En Yeniler
mit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2/14/2012

seyyah1906

chp lideri kemal kılıçdaroğlundan bülent arınça deve güreşi cevabı



iktidar kanadının özel yetkili savcıya karşı mit'i koruma yasa teklifi chp duvarına çarptı kılıçdaroğlu erdoğana çete reisi benzetmeside yaptı namlular sana döner uyarısıda kılıçdaroğlunun ilk sözü arınça deve güreşi hesabı oldu akılları fikirleri deveyi hamuduyla götürmek olanlar devede kaldılar ileri gidemediler.
seyyah1906

devlet bahçeli mit müsteşarına ifade vermeye git dedi hükümete ise demediğini bırakmadı



sezarlığa,sultanlığa,krallığa,şahlığa özenenler sabırları gerçekten zorlamaya başlamışlardır mhp lideri mit yargı krizi ve değiştirilmek istenen mit yasasında eleştiri oklarnın hedefine hükümeti ve başbakan erdoğanı oturturken sözleri yine kılıçtan keskindi

12/30/2011

seyyah1906

mehmet baransu'nun cevabı sayın başbakan bugün anladım ki sizden daha iyi mit'i biliyorum

Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu'nun 'Uludere için istihbarat MİT ajanından geldi' açıklamasına Başbakan'dan yalanlama geldi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Uludere'de yaşamını yitiren 35 vatandaş için yaptığı açıklamada Baransu hakkında şunları söyledi:
MİT'in son anda istihbaratı yoktur, bilgi 9-10 gün önce verilmişti. Bunu yazan köşeyazarı görünümlü cambazlar var. Köşe yazarı görünümlü bu cambazların herhalde MİT içinde böcekleri var ama doğru bilgi alamıyorlar."

BARANSU'DAN ANINDA YANIT

Baransu Twitter'dan Başbakan'a anında yanıt verdi. Baransu'nun mesajları şöyle:

"Sayın Başbakan iki canbaz bir ipte oynamaz, hatırlatayım size. Öyle böcek diyerek olayı sulandırmayın Gerçeği siz de benim gibi biliyorsunuz

Sayın Başbakan, Emre Uslu I. Koşaner istifa edecek dediğinde de esip gürlemiştiniz. Ne oldu sonra... Hatırlatayım dedim

Sayın Başbakan hatırlatayım. Senin İçişleri bakanına bağlı jandarma beni dinledi Şimdi de evimin ve iş yerimin üzerine bir heron istiyorum.

Sayın Başbakan, bugün anladım ki sizden daha iyi MİT'i biliyorum. MİT arşivlerini MOSSAD'a açmıştı. Böceğe değil Mossad ajanlarına bak.

Bu ülke canbazın kim olduğunu da öğrenecek. Canbazları da. Sayın Başbakan siz de çok iyi bildiklerinizi öğreneceksiniz

Sayın Başbakan ben eli silah tutanlardan korkmadım. Kasımpaşalı Tayyip Erdoğan'dan korkacağımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz."

BARANSU İDDİA ETMİŞTİ

Taraf yazarı Mehmet Baransu köşesinde Uludere istihbaratın MİT ajanından geldiğini iddia etmişti. Baransu'nun yazısı şöyle:

"Şırnak'ın Uludere İlçesi'nde 35 sivil vatandaş, TSK'nın düzenlediği hava saldırısıyla önceki gün hayatını kaybetti. Haber öncelikle gece yarısı sosyal medyada, twitter'da, bölgedeki vatandaşlar tarafından kamuoyuna duyuruldu. İddia, sivillerin öldürüldüğü yönündeydi. Bu bilgi üzerinde de ölenlerin sivil mi PKK'lı mı oldukları merak edilmeye başlandı. Yetkililerden bir açıklama beklendi.

İlk açıklama Şırnak Valisi'nden geldi. İddialar araştırılacaktı. İkinci açıklama Genelkurmay'dan yapıldı ve olay yalanlanmaya çalışıldı. Akşam saatlerinde ise AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik kameralar karşısına geçip, öldürülenlerin PKK'lı değil, sivil olduklarını açıkladı. Fazla detaya girmeden, olayın soruşturulduğunu belirtti.

İSTİHBARAT PKK İÇERİSİNDEKİ BİR MİT AJANINDAN

Dün gün boyu bu operasyon istihbaratının nasıl geldiğini öğrenmeye çalıştım. Hem bölgedeki yetkililerden hem Ankara'dan hem de Genelkurmay'dan aldığım bilgi, istihbaratın MİT tarafından gönderildiği. MİT'in yanlış istihbaratı üzerine 35 sivil hayatını kaybetmiş. Kendilerini ölüme götüren olayın perde arkası ise şu şekilde gelişmiş. Bilgi öncelikle PKK içerisindeki bir MİT ajanından gelmiş. Bombalanan bölgeden PKK'lıların geçeceği bu ajan sayesinde MİT'e iletilmiş. Hatta grup içerisinde Fehman Hüseyin'in olacağı yönünde de bir bilginin Ankara'ya iletildiği iddiası var. İddia diyorum çünkü bu bilgiyi yalnızca bir isimden öğrendim. MİT kendisine iletilen bu istihbaratı Genelkurmay Başkanlığı'yla paylaşıyor. Ardından da bölgeye heron gönderiliyor. Heron, bölgedeki sivil vatandaşların görüntüsü alıp, Ankara'ya iletiyor. Ankara'da görüntüleri gören yetkililerden biri durumdan şüpheleniyor. Grubun sivil olma ihtimali üzerinde duruyor. Şüphe üzerine konu yetkililerle paylaşıyor. MİT'le iki kez temasa geçiliyor. MİT yetkililerine şüphe aktarılıyor. MİT, "grup kesin PKK'lı" deyip, kendilerine gelen istihbaratın sağlam olduğunu Karargâh'a bildiriyor. "Kesin" ifadesi üzerine de Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın emriyle uçaklar bölgeyi bombalıyor.

3 SAATLİK ZAMAN FARKI

Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada İHA'nın görüntüleri 18:39'da aldığını belirtti. Hava operasyonun da 21:37-22:24 saatleri arasında yapıldığını açıkladı. Görüntü alınmasıyla, operasyon yapılması arasındaki bu üç saatlik zaman farkının nedeni, görüntülerden şüphelenen yetkilinin bilgisi üzerine MİT'le iki kez temasa geçilmesi. Bilginin teyit edilmesi için beklenmesi.

HİÇBİR BİRİME HABER VERİLMEDİ

Olayın en skandal tarafı ise konuyla ilgili bölgede bulunan komutanlardan hiçbir bilgi alınmaması. Bölgedeki tümen ve karakol komutanı dahil hiçbir birime haber verilmemesi. Dün bölgede görev yapan bir askeri yetkiliyle görüştüm. Operasyondan kendileri haberdar edilmemiş. Olaydan haberdar olduklarında ise çok geç olmuş. Askeri yetkili dün konuyla ilgili şunları da söyledi: "Ankara operasyondan önce bize sorsaydı, grupta bulunan kişilerin kimliklerine varıncaya kadar bilgiyi verirdik. Grubun PKK'lı olmadığını, kaçakçılık yapan korucular olduğunu karakol komutanı dahil üstleri de biliyordu."
seyyah1906

taraf gazetesi'nin devlet halkını bombaladı manşeti başbakanı çileden çıkardı



taraf gazetesi'nin devlet halkını bombaladı manşeti başbakanı çileden çıkardı

35 sivilin ölümünden sonra üç olay başbakan erdoğanı çileden çıkardı bir gazete manşeti bir köşe yazarı'nın mit'le ilgili iddiası ve bdp'nin sokak çağrısı

9/19/2011

seyyah1906

bülent arınç:görüşmeler aktarılırsa bunu ertesi gün işportada bulmak mümkün

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısına katılmak üzere AKP'ye gelişinde, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Arınç, MİT'in terör örgütüyle görüştüğü iddialarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün konuya ilişkin, ''bunun bir istihbarat konusu olduğunu, terörle mücadele kapsamında bu tür görüşmelerin yapılabileceği ve bu tür görüşmelerde eğer bir fayda sağlanıyorsa, devam etmesi gerektiği'' konusunda beyanda bulunduğunu hatırlattı. Arınç, kendisinin de aynı düşüncede olduğunu belirtti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuya ilişkin eleştirilerini nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine ise Arınç, şunları söyledi:

''Evet 'niçin görüştünüz?' demiyorum diyor. Demek ki bu tür görüşmelerin yapılmasını kendisi de olağan karşılıyor. Ancak bunun Başbakanlık ile PKK arasında olduğunu söylüyor. Bu büyük bir iftiradır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu görüşmeler istihbarat örgütü ile diğer örgüt arasında Türkiye'de terörün tamamen sonlandırılması ve eylemlerin bitirilmesi noktasında yapılacak bir görüşmenin ipuçlarını veriyor. Bildiğiniz gibi şu anda MİT Müsteşarı olan Sayın Hakan Fidan o tarihlerde belki Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak da görev yapıyor olabilir. Çünkü bu görüşmenin tarihi henüz netleşmemiştir. Ama hepimizin bildiği gibi MİT'in çalışmalarına o zamandan itibaren katılmış, o kurumun başındaki kişi emekli olunca müsteşarlık görevine getirilmiş birisidir. Dolayısıyla müsteşar yardımcısı sıfatıyla bu toplantıya katılıyor olması, onun Başbakanlıkla ilgili olduğunu göstermez. Bilakis MİT Müsteşarlığına adım adım yaklaşan birisinin çok öncesinde MİT'in faaliyetlerine iştirak ettiğini gösterir.''

Arınç, Kılıçdaroğlu'nun ''Niçin bize haber verilmedi ya da yalan söylendi'' dediğini ifade ederek, bu tür görüşmelerin Kılıçdaroğlu'na haber verilmesi gerekmediğini belirtti. Arınç, ''Ona veya bir başkasına bu tür gizli kalması gereken görüşmeler aktarılırsa bunu ertesi gün işportada bulmak mümkün olabilir. Çünkü ne kadar kapalı oturum istemişlerse Meclis'te o kapalı oturum istekleri yerine getirilmiştir ama kapalı oturumda söylenenlerin hepsi ifşa edilmiştir veya en azından 'bize hiç bir şey söylenmedi' şeklinde eleştiriye muhatap olmuşuzdur. Bu nitelikli bir iştir. Bu işin başarıya ulaşması, işin herkesin önünde yapılmasını değil, gizlilik ölçüsü içeresinde yapılmasını gerektirir'' diye konuştu.

Görüşmelerin kim tarafından yayınlanmış olabileceğinin sorulmasına karşılık da Arınç, şunları söyledi:

''Belki bir gizli servisler mücadelesinden bahsedebiliriz. İkincisi, taraflara baktığımız zaman bunların her birinden bu tür bir sızdırma veya servis etme gerçekleşebilir diye düşünüyorum. Benim küçücük aklımla bulabildiğim sonuç budur. Orada kim var; PKK'yı temsil eden bir kaç kişi. Kim var; MİT var. Kim var, üçüncü bir ülkeden kendisini bir şekilde tanıtan kişi. Bir dördüncüsü de olabilir. Bu görüşmeleri dinlemiş, not etmiş, zamanı geldiğinde de kendi yararına sızdırmak isteyen bir başkası olabilir. O sizin dediğiniz ülkeyle birlikte her şey akla gelebilir. Ama önemli olan sonuç, bu tür bir gizli kalması gereken görüşmenin bile dinlenebildiği ve yeri ve zamanı gelince o kişiler veya kurumlar tarafından sızdırılabildiğidir. Çok da önemli değil. Bu bir şekilde ortaya konulmuştur. Bundan sonraki amaçlarda veya bundan sonraki zamanlarda, evrelerde sanıyorum bu tür dikkatler daha da çoğalmış olması lazım.''
seyyah1906

bdp'li gültan kışanak devlet muhatabını bulmuştur muhatabıyla görüşmeye başlamıştır

BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, Ankara Çankaya Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü Yılmaz Güney Salonu'nda düzenlenen Barış ve Özgürlük Kongra Hareketi Ankara Toplantısı'nda son dönemde gündemi meşgul eden MİT'in terör örgütüyle görüştüğü iddialarına ilişkin konuştu.
Türkiye'de barış ve demokrasiye en fazla ihtiyaç duyulan sürecin yaşandığını ifade eden Kışanak, ''Bu coğrafyadaki tüm renklerin seslerinin kısılmaya çalışıldığı bir ortamda, Türkiye'nin devlet yapısının yeniden şekillendiğini'' ifade etti. Türkiye'de yaşanan Kürt sorununun Türkiye'yi yol ayrımına ittiğini savunan Kışanak, çözümün diyalogdan geçtiğini ve önerilerine karşılık verilmesi gerektiğini kaydetti.

MİT'in terör örgütü ile görüştüğü iddialarına değinen Kışanak, şöyle konuştu:
''Son günlerde medyaya yansıyan ve yapılan siyasi açıklamalarla da inkar edilmeyen ses kayıtları, bize şunu gösteriyor: Bu sorun artık diyalog ve müzakere yöntemiyle çözülme aşamasına gelmiştir. Türkiye'nin çokça tartıştığı muhataplık krizi çözülmüştür. Devlet muhatabını bulmuş, muhatabıyla görüşmeye başlamıştır. Bu önemli bir aşamadır ve bunun bir adım ilerisi bu görüşmelerin sürekliliğini sağlamak ve buradan gerçek demokratik bir yaşamı inşa edebileceğimiz onurlu bir barışa doğru yol almaktır.''

Kışanak, bu süreçte ''Askeri operasyonların, tutuklamaların devam ettiğini, demokratik siyasetin önünü açabilecek hiçbir girişim yapılmadığını, bunun da görüşmelerin tıkanmasının ikinci nedeni'' olduğunu öne sürdü.

Gültan Kışanak, ''Doğru bir zeminde kamuoyuna açık bir müzakere süreci başlatılarak, güven artırıcı önlemlerle yol temizliği yapılarak, demokratikleşme konusunda adım atılarak yürütülebileceğini, Türkiye'nin tek seçeneğinin bu olduğunu'' söyledi.

9/14/2011

seyyah1906

kılıçdaroğlu:türkiye kevgire dönmüş bir ülke konumunda herkes dinleniyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın terör örgütü PKK yöneticileriyle yaptığı ileri sürülen görüşmenin doğrudan Başbakan’ın isteğiyle gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını ifade ederek “Sayın Erdoğan daha önce biz bunu dile getirdiğimizde, ‘Görüşmeler yapılıyor’ dediğimizde en ağır dille bizi suçlamıştı. ‘Bunu söyleyenler ispat etmezse şerefsizdir’ demişti. Şimdi merak ediyorum, kim şerefsiz” dedi.
Kılıçdaroğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olduğu dönemde dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ile birlikte PKK yöneticileri Mustafa Karasu ve Sabri Ok’la yaptığı ileri sürülen görüşmenin ses kaydıyla ilgili bir soru üzerine ses kaydını dinlemediğini, yasadışı dinlemenin içeriğiyle çok fazla ilgilenmeyeceğini daha önce de söylediğini belirterek şöyle konuştu:

“Ama ortaya çıkan bir gerçek var. Birinci gerçek şu; görüşmelerin doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’ın isteğiyle gerçekleştiği anlaşılıyor. Kapalı kapılar ardında kullanılan dille halkın önünde kullanılan dil arasında 180 derece fark var. Sayın Erdoğan daha önce biz bunu dile getirdiğimizde, ‘Görüşmeler yapılıyor’ dediğimizde en ağır dille bizi suçlamıştı. ‘Bunu söyleyenler ispat etmezse şerefsizdir’ demişti. Şimdi merak ediyorum, kim şerefsiz? O dil bir ülkenin başbakanına yakışıyor mu? Ortaya çıkan bu tablonun altındaki ezikliği nasıl giderecek acaba?”

-“TÜRKİYE KEVGİRE DÖNMÜŞ BİR ÜLKE KONUMUNDA, HERKES DİNLENİYOR”-

İkinci önemli noktanın, Türkiye’nin güvenilirliğinin büyük yara almış olması olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Herkes dinleniyor. Başbakan, Genelkurmay Başkanı, MİT Müsteşarı, herkes dinleniyor. Gizlilik kavramı sadece Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları için var. Onun dışındaki kişiler, gruplar, ülkeler, istihbarat örgütleri için gizlilik kavramı diye bir şey kalmamış, o anlaşılıyor. Yani Türkiye kevgire dönmüş bir ülke konumunda. Bu da bir başka acı tablo maalesef” dedi.

-“HERHALDE SAYIN BAŞBAKAN BİR AÇIKLAMA YAPAR”-

Ses kaydında yer alan dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in “Habur’da hukuk ihlal edildi” sözlerinin anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, daha önce Habur’da hukukun ihlal edildiğini ifade ettiklerini kaydederek “Demek ki kapalı kapılar ardında bizim söylediklerimizin doğru olduğu orada da ifade edilmiş” dedi. Kılıçdaroğlu, “Yasadışı dinlemelerle ilgili elinizde bilgi olduğu iddia ediliyor, var mı” sorusuna “Hayır” yanıtını verirken ses kaydının sızdırılmasının zamanlamasına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:

“Bilmiyoruz. Kim aldı bilmiyoruz, zamanlamayı niçin şimdi yaptılar bilmiyoruz, önümüzdeki günlerde neler çıkacak bilmiyoruz. Herhalde Sayın Başbakan bir açıklama yapar, biz de öğrenmiş oluruz.”

-“DAVULLA ZURNAYLA KARA HAREKATI MI YAPILIR?”-

Kılıçdaroğlu, başka bir soru üzerine İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in “Kara harekatı her an olabilir” sözlerini de değerlendirirken “İlginç bir hükümetimiz var. Hükümet sözcüsü konumunda olan bir bakan, Sayın Arınç çıkıyor, ‘Gündemimizde kara harekatı yok’ diyor. Üzerinden 24 saat geçmeden bu kez bir başka bakan çıkıyor, ‘Kara harekatı gündemimizde’ diyor. Nasıl hükümet bu? Davulla zurnayla kara harekatı mı yapılır? Nasıl bir anlayıştır bu, anlamak mümkün değil” diye konuştu.
seyyah1906

iddianızı ispat etmekle mükellefsiniz denilmişti mit-pkk görüşmelerinin kaydı ortaya çıktı

Muhalefetin “Hükümet PKK ile pazarlık yapıyor” iddiasını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “şerefsizlik” olarak nitelendirmiş, daha sonra “Hükümet değil ama devlet görüşür” demişti.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın PKK Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olduğu dönemde dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ile birlikte PKK yöneticileri Mustafa Karasu ve Sabri Ok’la yaptığı ileri sürülen toplantının ses kayıtlarının internette yayınlanmasının ardından devletin PKK ile yaptığı görüşmeler tekrar gündeme geldi. Devlet ile PKK’nın görüştüğünü 12 Eylül 2010 referandumundan önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme getirmişti. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin bu iddiaları üzerine 19 Ağustos 2010’da AKP’den yazılı bir açıklama yapılmış ve “AK Parti’nin ve AK Parti hükümetinin illegal bir örgütle masaya oturması, müzakere yapması söz konusu değildir ve olamaz. Bu konu ile ilgili tüm söylenenler ve yazılıp çizilenler, halk oylaması sürecini olumsuz etkilemeye ve vatandaşlarımızın kafasını karıştırmaya yönelik spekülasyonlardan ibarettir” denilmişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu açıklamanın ertesi günü 20 Ağustos 2010’da Afyon gezisi sırasında bir soru üzerine “Bir pazarlık olduğunu, bu konuyu inceleyen, bu konuda kafa yoran bütün kesimler ortak bir söylem olarak dile getiriyorlar. Pazarlığın sonuçlarından birisi de öyle anlaşılıyor ki terör örgütü, illegal örgüt söylemi konusundaki belirginleşmedir. Artık AKP, PKK’yı terör örgütü olarak görmemeye başlamıştır. Bu da pazarlığın çok açık bir örneğidir” demişti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de aynı akşam katıldığı bir iftarda Hükümet’e seslenerek “PKK ile anlaştığınızı niye saklıyorsunuz? Kandil’den ses geliyor, 4 defa görüşüldü, 4 günde de anlaşma yapıldı. Kiminle? Imralı ile anlaşma yapıldı. Bunu niye açıklamıyorsun Sayın Başbakan?” diye konuşmuştu.

-“MASAYA OTURDUĞUMUZU SÖYLEME ŞEREFSİZLİĞİNİ YAPANLAR...”-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin “pazarlık” iddialarını sürdürmesi üzerine 21 Ağustos 2010’da Kayseri mitinginde sert yanıt vermiş ve şöyle konuşmuştu:

“Bizim dört kez bunlarla bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir. Bugüne kadar AK Parti iktidarı olarak terör örgütüyle hiçbir zaman masaya oturmadık, oturmayacağız da. Bizim felsefemizde, anlayışımızda böyle bir şey olamaz. Bu iftirayı atanlara söylüyorum, ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli bizim masaya oturduğumuzu söylüyorsanız, bu iddianızı ispatla siz mükellefsiniz siz. Hukukta bir kaide var, iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer bu iddianızı ispatlamazsanız müfterisiniz, daha ileri bir ifade kullanmıyorum, çünkü terbiyem buna müsaade etmez.”

-“HÜKÜMET DEĞİL, DEVLET GÖRÜŞÜR”-

Referandum sürecinde PKK ile pazarlık tartışmaları sürerken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 24 Ağustos 2010’da Show TV’de katıldığı Siyaset Meydanı programında terör örgütüyle görüşme iddialarına ilişkin “Burada bir şeyi birbirine karıştırmayalım. Biz siyasi iradeyiz, siyasi iktidarız. Biz siyasi iktidar olarak, siyasi hükümet olarak hiçbir zaman bir terör örgütüyle veya temsilcileriyle masaya oturup görüşme yapmayız. Böyle bir şeyimiz bizim asla olmamıştır, yoktur, olamaz da. Şu veya bu şekilde çeşitli kurumlarıyla bu tür bazı münasebetler gerekirse devlet onu kendisi yapar. Burada bunu birbirine karıştırmamak gerekir” demişti. “Devlet kurumları” ile neyi kastettiğinin sorulması üzerine Başbakan Erdoğan “Mesela, devletin istihbarat kurumu vardır. Bu bir istihbari görevdir. Bu istihbari görev de nedir, bazı kilitleri açmak içindir, çözmek içindir. Bunları yapar ama hiçbir zaman siyasi irade kalkıp da muhatap alıp masaya asla oturmaz, böyle bir şey olamaz. Dünyanın neresinde olursa olsun, istihbarat örgütlerinin görevi de nedir, ağırlıklı olarak zaten bu tür görevlerdir. Bunları yaparlar. Bunu yaparken de niçin yaparlar, bir çözüm kilidi açmak için yaparlar. Kalkıp da burada muhalefetin söylediği gibi benim arkadaşlarımın veyahut siyasi iradenin görüşmeler yaptığı, masaya oturduğu yani bu, ağır konuştum ama bu bir şerefsizliktir. Böyle bir şeyi kimse bize yıkamaz. Böyle bir şeyi ne ben, ne arkadaşlarım, ne benim bilgim dahilinde siyasi iradeden hiçbir kimse bugüne kadar yapmamıştır, yapamaz” diye konuşmuştu.

ANKA