En Yeniler
petrol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
petrol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/31/2011

seyyah1906

çin libyadaki petrol kaynakları için pastadan bende pay istiyorum

Pekin yönetimi, Libyalı muhalifleri tanımakta uzun süre tereddüt etmişti. Kısa süre önce Libya lideri Kaddafi'nin devrileceği kesinlik kazanınca, Çin de Libyalı muhaliflerden yana bir tutum sergilemeye başladı. Çin Dışişleri Bakanlığı, Libya halkının taleplerini saygı ile karşıladıklarını duyurdu.
Açıklama, Pekin yönetiminin Libya Ulusal Geçiş Konseyi'ni resmen tanıdığı anlamına gelmese de, Kaddafi rejiminin artık gözden çıkarıldığını gösteriyor. “Yeniden yapılandırma sürecinde, teknoloji, personel ve mali kaynaklar konusunda çok fazla yardıma ihtiyaçları olacak. Çin, bu konuda destek vermeye ve gelecekte de yardım etmeye hazır” şeklinde konuşan Çin Sosyal Bilimler Akademisi'nden Afrika uzmanı He Venping, gelişmeler karşısında Çin'in yeni bir Libya politikası izleyeceği görüşünde.

Libyalı muhaliflerin, NATO'nun askerî operasyonuna dahil olup, isyanı destekleyen ülkelerle ilişkilerinde öncelik vereceğini açıklaması, Pekin'de alarm zillerinin çalmasına yetti. Bu nedenle de Çin, ülkenin yeniden yapılandırılmasında Birleşmiş Milletler nezdinde öncü bir rol üstlendi.

"İhtilâfları silahla çözmeye karşıyız"

Zira Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu'nun Libya'daki sivillerin korunmasına yönelik aldığı 1973 sayılı karara onay vermiş ancak Almanya gibi hava operasyonuna katılmayacağını açıklamıştı. “Birçok Batılı ülkenin aksine biz Libyalı isyancılara askerî destek sağlamadık. İhtilâfları silahla çözmeye karşıyız. Ancak bu karşı tarafta olduğumuz anlamına da gelmiyor" diyen He Venping, Pekin yönetiminin kendini daha ziyade bir diyalog partneri olarak gördüğüne dikkat çekti.

Pekin yönetimi, Libyalı muhaliflerle ilk görüşmeleri Haziran ayında başlattı. Uzun süredir de Libya Ulusal Geçiş Konseyi temsilcileri ile temaslar yapılıyor. Dış politikasında "müdahaleden kaçınma" prensibine öncelik tanıyan Pekin yönetimi için bu alışılmışın dışında bir durum. Peki, acaba Libya'daki gelişmeler Çin'in dış politikasıda değişikliğe mi yol açtı? “Müdahaleden kaçınma politikası, Çin'in izlediği dış politikanın esasını oluşturmaya devam ediyor. Bu değişmedi” şeklinde konuşan Pekin Halk Üniversitesi'nden uluslararası ilişkiler uzmanı profesör Jin Canrong, Pekin yönetiminin, uygulamada daha esnek davranacağını vurguladı.

Çin, dış politikasını farklı ihtilaflarda "müdahaleden kaçınma" prensibine göre yönlendirmeyi sürdürüyor. Örneğin, BM'in Suriye aleyhinde karar almasına şiddetle itiraz ediyor. Çin'in, Libya'daki gelişmeler karşısında esnek bir politika izlemesinde ise, beklentileri rol oynuyor. Ülkenin yeniden yapılandırma sürecinde açılacak yatırım projelerine ortak olmayı arzulayan Çin aynı zamanda da Libya'da iş yapan yatırımcılarının da korunmasını ve sözleşmelerinin devam ettirilmesini ümid ediyor. Bu ülkeden yüksek miktarda petrol ithal eden Çin çatışmalar nedeniyle Libya'daki 35 bin çalışanını tahliye etmişti. Çinlilerin Libya'ya dönüp dönmeyecekleri belli değil. Ama Çin perşembe günü Paris'te düzenlenecek Libya Konferansı'na katılmakla, Libya ile ekonomik ilişkileri sürdürme hedefine bir adım daha yaklaşmış olacak.

© Deutsche Welle Türkçe

Ruth Kirchner/ Çeviren: Gezal Acer


Editör: Ahmet Günaltay

8/06/2011

seyyah1906

dışişlerinden kıbrıs rum tarafına çok sert uyarı oldu bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmalıdır

Güney Kıbrıs Rum Kesiminin Doğu Akdeniz' de petrol arama faaliyetlerinde bulunması Türk hükümetini kızdırdı.

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Rum yönetiminin hareket tarzı zamansız olduğu kadar bir sorumsuzluk örneğidir. Bu hareketler uzlaşı çabalarına darbe vurmaktadır" Bölgede gerilimi yükseltebilecek, oldu-bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmalıdır" denildi.

Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı olarak tüm Ada adına, Ada'nın bütününe ait olan doğal kaynaklar konusunda söz söyleme, girişim yapma veya anlaşma imzalama hak ve yetkisine sahip olmadığı hatırlatıldı. Bu tür yasal dayanaktan yoksun faaliyetler, halen devam etmekte bulunan görüşmeler sürecine zarar vermektedir denildi.

Uluslararası toplumun da Kıbrıs Rum tarafının, türk tarafının Ada'nın doğal kaynaklarından eşit olarak faydalanma hakkını gasp etmeye yönelik bu girişimlerine prim vermemek için sorumlulukla hareket etmesi gerektiğinin altı çizildi.
Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması şöyle;

Açıklamada,Rum kesiminin , uluslararası hukukun hilafına ve üçüncü tarafların haklarını ihlal ederek, 2003 yılından itibaren Doğu Akdeniz’deki ülkelerle deniz yetki alanlarını sınırlandıran ikili anlaşmalar yapma gayretlerini sürdürmüş, ayrıca petrol/doğal gaz arama faaliyetlerinde bulunmuştur.

GKRY’nin yaptığı bu anlaşmalar ve petrol/doğal gaz arama faaliyetleri Kıbrıs sorununun çözümünü olumsuz etkilemekte ve ayrıca bölge ülkeleri arasında yeni ihtilaflara neden olmaktadır. Bu duruma ilişkin olarak, gerek ülkemizin gerek KKTC’nin görüşleri ve ikazları bölge ülkeleri ve BM nezdinde zamanında kayda geçirilmiş, Kıbrıs Adası’nın güneyinde geçerliliği bulunmayan ruhsatlara dayanarak petrol/doğal gaz arama-çıkarma faaliyetlerine ilgi duyan şirket ve ülkelerin sorumluluk ile hareket etmelerini beklediğimiz belirtilmişti. Konuya yaklaşımımız ve görüşlerimiz geçerliliğini elan muhafaza etmektedir.

Kıbrıs Adasının güneyinde önümüzdeki Ekim ayı başında fiilen sondaj çalışmalarına başlanılacağına yönelik son dönemde çıkan haberler ve yapılan resmi açıklamalar ışığında, bazı hususlara tekrar dikkat çekilmesinde fayda bulunmaktadır.

Kıbrıs Rum tarafı tek yanlı olarak tüm Ada adına, Ada’nın bütününe ait olan doğal kaynaklar konusunda söz söyleme, girişim yapma ve/veya anlaşma imzalama hak ve yetkisine sahip değildir. Bu tür yasal dayanaktan yoksun faaliyetler, Ada’da ve bölgede gerginlik yaratmakta, kurucu halk olan Kıbrıs Türklerinin Ada’nın doğal kaynaklarından eşit şekilde yararlanma hakkına halel getirmekte, halen devam etmekte bulunan görüşmeler sürecine zarar vermektedir.

Yeni bir ortaklık kurulması amacıyla Ada’nın geleceğini belirlemeye yönelik görüşmelerin devam etmekte olduğu ve kritik bir aşamaya ulaştığı bu dönemde, bu tür tek yanlı faaliyetlerde bulunmanın taşıdığı risk ve sakıncalar ise aşikârdır. Rum Yönetimini hareket tarzı zamansız olduğu kadar bir sorumsuzluk örneğidir. Bu hareketler uzlaşı çabalarına darbe vurmaktadır.

Bir başka bölge ülkesinin de GKRY’nin imzaladığı bir ikili sınırlandırma anlaşmasını BM nezdinde girişim konusu yapması, bu tür tek yanlı teşebbüslerin bölgenin barış ve istikrarına menfi etkide bulunduğunun ve mevcut sorunlara yenilerinin eklenmesine yol açtığının en açık kanıtıdır. Uluslararası toplumun, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafının Ada’nın doğal kaynaklarından eşit olarak faydalanma hakkını gasp etmeye yönelik bu girişimlerine prim vermemek için sorumlulukla hareket etmesi gerekmektedir.

Ülkemiz ve KKTC bölgedeki meşru hak ve çıkarlarını korumak amacıyla uluslararası hukuka uygun şekilde bundan böyle de diplomatik ve siyasi kanallardan girişimlerini sürdüreceklerdir. Türkiye’nin ve KKTC’nin bu maksatla gereğine tevessül edeceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Beklentimiz kapsamlı çözüm görüşmelerinin sürdüğü bir ortamda görüşmeleri raydan çıkarabilecek, bölgede gerilimi yükseltebilecek, oldu-bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmasıdır"