En Yeniler
genelkurmay başkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genelkurmay başkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4/11/2013

seyyah1906

Yaşar Büyükanıt gizli tanıklığı kabul etti mi, etmedi mi?

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan da tasarı üzerinde yaptığı konuşmada bir iddiasını dile getirdi.

Devletin önemli görevlerinde bulunmuş birisinin kulağına önemli bir şey fısıldadığını iddia eden Özcan, şöyle konuştu: "(Ergenekon Davası'nın gizli tanıklarından birisinin eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt olduğunu biliyor musunuz, Dolmabahçe'deki o malum görüşmede o pazarlığın yapıldığını biliyor musunuz?) dedi bana. İnsanlar buna inanmak istemiyor ama... Yaşar Büyükanıt'a ekstra güvenceler sağladınız. Açılmış olan internet siteleri ile ilgili dava var. İnternet sitelerini açan Yaşar Büyükanıt, kapatan ise İlker Başbuğ. Ama sanık olarak yargılanan Başbuğ. Bu nasıl yaman bir çelişkidir?
Hükümete 2007'de muhtırayı veren Yaşar Büyükanıt ama şu anda yargılananlar Büyükanıt'ın astları. Yaşar Büyükanıt'a şüpheli payesi bile verilemedi ama atnalı büyüklüğünde hizmet madalyası verildi. Bazı güvenceler karşılığında Yaşar Büyükanıt gizli tanıklığı kabul etti mi, etmedi mi? Orduda soruşturma geçirmeyen tek üst rütbeli subay, Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan Yaşar Büyükanıt kaldı.

Yaşar Büyükanıt'a Başbakan'la Dolmabahçe'de yaptığı görüşmede, gizli tanıklık karşılığında senin hakkında soruşturma dahi yapılmayacak sözü verildi mi verilmedi mi? Büyükanıt eğer şerefli bir subaysa bu iddia karşısında sessiz kalmaz. İçeride yatan subay arkadaşları var, en azından onların vicdanı rahat etsin diye, çıkıp 'ben kesinlikle Ergenekon davasında gizli tanık değilim ve bu iftiradır' der. Eğer Yaşar Büyükanıt bu iddiaya karşı sessiz kalırsa gizli tanık olduğunu kabul etmiş olacaktır."
Özcan konuşmasının ardından, kürsüden gösterdiği ve bazı BDP'li milletvekillerinin PKK'lılarla bir araya geldiği resmin de bulunduğu 3 tane resmi, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın masasına bıraktı. (MYNET)

1/12/2012

seyyah1906

cumhurbaşkanı yüce divan akparti özel mahkeme diyor

Cumhurbaşkanı Gül, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev ile görüşmesi sonrası ortak basın toplantısında soruları yanıtladı.
Gül, eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un tutuksuz yargılanması konusunda Başbakan Erdoğan'ın görüşlerinin hatırlatılması üzerine "Sayın Başbakan'ın söylediği şeyleri ben de destekliyorum. Bu konuda görüşlerimi daha önce de ifade etmiştkim. Gerek Meclis'te gerek başka ortamlarda" dedi. Gül Başbuğ'un Yüce Divan'da mı yoksa özel mahkemede mi yargılanması gerektiği yönündeki bir soruya ise "Konu hukuk tekniği ile ilgili. Benim şahsi kanaatim Anayasa'daki özel maddenin daha geçerli olduğu yönünde; Yüce Divan olarak. Konu hukuk tekniği ile ilgili bir konu. ilgili makamların sorumlu kurumların kararına bakmak lazım" yanıtını verdi.


Görev süresi

Gül görev süresinin belirlenmesi konusundaki bir soruya ise daha önce bu konuyla ilgili söyleyeceklerini söylediği yanıtını verirken "Konuyla ilgili soruları başkalarına sorun" dedi.

1/10/2012

seyyah1906

bir şeyi merak ediyorum genelkurmay başkanı terörist olursa başbakan'ı ne olur


CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, fezleke soruşturmasının ardından CHP grubunda konuştu. İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:
-Hiç meraklanmayın. Dinlemeselerde dinleteceğiz onlara. 'Hukukun üstünlüğü nedir' öğreteceğiz onlara. Herkesin hukuk özgürlüğü var, demokrasi özgürlüğü var.


Türk-İş'e eleştiri

Hatırlarsanız geçen hafta koşulsuz Türk-İş'i eleştirmiştim.Eleştirdim gün Türk İş bana bir mektup göndermiş. Mektupta diyor ki ,CHP genel başkanı bu eleştiriyi yaparak Türk İş bizim arka bahçemiz olsun diyor. Bunun kadar sığ bir anlayışı şiddetle reddediyorum.

Aksine hiçbir siyasi partinin arka bahçesine dönüşmesini istemiyoruz, her ortamda ad bunu reddederiz. Cümleyi aynen okuyorum: “Türk İş zam oranına itiraz etmiş ancak daha az zamma muhtaç etmemek için onaylamıştır.”

Senin görevin korkuya direnmektir. Asgari ücret düşükse bunu haykırmak ve söylemektir. Bir Türk İş düşünün korku imparatorluğuna şantaja teslim oluyor. Ya imzala ya da küçük zam vereceğiz dediler o da paşa paşa bastı imzayı.



Gazeteciler günü

Bugün 10 Ocak Dünya Gazeteciler Günü, bizim 1961 yılında kabul ettiğimiz gün. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz durum bunu özgürce kutlamamıza izin vermiyor. Basın özgürlüğünün yitirildiği bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün değildir.

Medya demokrasi ile vardır, yanlıştır. Demokrasi, özgür medya ile vardır. O ses, kendi uçağı ile bombalanan 35 kişinin sesidir. Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil herkesin özgürlüğüdür.


"Hapisteki gazeteci sayısı açısından dünyada ikinciyiz"


Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil hepimizin özgürlüğüdür. Bugün itibariyle 97 gazeteci içeride tutuluyor. Bunların 18’i kadın. Bu 12 Eylül’de bile görülmemişti. Seçimden sonra hapse atılan gazeteci sayısında büyük bir artış var. Hapisteki gazeteci sayısı açısından dünyada ikinciyiz.

Bugünü Çalışan Gazeteciler Bayramı yapan 50 yıl önceki meslektaşlarının kahramanca direnişini bugünkü gazeteci arkadaşlarıma hatırlatmak isterim. Ben kahramanca direnen o gazetecilerin önünde saygıyla eğiliyorum. 2012 Türkiye’sinde basın özgürlüğü açısından 10 Ocak 1961’in gerisindeyiz.


"Başbakan'a soruyorum"

Başbakan’a sormak istiyorum şiir okuduğu için hapse atılmakla, kitap yazdığı için hapse atılmak arasında ne fark var. Dünün mazlumu bugünü zalimi oldu.

Her şeyimiz eksikti bir de terörist Genelkurmay başkanımız oldu. Özel yetkili savcıların daha yaratıcı olmalarını bekliyorum daha iyi espriler bulabilirler.

Ama bir şeyi merak ediyorum genelkurmay başkanı terörist olursa Başbakan’ı ne olur. Allah size akıl fikir izan versin.


"Onları mizah dergilerine havale ediyorum"

İnsaf denen bir şey var. Onları ciddiyete davet ediyorum ama içimden geldi söylemeden yapamayacağım mizah dergilerine havale ediyorum.

Sayın İlker Başbuğu bu hükümetin onayıyla orgeneralliğe terfi etti, kuvvet komutanlığına getirildi ve genelkurmay başkanı oldu. Nasıl oluyor da bütün bunlardan sonra böyle bir tabloyla karşılaşıyoruz.


"Bu davanın hala savcısı mısın?"

İki ihtimal var. Ya başbakan İlker Başbuğ’un terör örgütü yönettiğini biliyordu ama suç çıkarmadı. İkinci ihtimal Başbakan İlker Başbuğ’un terör örgütü yönettiğini bilmiyordu. Bu daha büyük bir suç o kadar istihbaratın var ama bunu bilmiyorsun. Bir ihtimal daha var. Ben biliyordum ama gücüm yetmiyordu şimdi gücüm yettiği için içeri aldırdım. O zaman demek ki mahkemeler sizin emrinizde. Sayın başbakan siz bu davanın hala savcısı mısınız.

Herkesi demokrasi ve hukuka bağlı olmasını istiyorum. Hukukun üstünlüğüne ve kamu vicdanına inanacağız.


İstihbaratı nereden aldınız?

Uludere’de öldürülen vatandaşlarımızın nasıl öldürüldüğünü sormaya devam edeceğiz. Önce bu bombalama oluyor, sonra emekli genelkurmay başkanı tutuklanıyor ve en sonunda ana muhalefet lideri için fezleke hazırlanıyor. Hepsi 12 günde oluyor.

Uludere’de istihbaratı kimden aldınız diye tekrar soruyoruz. Bu istihbaratı Heronlardan mı aldınız yoksa İncirlik’e konuşlanmış İHA’lardan mı aldınız? Açıkça söylüyorum: İsrail’den mi aldınız, Amerika’dan mı aldınız?

Neden gerçeği açıklamıyorsunuz neden halktan gizliyorsunuz? Yoksa bunu açıkladığınızda ülke güvenliğini ihale ettiğiniz odakların halk tarafından öğrenilmesinden mi korkuyorsunuz?

İşte kendi ülke güvenliğini başkasına ihale edenlerin düştüğü durum. Bu olay Avrupa’da olsaydı ne olurdu? Hemen sorumlular görevden alınır savunma Bakanı da istifa ederdi. İstifa etmesi için demokrasiyi benimsemiş olması, halkına saygı duyması ve ar damarının çatlamaması lazım.


"Bu adil yargı kitap toplatan yargıdır"

Yerine gelince belgem var diyorsun şu istihbaratı kimden aldın onu da bir açıkla. Dokunulmazlığımın kaldırılması için fezleke hazırlandı. Bunların adil yargısı basılmamış kitabı toplatan yargıdır. Bunların adil yargısı parasız eğitim isteyen öğrencileri aylarca içeride tutan yargıdır. Eski bir genelkurmay başkanının terörist diye tutuklama bu arkadaşlara nasip olmuştur. Önümüzde Deniz Feneri davası varken siz mi adil yargılamadan söz edeceksiniz.


"Dilekçemi göndereceğim"

Benim dokunulmazlığa ihtiyacım yok dilekçem burada grup toplantısından soran göndereceğim. Ben korkuyla siyaset yapanlardan değilim. CHP Genel başkanı ile hesaplaşmak mı istiyorsun kaldırın dokunulmazlığımı.


"Darağacına da çıkartsanız"

Ben sizin özel yetkili mahkemelerinizden korkma onarlın savcılarıyla yıldıramazsınız. Siz kim oluyorsunuz. Siz kime diz çöktürmek istiyorsunuz. Ben sizden çekinmem ben sizin ağa babalarınızdan da çekinmem. Ben sadece milletimin önünde eğilirim. Beni hapse atmak değil darağacına da çıkartsanız söyleyeceğim budur.

9/02/2011

seyyah1906

kemal kılıçdaroğlu ben onu genelkurmay başkanı olarak görmek istiyorum hükümetin adamı olarak değil

Kılıçdaroğlu, bu konuda elinde bilgiler olduğunu, ancak sıkıntı yaratmaması için açıklamadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, Kenya’daki Somali mülteci kampı Dadaap’tan dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Siyasi gündemdeki önemli konulara ilişkin mesajlar veren Kılıçdaroğlu, özetle şunları vurguladı:
Asker düşman değil

35’inci maddeyle ilgili teklif verdik, ne oldu? İktidar yapsın bunları. Ellerinde yetki var, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yetkisi var. Ama askerle ilgili düzenleme yaparken de düşman gibi davranmamak lazım. ‘Seni hizaya soktum’ algısı yaratmamak lazım. ‘İyi yaptınız, vurun askere’ demek de doğru değil. Emir komuta zincirinin sağlıklı işlemesi lazım.

İktidara yakın bir grup dinliyor ve servis yapıyor. Benim inancım bu. Bana gelen bazı bilgiler var, ancak sıkıntı yaratmaması için söylemiyorum. Görüntü kasetleri de buna dahil. Bu ayıbı iktidarın ortadan kaldırması lazım. Dinleme mağduru bir başbakanın böyle şeyler yapmaması lazım.

Bulunduğu konumda kalması, kendi kurumuna zarar verecekse ayrılması iyi olur. Bildiğim kadarıyla görevde kalması istendi. Asker şunu düşünmüş olabilir; istifaların getireceği sonuçlar nelerdir? Oturup düşünülüp karar vermişlerdir. Bu olayda tasfiye görüntüsü yok.

‘Şak-tak’ olmamalı

(Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel sorusu üzerine) Ben onu Genelkurmay Başkanı olarak görmek istiyorum, hükümetin adamı olarak değil. Görevini yapacak. Tabii siyasi otoritenin emrinde. Ama bir kişiye bağlı Genelkurmay Başkanı havası olmamalı. Yani şak-tak olmamalı. Şu anda öyle bir şey yok zaten, daha çok yeni.

Deniz Feneri dosyasını görmedim, görsem niye soru sorayım? Tamamen savcının elinden almak istediler. Çünkü o dosyada köstebek var. O köstebek de kamu görevlisi. Keşke savcılar da çıkıp konuşsa. Ben Başbakana soru soruyorum. Hakaret sayıyor. Yanıt vermiyor. Bakıyorum tık yok.

Almanya’da görülen davanın Türkiye’deki ayağı bütün detayıyla ortaya çıkacaktı. Önce savcılar engellendi. Onların hakkında soruşturma açıldı. Şimdi nasıl kapatırız aşamasına getirmek istiyorlar. Ben yine soruyorum. Kanal 7’ye tam baskın yapılırken bir köstebek haber verdi mi, vermedi mi? Köstebek, Başbakana yakın biri bence. Dosyada mutlaka isimleri vardır. Savcıların çıkıp konuşması lazım. Bu davanın asıl failleri AKP ile iç içe. AKP’nin içinde. Eğer köstebek bir bakansa zaten Yüce Divan’a gider.

Bizim ile iktidar ve TBMM başkanının önceliği farklı. Bizim önceliğimiz tutuklu milletvekilleri, onlarınki ise anayasa değişikliği. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, doğru yol izliyor. Önyargısız bir masa kurulacak, uzlaşma komisyonunda her şey tartışılacak. Gerekirse parlamento dışı partiler de katılabilir bence. Orada anlaşırlar, uzlaşırlar; anayasa değişikliği gerçekleşir. Tutuklu vekiller içinse yasa çıkarmaya gerek yok. Parlamentonun iradesi yargı kararıyla değişmiyor. Cumhurbaşkanı, TBMM Başkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı şikâyetçi, biz de şikâyetçiyiz. Bu kadar ortak payda oluşan konuyu çözmemiz gerekir.

Yargıçlar engelliyor

Bu sorun çözülebilir. Engelleyen sadece yargıçların takdir hakkı. Özel yetkili mahkemelerde görevli yargıçların, tutuklu vekilleri serbest bırakacağına inanmıyorum. Bu dava karşılıklı bir inada dönüştü. O zaman parlamento görevini yapacak, yeni düzenleme yapacak. Uluslararası anlaşmaları, sözleşmeleri dikkate almamazlık yapamazsınız. Türkiye için bir demokrasi ayıbıdır.

Balyoz davasında askerleri çağırıyorlar, adam yurtdışından geliyor. Gidip mahkemeye ifade veriyor. Mahkeme, yurtdışından gelen adamı kaçma şüphesi olduğu gerekçesiyle tutukluyor. Böyle şey olur mu?

Yasa teklifi hazırlanması önemli değil. İktidar partisi çözecek mi çözmeyecek mi? Bize söz verdiler. Böyle olması gerekir diye. Şimdi sözün arkasında durmalarını istiyoruz. Bunun takipçisi olacağız.

MSB açıklasın

Teröristler konusunda açıklamayı niye Milli Savunma Bakanlığı yapmıyor? Hem sivil yönetim diyeceksin hem de askere sen açıklama yap diyeceksin. Genelkurmay açıklama yapınca da suçluyorlar. Sanki özel bir güç var. Biri izin vermeden asker hareket edemez ki.

Köşk’e aday olmam

Cumhurbaşkanı görev süresi 5 yıldır. Cumhurbaşkanlığına aday olmak gibi bir düşüncem yok. Siyasi parti başkanlarının aday olması çok doğru gelmiyor bana. Erdoğan aday olursa da düşüncemiz değişmez, ama saygı duyacağız. Her yurttaş aday olabilir. O da olabilir.

Başbakan, Baykal için MİT’e talimat vermemiş

KOŞANER’in konuşması karşılıklı yakınma. Olayın insani boyutlarına bakmak lazım. Bunu her kurum yapar. Bürokraside samimi özeleştiriler olabilir. Bu konuşmayı dinleyenler her şeyi dinleyebilir. Dinlemeler, hedef alınan kitle üzerine itibarsızlaştırma yapmak istedikleri kurumlar için de yapılıyor. MHP’deki dinlemelerde farklı şeyler var. ‘Partinin baraj altında kalması’ gibi. Baykal için Başbakan MİT’e talimat verdiğini belirtti. Araştırdık, öyle bir talimat da vermemiş.