En Yeniler
insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10/03/2013

seyyah1906

Uluslararası Af Örgütü Gezi protestoları raporunda yaptırım talep etti

Türk polisinin orantısız güç kullanımını ağır bir şekilde eleştirdi.
Uluslararası Af Örgütü Gezi protestoları raporunda yaptırım talep etti
Uluslararası Af Örgütü, Gezi protestoları sırasında Türk polisinin orantısız güç kullanımını ağır bir şekilde eleştirdi. İstanbul’da açıklanan raporda, protestolar esnasında insan hakları ihlâlleri yaşandığına dikkat çekilerek sorumluların cezalandırılması talep edildi.


Raporda, Türk polisinin İstanbul ve diğer kentlerdeki göstericilere orantısız şiddet kullandığı, 15 Temmuz 2013 tarihine kadar ağır mühimmat, biber gazı, TOMA, plastik mermi ve copla müdahale sonucu en az 3 göstericinin öldüğü ve 8 bin kişinin de yaralandığı belirtildi. Bunlardan en az 61’inin ağır yaralandığı kaydedildi. Raporda 15 Temmuz'a kadar toplam 4 bin 900 kişinin de gözaltına alındığı ifade edildi.

Türk Tabipler Birliği de 104 kişinin başından ağır yaralandığı ve 11 kişinin bir gözünü kaybettiğini bilgisini aktarmıştı.

Polis ve adli kurumlara getirilen eleştiriler

Raporda polisin plastik mermileri, göstericilerin kafa ve vücutlarının üst kısmını hedef alarak ateş ettiği belirtiliyor. Protestocuların ve katılımcıların üzerine düzenli olarak biber gazı kapsülleri atıldığı kaydedilen raporda, biber gazının kısmen bazı özel ev ve binalara, revir ve tıbbî malzemelerin bulunduğu yerlere atıldığı, bu şekilde yüzlerce kişinin yaralandığı ve görgü tanıklarının ifadelerine göre en az bir kişinin de biber gazı nedeniyle öldüğü bilgisine yer veriliyor.

Polis memurları, şiddete hazırTOMA’ların su depolarına kimyasal maddelerin karıştırıldığına da dikkat çekilen raporda, kadın göstericilerin kolluk kuvvetleri tarafından sözlü ve fiziksel cinsel tacize maruz kaldıkları da vurgulandı.

Raporda insanların barışçıl gösteri yapma özgürlüğüne zalimce engel olunduğu belirtilirken "Polis memurları, şiddete hazır göstericilere karşı orantısız güç uyguladı. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) yönetmeliklerine göre; taş atan bir kişi nedeniyle bütün protesto gösterisi, otomatik olarak barışçıl olmayan bir gösteriye dönüşmez. Yetkililerin münferit olarak bu kişilere müdahale etmesi gerekirdi, barışçıl gösteri yapan tüm kalabalığa değil" ifadeleri yer aldı.

Uluslararası Af Örgütü’nün Almanya temsilcisi Selmin Çalışkan da "barışçıl gösteri yapanların, Türk polisinin bütünüyle orantısız şiddet ve kötü muamelesine maruz kaldığı" değerlendirmesinde bulundu ve Türk adli kurumlarının aleni bir şekilde polis şiddetinin sorumlularına karşı ciddi bir soruşturma başlatmadığını ifade etti. Çalışkan, aksine protestocular ve gösterileri organize eden kişiler hakkında "kısmen absürt suçlamalarla" soruşturma açıldığını vurguladı.

Türk hükümetine tavsiyeler

Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ali İsmail Kormaz’ın ölümüneAf Örgütü, "Türk hükümeti, barışçıl gösterilere saygı göstermeyi öğrenmek zorunda. Hükümet polisin yasal, barışçıl protestoları koruması ve şiddet kullanmamasını güvence altına almalı. Şiddet ancak gerçekten gerekliyse kullanılmalı, örneğin bir insan hayatını kurtarmak söz konusu ise" talebinde bulundu. Ayrıca gazetecilerin gelecekte görevlerini yapmalarının engellenmemesi ve hiçbir tehlikeye maruz kalmadan gösteriler hakkında haber yapabilmelerini talep etti.

Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ali İsmail Kormaz’ın ölümüne ve cinsel tacize uğrayan birçok kişinin ifadelerine değinen 71 sayfalık raporda, ayrıca Türkiye hükümetine karşı yaptırımlar talep ediliyor. Raporda, Türkiye’ye gösterileri kontrol etmekte kullanılan maddelerin transferini yapan ülkelere bazı tavsiyelerde bulunuldu.

Söz konusu ülkelere Türk yetkililer aşırı ve keyfi güç kullanımı iddiaları hakkında acil, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma başlatana kadar gösterilerde kullanılan kimyasal madde ya da mühimmatların transferini durdurması önerildi. Raporda adı geçen ülkeler arasında Brezilya, ABD, Çin, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Hindistan, İsrail, Güney Kore, İngiltere de bulunuyor.

Hazırlanan rapor için Uluslararası Af Örgütü çalışanları Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, uzmanlar, doktor, avukat, gazeteciler ve İstanbul, Ankara, Antakya ve İzmir’de protestolara katılan göstericilerle görüşmeler yaptı. Örgütün görüştüğü kamu görevlileri arasında İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da bulunuyor.

Deutsche Welle Türkçe

3/14/2012

seyyah1906

bülent arınç'tan sivas davasının zamanaşımı ile ilgili ilginç açıklaması

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Sivas Davası’nın zamanaşımından düşmesini değerlendirdi.
Arınç, “Bu katliam gibi feci olayda kusuru bulunan veya kusurlu oldukları düşünülen kamu görevlileri hakkında bir soruşturma başlatılıp bunlarla ilgili bir yargılama yapılabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Arınç MÜSİAD 12. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Arınç Sivas Davası’nın zamanaşımından düşmesi ile ilgili değerlendirmesinde kararla ilgili Yargıtay süreci olduğunu ve sürecin henüz tamamlanmadığını hatırlatan Arınç “Şüphesiz Türkiye’de süreç tamamlanırsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci var. Belki o zamana kadar Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru imkanı da yürürlüğe girecektir. Dolayısıyla o imkanın kullanılması da mümkün” dedi.

-“SORUŞTURMA BAŞLATILABİLİR”-

Mahkemenin verdiği karar mevcut sanıkların, kamu görevlisi olmamasıyla ilgiliyse burada yapılacak bir başka işlem daha olduğunun da altını çizen Arınç, dün gazetelerde yer alan Eski Sivas milletvekili Ziya Halis’in açıklamalarına değindi. Arınç şunları söyledi:

“Ziya Halis olaylar sırasında başta Vali olmak üzere, dönemin İçişleri Bakanı’nın, Başbakanı’nın, Başbakan Yardımcısı’nın olayda ihmali olduğu kanaatinde. Daha önce 28 Şubat Belgeseli’nde Sayın Mehmet Ali Birant’a bu konuya ışık tutun bazı açıklamalar yapmıştı. Bende biliyorum ki ne zaman Madımak Olayı konuşulsa, dönemin valisiyle Ankara’daki bürokratların olaya kayıtsız kaldıkları Sivas’ta mevcut askeri olayları yatıştırmak üzere devreye sokmadıkları, olaya basit bir olaya gözüyle baktıkları ve göz göre göre insanların otelde mahsur kalarak yapılmasına sebebiyet verdikleri yolunda ciddi iddialar var. Mademki mahkeme ‘kamu görevlisi olsaydı yargılamaya devam ederdik’ diyor, belki yıllar sonra olacak ama olayın bu boyutunun yeni bir sayfasını açması da mümkün. O da şudur bu katliam gibi feci olayda kusuru bulunan veya kusurlu oldukları düşünülen kamu görevlileri hakkında bir soruşturma başlatılıp bunlarla ilgili bir yargılama yapılabilir. Dönemin valisinden, İçişleri Bakanı’ndan, hükümette sorumlu kişilerden ve olay sırasında görüşmeler yapıldığı iddia edilen kişilerden, olaya kayıtsız kalanlardan bu olayın sonuçlanmasında şu veya bu şekilde katkısı bulunanlardan, kimlerse o kişiler, onlar hakkında bir soruşturma yapılarak asli fail olmasalar bile olaya dolaylı olarak sebebiyet verdiği iddia edilen kişilerin yargılanması da bence bu yargılamadan daha önemlidir. Dolayısıyla savcılarımızın bu iddia üzerine bir soruşturma yapmasında ben şahsen fayda görüyorum.”

-“İNSAN HAYATI HER ŞEYDEN DAHA DEĞERLİ”-

Arınç, bir gazetecinin Esenyurt’ta ölen işçilerin sigortaların olay olduktan sonra yapıldığı yönündeki iddialara ilişkin bir sorusunu da yanıtladı. Trilyonluk yatırımların yapıldığı, milyarlık harcamaların yapıldığı bir iş yeri inşaatında insan hayatının bu kadar ucuz görülmemesi gerektiğine vurgu yapan Arınç “İnsan hayatı her şeyden daha değerli. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusunda her firma üzerine düşeni mutlaka yerine getirmek zorunda. Eğer yanıcı maddelerden basit çadırlarda insanlar barınmaya muhtaç edilmişse bu bile insanlık suçudur. Dolayısıyla en azından bu olay sebebiyle iş güvenliği konusunda işverenlerin, insan hayatına verdikleri değerler konusunda, işçilerimizi çok basit koşullar altında hayatlarını sürdürmeleri konusundaki tüm eksiklikler gözden geçirilmeli ve bu konuyla ilgili mevcut yasalardaki imkanlar işletilmeli, eksik geliyorsa da ne gerekiyorsa yapılmalı. Bence o 236 milyon dolarlık olduğu iddia edilen inşaatın 10 tanesini bir araya getirip 10 tanesiyle çarpsanız orada vefat eden bir tane yurttaşımızdan daha kıymetli değil. O kardeşlerimize de Allahtan rahmet diliyorum” değerlendirmesinde bulundu.

12/24/2011

seyyah1906

sarkozy cevap verdi fransanın inançları vardır insan hakları tarihe saygı

FRANSA Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Fransız Ulusal Meclisi’nin soykırımın inkarını suç sayan yasayı onaylamasının ardından bir dizi yaptırım açıklayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı sessizliğini dün ilk kez bozdu.
Sarkozy, Çek Cumhuriyeti’nin geçen pazar ölen eski cumhurbaşkanı Vaclav Havel’in cenazesi için geldiği Prag’da yaptığı açıklamada, “Fransa’nın kimseden ders almaya ihtiyacı yok” diye konuştu.

Gazetecilere açıklama yapan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy şunları söyledi: “Fransa, sakinliğini ve soğukkanlılığını korumalı. Fransa politikasını bağımsız olarak belirler. Kimseden onay beklemez. Fransa’nın inançları vardır: İnsan hakları, tarihe saygı... Bundan 10 yıl önce Fransa Ermeni soykırımını tanıyan bir yasayı oyladı. 1.5 milyon Ermeni katledildi. Fransa’nın ilkeleri var.

Fransa bir mesaj veriyor: Her ülke kendi geçmişini gözden geçirmek için çaba göstermelidir. Fransa kimseye ders vermiyor, ama kimseden de ders almaya ihtiyacı yok. Türk dostlarımızın inançlarına saygı duyuyorum. Türkiye büyük bir ülke, büyük bir kültür. Ama onlar da bizim inançlarımıza saygı göstermeli. İnançlarının doğru olmadığını söylemek her zaman zordur, ama zor olanı yapmak her zaman sonunda kazandırır.”

Fransa’da ise Sarkozy’yi eleştiren sesler yükseliyor. Orne Senatörü ve NATO Parlamenterler Meclisi üyesi Nathalie Goulet şöyle konuştu: “Cumhurbaşkanı, hafızanın ve onun unutkanlıkları ile saplantılarının bulunduğu Pandora kutusunu açtı. Bugün Türkiye yanıt veriyor ve bize Cezayir’deki geçmişimizi hatırlatıyor. Senatonun, yasama alanındaki bu yanlış gidişe bir son verip, tarihçilerin işlerini yapmasına imkan sağlayacağını ümit ediyoruz. Türkiye 100 adet Airbus uçağının siparişinden vazgeçtiğinde Cumhurbaşkanı ne diyecektir?” Aşırı sağcı FN Lideri Marine Le Pen ise “Sarkozy son derece sorumsuz bir şekilde, seçim kaygılarıyla bu yasayı getirdi. Bunun Fransa’ya zararı büyük olacak” dedi.

7/28/2011

seyyah1906

chp mustafa balbay ve mehmet haberal için avrupa insan hakları mahkemesine başvuruyor

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, ''CHP olarak, tutuklu milletvekillerimiz adına; AİHM Sözleşmesi'nin ihlal edildiği, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkının, seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği kanaatindeyiz. Buna ilişkin olarak AİHM'e başvuruda bulunuyoruz. Ayrıca tutukluluk halleriyle ilgili olarak da tedbir isteminde bulunuyoruz'' diye konuştu.
AİHM'e ne zaman başvurulacağına ilişkin soruya Tarhan, ''Bunun çalışmasını yapıyoruz, bunun çalışması yapılıyor. CHP, değerli arkadaşlarımıza destek veriyor. Şu anda Haberal'ın çalışması yapılıyor. Tedbir istenmesini önemsiyoruz. Sağlık durumu, ileride sakınca yaratabilir, bu nedenle Haberal ile ilgili tedbir kararı verilmesini umut ediyorum. Balbay'ın çalışması ise tamamlandı'' karşılığını verdi.



''Bir takım tarifeler hazırlanmış"

''Anayasa çalışmaları henüz başlamadan, bırakın içerik, yöntem konusu da dahil detaylı bir tarifeyle karşılaşıyoruz'' diyen Tarhan, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın açıklamalarının bu yönde olduğunu söyledi.

Bir takım tarifeler hazırlandığını, bu tarifelerin uygulanmasını doğru bulmadıklarını kaydeden Tarhan, derslerini iyi çalıştıklarını, son dakikaya bırakmadıklarını, ödevlerini yaptıklarını ifade etti. Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Derslerini çalışmaları gerektiği fikrine katılıyoruz. Özellikle demokrasi, özgürlükler ve yargı bağımsızlığı alanında sınıfta kalmışlardı. Özellikle bu konularda derslerini iyi çalışmaları gerekiyor. Zaten bunu da kendileri itiraf ediyorlar. Temel hak ve özgürlükler bağlamında çok ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. Başbakan'a topuk selamı verilmemesinin cezalandırıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Protesto edenlerin, Hopa'da sürek avına tabi tutulduğunu izliyoruz. Örgütlenme hakkının, verilen bir kararla Yargı-Sen'in kapatılmasıyla çok ağır şekilde baltalandığını duyuyoruz. Lanetle kınıyorum; örgütlenme özgürlüğüne, yargı bağımsızlığına çok ağır bir darbe. Bağımsız yargının aslında bağımlı yargı haline getirildiğini izliyoruz. Protesto eden gençlere 4 yıla kadar hapis isteyen yargı mekanizmasının, Habur'da 34 teröristin savunmasını 4 saatte aldığını biliyoruz. Tutuklu milletvekillerimizin, tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, bazı sanıkların yaklaşık 4 yıldır sorgusunun yapılmamasına dayanabildiğini de görüyoruz. 4 saatte 34 kişinin sorgusunu yapan bağımsız yargı, 4 yıla yakın savunması alınmadığı için bazı sanıkların tutukluluklarının devamına karar verebiliyor.
Ancak CHP olarak, tutuklu milletvekillerimiz adına; AİHM Sözleşmesi'nin ihlal edildiği, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkının, seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiği kanaatindeyiz. Buna ilişkin olarak AİHM'e başvuruda bulunuyoruz. Ayrıca tutukluluk halleriyle ilgili olarak da tedbir isteminde bulunuyoruz.''



''Çalışmamız çok teknik, ayrıntılı"

AİHM'e ilişkin başvuruda iç hukuk sürecinin tükenip tükenmediği sorusunu Tarhan, ''İç hukuk süreci, tutuklamanın devamına ilişkin verilen bir kararda zaten tükenmiştir. Eğer CMK 309'u, kanun yararına bozmayı kast ediyorsanız, AİHM, 309'u etkili bir başvuru yolu olarak tanımamaktadır. Çünkü Adalet Bakanı'nın doğrudan inisiyatifine tabi kılınmıştır. Bu nedenle iç yargı yolları tüketilmiştir'' diye yanıtladı.

Ne zaman başvuracaklarına ilişkin bir soru üzerine Tarhan, ''Bunun çalışmasını yapıyoruz. CHP, bu konuda değerli arkadaşlarımıza destek veriyor. Şu anda Sayın Haberal'ın çalışması yapılıyor. Tedbir istenmesini önemsiyoruz. Çünkü tutukluluk tedbiri de gerektiren bir durumdur. Gecikmesinde sakınca görülen bir haldir. Sağlık durumu ileride sakınca yaratabilir, vehamet taşımaktadır. O nedenle tebdir kararı verilmesini de umut ediyorum. Balbay'a ilişkin hazırlık tamamlandı, Haberal'ın çalışması sürüyor'' diye konuştu.

Tarhan, başvurunun, Ağustos'un ortasını bulup bulmayacağına ilişkin soruyu yanıtlarken, daha kısa da sürebileceğini bildirdi.

Tutuklu milletvekillerinin Ağustos başında yapılacak duruşmasından önce başvurunun olup olmayacağına ilişkin soruya Tarhan, ''Onu sağlayacağımızı umut ediyorum. Çalışmamız çok teknik, ayrıntılı. Elimizden geleni yapıyoruz'' karşılığını verdi.

Başvuruların kişisel olduğuna işaret eden Tarhan, CHP olarak arkadaşlarının bu çalışmalarına hukuksal olarak destek verdiklerini, süreci yakından takip edeceklerini bildirdi.

Tedbirle ilgili olarak geçmişte AİHM'in trajik bir uygulaması olduğuna dikkati çeken Tarhan, ''İranlı bir mültecinin tedbir talebi kabul edilmediği için İran'da asılması yönünde bir sonuçla karşılaşılmış. Bu olumsuz kararın, bizim açımızdan olumlu bir karara dönüşmesini umut ediyorum'' dedi.

Özel bir tedbir istemlerinin de olacağını belirten Tarhan, Haberal'ın tutukluluğun, sağlık nedenleri dolayısıyla sakıncalı gördükleri için bir tedbir kararı beklentisi içinde olduklarını kaydetti.

Tarhan, tutuklu milletvekillerinin duruşmasına CHP olarak katılıp katılmayacaklarının sorulması üzerine, bununla ilgili henüz bir görüşme yapmadıklarını, konuyu değerlendireceklerini belirtti.


''İktidar, bunun hesabını vermeli"

Son günlerde dönemsel bir kriz çığırtkanlığı yapıldığını belirten Tarhan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''Kriz teğet bile geçmeyecek'' açıklamasına işaret etti. Tarhan, bazı iktidar mensuplarının ''Kriz var, paranıza sahip çıkın'' mesajları verdiğini ifade ederek, ekonomideki sirkülasyonun bir dönem için durdurulduğunu, doların fırladığını söyledi.

Tarhan, ''Böyle dönemsel bir süreç neden yaşandı, arkasında hangi neden yatıyor, bu süreçte kimlerin malvarlığı arttı, borsa manipülasyonu ile bunun bir farkı var mı? Bu, Hükümetin gözetiminde bir kısa süreli hareketlenme mi?'' sorularını yöneltti.

Merkez Bankası Başkanı'nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın söylemleri doğrultusunda bir açıklama yaptığını ancak bir hafta önceki açıklamasının tam tersi olduğunu ve doların fırlamasına zemin hazırladığını söyleyen Tarhan, ''Bu bir haftalık süreçte ne değişti, kimlerin cebine ne kadar para girdi; bunun hesabının iktidar tarafından verilmesi gerekiyor'' dedi.

7/15/2011

seyyah1906

mhp'nin önerisiyle meclisten ortak tavır iktidar partisi ve muhalefet deklarasyon hazırlıyor

AK Parti, CHP ve MHP Grup Başkanvekillerinin ortak imzasını taşıyan açıklamada, milletin birliğine, ülkenin bütünlüğüne, devletin tekliğine karşı girişilen siyasi ve silahlı saldırıların sonuçsuz kalmaya mahkum olduğu belirtilerek, ''Milli güvenliğin sağlanmasından Meclisimize karşı sorumlu olan Hükümetin, hukuk devleti, demokrasi ilkeleri ve insan haklarına saygı çerçevesinde terörle ve bölücü girişimlerle mücadele için seferber edeceği her adımda yanında olacağız'' denildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, siyasi parti gruplarının başkanlığa verdiği ortak imzalı önergeyi okudu. AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ve MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural imzalı ''TBMM açıklaması'' başlığını taşıyan açıklamada, bölücü terör örgütünün, hain saldırıları sonucu, devletin ve milletin birlik, bütünlüğünü korumak için mücadele eden kahraman güvenlik güçlerinden 13 askerin şehit olduğu belirtildi.


Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

''TBMM'nin manevi varlığının ayrılmaz bir parçası olan bütün şehit askerlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve büyük Türk milletine başsağlığı diliyoruz.


Hiçbir güç, Türkiye devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü sarsamayacaktır. Milletimizin birliğine, ülkemizin bütünlüğüne ve devletimizin tekliğine karşı girişilen siyasi ve silahlı saldırılar neticesiz kalmaya mahkumdur.


Milli güvenliğin sağlanmasından yüce Meclisimize karşı sorumlu olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin, hukuk devleti, demokrasi ilkeleri ve insan haklarına saygı çerçevesinde terörle ve bölücü girişimlerle mücadele için seferber edeceği her adımda yanında olacağız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terörle mücadelesi, demokratik, meşru ve hukukidir. Milletimizden aldığımız güçle, TBMM'de grupları temsil eden milletvekilleri adına yüce Türk milletine saygıyla arz ederiz.''


Bu arada Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay AK Parti'nin terörle mücadele için muhalefetle görüşeceğini söyledi.

7/06/2011

seyyah1906

kılıçdaroğlu vatandaşın oyuna sahip çıkacağız ki demokrasiye sahip çıkalım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grubunun basına kapalı yapılan toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. ''İnsanlık tarihi, demokrasi insan hakları ve özgürlük yolunda bedel ödeyenlerle doludur'' diyen Kılıçdaroğlu, dünyada o bedel ödeyenlerin sayesinde kazanımlar elde edildiğini ifade etti.
Kılıçdaroğlu, ''Türkiye'de insan haklarının, evrensel hukukun, demokrasinin, seçme ve seçilme hakkının eksiksiz uygulanması için her bedeli ödemeye hazırız. Tehdide ve şantaja asla ve asla boyun eğmeyeceğiz.
Biz bir demokrasi mücadelesi, insan hakları mücadelesi veriyoruz. Seçme ve seçilme hakkının önündeki engellerin kaldırılması ve demokrasi, milli iradenin önündeki engellerin kaldırılması mücadelesi veriyoruz'' diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, kendilerinin ''tek adamın egemen olduğu ülkeyi değil, yurttaşların egemen olduğu Türkiye'yi savunduklarını'' kaydetti.



'Tehdide ve şantaja asla ve asla boyun eğmeyeceğiz'

Kılıçdaroğlu, insanlık tarihinin, demokrasi, insan hakları ve özgürlük yolunda bedel ödeyenlerle dolu olduğunu, bütün dünyada, o bedel ödeyenlerin sayesinde kazanımların elde edildiğini söyledi. Türkiye'de insan haklarının, evrensel hukukun, demokrasinin, seçme ve seçilme hakkının eksiksiz uygulanması için her bedeli ödemeye hazır olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, ''Tehdide ve şantaja asla ve asla boyun eğmeyeceğiz. Biz bir demokrasi, insan hakları, seçme, seçilme hakkının ve milli iradenin önündeki engellerin kaldırılması, demokrasi mücadelesi veriyoruz. Biz, baskıcı bir rejimi değil, özgürlüğün olduğu bir rejimi savunuyoruz. Biz, tek adamın egemen olduğu bir ülkeyi değil, yurttaşların egemen olduğu bir Türkiye'yi savunuyoruz'' diye konuştu.

Milli iradenin tutuklu olduğunu, CHP'nin bu demokrasi ayıbını içine sindiremediği için bu tavrı geliştirdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, halkın seçtiği, ''Parlamentoya git, benim adıma konuş'' dediği kişilerin, parlamentoya gelemediğini, buna yasal hiçbir engelin de bulunmadığını söyledi. Bu engelin kalkması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, kalkmadığı takdirde demokrasinin bir ayıpla karşı karşıya olacağını, bu ayıbı ortadan kaldırmaları gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, Türkiye'ye çok partili rejimi ve demokrasiyi getiren parti olarak CHP'nin, demokrasinin, hukuk devletinin, güçler ayrılığının ve milli iradenin ayaklar altına alınmasına karşı çıktığını belirterek, ''O nedenle bu tavrı takınıyoruz'' dedi.


'Yurttaşın oyuna sahip çıkamayan parti'

CHP'nin, güçler ayrılığı ilkesine inandığını, yargı vesayetine, yargı üzerindeki vesayete karşı olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, yargının bağımsız, tarafsız olması, birilerinin vesayeti altında olmaması gerektiğini vurguladı. Kendilerine, ''Sorunu çözmek için biz yargıya telefon mu edelim'' denildiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Hiç kimsenin, yargıya telefon etmesini istemeyiz, böyle bir talebimiz de asla olamaz. CHP, her vatandaşın verdiği oya saygılı olduğu için ve her yurttaşın oyuna sonuna kadar sahip çıktığı için bu tavrı sergiliyor. Bir vatandaşın oyu bile bizim için çok önemlidir. O vatandaşın oyu, bizim başımızın üstündedir. O vatandaşın oyuna sahip çıkacağız ki demokrasiye sahip çıkalım. Vatandaşın oyunu görmezlikten gelip, başka söylemler geliştirenler, demokrasiye ihanet ediyorlar. Bizim hedefimiz her yurttaşın oyuna sonuna kadar sahip çıkmaktır. CHP olarak şunu çok açık ve net söylüyoruz, kendi yurttaşın oyuna sahip çıkmayan, çıkamayan parti, ülkesinin çıkarlarına, demokrasiye, milli iradeye, temel hak ve özgürlüklere de sahip çıkamaz. CHP, Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin imzaladığı, uluslararası anlaşmalara, sözleşmelere saygı duyar. Bu saygının gereği olarak, Anayasa'nın 90. maddesinin hayata geçirilmesinin uygulanmasının gerekliliğine inanır. Mademki siz uluslararası arenada saygın bir ülke olacaksınız, uluslararası sözleşme imzaladınız, bunlar iç hukukun üstünde olsun diye anayasayı değiştirdiniz, 90. maddenin gereğini yerine getirmek durumundayız. Yerine getirmediğimiz zaman, anayasayı da ihlal etmiş oluyoruz.''



'Hedefimiz, evrensel hukuku, demokrasiyi Türkiye'ye getirmektir'

Kılıçdaroğlu, CHP'nin, insan haklarını, demokrasiyi her yerde ve her koşulda savunduğunu, bunun temel görevleri olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, ''CHP, milli iradenin sonucu olarak tecelli eden, seçme ve seçilme hakkını askıya alan, uluslararası hukuk anlayışına ters düşen uygulamalara karşı çıkar. Hedefimiz, evrensel hukuku, demokrasiyi, özgürlükleri Türkiye'ye getirmektir'' dedi. CHP'nin, parlamentonun işlevini el kaldırıp, indirme olarak görmediğini, ancak bazılarının öyle gördüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, bunun demokrasi olmadığını kaydetti.

Kılıçdaroğlu, yürütme organının her dediğini koşulsuz olarak yerine getiren bir parlamentonun, sağlıklı çalışmadığını belirtti. Kılıçdaroğlu, CHP'nin güçler ayrılığı ilkesine inancı gereği, yargının, yürütmenin, yasama organına müdahalesini kabul etmediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, CHP'nin, haklarında hiçbir mahkumiyet kararı bulunmayan, TBMM'ye gelip, yemin etmeleriyle ilgili hiçbir hukuksal engel olmayan milletvekillerinin hapishanelerde tutularak, parlamentoya getirilmemesini, yemin etme haklarının engellenmesini demokrasi ayıbı olarak gördüğünü kaydetti.

'Hangi vicdanla bağdaştıracağız'

''Her türlü yasal prosedüre uygun olarak, halkın oylarıyla seçilip gelen milletvekillerinin yemin etmeleri engellenerek, hukuksuz şekilde hapiste tutulmalarını hangi vicdanla bağdaştıracağız?'' diye soran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: ''CHP, Recep Tayyip Erdoğan'ın parlamentoda olmaması olayında olduğu gibi, bugün de demokrasi inancının gereği olarak kendisine yakışanı yapıyor ve halkın vicdanı olmayı sürdürüyor. CHP, seçimlerden önce uzun tutukluluk sürelerinden şikayet edenlerin, seçimlerden sonra bu söylemini rafa kaldırıp, hiçbir hüküm giymemiş milletvekillerinin yemin etmemesini olağan karşılayan, iki yüzlü siyaset anlayışını da şiddetle reddediyor. CHP, tutuklu milletvekillerinin yeminden sonra yargılanmamalarına da karşı; yargılanabilirler, öyle bir talebimiz yok, dokunulmazlık da af da istemiyoruz. İstediğimiz milli iradenin tecelli etmesi, milletin oylarıyla seçilen milletvekillerinin gelip parlamentoda yemin etmeleri. CHP, sadece ve sadece hukukun üstünlüğünü, TBMM'de halkın iradesinin egemen olmasını, evrensel hukukun gereği olarak, seçilen milletvekillerinin yeminlerini ederek, yasama görevlerini katılmalarını istiyor. Halkın iradesine saygı göstermek, halkın iradesiyle seçilen milletvekillerinin parlamentoya gelmelerini istemek, hangi demokrasi, hangi hukuk sisteminde suç olarak görünüyor?''

'Kayıtlı ve şartlı'

Meclis Genel Kurulunda, Mustafa Kemal'in, ''Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir'' sözünün yer aldığına işaret eden Kılıçdaroğlu, bu sözün arkasında olduklarını bildirdi. Kılıçdaroğlu, ''Şimdi egemenlik, kayıtsız şartsız milletin değil, kayıtlı ve şartlı milletin olmaya başladı. Olmaz öyle şey. Milletin iradesi her şeyin üstündedir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacaktır. Bizim mücadelemiz budur, demokrasi mücadelesinin özünde yatan da budur'' dedi.

Kılıçdaroğlu, masumiyet karinesinin, hak mücadelesinde insanlık tarihinin en büyük kazanımlarının başında geldiğini dile getirdi. Herkesin masumiyetinin temel kural olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, kimsenin yargı kararı olmadıkça suçlanamayacağını vurguladı. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: ''Dünyanın bütün çağdaş ülkelerinde var olan kural budur. Masumiyet karinesinin özü de budur. Mevcut durum, bu temel insan hakkının en ağır ihlalidir. Yasama faaliyetinin saygınlığı bakımından da bu tutumun arkasında olacağız. Yani, masumiyet karinesi, bizim temel ilkelerimizden birisidir. CHP, 24. Dönem yasama faaliyetinin bu koşullarda, yargının takdiri altında kaldığı inancındadır. CHP, yasama organı ve 550 milletvekilinin bağımsız olmayan yargının, hukuk dışı takdirine ve takdirin kapsamı alanı içinde olmasına karşı çıktığı için haklı ve hukuki tavrını sürdürecektir.''


'Kaya gibi'

Hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir ortamda sorun yaratan parti olmak istemediklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: ''Sağduyulu düşünen bütün yurttaşlara sesleniyoruz: Biz sokakta yürüyen yurttaşın da güvencesi olsun istiyoruz. Daha dün bir AKP'li milletvekili 'durun bakalım daha başka milletvekilleri de tutuklanacak' diye gözdağı veriyorsa o gözdağının önünde duracak olan kaya gibi CHP olacaktır. Mevcut hukuk sistemi içinde, AKP'nin geliştirdiği ve uyguladığı hukuk sistemi içinde yarın sabahleyin iki gizli tanığın ifadesiyle herkes, her milletvekili, her yurttaş gözaltına alınabilir, aylarca içeride kalabilir. Bir de gizlilik kararı alırsınız, avukatı bile dosyada olanı bilemez. Bu, demokrasi, hukuk ayıbıdır. Onun için seçim meydanlarında söyledik, 'iktidara geldiğimizde özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız' diye. Artık özel yetkili mahkemeler, birilerinin özel yetkili mahkemeleridir, birileri adına karar veren özel yetkili mahkemelerdir. Demokrasi ayıbıdır, hiçbir çağdaş ülkede böyle bir gariplik yoktur.''

CHP'nin Türkiye'nin itibarının sadece içerde değil, dışarda da zedelenmemesi ve yaşanan sorunların çözümü için her türlü çözüme açık olduğunu deklere ettiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, sorun yaratmak istemediklerini, var olan sorunu çözmek istediklerini ifade etti. Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Sorunu, hukuk, demokrasi içinde çözmek istiyoruz. Hukuku, demokrasiyi göz ardı eden çözümlere karşıyız. Birilerine af getirilsin; karşıyız, birilerine dokunulmazlık getirilsin; karşıyız, birilerine özel uygulama yapılsın; karşıyız. Biz, sadece evrensel hukukun kurallarının uygulanmasını istiyoruz. Herkes için istiyoruz. Çünkü, sorun sadece CHP'nin değil, sorun Türkiye'nin sorunudur. Bu sorunu aşma konusunda kararlı irademizi sonuna kadar sürdüreceğiz'' diye tamamladı.


'Elinden tutan yok'

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'i kutlamaya gideceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, ziyaretin bugün olacağını sanmadığını belirterek, ''Sayın Başkan bir koltuğuna ısınsın bakalım'' dedi.

AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın 5 birleşime devamsızlık durumunda CHP'li milletvekilleri hakkında devamsızlıktan işlem yapılabileceğini söylediğinin ifade edilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, ''Elinden tutan yok'' karşılığını verdi.



Basına kapalı toplantıda neler konuşuldu?

Milletvekillerine, "yemin etmeme" kararını vatandaşa iyi anlatmaları için talimat veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz mücadelemizin A ve B planını düşündük. B planımız da var" dedi. Milletvekillerini bugün ve yarın gruplar halinde Genel Merkez'de dinleyecek CHP Genel Başkanı, daha sonra da milletvekillerini kampa alacak.
CHP Grubu, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında basına kapalı toplandı. Toplantıda, milletvekilleri tek tek kendini tanıttı.


Kılıçdaroğlu da kendini tanıttı

Edinilen bilgiye göre CHP Genel Başkanı da kendini tanıttı ve siyasete Deniz Baykal'ın davetiyle girdiğini ifade etti. Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın ise, kendisini oldukça kısa anlatarak, "Adım Deniz, soyadım Baykal" dediği öğrenildi.

Vekillere talimat verdi

CHP Genel Başkanı'nın, milletvekillerine "yemin" kararını halka iyi anlatmaları konusunda talimat verdiği belirtildi. Kılıçdaroğlu'nun, "Çalışın, bu olayı anlatın. Halkla içi içe olun. Aldığımız kararın gerekçesini anlatın. Halkımızla paylaşın. Milletvekilleri bunu yapsın" dediği ifade edildi.


CHP kampa girecek

CHP Genel Başkanı'nın, milletvekilleriyle önümüzdeki günlerde Ankara ya da Ankara dışında bir araya gelineceğini belirterek, "Önümüzdeki günlerde bir araya geleceğiz. Herkes düşüncelerini anlatacak" dediği öğrenildi.

Genel Merkez'de görüşüyor

Öte yandan Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi'nde beşerli gruplar halinde milletvekilleriyle görüşüyor. Görüşmeler yarın da devam edecek.


'A ve B planımızı düşündük'

Yemin etmeme kararının gerekçelerini anlatan Kılıçdaroğlu'nun, "Biz mücadelemizin A ve B planını düşündük. B planımız da var. Bu konuda bir geri adım atılmayacak. Aldığımız kararı halka daha iyi anlatabilmek için daha dikkatli olmamız gerekiyor. Grupta tek ses olsun. Mümkünse arkadaşlar söylemlerine dikkat etsin" dediği öğrenildi.