En Yeniler
meclis başkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meclis başkanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1/10/2012

seyyah1906

şu an cezaevlerinde gazetecilik mesleğini icra etmekten dolayı tutuklu bulunanlar sanıldığı gibi değildir

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Norveç Başbakanı Jens Stoltenberg'e, cezaevindeki gazetecilerin durumunu "gazetecilikten değil terörden" diyerek anlattı.
Çiçek dün Norveç Başbakanı Jens Stoltenberg'i Meclis'teki makamında kabul etti.

Stoltenberg'in tutuklu gazetecilerin durumunu da ima ederek basın özgürlüğüne dikkat çekmesi üzerine, Çiçek şöyle dedi: "Gazetecilerle ilgili yanlış bir değerlendirme olduğunu ifade etmek isterim. Şu an cezaevlerinde, gazetecilik mesleğini icra etmekten dolayı tutuklu bulunanlar sanıldığı gibi değildir. Ama bir kısmının yaptığı iş gazetecilik gibi gözükse de terör örgütüne üye olmak, evrakta sahtecilikten tutun, sade insanların bile işlemesi yasak olan fiillerden dolayı kalmaktadır. Sadece gazeteci sıfatına bakarak bir değerlendirme bence çok ciddi bir yanılgı olur. Vakit olsa bunu çok daha detaylı ifade etmek isterim. Çünkü, bunlar, çok iyi bildiğim ve en çok uğraştığım konulardır. Bu görevimden önce Adalet Bakanlığı da yaptım, bu konuların biraz uzmanı sayılırım."

1/07/2012

seyyah1906

gazi meclisin ve milletvekillerinin onurunu korumaya çağırıyorum yarın herkes için geç olacaktır

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yaptığı yazılı açıklamada, TBMM Başkanı'nın tek görevinin ''frak giyip Genel Kurulu idare etmek olmadığını'' ifade etti.
TBMM'nin, milletvekillerinin itibarını korumanın, yasama organının hak ve hukukunu savunmanın Meclis Başkanlarının en temel görevi olduğunu belirten İnce, şunları kaydetti:
''Sayın Cemil Çiçek, bu görevini yerine getirmediği gibi TBMM'yi itibarsızlaştırıp, milletvekillerinin özgürce görev yapmasını engelleyecek baskı niteliğindeki girişimleri seyretmekle yetinmektedir. Oda Tv davasında milletvekillerinin hiçbir suç unsuru olmayan telefon görüşmeleri, denetim ve yasama faaliyetleri şüpheliler bakımından delil ve gerekçe kazandırılmak amacıyla kullanılmıştır. Sayın Çiçek, bu konuda kendisinin girişimde bulunması konusundaki taleplere kulak tıkamış, soru önergelerini yanıtsız bırakmıştır. Bu bakımdan Sayın Çiçek'in gensoru hakkındaki bu tutumu salt teknik bir değerlendirme olarak nitelendirilemez. Bu tutum daha önceki tutumu ile bağlantılı ve yasama organını yürütme organının emrine veren bir anlayışın yeni bir örneğidir. Sayın Çiçek, yargı üzerinden, yürütmenin kendisinin başkanı olduğu yasama organına müdahalesini yok saymaktadır. Kendisinin koruması gerektiği, yasama organını kendisi korumasız bırakmaktadır.''

''Pek çok benzer önerge işleme konuldu''

Anayasanın 138. maddesinin gerek içtihat gerekse TBMM uygulamalarında, davası görülen bir konuda TBMM'de yasama ve denetim faaliyeti yapılamayacağı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini savunan İnce, ''Sadece yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin faaliyetler erkler ayrılığını etkileyeceği için bu yasağın kapsamında değerlendirilmektedir. Kaldı ki geçmiş dönemlerde pek çok benzer önerge TBMM tarafından işleme konulmuştur'' iddiasında bulundu.

Çiçek'in bu tavrıyla TBMM'nin devamlılık kazanan uygulamalarını ve Anayasa Mahkemesi kararlarını yok saydığını öne süren İnce, şu görüşleri ifade etti:
''Kaldı ki yargı yetkisinin kullanılması konusu ile yasamanın faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin Anayasal hükümler arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Bu açıdan yasama ve denetim faaliyetlerini gözetmesi gereken Sayın Başkan'ın tutumu yanlıştır.
Önergedeki ifadeler, yargı organlarının değil, idarenin işlemlerinin sorgulanmasını içermekte ve idareye ilişkin tespitlere yer vermektedir. Yargıya düzen vermek isteyen Adalet Bakanı'nın düşürülmesini amaçlamaktadır. Bu açıdan Adalet Bakanı'nın düşürülmesinin yargı yetkisinin kullanılması ile yakından uzaktan bir ilgisi yoktur.
Gensoru önergesinin işleme konulmaması Sayın Çiçek'in tarafsızlığını gölgelemiştir. Sayın Çiçek, bu girişimiyle eylemli İçtüzük ihlali yapmıştır.
Sayın Çiçek'i yasama organının, Gazi Meclisin ve milletvekillerinin onurunu korumaya çağırıyorum. Yarın herkes için geç olacaktır. Bir gün muhalif milletvekillerinin kapısının çalınıp kelepçe ile götürülmesine tanık olmamak için uyarı görevimi yerine getiriyorum. Görün artık.''

12/27/2011

seyyah1906

cemil çiçek vekil zamları için ihtiyaçtan doğmuştur muhalefete halk dalkavukluğu yapıyorlar dedi



cemil çiçek vekil zamları için ihtiyaçtan doğmuştur muhalefete halk dalkavukluğu yapıyorlar dedi

türkiyenin günlerdir konuştuğu geceyarısı kıyağına böyle göğüs gerdi meclis başkanı meclis içinden çıkan muhalif çıkışlarada karşı tarruza geçti cemil çiçeğin trübenlere oynuyorlar halk dalkavukluğu yapıyorlar diyecek kadar üslubunu sertleştirmesine yol açan ise bazı vekillerin ben o maaşı almayacağım demeleriydi

9/04/2011

seyyah1906

chp'den soru önergesi ramazan ayı boyunca terörle ilgili farklı bir planlama yaptınızmı

CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na terörle ilgili soru önergesi verdi.
15 Temmuz-3 Eylül arasında terör örgütü tarafından gerçekleştirilen saldırılarda şehit olan güvenlik güçlerinin sayılarının yer aldığı Özcan'ın soru önergesinde, Erdoğan'ın AKP'nin 10. kuruluş yıldönümü etkinliklerindeki, "Artık bıçak kemiğe dayanmıştır diyorum. Ramazana hürmeten biz şu anda sabrediyoruz ama Ramazanın bitiminden sonra bilesiniz ki bu ülkede barışın miladı, bu barış ayıyla beraber, bu dayanışma ayıyla birlikte çok daha farklı olacak. Ne derlerse desinler, ne söylerlerse söylesinler. Bunun faturası ağır olacaktır" şeklindeki sözlerine atıfta bulunuldu.


'Açılım süreci aynı kararlılıkla sürecek mi?'

Erdoğan'ın sınır ötesi harekâtın tek başına çözüm olmadığı, yurt içinde de arazi arama-tarama faaliyetlerine ağırlık verilmesi gerektiği, ayrıca, kırsalın yanı sıra merkez ve ilçelerde başta olmak üzere bölgedeki birçok yerleşim merkezinde de bölücü örgüt unsurlarına yönelik operasyonlar yapılması gerektiği yönündeki değerlendirmelerini hatırlatan Özcan, Başbakan'a "Ramazan ayı ve bayramı geride kaldı. Sabırla beklediğiniz Ramazan ayı boyunca, terörle ilgili farklı bir planlama yaptınız mı" sorusunu yöneltti.

Özcan'ın Erdoğan'ın cevaplamasını istediği sorular şöyle: "Ramazanın bitiminden sonra 'çok daha farklı olacak' şeklindeki sözünüz ile neyi kastettiğinizi kamuoyu ile paylaşmayı düşünüyor musunuz? Bundan sonraki süreçte hükümetiniz için terörle mücadele mi, yoksa müzakere mi öncelikli olacaktır? Önümüzdeki süreçte İmralı'da hükümlü bulunan terör örgütünün başı ile görüşmeyi sürdürecek misiniz? İki yıl önce başlatmış olduğunuz açılım sürecini aynı kararlılıkla sürdürmeyi düşünüyor musunuz?"

8/09/2011

seyyah1906

müsiad iftarına cemil çiçek tepkisi yedik içtik ama kusura bakmayın bunu da söylemek lazım

MÜSİAD tarafından geleneksel olarak düzenlenen 19. Ankara İftarı'na katılan Çiçek, yemek sonrası kürsüye çıkar çıkmaz lüks iftarlara tepki gösterdi.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek özetle şunları kaydetti: 

ALLAHINIZI SEVERSENİZ İPTAL EDELİM ' Allahınızı severseniz şu iftarları bu zamanda iptal edelim. 30 yıldır katılıyorum, yüzde 70 aynı insanlar. Belli ki israf yapıyoruz. Kişi başı 30 dolardan başlayan ve 60 dolara varan paralar ödeniyor. Eğitim bursuna, ekmeğe ihtiyacı olan insanlar var. Yedik, içtik ama kusura bakmayın bunu da söylemek lazım. Bir yerden bunu değiştirmemiz lazım. Somali'deki kardeşlerimiz için bu Ramazan daha farklı davranmamız lazım' dedi. 

BDP'YE DE TEPKİ GÖSTERDİ Çiçek, BDP'nin 'alternatiif cuma' girişimine de tepki göstererek, 'Bir yandan alternatif cuma yapıyorlar, diğer taraftan rahmet ayında kan döküyorlar. İki yaşındaki çocuğu katledip buna da barış diyorlar' diye konuştu. Terörün bir ülkeye belli istekleri kabul ettirmek, ülkenin huzurunu bozmak, ülkeyi içeriden sıkıntıya sokmak adına uluslararası bir "manivela" olduğunu dile getiren Çiçek, bunun iyi görülmesi gerektiğini kaydetti. Bugün herkesi üzen terör örgütünün arkasında uluslararası güçlerin olduğuna dikkati çeken Çiçek, şunları söyledi: "Bunu iyi anlayalım. Bu güçler, bunu kullanmak suretiyle Türkiye’de bir kısım sıkıntıları çıkarmaya çalışıyor. Kan dökenler, kin kusanlar, bu ülkenin hiçbir vatandaşını temsil etmiyor. Bu nasıl temsildir ki iki yaşındaki çocuğu katlediyor, bu nasıl temsildir ki hamile kadınları katlediyor, bu nasıl temsildir ki yaşlı, eli öpülesi insanları kurşuna diziyor, bu nasıl temsildir ki bir alışveriş merkezinde, bir pazarda bombanın pimini çekiyor, masum bir sürü insanın kanına giriyor? Sonra da bunun önüne ’barış, demokrasi’ diyor. Bununla da zannediyor ki ’bu işin üstünü kapatacağım’. Bunları el birliği ile ortaya çıkarmak ve bunların aramızda meydana getirmek istediği ayrıya gayrıya, fitneye fesada imkan vermemek gerekir. Cenab-ı Hak’tan bunu niyaz ediyorum. İnşallah akan bu kanlar son kan olur, çektiğimiz bu sıkıntılar son sıkıntı olur. İnşallah huzur içinde bayrama ulaşırız." Salondakilerin ramazan ayını da kutlayan Çiçek, "Heyecanımı bağışlayın. Ben siyaset adamıyım ama yaptığım konuşma siyasi bir konuşma değil. Ben maalesef, ’inşallahlı, maşallahlı’ konuşma yapamıyorum" diye konuştu. Bu ay sorumlulukların teker teker hatırlanması gerektiğini belirten TBMM Başkanı Çiçek, salondakilerden şehitler ve gaziler için Fatiha duasını okumalarını istedi. Çiçek, "Ne yapmamız gerekiyordu, neyi yapamadık?" konusunda vicdan muhasebesi yapılması gerektiğini de belirterek, o zaman iftarların daha hayırlı olacağını sözlerine ekledi

8/06/2011

seyyah1906

bülent arınç bunları ilkokul çocuğu bile okunduğu zaman bilir anlar

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisinin Bursa İl Başkanlığı tarafından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 28. İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda, 12 Haziran'da genel seçimlerin yapıldığını ve AKP'nin büyük bir oy oranıyla yoluna devam ettiğini hatırlattı.
TBMM'nin kesin sonuçlardan 5 gün sonra toplandığını ifade eden Arınç, ''O gün sırasıyla bütün milletvekillerimiz yemin ediyor, sonraki 5 gün Meclis Başkanımızı seçiyoruz. Sonra yeni hükümet kuruluyor, program okunuyor. Müzakere ve ardından güven oylaması. Bunları ilkokul çocuğu bile okunduğu zaman bilir, anlar'' diye konuştu.

Bunun, her zaman böyle olduğunu ancak bu yıl farklı bir şey yaşandığını dile getiren Arınç, şöyle devam etti:
''Hepimiz sevinç içinde Ankara'ya gittik ant içeceğiz. Yasama görevimize başlayacağız, mazbatalarımızı aldık. Ankara'ya gittik CHP ant içmiyor, BDP zaten ortada yok. O da ant içmeyeceğini söylüyor. Ne oldu? Siz nasıl milletvekili seçildiniz, niye seçildiniz niye ant içmiyorsunuz? 'Efendim, biz tutuklu olanlardan aday göstermiştik, onları tahliye etmediler. Onlarla dayanışma içindeyiz. Bu demokrasiye sığmaz'. 'Nasıl sığmaz? Siz bunların tutuklu olduğunu bilmiyor muydunuz?' 'Evet.' 'Sadece onları mahkemenin serbest bırakabileceğini bilmiyor muydunuz? biliyordunuz'. Sayın Kılıçdaroğlu, bu kişiler aday gösterildiği zaman 2 televizyon programında, 'Biz kanuna saygılıyız. İçerde kalırlarsa kalırlar biz onları milletvekili yapacağız' demişti. Şimdi ne oldu da yasama görevine başlamıyorsunuz? Ergenekon sanıkları içinde olduğu için veya KCK sanıkları tahliye edilmediği için... Anlaşılmaz bir tepki. Ne Anayasa'da var böyle bir şey, ne hukukta ne teamüllerde ne de TBMM'ye karşı gösterilmesi gereken saygının içinde.''

"Mızıkçı çocuklar..."

Arınç, MHP'nin yemin törenine katılarak çok doğru bir karar verdiğini belirterek, şunları söyledi:
''CHP çok garip, hem içerde hem yok. Önde oturuyorlar, ismini okuyoruz, ağzını açamıyor, 'buradayım' diyemiyor. Yaa oradasın. 'Oradayım ama yokum'. Garip bir şey. Hani dışarda olsa burada yok diyeceğiz ama ön sıralarda oturuyor. Ant içmek için davet ediliyor 'ant içmeyeceğim' diyor mızıkçı çocuklar gibi kafasını sağa sola çeviriyor. Bu görülmüş bir şey değil. Çok yanlış bir şey. Çok yukarıdan attılar tuttular. '4 yıl bile tahliye edilmeseler ant içmeyeceğiz'. Aman Allahım breh breh, 4 yıl bile... Nasıl da bol keseden atıyorlar. Ne kadar düşüncesizler, ne kadar Meclise karşı saygısızlar. Yargının işine karışmak bugüne kadar mümkün oldu mu? Bir hükümet 'tahliye et ya da tutukla' diye bugüne kadar böyle bir şey yaptı mı, yapabilir mi? Başka bir organdan, 'sen söyle de tahliye etsinler'... Bu, yargının bağımsızlığına hakaret olmaz mı?''

Davalarda talep edenin savcı, tutuklayanın hakim olduğunu vurgulayan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yine talep tahliye olabilir, tutuklayan tahliye edebilir. Bu, sen-ben olamayız, bunlar yine hakimler olacak. Dolayısıyla dosyadaki delil durumlarına göre, isnat edilen suçun mahiyetine göre, tutukluluk süresine göre ve özellikle Anayasa'nın 14. maddesinde sayılı suçlar işlenmişse, onlar milletvekileri açısından dokunulmazlık teşkil etmediğine göre tahliye beklemeyeceksiniz. Mahkeme her şeyi yeterli görmüştür, tahliye kararı verir. Biz de seviniriz aslında. Bir insanın içerde tutuklu kalmasından memnuniyet duyacak değiliz. Ama mahkemenin işine karışmak bizim haddimize değil başkalarının da değil.''

"Kuzu kuzu..."

Bülent Arınç, CHP'nin bir süre sonra ''kıvranmaya başladığını'' belirterek, şöyle konuştu:
''(Biz böyle bir yanlış yaptık ama bize onurlu bir dönüş lazım. Siz bize biraz yol gösterin.) 'Nasıl yapalım?' 'Şöyle bildiri yayınlansa biz de mahcup olmasak'. 'Ne yazacağız bildiride?' 'Şunları yazacağız'. Konuşuldu edildi, bildiri çıktı ama bildiri 'içerdeki tahliye olsun' diye çıkmadı. Böyle bir cümle yok, bildiğimiz şeyler yazıldı. Yani bahane arıyorlardı Meclise gelip ant içmek için. Çünkü, 'maaşlarını alıp da ant içmeden bankamatik vekil mi oldunuz?' sözleri onları perişan etti. Sonra geldiler kuzu kuzu ant içme töreninde bulundular. Bir tanesi halen direniş yapıyor sanki. O da 'bir an önce ekim olsa da ben de koşup ant içsem, bu işten kurtulsam' hevesi içinde.
Öbürleri Diyarbakır'dan henüz Ankara'ya gelemediler. Tatil olduğu için bilemiyorum belki gelmişlerdir. Orada varlığı bile yasal statüye kavuşmamış, dernek değil, vakıf değil Demokratik Toplum Kongresi diye bir şeyi iki güne bir topluyorlar, çay içip dağılıyorlar, 'biz grup toplantısı yaptık' diyorlar. Ne Anayasa'da ne Meclis İçtüzüğü'nde partilerin grup toplantılarını parlamento dışında yapabileceklerine dair hiçbir yetki yok. Siz sadece konuşur, çayınızı içer dağılırsınız. Varlığı ortada olmayan bir isimle oralarda buralarda halkı kışkırtarak, şiddete yönlendirerek, halen kendilerinin dışlandığını iddia etmek konumunda bulunuyorlar. Emin olun, Meclisin açılmasıyla onlar da gelecek ant içecekler TBMM, yasama görevine başlayacak.''

Arınç, milletin, milletvekillerini yasama çalışmalarına katılmak üzere seçtiğini, ideolojik kavga yapmak için seçmediğini belirterek, ''Düşüncelerimiz farklı olabilir. Bütün bunları ortaya koyabileceğiniz yer, parlamentodur. O kürsü hürdür. Anayasa'nın 83. maddesine göre o kürsüden konuşulanlardan dolayı cezai sorumluluk yoktur. Burada konuştuğunuzu meydanda konuşabilirsiniz. İlçede ve köyde konuşabilirsiniz, onlar da suç teşkil etmez'' dedi.

Dokunulmazlığın böyle bir şey olduğunu dile getiren Arınç, ''Dolayısıyla bana çok çirkin, yanlış gelen, benim tüylerimi diken diken eden her şeyi, ben ters bile gelse dinlemek zorundayım, sen de onu kürsüde söyleyebilirsin. Milletin, Meclisin kürsüsünde İçtüzük hükümlerine uygun olarak her konuşmayı yapabilirsin. Niye dışarda bağırıp çağırıyorsun?' diye konuştu.

Yasama faaliyetlerinin, önergenin ve soruların yerinin parlamento olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:
''Burada kürsüye çıkıp konuşacaksın, senin yerin burası. Artık in oradan parlamentoya gel. Görevine başla ne yapacaksan biz de merak ediyoruz, parlamentoda yap. Bunları söyledik. Hamdolsun AK Parti dik durdu, Anayasa'nın, İçtüzüğün yanında durdu. Parlamentodaki bu tartışmalar günlerce birileri tarafından gündeme getirildi. Güya demokrasi, egemenlik sözleri, CHP'nin parlamentoya girmesiyle bir noktada unutuldu. Anayasa gereğince 1 Ekim'e kadar Meclis çalışmalarına ara verildi. Olağanüstü toplantı olmazsa çalışmalara 1 Ekim'den itibaren devam edeceğiz.''

7/14/2011

seyyah1906

cemil çiçek'ten 13 şehit tepkisi artık herkesin safını iyi belirlemesi lazım ya demokrasiden yana olacağız ya da

Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde çıkan çatışmada 13 askerin şehit olmasını değerlendirdi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Diyarbakır'daki terör saldırısına ilişkin olarak, “Bir taraftan demokrasi, bir taraftan barış ve özgürlük ama öbür tarafta da kan, kin ve vahşet... Artık herkesin safını iyi belirlemesi lazım. Ya demokrasiden yana olacağız ya da bu türlü kan ve kin kusanlarla beraber olacağız” dedi.

“Böyle vahşi bir olayı, bugün bu vesileyle öğrenmiş olduk” diyen Çiçek, Türkiye'nin bir terör belası bulunduğunu söyledi. Cemil Çiçek, “Bir taraftan demokrasi, bir taraftan barış ve özgürlük ama öbür tarafta da kan, kin ve vahşet... Artık herkesin safını iyi belirlemesi lazım. Ya demokrasiden yana olacağız ya da bu türlü kan ve kin kusanlarla beraber olacağız” diye konuştu.
Şehitlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileğinde bulunan Çiçek, şöyle devam etti:

“Milletimizin, hepimizin başı sağolsun. Temenni ederim ki bu son üzücü olay olsun ama maalesef Türkiye geliştikçe, büyüdükçe, bölgesinde söz sahibi oldukça bundan rahatsız olanlar var. Bu rahatsız olanların kullandığı en uygun enstrüman da terör örgütüdür. Hep ifade ettim ki bu terör örgütü, hiçbir zaman Kürt vatandaşlarımızı o bölgenin insanlarını temsil etmiyor. Bunlar uluslararası güçlerin menfaatine hizmet eden, onun için kan döken, kin kusan, bir vahşet örgütü. Bunu artık hepimizin, herkesin çok daha iyi anlaması lazım. Herkesin de safını bu manada çok daha iyi netleştirmesi gerekiyor. Zannediyorum bu konu ile ilgili çok yönlü değerlendirme yapılıyor, yapılacak.”

Çiçek, bir gazetecinin, “Bugün BDP'liler ile görüşme vardı. Bir uzlaşma sağlanamadı ama yemin edilebilir gibi mesajlar da veriliyordu” sözleri üzerine, “Herkesin olup bitenlerden ders çıkarması ve nasıl kullanıldığını herkesin çok iyi anlaması lazım. Bu gelişmelerden hiç kimse fayda umamaz. Bu gelişmelerden bu topraklarda yaşayan 74 milyon insanın menfaati olamaz” şeklinde konuştu.

Bu tip eylemlerin başkasının menfaatine hizmet ettiğini vurgulayan Çiçek, “İnşallah aklına başına almayanlar varsa o manada bu son üzücü olay herkesin aklına başına getirir ve safını tercih eder. Ya demokrasiden yana haktan hukuktan yana olacak ya da kan ve kin kusan tarafta olacak” dedi.

HÜKÜMET NE YAPMAK İSTEDİĞİNİ ORTAYA KOYMALI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Diyarbakır’da şehit olan askerler için başsağlığı dilerken “Hükümet zaman geçirmeden terörle mücadele konusunda ne yaptığını, ne yapmak istediğini açıklıkla ortaya koymalı ve kamuoyunu bilgilendirmelidir” dedi. Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde il başkanlarına vereceği yemeği de gelen şehit haberleri üzerine iptal etti.

Kılıçdaroğlu, Diyarbakır’da 13 askerin şehit, 2’si ağır olmak üzere 6 askerin de yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendiğini belirterek şöyle dedi:

“Özellikle belirtmek istiyorum ki, terör bir insanlık suçudur. Terörle bir yere varılamayacağı, herhangi bir sonuç alınamayacağı çağdaş dünyanın kabul ettiği bir gerçektir. Bu süreçte önemli olan AKP Hükümeti’nin terörle mücadele konusunda ne yaptığı, hangi adımları attığıdır. Israrla belirttiğimiz gibi, başta Anamuhalefet olmak üzere milli iradenin tecelligahı TBMM ve kamuoyu AKP’nin kimlerle neleri konuştuğunu, neyin pazarlığının yapıldığını bilmemektedir.”

Hükümet’i zaman geçirmeden terörle mücadele konusunda ne yaptığını, ne yapmak istediğini açıklıkla ortaya koymaya ve kamuoyunu bilgilendirmeye çağıran Kılıçdaroğlu, “Terörü ve bugün hepimizi derinden üzen terörist saldırıyı şiddetle kınarken, şehitlerimize rahmet, ailelerine ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’in şahsında Türk Silahlı Kuvvetlerine başsağlığı, yaralı askerlerimize de acil şifalar dilerim” dedi.

Bu arada CHP il başkanları ile genel merkez bahçesinde yapılması planlanan yemek de gelen haber üzerine iptal edildi.

7/08/2011

seyyah1906

kılıçdaroğlu hepimizin şikayetci olduğu bir konuyu çözmüyoruz niye çözmüyoruz?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e, yemin krizinin çözülmesi için grup başkanvekilleriyle ortak çalışma yapılmasını önerdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'i makamında ziyaret etti. Görüşme yaklaşık bir saat sürdü. CHP Genel Başkanı'na, Grup başkanvekilleri Emine Ülker Tarhan, Muharrem İnce, Mehmet Akif Hamzaçebi ve İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın eşlik etti. Ancak görüşme baş başa gerçekleşti.
"Uzun uzun konuştuk"

Basının içeri alınmadığı görüşmenin ardından CHP Genel Başkanı, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Basın mensuplarının, "Kriz çözülebiliyor diyebilir miyiz?" sorularına CHP Genel Başkanı, "Kendisini kutlamak için gitmiştim ama bu konuda açıldı. Bu konuyu da uzun uzun konuştuk" dedi. Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
"Sayın Başkan, bu konuda sorunun çözümüyle ilgili olarak düşüncelerimi sordu. Kendisine düşüncelerimi aktardım. Bu sorunun Türkiye'nin bugüne kadar yaşadığı demokratik anlamda ciddi sorunlardan biri olduğunu vurguladım. Cumhuriyet tarihinde ilk kez parlamentonun seçilmiş, hüküm giymemiş yani mahkum olmamış ama tutuklu milletvekilleriyle girdiğini bu sürecin demokrasi ayıbı olduğunu, bunun Türkiye'nin sorunu olmakla beraber bu sorunu biz uygar ülkelerde de anlatmakta zorlanabileceğimizi ifade ettim. Gerek BM gerek AİHS gerek Anayasa'nın 90. maddesi gereği hukukun üstünlüğünün ne kadar önemli olduğunu vurguladım."

"Meclis'i boykot etmiyoruz"

CHP'nin Meclis'i boykot etmediğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
"CHP'nin bu tavrının Meclis'i boykot olarak adlandırılmaması gerektiğini, bu tavrımızın özünde insan haklarının yattığını, çünkü seçme ve seçilme hakkı insan hakkıdır. Bu milletvekilleri mahkum değildir, sadece tutukludur. Parlamentoya gelip yemin etmeleri gerekir. Önlerinde bir anayasal engel yok, yasal engel yok, uluslar arası sözleşmelerden kaynaklanan bir engel yok, engel sadece takdir hakkıyla ilgili bir engeldir. Ve bu sorun yasama organının temel sorunlarından birisidir. Biz hiçbir zaman parlamentoyu kilitlemek, parlamento çalışmasın diye özel bir çaba harcamak gibi özel bir düşüncemiz olmadı. Böyle bir anlayışımız da olmadı. Parlamentoya saygımızın gereği olarak yemin etmedik ama geldik, parlamentoda Genel Kurul'da bulunduk. Amacımız Türkiye'deki bu demokrasi ayıbını gidermekti. Ve Sayın Başkan'a şunu da söyledim. Aslında hükümetin bize teşekkür etmesi lazım. Nedeni de şu, eğer bir demokrasi ayıbını ortadan kaldırıyorsak Türkiye Cumhuriyetini batı dünyasında demokrasisi gelişmiş bir ülke konumuna getirmek istiyoruz, amacımız o. Kimsenin kalkıp da batıda bize Türkiye'de neden hapiste milletvekilleri var demesin diye."

"Bu sorunu çözelim"

TBMM Başkanı'na tutukluluk süresi konusunu da aktardığını ifade eden CHP Genel Başkanı, "Hepimizin şikayetçi olduğu bir konuyu çözmüyoruz, niye çözmüyoruz, biz ortak aklımızı niye egemen kılmıyoruz, bir araya gelelim ve bu sorunu çözelim" dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:
"Sayın Başkan'a ben başka bir konuyu daha da ifade ettim. Bir olay düşünün dedim. Sayın Başbakan uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi, Sayın Cumhurbaşkanı uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi, AB uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi, anamuhalefet olarak biz ve diğer muhalefet partileri uzun tutukluluk sürelerinden şikayetçi yani hepimizin şikayetçi olduğu bir konuyu çözmüyoruz, niye çözmüyoruz, biz ortak aklımızı niye egemen kılmıyoruz, bir araya gelelim ve bu sorunu çözelim. Biz çözümsüzlük değil, bunu bir bilek görüşü olarak görmekte yanlış, bu bir demokrasi sorunudur. Bir insan hakları sorunudur. Ve bu sorunu biz çözmeyeceksek anayasa gibi devasa bir alanı nasıl bir araya gelip çözeceğiz. O açıdan kendileri bu sorunun çözümüne katkı vereceklerini ifade ettiler. Kendilerine teşekkür ettim. Sorunun çözümüne kim katkı verirse ona şükran borçluyuz. Katkı özelikle şu açırdan olacak. Türkiye'de demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü kuralını egemen kılıyoruz demektir."

Dörtlü zirve önerisi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e önerdiği teklifi TBMM Başkanı'na da yaptığını ifade eden CHP Genel Başkanı, şöyle dedi:
"Sayın Cumhurbaşkanı da sormuştu, onada önermiştim. Aynı öneriyi Sayın Başkan'a da yaptım. Bu konunun çözümüyle ilgili olarak grup başkanvekilleri davet edilir, onlar bir araya gelirler, otururlar, sorunun çözümüyle ilgili iradelerini beyan ederler. Ve bu süreci hızlandırmış olur. Bu da bir bizim talebimiz olarak kendilerine aktarıldı. Sayın Başkan tabii dedi, grup başkanvekillerini davet ederim, konuşuruz, madem böyle bir talep var, bu uygulanabilir."

"Ne zaman yemin edeceksiniz?" sorusuna ise CHP Genel Başkanı, "Bu kadarlık açıklama yapmam yeterli" demekle yetindi.

Çiçek'in açıklamaları

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ''CHP ve BDP'nin kararlarını gözden geçirmesini'' isteyerek, ''(Onları) Olumlu bir başlangıç yapmaya, yeni bir sayfa açmaya davet ediyorum'' dedi.

Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, yarın, TBMM'de 61. Hükümetin programının okunacağını anımsattı. TBMM Başkanı Çiçek, ''Yemin etmediği takdirde CHP yok, BDP yok. Bu hoş bir görüntü değil'' dedi.

''Milleti daha üzmeye kimsenin hakkı olmadığını'' ifade eden Çiçek, ''En başta CHP olmak üzere, BDP'yi de kararlarını bir kez daha gözden geçirmeye; suyun kendi mecrasında akması hususunda yeniden kararlarını bir defa daha dönüp bir olumlu başlangıç yapmaya, vakit çok fazla da geçmeden yeni bir sayfa açmaya davet ediyorum'' çağrısında bulundu.

Kılıçdaroğlu'ndan yeni açıklama

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in grup başkanvekillerini çağıracağını ifade ettiğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'deki makamından ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

"Cemil Çiçek, komisyona çağrı yaparsa tavrınız nasıl olacak?" sorusuna CHP Genel Başkanı,"Komisyon değil arkadaşlar, grup başkanvekilleri" dedi.

"Buna ilişkin çağrı yaparsa yemin edecek misiniz?" sorusuna da Kılıçdaroğlu, "Bir bakalım arkadaşlar, önce bir görelim, bakalım" demekle yetindi.

"Bu yönde bir adım bekliyorsunuz ama değil mi, grup başkanvekillerini çağırmasını" sözüne de CHP Genel Başkanı, "Zaten söyledi, çağıracağını ifade etti" dedi.

7/06/2011

seyyah1906

yemin krizine yeni meclis başkanı formülü inisiyatifi alıyorum yemin edin

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na “İnisiyatifi alıyorum, yemin edin” demesi, ardından da Kılıçdaroğlu’nun da yemin için Genel Kurula gidecekleri mesajını vermesi bekleniyor.
CHP’nin önceki gün gerçekleştirilen MYK’da alınan karar doğrultusunda CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, dün öğlen Meclis Başkanı Çiçek’i ziyaret etti. AK Partili yöneticilerin sözlerinin gölgesinde gerçekleşen görüşmede Çiçek ve Hamzaçebi “Yemin krizi için çözüm planında” mutabakata vardı.
İnisiyatifi alıyorum

Görüşmede, CHP’nin yemin etme kararının hangi şekilde alınabileceği genel hatlarıyla değerlendirildi. CHP kulislerine yansıyan bilgiye göre, Kılıçdaroğlu bu hafta içinde Çiçek’i Meclis Başkanlığı’na seçilmesinden dolayı tebrik etmek amacıyla ziyaret edecek. Çiçek’in, Kılıçdaroğlu’nun ziyareti öncesinde yapacağı temasların da bir sonucu olarak “Sorunun çözümünde inisiyatifi ben alıyorum, bana güvenin. Bu doğrultuda sizleri yemin etmeye davet ediyorum” demesi bekleniyor. Kılıçdaroğlu’nun da, bu görüşme sonrası kamuoyuna ve parti organlarına, “Sayın Çiçek sorunun çözümünde aktif rol üstleneceğini açıkça belirtmiştir. Bu doğrultuda Sayın Çiçek’in sözüne güveniyor, yemin etmek üzere Genel Kurul’a giriyoruz” açıklamasını yapması bekleniyor.
Çiçek ve Hamzaçebi görüşmesinde “Sorunun 1 Ekim’e kalmadan çözülmesi” mutabakatına da varıldı. Sağlanan mutabakatın ardından ikinci gündem maddesi, yemin edilmesinin Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “Tükürdüklerini yalayacaklar” sözleriyle özetlediği “yanlış” algılamanın ortaya çıkmaması için izlenecek yöntem oldu. Bu noktada Çiçek’in, “Sorunun çözümünde inisiyatif üstlenmesi ve bu doğrultuda CHP’yi Meclis’e yemin etmek üzere davet etmesi” seçeneği öne çıktı. Çiçek’in dünkü Genel Kurul’un açılışında verdiği mesaj, CHP kulislerinde, “Bu seçeneğin bir uygulaması” olarak yorumlandı.

Hamzaçebi: Olumlu

Hamzaçebi, görüşme sonrası, “Sorunun çözülmesi konusunda olumlu bir görüşme oldu. Meclis Başkanı’nın tavrını olumlu buldum, olumlu bir izlenim edindim” açıklamasını yaptı.
Kılıçdaroğlu dün TBMM’den ayrılırken, “Çiçek’ten randevu talebinde bulundunuz mu?” sorusuna, “Henüz olmadı, bir koltuğuna ısınsın bakalım. Elbette randevu talebinde bulunacağız, ona göre görüşürüz” yanıtını verdi.

7/04/2011

seyyah1906

başbakan recep tayyip erdoğan tükürdüklerini yalayacaklar sözünün arkasında olduğunu belirtti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP’li milletvekillerinin yemin etmeme kararını devam ettirmesine yönelik tepki göstererek “Şu anda parlamento çalışıyor ve burada yemin edilmediği sürece devamsızlık söz konusudur. Buraya gelip katılmak yasama çalışmalarına katılmak anlamına gelmez. Bugün önemli bir yasama çalışmasıydı ve bu yasama çalışmasında yok listesine girmişlerdir” sözleriyle değerlendirdi. Erdoğan tükürdüklerini yalayacaklar sözünün de arkasında olduğunu dile getirdi.
TBMM’de gerçekleştirilen Başkanlık seçiminin ardından Başbakan Erdoğan kuliste basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan, Cemil Çiçek’in Meclis Başkanı seçilmesiyle ilgili değerlendirmesinde seçim sonucunun hayırlı olduğunu ve planladıkları gibi salt çoğunluk ile gerçekleştiğini kaydetti, Erdoğan Cemil Çiçek ile ilgili yorumunda ise, “İnanıyorum ki, yakın siyasi tarihini parlamentonun ve ülkemizin gayet iyi bilen, hukuki misyonu itibariyle güçlü bir karizmaya sahip olan Cemil Bey, parlamentonun bu sıkıntılı dönemde de başarılı bir performans ortaya koyacaktır. Gerek partimizin yönetiminde gerek hükümetimizdeki sözcülüğü itibariyle zaten ülkemizin ve uluslararası siyaset camiasının yakından tanıdığı, bildiği bir isim olarak da bu makama yakışan bir isim olacaktır. Ben kendisine Allah’tan başarılar diliyorum. Ailesine mutluluklar diliyorum” dedi.

"ELLER SIKILI OLURSA YUMRUK OLUYOR"

Erdoğan, Çiçek’in teşekkür konuşmasında "yumruk sıkma değil, el sıkma tokalaşma" mesajları vermesi hususunda da yaptığı değerlendirmede, “Gayet güzel, hep arzu edilen mesajlar. Temenni ederim ki, sıkılı eller olmaz. Eğer sıkılı olursa yumruk oluyor. Eğer eller açık olursa tokalaşmaya yönelik oluyor, o da barışa uzanan el oluyor. Temennimiz budur” diye konuştu. Gündemlerinde Türkiye’ye hizmetin bulunduğuna da vurgu yapan Başbakan Erdoğan, Türkiye’yi mutlu insanlar topluluğu haline getirmeyi hedeflediklerini kaydetti.

"CHP’NİN TAVRI YANLIŞTIR"

Başbakan Erdoğan, CHP’nin boykotunun devam etmesi durumunda anayasa çalışmalarının riske gireceği yönündeki iddiaları da yanıtladı. MHP ile bir konsensüs, bir ortak akıl oluşturulması durumunda verdikleri sözü yerine getirebileceklerini söyleyen Erdoğan şöyle devam etti:

“Nedir bu ortak akıl. Bütün sivil toplum örgütleri ile otururuz konuşuruz çalışmaları yaparız ve ülkemize hizmet konusunda kapıyı ciddi manada açmış oluruz. CHP’nin anamuhalefet partisi olması hasebiyle bu çalışmaların içerisinde olması en büyük arzumuzdur. Demokratik parlamenter sisteme güç katması açısından da önemlidir. Ama şu ana kadar takındıkları tavır yanlış bir tavırdır. Yani parlamento hukukunu bilmemenin çok acı bir örneğidir ve doğal seyri içerisinde üzerlerine düşen görevi yerine getirmeleri gerekir. Eğer bu görev yerine getirilirse zaten problem kalmayacaktır. Bizim önyargılarımız yok tam aksine milletimize hizmet bizim önceliğimizdir. Bunun dışında kimseye de kinimiz nefretimiz söz konusu değildir.”

"BURAYA GELMEK YASAMA FAALİYETİNE KATILMAK DEĞİLDİR"

CHP’nin tavrının devam etmesi durumunda bir ara seçim formülünün destekleyip desteklemeyecekleri yönündeki bir soruya ise Erdoğan, “Şu anda Parlamento çalışıyor ve burada yemin edilmediği sürece devamsızlık söz konusudur. Buraya gelip katılmak yasama çalışmalarına katılmak anlamına gelmez. Bugün önemli bir yasama çalışmasıydı ve bu yasama çalışmasında yok listesine girmişlerdir” yanıtını verdi. Ekim ayında yeni yasama yılında bir adım atılması konusunda ise Erdoğan henüz Temmuz ayında olduklarını ve Ekim’in beklenmesi gerektiğini ifade etti.

"BU TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALAMAKTIR"

Kütahya’da dün yaptığı konuşmada CHP’nin yemin etmeme kararı konusunda, “Tükürdüklerini yalayacaklar” sözlerine CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun tepki göstermesi de Erdoğan’a hatırlatılırken, muhalefet liderlerinin kendisine gösterdiği tepkilere ise Erdoğan şöyle yanıt verdi:

“Herkesin sözü kendinedir. Ben bir gerçeği söylüyorum. Siyasetçi ağzından çıkanı iyi değerlendirecek. Ben iyi değerlendiriyorum ve bunun da nereye gideceğini çok iyi biliyorum. Çünkü siz kalkar da arkadaşlarımız yemin etmedikçe biz yemin etmeyeceğiz derseniz kendinizi kilitlersiniz. Şimdi diyorum ki, bunu böyle dediniz, yarın eğer siz yemin etmek durumunda kalırsanız bu tabloda bunu nasıl izah edeceksiniz? Olay bu. Bu nedir tükürdüğünü yalamaktır işte.”

Erdoğan, Oktay Ekşi’nin TBMM Başkanlığı seçiminde özellikle CHP Milletvekili Kamer Genç’in çıkışları karşısındaki tavrına yönelik değerlendirmesinde, “Bugünkü tavrı tam manasıyla olması gereken tavırdır. Sayın Ekşi, bugün olması gerekenleri harfiyen uygulamıştır. Bundan dolayı da teşekkür ederim” dedi.(ANKA)

6/29/2011

seyyah1906

ak partide müzakereler sonucunda yeni meclis başkanı cemil çiçek

TBMM'de bir yandan yemin töreni sürerken bir yandan da Meclis'in idari yapısı konusunda kulisler devam etti.

Kulislerin merkezini Başbakan'ın TBMM'deki odası oluşturdu. Meclis'teki Ak Parti kaynakları, yapılan parti içi müzakereler sonucunda TBMM Başkanlığı için Cemil Çiçek ismi üstünde uzlaşmaya varıldığını ve iktidar partisinin Cemil Çiçek'i aday olarak göstermek konusunda anlaştığı belirtiliyor.
Yemin etmedikleri için oy kullanamayacak olsalar da CHP'li milletvekillerinin de, Cemil Çiçek isminin üzerinde uzlaşmaya varılabileceğini fikrini dile getiriyorlar.

Cemil Çiçek'in TBMM Başkanlığı adaylığının yarın açıklanması bekleniyor. Nitekim Meclis Başkanlığı konusunda Ak Parti'nin diğer partilere gönderdiği heyette Cemil Çiçek ve Ak Parti Genel Başkan yardımcısı Haluk İpek yer alıyorlar.

6/27/2011

seyyah1906

bdp'lilerin umut eronat yemin etmesin meclise gelelim teklifini başbakan reddetti

Kayıt için henüz Meclis’e gelmeyip Diyarbakır’da bekleyen bağımsızlar, bir yakını aracılığıyla Başbakan’la temas kurdu. Bağımsızlar, Dicle’nin milletvekilliğinin iptal edilmesi üzerine Meclis’e giren Oya Eronat’ın yarın yemin etmemesi durumunda Meclis’e geleceklerini Erdoğan’a iletti.
Başbakan bunu pazarlık konusu yapmayarak hemen reddetti. Bunun üzerine BDP’liler, Anayasa’nın dokunulmazlıkla ilgili 83’üncü maddesindeki tek cümlenin çıkarılmasını ve Terörle Mücadele Yasası’nın 7 ve 8’inci maddelerinin değiştirilmesini istedi.

Umut ışığı yaksın

BDP’liler, dokunulmazlıkta “Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturulmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” ifadesinin çıkarılmasını istedi. Bu durumda dokunulmazlık devlet bütünlüğü aleyhine suçları da kapsayacak. TMY’de ise Dicle’nin ceza almasına neden olan “örgüt propagandası” cezasının çıkarılması isteniyor. Bağımsız Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi, “Hemen yapması da gerekmez, Sayın Başbakan bunun garantisini versin. Hiç olmazsa bu haksızlığın düzeltilme kapısının açık tutulduğuna dair bir umut ışığı yaksın” dedi. Başbakan’ın “Sıfırdan yeni Anayasa” çağrısı ile Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’in “Yemin metni de değişir” sözlerini ise BDP’liler “somut adım” olarak görmedi.

6/17/2011

seyyah1906

meclis başkanı mehmet ali şahin yemin töreninde söylenecekler iç tüzükte yazılı

Meclis Başkanı Şahin, yeni dönem için kaydını yaptırmak üzere Karabük Milletvekili Osman Kahveci ile birlikte geldi. Kaydını yaptıran Şahin ve Kahveci daha sonra parmak izi verdi ve fotoğraf çektirdi. Görevlilerle tek tek tokalaşan Şahin gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Şahin, 24'ncü döneme ilişkin mesajının sorulması üzerine "24'ncü dönemin Türk demokrasisinin daha da gelişmesine halkımızın refah seviyesinin daha da yükselmesine hizmet eden bir dönem olmasını diliyorum. Doğrusu halkımızın da beklentisinin de bu olduğu düşüncesindeyim. Halkımızın bu beklentisinin bu dönemde geçtiğimiz dönemlerden daha fazla gerçekleşmesini diliyorum. Bu dönemde görev yapacak olan tüm milletvekili arkadaşlarımıza üstün başarılar diliyorum" dedi.

"Yargı organları karar verecektir"

Şahin bir gazetecinin 12 Haziran'da seçilen bazı isimlerin tutukluluğuna ilişkin sorusuna ise "Tabi buna yargı organları karar verecektir. Milletvekili seçilen ve tutuklu bulunan sayın milletvekillerinin dosyalarına bakan yargıçlar değerlendireceklerdir. Sanıyorum onlar ellerindeki mevzuat çerçevesinde hareket edeceklerdir. Geçmişte milletvekili seçilince tahliye edilip parlamentoda görev yapan milletvekilleri oldu. Ama her ayrı durumu müstakil olarak yargıçların değerlendireceğini düşünüyorum" karşılığını verdi.

"Böylesine lüzumsuz bir tartışmanın faydası yok"

Şahin,yemin tartışmaları konusundaki bir soruya da "Milletvekillerinin hangi metni yemin olarak genel kurul kürsüsünde söyleyecekleri anayasada, içtüzükte yazılıdır. Bu değişinceye kadar, -değişmesi icap ediyorsa- milletvekili arkadaşlarımızın bu yemini yapmaları gerekiyor. Aksi halde yemin etmemiş ya da yemin etmekten kaçınmış duruma düşer, parlamento çalışmalarına bu arkadaşlarımız katılamazlar. Ben hiçbir milletvekili arkadaşımızın böyle bir tavır içinde olacaklarını düşünmüyorum. Geçmişte de pek olduğunu hatırlamıyorum. Daha 24'ncü dönem başlarken böylesine lüzumsuz bir tartışmanın, ne bu tartışmayı açan arkadaşlarımıza ne mensubu oldukları siyasi partiye ne ülkemize hiçbir faydası olmaz. Onu düşüneceklerini tahmin ediyorum" yanıtını verdi.

AKP'li Kahveci'nin rozetini taktı

Şahin daha sonra da Karabük Milletvekili Osman Kahveci'nin rozetini taktı ve birlikte fotoğraf çektirdi. Rozet takmak uzun süre uğraşan Şahin "Vidalıymış, kolay kolay çıkmaz, dört yıl devam eder" dedi. Osman Kahveci de yıllarca ormancı olarak ülkeye hizmet ettiğini belirtirken "Rozetin başkanın elinden takılması gerçekten benim için gurur verici. Yıllarca Türk ormancılığına hizmet ettik inşallah bundan sonra milletimize hizmet edeceğiz" dedi. Gazetecilerin Kahveci'ye üzerindeki takım elbisenin 'kaliteli' olduğunu söylemesi üzerine de, rozeti takmakta zorlanan Meclis Başkanı Şahin "Kaliteliymiş, biraz önce test ettik" dedi.
cumhuriyet portal