En Yeniler
müttefik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müttefik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9/07/2011

seyyah1906

financial times:türkiye'nin tavrı mısır ve ürdün'ün israille ilişkilerini gözden geçirmesine sebep olabilir

Financial Times gazetesi Türkiye'nin İsrail'e karşı sertleşen tavrının Mısır ve Ürdün'ü de etkileyebileceğini yazıyor.

Gazeteye göre Türkiye'nin tutumunun zaman içinde Mısır ve Ürdün'ün İsrail ile ilişkilerine de yansıması olasılığı, İsrailli yetkilileri en çok endişelendiren konu.
Arap dünyasında sadece Mısır ve Ürdün'ün İsrail ile diplomatik bağları olduğunu hatırlan gazete, İsrail'in bu iki ülkeyi de kaybetmesi durumunda Müslüman aleminde hiçbir müttefiki kalmayacağını ifade ediyor.

Financial Times, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün İsrail için kullandığı "şımarık oğlan" sözlerini başlığına taşıdığı haberde olası bir Gazze ziyaretinin sonuçlarına da değinmiş.

Erdoğan'ın Mısır'dan Gazze'ye geçebileceğini belirten gazete, İsrailli gözlemcilerin Mısır gezisini ''kritik bir sınav'' diye nitelediğini yazıyor.

Financial Times'a göre Türk liderin Mısır'dan Hamas'ın kontrolündeki Gazze Şeridi'ne geçmesi hem Filistinli İslamcı örgüte büyük bir siyasi zafer kazandırır hem de İsrail'e diplomatik anlamda ciddi bir darbe indirir.
'Tanrı gibi karşılanır'

Independent gazetesi de aynı konuyla ilgili haberinde, İsrail'in eski Ankara elçilerinden Alon Liel'in şu sözlerine yer veriyor:

''Şayet Erdoğan Gazze Şeridi'ne girerse, bir Tanrı gibi karşılanacaktır.''

Alon Liel, İsrail ve ABD'nin olası Gazze ziyaretini engellemek için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini belirtiyor.

Independent, Başbakan Erdoğan'ın da dün yaptığı konuşmada Gazze ziyareti konusunda henüz nihai karara varmadığını ve izleyeceği yolu Mısırlı muhataplarına danıştıktan sonra belirleyeceğini söylediğini aktarıyor.

Eski İsrailli diplomat Alon Liel'in görüşleri, Financial Times'ın satırlarında da mevcut.

''Eğer Mısırlılar Erdoğan'ın Gazze'ye Refah sınır kapısından girmesine izin verirse, Türkiye ve Mısır arasındaki ilişkilerde de yeni bir döneme girilmiş olur.'' diyor İsrailli gözlemci ve şöyle devam ediyor:

''Eğer izin çıkarsa, bu bölge diplomasisinde dramatik bir yön değişimi anlamına gelecektir.''

7/18/2011

seyyah1906

clinton bölgede en güvendiğimiz iki müttefikimiz arasında soğukluk olmasından üzüntü duyuyoruz

Clinton, “Bölgede en güvendiğimiz iki müttefikimiz arasında soğukluk olmasından üzüntü duyuyoruz” dedi. Gül de Türkiye’nin haklı olduğunu, İsrail’in olumlu yönde elini uzatması halinde geri çevrilmeyeceğini vurguladı.
LİBYA toplantısına katılmak için geldiği İstanbul’da birçok ikili temasta bulunan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de Tarabya’daki Huber Köşkü’nde kabul ettiği ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Başkan Barack Obama’dan İsrail’le ilişkiler konusunda mesajlar getirdi. Clinton, Cumhurbaşkanı Gül’le görüşmeye geçmeden önce Huber Köşkü’nün bahçesinden İstanbul Boğazı’nı seyretti. “İstanbul Boğazı, dünyada harika bulduğum yerlerden birisi” diye söze giren Clinton, dolunayın ışıltısının Boğaz sularına yansımasına dikkat çekip, Türk ve ABD heyetine şöyle dedi: “Tanrıya şükredelim ki, böylesine bir doğal güzelliğe sahibiz. Bu güzellik sayesinde kötü olan şeyleri düzeltmek için kendimizde güç buluyoruz. Aksi durumda bu kadar şeyle uğraşmak gerçekten çok sıkıcı olurdu. İtiraf edeyim ki İstanbul kendimi iyi hissettiğim kentlerden birisi.”

Üzüntü duyuyoruz

Clinton daha sonra konuyu Mavi Marmara baskını nedeniyle bozuk olan Türkiye-İsrail ilişkilerine getirdi. Clinton, Başkan Obama’nın iki ülke ilişkilerinin yeniden rayına oturmasına büyük önem verdiğini ve bundan mutluluk duyacağını aktardı. Türkiye ile İsrail arasında yürütülen gizli görüşmeleri desteklediklerini ve sonuca ulaşılması için ABD’nin elinden gelen her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu ileten Clinton, “Bölgede en güvendiğimiz iki müttefikimiz arasında soğukluk olmasından üzüntü duyuyoruz” dedi.
Gül de Türkiye’nin özür ve tazminat isteme pozisyonunun haklı olduğunu ifade ederek, İsrail’in olumlu yönde elini uzatması halinde Türkiye’nin bunu geri çevirmeyeceğini vurguladı.
Her iki taraf Kaddafi’nin Libya’yı ve halkını temsil etmediği konusunda görüş birliğini yinelerken, Suriye’de Beşar Esad yönetimi için daha temkinli bir tutum takınmayı tercih etti. Clinton, Suriye’de yönetimin halkın reform çağrısına uyması gerektiğini vurguladı ve Suriye halkının istemi dışında dışarıdan bir girişime kalkışılmasının söz konusu olmayacağı mesajını verdi.

Ermenistan’la süreç

Clinton, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin yeniden canlandırılması ve sürecin devam ettirilmesi gerektiğini belirtirken, bu konuda da her iki tarafı cesaretlendirmeye hazır olduklarını bildirdi.

Terörle mücadelede her iki ülkenin işbirliğini mükemmel olarak tanımlayan Clinton, Türkiye’den gelecek her türlü destek talebini yerine getirmeye hazır olduklarını tekrarladı. Clinton, Türkiye’nin ekonomide gösterdikleri performansı da takdirle karşıladığını vurgulayarak, “Özellikle yanı başınızda ekonomik yangın varken bunu başarmak çok önemli” dedi.

‘Özür’cüler güçleniyor

İSRAİL’in Mavi Marmara baskını konusunda Türkiye’den özür dilenmesini isteyen yetkililerin sayısı artıyor. Haaretz Gazetesi’nin dünkü haberine göre İsrail savunma yetkilileri de, özür yoluyla Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesinden yana. İsrail Adalet Bakanlığı ile görüşen söz konusu yetkililerin, “ihtiyatlı bir özür” dilenirse, Türk insan hakları örgütlerinin İsrail aleyhine dava açmalarından kurtulacakları fikrinde oldukları belirtildi. Dışişleri Bakanı Lieberman, özür dilenmesine şiddetle karşı çıkıyor. Baskına katılan askerlerin yurtdışı seyahatlerini bile yasaklatabilecek olası davaların ancak özür yoluyla önüne geçilebileceği iddiasının Lieberman’ı yumuşatıp yumuşatmayacağı henüz belirsiz.