En Yeniler
kuruluş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuruluş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7/14/2011

seyyah1906

dtk'den demokratik özerklik açıklaması kendimizi yönetme güç ve iradesine sahip olduğumuzu belirtiyoruz

DTK toplantısı sonrası açıklama yapan DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Demokratik özerkliği ilan ettiklerini açıkladı.

Diyarbakır'da düzenlenen toplantıda sonuç bildirgesini okuyan Aysel Tuğluk şunları söyledi:

Yaptığımız kapsamlı tartışmalar ve bu tartışmalar sonucunda ulaştığımız sonuçları paylaşmak istiyorum. Demokratik Özerklik ilan belgesi:

Ulus devletçi anlayış diğer halklara büyük acılar yaşattığı gibi Kürt-Türk ilişkilerinde de Kürtleri yok oluş sürecine götüren bir dönemin başlamasının temeli olmuştur. Türkiye’nin kuruluşunda büyük rol oynayan ilk Meclis ve siyasetinde bırakalım Kürt inkarının olması, Kürtlerle birlikte kurulmuş yeni bir Türkiye vardır. Türkiye’nin kuruluş felsefesi, Kürtler bakımından da kendilerinin içinde yer aldığı bir oluşumdur.
Bu inkar ve imha politikası bugüne kadar acımasızca yürütülürken, Ortadoğu statükosu ve uluslar arası güçlerden de destek almıştır. Türkiye’nin Kürtler üzerinde egemenlik kuran devletlerle kurduğu ittifak da bu politikanın ağır biçimde sürdürülmesini sağlamıştır.

Ulus devletlerin nasıl bir soykırımcılık taşıdığı görülmektedir. Güncelde biçimsel değişiklikler olsa da, özünde devam eden inkar devam ettirilmektedir. Kürt halkının varlığı tanındığı ifade edildiğinde bile, parçalamaya çalışmaya yönelik siyaset üretilmektedir.

BİNLERCE İNSANIMIZ REHİNE OLARAK TUTULMAKTADIR
Başta Hatip Dicle’nin ve milletvekillerimizin serbest bırakılmaması bunu göstermektedir. KCK gibi siyasi soykırım operasyon sonucu binlerce insanımız rehine olarak tutulmaktadır. Kürtçe anadiline karşı kültürel soykırım devam etmektedir.

Kürt halkının doğal bir halk olmaktan hakları, dili yaşamı yok sayılmaktadır. Türkiye içinde ve dışında bir çok çevre, Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesi gerektiğini dile getirmiştir. Ancak AKP’nin politik parti oligarşisi kendi çıkarları için politika ürettiğinden buna yanaşmamaktadır.

Bu aşamadan sonra devam edecek çözümsüzlük, halkları şiddet ve çatışma ortamında tutup güç kaybetmesinden başka bir sonuç vermeyecektir. Kürt sorunu, Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı haklarını kullanamamaları, her taleplerinin baskıyla reddedilmesinden kaynaklanmaktadır.

SORUNUN ÇÖZÜMÜ KÜRTLERİN HALK OLARAK TANINMASI İLE ÇÖZÜM BULUNABİLİR
Sorunun çözümü Kürtlerin halk olarak tanınması, eşit seviyede statüye kavuşmalarıyla ancak çözüm bulabilir. Kürt halkı artık ulusal varlığını statüsüz bir halk olarak yaşamak istememektedir. Dünyada Kürtler gibi 40 milyondan oluşan, hakları gasp edilmeye çalışılan başka bir halk yoktur.

Kendimizi yönetme, güç ve iradesine sahip olduğumuzu belirtiyoruz. Demokratik özerklik sadece kürt halkı için değil, tüm Türkiye halklarının inanç ve kültürlerinin kendisini özgürce ifade edeceği bir çözüm modelidir. Tüm toplumların doğal yaşam sistemidir. Demokratik özerklik bir devleti yıkmak değildir. aynı zamanda bir devlet sistemi de değildir. halkın devlet olmayan kendi coğrafyasındaki öz yönetime katılma sistemidir.

Fırat Haber Ajansı'nda yer alan haber ise şöyle:
Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK), Kürtlerin statüsüzlüğe karşı uygulamaya koyduğu Demokratik Özerkliğin geldiği aşamayı ve siyasi gelişmelerin tartışıldığı olağanüstü toplantı sona erdi.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Daimi Meclisi'nin günlerdir tartışılan ve önemli kararlaşmaların sağlandığı belirtilen olağanüstü toplantısı sona erdi. 850 delegenin tamamının eksiksiz katıldığı toplantıda delegelerin Demokratik Özerkliğin ilanına yönelik karar aldı.

Sabah saatlerinde BDP Diyarbakır il binasında bulunan Vedat Aydın Konferans Salonu'nda başlayan ve DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk, BDP Eş Genel Başkanları Hamit Geylani ile Filiz Koçali, tüm BDP grubu milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum örgütü, kadın ve gençlik temsilcileri, aydın, yazar, gazeteci, kanaat önderleri ve halk delegelerinin aralarında bulunduğu 850 delegenin eksiksiz katıldığı toplantı yaklaşık 6 saat sürdü. Daha önce DTK'nin aldığı Demokratik Özerkliği inşa sürecinin başlatılması, hızlandırılması kararlarından sonra delegeler, Kürt mücadelesinde önemli bir gün olan 14 Temmuz'da Demokratik Özerkliğin ilanına yönelik karar aldı. Toplantıda alınan kararlar, şu dakikalarda kamuoyuna açıklanıyor.

6/30/2011

seyyah1906

bağımsızlar'dan 29'u bdp'ye geçti yeni bir parti daha kuruyorlar

12 Haziran seçimlerinde Emek Özgürlük ve Demokrasi Bloğu altında bağımsız milletvekili seçilen 36 milletvekilinden 29'u BDP'ye katıldı.

Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Kemal Aktaş ve Leyla Zana siyasi yasakları, Şerafettin Elçi KADEP Genel Başkanı, Levent Tüzel de EMEP Genel Başkanı oldukları için BDP'de yer almadı. KCK tutuklusu 5 milletvekili de avukatları aracılığıyla partiye üyelik formu gönderecek.
Konuyla ilgili açıklamayı yapan Selahattin Demirtaş, blok partisi kurma çalışmalarının da başlatıldığını söyledi.

''Toplam 29 milletvekili BDP'nin üyesi olarak, Meclis'te 29 kişilik BDP grubu kurmayı kararlaştırdık'' diyen Hakkari Milletvekili Demirtaş'ın konuşmasında dikkat çeken unsur, bir blok partisi hazırlıklarına başlandığı bilgisi oldu.

"EN KISA ZAMANDA BLOK PARTİSİ"

BDP Genel Merkezi'nde bazı bağımsız milletvekillerinin katılımıyla yaptıkları toplantı sonrası konuşan Demirtaş şunları söyledi:



''Önümüzdeki ilk iş olarak, bu blok hareketinin bir partileşme blok partisi olarak kendisini ifade etmesinin hazırlıklarına başlamış olduk. Bugünkü toplantıda bunu kararlaştırdık. Dolayısıyla en kısa zamanda bir blok partisi olarak hareket edebilecek tüzel kişiliğe haiz bir parti çalışmasına başlamış durumdayız.

"YILLARA DAYANAN BİR GEÇMİŞİ VAR"

Bizim açımızdan stratejik bir birliktir bu çalışma. Bu çalışmanın yıllara dayanan bir geçmişi var. Bu seçimde bunun çok önemli bir adımını gerçekleştirmiş olduk. Şimdi bunu partileşmeye doğru götürme kararlılığımızı bir kez daha ifade etmiş olduk. Bunun çalışmaları yarından itibaren somut olarak başlayacak. Umut ediyorum ki en kısa zamanda tüzel kişiliği de olan resmi parti kuruluşu gerçekleşmiş olacak.

Bu vesile ile bizler blok partisi kurulana kadar bir grup milletvekili olarak Barış ve Demokrasi Partisine bugün üye olarak geçiş yapmış olduk. Toplam 29 milletvekili BDP'nin üyesi olarak Meclis'te 29 kişilik BDP grubu kurmayı kararlaştırdık.''

KATILAMAYANLARA DA ROL

Demirtaş, blokun aktif üyesi olan ancak BDP'ye katılmayan Şerafettin Elçi ve Levent Tüzel'in, blok partisi kurma çalışmalarını da yürüteceklerini söyledi.

Demirtaş Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Leyla Zana ve Kemal Aktaş'ın da bütün zeminlerde grupla birlikte hareket edeceklerini kaydetti.

6/17/2011

seyyah1906

hesaplaşma olmadan helalleşme olmaz aman yarabbim allah aşkına

Ak Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı için, parti genel merkezine gelen Arınç, Cumhurbaşkanının görev süresi ile ilgili tartışmalarla ilgili sorulan bir soru üzerine, “Bu konudaki fikrimi çok önceleri çok defalar söyledim. Şimdi tekrarlarsam ayıp olacak. İnternete girerseniz orada bu konudaki bilgilerin hepsi var” karşılığını verdi.

Arınç, yeni Anayasa ile ilgili sorulan soruyu, “Benim çok konuştuğum konuları söylüyorsunuz. Seçim süresince yeni Anayasanın nasıl yapılacağını, bunun için neyin gerekli olduğunu ifade etmiştim. Düne ait ne varsa, dünde kaldı cancağızım. Bugün için yeni sorular varsa ben hazırım” diye yanıtladı.


Bülent Arınç, “Sayın Bahçeli'nin, 'Helalleşmeden önce hesaplaşmak gerekir?' şeklinde açıklaması var. Bu konuda neler söyleyeceksiniz” sorusu üzerine, “Aman yarabbim. Allah aşkına söyledi mi bunu? Buna cevap için biraz düşünmeliyim. Bu yeni bir konu” dedi.

BEŞİR ATALAY'IN AÇIKLAMALARI

Eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay da “Cumhurbaşkanının görev süresi konusunda bakanlar Cemil Çiçek 5 yıl, Egemen Bağış 7 yıl dedi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Hiçbir ortamımızda, hiçbir platformumuzda görüşülmemiş bir konu olduğu için bir şey söyleyemeyiz” yanıtını verdi.

Atalay, “Yeni anayasa konusunda da Ak Parti'den adım bekleniyor. Nasıl bir yöntem olacak? Bugün Sayın Bahçeli'nin açıklaması var. 'Önce taslağı görelim. Sayın Başbakan'ın ziyareti buna bağlı' diyor. Bu konuda neler diyeceksiniz?” sorusu üzerine, şunları söyledi:
“Seçim beyannamemizde biz anayasanın özellikle hazırlanış yöntemi ile ilgili çok ileri ifadeler kullandık. O metni hazırlayanlardan birisi olarak bunu söylüyorum. Bizim gönlümüz şunu istiyor; bu anayasa gerçek bir sivil Anayasa olsun ve mümkün olabilirse Parlamento dışında anayasa üzerinde çok çalışma yapılsın, hazırlık yapılsın. Bütün sivil toplum kuruluşları ve bütün toplum kesimleri bu anayasa hazırlanmasında ciddi rol alsın. O zaman esas herkese hitap eden ve herkesin, her kesimin kendini bulduğu bir anayasa olacaktır.
Anayasa ile ilgili çalışmalarda herhalde yeni Parlamento başkanının daha fazla inisiyatif alması da gerekebilecektir. Yani bunun partiler üstü bir çalışma olarak yürümesi daha uygun olabilir. Tabii her partinin çalışması var, bizim de var. Ama öyle bir metin çıkarıp da onun üzerinde görüş alma yerine mümkün olabildiğince azami mutabakatların arandığı bir anayasa çalışma süreci bekliyoruz. Seçim Beyannamesinde de bunu ifade etmiştik.
Biz Sayın Bahçeli gibi demiyoruz. Onların da hazırlığı olsun, bütün partiler, değişik sivil toplum kuruluşları, düşünce kuruluşları biliyorsunuz anayasa taslakları hazırladılar. Onlar çok faydalı şeyler. Sınırsızca üzerinde tartışılsın. Eminim bu süreç kendiliğinden çok verimli yürüyecek diye biz düşünüyoruz. Ama yeni Parlamento oluştuğunda Parlamento bu işin merkezi olsun. Hiçbir parti bu işin esas yürütücüsü, inisiyatifi olmasın diye de düşünüyoruz.”

“BÜTÜN KAPILAR AÇILSIN, BÜTÜN GÖNÜLLER AÇILSIN”

Beşir Atalay, “Sayın Bahçeli'nin bir özür beklentisi var. 'Helalleşmeden önce hesaplaşma gerekli' diyor. Bu konuda neler diyeceksiniz?” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Vallahi kendileri bilir. Biz tabii şu sırada diğer partileri suçlayıcı hiçbir şey söylemiyoruz. Seçim ortamında bile bunu yapmadık. Çok ileri bir suçlama olmadıkça cevap vermedik. Başbakanımız, parti genel merkezinin balkonunda söyleyeceği her şeyi söyledi.

Bütün kapılar açılsın, bütün gönüller açılsın. Artık seçim ortamı bitti. Türkiye'nin meselelerine bakalım ve geleceğe de daha umutlu bakalım. Hesaplaşma falan kavramlarını şu ortamda, seçimden sonra doğrusu bu toplum herhalde arzu etmez ve o kavramları hiçbir liderin kullanmaması gerekir. Hiç iyi bir şey değil o.”
Beşir Atalay, seçim sürecinde siyasilerle birlikte basın mensupları ve güvenlik güçlerinin de çok yorulduğunu belirterek, bu nedenle basın mensupları ve güvenlik güçlerine teşekkür etti.
hürriyet