En Yeniler
kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9/10/2011

seyyah1906

mısırlı gösterici başbakan erdoğanı destekliyoruz ve ziyaretini dört gözle bekliyoruz

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın pazartesi günü resmi bir ziyarette bulunacağı Mısır’da da İsrail krizi yaşanıyor.
Geçen ay iki ülke sınırında 6 Mısır askerinin İsrailli güvenlik güçlerince öldürülmesinden beri tırmanan gerilim, dün başkent Kahire’deki İsrail büyükelçiliği önünde yaşanan olaylarla doruğa ulaştı.

Protestocular İsrail Büyükelçiliği'ne girdi

Cuma namazını Tahrir Meydanı’nda kılan 15 bin göstericiden yaklaşık 10 bini Nil Nehri’nin karşı kıyısında bir gökdelenin 22’nci katındaki İsrail Büyükelçiliği’ne yöneldi. Öfkeli kalabalık, saldırı girişimlerinin artması üzerine Mısır yönetimi tarafından inşa edilen 4 metre yüksekliğinde 150 metre uzunluğundaki beton güvenlik duvarını, saatler süren uğraşıların ardından yerlebir etti. Göstericiler, İsrail bayrakları yaktı ve büyükelçinin ülkesine gönderilmesini istedi.

20 kat tırmandılar

Güvenlik duvarının yıkılmasının ardından bazı göstericiler, İsrail Büyüklçiliği’ne ulaşmak için binaya girerken, 10 gösterici, balkonlardan tırmanıp 20’nci kattaki İsrail bayrağını gönderden indirip yırttı. Geçen ay bir boyacı olan Ahmed Şehat, aynı şekilde elçiliğe tırmanıp İsrail bayrağı yerine Mısır bayrağını göndere çekince kahraman haline gelmişti.



İSRAİLLİ DİPLOMATLARI MISIRLI KOMANDOLAR KURTARDI

AFP'ye konuşan İsrailli bir yetkili, elçilik çalışanlarının Mısırlı komandolar tarafından kurtarıldığını söyledi.

İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Altı kişi elçilikte mahsur kalmıştı ve can güvenlikleri konusunda gerçek anlamda endişe duyuyorduk. Ancak sonunda Mısırlı komandoalr tarafından başarılı bir şekilde kurtarıldılar" dedi.

ELÇİLİK TALAN EDİLDİ

MENA haber ajansı, 46 polisin de yaralandığını çatışmalarda 17 kişinin ise gözaltına alındığını duyurdu.

Olaylar sırasında öfkeli kalabalık, saldırı girişimlerinin artması üzerine Mısır yönetimi tarafından inşa edilen 4 metre yüksekliğinde 150 metre uzunluğundaki beton güvenlik duvarını, saatler süren uğraşıların ardından yerle bir etti.

Bir gökdelenin 22’nci katındaki İsrail Büyükelçiliği’ne giren göstericiler, boş elçilik binasını talan etti.

Mısır devlet televizyonu, İçişleri Bakanlığı'nın polis memurlarının iznini iptal ederek, hepsini göreve çağırdığını bildirdi. Mısır Başbakanı İsam Şerif de kabineyi kriz toplantısına çağırdı.

Erdoğan’ı bekliyoruz

KAHİRE’deki İsrail Büyükelçiliği önündeki göstericiler arasında Başbakan Erdoğan’ın posterlerini taşayınlar da vardı. Bir gösterici “Erdoğan’ın İsrail politikasını destekliyoruz, Mısır’ın da Türkiye gibi İsrail Büyükelçisi’ni kovmasını istiyoruz. Başbakan Erdoğan’ı destekliyoruz ve ziyaretini dört gözle bekliyoruz” dedi.

7/30/2011

seyyah1906

bdp'li selahattin demirtaş çok açık söylüyorum kemalizim yerine tayyibizmi oturtmak istemiyorsa

Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının dün gece ani bir kararla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a istifa dilekçelerini vererek emekliye ayrılmak istemesinin yankıları sürerken, BDP'den konuyla ilgili ilk değerlendirme geldi.
BDP Batman milletvekili Bengi Yıldız, komutanların istifa etmelerinin Türkiye açısından bir ilerlemeye tekabül ettiğini belirterek, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin halen sivil iradeye karşı direnen bir mekanizma olduğu göze çarpıyor. Yoksa devletin memuru olan, hükümetin memuru olan insanların istifa etmek suretiyle tepkilerini dile getirmeleri ve bir yerlere mesaj vermeleri demokratik ülkelerde, demokratik hukuk devletinde pek rastlanan bir uygulama değildir. Netice itibarı ile başka arayışlara girmeden istifa etmeleri Türkiye açısından bir ilerlemeye tekabül ediyor. O açıdan da olumludur ama geldiğimiz aşama itibarı ile Türkiye'de artık askerlerin de yavaş yavaş kendi konumları içerisindeki yerlerini öğremeye başladıklarını görüyoruz. Bu da sevindirici bir durumdur" dedi.

"UMUYORUM Kİ BU BİR BAŞLANGIÇ OLUR"

BDP Siirt milletvekili Gültan Kışanak ise bunun olması gereken bir tutum olduğunu belirterek, "Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum, demokratik sistemlerde istifa önemli bir mekanizmadır. Biz de ne yazık ki şimdiye kadar siyasi durumdan, idari organlarda çok kullanılmayan bir yöntemdir. Oysa hizmet kusuru bulunan, hata yapan, yanlış yapan, eksik yapan, kamuoyunda bu yönde hakkında iddialar olan kişilerin, kendi sorumluluk alanında yanlış bir şey ortaya çıktığında bunun bedelini ödemek için istifa etmesi

bir demokratik sistemin parçasıdır. Olması gereken şeydir. Türkiye'de çok işlemediği için bu garipseniyor. Ama umuyorum ki bu bir başlangıç olur; siyasete de idari yapıya da devletin tüm organlarına da böyle bir yaklaşım sirayet eder" diye konuştu.

"TARTIŞMAYA GİRMEKTENSE GÖREVLERİNİ BIRAKMALARI OLMASI GEREKEN BİR ŞEYDİR"

Darbe iddialarıyla yargılanan generallerin olduğunu belirten Kışanak, terfi ve dava tartışmasına girmeden görevlerini bırakmalarının olması gereken bir şey olduğunu belirterek, "Darbe önemli bir iddiadır. Darbe girişiminde bulunmak, bu konuda itham edilen, haklarında iddialar bulunan ve yargılanan generaller var. Bunların davaları ile ilgili ya da terfileri ile ilgili bir tartışma içerisine girmektense Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim kademesindeki kişilerin bu konuda görevlerini bırakmaları, bence demokratik sistem içerisinde olması gereken bir şeydir. Türkiye kamuoyunun bunu fazlaca büyütmeden, fazla başka mana yüklemeden bu süreci geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle bu istifaları hani bir tepki, bir tavır olarak algılamak istemiyorum. Ortada çok ciddi iddialar ve ithamlar var, yargılamalar var, ayrıca kendi görev alanlarına dair ciddi problemler sıkıntılar var. Bu ülkede halen bir JİTEM var mı yok mu diye tartışılıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Yani bu kadar icraatı ve uygulaması olan, vahim sonuçları olan bir kurumun varlığını yokluğunu tartışır hale gelmişken, bu bir problemdir, bu nedenle istifaları saydığım nedenler nedeniyle demokratik sistem içerisinde olması gereken bir tutum ve davranış olarak algılamak istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrı bir güç olmaktan çıkarılıp halkın iradesini temsil eden parlamentoya ve yönetime bağlanması şeklinde düşünülüyorsa bu iyi bir şeydir. Askeri vesayetin kalkması gerekir. Ama bunun yerine birileri başka bir otoriter yönetim inşa ediyorsa bunun karşısına hep beraber çıkmamız gerekir" diye konuştu.

"KOMUTANLAR İSTİFA EDİNCE TÜRKİYE'DE KRİZ ÇIKMIYORMUŞ"

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, komutanların istifa ederek emekliye ayrılmak istemelerinin Türkiye'de şok etkisi oluşturan bir durum olmadığını ve kriz çıkmadığını belirterek, "Görüldüğü üzere Türkiye'de şok etkisi oluşturan bir durum değildir, krize neden olan bir durum da değildir. Demek ki olabiliyormuş. Genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları istifa edince Türkiye'de bir kriz çıkmıyormuş. Ama bundan Türkiye'de askeri vesayet kalkarak yerine sivil demokrasinin geçtiği şeklinde bir anlam da çıkmıyor. En azından biz bunu böyle okumuyoruz. Elbette ki Ergenekon davası darbe iddiaları, bunlar çok ciddi iddialardır, soruşturulması lazım. Kesinlikle böyle suçlara karışan, bulaşan varsa cezalandırılması lazım. BDP'nin bu konudaki tavrı nettir. Ordu içerisinde olur veya dışında olur, darbe girişimi demokrasilerde demokratik parlamenter sistemlerde çok ağır bir suçtur. Bunun soruşturulması lazım. Bu nedenle ordu içerisindeki değişim, görev değişiklikleri ve bu yaşanan tıkanıklıklar bir demokratik sisteme eğrilecek mi eğrilmiyecek mi onu AK Parti'nin duruşu değil, halkın demokratik talepleri ve mücadelesi belirler. Yani AK Parti'ye kalsa mevcut statükonun yerine yeni bir sivil statükoyu inşa etmekten çekinmeyecektir. Bunun zaten güçlü belirtileri var. 'Ordu vesayeti, askeri vesayet kalktı, Türkiye demokratik bir ülkedir' demek için daha erkendir" ifadelerini kullandı.

"ORDU BAŞARILI OLSAYDI BUNLAR YAŞANMAYACAKTI"

Demirtaş, bu durumun başarısız olan komutanlara çıkarılmış olan bir fatura olduğunu savunarak, "Başbakan'ın özellikle yeni anayasa inşa süresinde Kürt sorununun çözümü meselesinde çok somut, inandırıcı, gerçekçi, kucaklayıcı adımlar atması lazım. Eğer sivil vesayet oluşturmak istemiyorsa ben çok açık söylüyorum Kemalizim yerine Tayyibizmi oturtmak istemiyorsa demokrasiyi kesinlikle toplumla buluşturmak zorundadır. Bunun için koşullar her zamankinden uygundur, olgundur. AK Parti'nin ve Sayın Başbakan'ın halkın lehine bu fırsatı değerlendirmesi gerekir. Bir de meselenin şu yönü var: 30 yıllık Kürt sorunu var ve 30 yıldır PKK'ya karşı mücadele eden bir ordu var. Eğer ordu PKK'ya karşı başarılı olmuş olsaydı bunlar yaşanmayacaktı. Dolayısıyla bu, başarısız olan komutanlara çıkarılmış bir faturadır. Bu demek değildir ki sivil otorite başarılıdır. Kürt sorunu olduğu yerde duruyor, komutanlara fatura çıkıyorsa sivil hükümet de kendine fatura çıkarmalı ve Kürt sorunun çözümünckendi görev alanlarına dair ciü artık önüne koymalıdır diye düşünüyoruz" açıklamasını yaptı.

Gazetecilerin istifa ile ilgili olarak, "Bu bir tavır mı?" sorusunu yöneltmesi üzerine, Demirtaş, "Tavır olsa ne olur ?Dün gece itibarı ile 3 saat Türkiye'nin gündemini meşgul etmiştir, Türkiye'nin gündeminden çıkmıştır" yanıtını verdi. (İHA) 

7/28/2011

seyyah1906

kriz bu ülkenin mağdurlarını emeklisini işcisini işsizini deler geçer

Yazılı bir açıklama yapan CHP İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi, Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın, "Daha önce teğet geçecek dedim. Bu sefer teğet geçeceğe de benzemiyor. Daha güçlüyüz" sözlerine yanıt verdi. Çelebi, şöyle dedi:
"Kriz bu ülkenin mağdurlarını, emeklisini, işçisini, işsizini deler geçer. Başbakan'ın 2008 krizinin teğet geçtiği iddiası yanlıştır, hurafedir. Bu halkı kriz delip de geçmiştir."

"Karanlıkta ıslık çalmak"

Türkiye'de çalışanların yarısının TÜİK'in belirlediği açlık sınırının altında çalıştığına işaret eden Çelebi, "Milyarderler zenginliğine zenginlik katarken emekli, işçi, çiftçi, köylü mağdur edilmiştir. Bütün bunlar ortadayken kriz yok demek, karanlıkta ıslık çalmaktır. Kriz ancak dolar milyarderlerini teğet geçmez" dedi.

7/08/2011

seyyah1906

deniz baykal yemin krizinde kılıçdaroğlu'nun tavrını uygun bulmuyor

Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal görüşmesinin ayrıntıları belli olmaya başladı.

Görüşmenin çıkışında "Benim ağzımdan çıkacak bir kelime ile bu kriz çözülmeyecek" dışında bir açıklama yapmayan Baykal'ın Kılıçdaroğlu'na sert eleştirilerde bulunduğu öğrenildi.

Baykal, yemin etmeme tavrına karşı çıktığını söylediği Kılıçdaroğlu'na, "İlk gün tavrımız doğruydu. 133 milletvekili olarak kürsüye gidilerek 'Yemin etmiyoruz' diyerek tavrı gösterebilirdi. Ancak şu an bu sürdürülebilir bir tavır değil" diye konuştu.
Bir an önce yemin edilerek CHP'nin Meclis çalışmalarına katılması gerektiğini dile getiren eski CHP Genel Başkanı, iyi yönetilemeyen krizin derinleştiğine işaret etti.

İktidar partisinin krizi çözmek için girişimde bulunmadığını belirten Baykal, ortaya konan tavrın CHP'ye zarar verdiğini kaydetti.

Şu an yaşananın yemin krizi değil demokrasi krizi olduğunu vurgulayan Baykal, Kılıçdaroğlu'na "Kendi sözlerimizin tutsağı olmamalıyız. İktidarı beklemeden kendi tavrımızı ortaya koymalıyız" dedi.

Baykal: Parti politikasına katkı verdik

Baykal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.

CHP Antalya Milletvekili, eski Genel Başkan Deniz Baykal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile parlamentoda yaşanan son krizle ilgili yaptığı görüşmede, içinde bulunulan durumu ayrıntılı olarak anlattığını, önerilerini sunduğunu belirterek, ''Şu ana kadar partinin izlediği politikaya tam bir katkı verdik, bundan sonra da partinin izleyeceği politikayı destekleyeceğimiz, ona katkı yapacağımız çok açıktır'' dedi.

Görüşmenin uzun sürdüğünü belirten gazeteciye Baykal, ''Öyle mi oldu? Nasıl geçtiğini fark edemedik, hızla geçti'' karşılığını verdi.

Görüşmenin, parlamentoda yaşanan son krizle ilgili olduğunu belirten Baykal, görüşmede bu kriz konusunda çok önemli olduğunu düşündüğü, ciddi, kapsamlı, köklü bir durum değerlendirmesi yaptıklarını söyledi. Baykal, bu konudaki anlayışını Kılıçdaroğlu'na çok açık şekilde ifade ettiğini belirtti.

Baykal, bir önerisinin, formülünün olup olmadığına ilişkin soruyu, ''Partinin izleyeceği politikaya hepimiz destek olmaya çalışıyoruz. Şu ana kadar izlediği politikaya tam bir katkı verdik, bundan sonra da gene aynı şekilde partinin izleyeceği politikayı destekleyeceğimiz, ona katkı yapacağımız çok açıktır'' diye yanıtladı.

Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu'na, partinin politikasının ne olması gerektiğiyle ilgili düşünce ve değerlendirmelerini de ayrıntılı şekilde ilettiğini belirtti. Kılıçdaroğlu, ''Bundan sonrası artık parti yönetiminin, Sayın Genel Başkan'ın alacağı kararlara bağlıdır. O kararlarla ortaya çıkacak yeni durumu hep beraber izleyeceğiz, değerlendireceğiz'' diye konuştu.

Ayrıntılara ilişkin sorulara, ''Bunlara ilişkin bir açıklamanın bir anlamı yok. Beni anlamanızı istiyorum. Bu bunalımı, benim ağzımdan çıkacak bir cümleyle aydınlığa kavuşturma imkanı yok'' karşılığını veren Baykal, Kılıçdaroğlu'na, içinde bulunulan durumu ayrıntılı ve kapsamlı olarak anlattığını, önerilerini, değerlendirmelerini sunduğunu söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın tutumu ile ilgili bir soruya karşılık Baykal, ''Bunların hepsi ile ilgili düşüncelerimi sayın Genel Başkan'a anlattım. Bu ifade ettiğim düşüncelerin önemli olduğunu, ciddi olduğunu kamuoyu önünde bir kez daha vurguluyorum'' dedi.

seyyah1906

kılıçdaroğlu hepimizin şikayetci olduğu bir konuyu çözmüyoruz niye çözmüyoruz?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e, yemin krizinin çözülmesi için grup başkanvekilleriyle ortak çalışma yapılmasını önerdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'i makamında ziyaret etti. Görüşme yaklaşık bir saat sürdü. CHP Genel Başkanı'na, Grup başkanvekilleri Emine Ülker Tarhan, Muharrem İnce, Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın eşlik etti. Ancak görüşme baş başa gerçekleşti.
"Uzun uzun konuştuk"

Basının içeri alınmadığı görüşmenin ardından CHP Genel Başkanı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Basın mensuplarının, "Kriz çözülebiliyor diyebilir miyiz?" sorularına CHP Genel Başkanı, "Kendisini kutlamak için gitmiştim ama bu konuda açıldı. Bu konuyu da uzun uzun konuştuk" dedi. Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
"Sayın Başkan, bu konuda sorunun çözümüyle ilgili olarak düşüncelerimi sordu. Kendisine düşüncelerimi aktardım. Bu sorunun Türkiye'nin bugüne kadar yaşadığı demokratik anlamda ciddi sorunlardan biri olduğunu vurguladım. Cumhuriyet tarihinde ilk kez parlamentonun seçilmiş, hüküm giymemiş yani mahkum olmamış ama tutuklu milletvekilleriyle girdiğini bu sürecin demokrasi ayıbı olduğunu, bunun Türkiye'nin sorunu olmakla beraber bu sorunu biz uygar ülkelerde de anlatmakta zorlanabileceğimizi ifade ettim. Gerek BM gerek AİHS gerek Anayasa'nın 90. maddesi gereği hukukun üstünlüğünün ne kadar önemli olduğunu vurguladım."

"Meclis'i boykot etmiyoruz"

CHP'nin Meclis'i boykot etmediğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
"CHP'nin bu tavrının Meclis'i boykot olarak adlandırılmaması gerektiğini, bu tavrımızın özünde insan haklarının yattığını, çünkü seçme ve seçilme hakkı insan hakkıdır. Bu milletvekilleri mahkum değildir, sadece tutukludur. Parlamentoya gelip yemin etmeleri gerekir. Önlerinde bir anayasal engel yok, yasal engel yok, uluslar arası sözleşmelerden kaynaklanan bir engel yok, engel sadece takdir hakkıyla ilgili bir engeldir. Ve bu sorun yasama organının temel sorunlarından birisidir. Biz hiçbir zaman parlamentoyu kilitlemek, parlamento çalışmasın diye özel bir çaba harcamak gibi özel bir düşüncemiz olmadı. Böyle bir anlayışımız da olmadı. Parlamentoya saygımızın gereği olarak yemin etmedik ama geldik, parlamentoda Genel Kurul'da bulunduk. Amacımız Türkiye'deki bu demokrasi ayıbını gidermekti. Ve Sayın Başkan'a şunu da söyledim. Aslında hükümetin bize teşekkür etmesi lazım. Nedeni de şu, eğer bir demokrasi ayıbını ortadan kaldırıyorsak Türkiye Cumhuriyetini batı dünyasında demokrasisi gelişmiş bir ülke konumuna getirmek istiyoruz, amacımız o. Kimsenin kalkıp da batıda bize Türkiye'de neden hapiste milletvekilleri var demesin diye."

"Bu sorunu çözelim"

TBMM Başkanı'na tutukluluk süresi konusunu da aktardığını ifade eden CHP Genel Başkanı, "Hepimizin şikayetçi olduğu bir konuyu çözmüyoruz, niye çözmüyoruz, biz ortak aklımızı niye egemen kılmıyoruz, bir araya gelelim ve bu sorunu çözelim" dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
"Sayın Başkan'a ben başka bir konuyu daha da ifade ettim. Bir olay düşünün dedim. Sayın Başbakan uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi, Sayın Cumhurbaşkanı uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi, AB uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi, anamuhalefet olarak biz ve diğer muhalefet partileri uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi yani hepimizin şikayetçi olduğu bir konuyu çözmüyoruz, niye çözmüyoruz, biz ortak aklımızı niye egemen kılmıyoruz, bir araya gelelim ve bu sorunu çözelim. Biz çözümsüzlük değil, bunu bir bilek görüşü olarak görmekte yanlış, bu bir demokrasi sorunudur. Bir insan hakları sorunudur. Ve bu sorunu biz çözmeyeceksek anayasa gibi devasa bir alanı nasıl bir araya gelip çözeceğiz. O açıdan kendileri bu sorunun çözümüne katkı vereceklerini ifade ettiler. Kendilerine teşekkür ettim. Sorunun çözümüne kim katkı verirse ona şükran borçluyuz. Katkı özelikle şu açırdan olacak. Türkiye'de demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü kuralını egemen kılıyoruz demektir."

Dörtlü zirve önerisi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e önerdiği teklifi TBMM Başkanı'na da yaptığını ifade eden CHP Genel Başkanı, şöyle dedi:
"Sayın Cumhurbaşkanı da sormuştu, onada önermiştim. Aynı öneriyi Sayın Başkan'a da yaptım. Bu konunun çözümüyle ilgili olarak grup başkanvekilleri davet edilir, onlar bir araya gelirler, otururlar, sorunun çözümüyle ilgili iradelerini beyan ederler. Ve bu süreci hızlandırmış olur. Bu da bir bizim talebimiz olarak kendilerine aktarıldı. Sayın Başkan tabii dedi, grup başkanvekillerini davet ederim, konuşuruz, madem böyle bir talep var, bu uygulanabilir."

"Ne zaman yemin edeceksiniz?" sorusuna ise CHP Genel Başkanı, "Bu kadarlık açıklama yapmam yeterli" demekle yetindi.

Çiçek'in açıklamaları

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ''CHP ve BDP'nin kararlarını gözden geçirmesini'' isteyerek, ''(Onları) Olumlu bir başlangıç yapmaya, yeni bir sayfa açmaya davet ediyorum'' dedi.

Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, yarın, TBMM'de 61. Hükümetin programının okunacağını anımsattı. TBMM Başkanı Çiçek, ''Yemin etmediği takdirde CHP yok, BDP yok. Bu hoş bir görüntü değil'' dedi.

''Milleti daha üzmeye kimsenin hakkı olmadığını'' ifade eden Çiçek, ''En başta CHP olmak üzere, BDP'yi de kararlarını bir kez daha gözden geçirmeye; suyun kendi mecrasında akması hususunda yeniden kararlarını bir defa daha dönüp bir olumlu başlangıç yapmaya, vakit çok fazla da geçmeden yeni bir sayfa açmaya davet ediyorum'' çağrısında bulundu.

Kılıçdaroğlu'ndan yeni açıklama

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in grup başkanvekillerini çağıracağını ifade ettiğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'deki makamından ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"Cemil Çiçek, komisyona çağrı yaparsa tavrınız nasıl olacak?" sorusuna CHP Genel Başkanı,"Komisyon değil arkadaşlar, grup başkanvekilleri" dedi.

"Buna ilişkin çağrı yaparsa yemin edecek misiniz?" sorusuna da Kılıçdaroğlu, "Bir bakalım arkadaşlar, önce bir görelim, bakalım" demekle yetindi.

"Bu yönde bir adım bekliyorsunuz ama değil mi, grup başkanvekillerini çağırmasını" sözüne de CHP Genel Başkanı, "Zaten söyledi, çağıracağını ifade etti" dedi.

7/06/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan anamuhalefet demokrasilerde her zaman iktidarın alternatifidir

CHP ve BDP'nin yemin etmeme ısrarı sürerken Başbakan Erdoğan'dan bir kez daha net uyarılar geldi.
"Ana muhalefet herhalde marjinal değildir" diyen Başbakan, "Bırakın yargı ne yapacaksa yapsın, süreç orada devam etsin. Ama sen gel burada aynen MHP'nin yaptığı gibi çalışmalara katıl" şeklinde konuştu. Erdoğan, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın, 15 Temmuz'u çözüm için son gün olarak değerlendirmesini "sürçü lisan" diye yorumladı. Başbakan , BDP'nin tutumunu ise "demokrasi içinde yol arayacaklarsa bunun yeri Diyarbakır değildir" sözleriyle eleştirdi.
Bakanlar Kurulu listesini açıklayan Başbakan Erdoğan, yemin krizi ve Meclis'i boykota ilişkin soruları da yanıtladı. CHP ve BDP'ye bir çağrı daha yapan Erdoğan, "Arzumuz muhalefetin yemin ederek orada olmasıdır" diye konuştu.

"Tarih Vermeyi Doğru Bulmuyorum"
Başbakan, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın "15 Temmuz son tarih, yoksa iş işten geçer" şeklindeki sözlerini de yorumladı. Erdoğan, "Grup Başkanvekili arkadaşımın ayın 15'iyle ilgili böyle bir sürçü lisanı olmuş. Tabii böyle bir tarih vermeyi doğru bulmuyorum, o yanlış bir şey" şeklinde konuştu.

"Anamuhalefet Herhalde Marjinal Değildir"
CHP'nin tavrının tasvip edilemeyeceğine vurgu yapan Erdoğan, şunları söyledi:
" Anamuhalefet herhalde marjinal değildir. Anamuhalefet demokrasilerde her zaman iktidarın alternatifidir. İktidarın alternatifi olan bir anamuhalefet partisi marjinal düşünce kalıbı içerisinde hareket ederse bu öyle zannediyorum ki kendisine yetki verenleri de üzecektir. Ve şu anda anamuhalefetin tavrını tasvip etmemiz mümkün değildir."

"Bırakın Yargı Ne Yapacaksa Yapsın"
CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun milletvekillerine "seçim bölgelerinize gidin anlatın" talimatı da Başbakan'a soruldu.

Erdoğan. "Anadolu'ya bütün milletvekillerini dağıtıp gidip orada anlatın... Neyi anlatacak? 'Biz yemin etmedik, içeride iki tane arkadaşımız vardı bundan dolayı yemin etmedik' diyemezsin. Bu bir defa yargıya, hukuka karşı ayrı bir saygısızlıktır. Bırakın onu yargı ne yapacaksa yapsın o süreç orada devam etsin. Ama sen gel burada aynen MHP'nin yaptığı gibi sende buradaki çalışmalara katıl. Ama bunlar buradaki çalışmalara katılmamak suretiyle şu anda anamuhalefet görevini yerine getirmiyor. Tek farkı var, tribünde izlemiyor genel kurula giriyor. Olay budur" dedi.

"Yol Arama Yeri Diyarbakır Değil, TBMM'dir"
Meclis'e bile gelmeyen BDP'yi de eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:
"Kendilerine farklı bir yol çizmişler. Diyarbakır'da toplanmışlar. Demokrasi içinde kendilerine bir yol arama hedefleri yok. Demokrasi içinde yol arayacaklarsa bunun yeri Diyarbakır değil. Bu işin tek yeri TBMM. Türkiye'nin milletvekili ise bunlar yerleri TBMM'dir. Ancak İl Genel Meclisi üyesi iseler onu bilemem. Ama şu anda öyle gibi çalışıyorlar. CHP ile ilgili ne söylediysem onlar içinde söyleyeceklerim farklı değil."

Arınç: "Gündeme Gelemez"
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise yemin etmeyen milletvekillerinin durumuna ilişkin, "Bence, 15 Temmuz tarihi itibariyle milletvekilliklerinin düşürülmesi konusu gündeme gelemez ve gelmemeli" dedi. 
seyyah1906

yemin krizine yeni meclis başkanı formülü inisiyatifi alıyorum yemin edin

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na “İnisiyatifi alıyorum, yemin edin” demesi, ardından da Kılıçdaroğlu’nun da yemin için Genel Kurula gidecekleri mesajını vermesi bekleniyor.
CHP’nin önceki gün gerçekleştirilen MYK’da alınan karar doğrultusunda CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, dün öğlen Meclis Başkanı Çiçek’i ziyaret etti. AK Partili yöneticilerin sözlerinin gölgesinde gerçekleşen görüşmede Çiçek ve Hamzaçebi “Yemin krizi için çözüm planında” mutabakata vardı.
İnisiyatifi alıyorum

Görüşmede, CHP’nin yemin etme kararının hangi şekilde alınabileceği genel hatlarıyla değerlendirildi. CHP kulislerine yansıyan bilgiye göre, Kılıçdaroğlu bu hafta içinde Çiçek’i Meclis Başkanlığı’na seçilmesinden dolayı tebrik etmek amacıyla ziyaret edecek. Çiçek’in, Kılıçdaroğlu’nun ziyareti öncesinde yapacağı temasların da bir sonucu olarak “Sorunun çözümünde inisiyatifi ben alıyorum, bana güvenin. Bu doğrultuda sizleri yemin etmeye davet ediyorum” demesi bekleniyor. Kılıçdaroğlu’nun da, bu görüşme sonrası kamuoyuna ve parti organlarına, “Sayın Çiçek sorunun çözümünde aktif rol üstleneceğini açıkça belirtmiştir. Bu doğrultuda Sayın Çiçek’in sözüne güveniyor, yemin etmek üzere Genel Kurul’a giriyoruz” açıklamasını yapması bekleniyor.
Çiçek ve Hamzaçebi görüşmesinde “Sorunun 1 Ekim’e kalmadan çözülmesi” mutabakatına da varıldı. Sağlanan mutabakatın ardından ikinci gündem maddesi, yemin edilmesinin Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Tükürdüklerini yalayacaklar” sözleriyle özetlediği “yanlış” algılamanın ortaya çıkmaması için izlenecek yöntem oldu. Bu noktada Çiçek’in, “Sorunun çözümünde inisiyatif üstlenmesi ve bu doğrultuda CHP’yi Meclis’e yemin etmek üzere davet etmesi” seçeneği öne çıktı. Çiçek’in dünkü Genel Kurul’un açılışında verdiği mesaj, CHP kulislerinde, “Bu seçeneğin bir uygulaması” olarak yorumlandı.

Hamzaçebi: Olumlu

Hamzaçebi, görüşme sonrası, “Sorunun çözülmesi konusunda olumlu bir görüşme oldu. Meclis Başkanı’nın tavrını olumlu buldum, olumlu bir izlenim edindim” açıklamasını yaptı.
Kılıçdaroğlu dün TBMM’den ayrılırken, “Çiçek’ten randevu talebinde bulundunuz mu?” sorusuna, “Henüz olmadı, bir koltuğuna ısınsın bakalım. Elbette randevu talebinde bulunacağız, ona göre görüşürüz” yanıtını verdi.

7/04/2011

seyyah1906

devlet bahçeli kimin arkadaşlarını satma ile ilgili engin tecrübeye sahip olduğunu orada görmelidir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 12 Haziran seçimlerinin ardından partisinin ilk TBMM grubu toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

Seçimlerden sonra yaşanan boykot krizini de değerlendiren Bahçeli, TBMM'nin kriz üssü haline gelmesinin önümüzdeki sürecin çok şeylere gebe olduğunu kanıtladığını kaydetti. Türkiye'ye yakın coğrafyadaki ülkelerde yaşanan gelişmelere dikkat çeken Bahçeli, böyle bir ortamda yenilenen Meclis çatısı altında yemin ve boykot krizinin ortaya çıktığını ve demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçtiğini kaydetti.
Yaşanan gelişmeleri AKP'nin kayıtsızlık ve vurdumduymazlık içinde izlediğini ifade eden Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın balkon konuşmasındaki üslup ve yaklaşımlarıyla daha sonraki tutum ve söylemleri arasında gece ile gündüz kadar fark oluştuğunu belirtti. Krizin çözülmemesi halinde millet iradesinin sorgulanması ve değersizleşmesinin kaçınılmaz olacağını da dile getiren

Bahçeli, "Tehlike bu kadar açık ve yakındır. İşin şakaya gelir tarafı, hafife alınacak yönü kalmamıştır. Yemin ve boykot krizinin görünürde üç sorumlusu olduğu ortadadır. Bunlardan birincisi, bölücülüğün siyasetteki uzantısı olan ve Kandil çetesini arkasına alarak barış ve özgürlük mücadelesi verdiğini iddia eden BDP'dir. İkincisi tutuklu milletvekillerinin serbest bırakılmamasını gerekçe gösteren ana muhalefet partisi CHP'dir. Üçüncüsü ise göz göre göre krizin geldiğini fark edemeyen ya da fark etse de sesini çıkarmayan ve bundan nemalanmanın arayışında olan AKP hükümetidir" diye konuştu.


"Herkes ortaya çıkan kaostan birinci derecede sorumludur"

Bahçeli, Hatip Dicle'nin durumunu da değerlendirdiği konuşmasında, Anayasa'nın 76'ncı maddesinin YSK ve bağımsız adaylar tarafından dikkate alınmadığını kaydetti. Bahçeli, "Her şey berrak biçimde ortadadır. Hukuken milletvekili seçilmesi mümkün olmayan bir kişinin seçime katılması için çaba gösteren herkes ortaya çıkan kaostan birinci derecede sorumludur. Kandan beslenen bölücü mihrakların, taraftarlarını sokağı işaret etmesi, silah ve dağı adres göstermeleri tam bir kepazeliktir ve Türkiye'nin şerefiyle açıkça oynamak anlamına gelecektir. Türk milletinin her önüne gelen tarafından azarlanmasını, hakir görülmesini ve dayatmalara boyun eğmeye zorlanmasını şiddetle ve nefretle reddettiğimizi duyurmak istiyorum" diye konuştu. Başbakan Erdoğan'a "bu isyan provaları karşısında neden sessiz ve tepkisizsin" diye soran Bahçeli, "İmralı'da yatan bebek katilinin serbest bırakılma şartları gün geçtikçe olgunlaşmaktadır. Merakımız ceviz ağacının altında sözde barışı konuştuklarını dile getirerek terör elçiliği yapanlar, acaba hayatlarında hiç Türk bayrağının altında şehitlerimizi ve gazilerimizi hatırlayacak bir ahde vefa örneği göstermişler midir" dedi.


"Başbakan Erdoğan sözde ustalık döneminin eşiğinde kararını vermeli ve tarafını belirlemelidir"

PKK militanlarına gerilla diyerek önem atfeden kalem sahipleri acaba ağızlarına vatan, bayrak ve şehit kelimelerini ne zaman alacaklardır" diye konuştu. Bahçeli şunları söyledi:
"Türk milletini savaş sözleriyle sindirmeye çalışan şimdi de 15 Temmuz randevusunu veren etnik bölücüler ne yaparlarsa yapsınlar emellerine ulaşamayacaklardır. Muhataplarını buradan uyarıyorum; kimse yanılıp yenilip boş hayallere kapılmasın. Bizim ne vazgeçecek insanımız ne de verecek bir çakıl taşımız vardır. Başbakan Erdoğan sözde ustalık döneminin eşiğinde kararını vermeli ve tarafını belirlemelidir."

2007 yılından bu yana milletin maruz kaldığı anayasa geriliminin bitirilmesi gerektiğine işaret eden Bahçeli, anayasa değişikliği konusunda partisinin 'kırmızı çizgileri'ni de yineledi. Bahçeli Anayasa'nın ilk üç maddesinin kendileri tarafından müzakere edilmesinin dahi mümkün olmadığını belirterek, "Herkes hesabını buna göre yapmalı ve ayağını denk almaladır. Aksi takdirde MHP Türk milletinin hak ve menfaatlerini korumak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşatmak için her fedakarlığı seve seve yapmaya hazırdır" dedi.


"Senden icazet mi alacaktık?"

Tutuklu milletvekillerinin durumunu değerlendiren Bahçeli, İstanbul Milletvekili Engin Alan'ın da diğer milletvekilleriyle aynı durumda olduğunu belirterek bu hukuk skandalının affı ve tarifinin mümkün olmadığını söyledi. Anayasa'nın 76'ncı maddesi ve Milletvekili Seçim Kanununun 11'nci maddeleri doğrultusunda Engin Alan ve benzer durumdaki milletvekillerinin milletvekili olmalarında herhangi bir engel bulunmadığını dile getiren Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın "Ne yapalım seçmeseydiniz" şeklindeki sözlerine yanıt verdi. Bahçeli "Senden icazet mi alacaktık? Sana mı danışacaktık? Bu kendini bilmez ve utanmaz zihniyet, geçmişte şahsını ilgilendiren kişiye özel anayasa değişikliğini pervasızca yapmıştı. Hukukun ilkelerini fütursuzca çiğnemiş ve CHP'de bu işe ortak olmuştu" dedi.


Kılıçdaroğlu'na yanıt: Önce aynaya bak

"AKP yargısı"nın izan ve insaf ölçülerinden tamamen uzaklaşarak kanun maddelerini keyfi şekilde yorumladığını belirten Bahçeli, Meclis'in daha yolun başından büyük bir açmazla karşı karşıya kaldığını söyledi. Bahçeli şöyle konuştu:

"Ancak hiçbir gerekçe Meclis'in boykot edilmesine ve Anayasa'nın 81'nci maddesindeki milletvekili yeminine aykırı hareket edilmesine mazeret teşkil etmeyecektir. Bu haliyle başta CHP olmak üzere, milletvekili yemini etmeyenlerin TBMM'nin saygınlığına fazlasıyla gölge düşürdüklerini bilmeleri lazımdır. Madem ortada bir yanlış vardır, o halde bir başka yanlışla bunun giderileceğini düşünmek hezeyandır ve Gazi Meclis'in taşıdığı yüksek erdeme hakarettir. Üstelik CHP Genel Başkanı'nın, Meclis'i protesto ederken; 'arkadaşlarımızı satmayız' sözleriyle bizi tariz yollu itham etmesi içine düştüğü ölçüsüzlüğün ve kafa karışıklığının bariz deşifresi olmuştur.Bize derme çatma siyasi delikanlılık gösterileri yapan Sayın Kılıçdaroğlu, önce aynaya bakmalı ve kimin arkadaşlarını satma ile ilgili engin tecrübeye sahip olduğunu orada görmelidir.Bizim boş laflara karnımız toktur.Milliyetçi Hareket Partisi, 91 yıllık mazisinde böylesine bir boykotla karşılaşmayan kutlu Meclis'i, tartıştıracak ve itibarını zedeleyecek hiçbir niyetin ve eylemin içinde olamaz ve olmayacaktır."


CHP'ye mektup tepkisi

CHP'nin yemin kriziyle ilgili uluslar arası kuruluşlara yazdığı mektubu da gündeme getiren Bahçeli, bunun son derece acı verici ve talihsiz olduğunu kaydetti. Bahçeli, mektubun yeni CHP'nin ruh halini ve meselelere hangi açıdan baktığını gösterdiğini savunarak siyasi partiler açısından en üst şikayet mercinin Türk milleti olduğunu belirtti. Bahçeli, "Başkent Ankara vizyonundan çıkarak, küresel çekim alanına kapılan CHP'nin, ülke içindeki siyasi ve hukuki meseleleri dünyaya afişe etmesi en az yemin krizi kadar ciddi ve önemli bir problemdir.Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partinin bu içler acısı hali, geleneği ve siyasi geçmişi bakımından kırılma ve sapmadır.Bu nedenle CHP, partimize laf yetiştireceğine kendisine bakmalı ve bize akıl vermekten bir an önce vazgeçmelidir" diye konuştu.



Gül'e "davet" tepkisi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün geçen haftaki davetini hatırlatan Bahçeli, Gül'ün tavrının Başbakan'la bir plan dahilinde hareket ettiğini gösterdiğini söyledi. Gül'ün davetinde AKP'nin yer almadığını, Meclis'te temsil edilen diğer siyasi partilerin davete muhatap olduğunu kaydeden Bahçeli, "Eğer AKP yemin ettiği gerekçesiyle davet edilmediyse, partimiz de aynı durumdadır o zaman bize yönelik bir çağrıya da gerek yoktur" dedi.


4 maddelik çıkış önerisi

İstendiği takdirde TBMM'nin bugünkü karanlık tablodan çıkışın tek adresi haline getirilebileceğini söyleyen Bahçeli Başbakan Erdoğan'ın "tükürdüklerini yalayacaklar" sözüne tepki gösterdi ve bu ifadenin bir Başbakan'a kesinlikle yakışmadığını söyledi. Ortaya çıkan emarelerin Başbakan'ın krizi istismar edeceğini gösterdiğini ifade eden Bahçeli, boykot krizinin çözülmesi için 4 maddelik öneri sundu. Bahçeli şunları söyledi:
"-Millet iradesinin heba edilmemesi ve milletimizin çekişmelerle oyalanmaması için yemin ve boykot krizinin tarafları bu eylemlerine bir an önce son vermeli ve Meclis'teki yerlerini almalıdırlar.
-Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde grubu bulunan bütün siyasi partilerden seçilecek temsilciler bir araya gelmeli, ahlaki ve tutarlılık gereğince tutuklu bulunan milletvekillerinin haklarını savunacak bir Meclis bildirisi için temel zemin oluşturmalıdırlar.
-Yürürlükteki yasal hükümler, tutuklu bulunan milletvekillerinin salıverilmesine engel değildir. Tutuklu milletvekillerinin önüne, Anayasanın 14. ve 83. maddelerini mani bir hal olarak çıkarmak zorlama ve yanlı bir tutum olacaktır. Yalnızca kanun ve anayasa hükümlerinin objektif kriterler çerçevesinde uygulanması ve iktidarın bu konuda ön ayak olması meseleyi kökünden çözecektir.
-Bunlara rağmen de bir çözüm ortaya çıkmıyorsa, Anayasanın 76. maddesine, tutukluyken seçilen milletvekillerinin durumlarını daha da netleştirecek ve serbest kalmalarını sağlayacak bir ifade ilave edilerek içinde bulunulan krizin ortadan kaldırılması mümkün olabilecektir."



"Engin Alan bölücülere karşı rehin olarak tutuluyorsa, hesabını sormak bizim için namus borcu olacaktır"

Bahçeli önerilerine rağmen tutuklu milletvekilleriyle ilgili adım atılmazsa o zaman bu kişilerin başka davalara denge unsuru olarak tutulmasının gündeme geleceğini belirterek, "İmralı, Silivri ve KCK arasında denge arayışları varsa ve mesela Sayın Engin Alan bölücülere karşı rehin olarak tutuluyorsa, er ya da geç bunun hesabını sormak bizim için namus borcu olacaktır. Bu borcu da Allah sağlık verdiği sürece mutlaka ödeyeceğimizden herkes emin olmalıdır. Geldiğimiz bugünkü aşamada; Türkiye'nin daha fazla hırpalanmaması ve milletimizin artan sorunlarının bir an önce çözülmesi amacıyla başta AKP olmak üzere, herkes sorumlu ve duyarlı hareket etmeli ve karşı karşıya olduğumuz bunalımı bertaraf etmek için güç birliği yapmalıdırlar. İnanıyorum ki, TBMM çatısı altında; iyi niyetli ve dürüst bir şekilde oluşturulacak uzlaşma zemininde, her güçlüğün üstesinden gelmek mümkün olacaktır.Yeter ki istensin, yeter ki karar verilsin ve irade gösterilsin" diye konuştu.

Bahçeli konuşmasının sonunda Meclis Başkanlığı seçimi yapılacağını hatırlatırken, MHP olarak adayları Tunca Toskay lehine oy kullanacaklarını söyledi.

7/02/2011

seyyah1906

devlet bahçeli ne yazıkki hiç bir sorunu bütünü ile kavrayamıyor temelinde çözemiyoruz

Bahçeli,Twitter'daki hesabından verdiği mesajda , ''Ne üzücü ki hiçbir sorunu bütünü ile kavrayamıyor, temelinde çözemiyoruz. Devlet sorumluluğu taşıyanlar samimi ve içten olmadıklarından, boğuştuğumuz sorunlardan kurtulamıyoruz'' ifadelerini kullandı.

''Sanki herkes krizden medet umuyor, serpilip büyümesi için adeta çaba sarf ediyor. Yaşanılan son talihsiz gelişmeler ister istemez bana bunları düşündürüyor'' görüşünü dile getiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:
''Yargının tarafsız, adil, eşitliği önceliğe alan ve genel çıkarı gözeten niteliklerinden uzaklaştığı anlaşılıyor. Bilmemiz lazım ki var olan sorunlar tesadüfen ve anlık gelişmelerin eseri olarak ortaya çıkmadı. Dünden bugüne, sorunlar üst üste birike birike geldi. Nitekim kaos ve kriz ateşine durmadan odun taşındı. Ufukta belirginlik kazanan problemlere kafa yormak ve çözüm üretmek gerekirken istismarla vakit geçirildi.

Nafile gayretler, içi boş beyanatlar, manasız ve hesaplı davetler üzerimize gelen kara bulutları dağıtmaya yetmiyor. Eğer siyasi iktidar hadiselerin gidişatını kestiremiyorsa ya tükenmiştir ya da art niyetlidir. Değişimi anlamadan propagandasını yapanlar, vesayetten kurtuluyoruz derken yeni bir vesayetin bataklığına saplanıyorlar. Var oluşundan bugüne kadar 91 yıl boykot edilmeyen Gazi Meclis bu gün itibarsızlaştırılma süreci ile karşı karşıya bulunuyor. Aklımızdan çıkarmayalım ki dayandığı gelenekleri ve temel ilkeleri çiğnenmiş millet iradesi hepimiz için felaketlere kapı aralar.''

7/01/2011

seyyah1906

almanya dışişleri bakan yardımcısı meclisteki yemin krizinin çözülmesi çok önemli

Alman Meclisi Avrupa Birliği İşleri Komisyonu’nun kamuya açık olan oturumunda, Türkiye’de 12 Haziran’da yapılan seçimlerin sonuçları ve son gelişmeler değerlendirildi. Hükümet adına konuşan Almanya Dışişleri Bakan Yardımcısı Werner Hoyer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan yemin krizinin aşılmasının önemli olduğunu, aksi takdirde parlamentonun meşruiyetinin zarar görebileceğini belirtti. Türkiye’nin Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yaşanan sorunların çözümünde önemli bir rol oynayabileceğini kaydeden Hoyer, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle’nin cuma günü Türkiye’ye yapacağı çalışma ziyaretinde bu konunun da görüşüleceğini söyledi.
Yemin krizi

Almanya Dışişleri Bakan Yardımcısı Werner Hoyer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan yemin krizinin sonuçları konusunda bir değerlendirme yapmak için henüz erken olduğuna işaret etti. Hoyer, bu krizin aşılmasının önem taşıdığını vurguladı. Hür Demokrat Partili Hoyer, "şimdi bu beklenmedik krizin aşılması önem taşıyor. Çünkü aksi takdirde yeni meclisin daha baştan meşruiyetinin zarar görme olasılığı beni kaygılandırıyor" dedi.

En önemli iş yeni anayasa

Alman Meclisi Avrupa Birliği İşleri Komisyonu’nda Türkiye’deki seçim sonuçlarını değerlendiren Hoyer, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçimlerden zaferle çıkmasının süpriz olmadığını söyledi. Hoyer, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin üçte ikilik çoğunluğu sağlayamaması nedeniyle anayasa değişikliği gibi önemli kararlarda muhalefet partilerinin işbirliğine ihtiyaç duyacağına da dikkat çekti. Hoyer, oylarını artıran Cumhuriyet Halk Partisi’nin orta vadede güçlü bir muhalefet partisi olacağına ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ne rakip olacağına inandığını söyledi. Yeni kurulacak hükümetin en önemli projesinin yeni bir anayasa olacağını söyleyen Hoyer, sözlerini şöyle sürdürdü. ”Erdoğan seçim gecesi yaptığı balkon konuşmasında (anayasa değişikliği için) diğer partilerle işbirliği yapacağını ve sivil toplumu da bu tartışmalara dahil edeceğini ifade etti. Ancak burada diğer partilerin ne kadar uzlaşmaya hazır olduğu ve geniş katılımlı toplumsal bir tartışma yürütülmesi belirleyici olacak. Bu sürecin ne kadar başarıya ulaşacağını şimdiden değerlendirmek zor. Uzmanlarımız bu tartışmaların başarısızlığa uğrayabileceğini de göz önünde bulunduruyor.”

Hür Demokrat Partili Hoyer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’ye uzun vadede başkanlık sistemi getirme planlarının da bu seçim sonuçlarıyla birlikte şimdilik gerçekleşemeyeceğini savundu: ”Erdoğan’ın bu hedefine yaklaşıp yaklaşamayacağını izlemek gerekiyor. Ama şu anda elinde bulundurduğu çoğunluğa bakılırsa, bunu gerçekleştirmesi zor görünüyor. Fakat Erdoğan, olağanüstü deneyimli bir politikacı. Belki de muhalefet partilerinden bazı milletvekillerini kendi safına çekmeyi başarabilirse, durum farklı görünebilir.”

Westerwelle Türkiye'ye gidiyor

Almanya Dışişleri Bakan Yardımcısı Hoyer, Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Türkiye’de Avrupa Birliği Bakanlığı’nın kurulacak olmasını memnuniyetle karşıladığını kaydeden Hoyer, müzakere sürecinin devam etmesini istediklerini ifade etti. Bu çerçevede de Polonya’nın Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı sırasında rekabet başlığının açılmasını umduklarını söyledi. Hoyer, bunun yanı sıra bölgede güçlü bir aktör haline gelen Türkiye ile dış politikadaki diyaloğa ivme kazandırmanın kendi çıkarlarına olacağını kaydetti. Hoyer, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle’nin cuma günü Türkiye’de mevkîdaşı Ahmet Davutoğlu ile yapacağı görüşmede de bölgedeki sorunların ele alacağını söyledi. ”Arap dünyasındaki radikal değişim süreci Türkiye için olduğu kadar Avrupa Birliği için de büyük önem taşıyor. Burada ortaklaşa inisiyatif geliştirme, doğru yönde ilerleyen süreci birlikte güçlendirme konusunda Türk hükümeti ile işbirliği yapmak istiyoruz. Bu nedenle de, Libya'dan Suriye'ye kadar siyaset yapmayı, diplomasiyi gerektiren çeşitli sorunların çözümünde Türkiye temas kurabileceğimiz çok önemli bir ortak olabilir.”


© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Jülide Danışman / Berlin

Editör: Hülya Köylü

6/30/2011

seyyah1906

devlet bahçeli sayın gül kamuoyunu oyalamak için pozisyon alıyor

MHP lideri Devlet Bahçeli, yemin kriziyle ilgili Çankaya Köşkü'nden gelen davetini reddetmesinin gerekçesini, "Milliyetçi Hareket Partisi, bu kapsamda Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün kamuoyunu oyalamak için pozisyon aldığına inandığından ve Meclis'te cereyan eden krizin tarafı olmadığından dolayı Çankaya Köşkünden gelen görüşme talebini geri çevirmiştir" sözleriyle açıkladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davetini geri çevirmesiyle ilgili yazılı açıklama yaptı. TBMM'deki boykot girişimi ve yemin krizinin milletin gözü önünde yaşandığını dile getiren Bahçeli, CHP milletvekillerinin Meclis'e gelmesine rağmen yemin etmediğini, bağımsız olarak seçilen bir grup milletvekilinin ise anlamlı bir şekilde Diyarbakır'da toplandığını ve yemin krizinin bir parçası olduğunu söyledi. Boykotu "talihsiz eylem" olarak nitelendiren Bahçeli şunları söyledi:

"Sözde, bu talihsiz eylemlere tutuklu bulunan milletvekillerinin serbest bırakılmaması gerekçe gösterilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi ise, halen tutuklu bulunan bir milletvekili dışında tam kadro TBMM'de yerini almış ve milletvekili yeminini gerçekleştirmiştir. Bunu yaparken de, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çözüm ve çare yeri olduğu inancından hareket etmiş ve milli iradeyi sulandıracak niyetlere prim vermeyeceğini ortaya koymuştur. Partimiz hiçbir zaman TBMM'nin saygınlığına gölge düşürecek ve millet egemenliğini tartıştıracak bir zihniyetin içinde olmamıştır, bundan sonra da asla olmayacaktır. Bu gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül inisiyatif alarak muhalefet partileri ve bağımsız milletvekilleriyle görüşmek için harekete geçmiştir. Öncelikle Sayın Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan Erdoğan'la gerçekleştirdiği iki saati aşkın görüşmeden sonra, siyasi partileri Çankaya Köşkü'ne davet etmesi kuşku verici ve baştan sorunlu bir tavır olmuştur. Bu görüşme içeriğinin tarafımızca bilinmesi mümkün değilse de, Sayın Gül'ün Başbakan Erdoğan'la istişare yaptıktan sonra böyle bir davette bulunduğu güçlü bir ihtimaldir. Bununla birlikte, Milliyetçi Hareket Partisi'nin, yemin ve boykot krizinin taraflarıyla aynı kategoride değerlendirilmesi ve süren siyasi krizin sanki bir parçasıymış gibi sunulması çok çirkin ve yakışıksız olmuştur. Partimizin Meclis'teki sorunu aşması için gösterdiği çabayı, katkıyı ve desteği göstermezden gelmek Sayın Gül'ün düşebileceği en büyük hata olarak karşımızdadır. Milliyetçi Hareket Partisi'nin meşruiyet alanından hiç taviz vermeyen siyasi tutumunu, sinsice değersizleştirmeye çalışmak da kimsenin haddi değildir."


"Gül, Erdoğan'ın çekim alanından çıkmalı"

Yemin krizinin çözülmesi için öncelikle bugünkü kaosa sebebiyet verenlerle irtibat kurulmasının yerinde, faydalı ve doğru olacağını söyleyen Bahçeli, MHP'nin düşüncelerinin millet tarafından açıkça bilindiğini ve tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmemelerinin hukuk skandalı olarak görüldüğünü kaydetti. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e Başbakan Erdoğan'la 'rol paylaşımı'na girmekle suçlarken şunları kaydetti:
"Sayın Cumhurbaşkanı'nın; Başbakan Erdoğan'la girdiği rol paylaşımından ve AKP'yi önceliğine alarak yaptığı görevinden dolayı; inandırıcılığı, birleştirici özelliği ve objektif sorun çözme niteliği iflas etmiştir. Eğer Sayın Gül, her geçen gün güçlenen demokrasi krizinin bitirilmesine samimi olarak destek vermek istiyorsa, öncelikle şahsına göre daha açık ve berrak olan Başbakan Erdoğan'ın çekim alanından çıkmalı, tarafsız, adaletli ve eşitliği gözeten yönetim anlayışına bir an önce sahip olmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, bu kapsamda Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün kamuoyunu oyalamak için pozisyon aldığına inandığından ve Meclis'te cereyan eden krizin tarafı olmadığından dolayı Çankaya Köşkünden gelen görüşme talebini geri çevirmiştir." 

6/17/2011

seyyah1906

bdp'de yemin çatlağı üç milletvekili okumayacağız demirtaş kriz olmayacak

TBMM’de Leyla Zana’nın 20 yıl önce Kürtçe yemin etmesiyle yaşanan kriz yeniden uç verdi.

Bu kez BDP’nin desteklediği "Emek Demokrasi ve Barış" bloğunun listesinden seçilen Sosyalist milletvekillerinin yemin metni içinde yer alan, "Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalacağıma" ifadesini benimsedikleri ideoloji ve dünya görüşlerine uymadığı ve ırkçı söylemler içerdiği gerekçesiyle okumak istemiyor.

BDP, krizi aşmak ve milletvekillerini ikna etmek için sorunu Diyarbakır’daki toplantıda tartışıp, milletvekillerini ikna için formül bulmayı amaçlıyor.

 Zana kriz yaratmayacak

Yeniden milletvekili seçilen Leyla Zana’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden Kürtçe olarak, “Bu yemini Türk ve Kürt halklarının kardeşliği için okuyorum” demesi siyasi gerilimin fitilini ateşlemişti. Leyla Zana, 24 Haziran’da Meclis kürsüsünde yeniden Kürtçe yemin okuyup okumayacağına ilişkin soruya karşılık, yeni döneme uygun olmayacağını belirterek, böyle bir düşüncesinin olmadığı mesajını verdi.


"Sosyalizme aykırı"
Ancak, BDP’nin desteklediği sosyalist kökenli Levent Tüzel, Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkçü’nün milletvekili yeminini okumak istemediği öğrenildi. Sosyalist kökenli üç milletvekilinin, ırkçı söylemler bulunduğu gerekçesiyle yemin metnini okumama yönünde görüş beyanında bulunduğu belirtildi.

Tüzel, Önder ve Kürkçü’nün, yemin metninin içinde yer alan, "Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma", “Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma” ve “Büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim” ifadelerini, düşüncelerine ters olduğu gerekçesiyle okumayacakları öğrenildi.


Parti soğuk bakıyor

Üç milletvekilinin yemini okumama yönündeki görüşü Diyarbakır’da bugün milletvekilleri ile yapacağı toplantıda tartışmaya açılacak. Parti yönetimi, yemin metninin okunmamasının olumsuz bir durum yaratacağı ve büyük krize neden olacağını savunuyor.

BDP kökenli milletvekillerinin ise, Tüzel, Önder ve Kürkçü’nün yemini okumamasını destekleyecekleri ve bu yönde açıklamaları ile üç milletvekilinin arkasında olacakları mesajı vereceği belirtildi.

Kriz olmayacak
BDP' nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'tan konuyla ilgili açıklama geldi.

Demirtaş, Meclis'teki yemin töreninde 3 milletvekilinin metinde yer alan "Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma" sözünü söylemek istememelerinden dolayı kriz çıkabileceği haberlerini yalanladı, "Gündemimizde böyle bir şey yok. Bu yöndeki haberler doğru değil" dedi.
cumhuriyet portal