En Yeniler
operasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
operasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9/19/2011

seyyah1906

bdp'li gültan kışanak devlet muhatabını bulmuştur muhatabıyla görüşmeye başlamıştır

BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, Ankara Çankaya Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü Yılmaz Güney Salonu'nda düzenlenen Barış ve Özgürlük Kongra Hareketi Ankara Toplantısı'nda son dönemde gündemi meşgul eden MİT'in terör örgütüyle görüştüğü iddialarına ilişkin konuştu.
Türkiye'de barış ve demokrasiye en fazla ihtiyaç duyulan sürecin yaşandığını ifade eden Kışanak, ''Bu coğrafyadaki tüm renklerin seslerinin kısılmaya çalışıldığı bir ortamda, Türkiye'nin devlet yapısının yeniden şekillendiğini'' ifade etti. Türkiye'de yaşanan Kürt sorununun Türkiye'yi yol ayrımına ittiğini savunan Kışanak, çözümün diyalogdan geçtiğini ve önerilerine karşılık verilmesi gerektiğini kaydetti.

MİT'in terör örgütü ile görüştüğü iddialarına değinen Kışanak, şöyle konuştu:
''Son günlerde medyaya yansıyan ve yapılan siyasi açıklamalarla da inkar edilmeyen ses kayıtları, bize şunu gösteriyor: Bu sorun artık diyalog ve müzakere yöntemiyle çözülme aşamasına gelmiştir. Türkiye'nin çokça tartıştığı muhataplık krizi çözülmüştür. Devlet muhatabını bulmuş, muhatabıyla görüşmeye başlamıştır. Bu önemli bir aşamadır ve bunun bir adım ilerisi bu görüşmelerin sürekliliğini sağlamak ve buradan gerçek demokratik bir yaşamı inşa edebileceğimiz onurlu bir barışa doğru yol almaktır.''

Kışanak, bu süreçte ''Askeri operasyonların, tutuklamaların devam ettiğini, demokratik siyasetin önünü açabilecek hiçbir girişim yapılmadığını, bunun da görüşmelerin tıkanmasının ikinci nedeni'' olduğunu öne sürdü.

Gültan Kışanak, ''Doğru bir zeminde kamuoyuna açık bir müzakere süreci başlatılarak, güven artırıcı önlemlerle yol temizliği yapılarak, demokratikleşme konusunda adım atılarak yürütülebileceğini, Türkiye'nin tek seçeneğinin bu olduğunu'' söyledi.

8/15/2011

seyyah1906

oktay vural bu kadar şehit niye verildi o zaman bıçak kemiğe dayanmamışmıydı?

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Başbakan Erdoğan'ın terör örgütü PKK'ye yönelik "bıçak kemiğe dayandı" sözlerini değerlendirdi.
AKP döneminde, terörün azdırıldığını ve beslendiğini, PKK'nin ise asker ve polisi şehit etmeye devam ettiğini kaydeden Vural, terör konusundaki tablonun AKP'nin 10 yıllık eseri olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan'ın 'bıçak kemiğe dayandı' diyerek itirafta bulunduğunu ifade eden Vural, AKP'nin 'ustalık' döneminde şehit sayısının 34'e yükseldiğini, bütün AKP hükümetleri dönemindeki şehit sayısının ise 822 olduğunu kaydetti. 

Başbakan Erdoğan'a "bu kadar şehit niye verildi, o zaman bıçak kemiğe dayanmamış mıydı? Sınır ötesi operasyon yetkisini niye kullanmadın?" diye soran Vural, Başbakan Erdoğan'ın çeşitli tarihlerdeki terörle ilgili yaptığı açıklamaları hatırlattı. Vural "Bu bıçağın boğazımızı kesip kemiğimize dayanmasına nasıl izin verdin? 2007 seçimlerinden önce de terör örgütünün eylemleri için 'son çırpınış' diyordu. Çırpına çırpına öldürüyorlar. Bu insanlar şehit olsunlar diye mi sabrediyorsun, elindeki imkanları niye kullanmıyorsun" diye konuştu. Başbakan Erdoğan ve hükümeti 'bıçak kemiğe dayandı' açıklamalarıyla günü kurtarmaya çalışmakla eleştiren Vural "Kandil'e ceviz ağacının altında röportaj yapsın diye gazeteciyi ben mi gönderdim, Barzani'ye kırmızı halıyı ben mi döşedim" dedi. Başbakan Erdoğan'ı terör örgütünü cesaretlendirmekle de suçlayan Vural "Bıçak kemiğe dayandıysa niye tahammül ediyorsun, mahkum musun, mecbur musun? Kim bu siyasi çözümleri dayatıyor, BOP eşbaşkanı mısın, Başbakan mısın? Söyle kimle pazarlık ediyorsun?"diye konuştu. 

Başbakan'ın önce 'terör örgütü demedikçe görüşmem' dediğini ancak Meclis'te BDP'lilerle görüştüğünü, İmralı ile arasına mesafe koymadığını kaydeden Vural, "Devlet İmralı ile görüşüyor, Başbakan kalkıp birilerine 'terör örgütüyle arana mesafe koymuyorsun' diyor. Devlet terör örgütünü muhatap almaz, müzakere yapmaz. Takke düşmüş kel görünmüş, Başbakan cinin şişeden çıkmasına izin verdi. Şimdi yeni elbise diktiler, yeni elbiseyi bize pazarlamaya çalışıyor" diye konuştu. Başbakan'ın bir yandan 'demokratik özerkliğe' tepki gösterdiğini ancak aynı zamanda Başkanlık Sistemi'ni isteyerek 'eyalet, federasyon olur' dediğini kaydeden Vural, Başbakan Erdoğan'ın bu söylemleri ile 'bölücü, etnik iştahları' kabarttığını savundu. "Bıçağın kemiğe dayanmasına izin veren kim? Bu kadar insanın şehit olmasına göz mu yumuldu? NATO uçakları Ramazan dinlemiyor Libya'yı bombalıyor Başbakan burada 'Ramazan için sabrediyoruz' diyor. Niye sabrediyorsun? Ramazan'dan önce neredeydin" diye konuştu. 

Vural şunları söyledi: "Bıçak kemiğe dayandı sözü bir itiraftır. Aynı zamanda tehdittir. Demek ki birileri bıçağı boğazımızı kesip kemiğimize kadar dayatmış AKP'nin kılı bile kıpırdamamış. İnsaf diliyorum size. AKP'nin yapacağı hiçbir şey yok mu? Kan üzerinden açılım pazarlayan sensin ey Başbakan. Terör örgütüne duble yol açtılar. Biraz taviz biraz terör. Bunların duble yolları var ya, PKK'ya da duble yol açtılar. Ey hükümet terörle mücadele konusunda siyaset yapma, mücadele et." Vural PKK'nın iki numaralı ismi Murat Karayılan'ın yakalandığı yönündeki 'yalanlanan' haberlerin TRT ve AA tarafından servis edilmesine ilişkin bir soru üzerine "Arınç'a sorun. İzdivaç programlarını seyretmekten vakit bulamıyor olabilir. Kaldı ki Karayılan'ı yakalama sorumluluğu hükümetin. Karayılan'ı ve örgüt yönetimi bulma sorumluluğu AKP hükümetinindir. İran Kandil'e operasyon düzenliyor, ey başbakan sen niye televizyonlardan izliyorsun. Hani Kandil BBG evi olmuştu. BBG evi olduysa oturduğu yeri bilirsiniz. İran terörle mücadele ediyor ama Türkiye ortak bir mücadele sürdürmüyor. Türkiye'nin Suriye ve Irak politikaları PKK'nın siyasallaşması için. Hodri meydan diyorum yüreğiniz varsa terörle mücadelede yaptığınız yanlışları yüzünüze vuracak bir açık oturuma, en sorumlunuzu davet ediyoruz" diye konuştu. 

7/15/2011

seyyah1906

bdp'li hasip kaplan türkiye bu gerilimi gerginliği ve bu provokasyonu yaşarken meclis tatile giremez

Diyarbakır Silvan'da yaşanan çatışma ve sonrasındaki iddialarla iligli BDP'den açıklama geldi.

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş yaptığı yazılı açıklamada, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 13 askerin şehit olduğu, 7 askerin yaralanmasıyla sonuçlanan çatışmadan dolayı derin üzüntü duyduklarını söyledi. Olayda yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı ve yaralılara da acil şifalar dileyen Demirtaş, şunları söyledi:
"Savaşın, çatışmanın, ölmenin ve öldürmenin bir sorun çözme yöntemi olmaktan çıkmamış olması, bizlere bu acıları yaşatan en temel nedendir. Ülkenin en önemli sorununun bu gençlerin omuzlarına yüklenmesi haksızlığı da, hükümet başta olmak üzere siyasetin ve bütün siyasetçilerin sorumluluğundadır. Bu acıları unutmadan, ancak acılarımızı 'düşmanlık' dili oluşturmak için de kullanmadan barışı sağlamak her birimizin bütün ülkeye karşı boynunun borcudur. Ancak maalesef ki olayın duyulmasından bu yana yapılan açıklamalar ve gösterilen tepkiler Partimizi doğrudan hedef almakta, yaşanan olayın yarattığı acı ve hüzün ortamından yararlanılarak asıl sebeplerin üstü örtülmekte, neredeyse çatışmaya BDP girmiş gibi bir hava estirilmektedir.Bu haksız hedef gösterme furyasına TBMM Başkanından, hükümet temsilcilerine kadar sorumluluk mevkiinde olup da hesap vermesi gereken herkes dahil olmuştur. Bu süre içerisinde Ankara, Mersin, Bursa ve Elazığ il-İlçe binalarımızın da aralarında bulunduğu bazı parti teşkilatlarımız saldırıya uğramış, yakılmıştır."
"Çatışma bütün yönleriyle soruşturulup açığa çıkarılmalı"

Olayın en büyük ve onarılmaz kaybının yaşamını yitiren gençler olduğunu, siyasi polemikler, nutuklar ve karşılıklı suçlamaların yüreği yangın yerine dönmüş ana babaların acılarına derman olmayacağını söyleyen Demirtaş, "Ancak yüreği evlat acısıyla yanan anaların bile 'akan kan dursun' şeklindeki kutsal sözlerine karşılık aynı sağduyunun binde birini siyasetçilerde göremiyoruz. Bu vesileyle öncelikle herkesin ve herkesimin, bu süreçte kullandığı, kullanacağı dilin çatışmayı, gerilimi tırmandırmaya değil, riske giren barış arayışlarına cesaret verici olmasını diliyoruz. Bütün barış süreçleri tehlike ve tehditlerle örülü olmuştur. Ancak barış, sadece ve sadece o'na yürekten inanan ve bütün engellere rağmen o'na doğru yürümekte ısrar eden toplumlara daha erken gelmiştir. Biz de er veya geç kendi barışımızı inşa edeceğiz, ama bunun geç olmaması için biz dahil herkese sorumluluklar düşmektedir. Yaşanan bu olayın insani yönünü ve bizlerde yarattığı acı etkisini değiştirmese bile, en azından bundan sonraki muhtemel riskleri önleme açısından söz konusu çatışmanın bütün yönleriyle soruşturulup açığa çıkarılması önemlidir" dedi.



Yaşanan olayın bir pusu olmadığı iddialarını da gündeme getiren Demirtaş şunları kaydetti:
"Yaşanan olayın bir pusu olmadığı, operasyona çıkan askeri birliğin bir noktada PKK ile çatışırken başka bir noktada askerlerin bulunduğu bir mevkiye savaş uçaklarından -veya helikopterlerden- atılan bombaların yarattığı büyük yangınla askerlerin yaşamını yitirdiği, bu iddialara dair konuşmaların askeri telsizlerde komutanlar arasında geçtiği ve bu konuşmaları korucuların da duyduğu şeklinde vahim iddialar kamuoyuna yansımıştır. Bu vesileyle sayın Başbakan'a çağrımızdır; Bu olayın başka siyasi gerilimlere ve çatışmalara yol açmaması, bütün boyutlarıyla açığa çıkarılması için soruşturma başlatılmalıdır. Otopsi raporları, telsiz konuşma kayıtları kamuoyu ile paylaşmalıdır, gerçekler ortaya çıkarılmalıdır. Eğer iddialar doğruysa; sorumluluğu, ya da ihmali olan varsa hesap sorulması sağlanmalıdır. Adil bir soruşturma neticesinde ortaya çıkacak gerçek her neyse, her birimiz bunun sonuçlarından dersler çıkararak önümüzdeki süreçte daha etkili bir barış siyaseti üretebiliriz. Ancak gerçeklerin üstü örtülürse bu durum herkeste güvensizliğe ve karamsarlığa yol açacaktır. Kamuoyundaki bu kaygıların giderilmesi için hükümet üzerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir."

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Muş Milletvekili Sırrı Sakık, BDP il yöneticilerinden Şengül Çelik ve Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile dün gece saldırı düzenlenen partisinin Ankara İl Başkanlığı binasında, basın açıklaması yaptı.

Diyarbakır'daki saldırı dolayısıyla büyük bir üzüntü yaşadıklarını ifade eden Kaplan, ''Gerçekten 20 insanımızı yitirmenin hem üzüntüsünü hem acısını yaşarken, Allah'tan kendilerine rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum'' diye konuştu.

Kaplan, dün Mecliste, BDP ve AKP temsilcileri arasında yapılan görüşmelerde, ''çözüm yakın olduğu zaman, barış yakın olduğu zaman, demokratik çözüm ve yeni anayasa olgusu yakın olduğu zaman daima provokatörler hareket geçmiştir'' dediklerini ifade ederek, o görüşmenin yapıldığı saatlerde, Diyarbakır'da yaşanan acı olayın haberi geldiğini ifade etti.

Diyarbakır'daki olayın ''sıradan bir olay olmadığını'' anlatan Kaplan, şöyle konuştu:
''Türkiye bu gerilimi, gerginliği ve bu provokasyonu yaşarken Meclisin tatil yapma hakkı yoktur. Meclis bu koşullarda tatile giremez. Onca sorun yaşanırken çözümün adresi Meclisin tatil yapma keyfi yoktur. Bu sorunun mutlak surette çözüm yeri Meclis olduğuna göre, Meclisin tatile girmeden bu sorunu konuşması gerektiğini düşünüyoruz. Bu olayın derhal açıklığa kavuşması lazım. 13 askerin yanarak ölmesi soru işaretleri bırakıyor ve bu konuda çok ciddi iddialar var. Eğer bizim helikopterlerimizin ve uçaklarımızın bombardımanı sonucu askerler ölmüşse bu çok vahimdir ve bir hükümeti istifa ettirecek noktaya kadar ciddi vahim bir olaydır. Bunu çok ciddi olarak meclisin derhal komisyon kurarak takip etmesi gerekiyor.''

Parti ile binasına yapılan saldırıyı da kınayan Kaplan, ''Başkentin göbeğinde, güvenlik noktalarının çok yakınında bir il binamızın saldırıya uğraması çok ciddi provokasyonlar zincirinin devamıdır'' dedi.

''Türk Kürt halkı arasında bir çatışma yaratmak isteyenlerin hevesini kursaklarında bırakma konusunda kararlı olduklarını'' anlatan Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Hiçbir güç, hiçbir provokasyon Türk ve Kürt halkının birbirini boğazlaması sonucunu doğurmayacaktır. Bizim bin yıllık kardeşiliğimizi ve sorunlarımızı kendi içimizde çözmek inancındayız ve zorundayız. Siyasetin biraz cesur olması lazım. AK Parti'nin, Başbakanın biraz cesur olması lazım. Anamuhalefet liderinin artık biraz cesur olması lazım. Bu ülkenin her köşesinde provokasyonlar kol gezerken, hiçbirimizin 'Meclis tatil yapsın, vekiller tatil yapsın' deme hakkı yoktur. Hükümeti bu saldırı ve benzeri saldırılara karşı uyarıyoruz. Bütün siyasi sorumluğuyla hükümet bunun cevabını vermek zorundadır.''

Kaplan, bir gazetecinin ''Meclis tatile girmesin diyorsunuz. BDP milletvekilleri yemin edecek mi'' sorusu üzerine, AKP ve BDP arasındaki görüşmelerin ardından dün itibariyle iki mutabakat metni sunulduğu anımsatarak, ''Bir mutabakat metnin cümlesine takılan bir iktidar, 'milletin iradesi özgürce meclise yansısın' diyen cümleyi çıkarın dediği için mutabakat sağlayamadık. En kısa zamanda bunun da değerlendirmesi yapılacaktır. Bu tarihi günlerdeki gelişmeler de dikkate alınacaktır'' diye konuştu.



"İnadına 'barış' diyeceğiz"

Muş Milletvekili Sırrı Sakık da Diyarbakır'daki olay duyulduğunda herkesin yüreğinin ağzına geldiğini belirterek, ''Bu ülkenin dokularıyla oynamak isteyenler var'' dedi. Bu olup bitenlerin bütün sorumlusunun ''siyaset dünyası olduğunu'' vurgulayan Sakık, şöyle konuştu:
''Burada AKP'sinden, CHP'sinden, MHP'sinden herkes sorumludur ama biz BDP olarak da sorumluluğumuz var. Biz de iyi örgütlenemedik. Bu savaşa karşı büyük bir birlik oluşturamadık. Büyük bir blok oluşturabilseydik sesimiz daha gür çıkardı. Siyaset dünyası meclisi tatile değil göreve çağırmalıdır. Bu Meclis 1920 ruhuyla hareket etmelidir.''

''Tam umutların yeşerdiği, İmralı'da görüşmelerin başladığı dönemde böyle bir hareketin 14'ünde gerçekleştirilmesi düşündürücüdür'' diyen Sakık, vicdan sahibi olan herkesin bu süreci mercek altına alması gerektiğini ifade etti. Ülkede barışı sağlamanın herkesin görevi olduğunu anlatan Sakık, ''İnadına 'barış' diyeceğiz. İnadına 'kardeşlik' diyeceğiz. Her kim asker ve gerilla acısı arasına ayrım koyuyorsa namerttir. Kim ki askerin acısını yüreğinde taşımıyorsa namerttir. Kim ki, gerillanın acısını yüreğinde taşımıyorsa o da namerttir'' ifadelerini kullandı.

Sakık, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in ''Herkes safını belirlesin'' sözünü hatırlatması üzerine, ''Bizim safımız silahın ve şiddetin olmadığı demokrasi ve özgürlükler safıdır'' dedi. Hasip Kaplan ise ''Bizim safımız Türkiye halkının yanıdır, demokrasidir, özgürlüktür. Kimse faşist, ırkçı, katliamcı, darbeci bir saf seçeceğimizi sanmasın. Safımız çok nettir. Özgürlüklerinin Türkiye halkının safındayız'' diye konuştu.



"Türkiye'de artık kimse kan ve gözyaşı istemiyor"

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İl Başkanı Cihan Yılmaz, BDP İl Merkezi'nde yaptığı açıklamada, Diyarbakır Silvan'da yaşanan olayların hemen ardından birtakım kişilerin toplumsal kaos yaratmak adına tahrik edici açıklamalarda bulunduğunu söyleyerek, bu gibi durumlarda insanları yanlışa sürükleyebilecek sert açıklamalardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Olayların demokratik yol ve barışçıl çözümler ile aşılabileceğini ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:


''Hepimize düşen ilk görev aklı başında yaklaşımlar ve sağduyulu açıklamalarla insanları terörize etmekten kaçınmaktır. Türkiye'de artık kimse kan ve gözyaşı istemiyor. Annelerin, babaların ağlamalarına bir son verilmeli. Bunun da tek yolu barış ve demokrasiden geçiyor. Türkiye genelinde demokratik bir anayasa isteğine yönelik mitingler düzenliyorduk. Mersin'de dün gerçekleştirdiğimiz mitingi de Diyarbakır Silvan'dan gelen haberlerin ardından yarıda kestik. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun Türkiye genelindeki tüm etkinlikleri iptal edildi.''
seyyah1906

içişleri bakanı yanan ağaçlar orada kaybolan canları geri getirecek değil

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e örgüte yakınlığı ile bilien Fırat Haber Ajansının 'TSK'nın kendi askerlerini bombaladı' iddiası soruldu...

Şahin: "Yangın çıkmıştır, yangının sebepleri şu anda çıkmış olan yangını geri getirecek değildir. Yanan ağaçlar orada kaybolan canları geri getirecek değil" dedi.
13 askerin şehit olduğu Diyarbakır’ın Silvan terör saldırısının ardından bölgeye giden Şahin havalimanında yaptığı açıklamada operasyonların devam ettiğini ifade ederken, Türkiye’nin özgürlüklerin alabildiğince yaşandığı bir ülke olduğunu belirterek, "Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Bu ülke özgürlüklerin alabildiğince var olduğu ve doya doya yaşandığı bir ülke. Var olan özgürlüklerin varlığını itiraf edecek kadar beyni aklı özgürlükten yoksun olan bir takım insanlar var. Bu gerçekle karşı karşıyayız" dedi.

Şahin Diyarbakır’a hareketi öncesinde Esenboğa Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bölgedeki son duruma ilişkin şehit sayısında bir artış olmadığını ve operasyonların devam ettiğini söyleyen Şahin "Türkiye’de şehitlerimizin varlığı ayrı bir konu. Şehitlerimizin cenazesinin kaldırılması ayrı bir konu. Hayat durmuyor mücadele de bitmiyor. Maalesef bağırlarına taş basarak acılarını üzüntülerini yüreklerine akıtarak güvenlik güçlerimizin askerimizin nöbet başında olanları görev başında olanları çalışmalarını devam ettiriyor, ettirecekler. Yani bunun aksini düşünmek mümkün değil" dedi. Şahin şöyle devam etti:

"Burası Türkiye burası sıradan bir ülke değil. Bu millet de sıradan bir millet değil. İçinden veya dışından kim olursa olsun yani bu gemiyi bu yeryüzünde yürümekten alıkoyacak bir güç yok olamaz. Tabi ki bir taraftan şehitlerimizin cenazesini inançlarımıza törelerimize uygun bir şekilde acımızla ama onurumuzla onlara saygıyla rahmet dileklerimizle ve niyazımızla kaldıracağız. Ama diğer taraftan da aynı anda çalışmalar her türlü devam edecek. Bir tarafta bu ülkenin şantiyeleri çalışacak, bir tarafta bu ülkenin güvenlik yönünden bu sıkıntılı hale getirilmeye çalışılan noktalarında da mücadele devam edecek ve etmektedir şu anda aralıksız devam etmektedir."

-YANGININ SEBEBİ CANLARI GERİ GETİRMEYECEK-

Şahin askerlerin yanarak can vermesine sebep olan yangının çıkış nedenine ilişkin bazı iddiaların ortaya atılmasının hatırlatılması üzerine ise yangının sebebinin her şey olmuş olabileceğini kaydetti. "Yangın çıkmıştır, yangının sebepleri şu anda çıkmış olan yangını geri getirecek değildir. Yanan ağaçlar orada kaybolan canları geri getirecek değil" diyen Şahin şunları söyledi:

"Sebebi bellidir. Üç beş tane sebebi vardır. Yani yangın ya ateşle çıkar, ya bombayla çıkar ya roketle çıkar ya benzinle çıkar. Çıkar yani netice itibariyle yanmıştır, yakılmıştır. Yani sebebini araştırmak, sebebini söylemek bir şey ifade etmiyor şu anda."

O İDDİA NEYDİ?

Genelkurmay 13 askerin PKK'lıların attığı el bombalarının çıkardığı yangınla şehit olduğunu açıklarken örgüte yakınlığı ile bilinen Fırat Haber Ajansı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne kendi askerlerini bombaladığı iddiasını ortaya atmıştı...

-BEYNİ ÖZGÜRLÜKTEN YOKSUN OLANLAR VAR-

Basın mensuplarının "Bir mesajınız var mı?" yönündeki sorusuna da yanıt veren Şahin özgürlüklere vurgu yaparak "Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Bu ülke özgürlüklerin alabildiğince var olduğu ve doya doya yaşandığı bir ülke. O kadar ki özgürlükleri sonuna kadar yaşayıp bu ülkede hala özgürlük yok diyecek kadar özgürlüklerin yaşandığı bir ülke. Galiba bir eksiklik var. Var olan özgürlüklerin varlığını itiraf edecek kadar beyni aklı özgürlükten yoksun olan bir takım insanlar var. Bu gerçekle karşı karşıyayız" diye konuştu. Saldırının TBMM’deki uzlaşma arayışlarının sonuçsuz kalmasının hemen ardından yaşanması konusunda ise Şahin’in değerlendirmesi "Yani her olayın olduğu anda başka gelişmeler vardır. Dolayısıyla hayatta bir tek olay olmuyor. Bir tek gelişme olmuyor. Bir şeyi bir şeyle bağlantılı hale getirmek çok da onun izahı için yeterli değildir" şeklinde oldu.
seyyah1906

pkk'nın diyarbakırdaki hain saldırıya açıklaması burada saldıran pkk değil askerdir

Terör örgütü PKK'nın şehir yapılanması olan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde çıkan çatışmaya ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, “Görüldüğü gibi çift taraflı ateşkes olmadan çatışmaların ve kayıpların önüne geçilememektedir. Burada saldıran PKK değil, askerdir” dedi.
KCK Başbakan’a çağrıda bulunarak polisiye ve askeri operasyonların durdurulmasını istedi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı yaptığı açıklamada, eylemsizlik pozisyonunda olmalarına rağmen son üç aydaki operasyonları sonucu 43 militanlarının hayatını kaybettiğini hatırlatarak, bu ölümler karşısındaki sessizliğe tepki gösterdi. Silvan’daki çatışmaya ilişkin KCK’nin açıklaması şöyle: “Son dönemde operasyonların yaygınlaşması üzerine çatışmalarda da artış yaşanmaktadır. HPG’nin son üç ay içerisindeki kayıpları toplam 43’tür. Bu kayıplar, eylemsizlik kararımız olmasına rağmen Türk ordu güçlerinin geliştirdiği saldırı ve operasyonlar sonucunda olmuştur.

Hareketimiz, birçok kere uyarıda bulunmasına rağmen operasyonlar hızından bir şey yitirmeden genişleyerek devam etmektedir. 14 Temmuz 2011 tarihinde Türk ordu güçlerinin verdiği kayıplar da tamamen yapılan operasyonların bir sonucudur. Zaten HPG bu çatışmadan bir gün önce bölgedeki operasyonların durdurulması çağrısı yapmıştır.

seyyah1906

başbakan erdoğan demokratik özerklik kendi çalıp kendi oynadıkları bir tezdir

Başbakan Tayyip Erdoğan cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını cevapladı.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:Kötü niyetli davranışlar bizden hiçbir yerde iyi niyet beklemesinler.

Onlar da siyasi uzantıları da. Biz onların siyasi uzantılarına iyi niyetimizi her zaman gösterdik.

Ama bunların her zaman ortaya koydukları tehditlerdir.
Ak Parti iktidarı hiçbir zaman onların tehditlerine boyun eğecek değildir. Pazarlık masasına oturacak değiliz.

Yapacakları tek şey var. bir defa terör örgütü silahı bırakacaktır.

Silahı bırakmadıkça operasyonlar durmaz. Bundan sonraki süreç farklı uygulamalarla kendini gösterecektir.

Benim Kürt kökenli vatandaşım azınlık değildir. Asimilasyon inkar politikalarını yok ettik yok ediyoruz.

Sorunun çözümünde en büyük katkıyı biz verdik.

Temel ilkemiz değişmez: tek vatan, tek bayrak, tek devlet.

Düşünün ki bir ordu savaşa girdi. Bunu içinde zaiyat olabilir. Siz kalkıp da “Biz moralsiziz o yüzden bu savaşı kaybettik” diyebilir misiniz.

Şu anda ana muhalefet partisi başkanının yaptığı terör örgütüne moral vermektir.

DÜNE GÖRE ÇOK GÜÇLÜYÜZ

Bizim güvenlik güçlerimiz düne göre çok daha güçlüdür.

Sınır ötesi operasyonlar önceden söylenerek yapılmaz. Gerekiyorsa yapılır.

Demokratik özerklik kendi çalıp kendi oynadıkları bir tezdir. Bu ülkede demokratik özerkliği olmayan yoktur.

Bunlar neyin özerkliğinden bahsediyorlar.

Bunların hepsi benim Kürt kökenli vatandaşlarımı kandırmaktan başka bir şey değildir.

Yılmayacağız yolumuza devam edeceğiz. Bizden kimse bu noktada farklı bir taviz beklemesin.

6/23/2011

seyyah1906

mağdur olduğunu iddia edenler bugün bu operasyonun bizzat mimarlığını üstlenmiş

Hatip Dicle'nin milletvekilliğinin iptali üzerine BDP'nin desteklediği bağımsızlar boykot kararı aldı. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu tarafından ittifakla alınan kararda "Parlamento ve iktidar bu haksızlığı giderme ve demokratik siyasetinin önünü açarak çözüm olanaklarını geliştirme yolunda somut bir adım atıncaya kadar parlamentoya gitmeyeceğiz" denildi.
Bağımsız milletvekillerinin Diyarbakır'daki toplantısının ardından açıklamayı milletvekili Şerafettin Elçi yaptı. Elçi açıklamasında şunları kaydetti:

"Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Türkiye halklarının barış içinde ve özgürce bir arada yaşaması amacıyla yan yana geldiği günden beri birçok operasyonun hedefi haline gelmiştir. YSK vetosu ile başlayan süreç keyfi tutuklama, gözaltılar, askeri ve siyasi operasyonlarla hiç durmadan devam etmiştir. Bu engelleme ve barış sürecinin önünü tıkama operasyonların son halkası Diyarbakır milletvekili sayın Hatip Dicle’nin yasal haklarının yetkisiz bir kurum tarafından gasp edilmesiyle sonuçlanmıştır. Dün bu tarz operasyonlardan mağdur olduğunu iddia edenler bugün bu operasyonun bizzat mimarlığını üstlenmiş durumdadırlar. Halklarımıza barış ve özgürlük sözü vermiş olan bloğumuzun Bu şartlar altında benzeri operasyonlara sürekli muhatap olacağı anlaşılmıştır. Parlamento ve iktidar bu haksızlığı giderme ve demokratik siyasetinin önünü açarak çözüm olanaklarını geliştirme yolunda somut bir adım atıncaya kadar parlamentoya gitmeyeceğiz. AKP yönetimi çalınmış milletvekilliğini hakkı olana derhal iade etmelidir. Tüm demokrasi güçlerini, barış sürecini baltalayan bu operasyonlara karşı demokrasiden yana tavır almaya davet ediyoruz. İttifakla alınan karar sizin bilgilerinize sunulmuştur."

Açıklamanın ardından Elçi kararın son derece açık olduğunu belirterek soru almayacaklarını söyledi.

"GAFLETTİR"

Devlet Bakanı Faruk Çelik, BDP'nin desteklediği bağımsız milletvekillerinin Meclis'e girmeme kararına ilişkin, “Bu olayları devletin kurumları arasında siyasette çatışmaya dönüştürmek bir gaflettir” dedi.

KAFA KARIŞTIRAN AÇIKLAMA

Bu arada Ahmet Türk, “BDP’nin desteklediği milletvekilleri Meclis’e girmiyor” şeklinde bir açıklama yapmadıklarını söyledi. Türk'e dayandırılan bu sözler TRT Haber kanalında yer aldı.
mynet