En Yeniler
genel seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genel seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/06/2011

seyyah1906

bülent arınç bunları ilkokul çocuğu bile okunduğu zaman bilir anlar

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisinin Bursa İl Başkanlığı tarafından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 28. İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda, 12 Haziran'da genel seçimlerin yapıldığını ve AKP'nin büyük bir oy oranıyla yoluna devam ettiğini hatırlattı.
TBMM'nin kesin sonuçlardan 5 gün sonra toplandığını ifade eden Arınç, ''O gün sırasıyla bütün milletvekillerimiz yemin ediyor, sonraki 5 gün Meclis Başkanımızı seçiyoruz. Sonra yeni hükümet kuruluyor, program okunuyor. Müzakere ve ardından güven oylaması. Bunları ilkokul çocuğu bile okunduğu zaman bilir, anlar'' diye konuştu.

Bunun, her zaman böyle olduğunu ancak bu yıl farklı bir şey yaşandığını dile getiren Arınç, şöyle devam etti:
''Hepimiz sevinç içinde Ankara'ya gittik ant içeceğiz. Yasama görevimize başlayacağız, mazbatalarımızı aldık. Ankara'ya gittik CHP ant içmiyor, BDP zaten ortada yok. O da ant içmeyeceğini söylüyor. Ne oldu? Siz nasıl milletvekili seçildiniz, niye seçildiniz niye ant içmiyorsunuz? 'Efendim, biz tutuklu olanlardan aday göstermiştik, onları tahliye etmediler. Onlarla dayanışma içindeyiz. Bu demokrasiye sığmaz'. 'Nasıl sığmaz? Siz bunların tutuklu olduğunu bilmiyor muydunuz?' 'Evet.' 'Sadece onları mahkemenin serbest bırakabileceğini bilmiyor muydunuz? biliyordunuz'. Sayın Kılıçdaroğlu, bu kişiler aday gösterildiği zaman 2 televizyon programında, 'Biz kanuna saygılıyız. İçerde kalırlarsa kalırlar biz onları milletvekili yapacağız' demişti. Şimdi ne oldu da yasama görevine başlamıyorsunuz? Ergenekon sanıkları içinde olduğu için veya KCK sanıkları tahliye edilmediği için... Anlaşılmaz bir tepki. Ne Anayasa'da var böyle bir şey, ne hukukta ne teamüllerde ne de TBMM'ye karşı gösterilmesi gereken saygının içinde.''

"Mızıkçı çocuklar..."

Arınç, MHP'nin yemin törenine katılarak çok doğru bir karar verdiğini belirterek, şunları söyledi:
''CHP çok garip, hem içerde hem yok. Önde oturuyorlar, ismini okuyoruz, ağzını açamıyor, 'buradayım' diyemiyor. Yaa oradasın. 'Oradayım ama yokum'. Garip bir şey. Hani dışarda olsa burada yok diyeceğiz ama ön sıralarda oturuyor. Ant içmek için davet ediliyor 'ant içmeyeceğim' diyor mızıkçı çocuklar gibi kafasını sağa sola çeviriyor. Bu görülmüş bir şey değil. Çok yanlış bir şey. Çok yukarıdan attılar tuttular. '4 yıl bile tahliye edilmeseler ant içmeyeceğiz'. Aman Allahım breh breh, 4 yıl bile... Nasıl da bol keseden atıyorlar. Ne kadar düşüncesizler, ne kadar Meclise karşı saygısızlar. Yargının işine karışmak bugüne kadar mümkün oldu mu? Bir hükümet 'tahliye et ya da tutukla' diye bugüne kadar böyle bir şey yaptı mı, yapabilir mi? Başka bir organdan, 'sen söyle de tahliye etsinler'... Bu, yargının bağımsızlığına hakaret olmaz mı?''

Davalarda talep edenin savcı, tutuklayanın hakim olduğunu vurgulayan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yine talep tahliye olabilir, tutuklayan tahliye edebilir. Bu, sen-ben olamayız, bunlar yine hakimler olacak. Dolayısıyla dosyadaki delil durumlarına göre, isnat edilen suçun mahiyetine göre, tutukluluk süresine göre ve özellikle Anayasa'nın 14. maddesinde sayılı suçlar işlenmişse, onlar milletvekileri açısından dokunulmazlık teşkil etmediğine göre tahliye beklemeyeceksiniz. Mahkeme her şeyi yeterli görmüştür, tahliye kararı verir. Biz de seviniriz aslında. Bir insanın içerde tutuklu kalmasından memnuniyet duyacak değiliz. Ama mahkemenin işine karışmak bizim haddimize değil başkalarının da değil.''

"Kuzu kuzu..."

Bülent Arınç, CHP'nin bir süre sonra ''kıvranmaya başladığını'' belirterek, şöyle konuştu:
''(Biz böyle bir yanlış yaptık ama bize onurlu bir dönüş lazım. Siz bize biraz yol gösterin.) 'Nasıl yapalım?' 'Şöyle bildiri yayınlansa biz de mahcup olmasak'. 'Ne yazacağız bildiride?' 'Şunları yazacağız'. Konuşuldu edildi, bildiri çıktı ama bildiri 'içerdeki tahliye olsun' diye çıkmadı. Böyle bir cümle yok, bildiğimiz şeyler yazıldı. Yani bahane arıyorlardı Meclise gelip ant içmek için. Çünkü, 'maaşlarını alıp da ant içmeden bankamatik vekil mi oldunuz?' sözleri onları perişan etti. Sonra geldiler kuzu kuzu ant içme töreninde bulundular. Bir tanesi halen direniş yapıyor sanki. O da 'bir an önce ekim olsa da ben de koşup ant içsem, bu işten kurtulsam' hevesi içinde.
Öbürleri Diyarbakır'dan henüz Ankara'ya gelemediler. Tatil olduğu için bilemiyorum belki gelmişlerdir. Orada varlığı bile yasal statüye kavuşmamış, dernek değil, vakıf değil Demokratik Toplum Kongresi diye bir şeyi iki güne bir topluyorlar, çay içip dağılıyorlar, 'biz grup toplantısı yaptık' diyorlar. Ne Anayasa'da ne Meclis İçtüzüğü'nde partilerin grup toplantılarını parlamento dışında yapabileceklerine dair hiçbir yetki yok. Siz sadece konuşur, çayınızı içer dağılırsınız. Varlığı ortada olmayan bir isimle oralarda buralarda halkı kışkırtarak, şiddete yönlendirerek, halen kendilerinin dışlandığını iddia etmek konumunda bulunuyorlar. Emin olun, Meclisin açılmasıyla onlar da gelecek ant içecekler TBMM, yasama görevine başlayacak.''

Arınç, milletin, milletvekillerini yasama çalışmalarına katılmak üzere seçtiğini, ideolojik kavga yapmak için seçmediğini belirterek, ''Düşüncelerimiz farklı olabilir. Bütün bunları ortaya koyabileceğiniz yer, parlamentodur. O kürsü hürdür. Anayasa'nın 83. maddesine göre o kürsüden konuşulanlardan dolayı cezai sorumluluk yoktur. Burada konuştuğunuzu meydanda konuşabilirsiniz. İlçede ve köyde konuşabilirsiniz, onlar da suç teşkil etmez'' dedi.

Dokunulmazlığın böyle bir şey olduğunu dile getiren Arınç, ''Dolayısıyla bana çok çirkin, yanlış gelen, benim tüylerimi diken diken eden her şeyi, ben ters bile gelse dinlemek zorundayım, sen de onu kürsüde söyleyebilirsin. Milletin, Meclisin kürsüsünde İçtüzük hükümlerine uygun olarak her konuşmayı yapabilirsin. Niye dışarda bağırıp çağırıyorsun?' diye konuştu.

Yasama faaliyetlerinin, önergenin ve soruların yerinin parlamento olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:
''Burada kürsüye çıkıp konuşacaksın, senin yerin burası. Artık in oradan parlamentoya gel. Görevine başla ne yapacaksan biz de merak ediyoruz, parlamentoda yap. Bunları söyledik. Hamdolsun AK Parti dik durdu, Anayasa'nın, İçtüzüğün yanında durdu. Parlamentodaki bu tartışmalar günlerce birileri tarafından gündeme getirildi. Güya demokrasi, egemenlik sözleri, CHP'nin parlamentoya girmesiyle bir noktada unutuldu. Anayasa gereğince 1 Ekim'e kadar Meclis çalışmalarına ara verildi. Olağanüstü toplantı olmazsa çalışmalara 1 Ekim'den itibaren devam edeceğiz.''

7/02/2011

seyyah1906

egemen bağış biz türkiyenin çöken bilgisayarına format attık bütün virüsleri temizledik

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), BM Kalkınma Programı, Ümraniye Belediyesi, Habitat İçin Gençlik Derneği ve Microsoft Türkiye tarafından ortaklaşa hayata geçirilen ''Habitat Bilişim Akademisi''nin sertifika töreninde konuşan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, genel seçimlerden sonra yeni seçim bölgesinde katıldığı ilk etkinlikte bilişim dostlarıyla birlikte olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bağış, Türkiye'nin nereden nereye geldiğini gözden geçirdiğini belirterek, ''Ümraniye 15 yıl önce, çöp dağlarının patladığı zaman insanların öldüğü bir yerdi. Bugün ise sadece Türkiye'nin değil, bölgenin en büyük yatırımlarının yapıldığı, gökdelenlerin yükseldiği, finans merkezlerinin oluştuğu bir ilçe haline geldi'' diye konuştu. Eskiden Liberal Demokrat Partinin ''iktidar olursak DPT'yi Mudurnu Tavukçuluğa vereceğiz, kümes olarak daha hayırlı hizmet yapar'' dediğini ifade eden Bağış, ''Bugün o küçümsenen DPT, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisini gerçekleştirdi. İyi çalışan bir kurum haline geldi'' dedi.
Bağış, eskiden BM Kalkınma Programı'nın başkanlığını bir Türk'ün yapacağına kimsenin inanmadığını belirterek, ''Sayın Cumhurbaşkanımızın ve sayın Başbakanımızın yoğun lobi çalışmaları neticesinde sayın Kemal Derviş bu kurumun başkanlığını yaptı. Şu anda bu kurumun en önemli başarı hikayelerinden biri Türkiye'dir'' diye konuştu. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği olarak AB sürecinde Microsoft ile hem MSN, hem de diğer Microsoft platformlarında yakın çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Bağış, ''Gençlerimizi AB konusunda eğitme noktasında çok önemli işbirliği yapıyoruz'' dedi.

Bağış, Habitat Zirvesi'ni ilk Türkiye'de yapmayı ortaya koyduklarında ''yapamazsınız'' denildiğini anlatarak, ''O Habitat Zirvesi'nin başarısı neticesinde Türkiye daha sonra AGİT Zirvesi'ne, BM ve NATO zirvelerine de ev sahipliği yaptı. Medeniyetler İttifakı projesine de eş başkanlık yapıyor'' ifadesini kullandı. Türkiye'nin son yıllarda büyük mesafeler katettiğini vurgulayan Bağış, şunları söyledi: ''Her kurumumuz kendi alanında rekor üstüne rekor kırmaya devam ediyor. Artık biz Türkiye olarak farklı bir platformdayız. Eskiden Türkiye geride bırakılan, ötekilenen, hor görülen bir ülke iken artık Türkiye öncü bir ülke haline geldi. Artık lider bir ülkeyiz. Bırakın know-how'u, inovasyonu, AR-GE'yi, bilişimi, biz artık demokrasimizi sağlam bir zemine oturtma konusunda çok net bir irade ortaya koyduk.''

Bilgi ekonomisi

Bağış, geleneksel tarım toplumundan sanayileşmeye geçişte neredeyse bir asır geciken Türkiye'nin aradaki makası kapatmak için hızla ve kararlılıkla çalıştığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Yenilik, bilgi ekonomisinin motoru. Bu konuda ne kadar hızlı davranırsak ülkemizin diğer konulardaki açıklarını kapatma konusunda o kadar başarılı olacağız. Bunun için AB'nin kapılarını da açacak olan ekonomik düzenin adı bilgi ekonomisidir. Biz bilgi konusunda gerekli adımları atarsak diğer konulardaki eksikliklerimizi en kısa sürede tamamlamış oluruz. Biz artık boşa kürek çeken bir ülke olma geçmişimizi tamamen bırakıyoruz ve dokuz yıl boyunca ne yaptıysak onu yapmaya devam ediyoruz. Artık interneti köylerimize kadar ulaştırmış bir ülke haline geldik.''

Türkiye'nin hızlı bir gelişim sürecinde olduğunun altını çizen Bağış, şöyle dedi: ''Türkiye farklı bir noktaya gidiyor. Bakmayın birileri Türkiye'nin demokrasisini hacklemek istiyor. Oldukları ortamda kendilerini yok yazdırıyorlar. Millet, bu komediye gülerek bakıyor, kimlerin aynı safta olduğunu çok net bir şekilde görüyor ancak biz, demokrasimizi de, sanayimizi de, teknolojimizi de kalkındırmak için, Türkiye'yi dünyanın en gelişmiş, en güçlü 10 ekonomisinden biri haline getirmek için, bu milletin, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarının huzur ve refah içinde yaşaması için, Türkiye Cumhuriyeti pasaportunun sadece bölgenin değil, dünyanın en kıymetli pasaportlarından biri olması için 'Durmak yok, yola devam' diyeceğiz.''


Yeni anayasa gerekliliği

Bağış, Türkiye'nin teknoloji üreten ülke olma konusunda hızla ilerleyeceğini ifade ederek, ''Biz Türkiye'nin çöken bilgisayarına format attık. Biz artık bütün virüsleri temizledik. Türkiye'nin üzerine örtülen bütün naylon brandaları indirdik ancak artık bilgisayar bizim yükümüzü kaldırmıyor. Artık bu bilgisayara yeni bir anayasa lazım. Artık bütün vatandaşlarını kucaklayan, kendi vatandaşları arasında ayrım yapmayan, herkesi olduğu gibi kabul eden ve farklılıkları zenginlik olarak gören sivil bir anayasaya kavuşmamızın vakti geldi. İnşallah bunu da hep birlikte gerçekleştireceğiz. Demokrasimizi hacklemenin peşinde koşanların, bundan tam 18 sene önce Sivas'ta kardeşi kardeşe düşürmeye kalkanların hala bugün aynı zihniyeti hortlatma çabası içinde olanlar başarısız olacaklar'' diye konuştu.

Türkiye'de hiç kimseyi bir diğerinden ayırt etmeden herkesi kucaklama konusunda kararlı olduklarını belirten Bağış, ''Biz bu ülkede artık milli birlik ve beraberlik, dayanışma, kardeşlik diyoruz. Eğer siz bir yoklama yapılırken 'yokum' derseniz milletin de gönlünde yok olursunuz. Biz milletin gönlünde var olmanın çabasını sürdüreceğiz'' dedi.

Bağış, Türkiye'nin AR-GE harcamalarında Bulgaristan, Letonya, Romanya ve Slovakya'dan önde olan bir ülke haline geldiğini anlatarak, Türkiye'de 2002'de kurulu 2 teknopark varken, bu sayının bugün 39'a yükseldiğini söyledi. Bakan Bağış, ''Türkiye, Romanya'daki, Bulgaristan'daki standartların da üstünde; artık Fransa'nın, Almanya'nın üzerinde olma, Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmış bir ülke olma yolunda kararlılıkla ilerliyor. Bunu durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecek. Çünkü arkamızda milletin desteği, inancı, milletin kalkınmaya olan hassasiyeti var'' dedi.

Diğer konuşmalar

Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can da söylenecek çok sözün olduğunu ancak sözlerin bittiği, icraatın egemen olduğu bir noktada bulunulduğunu söyledi. Can, dünyanın farklı bir yere gittiğini, ülkelerin de dar kalıplar içinde sıkışıp kalmaması gerektiğini vurgulayarak, ''Bu kabuğu yırtan yöneticiler memleketin başına geldi ve Türkiye sekiz yılda 5 kat büyüdü. Bu bir başlangıç, daha çok büyüyeceğiz'' diye konuştu.

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen de Türkiye'nin son on yılda büyük gelişme gösterdiğini belirterek, Türkiye'nin gelişmesini sürdürmesinde en önemli etkenin teknoloji olduğunu ifade etti. Özmen, Türkiye'nin teknolojide gelişmiş ülkeleri yakalamak ve onları geçmek için bu alana ciddi yatırımlar yapması gerektiğini dile getirdi. Bağış ve beraberindekiler daha sonra, akademinin ilk mezunlarına sertifikalarını verdi.

6/25/2011

seyyah1906

sorunları demokratik yöntemlerle çözmek yerine görmezden gelmek

Çankaya Köşkü'nün internet sitesinden tutuklu vekilllerle ilgil açıklama yapıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül açıklamada "Yeni bir anayasa hazırlanması kaçınılmaz hale gelmiştir" dedi.
İşte o açıklama;

Sayın Cumhurbaşkanımız, genel seçimler sonrası yaşanan gelişmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasını istemişlerdir:

Bilindiği gibi, sağlanan güven ve huzur ortamında, vatandaşlarımızın yüksek oranda katılımıyla çok başarılı bir genel seçim gerçekleştirildi. Yine vatandaşlarımızın yüksek oranda temsil edileceği bir parlamento tablosu ortaya çıktı.

Ülkemizin demokratik gelişmişlik ve olgunluk seviyesini ortaya koyduğu için, bütün dünyada da takdirle karşılanan bu başarıya gölge düşürülmemesi çok büyük bir önem taşımaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kompozisyonu ve seçmenlerin yüzde doksanbeşini aşan temsil oranı, çözüm bekleyen sıkıntılarımızın elbirliğiyle aşılması için büyük bir şans olarak görülmelidir.

Son günlerde yargı mercileri tarafından verilen kararlar ve bunlara dayalı tartışmalar, anayasal ve yasal düzenlemeler başta olmak üzere, hukuk sistemimizin ve demokrasimizin evrensel standartlara ulaştırılması için daha köklü reformlara ihtiyaç bulunduğunu göstermektedir.
Bugün karşı karşıya kaldığımız hukuk temelli bu sorunların, ülkemiz için fırsata dönüştürülebileceği kanaatindeyim. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de, hukuk kurallarının zamanla ihtiyaçlara cevap veremez hâle geldiği ve kamu vicdanıyla bağdaşmayan sonuçlar doğurabildiği bir gerçektir.

Bu sebeple, söz konusu sorunların çözüm için bir fırsat olarak görülmesi ve demokratik standartlarımızı yükseltecek yeni bir anayasa hazırlanarak kısa sürede hayata geçirilmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir.

Sorunları demokratik yöntemlerle çözmek yerine görmezden gelmek veya çözümü ertelemek, sorunların daha da büyümesine ve enerjimizin heba edilmesine yol açmaktadır. Siyasî tarihimiz bunun çarpıcı örnekleriyle doludur.

Tüm bu sorunların çözüm yeri, millet iradesinin daha yeni tecessüm ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Bu itibarla, mecliste temsil edilme imkânını elde eden siyasî partilerimizi, meclisin dışında değil, tam aksine bu meşru ve demokratik zeminde, toplumun bütün kesimlerini de dahil ederek birlikte çalışmaya çağırıyorum
mynet

6/19/2011

seyyah1906

akp'nin 2014 yerel seçimlerinde hedef aldığı chp'li belediyeler hangileri?

Hedef, CHP'nin yönetimindeki İzmir, Antalya, Mersin ve Eskişehir gibi büyükşehir belediyeleri. Erdoğan, seçimden önce 11 il için büyükşehir sözü vermişti. Bu, yerel seçimlerin önemini daha da artırıyor. AK Parti, 12 Haziran zaferinin ardından gözünü 2014 yerel seçimlerine çevirdi. İktidar, CHP'lilerin yönetiminde bulunduğu İzmir, Antalya, Mersin ve Eskişehir büyükşehir belediyelerini kazanmayı hedefliyor.

BÜYÜKŞEHİR SAYISI ARTACAK

Bugün gazetesinde yer alan habere göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 Haziran seçimlerinin ardından teşkilatlara 2014 yılında yapılacak yerel seçimlere hazırlanmaları talimatını verdi.

11 İLE MÜJDE VERMİŞTİ

Başbakan Erdoğan, 12 Haziran seçimlerinden önce 11 ilin daha büyükşehir belediyesine dönüştürüleceğini açıklamıştı. Büyükşehir yapılacak iller arasında Balıkesir, Van, Kahramanmaraş, Denizli, Hatay, Şanlıurfa, Muğla, Aydın, Trabzon, Tekirdağ ve Manisa'nın olduğu belirtiliyor. Malatya'nın ise nüfus kriterini yakalayamadığı ileri sürülüyor.

 İL SINIRLARI GENİŞLEYECEK

İstanbul ve Kocaeli'nin ardından 14 büyükşehir belediyesi ile yeni kurulacak büyükşehir sınırları il sınırları ile aynı olacak. Antalya'da Alanya ve Kumluca ilçeleri büyükşehir sınırlarına girerken, İzmir'de Bergama ile Tire büyükşehire dahil olacak. İl sınırlarının büyükşehir belediyesi sınırları olması halinde ve 12 Haziran seçim sonuçlarına bakıldığında AK Parti'nin Antalya, Mersin ve Eskişehir büyükşehir belediyelerini kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor. 12 Haziran seçimlerinde AK Parti Antalya, Mersin ve Eskişehir'de CHP'yi geride bırakarak birinci parti olmuştu. Büyükşehir seçimlerinde ilin tamamında verilen oylar esas alınacağı için CHP'li Antalya, Eskişehir ve Mersin büyükşehir belediyelerinin AK Parti'ye geçmesine kesin gözüyle bakılıyor.


İZMİR HESAPLARI YAPILIYOR

AK Parti, CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni alarak büyükşehirlerde CHP'yi sıfırlama hedefi koydu. 12 Haziran seçimlerinde İzmir'de CHP'nin birinci parti olmasına rağmen CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hizmetlerinden duyulan rahatsızlık nedeniyle AK Parti'nin İzmir'i kazanması ihtimal dahilinde görülüyor. Büyükşehir sınırlarının il sınırı olmasına rağmen Diyarbakır'da BDP'nin üstünlüğü dikkat çekiyor. Van'ın da büyükşehir yapılması halinde buradaki seçimin oldukça çekişmeli geçeceği dile getiriliyor.
mynet

6/17/2011

seyyah1906

chp mersin milletvekili seçimde iddiayı kaybedince bakana takım elbise aldı

CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, aldığı siyah renkli takım elbise ile Mersin Gazeteciler Cemiyeti'nde (MGC) basın toplantısı düzenleyerek, seçime ilişkin sonuçları değerlendirdi.
AKP'nin Mersin'de seçimin galibi olduğunu beyan ettiğini ve bazı basın yayın organlarında bu farkın 10-20 binlerde olduğu şeklinde haberler yer aldığını belirten Gök, ''Bunların tümü gerçek dışı. Elimde dün akşam itibari ile İl Seçim Kurulunun son birleştirme tutanağı var. Buna göre, Mersin'de seçimin gerçek galibi CHP'dir. Rakamlara göre 2007'den 2011'e oy artırma oranı CHP'nin yüzde 58'dir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin oy artırma oranı da yüzde 44'dür. MHP ise eksi 28 gerilemiştir'' dedi. Büyükşehir belediyesi hudutları dahilinde AKP'ye ortalama 25 bin, MHP'ye ise 85 bin oy fazlaları bulunduğunu belirten Gök, şöyle devam eti:
''İlçe bazında AKP 7 ilçede her ne kadar önde görünse de biz 5 ilçede birinci olduk. MHP ve AKP'in kalesi Erdemli, CHP'nin yüzde 105'le en yüksek oy artırdığı ilçe oldu. Bozyazı'da yüzde 89, Silifke'de yüzde 77, Anamur'da yüzde 65 oyumuzu artırdık. Mersin'in 4 ilçesinde yüzde 63 artırdık. İl bazında oy oranımız yüzde 58 arttı. Tarsus yüzde 55, Çamlıyayla yüzde 30, Aydıncık ve diğer ilçeler geliyor. Dolayısıyla Mersin'de her ilçede oy artıran CHP'dir.''

''123 oy karşılığı"
Mersin'de seçim sonuçlarına ilişkin kimin birinci parti olacağı konusunda takım elbisesine iddiasına girdiklerini anımsatan Gök, ''Kendisinin verdiği 52-6 olan beden ölçüsündeki takım elbisesini Mersin'den aldım. Mersin'de son itirazlar sonrasında AKP 309 bin 903, CHP ise 309 bin 780 oy aldı. Sayın Çağlayan'ın partisi AKP ile il bazındaki aramızdaki oy farkı 123'tür. Bu elbise bu farkadır. Güle güle giysin. kurye ile il başkanlığına göndereceğim'' diye konuştu.
Açıklaması sırasında bir kağıda yazdığı ''123 oy karşılığı'' yazısını takım elbisenin üzerine iliştiren Gök, şöyle devam etti:
''Benim örgütüm, benim partim Mersin'de gerçek kazanandır. Biz arkamızda devlet ve hükümet desteksiz bu oyu aldık. Aslında tek galip vardır, o da CHP'dir. Bu adaletsiz yarışta 123 oy farkla bu oluştu. Bu adaletsiz yarışta harçlıklarını, emekli maaşlarını, imkanlarını harcayan Mersin halkına, oy verenlere, çalışanlara ellerinden gelen çabayı gösteren dostlarımıza teşekkür ediyorum. Bu halkımıza karşı bizim borcumuzdur. Çünkü 309 bin 780 oyla AKP ile aynı oyu sağlayan Mersin halkıdır. Mersin kırmızıdır, Mersin CHP'dir.''

"Büyükşehir Belediyesini CHP'den alamayacaklar. Her şeyine bahse girerim.''

Gök, sonucu, yaptıkları yoğun çalışmaya rağmen AKP'nin Mersin'deki hezimeti olarak nitelendirdi.
Gök, şunları kaydetti: ''Büyükşehirdeki 25 bin oy farkından dolayı hükümet tarafından tüm il tek belediye yapılmak isteniyor. Şimdi de Tarsus'tan Anamur'a kadar 40 belde belediyesini kapatıp, 13 ilçe belediyesini tek büyükşehire bağlayarak acaba il bazındaki oylarla Mersin Büyükşehir Belediyesini kazanabilir miyim hesabı yapıyorlar. Bunu kanunla yapacaklar ve çalışmasına başlamışlar. Bu çalışmalarla bütün ilçeleri büyükşehire bağlayarak tüm ilçe ve köylerin oyu ile büyükşehiri almaya çalışıyorlar. Yani bir milyon 137 bin seçmenin büyükşehire oy kullanmasını sağlayacaklar. Hodri meydan diyorum. İstedikleri kadar büyütsünler Büyükşehir Belediyesini CHP'den alamayacaklar. Her şeyine bahse girerim.''
cumhuriyet portal 
seyyah1906

seçimler bittikten hemen sonra istanbul zonguldak seferleri iptal edildi

Genel seçimlerden iki hafta önce, AKP Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan ve AKP kurmaylarının geniş katılımıyla başlatılan Zonguldak-İstanbul seferleri önceki gün ani bir kararla iptal edildi. Bora Jet ve Anadolu Jet’in ortaklığıyla, “Tek biletle Türkiye’nin her yerine uçuyoruz” sloganıyla başlatılan uçak seferleri AKP tarafından seçim malzemesi yapılmıştı. Fakat İki hava yolu şirketi uçuşa uygun olmadığı gerekçesiyle seferleri durdurdu.


Yurttaş tepkili

Uçak seferlerinin, çok kısa bir süre önce oy malzemesi olarak kullanılması fakat seçimin hemen ardından iptal edilmesi ise Zonguldaklıları kızdırdı. Yurttaşlar bu duruma büyük tepki gösterdi. CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, AKP’nin 3. kez halkı kandırarak oy aldığını belirtti.
cumhuriyet portal

6/15/2011

seyyah1906

ertuğrul günay iki kişiden biri bize oy verdiyse kemal kılıçdaroğlu bize oy vermiştir

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ''Seçimde her iki kişiden biri AK Parti'ye oy verdi. Merak ediyorum; acaba bize Kemal Kılıçdaroğlu mu, yoksa Devlet Bahçeli mi oy verdi? Bence Kılıçdaroğlu, oyunu bize atmıştır'' dedi.


Bakan Günay, Çeşme'de vatandaşlarla yaptığı sohbet toplantısında, Türkiye'de ilk kez bir iktidarın oylarını artırarak üç dönemdir iktidara geldiğini, bunun Avrupa'da da örneğinin olmadığını söyledi.


AK Parti olarak, milleti germeye, kavga etmeye çalışmadıklarını, bazı siyasi partilerin kendilerini kavga ortamına çekmek istemesine karşın kendi işlerini yaptıklarını anlatan Günay, ''Biz vatandaşın aşıyla, geliriyle uğraşıyoruz. 
Okul, sağlık, altyapı, liman, ticaret ve bilim gibi konularla uğraşıyoruz. Biz aynı şekilde devam edeceğiz. Hizmet etmeye devam edeceğiz. Bizi kavga ortamı içine sokmak isteyenler beklenen yanıtı alamayınca kendi aralarında kavga etmeye başladılar'' dedi.

AK Parti'nin yüzde 50 oy almasına dikkati çeken Günay, ''Genel seçimlerde her iki kişiden biri AK Parti'ye oy verdi. Merak ediyorum; acaba bize Kemal Kılıçdaroğlu mu, yoksa Devlet Bahçeli mi oy verdi? Bence Kılıçdaroğlu, oyunu bize atmıştır'' diye konuştu.

İzmir'in turist sayısında Antalya'dan çok geride kaldığına işaret eden Günay, Antalya'ya 8,5 milyon turist gelirken; İzmir'e 1,5 milyon civarında kişinin geldiğini belirtti.

Çeşme Meydanı'nda bulunan plastik ağaçları eleştiren Günay, şöyle konuştu:

''Burası bir garnizon mu? Hani garnizonlara yaparlar, yapay ağaçlar, yapma çiçekler filan dikerler. Çeşme Türkiye'nin en bereketli, en yeşil bölgelerinden bir tanesi. Zakkum çiçekleri, manolyalar varken bu ne kadar eskimiş bir akıldır ki, Çeşme Meydanı'nda plastik ağaçlar var. Burasının ne olduğunun farkında mı arkadaşlar? Çeşme halkı gelecek dönem mutlaka gerekeni yapacaktır.''

Gazetecilerin, Kültür ve Turizm Bakanı olarak Antalya'da milletvekili seçilen Menderes Türel'in isminin geçtiği yönündeki soruya Günay, son kararı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın vereceğini, bu konuda bir açıklama yapmasının doğru olmayacağını ifade etti.
mynet
seyyah1906

seçimden sonra avrupa birliği türkiye'yi hatırladı avrupa kendine güvenen türkiyeyi kucaklamalı

AK Parti’nin zaferle çıktığı seçimler, Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye’yi hatırlattı. İngiltere eski Dışişleri Bakanı Straw, “Seçimlerden mağlup çıkan Avrupa Birliği olmuştur. Avrupa, kendine güvenen bu Türkiye’yi kucaklamalı” dedi.


12 Haziran genel seçim sonuçları, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yeni bir Türkiye tartışması başlattı. AB ile Türkiye arasında hızı giderek yavaşlayan müzakerelerin yeniden rayına oturmasını isteyenler, Ak Parti’nin elde ettiği sonucun ardından, genişleme politikalarında daha muhafazakâr olunması gerektiğini savunanları eleştirmeye başladı.

Erdoğan gazetecileri bıraksın
İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw, The Times gazetesinde yayınlanan “Avrupa, kendine güvenen bu Türkiye’yi kucaklamalı” başlıklı makalesinde, “Seçimlerden mağlup çıkan Avrupa Birliği olmuştur. Çünkü Avrupalı liderler, tam da Arap Baharı’nın sonuçlarının istedikleri yönde şekillenmesini umdukları bir dönemde, geniş Ortadoğu’daki en güçlü, en zengin ve en demokratik ülkeye sırt çevirmiş durumdalar” dedi. Aynı konuda Başbakan Erdoğan’a yönelik eleştirilerde de bulunan İngiliz siyasetçi, “Erdoğan, Avrupa ile iyi ilişkileri olmasını istiyor. Ancak Avrupa’da, Türkiye’nin kendine güvenli dış ve ekonomik politikalarından endişe duyanlar varsa, bunun için suçlanacak olan kendileridir” ifadesini kullandı. “AK Parti’nin İngiltere siyasetindeki partilere parmak ısırtacak bir başarıyla üçüncü döneme başladığını” yazan Straw, Başbakan Erdoğan’a yönelik olarak “Şu anda tutuklu olan gazetecilerin hızla yargı önüne çıkarılmasını ya da serbest bırakılmasını sağlayarak kendisine güvenini gösterebilir” görüşünü savundu.
Türkiye, AB’yi güçlendirir
AB’nin eski Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, “Avrupa, müze olmak yerine aktif bir küresel oyuncu olacaksa, Türkiye halkının taze perspektifi ve enerjisine ihtiyacı var” diye yazdı. Halihazırda ABD’deki düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nde görev yapan Solana, CNN’in internet sitesinde yayımlanan makalesinde, “AB ve ona üye bir Türkiye’nin sahip olacağı güvenlik kazanımları ve stratejik avantajlar, Türkiye’nin uzun süredir üyesi olduğu NATO ile AB arasındaki ilişkilerden başlayarak çok fazla olacaktır” dedi.

Ne Türkiye ile ne Türkiye’siz

Almanya’daki iktidar partisi Hıristiyan Demokrat Birliği (CDU) de, yeniden başlayan Türkiye tartışmasına müdahil oldu. Rheinischen Post Gazetesi’ne konuşan CDU grup başkan vekili Andreas Schockenhoff, “Türkiye, Avrupa değerler birliğinin bir parçası. Böyle de kalmasını umuyoruz” dedi. Partinin dışişleri komisyonunu yöneten Ruprecht Polenz ise Türkiye’de İslamcılığın ve aşırı milliyetçiliğin artması endişesi bulunduğunu belirterek, “Türkiye’nin, Avrupa’dan uzaklaşma endişesi varsa, bunun olmaması için her şeyin yapılması gerekir. AB’nin de Türkiye’ye karşı bir sorumluluğu vardır. Türkiye’yi eleştiren açıklamalar işe yaramamaktadır” diye konuştu.
hürriyet
seyyah1906

der spigel tayyip erdoğana karizmatik lider dedi osmanlı sınırlarını gösterdi

Türkiye’deki seçim sonuçlarını değerlendiren Alman Der Spiegel Dergisi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ‘karizmatik lider’, Türkiye’yi de ‘Boğaz’ın yükselen gücü’ olarak nitelendirdi.
Türkiye’nin ekonomik performansını Avrupa ülkeleriyle karşılaştıran derginin kullandığı haritada Türkiye’yi bölgenin merkezine yerleştirmesi ve Osmanlı sınırlarını da çizmesi dikkat çekti.
ALMAN Der Spiegel Dergisi Türkiye’deki seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, kullandığı ifadeler kadar, yer verdiği harita ile de dikkat çekti. 
Ak Parti’nin 8.5 yıllık iktidarında yakaladığı ekonomik istikrarın oy verenlerin kararında önemli etken olduğunu yazan dergi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı ‘karizmatik’ lider olarak tanımladı. Haberinde Türkiye’nin ekonomik performansını bazı Avrupa ülkeleri ile karşılaştıran yan Der Spiegel Dergisi’nin kullandığı haritada Türkiye’yi bölgenin merkezine yerleştirmesi ve Osmanlı sınırlarını da çizmesi dikkat çekti.
Boğaz’ın yükselen gücü
Der Spiegel, ‘Boğazın yükselen gücü’ başlığı ile yayınladığı bölgesel bir haritada Türkiye’yi merkeze yerleştirirken, Türkiye’nin performansını rakamlarla anlattı. Türkiye’ye komşu ve bazı Avrupa ülkelerinin yer aldığı haritada 2010 yılı büyüme rakamları, kamu borcunun milli gelire oranı, yaşı dağılımı, işsizlik oranları ve tüketici harcamaları gibi bilgileri tablolarla anlatan dergi, okurlarına ülkeleri karşılaştırma olanağı verdi.
Kırmızı çizgili sınır
Avrupa Komisyonu’nun İstatistik Kurumu’nun (Eurostat) verilerine dayanarak hazırlanan tablolarda, Türkiye, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya gibi ülkelerin makro ekonomik verileri ile Avrupa Birliği’nin (AB) 27 üyesinin ortalamasına da (AB-27) şeklinde yer verildi. Haritada dikkat çeken bir diğer unsur da Osmanlı İmparatorluğu’nun 17’nci yüzyıldaki sınırlarının kırmızı kesik çizgilerle belirlenmesi oldu.
İki kat milli gelir
Der Spiegel, konuyla ilgili haberinde, Türkiye’deki seçim sürecini ve sonuçlarını özetlerken, şu değerlendirmeyi yaptı: “Son 9 yılda ülkede yakalanan ekonomik patlama Ak Parti’nin zaferinde en önemli unsur oldu. Ak Parti’yi tercih edenlerin çoğunluğu ekonomik istikrar ile kredi kazanan Ak Parti ve Erdoğan’ın önümüzdeki yıllarda kişi başı geliri iki katına çıkarma yönündeki hedefine ikna oldukları için oy verdiler.”
İşsizlik hariç durum iyi
Der Spiegel’in haritasında Türkiye’nin büyüme, kamu borcu, tüketim harcamaları, yaş dağılımı gibi ekonomik göstergelerde karşılaştırıldığı ülkelerden daha iyi durumda olduğu görülüyor. Türkiye işsizlik konusunda yüzde 10.7 oranıyla, Almanya (yüzde 7.1), Fransa (yüzde 9.7), İtalya (yüzde 8.4) ve AB 27’den (yüzde 9.6) daha kötü durumda olduğu görülürken, sadece işsizlik oranı yüzde 20.1’i aşan İspanya’dan daha iyi durumda olduğu görülüyor.
hürriyet

6/14/2011

seyyah1906

dsp genel başkan yardımcısı dsp'nin seçimde en başarısız parti olduğunu söyledi

Genel seçimlerde baraj altı kalarak yüzde 0,25 oy alan Masum Türker liderliğindeki DSP'de, ilk istifa Genel Başkan Yardımcısı Uluç Gürkan'dan geldi. Gürkan, Türker'e yazdığı istifa mektubunda Haziran 2011 Genel Seçim sonuçlarının Türkiye için sevindirici olmadığını belirterek, parti için ise kabul edilebilir olmaktan uzak olduğunu ifade etti. "DSP seçimlerin en başarısız partilerindendir" diyen Gürkan, bu sonucun adaletsiz yüzde 10 barajı, ilgisiz medya, 'oylar bölünmesin' kampanyası gibi mazeretlerle geçiştirilemeyeceğini kaydetti.


Türker'i işaret ederek, "12 Eylül 2010 Anayasa referandumu öncesinden başlayarak sizi ısrarla uyardık" diyen Gürkan şöyle devam etti: "Türkiye'nin tepeden tırnağa dönüştürüldüğünü, bu koşullarda Türkiye'nin DSP'ye her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu anlatmaya çalıştık. DSP'nin, Atatürk'ün yolundan saptırılmış aydınlanma devrimini tamamlamak ve Bülent Ecevit'in yarıda bıraktırılmış ezilenlerin ak günler yürüyüşünü yeniden başlatmakla görevli ve ödevli olduğunu vurguladık. Oralı olmadınız. DSP'nin görev ve ödevlerini seçim bildirgesine lütfen girmiş bir cümle olarak geçiştirdiniz. Halkla buluşmayı otobüsün içinden boşluğa el sallamakla özdeşleştiren bir sözde seçim kampanyası yürüttünüz. Televizyonlarda, ilan tahtalarında ve diğer bütün tanıtım araçlarında kendinizi oy pusulalarındaki kimliğimiz ak güvercinin dahi önünde tuttunuz. Ötesinde, kurucumuz ve kuramcımız Bülent Ecevit'in, deyim yerindeyse adının anılmasına dahi fırsat vermediniz."

'İttifak çalışmalarınız sulandırdınız'

Türker'i seçimler için yaşamsal olan ittifak çalışmalarını sulandırmakla suçlayan Gürkan, "Sola açılma önerimizi, ancak DYP ile ittifak yaparsak barajın aşılacağı aldatmacasıyla fiilen engellediniz. Hem doğrudan hem de medya üzerinden yaptığınız çağrılarda BTP, SP ve Has Parti'yi öne çıkarttınız. Sonuçta, 1999 Mart ayında TBMM'de DSP'ye ve Bülent Ecevit'e saldırıları tutanaklarda duran Mahmut Yılbaş'ı baş tacı yaptınız. Adaylarımız belirlenirken önseçim taahhüdümüzü de unuttunuz. Bu ilkesizlikler çok sayıda partili arkadaşımızı, bu arada beni adaylıktan caydırırken, DSP'nin ulusal solun dünyasındaki güvenirliğini de zedeledi. DSP'yi Bülent Ecevit'in demokratik sol çizgisinde Türkiye için yeniden var etmek bizim sorumluluğumuzdadır" dedi.

Bu nedenlerle DSP'nin olağanüstü kurultay sürecinin derhal başlatılması ve Parti Meclisi'nin en geç on gün içinde toplanarak bu kararı almasının kaçınılmaz olduğunu belirten Gürkan, "Bundan kaçınmak hem siyasi, hem de insani etiğe sığmaz. Bu vesileyle, böylesi bir başarısızlık karşısında istifanın erdem olduğu inancımla DSP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrıldığımı da bilginize sunarım. DSP'de, geride bıraktığımız yedi yılda adım adım unuttuğumuz ulusalcı demokratik sol çizgimizin güncel görevlerini netleştirmek ve yerine getirmek; parti içinde tam demokrasiyi yaşama geçirmek umuduyla DSP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılıyorum" dedi.


Macit de istifa etti

Gürkan'ın yanısıra DSP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Macit'in de görevinden istifa ettiği öğrenildi. Seçimden birkaç gün önce Genel Başkan Türker'e istifasını sunduğunu belirten Macit, "DSP Genel Başkan Yardımcılığından ayrıldım. Genel Başkan istifamı kabul etmediğini söylese de ben fiilen ayrılmış durumdayım. DSP'den ayrılamam söz konusu olmaz, PM üyeliğim devam ediyor. Ancak öteden beri çalışma anlayışında farklıklar vardı. Bu farklılıklardan dolayı istifa ettim. Seçimden alınan sonucun ardında da yönetim gerekli değerlendirmeyi, gerekli kararı alacaktır" diye konuştu.
cumhuriyet portal