En Yeniler
selahattin demirtaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selahattin demirtaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5/29/2015

seyyah1906

Selahattin Demirtaş Mizahçılarla buluşmasında "Ben Çaldığımı Söylüyorum" dedi



Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Popstar eleştirisine yine esprili yanıtlar verdi "Ben Çaldığımı Söylüyorum Sen de çaldığını söylüyebiliyor musun?" dedi

Halkların Demokrasi Partisi Eş Başkanı Selahattin Demirtaş Mizahçılarla buluştu Köy öğretmeni olan eşiyle katıldığı toplantıya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Popstar eleştirisine yine esprili yanıtlar verdi "Ben Çaldığımı Söylüyorum Sen de çaldığını söylüyebiliyor musun?" dedi

Seçim maratonunu sürdüren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bugün mizahçılarla buluştu. Buluşmaya damga vuran olay ise Demirtaş ile Erdoğan arasında yaşanan "açılış" polemiği ile ilgili mizahçıların büyük sürpriziydi. Demirtaş karikatürünü çizen karikatüriste takılmayı da ihmal etmedi

1/21/2015

seyyah1906

Selahattin Demirtaş "Eşkiyanızdan birinin 12 yaşındaki çocuğu öldüren fişeği bu"


Selahattin Demirtaş'ı grup toplantısında güldüren Çoban kavalı cep telefonunda çalan müzik Cizre olaylarına değinen Demirtaş'ı güldürdü

Selahattin Demirtaş "Eşkiyanızdan birinin 12 yaşındaki çocuğu öldüren fişeği bu" dedi Bülent Arınç'ın eşkiya benzetmesine karşılık olarak Selahattin Demirtaş'ı grup toplantısında güldüren Çoban kavalı cep telefonunda çalan müzik Cizre olaylarına değinen Demirtaş'ı güldürdü

seyyah1906

Liderler bugün çok sertti Grup toplantılarının ana gündemi Yüce Divan oldu


Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli ve Selahattin Demirtaş Ak Partili Milletvekillerine çağrıda bulundu 4 Eski Bakanın Yüce Divana gönderilmesini istediler

Liderler bugün çok sertti Grup toplantılarının ana gündemi Yüce Divan oldu Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli ve Selahattin Demirtaş Ak Partili Milletvekillerine çağrıda bulundu 4 Eski Bakanın Yüce Divana gönderilmesini istediler

1/20/2015

seyyah1906

Selahattin Demirtaş "Ben olsam evet oyu verip aklanmak isterim"


Demirtaş "Ben bakanların yerinde olsam madem çalmadım çırpmadım "Evet" oyu veririm. Aklanayım derim." ifadelerini kullandı.

HDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş 20 Ocak 2015 tarihli grup toplantısında yaptığı konuşmada 4 eski bakan için yapılacak Yüce Divan oylaması için "Ben olsam evet oyu verip aklanmak isterim" dedi.

Yüce Divan oylaması HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın da gündemindeydi. Demirtaş "Ben bakanların yerinde olsam madem çalmadım çırpmadım "Evet" oyu veririm. Aklanayım derim." ifadelerini kullandı. Demirtaş halka da sürecin takipçisi olma çağrısı yaptı.

11/08/2012

seyyah1906

Selahattin demirtaş: Kürt genci fantazi olarak dağa çıkmışsa çağıralım onları

Zafer Arapkirli'nin sorularını yanıtlayan Demirtaş açlık grevlerinden İmralı'daki tecrit uygulamasına, BDP'li vekillerin PKK'Lı teröristlerle kucaklaşmasından Ergenekon davasına tanıklık yapan Şemdin Sakık'ın ifadelerine değin bir dizi konuda açıklamalarda bulundu.

İşte Demirtaş'ın konuşmalarından öne çıkan ana başlıklar:


Türkiye'de koşullar İrlanda ve İngiltere şartlarına ulaşmıştır. Uluslararası konjonktür Türkiye'de kalıcı bir barış sürecinin gerçekleşmesi için uygundur.

GELECEK NESİLLER BİZİ SUÇLAYACAK

Kürt sorunu şu gün yaşayan insanların yarattığı bir sorun değil. Bugün yaşayan insanların, jenerasyonun, siyasetçilerin çözmemesi halinde gelecek nesillerin bizi haklı olarak suçlayacağı bir sorunla karşı karşıyayız. Çocuklarımıza böyle bir miras bırakmak istemiyoruz. Kelimenin tam anlamıyla eşit ver kardeşçe yaşasın istiyoruz. Yapılması gereken en temel şey demokratik siyaset kanallarını 'ama'sız ve 'ancak'sız açık tutmalıdır.

MARDİN'İN 7 İL BAŞKANI DA İÇERDE

1990-91'den bu yana HEP sürecinden bu yana Kürtler demokratik siyasetle mücadele yöntemini aktif olarak üstlendiler. O günden bugüne 7 parti kapatılmış, 10 bine yakın siyasetçi 3,5 yıldır tutuklu. Anadilde savunma yapamadıkları için halen yargılama süreci başlamamış. 6 milletvekilimiz tutuklu. 35 belediye başkanımız, il genel meclis üyelerimiz, il başkanlarımız tutuklu. Mardin'de 7 il başkanımız son 3 yıl içerisinde tutuklanmış ve 7'si de Mardin Cezaevi'nde. Şimdi sekizincisi görev yapıyor.
Bizim eksikliklerimiz yok mu? Şüphesiz ki var. Eksikliklerimizi görmezsek olmaz.

ANADİLDE EĞİTİM BİR TALEP DEĞİL

Taleplerle ilgili ifade ettiğimiz projeler öyle sanıyorum ki, hiçbir zaman olmadığı kadar kararlı bir şekilde çok açık, sarih bir şekilde parlamentoda, basın yayın organlarında, mitinglerde deklare ediliyor. Kongrede yazılı halde kamuoyuna duyuruldu. Bugün anadilde eğitim bilinmeyen bir talep değil. Nasıl uygulanmasına ilişkin detaylarını Anayasa Komisyonu'na sunduk.

TÜRKİYE ZATEN 7 BÖLGEYE BÖLÜNMÜŞ

Biz Türkiye'de Kürtler ve Türkler içiçe yaşıyoruz. Bu devletin sınırlarına saygı duyarak çözüm üretelim dedik. Özerklik modelini bu anlayışla kamuoyunun ilgisine ve desteğine sunduk. Bölgesel parlamentolar aracılığıyla yerinden yönetimler güçlendirerek çok daha demokratik bir modelin oluşabileceğini söyledik. 15 bölgeden bahsedince 'Türkiye 15 ayrı parçaya bölünecek' dediler. Şu anda Türkiye 7 bölgeye 81 vilayete bölünmüş durumda.

BÖLÜNMEYE DEVLET KARAR VERECEKTİR

Bunu bölücülük olarak tartışılırsa hükümet kamuoyuna böyle bir algı sunmuş olur. Bölünmemenin taahhüdü devletin tutumudur. Devletin tutumu Kürtlerin bölünmek isteğini azaltır veya çoğaltır. Devlet halkları yok sayarak, inançlarını, dillerini yok sayarak bir sistematik program uygularsa o devleti bölünmekten ne BDP ne de başka bir şey kurtarabilir. Bu devlet bölünmeyi istiyor mu, istemiyor mu ona bakmak lazım. Bölünmemenin taaahüdü devletin tutumudur.

TECRİT UYGULAMASI HUKUKUKİ DEĞİLDİR

Açlık grevleri 57. gününde ve artık risk sınırını aşmış durumda. Bu meselede konuşurken dikkatliyiz. Çözüme ve sonuca gidebilmek için elimizden geleni sarfediyoruz. Biz Gültan Hanım'la birlikte cezaevi ziyareti yaptık. Açlık grevi yapan insanların taleplerini dinledik. Bunlar karşılanmayacak talepler değil. O gün hükümete çağrı yaptık. Adalet Bakanı düzeyinde çeşitli temaslarımız oldu. Tecrit denilen uygulama hukuki değil.

ÖCALAN'A EV HAPSİ DE KONUŞULABİLİR

Yaklaşık 15 aydır sürdürülen avukatların görüştürülmemesi bir sorun. Avukatların İmralı'da görüşmesi lazım. 1,5 yıl öncesine kadar avukatlar ve devlet düzeyinde görüşmeler yapılıyordu. O günden bu güne 1037 insan yaşamını yitirdi. Başka bir mekanizmaya geçmemiz lazım. Güvenlik konseptinin dışında diyalog ve müzakare aşamasıdır. Tecritten kastettiğimiz budur. Avukatlar da heyetler de gidebilmelidir, görüşmeler ve tartışmalar başlamalıdır. İmralı ile dış d ünya bağlantısı kurulmalıdır. Öcalan'a ev hapsi talebi ileriki dönemde konuşulabilir.

TECRİT KALKARSA GREVLER SONA ERER

Açlık grevi kararını alan biz değiliz sonlandırma kararını da biz alamayız. Cezaevlerine ziyaretler, çağrılar yapabiliriz. Ben bir kez daha çağrı yapıyorum, keşke arkadaşlarımız ricamıza uysalar ve açlık grevini bıraksalar. Bu bizim önerdiğimiz bir yöntem değil, arkadaşlarımızın kendi iradeleriyle aldıkları bir tavırdır. Tecrit kalkarsa açlık grevleri sona erebilir.

HÜKÜMET KANUNSUZ İŞ YAPMAYI SEÇTİ

Anayasa ve yasaya uymayan bir hükümet, yasadan kaynaklanan hakkı tanımayan hükümete karşı 707 kişi bedenini ölüme yatırmış durumda. Tuhaf olan kanunsuz iş yapan hükümetin tutumudur, yasaya uymayan hükümetin tutumudur. Bu siyaset dışı bir talep değildir. 14-15 aydır neden avukat görüşmesini engelliyorsunuz. Bir başbakan çıkıp 'Avukat görüşmelerini bırakın bir kenarda dursun' diyebiliyor. 3,5 yıldır 10 bin insanı hukuksuz bir şekilde içe tıkan biz miyiz? Onları tutup içeri attıran Başbakanın talimatları değil mi?

KÜRTLER KİMSEDEN HEDİYE İSTEMİYOR

Birinin Kürtlere bir hediye etmesi falan gerekmiyor, bunlar Kürtler'in doğuştan gelen haklarıdır. Kürtler bu topraklarda anavatanında doğduğu günden itibaren o haklara sahiptir. Bunu engelleyen hükümetin tutumu yanlıştır. Kürtelerin özgürlüğe kavuşması için bu ülkede dil, kültür ve ifade özgürlüğü ile ilgili o hakların verildiğinde bu sorun çözülmüş olur. Türkler nasıl kendileri için bu topraklarda devlet kurma hakkına sahipse Kürt halkı da Kürdistan coğrafyasında devlet kurma hakkına sahiptir. Bu hak BDP engellese de vardır.

'BU DEVLET BENİM' DİYORSA KURMUŞ OLUR

Bu hakkın nasıl kullanılacağı önemlidir. Devlet dediğiniz şey ille de bağımsız ulus devlet zorunda değildir. Yerinden yönetim, bölge yönetimi, merkez yönetimi ne derseniz değil, insanlar yönetime katılıyorsa, bu devlet benim devletim diyorsa devletini kurmuş olurlar.

FANTAZİ OLSUN DİYE DAĞA ÇIKMADILAR

İnsanlar bir gün durur dururken insanlar fantazi olsun, hobi olsun diye dağa çıkmadılar. Ölerek veya öldürerek hakların talep edilmesine karşı olalım. Ama gerçek durumu anlayabilmemiz için bu insanların fantazi olsun diye dağa çıkmadıklarını görelim ve normal bir şekilde oradan inmelerini sağlayalım. 1970'lerde bir grup Kürt genci fantazi olarak dağa çıkmışsa çağıralım onları. PKK'yı daha çıkaran şey Kürtler'in gördüğü zulümler, katliamlardır. Dersim, Zilan, Ağrı, Şeyh Sait olayları, Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanılanlar o konjonktürle düşünüldüğünde dağa çıkışın nedeni anlaşılmalıdır.

SAVAŞ KARARI EN KOLAY BİR SEÇENEKTİR

Gelin müzakere yapalım, doğru yöntemi belirleyelim dağdakileri indirelim. Hükümet çağrı yapıyor PKK dağdan iniyor mu? Askeri operasyonlar yapıyor, tezkereler çıkarıyor. Bitiyor mu? Hayır. Biz askeri yöntemlerden vazgeçilsin diyoruz. Ne yapılsın? Bu savaşın bitmesi üzerine İngiltere ve IRA sürecinde olduğu gibi müzakere yöntemi kullanılsın. Savaş işin en kolay tarafıdır. Müzakere sonuç alınmadı ikinci defa, üçüncü defa denenmelidir. Sonuç alınmadı diye savaş seçeneği konulursa çözüm alınamıyor.

SAVAŞ 100 SENE DE SÜRSE BU İŞ BİTMEZ!

Dokunmak gerekir, birbirine temas etmek gerekir. Düşmanlık dilini terketmek gerekir. Bizler siyasiler silahla çözüme inanırsak savaş bitmez. Hükümetin ve muhalefetin silahla sonuç alınamayacığı paydasında buluşması lazım. Müzakerelerin başlaması hiçbir partiyi, hükümeti küçültmez, puan kaybettirmez. Barışmak siyasi cesaret işidir. Biz bu noktada cesuruz. Silahla, savaşla, PKK da, devlette 100 daha savaşsalar bu iş çözülmez.

KANDİL'LE ÖCALAN GÖRÜŞLERİ ÇELİŞMİYOR

Kandil'den yapılan açıklamalarda makul ve meşru taleplerin karşılanması halinde açlık grevlerin bitirilebileceği yer aldı. Sayın Öcalan'la yapılacak görüşmenin de sonuç vereceğine inanıyorum. Dışarıdaki sorun ve sıkıntıların konusunda yeni bir aşamaya geçebileceğine inanıyorum.

O KUCAKLAŞMA DAĞDA DEĞİL YOLDA OLDU

O kucaklaşma dağda değil yolda olmuştur. Hükümetin kontrol etmesi gereken, gündüz saatlerinde bir karayolunda olmuştur. Bu yönünün gözden kaçırılmaması lazım. Hükümetin tepki gösterdiği konu orada kontrolün kimde olduğu meselesinin dış dünyaya yansımış olmasıdır.

KÜRT CESETLERİ NEDEN İNFİAL DOĞURMADI?

Kürt gençleri dağa çıkmıştır. Bu bir realite. Kürt gençlerinin morgdaki görüntüleri, kafası kulağı kesik hali Türkiye'de infial uyandırıyor mu? O halde sarılmalar neden infial uyandırıyor. Onlar da barış adına bu girişimi yaptıkları anlatılırken, bu mesajlar gözden kaçırılıyor.

BEN OLSAYDIM HERHALDE SİLAH SIKMAZDIM

O andaki psikolojik durum ne olur kestirmek zor. Herhalde onlarla karşılaşsaydım ben silahımızı çekip vurmayacaktır. CHP'li milletvekili o karşılaşmayı yapsa ne yapardı merak ediyorum. Herhalde onlarla savaşmayacaktı. Bu gençler niye dağa çıkmışlar?

CESEDE BASAN ASKERE SORUŞTURMA YOK!

Bizim partililerimizin bir kurgusu değil o. Bence bunun anlaşılması lazım. Türkiye kamuoyun niye kıyamet koparıyor, doğrusu anlamış değilim. Kürt gençlerinin cesedinin üzerine basan askerlerin fotoğrafları yayınlandı, infial çıktı mı? O askerle, subayla ilgili soruşturmama mı açıldı. O parçalanmış bedene sarılan annenin feryadı kıyameti koparmıyor da burada mı infial çıkıyor. Bunu yapan askerlerle suçlama yok, ama milletvekilleriyle ilgili fezleke var.

ÖCALAN'IN İDAM MESELESİ ARTIK KAPANDI

Şu anda idam cezası geri gelse bile geriye doğru uygulanamaz. Öcalan meselesi kapanmıştır. Bu iş bitmiştir. Öcalan'a idam uygulanamaz. Öcalan'a idam meselesi kapanmış bir meseledir. Başbakan burada yanlış mesajlar veriyor. Türkiye toplumun bir kısmı idamdan yana bir kısmı da TBMM'ye 3,5 milyon imza ile 'liderimdir' beyanı vermiş durumda. Bu insanlar 'önderimdir, Öcalan'a özgürlük' diye imza atmış. Ülkenin tümünün başbakanıysan tablonun tümünü görmeniz lazım.

BU UCUZ SÖYLEM BAŞBAKANA YAKIŞMIYOR

Çözüm bulma adına, diyaloglarımızı sürdürme niyetiyle bir iki gün temaslarımıza devam edeceğiz. Sonuç alma noktasında bir istek ve irade görmezsek, arkadaşlarımızın ölümlerini durdurma uğruna kendi bedenlerimizi ölüme yatırabiliriz. Başbakanın sözlerine neden kuzu kebap yeme meselesi olan sayın Ahmet Türk'ün evinde bir davetin fotoğrafıdır. Yüzde 50 oy almış başbakanın bu tür ucuz ve tahrik edici şeyler yapılmamalıdır.

ŞEMDİN SAKIK KÜRTLER'E ÖRNEK OLAMAZ

Şemdin Sakık, kimliği, davranışı, tutumu belli olan bir insan. Kendisi Kürt gençlerine örnek olsaydı, Kürt gençlerinin hepsi itirafçı olup cezaevinde olurdu. Bu kadar net... mynet

9/23/2012

seyyah1906

selahattin demirtaş: oslo'da ve imralı'da yaptığınız gibi muhatapları dinleyeceksiniz

Onbinlerce ana babanın yüreğinin evladının yanında olduğunu belirten Demirtaş, "Yıllardır 'diyalog, konuşma' diye diye dilimizde tüy bitti. Muhatapları ile konuşarak bu konuyu çözeceksiniz.

Oslo'da ve İmralı'da yaptığınız gibi. Muhatapları dinleyeceksiniz
Oslo'da ve İmralı'da yaptığınız gibi. Muhatapları dinleyeceksiniz. Süresi 10 yıl mı, 20 yıl mı sürer bilinmez? Ancak ne kadar sürerse sürsün ölümden, savaştan daha iyidir" dedi.

Partisinin Bitlis İl Kongresi ile Tatvan ve Güroymak ilçe Belediyeleri tarafından yapılan hizmetlerin açılışına katılmak üzere kente gelen BDP Genel Başkanı Demirtaş, dün geceyi Tatvan'da geçirdi. Tatvan Belediyesi tarafından yaptırılan Halk Sağlığı Merkezinin açılışını yaptıktan sonra Bitlis'e geçen Demirtaş, Nur Caddesi üzerindeki bir düğün salonunda yapılan BDP 2'nci il kongresine katıldı. Demirtaş, burada yaklaşık 500 kişi tarafından karşılandı. Kongrede konuşan Demirtaş, son günlerde kiritk günler yaşandığını kaydederek şunları söyledi: "Son 30 yıldır her gün kritik gün olarak yaşanıyor. Geçmiş yüzyılda kendi anavatanında köle muamelesi görmüş bir halkız. Bu süreçte bizim bunu değiştirme fırsatımız var. kendi anavatanımızda özgürce yaşama fırsatımız var. çocuklarımız torunlarımız önümüzdeki yüzyıllarda nasıl yaşayacak onun karar verildiği günlerden geçiyoruz. Mesele bizimle ilgili değil, geleceğimizle ilgili olduğu için kritiktir. Bizim çocuklarımız özgürlüğe muhtaçken biz kendimizi düşünemeyiz."

Demirtaş, 90 yıldan beridir Kürt halkının kendini ispatlamaya, 'ben varım' demeye çalıştığını, ancak bunun görmezden gelindiğini anlattı. Demirtaş, bugün gelinen noktada kimsenin 'Kürt halkı yoktur, Kürdistan yoktur' diyemediğini belirterek şöyle konuştu: "Bu, bedeli ağır sonuçlar vermiş ve gerçekleşmiş bir durumdur. Biz zaferle taçlandırmak istiyoruz. Bu dönemin bütün neferlerine en ağır görev düşüyor. Bizim omuzlarımızdaki yük en ağır yüktür. Bütün o şehitlerin yükü bizim sırtımızdadır. Biz bunu başaramazsak Kürt halkı on yıllar bu duruma devam etmek zorunda kalacak. Şimdi geçen yüzyılda Kürt halkının yarattığı 'var olma' değerleri, diğer halklar gibi 'biz de varız' deme mücadelesinde bir kez daha bizi yok sayan bir hükümet var. 'Biz inkarı bitirdik' diyen bir hükümet var. Kusura bakmayın biz bitirdik, siz kabul etmek zorunda kaldınız."

BAŞBAKAN KÜRT'LERİ OYALADI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kürt'ler konusunda hişbirşey yapmadığını savunan Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü: "Kendini öyle bir havaya kaptırmış ki olağan üstü hali kaldırdığını, asit kuyularına insanların nasıl atıldığını anlatıyor. Sen bir şey yapmadın. Sen olmasaydın kürt halkı 10 yılda özgür olacaktı. Dinimizi kitabımızı kullanarak bizleri oyaladın. Ayakların sağlam yere basıncaya kadar oyaladın. 5 yıl PKK gerillaları sınırın dışındaydı. Çözmek için fırsatın vardı. Bu fırsatların iktidarın kuvvetlensin diye kullandın. Senin siyasetin şimdi dışlarda ve içeride bitti. Bize bu kadar saldırmasının tek nedeni korku ve paniktir. Güçlü olan haklı olan kendine güvenir. Kimseye hakaret etmez. 'Gelin görüşelim der' sorunu çözmeye yönelir. Paçaları tutuşmuş bu yüzden BDP'ye ve BDP'lilere saldırıyor. Dönem öyle bir dönemdir ki, bir tek saniye kendimizi düşünürsek halkımıza haksızlık yapmış oluruz. Birbirimizi düşünmeliyiz. Biz varız. Bizim vatanımız, bizim toprağımız diyeceğiz. Bu bizleri çoğaltmak zorundayız. Bu parti rant üzerine, ihale üzerine kurulmuş bir parti değil. Sokakta mücadele ile kurumuş partidir."

SEÇİM İÇİN KURULMUŞ PARTİ DEĞİLİZ

Akan kanın durması için müzakerelerin yapılması çağrısında bulunan Demirtaş şöyle dedi: "Biz seçim için kurulmuş bir parti değiliz. Böyle düşünenler şehitlerin yarattığı değerlere hakaret ederler. Hiç kimse, ben milletvekili olayım diye can vermez. Eğer bu halk bu kadar mücadele ediyorsa kendi özgürlüğü için ediyordur. Bir yandan seçime hazırlanacağız. Ancak önemli olan özgürlüğümüzdür. Koltuk meselesi olsa en çok koltuk AKP'de var. Özgürlük ve eşitlik bizim vazgeçilmezimidir. Halen biz burada konuşurken, hangi ana babanın yüreği yanacak bilmiyoruz. Onbinlerce ana babanın yüreği evladının yanındadır. Bu savaş bitsin akan kan dursun. Yılardır 'diyalog konuşma' diye diye dilimizde tüy bitti. Kendi savaş politikalarını üstünü örtmek için BDP'yi hedef gösterdiler. Muhatapları ile konuşarak bu konuyu çözeceksiniz. Oslo'da ve İmralı'da yaptığınız gibi. Muhatapları dinleyeceksiniz. Süresi 10 yıl mı, 20 yıl mı sürer bilinmez? Ancak ne kadar sürerse sürsün ölümden savaştan daha iyidir. Bir halk demokratik özerklik istiyor. Kendi topraklarında özgürce yaşamak istiyor."

CHP'YE DE ELEŞTİRİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Örgüt silah bıraksın müzakere yapalım' açıklamasını da eleştiren Demirtaş, "Müzakere nedir bilmiyor. Çözüm konuşmaktan geçer. CHP müzakereyi aslında desteklemiyor. Teslim olacakları varsa senin çağırmana gerek yok. 30 yıldır 50 defa teslim olurlardı" diye konuştu.

Konuşmanın ardından kongreye geçildi. Tek liste halinde gidilen seçimde Şahin Çoban İl Başkanlığı'na seçildi.  mynet

8/23/2012

seyyah1906

selahattin demirtaş o binaları yakanlar sonuçlarına da katlanırlar olacaklardan sorumlu olmayız

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BDP’nin hedef gösterme ve kışkırtmalar nedeniyle Gaziantep’teki cenaze törenleri ve taziyelere katılamadığını söyledi.

gaziantep cenaze töreni

KUCAKLAŞMA AĞIRLARINA MI GİDİYOR


Demirtaş, BDP milletvekillerinin Şemdinli’de PKK’lılar ile kucaklaşması konusunda ise, "Orada insani bir refleks olarak insanlar birbirine sarılıyor. Niye insani bir kucaklaşmaya bu kadar tepki gösteriyorlar anlamakta zorlanıyorum. İnsanların canlı canlı kucaklaşması ağırlarına mı gidiyor?" diye sordu.

BİNALARI YAKANLAR, SONUÇLARINA KATLANIRLAR

BDP binalarına yapılan saldırıları da değerlendiren Demirtaş, "Polis binalarımızı koruyamayacaksa biz ve halkımız koruruz. O binaları yakanlar sonuçlarına da katlanırlar. Olacaklardan biz sorumlu olmayız" diye konuştu.

Diyarbakır’da BDP’nin Siyaset Akademisi’nin sonbahar eğitimleri için düzenlenen törende konuşan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, açtıkları siyaset akademilerinin, üzerinde baskılar olmasına rağmen çalışmalara devam ettiğini belirtti. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Demirtaş, Gaziantep’te meydana gelen bombalı saldırı ve PKK’nın eylemi üstlenmemesi ile ilgili, "Bir örgüt yaptığı bir eylem konusunda açıklama yapacak tek mercidir. Üstlenir ya da üstlenmez. Yaptığı açıklama herkes açısından bağlayıcı olmalıdır. Aksini söyleyenler ispatlamak zorundadır" dedi.

'CENAZELERE KATILACAK TEK PARTİ BDP İDİ’

Parti olarak tavırlarını ilk saatlerde ortaya koyduklarını belirten BDP lideri Demirtaş, şöyle konuştu:

"Dün aslında Antep’te hem cenazelerde, hem taziyelerde bulunabilecek tek parti BDP idi. O saflarda bulunan hangisi bugüne kadar BDP kadar barışı savundu. Tezkereyi savunan ve savaş politikasını savununlar değil miydi onlar. Ama, hedef gösterme ve kışkırtmalar üzerine BDP orada taziye ve cenazelerde bulunamamıştır. Katledilen bizim halkımızdır. Fakat savaş politikasını savunanlar, kendi politikalarını gözden kaçırtmak için ısrarla bizi hedefe koydular. Dün orada biraraya gelenlerin hiç biri BDP’nin ortaya koyduğu barışçıl siyaseti savunmadılar, desteklemediler. Biz ’PKK ve Öcalan ile konuşun’ dedik, bizi tehdit ettiler, bize saldırdılar. ’Siyasetle sorunu çözelim’ dedik, bize ’devlet ve örgütü aynı kefeye koyuyorsunuz’ dediler. Dün cenazede saf tutanlar, savaş politikalarını savunanlar ve tezkere çıkaranlar değil mi? Dün Antep’e gidenler Roboski’de (Uludere’nin Ortasu Köyü) başsağlığına bile gidemedi. Roboskili’ler bu ülkenin vatandaşları değil miydi? BDP her ölüm ile ilgili tavrını ortaya koymuştur. Kimse meseleyi sağa sola çekmesin. Türkiye’de iki anlayış var. Biri BDP diğeri de Antep’te savaşı savunan zihniyet vardır. Antep’teki durum hükümetin savaş politikalarının bir sonucudur. Suriye midir, İran mıdır iç midir, dış mıdır bunları bilemeyiz ama, hükümetin savaş yanlısı tutumu ülkeyi içeri de ve dışarıDa savaşa sürüklüyor."

'PKK’LILARLA KUCAKLAŞMA İNSANİ REFLEKS'

Demirtaş, BDP milletvekillerinin Şemdinli’de PKK’lılar ile kucaklaşmaları ve savcılığın konu ile ilgili soruşturma açması ile ilgili soruyu da şöyle yanıtladı:

"Orada insani bir refleks olarak insanlar birbirine sarılıyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Van Cumhuriyet Başsavcılığı veya hükümet adına açıklama yapanlar, bugüne kadar PKK’lıların cesetleri üzerine ayak basanlar ile ilgili soruşturma açtılar mı? Niye insani bir kucaklaşmaya bu kadar tepki gösteriyorlar anlamakta zorlanıyorum. İnsanların canlı canlı kucaklaşması ağırlarına mı gidiyor. Orada vekil arkadaşlarımız şiddet propagandası yapmadılar, şiddeti övmediler. Barış mesajı verdiler. Bu kadar insani tutumdan dolayı BDP ve vekil arkadaşları linçe tabi tutması, çirkin politikalarını örtmeye yöneliktir."

'BDP BİNALARINI YAKANLAR SONUÇLARINA KATLANIR'

Kendilerinin de diğer partiler gibi milliyetçilik pompalaması halinde ülkede kan gövdeyi götüreceğini öne süren Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Etnik çatışma çıkmıyorsa BDP ve Kürt halkının sağduyulu tutumundan kaynaklanıyor. Parti binaların yakanlara sesleniyorum. O binalar olmazsa bu ülkede barışı savunan kimseyi bulamazsınız. Polis binalarımızı koruyamayacaksa biz ve halkımız koruruz. Eğer AKP koruyamayacaksa, her halkın meşru savunma hakkı vardır. O binaları yakanlar sonuçlarına da katlanır. BDP kurbanlık koyun değildir. Açıkça uyarıyorum, herkesin meşru savunma hakkı vardır. Partilerimiz kendisini savunur, olacaklardan biz sorumlu olmayız."

Konuşmadan sonra siyaset akademisinde ilk dersi BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş verdi.mynet

3/19/2012

seyyah1906

selahattin demirtaş söz konusu newroz olunca akp'nin gayri meşru yasaklarına uymamız emrediliyor

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İçişleri Bakanlığı’nın nevruzun sadece; 21 Mart’ta kutlanmasına ilişkin genelgesine, 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca kutlanan ve 1 haftaya yayılan nevruz şenlikleri davetiyesi ile yanıt verdi.
Demirtaş, "AKP’nin Kültür Bakanlığı 2010 ’Nevruz’ kutlamalarını 18 Mart’ta başlatıp 1 haftaya yaymıştı. Ama söz konusu ’Newroz’ olunca AKP’nin gayri meşru yasaklarına uymamız emrediliyor. Bize düşen de bu emre itaat değil, itaatsizlikle direnmektir" dedi.

İçişleri Bakanlığı’nın bu yıl nevruzun sadece 21 Mart’ta kutlanmasına ilişkin genelgesine BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal paylaşım sitesi Twitter’den Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2010 yılındaki nevruz şenlikleri davetiyesi ile karşılık verdi. Bakanlığının Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı ile 2010 yılında ortaklaşa gerçekleştirdiği ve 18 Mart’ta başlayan, 31 Mart’ta kadar süren nevruz şenlikleri davetiyesini de yayımlayan Demirtaş, "AKP’nin Kültür Bakanlığı 2010 ’Nevruz’ kutlamalarını 18 Mart’ta başlatıp 1 haftaya yaymıştı. Ama söz konusu ’Newroz’ olunca, AKP’nin gayri meşru yasaklarına uymamız emrediliyor. Bize düşen de bu emre itaat değil, itaatsizlikle direnmektir. Zulme ve faşizme karşı direnen bütün ezilenler kazanacaktır. Newroz, 1 günün değil, 1 mücadele sürecinin adıdır" dedi.

Demirtaş, hükümetin yasaklayıp müdahale etmediği hiç bir nevruzda bugüne kadar tek bir olay olmadığını ;yazarken, ;"AKP ve devlet medyasının Newroz’a yönelik haksız ve çirkin tutumu beni şaşırtmadı. Herkes ’görevini’ yapıyor. Bizim tarihi gorevimiz de, faşizme karşı direnmektir. Medya bizi yazsın diye direnmiyoruz, tarihi biz yazalım diye direniyoruz, bütün direnenlere selam olsun" diye yazdı.

BAKANLIĞIN 21 MART GENELGESİ

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin tarafından nevruz için 81 il valiliğine gönderilen genelgede, 21 Mart Çarşamba günü dışında Nevruz kutlamalarına izin verilmemesi istendi. Genelgede şu ifadeler yeraldı:

"Gerek ülkemizde gerek bütün dünyada özel gün ve bayram kutlamaları belirlenen tarihlerde yapılmaktadır. Belirtilen tarihler dışında kutlama yapılması özel günle ilgili amacın dışına çıkıldığı izlenimi vermektedir. Nevruzun anlam ve önemine uygun olarak belirlenen günde kutlanmaması halinde farklı günlere yayılarak amacı dışına çıkan eylem ve etkinliklere dönüşeceği değerlendirildiğinden bütün illerimizde müracaat sahibi kişi ve ya kuruluşlara nevruz kutlamalarının 21 Mart çarşamba günü kutlanacağı bildirilecektir. Bunun haricinde belirtilen günlerde ve hava karardıktan sonra açık alanlarda 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırı yapılmaya çalışılacak etkinlik ve eylemlere müsaade edilmeyecektir. Nevruz günü kutlamaların amacına ve anlamına uygun biçimde barış ve huzur içinde yapılabilmesi için istihbari çalışmalara ağırlık verilsin. Yasadışı eylemlere izin vermeyin tevessül edenler hakkında gerekli yasal işlemleri yapın."

DHA

10/31/2011

seyyah1906

selahattin demirtaş'dan kürtler kürdistanda özgürce yaşar bunu ezberleyeceksiniz tehdidi

selahattin demirtaş'dan kürtler kürdistanda özgürce yaşar bunu ezberleyeceksiniz tehdidi ve konuşma videosu


10/25/2011

seyyah1906

selahattin demirtaş:deprem vurdu sen vurma istifa et ve van valisiyim diye gezme

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Meclis'te partisinin grup toplantısında konuştu. "Aylardır yaptığımız en yoğun faaliyet, toplu cenaze törenleri. Toplu cenazelerde ülke olarak Türk'ü Kürt'ü ile maalesef acıları ortaklaştırmaya, dindirmeye ve acı vesileyle ortaya çıkan toplumsal kırılmayı önlemeye çalışıyoruz" diyen Demirtaş son toplu acının da Van depremi olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Son birkaç aydır yaşadığımız travma, acılar hiç de küçümsenecek hafife alınacak acılar travmalar değil. Çünkü sıradan bir coğrafyada sıradan bir dönemden geçmiyoruz. Bu acılar üzerine böylesine bir felaketle karşılaşmış olmak bütün ülkeyi toplumu derinden sarsmıştır. Hepimizin başı sağolsun. Böylesi dönemler bir daha yaşanmasın."

Depremin doğanın gücü karşısında insanın çaresizliğinin en somut örneklerinden biri olduğunu söyleyen Demirtaş bundan kaçış olmadığını söyledi. "Belki de insanlığın çaresizliğinin alternatifi olabileceğini düşündüğümüz tek şey dayanışmadır" diyen Demirtaş, gösterilen dayanışmanın da yaralarının hafiflemesi, travmanın azalmasında etkili olduğunu söyledi. Demirtaş depremin yaşandığı andan itibaren başlatılan yardımlar nedeniyle herkese teşekkür etti.

'İnsan olanlar-olmayanlar' ayrımı

Böyle zamanlarda insanların 'insan olanlar' ve 'insan olmayanlar' şeklinde ikiye ayrıldığını ileri süren Demirtaş, "İnsan duygusu içinde o kardeşlik ruhuyla dayanışma gösteren herkese minnet duygusunu iletti. Barış, özgürlük, kardeşlik, demokrasi adına her ne inşa edilecekse o dayanışma duygusunun üzerine inşa etme dışında seçenek olmadığını söyleyen Demirtaş şöyle devam etti: "Türkiye toplumu her türlü kışkırtıcılığa, ayrımcılığa, faşizan tutuma rağmen bu duygusunu korumalıdır. Aslolan insani ilişkiler ve insani duygudur. Bu duyguyu unutan, siyasetin malzemesi, intikamın malzemesi yapmak isteyenler açısından ise utanç olarak tarihe not düşmüştür. Bir yanda Türkiye'nin önemli kesiminin dayanışma duygusu, bir yanda da depremin yarattığı etki kadar ağır travma yaratan ırkçı faşizan anlayış. Çok şükür ki toplumun geneline hakim değil. İnanıyorum ki bu sözler ve davranışlar herkes tarafından da mahkum edilmiş ve lanetlenmiş bir duygu olarak bu topraklarda yaşam şansı olmayacak. Anlı şanlı bazı televizyon programcılarının, ırkçılık mezunu, faşizmde doktora yapan naylon oyuncaklar, umarım ki bu televizyonlarda gazete köşelerinde yer bulamayacak, yaymaya çalıştıkları faşizan anlayışın da toplumda hakim olmayacağını göreceklerdir."


'Halk sınavını verdi, devlet enkaz altında'

Van depremi sonrası en acil ihtiyacın çadır olduğunu söyleyen Demirtaş, "Halk her seferinde sınavını veriyor, ama depremin altında hep devlet kalıyor. Bir afet hatırlamıyorum ki o afet sonrasında halk devlete Kızılay'a teşekkür etsin. Her felaket sonrasında başta Kızılay olmak üzere devletin kurumlarının ne kadar yetersiz hazırlıksız olduğu ortaya çıkıyor. İşte bu kısmı kader değildir ve işte bu kısmı deprem gibi önlenemez değildir. En çok sarsan inciten bu kısmıdır" dedi. Kimsenin devletten, Kızılay'dan depremi durdurmayı talep etmediğini söyleyen Demirtaş, ancak Van'da yine bir deprem sonrası klasiği yaşandığını ileri sürdü.

Arama kurtarma çalışmalarında karmaşa, yardımların tek elden dağıtılmasında büyük beceriksizlik ve yeteneksizlik yaşandığını savunan Demirtaş, "Neden bu kadar olanağa rağmen, Türkiye'nin büyük kentlerinden birine devlet 48 saat geçmesine rağmen, mahalle ve köylerin önemli kısmına ulaşamadı. Hükümetin cevap vermesi gerek. Herkes aile çadır istiyormuş. Herkese vermek zorundasınız. Devlet bunun için vardır" dedi.

Milyonluk bir şehir olan Van'a şu ana kadar 8 bin 600 çadır gittiğini söyleyen Demirtaş, "Halk ne kadar teşekkürü hakkediyorsa oradaki yönetim anlayışı da o kadar eleştiriyi hak ediyor. Başbakan, bakanlar oraya gitmiştir ama orada bulundukları saatlerde bırakın organizasyonun güçlenmesini, tam anlamıyla organizasyon tıkanmıştır. Çünkü tüm kamu görevlileri Başbakan ve bakanların güvenliği rahatlığı ile ilgilenmiştir" dedi.

'Uzaya değil Van'a gideceksiniz'

Neden yeterli kadar çadır gitmediğini soran Demirtaş, "Hava-kara köprüsü kuracağız diyorlar. Uzaya mı gideceksiniz Van'a gideceksiniz. Van'a 20 km ilerideki köyde 20 saat geçtikten sonra hala çadır yoktu. 10 ölünün olduğu bir köye, 200 evin yıkıldığı köye telefon dahi açılmamıştı. Devlet saatte 1 km hızla gitse o köye yetişirdi. Bilgi aldım hala o köyde çadır yok, ısınma sorunu var" şeklinde konuştu.


'Deprem vurdu, sen vurma, istifa et'

Çok büyük yardım kampanyaları yapılmasına karşın ciddi bir koordinasyon eksikliği bulunduğunu savunan Demirtaş bu durumdan Van Valisi'ni sorumlu tutarak, "Van Valisi, şu saate kadar Van belediye başkanıyla telefonla görüşmedi. Kent enkaz halinde, kendisi halen ayrımcılık derdinde. Hala Van valisi sıfatıyla o sokaklarda dolaşabiliyor. Valilik ve belediyenin koordinasyon içinde olması lazım ama Van Valisi Hazretleri, AKP il başkanı gibi davranıyor" dedi.

Vali'nin ayrımcı zihniyetinin faturasını Van halkının ödediğini ileri süren Demirtaş, "Bu kadar ayrımcı zihniyeti bir Vali'de kabul edemeyiz. Van'ın yarısının Valisi isen istifa et, terk et. Bırak hükümet başkanı Van'ı seven Vali atasın, çocuklar bebekler gece soğukta kalmasın" çağrısında bulundu. Van Valisi'ne "Van halkına artık toplu işkenceyi bırak" çağrısında bulunan Demirtaş, "Deprem vurdu sen vurma, istifa et ve Van Valisi'yim diye gezme, terket. Görevini, temsilini layıkıyla yapamıyorsun. Yapman gereken Van halkının iradesine saygı duymaktır. Oradaki insanlar şu anda siyaset, ayrımcılık istemiyor, yardım istiyor" dedi.

Gazetecilere Van daveti

Kamuda ortaya çıkan ırkçılığın ayrımcılığın panzehirinin dayanışma olduğunu anlatan Demirtaş, devletin ise çadır battaniye gönderemediği kente, cop gaz gönderdiğini söyledi. Demirtaş, AKP'nin çalışmalarına methiyeler düzen gazetecileri çocukları ile birlikte bir günlüğüne Van'a gelip geceyi sokkata geçirmeye davet etti. Demirtaş, "İstanbul'dan atıp tutacağınıza çocuğunuzla gidin. Yine methiye düzerseniz saygı duracağız" dedi. Deprem sonrası farklı ülkelerden gelen yardımların geri çevrilmesini eleştiren Demirtaş, "Hükümetin burnu havada, kurtarma ekipleri havaalanından çevriliyor. Hükümetin amacı ne? Kasıtlı mı yapıyor anlayamıyoruz" dedi.

8/19/2011

seyyah1906

selahattin demirtaş bize yönelik suikastlar infazlar ve toplu tutuklamalar gündeme gelebilir

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye'nin dün gece Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yönelik hava operasyonunu değerlendirdi.
Demirtaş, sınır ötesi operasyon konusunda bir beklenti olduğunu ve hükümetin de bu beklentiyi karşılamak için böyle bir operasyon talimat vererek operasyon yaptırdığını söyledi. Demirtaş, sınır ötesi operasyonun talimatını verenler, bunu yapanlarında Kürt sorununun Kandil'de değil, İstanbul, Diyarbakır ve Batman'da olduğunu çok iyi bildiklerini ve sonuç alamayacaklarını ifade ederek, şöyle dedi:

"Hükümet ve hükümete yakın yayın organları son dönemlerde yaşananların faturasını BDP ve DTK'ya çıkarıyorlar. Her şeyin sorumlusu olarak bizi gösteriyorlar. Bizi asıl hedef haline getirdiler. Bize yönelik suikastlar, infazlar ve toplu tutuklamalar gündeme gelebilir. Birileri Türkiye'de iç savaşın hesabını yapıyorlar. Tekrar müzakerelere başlanmaz ise bu tehlike ortaya çıkabilir. Bu hesapları önlemenin tek yolu açık müzakerelerdir. Öcalan ile de BDP ile de açık müzakereler yürütülebilir"

7/30/2011

seyyah1906

bdp'li selahattin demirtaş çok açık söylüyorum kemalizim yerine tayyibizmi oturtmak istemiyorsa

Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının dün gece ani bir kararla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a istifa dilekçelerini vererek emekliye ayrılmak istemesinin yankıları sürerken, BDP'den konuyla ilgili ilk değerlendirme geldi.
BDP Batman milletvekili Bengi Yıldız, komutanların istifa etmelerinin Türkiye açısından bir ilerlemeye tekabül ettiğini belirterek, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin halen sivil iradeye karşı direnen bir mekanizma olduğu göze çarpıyor. Yoksa devletin memuru olan, hükümetin memuru olan insanların istifa etmek suretiyle tepkilerini dile getirmeleri ve bir yerlere mesaj vermeleri demokratik ülkelerde, demokratik hukuk devletinde pek rastlanan bir uygulama değildir. Netice itibarı ile başka arayışlara girmeden istifa etmeleri Türkiye açısından bir ilerlemeye tekabül ediyor. O açıdan da olumludur ama geldiğimiz aşama itibarı ile Türkiye'de artık askerlerin de yavaş yavaş kendi konumları içerisindeki yerlerini öğremeye başladıklarını görüyoruz. Bu da sevindirici bir durumdur" dedi.

"UMUYORUM Kİ BU BİR BAŞLANGIÇ OLUR"

BDP Siirt milletvekili Gültan Kışanak ise bunun olması gereken bir tutum olduğunu belirterek, "Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum, demokratik sistemlerde istifa önemli bir mekanizmadır. Biz de ne yazık ki şimdiye kadar siyasi durumdan, idari organlarda çok kullanılmayan bir yöntemdir. Oysa hizmet kusuru bulunan, hata yapan, yanlış yapan, eksik yapan, kamuoyunda bu yönde hakkında iddialar olan kişilerin, kendi sorumluluk alanında yanlış bir şey ortaya çıktığında bunun bedelini ödemek için istifa etmesi

bir demokratik sistemin parçasıdır. Olması gereken şeydir. Türkiye'de çok işlemediği için bu garipseniyor. Ama umuyorum ki bu bir başlangıç olur; siyasete de idari yapıya da devletin tüm organlarına da böyle bir yaklaşım sirayet eder" diye konuştu.

"TARTIŞMAYA GİRMEKTENSE GÖREVLERİNİ BIRAKMALARI OLMASI GEREKEN BİR ŞEYDİR"

Darbe iddialarıyla yargılanan generallerin olduğunu belirten Kışanak, terfi ve dava tartışmasına girmeden görevlerini bırakmalarının olması gereken bir şey olduğunu belirterek, "Darbe önemli bir iddiadır. Darbe girişiminde bulunmak, bu konuda itham edilen, haklarında iddialar bulunan ve yargılanan generaller var. Bunların davaları ile ilgili ya da terfileri ile ilgili bir tartışma içerisine girmektense Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetim kademesindeki kişilerin bu konuda görevlerini bırakmaları, bence demokratik sistem içerisinde olması gereken bir şeydir. Türkiye kamuoyunun bunu fazlaca büyütmeden, fazla başka mana yüklemeden bu süreci geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle bu istifaları hani bir tepki, bir tavır olarak algılamak istemiyorum. Ortada çok ciddi iddialar ve ithamlar var, yargılamalar var, ayrıca kendi görev alanlarına dair ciddi problemler sıkıntılar var. Bu ülkede halen bir JİTEM var mı yok mu diye tartışılıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Yani bu kadar icraatı ve uygulaması olan, vahim sonuçları olan bir kurumun varlığını yokluğunu tartışır hale gelmişken, bu bir problemdir, bu nedenle istifaları saydığım nedenler nedeniyle demokratik sistem içerisinde olması gereken bir tutum ve davranış olarak algılamak istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ayrı bir güç olmaktan çıkarılıp halkın iradesini temsil eden parlamentoya ve yönetime bağlanması şeklinde düşünülüyorsa bu iyi bir şeydir. Askeri vesayetin kalkması gerekir. Ama bunun yerine birileri başka bir otoriter yönetim inşa ediyorsa bunun karşısına hep beraber çıkmamız gerekir" diye konuştu.

"KOMUTANLAR İSTİFA EDİNCE TÜRKİYE'DE KRİZ ÇIKMIYORMUŞ"

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, komutanların istifa ederek emekliye ayrılmak istemelerinin Türkiye'de şok etkisi oluşturan bir durum olmadığını ve kriz çıkmadığını belirterek, "Görüldüğü üzere Türkiye'de şok etkisi oluşturan bir durum değildir, krize neden olan bir durum da değildir. Demek ki olabiliyormuş. Genelkurmay başkanları, kuvvet komutanları istifa edince Türkiye'de bir kriz çıkmıyormuş. Ama bundan Türkiye'de askeri vesayet kalkarak yerine sivil demokrasinin geçtiği şeklinde bir anlam da çıkmıyor. En azından biz bunu böyle okumuyoruz. Elbette ki Ergenekon davası darbe iddiaları, bunlar çok ciddi iddialardır, soruşturulması lazım. Kesinlikle böyle suçlara karışan, bulaşan varsa cezalandırılması lazım. BDP'nin bu konudaki tavrı nettir. Ordu içerisinde olur veya dışında olur, darbe girişimi demokrasilerde demokratik parlamenter sistemlerde çok ağır bir suçtur. Bunun soruşturulması lazım. Bu nedenle ordu içerisindeki değişim, görev değişiklikleri ve bu yaşanan tıkanıklıklar bir demokratik sisteme eğrilecek mi eğrilmiyecek mi onu AK Parti'nin duruşu değil, halkın demokratik talepleri ve mücadelesi belirler. Yani AK Parti'ye kalsa mevcut statükonun yerine yeni bir sivil statükoyu inşa etmekten çekinmeyecektir. Bunun zaten güçlü belirtileri var. 'Ordu vesayeti, askeri vesayet kalktı, Türkiye demokratik bir ülkedir' demek için daha erkendir" ifadelerini kullandı.

"ORDU BAŞARILI OLSAYDI BUNLAR YAŞANMAYACAKTI"

Demirtaş, bu durumun başarısız olan komutanlara çıkarılmış olan bir fatura olduğunu savunarak, "Başbakan'ın özellikle yeni anayasa inşa süresinde Kürt sorununun çözümü meselesinde çok somut, inandırıcı, gerçekçi, kucaklayıcı adımlar atması lazım. Eğer sivil vesayet oluşturmak istemiyorsa ben çok açık söylüyorum Kemalizim yerine Tayyibizmi oturtmak istemiyorsa demokrasiyi kesinlikle toplumla buluşturmak zorundadır. Bunun için koşullar her zamankinden uygundur, olgundur. AK Parti'nin ve Sayın Başbakan'ın halkın lehine bu fırsatı değerlendirmesi gerekir. Bir de meselenin şu yönü var: 30 yıllık Kürt sorunu var ve 30 yıldır PKK'ya karşı mücadele eden bir ordu var. Eğer ordu PKK'ya karşı başarılı olmuş olsaydı bunlar yaşanmayacaktı. Dolayısıyla bu, başarısız olan komutanlara çıkarılmış bir faturadır. Bu demek değildir ki sivil otorite başarılıdır. Kürt sorunu olduğu yerde duruyor, komutanlara fatura çıkıyorsa sivil hükümet de kendine fatura çıkarmalı ve Kürt sorunun çözümünckendi görev alanlarına dair ciü artık önüne koymalıdır diye düşünüyoruz" açıklamasını yaptı.

Gazetecilerin istifa ile ilgili olarak, "Bu bir tavır mı?" sorusunu yöneltmesi üzerine, Demirtaş, "Tavır olsa ne olur ?Dün gece itibarı ile 3 saat Türkiye'nin gündemini meşgul etmiştir, Türkiye'nin gündeminden çıkmıştır" yanıtını verdi. (İHA) 

7/15/2011

seyyah1906

bdp'den açıklama başbakanlık soruşturma açsın askerlerin otopsi raporunu kamuoyuna açıklasın

BDP, Diyarbakır’da 13 askerin şehit olduğu saldırıyla ilgili açıklama yaptı. Başbakanlık’ın olayla ilgili soruşturma başlatmasını isteyen BDP, otopsi raporlarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yaptı. Açıklamada, kendilerinin de haksız yere hedef gösterildiği ifade edildi.
Öte yandan, BDP Mersin İl Başkanı Cihan Yılmaz, ''Demokratik Çözüm İçin Demokratik Anayasa'' adı altında ülke genelinde düzenlenecek mitinglerin Diyarbakır'dan gelen haberler üzerine iptal edildiğini açıkladı.

Sağduyu çağrısı yapan Yılmaz, “Türkiye'de artık kimse kan ve gözyaşı istemiyor. Annelerin, babaların ağlamalarına bir son verilmeli. Bunun da tek yolu barış ve demokrasiden geçiyor. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku'nun Türkiye genelindeki tüm etkinlikleri iptal edildi” diye konuştu. Demokratik Toplum Kongresi, dün yaptığı açıklamada, "Demokratik özerklik" ilan etmişti. Aynı gün Diyarbakır'da 13 askerin şehit olduğu haberi gelmişti

7/11/2011

seyyah1906

selahattin demirtaş kürtler eşit adil hukuk görmediler ve kürtlere yapılan zulümden trajedi çıktı

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürt sorunu vardır denilmeyecekse yeni anayasa yapmanın bir anlamı olmadığını, zaten AKP,CHP ve MHP'nin mevcut anayasadan şikayeti de olmadığını belirterek, "AKP, anayasa yapım ve inşa sürecinde tutumun belirleneceği bir dönemde BDP'yi dışta tutabilir. Oyuna gelmememiz gerekir. Şu anda AKP' yi zorlayacak bir şey yapmıyoruz. Mutabakat olmaz ise, meclisin ve AKP' nin çalışmalarını zorlayacak demokratik eylemler yapabiliriz.
Bizi dışlayan anlayışın nereye varacağını görmek istiyoruz"dedi. Demirtaş, CHP'nin sorunu tutuklu 2 milletvekilinin durumuna indirgeyerek ilkesiz bir tutum sergilediğini, bunun da kendi demokratik taleplerinin gölgelenmesine yol açtığını söyledi.

"ANKARA'DAKİ SİYASİ KRİZİN TEMELİ KÜRT SORUNUDUR"

Yurt dışında bulunan BDP'nin Grup başkanı Selahattin Demirtaş, dün akşam PKK ile aynı çizgide yayın yapan Roj tv'nin "Özgür Gündem" adlı canlı yayın programına katılarak son gelişmelerini değerlendirdi. Selahattin Demirtaş, devletin Kürt halkını bir halk ve özgür irade olarak görmediğini, Ankara'daki siyasi krizin temelinin ise Kürt sorunu olduğunu söyledi. Ak Parti' nin referanduma götürdüğü 26 maddelik anayasa paketi ile şu anda yapacağı yeni anayasanın ön adımlarını ve hazırlığını yaptığını söyleyen BDP Grup Başkanı Demirtaş, "O dönemde bizim taleplerimiz vardı. Bunlar o dönemde kabul görseydi bugün bu kriz çıkmayacaktı. Biz de referandumu boykot etme kararı aldık. AKP, bizi zayıf düşürmek için her şeyi yaptı, yapıyor. KCK operasyonları, toplu tutuklamalar, toplumsal olayları şiddetle bastırmak, DTP' nin kapatılmasıyla bizi zayıf düşürmek istedi. Biz iman kuvveti ile halkımızın desteğiyle demokratik mücadelemizi verirken, diğer taraftan AKP arkasına aldığı devlet ve sivil alan gücü ile bizi bitirmeye çalışıyor. Türkiye'deki bütün erkler (Yasama, yürütme yargı) birbirlerine karşı ne kadar bağımsız olurlarsa olsunlar söz konusu biz olunca hepsi birlikte hareket ediyorlar"dedi.

"BİZİM DERDİMİZ SADECE DİCLE VE 5 TUTUKLU VEKİL DEĞİL"

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, CHP ve MHP'nin derdinin sadece tutuklu 3 milletvekillerinin serbest bırakılması olduğunu ve başka bir taleplerinin olmadığını ifade ederek, "Bizim temel derdimiz Hatip Dicle ve tutuklu 5 milletvekilinin ötesindedir. Bir taraftan İmralı'da sayın Öcalan ile çözüm için görüşmeler yapılırken, diğer tarafta tasfiye süreci var. Devletin bazı kanallarında zihniyet değişikliği yaşanırken, bazı kanallarında ise halen 80 öncesindeki zihniyet mevcuttur.

Devlet Kürt halkına 80 yıldır haksızlık yapıyor. Kürtler eşit-adil hukuk görmediler. Ve Kürtlere yapılan zulümden trajedi çıktı. Bu haksızlığı giderin diyoruz. Böyle bir zihniyet henüz oluşmadı. Başbakan inkar ve asimilasyonu bitirdiğini söylüyor. Ama, bunun sonucunda ortaya çıkanları, sonuçları çözmeye yanaşmıyor. Bunları bütünlüklü ele almıyor. Eğer asimilasyonu bitirmişseniz İmralı sistemini de bitirin. Yüzde 10 seçim barajı, dağdaki gerilaların demokratik yaşama katılımı, faili meçhullerin aydınlatılması konusunda adım atın. Halen iyi Kürt, kötü Kürt ayırımı yapılıyor. Bakış açısı değişmiyor"dedi. Bakış açısı değişirse, mutabakat sağlanırsa meclise gidip yasama faaliyetine katılabileceklerini söyleyen Demirtaş, şöyle dedi:

"MECLİSİN VE AKP'NİN ÇALIŞMASINI ZORLAYACAK DEMOKRATİK EYLEMLER YAPABİLİRİZ"

"Bir çok milletvekillimizin Yargıtay'da davaları var. Bunların tutuklanmayacağının garantisini kim verebilir? AKP, CHP, MHP'den oluşan milliyetçi bir cephe var karşımızda. CHP'nin işi 2 tutuklu milletvekiline indirgemesi, duruşumuzu ve taleplerimizi gölgeledi. CHP ilkesiz tutumu işe bu noktaya getirdi. Meclise gitmememizin nedeni, demokratik siyasetin önünün kapanmasıdır. Bizi sınırlamaya çalışan bir zihniyet var. AKP ilk günden beri mutabakata yanaşmıyor. Demokratik siyaset olarak bizim de bir direniş hakkımız var. Çözüme açığız. Kürt sorunu bir günde çözülmez ama, mutabakat bir günde hazırlanır. Eğer yeni anayasanın temelinde Kürt sorunu vardır denilmeyecekse yeni anayasa yapmanın bir anlamı yok. Zaten diğer mevcut partilerin mevcut anayasadan şikayeti de yok. AKP, anayasa yapım ve inşa sürecinde tutumun belirleneceği bir dönemde BDP' yi dışta tutabilir. Oyuna gelmememiz gerekir. Şuanda AKP' yi zorlayacak bir şey yapmıyoruz. Mutabakat olmazsa, meclisin ve AKP' nin çalışmalarını zorlayacak demokratik eylemler yapabiliriz."

"AKP, ÇÖZÜME YANAŞMAZ İSE ÇÖZÜMÜ BİZLER GELİŞTİRECEĞİZ"

BDP Grup başkanı Selahattin Demirtaş, kendilerini dışlayan anlayışın nereye varacağını görmek istediklerini, Hükümetle diyalog zemininin zorlanabileceğini de belirterek, "AKP meseleyi soğutmak istiyor. Tutuklu vekillerin durumunu mahkemelerin yetkisine bırakmak istiyorlar. Devlet bugüne kadar Kürt isyanlarını küçümseyerek en büyük hatayı yaptı. Çözüm önerilerimiz de küçümsenecekse Kürtler çözümü AKP'nin lutfuna bırakmayacaklardır. AKP çözüme yanaşmazsa, çözümü bizler geliştireceğiz"diye konuştu.

6/17/2011

seyyah1906

bdp'de yemin çatlağı üç milletvekili okumayacağız demirtaş kriz olmayacak

TBMM’de Leyla Zana’nın 20 yıl önce Kürtçe yemin etmesiyle yaşanan kriz yeniden uç verdi.

Bu kez BDP’nin desteklediği "Emek Demokrasi ve Barış" bloğunun listesinden seçilen Sosyalist milletvekillerinin yemin metni içinde yer alan, "Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalacağıma" ifadesini benimsedikleri ideoloji ve dünya görüşlerine uymadığı ve ırkçı söylemler içerdiği gerekçesiyle okumak istemiyor.

BDP, krizi aşmak ve milletvekillerini ikna etmek için sorunu Diyarbakır’daki toplantıda tartışıp, milletvekillerini ikna için formül bulmayı amaçlıyor.

 Zana kriz yaratmayacak

Yeniden milletvekili seçilen Leyla Zana’nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden Kürtçe olarak, “Bu yemini Türk ve Kürt halklarının kardeşliği için okuyorum” demesi siyasi gerilimin fitilini ateşlemişti. Leyla Zana, 24 Haziran’da Meclis kürsüsünde yeniden Kürtçe yemin okuyup okumayacağına ilişkin soruya karşılık, yeni döneme uygun olmayacağını belirterek, böyle bir düşüncesinin olmadığı mesajını verdi.


"Sosyalizme aykırı"
Ancak, BDP’nin desteklediği sosyalist kökenli Levent Tüzel, Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkçü’nün milletvekili yeminini okumak istemediği öğrenildi. Sosyalist kökenli üç milletvekilinin, ırkçı söylemler bulunduğu gerekçesiyle yemin metnini okumama yönünde görüş beyanında bulunduğu belirtildi.

Tüzel, Önder ve Kürkçü’nün, yemin metninin içinde yer alan, "Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma", “Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma” ve “Büyük Türk Milleti önünde namusum ve şerefim üzerine and içerim” ifadelerini, düşüncelerine ters olduğu gerekçesiyle okumayacakları öğrenildi.


Parti soğuk bakıyor

Üç milletvekilinin yemini okumama yönündeki görüşü Diyarbakır’da bugün milletvekilleri ile yapacağı toplantıda tartışmaya açılacak. Parti yönetimi, yemin metninin okunmamasının olumsuz bir durum yaratacağı ve büyük krize neden olacağını savunuyor.

BDP kökenli milletvekillerinin ise, Tüzel, Önder ve Kürkçü’nün yemini okumamasını destekleyecekleri ve bu yönde açıklamaları ile üç milletvekilinin arkasında olacakları mesajı vereceği belirtildi.

Kriz olmayacak
BDP' nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'tan konuyla ilgili açıklama geldi.

Demirtaş, Meclis'teki yemin töreninde 3 milletvekilinin metinde yer alan "Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma" sözünü söylemek istememelerinden dolayı kriz çıkabileceği haberlerini yalanladı, "Gündemimizde böyle bir şey yok. Bu yöndeki haberler doğru değil" dedi.
cumhuriyet portal