyleminin ardından BDP Beyoğlu il binasına doğru yürüyüşe geçen eylemcilere polis gaz bombaları ile müdahale etti.
Ara sokaklara dağılan eylemciler ile polis arasındaki çatışma devam ediyor.
mynet
Taksim Meydanı'nda biraraya gelen grup arasında BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekilleri, Ertuğrul Kürkçü, Şerafettin Elçi ve Sebahat Tuncel de vardı.
Basın açıklamasının ardından Tuncel ve Kürkçü de birer açıklama yaptı.
Açıklamaların ardından oturma eylemi yapmak isteyen eylemcilere polis izin vermedi. Araya giren bağımsız milletvekilleri de polisi ikna edemedi.
Oturma eyleminin ardından BDP Beyoğlu il binasına doğru yürüyüşe geçen eylemcilere polis gaz bombaları ile müdahale etti.
Ara sokaklara dağılan eylemciler ile polis arasındaki çatışma devam ediyor.
mynet
6/21/2011
leyla zana'nın 10 yıllık hapis cezası savunması eksik gerekçesiyle bozuldu
Mahkemenin çeşitli tarihlerde yaptığı 9 ayrı konuşma nedeniyle Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "Silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak" suçundan yargılanan Leyla Zana'ya, 10 yıl hapis cezası vermesi üzerine dosyaya itiraz edildi.
Bunun üzerine dosya temyiz talebinin kabul eden Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne geldi. Temyiz talebini kabul eden daire, Zana'ya 10 yıllık mahkumiyet veren kararı usul yönünden bozdu. Yargıtay 9. Ceza Dairesi bozma gerekçesini Zana'nın eksik savunmasına bağladı. Dosya, yeniden Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilecek. Zana'nın savunmasının alınmasından sonra yeniden karara bağlanacak.
cumhuriyet portal
Bunun üzerine dosya temyiz talebinin kabul eden Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ne geldi. Temyiz talebini kabul eden daire, Zana'ya 10 yıllık mahkumiyet veren kararı usul yönünden bozdu. Yargıtay 9. Ceza Dairesi bozma gerekçesini Zana'nın eksik savunmasına bağladı. Dosya, yeniden Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilecek. Zana'nın savunmasının alınmasından sonra yeniden karara bağlanacak.
cumhuriyet portal
