En Yeniler
grup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
grup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7/06/2011

seyyah1906

mustafa elitaş inadı direnmeyi bırakın bugün önünüzde fırsat var yemininizi edin

AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbakan Erdoğan'ın CHP'lilere yönelik ara seçim restinin sorulması üzerine Anayasa ve İçtüzükte ara seçimle ilgili şartların açık olduğunu, TBMM'deki sandalye sayısının yüzde 5 oranında boşalması halinde, Başkanlığın Genel Kurula sunuşu ile birlikte 3 ay içinde ara seçim yapılabileceği yönünde hüküm bulunduğunu kaydetti. Bir ay içinde 5 birleşim boyunca Meclis'e gelmeyen milletvekillerinin, milletvekilliğinin düşürülmesi ile ilgili hükmü de hatırlatan Elitaş, bu durumdaki milletvekillerinin karma komisyonda ve Genel Kurul'da savunma haklarının olduğunu kaydetti. Elitaş, "CHP'nin 4 yıl daha parlamentoya gelmeyeceğiz şeklindeki tutumunu sürdürmesi halinde, bu partiye oy vermiş 11 milyon seçmene yapılan haksızlığa 'dur' demek için, Meclis Başkanlığı konuyla ilgili değerlendirme yapabilir. Parlamentoda oturup da yemin etmemiş milletvekilleri 'gelmemiş' sayılır. Bir ay içinde 5 birleşim gelmezlerse yok sayılacaklarından, Meclis Başkanlık Divanı'nın doğrudan doğruya karma komisyona bilgi vermesi gerekir" diye konuştu.
Yemin etmeyen milletvekillerinin iki oturumdur yok sayıldığını savunan Elitaş, bugün yapılacak teskere görüşmeleriyle bunun üç olacağını söyledi. Elitaş şöyle konuştu:
"Arkasından RTÜK ile ilgili seçim var, bu da dört olur. Sonra hükümet programı var. O da güven oylaması olduğu için beş olur. Bu anlamda baktığımızda, inatla bu bir noktaya ulaşılamayacağı görülür. 'İnadı, direnmeyi bırakın bugün önünüzde fırsat var yemininizi edin ve görevinize başlayın' diyoruz. Ama bunu da yapmazlarsa herhalde 15 Temmuz tarihi son tarih olur. 1 Ekim tarihinde parlamento açılırsa ve o gün itibariyle Başkanlık Divanı bu konuyu değerlendirip karma komisyona gönderirse herhalde iş işten geçmiş olur."

CHP'lilerin Genel Kurul'da 'misafir' olarak yer aldıklarını da savunan Elitaş, "İtiraz, yoklama talebi hakkı olmayan milletvekillinin Ankara il başkanından ne farkı var" diye konuştu. Ara seçimle ilgili bir soruya da Elitaş, "Onu şu anda söylemek mümkün değil ama İçtüzük ve Anayasanın emredici hükümleri varsa onu yerine getirmek lazım" karşılığını verdi. İnat etmenin fayda sağlamayacağını dile getiren Elitaş, "TBMM, 61'nci Hükümeti onaylayıp karar verecek. Ama var olup da varlıklarından haberdar olmayan sanal bir muhalefet partisi ile karşı karşıyayız. Sanal alemden gerçek aleme gelmesini tavsiye ediyoruz" dedi.

6/30/2011

seyyah1906

bağımsızlar'dan 29'u bdp'ye geçti yeni bir parti daha kuruyorlar

12 Haziran seçimlerinde Emek Özgürlük ve Demokrasi Bloğu altında bağımsız milletvekili seçilen 36 milletvekilinden 29'u BDP'ye katıldı.

Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Kemal Aktaş ve Leyla Zana siyasi yasakları, Şerafettin Elçi KADEP Genel Başkanı, Levent Tüzel de EMEP Genel Başkanı oldukları için BDP'de yer almadı. KCK tutuklusu 5 milletvekili de avukatları aracılığıyla partiye üyelik formu gönderecek.
Konuyla ilgili açıklamayı yapan Selahattin Demirtaş, blok partisi kurma çalışmalarının da başlatıldığını söyledi.

''Toplam 29 milletvekili BDP'nin üyesi olarak, Meclis'te 29 kişilik BDP grubu kurmayı kararlaştırdık'' diyen Hakkari Milletvekili Demirtaş'ın konuşmasında dikkat çeken unsur, bir blok partisi hazırlıklarına başlandığı bilgisi oldu.

"EN KISA ZAMANDA BLOK PARTİSİ"

BDP Genel Merkezi'nde bazı bağımsız milletvekillerinin katılımıyla yaptıkları toplantı sonrası konuşan Demirtaş şunları söyledi:



''Önümüzdeki ilk iş olarak, bu blok hareketinin bir partileşme blok partisi olarak kendisini ifade etmesinin hazırlıklarına başlamış olduk. Bugünkü toplantıda bunu kararlaştırdık. Dolayısıyla en kısa zamanda bir blok partisi olarak hareket edebilecek tüzel kişiliğe haiz bir parti çalışmasına başlamış durumdayız.

"YILLARA DAYANAN BİR GEÇMİŞİ VAR"

Bizim açımızdan stratejik bir birliktir bu çalışma. Bu çalışmanın yıllara dayanan bir geçmişi var. Bu seçimde bunun çok önemli bir adımını gerçekleştirmiş olduk. Şimdi bunu partileşmeye doğru götürme kararlılığımızı bir kez daha ifade etmiş olduk. Bunun çalışmaları yarından itibaren somut olarak başlayacak. Umut ediyorum ki en kısa zamanda tüzel kişiliği de olan resmi parti kuruluşu gerçekleşmiş olacak.

Bu vesile ile bizler blok partisi kurulana kadar bir grup milletvekili olarak Barış ve Demokrasi Partisine bugün üye olarak geçiş yapmış olduk. Toplam 29 milletvekili BDP'nin üyesi olarak Meclis'te 29 kişilik BDP grubu kurmayı kararlaştırdık.''

KATILAMAYANLARA DA ROL

Demirtaş, blokun aktif üyesi olan ancak BDP'ye katılmayan Şerafettin Elçi ve Levent Tüzel'in, blok partisi kurma çalışmalarını da yürüteceklerini söyledi.

Demirtaş Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Leyla Zana ve Kemal Aktaş'ın da bütün zeminlerde grupla birlikte hareket edeceklerini kaydetti.

6/29/2011

seyyah1906

akp grup başkanvekili bekir bozdağ herkes konuşuyor ağzı olan konuşuyor hesabı

AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, BDP'nin desteklediği milletvekilleri ile CHP'li milletvekillerinin yemin etmemelerinin, demokrasi açısından üzücü olduğunu ifade etti.
Tutuklu milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile ilgili sorunun ''CHP'nin bizzat yarattığı sorun'' olduğunu belirten Bozdağ, CHP'nin, bu durumu daha adaylık sürecinde bildiğini ifade etti.
Parlamento'nun bugüne kadar hiçbir şekilde boykot edilmediğini kaydeden Bozdağ, ''TBMM ilk defa böyle bir boykot ile karşı karşıyadır. Parlamento, CHP ve BDP tarafından tehdit edilmektedir. Bugüne kadar TBMM hiçbir dönemde hiçbir tehdide boyun eğmemiştir. CHP bu davranışı ile fevkalade yanlış çığır açmıştır. Yarın herhangi bir parti 'Benim dediğim olmazsa Parlamento'ya gelmiyorum' diye dayatma yaptığı zaman Meclis'i her tehdit edenin karşısında boyun eğer duruma getirmeye kimsenin hakkı yoktur'' diye konuştu.

Bozdağ, CHP'nin, milletin kendisine verdiği iradeye, desteğe saygı duyması, bu desteğin sesini Parlamento'ya taşıması ve sorunun çözümüne ilişkin önerilerini ortaya koyması gerektiğini ifade etti. Sorunun, ''CHP'nin yarattığı, büyüttüğü ve kilitlediği'' bir sorun olduğunu belirten Bozdağ, tehdit ya da başka usullerle Parlamento'nun farklı yönlere sevkinin yanlış olacağını vurguladı. Bozdağ, CHP'nin boykot dışında sorunun çözümüne ilişkin tek bir önerisini görmediklerini kaydetti.


'Ağzı olan konuşuyor'

Tepkisel çözümlerin her zaman farklı sonuçlarının ortaya çıktığını belirten Bozdağ, şöyle devam etti: ''Tutukluluk sürelerini, milletvekili olduğu zaman kaldırma yolunda bir düzenleme yaptığınızda bunun ortaya çıkaracağı sonuçlara iyi bakmak lazım. Yani şimdi, 'milletvekili seçilen bir kişi hakkında herhangi bir mahkumiyet yoksa tutukluluk kararı kaldırılır ve milletvekilliğine devam eder' diye bir düzenleme yaptığınızda ne gibi durumlar karşınıza çıkabilir? Örneğin Alparslan Aslan... Tutuklu sanık. Aday gösterilse, hapishaneden çıkıp Meclis'e gelip yemin etmesine Türkiye, CHP ne diyecek? Diyelim Ogün Samast... Seçildi, tahliyesine karar verildi. Parlamento çalışmalarına gelip katılacak mı? Veya Kandil'de Murat Karayılan... Hakkında mahkumiyet yoksa, bağımsız aday oldu ya da bir parti aday gösterdi ve seçildi. Sonra silahı bırakıp Parlamento'da gelip yemin edecek mi? Biz bunu kabul edecek miyiz? Bunların ortaya çıkaracağı sonuç o kadar çok ki. Herkes konuşuyor. 'Ağzı olan konuşuyor' hesabı...''


'Parlamento çalışmalarını engellemez'

Bozdağ, CHP'li milletvekillerinin yemin etmemelerine rağmen grup yöneticilerini seçmelerinin geçerli olup olmadığı yönündeki soru üzerine, grup başkanvekillerinin seçilebileceğini, buna engel bir durum olmadığını, ancak Genel Kurul ve komisyon çalışmalarına katılmaları için yemin etmeleri gerektiğini söyledi. Bozdağ, milletvekillerinin yemin etmedikleri sürece danışma kurulu ya da grup önerilerine imza atma imkanlarının olmayacağını kaydetti. Bekir Bozdağ, TBMM Geçici Başkanı Oktay Ekşi'nin yemin ettiğini, milletvekili sıfatına haiz olduğunu ve kanun teklifi verebileceğini söyledi.

Bozdağ, CHP'nin yemin etmeme tutumunu sürdürmesi halinde Meclis Başkanı seçiminde herhangi bir aksama olmayacağını ifade etti. CHP'nin bu tutumunun TBMM'nin çalışmalarına engel bir durum olmadığını anlatan Bozdağ, ''Toplantı ve karar yeter sayılarında aranan şartlar sağlanırsa çalışmalar devam eder. Bunu herhangi bir partinin engellemesi söz konusu değildir. Genel kurul ve komisyon çalışmaları da yapılabilir. Parlamento çalışacaktır. Ama biz, anamuhalefet partimizin de Meclis'in bütün organlarında temsil edilmesini arzu ediyoruz'' dedi. Bekir Bozdağ, Meclis Başkanı adayı ile ilgili ön plana çıkan bir isim olup olmadığı yönündeki soru üzerine, bu konuda CHP ve MHP ile görüş alışverişinde bulunulduğunu, ancak herhangi bir ismin önerilmediğini söyledi.

6/28/2011

seyyah1906

bizim boykot tutarlı gerekirse diyarbakırda gerekirse ankarada toplanırız

BDP desteğiyle Diyarbakır'dan seçilen Bağımsız Milletvekili Şerafettin Elçi, CHP'nin yemin etmemesini Söz Sende'de Balçiçek İlter'e değerlendirdi. "Bizim boykot, tutarlı bir boykot" diyen Elçi, CHP'nin hem yemin etmeyip hem de Genel Kurul'a girmesinin "tutarsız bir tavır" olduğunu savundu.
Elçi, bağımsızların grup toplantılarını Diyarbakır'da yapma kararıyla ilgili olarak da, "Biz kendi grubumuzu daha kurmadık. Ama bizim milletvekillerimizin ağırlıklı yöresi Diyarbakır. Biz Meclis'e katılmadığımız süre boyunca gerekirse Diyarbakır'da gerekirse Ankara'da toplanırız" dedi

6/23/2011

seyyah1906

hatip dicle ile başbakan tayyip erdoğanın durumu aynı değil açıklaması

Ak Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ düzenlediği basın toplansında, YSK'nın Hatip Dicle kararını değerlendirdi.
YSK kararının partileriyle bağdaştırılmasının çok insafsızca olduğunu söyleyen Bozdağ, Başbakan Erdoğan'ın 2002'deki durumuyla Hatip Dicle'nin durumunun da çok farklı olduğunu iddia etti.
"YSK YASAMAYA BAĞLI BİR KURUL DEĞİL"

Bekir Bozdağ'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde: "Yaşanan gelişmeleri değerlendirmek için birlikteyiz. 79. maddeye göre seçimler konusunda tek yetkili YSK'dır. Son gelişmeler üzerine kimi medya mensupları ya da parti sözcüleri tarafından ortaya konan görüşler partimize haksız eleştiri olmuştur. YSK yasamaya bağlı bir kurul değildir. Üyelerini biz atamıyoruz. YSK kararlarını partimizle beraber değerlendirmek bize yapılmış büyük bir haksızlıktır.

"DİCLE'NİN DURUMU İLE BAŞBAKANIMIZIN DURUMU ARASINDA BAĞLANTI YOK"

Hatip Dicle ile Başbakanımzıın durumu arasında bağlantı yoktur. Başbakanımızın durumunda meli hukuk uygulanmıştır.

Yine bir iddia da YSK kararının AK Parti'nin başvurusuyla olduğu yönünde. Ama gerekçeli karar dikkatli okunursa kararın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının başvurusu olduğu üzerine görülür.

"AK PARTİ DEĞİL ANKARA BAŞSAVCILIĞI YAPTI İTİRAZI"

Ak Parti'nin tek itirazı, Diyarbakır İl Seçim Kurulunun Hatip Dicle'ye verdiği vekil mazbatasınaydı. ÇÜnkü savcılığın soruşturması devam ederken, itirazlar varken ve Dicle'den savunma istenmişken, Dicle daha savunmasını yapmamışken İl Seçim Kurulu'nun mazbatayı vermesine karşı çıktık. Biz buna itiraz ettik.

YSK'nın aldığı karar bizim bu kararımızla alakalı değildir. Tanmamen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı talebi üzerine vermiştir.

"TEHDİT ŞİDDET ÇAĞRISI DEMOKRASİ İÇİN TEHLİKELİ"

Başka bir husus ise anayasa ve yasaları geliştirebiliriz. Beğenmediğimiz yasalar olabilir. Bunları eleştirebiliriz. Ama demokratik bir devlette anayasa ve demokrasi sınırları içinde olmalı bu eleştirilerde. Baskı ve tehditle bu işler olmaz.

Biz BDP ve bağımsız adaylara demokrasi içinde mücadelelerini yapmaya ve TBMM içinde çalışmaya davet ediyoruz. Biz demokrasinin geliştirilmesi için en iyi zeminin TBMM olduğuna inanıyoruz. Hukukun sınırları içinde kalarak, var olan mevzuatın sınırları içinde kalarak demokrasiyi değiştirdik. İlk geldiğimiz günden bu yana bizim politikamız budur.

Meclisin tanınmaması boykot gibi söylemler yeni döneme, yeni dönem ruhuna yakışmamaktadır. Tehdit ve şiddet çağrısı demokrasi için çok tehlikelidir.

SORU - CEVAP

*Başbakanımızın durumu ile Hatip Dicle'nin durumu karşılaştırılamaz. Başbakanımız Milli Eğitim kitapları içinde var olan bir şiiri okuduğu için yargılanmış ve hapiste kalmış memnu haklarını almış ve YSK'ya başvurmuştur. yasanın aradığı bütün şartları arayarak aday olmuştur.

*Hatip Dicle'nin durumunda adaylık için ehliyeti olmadığı biliniyordu. Bu iki durum birbiriyle kıyaslanamaz.

*Hatip Dicle'ye yasa değiştirirek, bir ehliyet verme durumu olabilir mi? Anayasaya bakmak lazım; ama mevzuat çerçevesinde baktığımızda bunun düzeltilmesinin mümkün olmadığı çok açık. Mevcut durum içinde bu yapılabilirlik yoktur.

*Adaylık ehliyeti olmayan çok aday aday kişi vardı. Adaylık ehliyeti olmayan birine adaylık ehliyeti vermeyle yol açılrsa bir eşitsizlik durumu ortaya çıkar. ben şahsen böyle bir yol açılacağını düşünmüyorum.

*Sayın Haberal ve Balbay hakkındaki kararı tabii ki duyduk ancak detaylı inceleme imkanı bulamadık. Ancak kararı inceledikten sonra gerek görürsek yine bir açıklama yaparız."
mynet