En Yeniler
ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9/09/2011

seyyah1906

economist:askerin nüfuzu azaldı türkiye israil ilişkileri soğudu

İngiltere'de yayınlanan Economist dergisi, Türk-İsrail ilişkilerinin zayıflamasını kısmen Türkiye'de ordunun dış politika üzerindeki nüfuzunun azalmasına bağladı.

Economist'e göre geçmişte Türk ordusu, İsrail'e yakın durarak Amerika ile de arasını iyi tutmuş oluyordu.
Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara gelmesi ve ordunun nüfuzunu yitirmesi ile birlikte, İsrail'le ilişkiler de soğumaya başladı.

Dergi İsrail'in Gazze operasyonlarının çok sayıda AKP seçmenini öfkelendirdiğine ve Erdoğan hükümetinin Arap ve genelde Müslüman dünya ile daha sıcak bağlar kurmaya geçmişte olduğu gibi hala hevesli olduğuna işaret ediyor.

Fakat öte yandan, Türkiye'nin Nato'daki müttefiklerini karşısına almak gibi bir niyetinin de olmadığının altının çizen Economist, Nato'nun özellikle İran'a karşı planladığı nükleer füze kalkanı projesinin radar operasyonlarının Türkiye'ye konuşlandırılmasını Erdoğan hükümetinin kabul ettiğini belirtiyor.
İşadamları rahatladı

Dergi ayrıca Türkiye'nin İsrail ile savunma sektöründeki anlaşmaları dondurmasına karşın, sivil ticaretin etkilenmeyecek olmasının her iki ülkedeki işadamlarını da rahatlattığını belirtiyor.

İsrail'deki istatistiklere göre karşılıklı ticaretin siyasi anlaşmazlıklara rağmen son üç yılda devamlı arttığını yazan Economist, Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret hacminin yılda 3,5 milyar doları geçer hale geldiğini ve Türkiye'nin İsrail hükümetinin en büyük altıncı ticaret ortağı olduğunu kaydediyor.

Ancak askeri ticaretin bu dönemde zayıfladığını belirten Economist, halihazırdaki sözleşmelerin iptal edilmesi durumunda İsrail'in savunma sanayiinde işten çıkarmaların yaşanabileceğini söylüyor.

Dergi, yakın zaman içinde Türkiye'nin Amerikan yapımı yüzlerce tankının İsrail'de güncellendiğini ve Türk hava kuvvetlerinin Amerikan yapımı savaş uçaklarının elektronik sistemlerini de İsrail'in sağladığını yazıyor.

Economist bunun yanısıra Türk ordusunun PKK militanlarına karşı kullandığı insansız uçakların da İsrail'de üretildiğine dikkat çekiyor.

Buna karşılık, iki ülke arasında bir zamanlar sık sık yapılan ortak tatbikatların artık tarihe karıştığını yazan dergi, İsrail hava kuvvetlerinin eğitim uçuşu için Bulgaristan ve Kıbrıs semalarını seçtiğini ve Türkiye'nin geleneksel rakibi Yunanistan'la tatbikat düzenlediğini ifade ediyor.

8/06/2011

seyyah1906

dışişlerinden kıbrıs rum tarafına çok sert uyarı oldu bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmalıdır

Güney Kıbrıs Rum Kesiminin Doğu Akdeniz' de petrol arama faaliyetlerinde bulunması Türk hükümetini kızdırdı.

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Rum yönetiminin hareket tarzı zamansız olduğu kadar bir sorumsuzluk örneğidir. Bu hareketler uzlaşı çabalarına darbe vurmaktadır" Bölgede gerilimi yükseltebilecek, oldu-bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmalıdır" denildi.

Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı olarak tüm Ada adına, Ada'nın bütününe ait olan doğal kaynaklar konusunda söz söyleme, girişim yapma veya anlaşma imzalama hak ve yetkisine sahip olmadığı hatırlatıldı. Bu tür yasal dayanaktan yoksun faaliyetler, halen devam etmekte bulunan görüşmeler sürecine zarar vermektedir denildi.

Uluslararası toplumun da Kıbrıs Rum tarafının, türk tarafının Ada'nın doğal kaynaklarından eşit olarak faydalanma hakkını gasp etmeye yönelik bu girişimlerine prim vermemek için sorumlulukla hareket etmesi gerektiğinin altı çizildi.
Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması şöyle;

Açıklamada,Rum kesiminin , uluslararası hukukun hilafına ve üçüncü tarafların haklarını ihlal ederek, 2003 yılından itibaren Doğu Akdeniz’deki ülkelerle deniz yetki alanlarını sınırlandıran ikili anlaşmalar yapma gayretlerini sürdürmüş, ayrıca petrol/doğal gaz arama faaliyetlerinde bulunmuştur.

GKRY’nin yaptığı bu anlaşmalar ve petrol/doğal gaz arama faaliyetleri Kıbrıs sorununun çözümünü olumsuz etkilemekte ve ayrıca bölge ülkeleri arasında yeni ihtilaflara neden olmaktadır. Bu duruma ilişkin olarak, gerek ülkemizin gerek KKTC’nin görüşleri ve ikazları bölge ülkeleri ve BM nezdinde zamanında kayda geçirilmiş, Kıbrıs Adası’nın güneyinde geçerliliği bulunmayan ruhsatlara dayanarak petrol/doğal gaz arama-çıkarma faaliyetlerine ilgi duyan şirket ve ülkelerin sorumluluk ile hareket etmelerini beklediğimiz belirtilmişti. Konuya yaklaşımımız ve görüşlerimiz geçerliliğini elan muhafaza etmektedir.

Kıbrıs Adasının güneyinde önümüzdeki Ekim ayı başında fiilen sondaj çalışmalarına başlanılacağına yönelik son dönemde çıkan haberler ve yapılan resmi açıklamalar ışığında, bazı hususlara tekrar dikkat çekilmesinde fayda bulunmaktadır.

Kıbrıs Rum tarafı tek yanlı olarak tüm Ada adına, Ada’nın bütününe ait olan doğal kaynaklar konusunda söz söyleme, girişim yapma ve/veya anlaşma imzalama hak ve yetkisine sahip değildir. Bu tür yasal dayanaktan yoksun faaliyetler, Ada’da ve bölgede gerginlik yaratmakta, kurucu halk olan Kıbrıs Türklerinin Ada’nın doğal kaynaklarından eşit şekilde yararlanma hakkına halel getirmekte, halen devam etmekte bulunan görüşmeler sürecine zarar vermektedir.

Yeni bir ortaklık kurulması amacıyla Ada’nın geleceğini belirlemeye yönelik görüşmelerin devam etmekte olduğu ve kritik bir aşamaya ulaştığı bu dönemde, bu tür tek yanlı faaliyetlerde bulunmanın taşıdığı risk ve sakıncalar ise aşikârdır. Rum Yönetimini hareket tarzı zamansız olduğu kadar bir sorumsuzluk örneğidir. Bu hareketler uzlaşı çabalarına darbe vurmaktadır.

Bir başka bölge ülkesinin de GKRY’nin imzaladığı bir ikili sınırlandırma anlaşmasını BM nezdinde girişim konusu yapması, bu tür tek yanlı teşebbüslerin bölgenin barış ve istikrarına menfi etkide bulunduğunun ve mevcut sorunlara yenilerinin eklenmesine yol açtığının en açık kanıtıdır. Uluslararası toplumun, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafının Ada’nın doğal kaynaklarından eşit olarak faydalanma hakkını gasp etmeye yönelik bu girişimlerine prim vermemek için sorumlulukla hareket etmesi gerekmektedir.

Ülkemiz ve KKTC bölgedeki meşru hak ve çıkarlarını korumak amacıyla uluslararası hukuka uygun şekilde bundan böyle de diplomatik ve siyasi kanallardan girişimlerini sürdüreceklerdir. Türkiye’nin ve KKTC’nin bu maksatla gereğine tevessül edeceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Beklentimiz kapsamlı çözüm görüşmelerinin sürdüğü bir ortamda görüşmeleri raydan çıkarabilecek, bölgede gerilimi yükseltebilecek, oldu-bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmasıdır"

7/18/2011

seyyah1906

clinton bölgede en güvendiğimiz iki müttefikimiz arasında soğukluk olmasından üzüntü duyuyoruz

Clinton, “Bölgede en güvendiğimiz iki müttefikimiz arasında soğukluk olmasından üzüntü duyuyoruz” dedi. Gül de Türkiye’nin haklı olduğunu, İsrail’in olumlu yönde elini uzatması halinde geri çevrilmeyeceğini vurguladı.
LİBYA toplantısına katılmak için geldiği İstanbul’da birçok ikili temasta bulunan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de Tarabya’daki Huber Köşkü’nde kabul ettiği ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Başkan Barack Obama’dan İsrail’le ilişkiler konusunda mesajlar getirdi. Clinton, Cumhurbaşkanı Gül’le görüşmeye geçmeden önce Huber Köşkü’nün bahçesinden İstanbul Boğazı’nı seyretti. “İstanbul Boğazı, dünyada harika bulduğum yerlerden birisi” diye söze giren Clinton, dolunayın ışıltısının Boğaz sularına yansımasına dikkat çekip, Türk ve ABD heyetine şöyle dedi: “Tanrıya şükredelim ki, böylesine bir doğal güzelliğe sahibiz. Bu güzellik sayesinde kötü olan şeyleri düzeltmek için kendimizde güç buluyoruz. Aksi durumda bu kadar şeyle uğraşmak gerçekten çok sıkıcı olurdu. İtiraf edeyim ki İstanbul kendimi iyi hissettiğim kentlerden birisi.”

Üzüntü duyuyoruz

Clinton daha sonra konuyu Mavi Marmara baskını nedeniyle bozuk olan Türkiye-İsrail ilişkilerine getirdi. Clinton, Başkan Obama’nın iki ülke ilişkilerinin yeniden rayına oturmasına büyük önem verdiğini ve bundan mutluluk duyacağını aktardı. Türkiye ile İsrail arasında yürütülen gizli görüşmeleri desteklediklerini ve sonuca ulaşılması için ABD’nin elinden gelen her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu ileten Clinton, “Bölgede en güvendiğimiz iki müttefikimiz arasında soğukluk olmasından üzüntü duyuyoruz” dedi.
Gül de Türkiye’nin özür ve tazminat isteme pozisyonunun haklı olduğunu ifade ederek, İsrail’in olumlu yönde elini uzatması halinde Türkiye’nin bunu geri çevirmeyeceğini vurguladı.
Her iki taraf Kaddafi’nin Libya’yı ve halkını temsil etmediği konusunda görüş birliğini yinelerken, Suriye’de Beşar Esad yönetimi için daha temkinli bir tutum takınmayı tercih etti. Clinton, Suriye’de yönetimin halkın reform çağrısına uyması gerektiğini vurguladı ve Suriye halkının istemi dışında dışarıdan bir girişime kalkışılmasının söz konusu olmayacağı mesajını verdi.

Ermenistan’la süreç

Clinton, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin yeniden canlandırılması ve sürecin devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken, bu konuda da her iki tarafı cesaretlendirmeye hazır olduklarını bildirdi.

Terörle mücadelede her iki ülkenin işbirliğini mükemmel olarak tanımlayan Clinton, Türkiye’den gelecek her türlü destek talebini yerine getirmeye hazır olduklarını tekrarladı. Clinton, Türkiye’nin ekonomide gösterdikleri performansı da takdirle karşıladığını vurgulayarak, “Özellikle yanı başınızda ekonomik yangın varken bunu başarmak çok önemli” dedi.

‘Özür’cüler güçleniyor

İSRAİL’in Mavi Marmara baskını konusunda Türkiye’den özür dilenmesini isteyen yetkililerin sayısı artıyor. Haaretz Gazetesi’nin dünkü haberine göre İsrail savunma yetkilileri de, özür yoluyla Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesinden yana. İsrail Adalet Bakanlığı ile görüşen söz konusu yetkililerin, “ihtiyatlı bir özür” dilenirse, Türk insan hakları örgütlerinin İsrail aleyhine dava açmalarından kurtulacakları fikrinde oldukları belirtildi. Dışişleri Bakanı Lieberman, özür dilenmesine şiddetle karşı çıkıyor. Baskına katılan askerlerin yurtdışı seyahatlerini bile yasaklatabilecek olası davaların ancak özür yoluyla önüne geçilebileceği iddiasının Lieberman’ı yumuşatıp yumuşatmayacağı henüz belirsiz. 

6/27/2011

seyyah1906

israil türkiyeden hükümet dağılır gerekçesiyle üç defa özür dilemekten vazgeçti

HÜRRİYET, Mavi Marmara baskınının ardından bozulan ikili ilişkileri onarmak üzere çoğunlukla Cenevre’de yapılan gizli görüşmelerin perde arkasını araştırırken, çok önemli bir ayrıntıya ulaştı.
Geçen Aralık başında Hayfa’da çıkan orman yangınına müdahale için Türkiye’nin Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 2 yangın uçağını İsrail’e göndermesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da buna teşekkür edip Türk pilotlarla birlikte fotoğraf çektirmesi sonrasında başlayan görüşmelerde, önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye’nin “özür talebi” ve Mavi Marmara baskınında ölenlerin ailelerine “tazminat ödenmesinde” görüş birliğine varıldı. Ancak, sorunun giderildiğine dair resmi duyurunun yapılmasına kısa süre kala Netanyahu, pamuk ipliğine bağlı koalisyon hükümetinin yıkılacağı endişesiyle özürden vazgeçip, “üzüntü bildirmeyi” tercih etti.

Lieberman korkusu

Netanyahu hükümeti buna gerekçe olarak, Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın “özrü” bahane ederek hükümeti yıkabileceğini ve İsrail kamuoyuna daha etkili aşırı sağcı propaganda yapabileceğini gösterdi.

Netanyahu’nun temsilcisi Moşe Yaalon, Türk tarafına “Kamuoyu baskısını anlamanız lazım” mesajını verince, Ankara’nın da yanıtı benzer şekilde, “Bizim de kamuoyumuz var ve saldırıya uğrayanlar Türk. Geri adım atmamız söz konusu edilemez” oldu.
hürriyet

6/19/2011

seyyah1906

mhp kaset skandalından sonra istifalarla boşalan başkanlık divanı üyelerini yeniden belirledi

MHP, kaset skandallarının ardından yaşanan istifalarla boşalan Başkanlık Divanı üyelerini yeniden belirledi. Cihan Paçacı’dan boşalan Genel Sekreterliğe İsmet Büyükataman getirilirken, yeni yönetimde bir kadın milletvekili yer aldı. Eskişehir milletvekili Ruhsar Demirel Ali Kadın ve Yan Kuruluşlardan sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı’na getirilirken yeni yönetimde Tuğrul Türkeş de yer aldı.


MHP Merkez Yönetim Kurulu(MYK) yeni yönetimi belirlemek üzere toplandı. Toplantıda Başkanlık Divanı için oylama yapıldı. Oylamada, Cihan Paçacı’dan boşalan genel sekreterliğe İsmet Büyükataman getirildi. Genel Sekreter yardımcılıklarını ise Muzaffer Çakmaklı ve Abbas Bozyel yürütecek. MHP’de Semih Yalçın, Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığına getirilirken, Siyasi İşler ve Parlamentodan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Reşat Doğru, Türk Dünyası ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Ar-Ge’den Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Emin Haluk Ayhan, Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, Aile Kadın ve Yan Kuruluşlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ruhsar Demirel, Mesleki ve Sivil Toplum Kuruluşlarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hamit Ayanoğlu ve Parti İçi Eğitim ve Siyaset Okulu’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı da Mustafa Erdem oldu. MHP Başkanlık Divanı’nda Faruk Bal, Münir Kutluata ve Tunca Toskay ise yerlerini korudu.
mynet

6/18/2011

seyyah1906

ermenistan başbakanı türkiye ile önşartsız görüşürüz karabağ için çarpışırız

Türkiye'de 12 Haziran seçimleriyle üçüncü kez iktidara gelen Başbakan Erdoğan ve kurulacak yeni AKP hükümetinin başlıca önceliklerinden biri dış politika olacak.


Ankara, bir yandan Suriye sınırındaki gelişmeleri izlerken, diğer yandan, yıllardır devam eden, Ermenistan'la ilişkilerdeki gerginlik de önümüzdeki günlerde yeniden açılması gereken bir dosya.

Ermenistan ve Azerbaycan arasında bu ay içinde Rusya'da yapılacak görüşmeler, Dağlık Karabağ sorununun çözüme ulaştırılması için bir fırsat olarak görülüyor. Ancak Bakü yönetimi, bu görüşmelerde bir çözüm sağlanamazsa, güç kullanacağı tehdidinde bulunuyor.
Ermenistan Başbakanı Tigran Sarkisyan BBC Türkçe'ye verdiği özel mülakatta, hem Türkiye Ermenistan ilişkilerini hem de Bakü yönetiminin tutumunu değerlendirdi.

6/13/2011

seyyah1906

türkiye ile gerilim yaşayan israil seçimlerden sonra yeni bir sayfa açmak istiyor

Son iki yıldır Türkiye ile büyük gerilim yaşayan İsrail, 12 Haziran seçimlerinin ardından ilişkilerde yeni bir sayfa açmak istiyor.


İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın seçim zaferinden sonra yeni Türk hükümetinin, Gazze'ye yeni filo gönderilmesini engelleyeceğini umduklarını söyledi.

Ayalon, İsrail devlet radyosuna yaptığı açıklamada, ''Türk hükümetinin provokatör bir filoyu cesaretlendirmemesini istediğimiz açıktır. Sorumlu bir hükümetin uluslararası hukuka aykırı davranmayacağını ve vatandaşlarının tehlikeli bölgelere gitmesini engelleyeceğini umuyoruz'' ifadesini kullandı. Ayalon, şunları kaydetti:

''Bu seçim yeni bir sayfa açmak için bir fırsattır. Bu bize bağlı değil, Türklere bağlıdır. Onlardan daha sorumlu, dengeli ve ağırbaşlı bir siyaset umuyoruz. Çözümler bizde değil, Ankara'da. Türkiye'yi düşman bir ülke gibi görmüyoruz. Türklerin, İsrail ile ilişkilerde bir ya da iki yıl önce esasen kendileri tarafından oluşan kötüleşmeden sonra önemli bir adım atmayı kabul etmelerini umuyoruz.''

Mavi Marmara tekrarlanır mı?

İsrail’in Gazze’ye hava operasyonu düzenlediği 2008 yılı sonundan bu yana gerginlik yaşayan Ankara ile Tel Aviv arasında ilişkiler, geçtiğimiz yıl Gazze’ye yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine İsrail ordusu tarafından düzenlenen operasyonla dibe vurmuştu. 31 Mayıs 2010 tarihinde yaşanan olayda, 9 Türk vatandaşı yaşamını yitirmişti. Türk hükümeti, İsrail’den özür ve tazminat talebine bugüne kadar olumlu karşılık bulamadı.

Gazze’ye ablukayı delmeyi amaçlayan ve aralarında İstanbul merkezli İnsani Yardım Vakfı’nın (İHH) da bulunduğu kuruluşlardan gönüllüler, “2.Özgürlük Filosu” gemileriyle, 20 Haziran tarihinde demir almaya hazırlanıyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, yeni bir kriz yaşanmaması için İsrail'in birkaç hafta içinde kurulacak yeni Filistin hükümetini tanıması ve ablukayı kaldıracağını açıklaması gerektiğini belirtmişti. Davutoğlu, bu koşullarda, sivil toplum örgütlerinin Gazze'ye yardımları Refah kapısından ulaştırabileceğine işaret etmişti Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin sivil toplum kuruluşlarını engellemesinin söz konusu olmayacağını, ayrıca yardım konvoyunun bir hükümetin ya da bir ülkenin yönlendirmesi ile hareket etmediğini söyleyerek, "Ne 'yap' diye teşvik etmiştir Türkiye, ne de 'yapma' diye bir talimat verebilir" demişti.

İran’dan AKP hükümetine mesaj

İsrail ile Türkiye arasında soğuk rüzgârlar esmeye devam ederken, İsrail yönetiminin en büyük tehdit olarak gördüğü İran, Türk hükümetiyle ilişkilerini daha da geliştirmek istiyor.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, 12 Haziran seçiminin ardından AKP hükümeti ve Başbakan Erdoğan’ı ilk kutlayan liderlerden oldu. Ahmedinejad, mesajında sonuçların Türkiye için hayırlı olması temennisinde bulundu.

İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi de Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nu telefonla arayarak AKP'yi seçim başarısından ötürü tebrik etti. Salihi, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi yönünde çok parlak bir gelecek gördüklerini kaydetti.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/AFP/AA, AŞ/AG