En Yeniler
pkk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pkk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1/22/2015

seyyah1906

Özcan Yeniçeri ile Hasip Kaplan'ın "PKK Cizre'de silah dağıtıyor" kavgası


MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri PKK Cizre'de Kalaşnikof, Bixi ve suikast silahı Kanaas dağıtıyor iddialarında bulundu Hasip Kaplan sert şekilde yanıt verdi tartışmaya Yusuf Halaçoğlu'da dahil oldu

Özcan Yeniçeri ile Hasip Kaplan'ın PKK Cizre'de silah dağıtıyor kavgası MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri PKK Cizre'de Kalaşnikof, Bixi ve suikast silahı Kanaas dağıtıyor iddialarında bulundu Hasip Kaplan sert şekilde yanıt verdi tartışmaya Yusuf Halaçoğlu'da dahil oldu

2/03/2013

seyyah1906

22 bin tane PKK'lı öldürüldü yani 22 bin tane çocuğum öldürüldü

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten, Diyarbakır'da yaptığı konuşmada çarpıcı açıklamalar yaptı.

NTV'de yer alan haberde, "PKK'lılar da benim çocuğum" diyen Milletvekili İçten, "22 bin PKK'lı öldürüldü yani 22 bin çocuğum öldürüldü. Hepsi benim çocuğum" diye konuştu.

İçten şunları söyledi: "Burada yapılan katliamlar var. 393 tane, 2008 yılına kadar yapılan katliamlar. Ölen sivil vatandaş sayısı 5 bin 500, bunların yüzde 90'ı Kürt. Öldürdükleri kamu görevlisi sayısı 8 bin insan; onun dışında kaç tane çocuklarımız ölmüş biliyor musunuz? Hani birileri terörist diyor, birileri PKK diyor, birileri gerilla diyor ben hepsine insan diyorum. İşte aramızdaki çizgi farkı bu; diğer vekillerle siyasilerle aramızdaki çizgi farkı. 22 bin tane PKK'lı öldürüldü yani 22 bin tane çocuğum öldürüldü. Hepsi benim çocuğum. Yarın Kürt hakları bile verilse 22 bin toplamda 37 bin insanın katledildiği bir olayda ben Zazaca konuşmak istemiyorum. Bir insanın ölümüyle bana Zazaca konuşma hakkı veriliyorsa ben orda yokum." mynet

10/11/2012

seyyah1906

Erdoğan her ölü sayısı verdiğinde kürt sorunu bitti dediğinde pkk'ya 100 kişi gidiyor



James Reynolds

BBC, Yüksekova

Sabahı yerde yatmış televizyonda çizgi film seyrederek geçiren 12 yaşındaki Birhat ile 10 yaşındaki kardeşi Emrah İke, misafırler girince suçlu suçlu ayağa fırlıyorlar.

Aslında okula gitmiş olmaları gerekiyordu, ama aileleri evde kalmalarına karar vermiş.

Okulda her sabah eğitim, Türkiye'nin bütün okullarında olduğu gibi "Türküm, doğruyum" sözlerini içeren bir andın hep birlikte tekrarlanmasıyla başlıyor.

Kürt olan İke ailesi, bu sözleri tekrarlamayı reddediyor. Çocuklar da, Türkçe değil Kürtçe eğitim görmek istediklerini söylüyorlar.

Birhat "Ana dilimizi istiyoruz" diyor, "Dersleri Kürtçe yapmamız lazım."

Küçük kardeşi de başını sallayarak onaylıyor. Siyasi tutumlar böylece bildirildikten sonra iki çocuk divana yayılıp bilgisayar oyunları oynamaya başlıyor.

Ailenin, misafirlerden pek memnun görünmeyen en küçük diğer oğlu ise avluda somurtmuş tavukları seyrediyor.

Çocukların annesi, çizgi film kanalını Avrupa'dan Kürtçe yayın yapan bir kanala çeviriyor.
İki oğlunu kaybeden anne

Oğlanların babaannesi Naciye İke, Yüksekova'nın en aktif simalarından.

Oğlu Emrah 1990 yılında daha 15 yaşındayken PKK'ya katılmış.

İki yıl sonra öldürülmüş. Cenazesi hiç bir zaman geri gelmemiş.

2003 yılında diğer oğlu Ali İhsan da PKK'ya katılmış. O da öldürülmüş.

Hayatta kalan tek oğlu var: Cihat.

Ona "Sen gitmeyeceksin" demiş. Cihat şimdi muhasebecilik yapıyor.
Naciye İke " Torunlarım için korkuyorum" diyor. "Sadece onlar için değil herkes için korkuyorum. Biz hala barış istiyoruz. Ama bizi dinlemiyorlar. Birbirimizi anlamıyoruz."

Kürtler Türkiye nüfusunun yüzde 15-20'sini oluşturuyor. Ortadoğu'da toplam 25-30 milyon Kürt yaşadığı tahmin ediliyor.
'Devletsiz ulus'

Kürtler sık sık "dünyanın en büyük devletsiz ulusu" diye tanımlanır. Ana yurtları Türkiye'nin doğusu, Irak'ın Kuzeyi, Suriye ve İran arasında kalan dağlık bölge.

1978 yılında Abdullah Öcalan Kürdistan İşçi Partisi PKK'yı kurduğundan beri Türkiye'de güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmalarda 30-40 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

PKK artık bağımsızlık için savaşmadığını söylüyor.

Onun yerine Türkiye devletinden demokratik özerklik talep ediyor. Fakat hedefin aşağı çekilmiş olmasına rağmen şiddette de aynı ölçüde bir azalma olmadı.

Sadece son 15 ay içinde 700'den fazla insan öldü.

PKK askeri karakollar ve konvoylara saldırdı, bombalı saldırılar yaptı, sivilleri kaçırdı.

Türk ordusu PKK'nın barındığı dağlık bölgelere saldırdı ve hareketin destekçisi olduğundan kuşkulandığı çok sayıda insanı tutukladı.

Şu anda Abdullah Öcalan'ın yakalandığı 1999 yılından bu yana en yoğun şiddet dönemi yaşanıyor.

Yüksekova'da yüzlerce Kürt, PKK savaşçısı Orhan Akdoğan'ın cenazesi için mezarlığa yürüyor.

Törene katılanların ellerinde cezaevindeki PKK liderinin fotoğrafları var. PKK'nın yerel desteği çok güçlü görünüyor. Bu da Türk ordusunun bu örgütü sadece zor yoluyla yenilgiye uğratmasını güçleştirecek bir şey.

Cenaze törenine katılanlardan Serkan Dari "Bu ülkede çok cenaze gördük. Daha da göreceğiz herhalde. Başbakanın kullandığı dil buna işaret ediyor" diyor.

Kasabanın erkek çocukları, delikanlılarından bir kısmı, kendilerinin de Türk devletine karşı durabileceğini göstermeye hevesli. Kar maskelerini geçiriverip en kolay hedef olan Gazi ilkokuluna taşlar ve molotof kokteylleri atmaya başlıyorlar.

Okul Kürtçe değil Türkçe eğitim veriyor. Epey bir uğraştan sonra çocuklar bir sınıfı yakmayı başarıyor. Türk polisi zırhlı bir araçla biber gazı atarak genç kundakçıları dağıtmaya çalışıyor.

Yüksekova'dan arabayla bir saat mesafede, Türkiye'nin İran ve Irak sınırına yakın Şemdinli kasabasındayız.

Kasabanın belediye başkanı Sedat Töre, Kürt sorunu temelinde siyaset yapan Barış ve Demokrasi Partisi BDP'den.

Şemdinli'nin ana caddesinde meyve sularımızı içerken çatışma konusundaki endişelerini anlatıyor.

"Erdoğan her ölü sayısı verdiğinde ve 'Kürt sorunu bitti' dediğinde, 100 genç insanı daha PKK'ya gönderiyor" diyor karşıdaki dağları işaret ederek.
"Belki farkında değil kendisi, ama biz bunu görüyoruz burada. Her bir 'Kürt sorunu yoktur' dediğinde genç insanların umutlarını yerle bir ediyor, gelecek hakkındaki planlarını siliveriyor ve onları PKK cephesine gönderiyor."

PKK'nın binlerce savaşçısı var. Hareketin ana üssü Kürtlerin kendi öz yönetimine sahip olduğu Irak'ın Kuzeyinde.

Kuzey Irak'tan örgütün fiili lideri Murat Karayılan, bir BBC ekibine verdiği mülakatta savaşı durdurmaya hazır olmadıklarını söyledi.

"Koşulsuz olarak silah bırakmaktan mı söz ediyorsunuz?" diyen Karayılan şöyle devam etti:

"Hayır bunu kabul etmiyorum. Bütün sorularımıza cevap veren bir plan yapılmak zorundadır. Türkiye demokratik bir ülke olarak Kürt sorununu çözmek zorundadır. O zaman silahlarımızı bırakacağız. Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'da Kürtlerin varlığını kabul edene ve Kürt sorunu çözülene kadar, bölgede barış, istikrar ve demokrasi konusunda ilerleme olamaz."
Çok boyutlu yaklaşım

Fakat bu mesaj Türkiye siyasetinin kalbi Ankara'yı pek etkilemiyor. Kamuoyu yoklamaları halkın önemli bir kısmının Kürt isyancılara karşı sert önlemler alınmasına destek verdiğine işaret ediyor.

Eylül ayı sonunda Başbakan Erdoğan, partisinin genel kurulunda binlerce delegeye hitap etti.

"Partimiz bölgede bölücü terör örgütü ve kollarıyla mücadele eden tek güçtür" diyen Erdoğan'ın "Bu bizi korkutuyor mu? Hayır. Bir kişi ölse yerini alacak binler var" minvalindeki sözleri alkışlarla karşılandı.

Erdoğan hükümeti Türkiye'nin Kürt bölgelerine para ve yatırım vaadediyor, özerklik değil.

AKP yönetimi yıllarca Oslo'da PKK ile barış görüşmeleri yürüttü.

Fakat bu görüşmeler kesildi ve şiddet yeniden tırmandı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu BBC'ye "Terörist gruplarla, terörist eylemlerle mücadelede çok boyutlu bir yaklaşım içindeyiz" dedi.

"Güvenlik önlemleri bunlardan biri. Ama diğerlerini de hayata geçirmeye devam edilecek. Türkiye'nin geleceği için esas siyasi araçlar demokratik ve ekonomik gelişmedir" diye sürdürdü.

Fakat gelişme vaadleri PKK'lıları dağlardan indirmeye yeterli değil.

Türk devleti Kürt bölgelerini yönetiyor olabilir, ama Kürt kasabası Yüksekova'da Türk askerleri zırhlı jiplerle gezmek zorunda.

Fişekliklerini herkesin görebileceği şekilde, göğüslerine çapraz kuşanmış olarak.

1/10/2012

seyyah1906

roj tv kapatma davasında karar kapatma yok para cezası var

Danimarka'da mahkeme, Roj TV hakkındaki kapatma davasında kanalın kapatılmasına gerek olmadığı hükmüne vardı.

Mahkeme, PKK lehine propaganda yapmakla suçladığı Roj TV'ye 445 bin euroya yakın para cezası verdi.
Televizyonun lisansını iptal etmeyen mahkeme, televizyona ait 20 milyon euroyu bulduğu belirtilen mal varlığına el konulmasının yasal bir temeli olmadığına da karar verdi.

Ana stüdyosu Belçika'nın başkenti Brüksel'de olan Roj TV, Danimarka'dan aldığı lisansla yayın yapıyor.

Roj TV aleyhindeki davayı açan savcı Jörgen Steen Sörensen, Roj TV'nin kapatılan Med TV'nin bir devamı olduğunu ve kanalın PKK'nın propagandasını yaptığını savundu.

Roj TV'nin savunması ise temel olarak ifade özgürlüğü üzerine kurulmuştu.

Kanal çalışanları, karardan memnun olduklarını ifade ediyor.

Danimarka, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen arasında gerilime yol açan Roj TV hakkında Türkiye'nin talebi üzerine 2004 yılında bir soruşturma başlatmıştı.

Türkiye'de hükümet gerilim döneminin ardından Rasmussen'in NATO genel sekreterliği adaylığını destekleme kararı almıştı.

Danimarka, Muhammed Peygamber ile ilgili karikatür krizi sırasında ifade özgürlüğü lehine karar vermiş, bir dönem ifade özgürlüğü tartışmalarının odağı olmuştu.

Savcılar kararı temyize götürüp götürmemeyi 175 sayfalık gerekçeli kararı inceledikten sonra kararlaştıracaklar.

11/09/2011

seyyah1906

bdp milletvekili pervin buldan meclisin verdiği makam aracıyla pkk'lı mezarı ziyaret etti

BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, Iğdır'da partililerle bayramlaştı, "TBMM 029" plakalı meclis aracıyla güvenlik güçlerince öldürülen teröristlerin mezarlarını ziyaret etti.
BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, Iğdır'da partililerle bayramlaştı.
Parti binasındaki törenin ardından Buldan, Iğdır Belediye Başkan Vekili Hüseyin Malk ve partililer ile Aralık ilçesine bağlı köylere geçerek vatandaşlarla bayramlaştı.
Bu arada, Pervin Buldan, "TBMM 029" plakalı meclis aracıyla bir köy mezarlığına giderek, güvenlik güçlerince öldürülen teröristlerin mezarlarını ziyaret etti.

10/20/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan pkk yabancı güçlerin maşası sözleriyle iran ve suriye'ye gönderme yapmış olabilir

Hakkari'de 24 askerin şehit olduğu 18'inin de yaralandığı saldırılar sonrasında Kuzey Irak topraklarında başlatılan operasyon devam ederken birçok kentte PKK'yı protesto gösterileri yapıldı.
ABD, Avrupa Birliği ve NATO saldırıları kınadı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu telefonda görüştüğü Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'den PKK konusunda eylem beklediklerini söyledi. Saldırıyla ilgili olarak İngiltere gazetelerinde yer alan yorumlarda PKK'yı İran ve Suriye'nin kışkırtmış olabileceği öne sürüldü.

Daily Telegraph saldırıların ülkede büyük öfke yarattığını belirtirken, Guardian bu saldırıların 1990'lardan bu yana PKK'nın gerçekleştirdiği en büyük eylem olduğuna dikkat çekti.

Financial Times daha önce geniş çaplı bir sınır ötesi harekata girişebileceğini açıklayan Ankara'nın sıcak takibe başladığını belirtti. Gazete, askerlerin cenaze töreniyle Türkiye kamuoyunun öfkesinin daha da artacağını vurguladı. Haberde şöyle dendi:

'Anayasa sürecine darbe'


"Saldırılar, yeni anayasa ile ilgili görüşmelerin başladığı bir dönemde gerçekleştirildi. Bazı siyasetçiler, bu sürecin nüfusun yüzde 15-20'sini oluşturan Kürtlere daha fazla haklar tanınarak sorunun çözümüne katkı sağlamasını umuyordu."
"İstanbul merkezli Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi'nin Başkanı Sinan Ülgen, 'Bu gerçekten bir tuzak. PKK bu saldırıyla anayasa sürecini sekteye uğratmak ve partilerin Kürt meselesi üzerinde uzlaşmaya varmasını zorlaştırmak istiyor' diyor.”

“Kuzey Irak'a düzenlenecek daha kapsamlı bir operasyon, ABD'nin bu yıl sonunda Irak'taki güçlerini çekeceği hassas bir döneme denk gelmiş olacak. Ağustos'tan bu yana böyle bir harekata yönelik beklentiler artmış durumda. Başbakan Erdoğan, PKK'nın yabancı güçler tarafından bir maşa olarak kullanıldığını söylüyor. Bu sözleriyle İran ve Suriye'ye gönderme yapmış olabilir. Ankara'nın iki ülkeyle de ilişkileri gergin."

Times gazetesi de bu saldırının Türkiye'nin İran ve Suriye'yle ilişkilerini daha da gerginleştirebileceğine dikkat çekti.

Habere göre Amerika Birleşik Devletleri'ndeki LeHigh Üniversitesi'nden bölge uzmanı Henri Barkey, Ankara'nın Suriye'deki demokrasi yanlısı protestoların kanlı bir şekilde bastırılmasına ilişkin sert tavrı yüzünden İran ve Suriye'nin bu saldırı için PKK'yı cesaretlendirmiş olabileceğini söyledi.

9/26/2011

seyyah1906

kılıçdaroğlu:gideceksin pkk ile kol kola göz göze oturup görüşmeler yapacaksın

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bugün terör varsa, tek sorumlusunun AKP Hükümeti olduğunu söyleyerek, ''Gideceksin, PKK ile kol kola, göz göze, oturup görüşmeler yapacaksın, sonra kalkacaksın muhalefeti suçlayacaksın. Bu kadar ucuz, kaba politika ancak ve ancak Recep Tayyip Erdoğan'a yakışır'' dedi.
Kılıçdaroğlu, TBMM'deki makamında bir grup gazetecinin, gündemdeki konulara ilişkin sorularını yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''terörle mücadelede muhalefetin destek değil, köstek olduğu'' yönündeki açıklamasının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, ''Nerede köstek olduk, bir açıklasa bari. Muhalefeti körü körüne eleştirmek, bir başbakanın görevi olmamalı. Biz nerede köstek olmuşuz, bunu açıklamalı önce'' dedi.

''Türkiye'de bugün terör varsa, tek sorumlusunun AKP Hükümeti olduğunu'' ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Onlar ülkeyi yönetiyor. Türkiye'yi terör bataklığına sürükleyen AKP değil mi? Gideceksin, PKK ile kol kola, göz göze, oturup konuşmalar, görüşmeler yapacaksın, sonra kalkacaksın muhalefeti suçlayacaksın. Bu kadar ucuz, kaba politika ancak ve ancak Recep Tayyip Erdoğan'a yakışır. Devlet adamı kimliği bile söz konusu değil. Biz sorunu çözmek için sorumlu davranıyoruz, o sorunu büyütmek için sorumsuz davranıyor, aramızdaki fark bu'' dedi.



Yeni anayasa

Kılıçdaroğlu, yeni anayasa çalışmalarında da inisiyatifin TBMM Başkanı Cemil Çiçek'te olması gerektiğine inandığını, parlamentonun geleneğinde de bunun bulunduğunu kaydetti.



Yemin etmeyen BDP'liler

TBMM'de yemin etmeyen BDP'lilerin durumunun sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, BDP'lilerin parlamentoya gelip, yemin etmelerini istediğini söyledi.

9/24/2011

seyyah1906

sabahat tuncel:gün geçtikce güçleniyoruz bizden korksanız iyi olur

BDP İzmir İl Başkanlığı üyesi 100'e yakın kişi, geçen perşembe günü gerçekleşen ve PKK'nin şehir yapılanması KCK'nin içinde oldukları belirlenen 34 kişinin gözaltına alınmasını protesto etti.
Konak'ta bir alışveriş merkezi önünde toplanan, BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel'in de destek verdiği grup İzmir Valiliği'ne yürümek istedi. Valilik binası önünden geçerek Büyükşehir Belediyesi yanına gelen grup burada açıklama yaptığı sırada ellerinde Türk bayraklarıyla BDP'lilerin yanına gelmek isteyen grup polisler tarafından engellendi. Bir süre "Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez" sloganları atan grup çevredekilerin de desteğini aldı.

Sabahat Tuncel: Bizden korksanız iyi olur

Belediye binası yanında konuşan BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, "Türkiye'nin yarası olan bir konu için buradayız. İzmir Emniyeti yeni bir operasyon yaptı. Şırnak'ta belediye başkanlarımız tutuklandı. Burada siyaset akademisi yöneticileri gözaltına alındı. Aklınızı başınıza alın. Bu ülkeyi daha büyük savaşa, kaosa sürüklemeyin. Bu savaşın nedeni, Kürt halkına yapılan baskılardır. MİT-PKK görüşmesine kimse ses çıkartmadı, bu savaş bitsin diye, Bunu istemeyenler, bu savaşın bitmesini istemeyenlerdir. 30-40 bin daha kişi ölse, gelinecek nokta barıştır. Bir genç daha ölmesin. Bunu yapmazsanız, halkımızın iki eli yakanızda olacaktır. Bu zihniyet değişmedikçe sorun çözülemez. ABD ile yeni silah anlaşmaları bu sorunu çözemez. ABD ile anlaşma Kürt halkını bastırmak içindir. Demokratikleşme konusunda adımlar atarsanız, barış ortamı kendiliğinden gelir. Bu halk Öcalan'ın özgürlüğünü istiyor, onunla görüşme yapılsın. Barış, diyalog için görüşülsün. Biz sorumluluğumuzun farkındayız. BDP, barış için mücadele ediyor. Ortadoğu'da barış için mücadele edileceğine, Kürt halkı için bu mücadele yapılsın. Gelin barış için adım atın. AKP, politikalarıyla emniyeti hedef haline getiriyor. Siz bize kalkan oluşturacağınıza barış için halkı örgütleyin" dedi.


Başbakan Erdoğan'ın, diktatörlük yaptığını ileri süren Tuncel, "Diktatörlerin sonu belli. Sen de diktatörlükten vazgeç. Başbakan, tüm BDP'lileri tutuklayabilir, ama 20 milyonluk Kürt halkını tutuklayamaz. Gün geçtikte güçleniyoruz. Bizden korksanız iyi olur" diye konuştu. 

9/19/2011

seyyah1906

bülent arınç:görüşmeler aktarılırsa bunu ertesi gün işportada bulmak mümkün

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısına katılmak üzere AKP'ye gelişinde, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Arınç, MİT'in terör örgütüyle görüştüğü iddialarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün konuya ilişkin, ''bunun bir istihbarat konusu olduğunu, terörle mücadele kapsamında bu tür görüşmelerin yapılabileceği ve bu tür görüşmelerde eğer bir fayda sağlanıyorsa, devam etmesi gerektiği'' konusunda beyanda bulunduğunu hatırlattı. Arınç, kendisinin de aynı düşüncede olduğunu belirtti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuya ilişkin eleştirilerini nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine ise Arınç, şunları söyledi:

''Evet 'niçin görüştünüz?' demiyorum diyor. Demek ki bu tür görüşmelerin yapılmasını kendisi de olağan karşılıyor. Ancak bunun Başbakanlık ile PKK arasında olduğunu söylüyor. Bu büyük bir iftiradır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu görüşmeler istihbarat örgütü ile diğer örgüt arasında Türkiye'de terörün tamamen sonlandırılması ve eylemlerin bitirilmesi noktasında yapılacak bir görüşmenin ipuçlarını veriyor. Bildiğiniz gibi şu anda MİT Müsteşarı olan Sayın Hakan Fidan o tarihlerde belki Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak da görev yapıyor olabilir. Çünkü bu görüşmenin tarihi henüz netleşmemiştir. Ama hepimizin bildiği gibi MİT'in çalışmalarına o zamandan itibaren katılmış, o kurumun başındaki kişi emekli olunca müsteşarlık görevine getirilmiş birisidir. Dolayısıyla müsteşar yardımcısı sıfatıyla bu toplantıya katılıyor olması, onun Başbakanlıkla ilgili olduğunu göstermez. Bilakis MİT Müsteşarlığına adım adım yaklaşan birisinin çok öncesinde MİT'in faaliyetlerine iştirak ettiğini gösterir.''

Arınç, Kılıçdaroğlu'nun ''Niçin bize haber verilmedi ya da yalan söylendi'' dediğini ifade ederek, bu tür görüşmelerin Kılıçdaroğlu'na haber verilmesi gerekmediğini belirtti. Arınç, ''Ona veya bir başkasına bu tür gizli kalması gereken görüşmeler aktarılırsa bunu ertesi gün işportada bulmak mümkün olabilir. Çünkü ne kadar kapalı oturum istemişlerse Meclis'te o kapalı oturum istekleri yerine getirilmiştir ama kapalı oturumda söylenenlerin hepsi ifşa edilmiştir veya en azından 'bize hiç bir şey söylenmedi' şeklinde eleştiriye muhatap olmuşuzdur. Bu nitelikli bir iştir. Bu işin başarıya ulaşması, işin herkesin önünde yapılmasını değil, gizlilik ölçüsü içeresinde yapılmasını gerektirir'' diye konuştu.

Görüşmelerin kim tarafından yayınlanmış olabileceğinin sorulmasına karşılık da Arınç, şunları söyledi:

''Belki bir gizli servisler mücadelesinden bahsedebiliriz. İkincisi, taraflara baktığımız zaman bunların her birinden bu tür bir sızdırma veya servis etme gerçekleşebilir diye düşünüyorum. Benim küçücük aklımla bulabildiğim sonuç budur. Orada kim var; PKK'yı temsil eden bir kaç kişi. Kim var; MİT var. Kim var, üçüncü bir ülkeden kendisini bir şekilde tanıtan kişi. Bir dördüncüsü de olabilir. Bu görüşmeleri dinlemiş, not etmiş, zamanı geldiğinde de kendi yararına sızdırmak isteyen bir başkası olabilir. O sizin dediğiniz ülkeyle birlikte her şey akla gelebilir. Ama önemli olan sonuç, bu tür bir gizli kalması gereken görüşmenin bile dinlenebildiği ve yeri ve zamanı gelince o kişiler veya kurumlar tarafından sızdırılabildiğidir. Çok da önemli değil. Bu bir şekilde ortaya konulmuştur. Bundan sonraki amaçlarda veya bundan sonraki zamanlarda, evrelerde sanıyorum bu tür dikkatler daha da çoğalmış olması lazım.''

9/14/2011

seyyah1906

kılıçdaroğlu:türkiye kevgire dönmüş bir ülke konumunda herkes dinleniyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın terör örgütü PKK yöneticileriyle yaptığı ileri sürülen görüşmenin doğrudan Başbakan’ın isteğiyle gerçekleştirildiğinin anlaşıldığını ifade ederek “Sayın Erdoğan daha önce biz bunu dile getirdiğimizde, ‘Görüşmeler yapılıyor’ dediğimizde en ağır dille bizi suçlamıştı. ‘Bunu söyleyenler ispat etmezse şerefsizdir’ demişti. Şimdi merak ediyorum, kim şerefsiz” dedi.
Kılıçdaroğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olduğu dönemde dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ile birlikte PKK yöneticileri Mustafa Karasu ve Sabri Ok’la yaptığı ileri sürülen görüşmenin ses kaydıyla ilgili bir soru üzerine ses kaydını dinlemediğini, yasadışı dinlemenin içeriğiyle çok fazla ilgilenmeyeceğini daha önce de söylediğini belirterek şöyle konuştu:

“Ama ortaya çıkan bir gerçek var. Birinci gerçek şu; görüşmelerin doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’ın isteğiyle gerçekleştiği anlaşılıyor. Kapalı kapılar ardında kullanılan dille halkın önünde kullanılan dil arasında 180 derece fark var. Sayın Erdoğan daha önce biz bunu dile getirdiğimizde, ‘Görüşmeler yapılıyor’ dediğimizde en ağır dille bizi suçlamıştı. ‘Bunu söyleyenler ispat etmezse şerefsizdir’ demişti. Şimdi merak ediyorum, kim şerefsiz? O dil bir ülkenin başbakanına yakışıyor mu? Ortaya çıkan bu tablonun altındaki ezikliği nasıl giderecek acaba?”

-“TÜRKİYE KEVGİRE DÖNMÜŞ BİR ÜLKE KONUMUNDA, HERKES DİNLENİYOR”-

İkinci önemli noktanın, Türkiye’nin güvenilirliğinin büyük yara almış olması olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Herkes dinleniyor. Başbakan, Genelkurmay Başkanı, MİT Müsteşarı, herkes dinleniyor. Gizlilik kavramı sadece Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları için var. Onun dışındaki kişiler, gruplar, ülkeler, istihbarat örgütleri için gizlilik kavramı diye bir şey kalmamış, o anlaşılıyor. Yani Türkiye kevgire dönmüş bir ülke konumunda. Bu da bir başka acı tablo maalesef” dedi.

-“HERHALDE SAYIN BAŞBAKAN BİR AÇIKLAMA YAPAR”-

Ses kaydında yer alan dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’in “Habur’da hukuk ihlal edildi” sözlerinin anımsatılması üzerine Kılıçdaroğlu, daha önce Habur’da hukukun ihlal edildiğini ifade ettiklerini kaydederek “Demek ki kapalı kapılar ardında bizim söylediklerimizin doğru olduğu orada da ifade edilmiş” dedi. Kılıçdaroğlu, “Yasadışı dinlemelerle ilgili elinizde bilgi olduğu iddia ediliyor, var mı” sorusuna “Hayır” yanıtını verirken ses kaydının sızdırılmasının zamanlamasına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi:

“Bilmiyoruz. Kim aldı bilmiyoruz, zamanlamayı niçin şimdi yaptılar bilmiyoruz, önümüzdeki günlerde neler çıkacak bilmiyoruz. Herhalde Sayın Başbakan bir açıklama yapar, biz de öğrenmiş oluruz.”

-“DAVULLA ZURNAYLA KARA HAREKATI MI YAPILIR?”-

Kılıçdaroğlu, başka bir soru üzerine İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in “Kara harekatı her an olabilir” sözlerini de değerlendirirken “İlginç bir hükümetimiz var. Hükümet sözcüsü konumunda olan bir bakan, Sayın Arınç çıkıyor, ‘Gündemimizde kara harekatı yok’ diyor. Üzerinden 24 saat geçmeden bu kez bir başka bakan çıkıyor, ‘Kara harekatı gündemimizde’ diyor. Nasıl hükümet bu? Davulla zurnayla kara harekatı mı yapılır? Nasıl bir anlayıştır bu, anlamak mümkün değil” diye konuştu.
seyyah1906

iddianızı ispat etmekle mükellefsiniz denilmişti mit-pkk görüşmelerinin kaydı ortaya çıktı

Muhalefetin “Hükümet PKK ile pazarlık yapıyor” iddiasını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “şerefsizlik” olarak nitelendirmiş, daha sonra “Hükümet değil ama devlet görüşür” demişti.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın PKK Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olduğu dönemde dönemin MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ile birlikte PKK yöneticileri Mustafa Karasu ve Sabri Ok’la yaptığı ileri sürülen toplantının ses kayıtlarının internette yayınlanmasının ardından devletin PKK ile yaptığı görüşmeler tekrar gündeme geldi. Devlet ile PKK’nın görüştüğünü 12 Eylül 2010 referandumundan önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme getirmişti. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin bu iddiaları üzerine 19 Ağustos 2010’da AKP’den yazılı bir açıklama yapılmış ve “AK Parti’nin ve AK Parti hükümetinin illegal bir örgütle masaya oturması, müzakere yapması söz konusu değildir ve olamaz. Bu konu ile ilgili tüm söylenenler ve yazılıp çizilenler, halk oylaması sürecini olumsuz etkilemeye ve vatandaşlarımızın kafasını karıştırmaya yönelik spekülasyonlardan ibarettir” denilmişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu açıklamanın ertesi günü 20 Ağustos 2010’da Afyon gezisi sırasında bir soru üzerine “Bir pazarlık olduğunu, bu konuyu inceleyen, bu konuda kafa yoran bütün kesimler ortak bir söylem olarak dile getiriyorlar. Pazarlığın sonuçlarından birisi de öyle anlaşılıyor ki terör örgütü, illegal örgüt söylemi konusundaki belirginleşmedir. Artık AKP, PKK’yı terör örgütü olarak görmemeye başlamıştır. Bu da pazarlığın çok açık bir örneğidir” demişti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de aynı akşam katıldığı bir iftarda Hükümet’e seslenerek “PKK ile anlaştığınızı niye saklıyorsunuz? Kandil’den ses geliyor, 4 defa görüşüldü, 4 günde de anlaşma yapıldı. Kiminle? Imralı ile anlaşma yapıldı. Bunu niye açıklamıyorsun Sayın Başbakan?” diye konuşmuştu.

-“MASAYA OTURDUĞUMUZU SÖYLEME ŞEREFSİZLİĞİNİ YAPANLAR...”-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefetin “pazarlık” iddialarını sürdürmesi üzerine 21 Ağustos 2010’da Kayseri mitinginde sert yanıt vermiş ve şöyle konuşmuştu:

“Bizim dört kez bunlarla bir araya oturduğumuzu söyleme şerefsizliğini yapanlar bu alçakça iftirada bulunanlar, bunun hesabını her yerde vereceklerdir. Bugüne kadar AK Parti iktidarı olarak terör örgütüyle hiçbir zaman masaya oturmadık, oturmayacağız da. Bizim felsefemizde, anlayışımızda böyle bir şey olamaz. Bu iftirayı atanlara söylüyorum, ey Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli bizim masaya oturduğumuzu söylüyorsanız, bu iddianızı ispatla siz mükellefsiniz siz. Hukukta bir kaide var, iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer bu iddianızı ispatlamazsanız müfterisiniz, daha ileri bir ifade kullanmıyorum, çünkü terbiyem buna müsaade etmez.”

-“HÜKÜMET DEĞİL, DEVLET GÖRÜŞÜR”-

Referandum sürecinde PKK ile pazarlık tartışmaları sürerken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 24 Ağustos 2010’da Show TV’de katıldığı Siyaset Meydanı programında terör örgütüyle görüşme iddialarına ilişkin “Burada bir şeyi birbirine karıştırmayalım. Biz siyasi iradeyiz, siyasi iktidarız. Biz siyasi iktidar olarak, siyasi hükümet olarak hiçbir zaman bir terör örgütüyle veya temsilcileriyle masaya oturup görüşme yapmayız. Böyle bir şeyimiz bizim asla olmamıştır, yoktur, olamaz da. Şu veya bu şekilde çeşitli kurumlarıyla bu tür bazı münasebetler gerekirse devlet onu kendisi yapar. Burada bunu birbirine karıştırmamak gerekir” demişti. “Devlet kurumları” ile neyi kastettiğinin sorulması üzerine Başbakan Erdoğan “Mesela, devletin istihbarat kurumu vardır. Bu bir istihbari görevdir. Bu istihbari görev de nedir, bazı kilitleri açmak içindir, çözmek içindir. Bunları yapar ama hiçbir zaman siyasi irade kalkıp da muhatap alıp masaya asla oturmaz, böyle bir şey olamaz. Dünyanın neresinde olursa olsun, istihbarat örgütlerinin görevi de nedir, ağırlıklı olarak zaten bu tür görevlerdir. Bunları yaparlar. Bunu yaparken de niçin yaparlar, bir çözüm kilidi açmak için yaparlar. Kalkıp da burada muhalefetin söylediği gibi benim arkadaşlarımın veyahut siyasi iradenin görüşmeler yaptığı, masaya oturduğu yani bu, ağır konuştum ama bu bir şerefsizliktir. Böyle bir şeyi kimse bize yıkamaz. Böyle bir şeyi ne ben, ne arkadaşlarım, ne benim bilgim dahilinde siyasi iradeden hiçbir kimse bugüne kadar yapmamıştır, yapamaz” diye konuşmuştu.

ANKA

9/09/2011

seyyah1906

economist:askerin nüfuzu azaldı türkiye israil ilişkileri soğudu

İngiltere'de yayınlanan Economist dergisi, Türk-İsrail ilişkilerinin zayıflamasını kısmen Türkiye'de ordunun dış politika üzerindeki nüfuzunun azalmasına bağladı.

Economist'e göre geçmişte Türk ordusu, İsrail'e yakın durarak Amerika ile de arasını iyi tutmuş oluyordu.
Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidara gelmesi ve ordunun nüfuzunu yitirmesi ile birlikte, İsrail'le ilişkiler de soğumaya başladı.

Dergi İsrail'in Gazze operasyonlarının çok sayıda AKP seçmenini öfkelendirdiğine ve Erdoğan hükümetinin Arap ve genelde Müslüman dünya ile daha sıcak bağlar kurmaya geçmişte olduğu gibi hala hevesli olduğuna işaret ediyor.

Fakat öte yandan, Türkiye'nin Nato'daki müttefiklerini karşısına almak gibi bir niyetinin de olmadığının altının çizen Economist, Nato'nun özellikle İran'a karşı planladığı nükleer füze kalkanı projesinin radar operasyonlarının Türkiye'ye konuşlandırılmasını Erdoğan hükümetinin kabul ettiğini belirtiyor.
İşadamları rahatladı

Dergi ayrıca Türkiye'nin İsrail ile savunma sektöründeki anlaşmaları dondurmasına karşın, sivil ticaretin etkilenmeyecek olmasının her iki ülkedeki işadamlarını da rahatlattığını belirtiyor.

İsrail'deki istatistiklere göre karşılıklı ticaretin siyasi anlaşmazlıklara rağmen son üç yılda devamlı arttığını yazan Economist, Türkiye ile İsrail arasındaki ticaret hacminin yılda 3,5 milyar doları geçer hale geldiğini ve Türkiye'nin İsrail hükümetinin en büyük altıncı ticaret ortağı olduğunu kaydediyor.

Ancak askeri ticaretin bu dönemde zayıfladığını belirten Economist, halihazırdaki sözleşmelerin iptal edilmesi durumunda İsrail'in savunma sanayiinde işten çıkarmaların yaşanabileceğini söylüyor.

Dergi, yakın zaman içinde Türkiye'nin Amerikan yapımı yüzlerce tankının İsrail'de güncellendiğini ve Türk hava kuvvetlerinin Amerikan yapımı savaş uçaklarının elektronik sistemlerini de İsrail'in sağladığını yazıyor.

Economist bunun yanısıra Türk ordusunun PKK militanlarına karşı kullandığı insansız uçakların da İsrail'de üretildiğine dikkat çekiyor.

Buna karşılık, iki ülke arasında bir zamanlar sık sık yapılan ortak tatbikatların artık tarihe karıştığını yazan dergi, İsrail hava kuvvetlerinin eğitim uçuşu için Bulgaristan ve Kıbrıs semalarını seçtiğini ve Türkiye'nin geleneksel rakibi Yunanistan'la tatbikat düzenlediğini ifade ediyor.

8/16/2011

seyyah1906

muharrem ince sayın başbakan pkk'ya gösterdiği hoşgörüyü bana göstermiyor

muharrem ince sayın başbakan pkk'ya gösterdiği hoşgörüyü bana göstermiyor
bana mübarek ramazanda dava açmış bugün 9 yıla yaklaşan akp iktidarında 822 çocuğumuz şehit olmuş pkk'nın elinde kaymakam var.
MUHARREM İNCE

8/03/2011

seyyah1906

taraf gazetesi yazarından uyarı komutanları istifa ettirdiniz pkk daha fazla öldürüyor argümanı

Bayrama kadar geçecek sürece dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Uslu, özellikle bayram öncesi gerçekleştirilecek terör eylemleriyle AKP'nin Doğu ve Güneydoğu'da bitirilmesi planının devreye sokulabileceğini belirtti.
Tedbirlerin arttırılması gerektiğini hatırlatan Uslu, hem ulusalcıların "Komutanları istifa ettirdiniz PKK daha fazla öldürüyor" argümanına su taşımak hem de AK Parti'nin sertleşmesini sağlamak için terör örgütünün Ramazan ayını fırsat olarak göreceğini ifade etti ve "Duyarlı olmak zorundayız" dedi.

İşte Emre Uslu'nun çarpıcı analizi:
Buranın altını kalın harflerle çizmek isterim. Şu anda hem PKK içindeki Ankaralılar Grubu hem de Ankara'daki derin biraderler ellerini ovuşturmuş bir güvenlik zaafı beklentisi içindeler. Önümüzdeki bir iki ay bu nedenle çok kritik. Özellikle bayram öncesi yaşanabilecek terör eylemleri tam da Bayık ve ekibinin beklediği AK Parti'yi bitirme planının devreye sokulabileceği dönemler. Ramazan boyunca ve Bayram süresince oluşacak terör eylemine karşı alabildiğine duyarlı olmak zorundayız. Şu günler birilerinin planları için elverişli zamanlar. Yine 10 civarında veya daha fazla şehidin verilmemesi için azami dikkatli olmak gerekiyor.

Bayık ekibi kendi stratejilerini uygulamak için komutanları istifa etmiş bir orduya saldırmak için fırsat arayışında desem yanlış olmaz. Böylece hem ulusalcıların "Komutanları istifa ettirdiniz PKK daha fazla öldürüyor" argümanına su taşımak hem de AK Parti'nin sertleşerek bölgeyi yeniden güvenlik ablukasına alması için bulunmaz bir fırsat şu zaman PKK için.

Eğer AK Parti bölgeyi güvenlik ablukasına alırsa hem Bayık'ın istediği Öcalan'la görüşmeler ertelenecek hem de tıpkı DYP ve ANAP'ın olduğu gibi AK Parti'nin de bölgede sonunun başlangıcı olacaktır. Bu nedenle özellikle Necdet Özel ekibini kurup kuruma hakim olana kadar geçecek süreci hassas buluyorum.

7/15/2011

seyyah1906

pkk'nın diyarbakırdaki hain saldırıya açıklaması burada saldıran pkk değil askerdir

Terör örgütü PKK'nın şehir yapılanması olan KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde çıkan çatışmaya ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, “Görüldüğü gibi çift taraflı ateşkes olmadan çatışmaların ve kayıpların önüne geçilememektedir. Burada saldıran PKK değil, askerdir” dedi.
KCK Başbakan’a çağrıda bulunarak polisiye ve askeri operasyonların durdurulmasını istedi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı yaptığı açıklamada, eylemsizlik pozisyonunda olmalarına rağmen son üç aydaki operasyonları sonucu 43 militanlarının hayatını kaybettiğini hatırlatarak, bu ölümler karşısındaki sessizliğe tepki gösterdi. Silvan’daki çatışmaya ilişkin KCK’nin açıklaması şöyle: “Son dönemde operasyonların yaygınlaşması üzerine çatışmalarda da artış yaşanmaktadır. HPG’nin son üç ay içerisindeki kayıpları toplam 43’tür. Bu kayıplar, eylemsizlik kararımız olmasına rağmen Türk ordu güçlerinin geliştirdiği saldırı ve operasyonlar sonucunda olmuştur.

Hareketimiz, birçok kere uyarıda bulunmasına rağmen operasyonlar hızından bir şey yitirmeden genişleyerek devam etmektedir. 14 Temmuz 2011 tarihinde Türk ordu güçlerinin verdiği kayıplar da tamamen yapılan operasyonların bir sonucudur. Zaten HPG bu çatışmadan bir gün önce bölgedeki operasyonların durdurulması çağrısı yapmıştır.

7/14/2011

seyyah1906

devlet bahçeli 13 askerin şehit düşmesi türk milletinin yüreğini dağlamıştır milli vicdan isyan halindedir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 13 askerin şehit düşmesiyle ilgili olarak, ''Çok tehlikeli sonuçları olacak bu vahim noktaya gelinmesinin en büyük sorumlusu terörle mücadeleyi zaafa uğratan, PKK açılımı ile bölücü emelleri siyaset sahnesine taşıyan ve İmralı canisi ile Türkiye'nin bölünmesiyle sonuçlanacak gizli siyasi çözüm pazarlıkları yürüten Başbakan Erdoğan ve hükümetidir'' dedi.
Bahçeli, Silvan'daki terör saldırısı nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, ''Diyarbakır;ın Silvan ilçesi kırsalında PKK terör örgütünün alçakça kurduğu pusu sonucu 13 askerimizin şehit düşmesi ve 7 askerimizin yaralanması Türk Milletinin yüreğini dağlamıştır. Milli vicdan isyan halindedir'' ifadesini kullandı.

Hatıraları Türk milletinin gönlünde ve hafızasında ebediyen yaşayacak olan aziz şehitlere Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ettiğini belirten Bahçeli, şehitlerin yakınlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerine başsağlığı, yaralı askerlere acil şifalar diledi. Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti:

''Türk Milleti;nin başı sağolsun. Türkiye, hain terör saldırılarının sürdüğü, etnik bölücülerin her gün devlete meydan okuyan tahriklerle sahneye çıktığı, PKK militanlarının gündüz vakti yollarda barikatlar kurup kontroller yaptığı, insan kaçırdığı, Türkiye;nin belirli bölgelerinde devlet otoritesinin ortadan kalktığı karanlık bir dönemden geçmektedir.

Çok tehlikeli sonuçları olacak bu vahim noktaya gelinmesinin en büyük sorumlusu, terörle mücadeleyi zaafa uğratan, PKK açılımı ile bölücü emelleri siyaset sahnesine taşıyan ve İmralı canisi ile Türkiye;nin bölünmesiyle sonuçlanacak gizli siyasi çözüm pazarlıkları yürüten Başbakan Erdoğan ve hükümetidir.

Terör örgütü ve etnik bölücülerin en büyük ümit, cesaret ve cüret kaynağı haline gelen Başbakan Erdoğan ve hükümeti terörle mücadele ve Türkiye;nin milli güvenliği konularındaki anayasal görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyerek anayasa suçu işlemektedir.

Türkiye'yi bir felaket uçurumunun kenarına sürükleyen Başbakan;a anayasal görev ve sorumluluklarını hatırlatıyor, gaflet ve delaletle ihanet arsındaki ince çizgiyi çiğneyen bu tutumunu derhal gözden geçirerek değiştirmeye davet ediyorum. Başbakan Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti;nin Başbakanı olduğunu biran önce idrak etmeli ve İmralı canisi ile gizli pazarlık sürecini derhal kesmeli, PKK açılımı denilen yıkım projesinden vazgeçtiğini açıklamalı, terörle hem içerde hem de Kuzey Irak'ta etkili bir mücadele için Türkiye'nin bütün imkanlarını seferber etmelidir. Bunları yapmadığı takdirde, tarih ve Türk Milleti kendisini affetmeyecektir. MHP, Başbakan;ın çok gecikmeli de olsa aklını başına alıp terörle mücadele için atacağı bu adımları samimiyetle destekleyecektir.''

7/01/2011

seyyah1906

sebahat tuncel'den pkk bombacısına övgü zilan yoldaş sadece sisteme karşı kendi bedeninde bomba patlatmamış

Tunceli’de 30 Haziran 1996 tarihinde askerlerin bayrak merasimi sırasında hamile kadın kılığına girerek düzenlediği intihar saldırısıyla 8 askerin şehit olmasına, 29 askerin ise yaralanmasına yol açan Zilan kod adlı PKK’lı Zeynep Kınacı’nın Diyarbakır’daki anma etkinliğine BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel katıldı.
Zeynep Kınacı’nın mücadelesini kendi mücadeleleri olarak görmeleri gerektiğini belirten Tuncel, " 30 yılık mücadelede 18 bin gerilla yaşamını yitirmiştir. 30 yılda büyük emekler bedeller verildi. Bugün rahat siyaset yapmamızı, bu kadar rahat konuşmamızı bu arkadaşlarımıza borçluyuz" dedi.

Diyarbakır’ın Merkez Sur ilçesi Hasırlı mahallesi Özgür Yurttaş Derneği önünde Diyarbakır Kent Kadın Meclisi tarafından düzenlenen PKK’lı "Zilan" kod adlı Zeynep Kınacı’yı anma etkinliğine İstanbul’dan bağımsız seçildikten sonra BDP’ye katılan miletvekili Sebahat Tuncel de katıldı. 30 Haziran 1996 tarihinde Tunceli kent merkezinde Cumhuriyet meydanında bayrak merasimi yapan askerlerin arasına hamile kılığında girerek vücuduna sardığı bombaları patlatarak intihar saldırısı düzenleyerek 8 askerin şehit olmasına, 29 askerin de yaralanmasına yol açan PKK’lı Zeynep Kınacı ile çatışmalarda ölen kadın PKK’lıların fotoğrafları ile "özgürlük yaşamdır, yaşam kadındır" pankartı asıldı.

RAHATLIĞIMIZI YAŞAMINI YİTİREN 18 BİN GERİLLAYA BORÇLUYUZ

Kadınların yoğun ilgisiyle karşılanan BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel, PKK’lı Zeynep Kınacı’nın, Kürt ve kadın özgürlük hareketi açısından önemli isimlerden biri olduğunu iddia etti. Tuncel, "Zilan yoldaş özgürlük hareketi açısından önemli bir isimdir. Zilan yoldaş sadece sisteme karşı kendi bedeninde bomba patlatmamış, aynı zamanda erkek egemen sisteme karşı kadın mücadelesine önemli bir çıkış yapmıştır. Sadece Zilan değil, Kürt özgürlük tarihine baktığımızda binlerce sehidimiz var. 18 bin gerilla bu 30 yıllık mücadele yaşamını yitirmiştir. Bunların arasında binlerce kadın arkadaşımız var. Bizim bugun rahat siyaset yapmamızı, bu kadar rahat konuşmamızı bu mücadeleye ve bu arkadaşlarımıza borçluyuz. 30 yılda çok büyük emekler ve çok büyük bedeller verildi. Ancak halen yolumuz var" dedi.

MÜCADELESİNİ, MÜCADELEMİZ OLARAK GÖRMELİYİZ

Tunceli’de intihar saldırısı düzenleyen PKK’lı Zeynep Kınacıyı eyleminden dolayı öven Sebahat Tuncel, "Zilan yoldaşın canını ortaya koyarak sisteme karsı vücudunu bomba yapıp patlatmasını kendi mücadelemiz olarak görmeliyiz. Kadınlar halen bu sistem döngüsü içinde her gün aynı şeyi yapıyoruz. Gelin kaynanayı, kaynana gelini, gelin görümceyi sevmez. Biz kadınlar ne zaman kendimizi sevmeye baslarsak, birbirimizi seversek iste o zaman bu erkek egemen sınıfına karşı çok daha güçlü ve söz sahibi oluruz. O zaman biz sehitlerimizi anarken sadece onların önünde saygı ile eğilmekle değil, onların yaşam idollerini kendimize yaşam idolu olarak görmeliyiz" diye konuştu.

Konuşmalardan sonra, Zeynep Kınacı’nın kendi sesinde hayatını ve hayatından kesitleri yansıtan slayt gosterisi düzenlendi. Dicle Fırat Kültür Merkezi sanatçıları PKK’lı Zeynep Kınacı için bestelenen türküleri okurken, anmaya katılanlar "şehitler ölmez", "yaşasın başkan Apo" sloganları attı.

DHA

6/20/2011

seyyah1906

seçimden önce oğlu pkk tarafından kaçırılan ak partili belediye başkanı istifa etti

Milletvekili seçimlerinden önce oğlu PKK tarafından kaçırılarak rehin tutulan Diyarbakır’ın Hazro ilçesi Belediye Başkanı Fethullah Mehmetoğlu, AK Parti’den istifa etti. Mehmetoğlu, istifasına gerekçe olarak ‘ilçesine hizmet konusunda hükümetten gerekli desteği alamamasını’ gösterdi.


Hazro Belediye Başkanı Fethullah Mehmetoğlu'nun oğlu, AK Parti ilçe ikinci başkanı Fuat Mehmetoğlu, 26 Mayıs günü Diyarbakır-Bingöl karayolunun Kocaköy-Gökçen köyü yol ayrımında kaçırıldı. Mehmetoğlu’nun aracı da ateşe verildi. Diyarbakır Valiliği, Mehmetoğlu’nu PKK’lı teröristlerin kaçırdığını duyurdu.

Oğluna henüz kavuşamayan Hazro Belediye Başkanı Fethullah Mehmetoğlu, sabah saatlerinde düzenlediği basın toplantısı ile AK Parti’den istifa ettiğini açıkladı. Diyarbakır ve ilçelerinde AK Parti’den seçilen tek ilçe belediyesi olduklarını anlatan Mehmetoğlu, ancak hizmet konusunda kendilerine verilen hiçbir sözün tutulmadığını savundu.

Mehmetoğlu, “İlçemizin sorunlarını içeren bir rapor hazırlayarak il başkanlığına, milletvekillerine, yerel yönetimlerden sorumlu AK Parti genel başkan yardımcısına ve sayın Başbakan’a gönderdik. Hiçbir sonuç alamadık. Bir iktidar partisinin kendi belediyesine bu kadar duyarsız kalması nedeniyle meclis üyelerimle birlikte AK Parti’den istifa ediyorum.” dedi.
mynet

6/18/2011

seyyah1906

biz kamuoyu önünde milliyetci perde arkasında öcalanla pazarlık etmiyoruz

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın "devlet anayasal çözüme hazır" açıklamasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. "Öcalan'ın açıklaması AKP'nin gerçekte nasıl ikiyüzlü bir politika izlediğini ortaya koydu" diyen Toprak, "Seçim meydanlarında her türlü milliyetçi provokasyonu deneyen Tayyip Erdoğan anlaşılmıştır ki PKK'yı ikna etmeye çalışıyormuş. Partimizin yerel yönetimleri güçlendirmek için dile getirdiği ve Avrupa Birliği'nin temel idari ve yönetsel yaklaşımlarını içeren yerel yönetimler özerklik şartını bile çarpıtacak kadar kendinden geçen AKP, şimdi PKK'yı ikna etmeye çalışıyor. Terör örgütü PKK liderinin 'Devlet Anayasal Çözüme Hazır' açıklaması aslında AKP, BDP ve PKK arasındaki işbirliğinin itirafıdır. Kitleleri milliyetçi söylemlerle galeyana getiren Tayyip Erdoğan şimdi bu anayasal çözümün ne olduğunu açıklamak zorundadır" ifadesinde bulundu.


"Seçim sürecinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na ve CHP'ye her türlü iftirayı atanların diğer yandan da PKK'yla ortak çalıştığını" öne süren Toprak, "Cumhuriyet Halk Partisi olarak Doğu ve Güneydoğu sorununu ve bu bağlamda Kürt Sorunun çözülmesini savunuyoruz. Ama AKP'den farkımız bütün çözüm önerilerimizi cesaretle kamuoyuna açık bir biçimde yapıyoruz. AKP ve Tayyip Erdoğan gibi kamuoyu önünde milliyetçi perde arkasında da terör örgütü lideriyle pazarlık etmiyoruz" dedi.