
selahattin demirtaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selahattin demirtaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5/29/2015

Halkların Demokrasi Partisi Eş Başkanı Selahattin Demirtaş Mizahçılarla buluştu Köy öğretmeni olan eşiyle katıldığı toplantıya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Popstar eleştirisine yine esprili yanıtlar verdi "Ben Çaldığımı Söylüyorum Sen de çaldığını söylüyebiliyor musun?" dedi
Seçim maratonunu sürdüren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bugün mizahçılarla buluştu. Buluşmaya damga vuran olay ise Demirtaş ile Erdoğan arasında yaşanan "açılış" polemiği ile ilgili mizahçıların büyük sürpriziydi. Demirtaş karikatürünü çizen karikatüriste takılmayı da ihmal etmedi1/21/2015

Selahattin Demirtaş "Eşkiyanızdan birinin 12 yaşındaki çocuğu öldüren fişeği bu"
Selahattin Demirtaş "Eşkiyanızdan birinin 12 yaşındaki çocuğu öldüren fişeği bu" dedi Bülent Arınç'ın eşkiya benzetmesine karşılık olarak Selahattin Demirtaş'ı grup toplantısında güldüren Çoban kavalı cep telefonunda çalan müzik Cizre olaylarına değinen Demirtaş'ı güldürdü

Liderler bugün çok sertti Grup toplantılarının ana gündemi Yüce Divan oldu
Liderler bugün çok sertti Grup toplantılarının ana gündemi Yüce Divan oldu Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli ve Selahattin Demirtaş Ak Partili Milletvekillerine çağrıda bulundu 4 Eski Bakanın Yüce Divana gönderilmesini istediler
1/20/2015

Selahattin Demirtaş "Ben olsam evet oyu verip aklanmak isterim"
HDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş 20 Ocak 2015 tarihli grup toplantısında yaptığı konuşmada 4 eski bakan için yapılacak Yüce Divan oylaması için "Ben olsam evet oyu verip aklanmak isterim" dedi.
Yüce Divan oylaması HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın da gündemindeydi. Demirtaş "Ben bakanların yerinde olsam madem çalmadım çırpmadım "Evet" oyu veririm. Aklanayım derim." ifadelerini kullandı. Demirtaş halka da sürecin takipçisi olma çağrısı yaptı.11/08/2012

Selahattin demirtaş: Kürt genci fantazi olarak dağa çıkmışsa çağıralım onları
Zafer Arapkirli'nin sorularını yanıtlayan Demirtaş açlık grevlerinden İmralı'daki tecrit uygulamasına, BDP'li vekillerin PKK'Lı teröristlerle kucaklaşmasından Ergenekon davasına tanıklık yapan Şemdin Sakık'ın ifadelerine değin bir dizi konuda açıklamalarda bulundu.
İşte Demirtaş'ın konuşmalarından öne çıkan ana başlıklar:Türkiye'de koşullar İrlanda ve İngiltere şartlarına ulaşmıştır. Uluslararası konjonktür Türkiye'de kalıcı bir barış sürecinin gerçekleşmesi için uygundur.
GELECEK NESİLLER BİZİ SUÇLAYACAK
Kürt sorunu şu gün yaşayan insanların yarattığı bir sorun değil. Bugün yaşayan insanların, jenerasyonun, siyasetçilerin çözmemesi halinde gelecek nesillerin bizi haklı olarak suçlayacağı bir sorunla karşı karşıyayız. Çocuklarımıza böyle bir miras bırakmak istemiyoruz. Kelimenin tam anlamıyla eşit ver kardeşçe yaşasın istiyoruz. Yapılması gereken en temel şey demokratik siyaset kanallarını 'ama'sız ve 'ancak'sız açık tutmalıdır.
MARDİN'İN 7 İL BAŞKANI DA İÇERDE
1990-91'den bu yana HEP sürecinden bu yana Kürtler demokratik siyasetle mücadele yöntemini aktif olarak üstlendiler. O günden bugüne 7 parti kapatılmış, 10 bine yakın siyasetçi 3,5 yıldır tutuklu. Anadilde savunma yapamadıkları için halen yargılama süreci başlamamış. 6 milletvekilimiz tutuklu. 35 belediye başkanımız, il genel meclis üyelerimiz, il başkanlarımız tutuklu. Mardin'de 7 il başkanımız son 3 yıl içerisinde tutuklanmış ve 7'si de Mardin Cezaevi'nde. Şimdi sekizincisi görev yapıyor.
Bizim eksikliklerimiz yok mu? Şüphesiz ki var. Eksikliklerimizi görmezsek olmaz.
ANADİLDE EĞİTİM BİR TALEP DEĞİL
Taleplerle ilgili ifade ettiğimiz projeler öyle sanıyorum ki, hiçbir zaman olmadığı kadar kararlı bir şekilde çok açık, sarih bir şekilde parlamentoda, basın yayın organlarında, mitinglerde deklare ediliyor. Kongrede yazılı halde kamuoyuna duyuruldu. Bugün anadilde eğitim bilinmeyen bir talep değil. Nasıl uygulanmasına ilişkin detaylarını Anayasa Komisyonu'na sunduk.
TÜRKİYE ZATEN 7 BÖLGEYE BÖLÜNMÜŞ
Biz Türkiye'de Kürtler ve Türkler içiçe yaşıyoruz. Bu devletin sınırlarına saygı duyarak çözüm üretelim dedik. Özerklik modelini bu anlayışla kamuoyunun ilgisine ve desteğine sunduk. Bölgesel parlamentolar aracılığıyla yerinden yönetimler güçlendirerek çok daha demokratik bir modelin oluşabileceğini söyledik. 15 bölgeden bahsedince 'Türkiye 15 ayrı parçaya bölünecek' dediler. Şu anda Türkiye 7 bölgeye 81 vilayete bölünmüş durumda.
BÖLÜNMEYE DEVLET KARAR VERECEKTİR
Bunu bölücülük olarak tartışılırsa hükümet kamuoyuna böyle bir algı sunmuş olur. Bölünmemenin taahhüdü devletin tutumudur. Devletin tutumu Kürtlerin bölünmek isteğini azaltır veya çoğaltır. Devlet halkları yok sayarak, inançlarını, dillerini yok sayarak bir sistematik program uygularsa o devleti bölünmekten ne BDP ne de başka bir şey kurtarabilir. Bu devlet bölünmeyi istiyor mu, istemiyor mu ona bakmak lazım. Bölünmemenin taaahüdü devletin tutumudur.
TECRİT UYGULAMASI HUKUKUKİ DEĞİLDİR
Açlık grevleri 57. gününde ve artık risk sınırını aşmış durumda. Bu meselede konuşurken dikkatliyiz. Çözüme ve sonuca gidebilmek için elimizden geleni sarfediyoruz. Biz Gültan Hanım'la birlikte cezaevi ziyareti yaptık. Açlık grevi yapan insanların taleplerini dinledik. Bunlar karşılanmayacak talepler değil. O gün hükümete çağrı yaptık. Adalet Bakanı düzeyinde çeşitli temaslarımız oldu. Tecrit denilen uygulama hukuki değil.
ÖCALAN'A EV HAPSİ DE KONUŞULABİLİR
Yaklaşık 15 aydır sürdürülen avukatların görüştürülmemesi bir sorun. Avukatların İmralı'da görüşmesi lazım. 1,5 yıl öncesine kadar avukatlar ve devlet düzeyinde görüşmeler yapılıyordu. O günden bu güne 1037 insan yaşamını yitirdi. Başka bir mekanizmaya geçmemiz lazım. Güvenlik konseptinin dışında diyalog ve müzakare aşamasıdır. Tecritten kastettiğimiz budur. Avukatlar da heyetler de gidebilmelidir, görüşmeler ve tartışmalar başlamalıdır. İmralı ile dış d ünya bağlantısı kurulmalıdır. Öcalan'a ev hapsi talebi ileriki dönemde konuşulabilir.
TECRİT KALKARSA GREVLER SONA ERER
Açlık grevi kararını alan biz değiliz sonlandırma kararını da biz alamayız. Cezaevlerine ziyaretler, çağrılar yapabiliriz. Ben bir kez daha çağrı yapıyorum, keşke arkadaşlarımız ricamıza uysalar ve açlık grevini bıraksalar. Bu bizim önerdiğimiz bir yöntem değil, arkadaşlarımızın kendi iradeleriyle aldıkları bir tavırdır. Tecrit kalkarsa açlık grevleri sona erebilir.
HÜKÜMET KANUNSUZ İŞ YAPMAYI SEÇTİ
Anayasa ve yasaya uymayan bir hükümet, yasadan kaynaklanan hakkı tanımayan hükümete karşı 707 kişi bedenini ölüme yatırmış durumda. Tuhaf olan kanunsuz iş yapan hükümetin tutumudur, yasaya uymayan hükümetin tutumudur. Bu siyaset dışı bir talep değildir. 14-15 aydır neden avukat görüşmesini engelliyorsunuz. Bir başbakan çıkıp 'Avukat görüşmelerini bırakın bir kenarda dursun' diyebiliyor. 3,5 yıldır 10 bin insanı hukuksuz bir şekilde içe tıkan biz miyiz? Onları tutup içeri attıran Başbakanın talimatları değil mi?
KÜRTLER KİMSEDEN HEDİYE İSTEMİYOR
Birinin Kürtlere bir hediye etmesi falan gerekmiyor, bunlar Kürtler'in doğuştan gelen haklarıdır. Kürtler bu topraklarda anavatanında doğduğu günden itibaren o haklara sahiptir. Bunu engelleyen hükümetin tutumu yanlıştır. Kürtelerin özgürlüğe kavuşması için bu ülkede dil, kültür ve ifade özgürlüğü ile ilgili o hakların verildiğinde bu sorun çözülmüş olur. Türkler nasıl kendileri için bu topraklarda devlet kurma hakkına sahipse Kürt halkı da Kürdistan coğrafyasında devlet kurma hakkına sahiptir. Bu hak BDP engellese de vardır.
'BU DEVLET BENİM' DİYORSA KURMUŞ OLUR
Bu hakkın nasıl kullanılacağı önemlidir. Devlet dediğiniz şey ille de bağımsız ulus devlet zorunda değildir. Yerinden yönetim, bölge yönetimi, merkez yönetimi ne derseniz değil, insanlar yönetime katılıyorsa, bu devlet benim devletim diyorsa devletini kurmuş olurlar.
FANTAZİ OLSUN DİYE DAĞA ÇIKMADILAR
İnsanlar bir gün durur dururken insanlar fantazi olsun, hobi olsun diye dağa çıkmadılar. Ölerek veya öldürerek hakların talep edilmesine karşı olalım. Ama gerçek durumu anlayabilmemiz için bu insanların fantazi olsun diye dağa çıkmadıklarını görelim ve normal bir şekilde oradan inmelerini sağlayalım. 1970'lerde bir grup Kürt genci fantazi olarak dağa çıkmışsa çağıralım onları. PKK'yı daha çıkaran şey Kürtler'in gördüğü zulümler, katliamlardır. Dersim, Zilan, Ağrı, Şeyh Sait olayları, Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanılanlar o konjonktürle düşünüldüğünde dağa çıkışın nedeni anlaşılmalıdır.
SAVAŞ KARARI EN KOLAY BİR SEÇENEKTİR
Gelin müzakere yapalım, doğru yöntemi belirleyelim dağdakileri indirelim. Hükümet çağrı yapıyor PKK dağdan iniyor mu? Askeri operasyonlar yapıyor, tezkereler çıkarıyor. Bitiyor mu? Hayır. Biz askeri yöntemlerden vazgeçilsin diyoruz. Ne yapılsın? Bu savaşın bitmesi üzerine İngiltere ve IRA sürecinde olduğu gibi müzakere yöntemi kullanılsın. Savaş işin en kolay tarafıdır. Müzakere sonuç alınmadı ikinci defa, üçüncü defa denenmelidir. Sonuç alınmadı diye savaş seçeneği konulursa çözüm alınamıyor.
SAVAŞ 100 SENE DE SÜRSE BU İŞ BİTMEZ!
Dokunmak gerekir, birbirine temas etmek gerekir. Düşmanlık dilini terketmek gerekir. Bizler siyasiler silahla çözüme inanırsak savaş bitmez. Hükümetin ve muhalefetin silahla sonuç alınamayacığı paydasında buluşması lazım. Müzakerelerin başlaması hiçbir partiyi, hükümeti küçültmez, puan kaybettirmez. Barışmak siyasi cesaret işidir. Biz bu noktada cesuruz. Silahla, savaşla, PKK da, devlette 100 daha savaşsalar bu iş çözülmez.
KANDİL'LE ÖCALAN GÖRÜŞLERİ ÇELİŞMİYOR
Kandil'den yapılan açıklamalarda makul ve meşru taleplerin karşılanması halinde açlık grevlerin bitirilebileceği yer aldı. Sayın Öcalan'la yapılacak görüşmenin de sonuç vereceğine inanıyorum. Dışarıdaki sorun ve sıkıntıların konusunda yeni bir aşamaya geçebileceğine inanıyorum.
O KUCAKLAŞMA DAĞDA DEĞİL YOLDA OLDU
O kucaklaşma dağda değil yolda olmuştur. Hükümetin kontrol etmesi gereken, gündüz saatlerinde bir karayolunda olmuştur. Bu yönünün gözden kaçırılmaması lazım. Hükümetin tepki gösterdiği konu orada kontrolün kimde olduğu meselesinin dış dünyaya yansımış olmasıdır.
KÜRT CESETLERİ NEDEN İNFİAL DOĞURMADI?
Kürt gençleri dağa çıkmıştır. Bu bir realite. Kürt gençlerinin morgdaki görüntüleri, kafası kulağı kesik hali Türkiye'de infial uyandırıyor mu? O halde sarılmalar neden infial uyandırıyor. Onlar da barış adına bu girişimi yaptıkları anlatılırken, bu mesajlar gözden kaçırılıyor.
BEN OLSAYDIM HERHALDE SİLAH SIKMAZDIM
O andaki psikolojik durum ne olur kestirmek zor. Herhalde onlarla karşılaşsaydım ben silahımızı çekip vurmayacaktır. CHP'li milletvekili o karşılaşmayı yapsa ne yapardı merak ediyorum. Herhalde onlarla savaşmayacaktı. Bu gençler niye dağa çıkmışlar?
CESEDE BASAN ASKERE SORUŞTURMA YOK!
Bizim partililerimizin bir kurgusu değil o. Bence bunun anlaşılması lazım. Türkiye kamuoyun niye kıyamet koparıyor, doğrusu anlamış değilim. Kürt gençlerinin cesedinin üzerine basan askerlerin fotoğrafları yayınlandı, infial çıktı mı? O askerle, subayla ilgili soruşturmama mı açıldı. O parçalanmış bedene sarılan annenin feryadı kıyameti koparmıyor da burada mı infial çıkıyor. Bunu yapan askerlerle suçlama yok, ama milletvekilleriyle ilgili fezleke var.
ÖCALAN'IN İDAM MESELESİ ARTIK KAPANDI
Şu anda idam cezası geri gelse bile geriye doğru uygulanamaz. Öcalan meselesi kapanmıştır. Bu iş bitmiştir. Öcalan'a idam uygulanamaz. Öcalan'a idam meselesi kapanmış bir meseledir. Başbakan burada yanlış mesajlar veriyor. Türkiye toplumun bir kısmı idamdan yana bir kısmı da TBMM'ye 3,5 milyon imza ile 'liderimdir' beyanı vermiş durumda. Bu insanlar 'önderimdir, Öcalan'a özgürlük' diye imza atmış. Ülkenin tümünün başbakanıysan tablonun tümünü görmeniz lazım.
BU UCUZ SÖYLEM BAŞBAKANA YAKIŞMIYOR
Çözüm bulma adına, diyaloglarımızı sürdürme niyetiyle bir iki gün temaslarımıza devam edeceğiz. Sonuç alma noktasında bir istek ve irade görmezsek, arkadaşlarımızın ölümlerini durdurma uğruna kendi bedenlerimizi ölüme yatırabiliriz. Başbakanın sözlerine neden kuzu kebap yeme meselesi olan sayın Ahmet Türk'ün evinde bir davetin fotoğrafıdır. Yüzde 50 oy almış başbakanın bu tür ucuz ve tahrik edici şeyler yapılmamalıdır.
ŞEMDİN SAKIK KÜRTLER'E ÖRNEK OLAMAZ
Şemdin Sakık, kimliği, davranışı, tutumu belli olan bir insan. Kendisi Kürt gençlerine örnek olsaydı, Kürt gençlerinin hepsi itirafçı olup cezaevinde olurdu. Bu kadar net... mynet
9/23/2012

selahattin demirtaş: oslo'da ve imralı'da yaptığınız gibi muhatapları dinleyeceksiniz
Onbinlerce ana babanın yüreğinin evladının yanında olduğunu belirten Demirtaş, "Yıllardır 'diyalog, konuşma' diye diye dilimizde tüy bitti. Muhatapları ile konuşarak bu konuyu çözeceksiniz.
Oslo'da ve İmralı'da yaptığınız gibi. Muhatapları dinleyeceksiniz. Süresi 10 yıl mı, 20 yıl mı sürer bilinmez? Ancak ne kadar sürerse sürsün ölümden, savaştan daha iyidir" dedi.Partisinin Bitlis İl Kongresi ile Tatvan ve Güroymak ilçe Belediyeleri tarafından yapılan hizmetlerin açılışına katılmak üzere kente gelen BDP Genel Başkanı Demirtaş, dün geceyi Tatvan'da geçirdi. Tatvan Belediyesi tarafından yaptırılan Halk Sağlığı Merkezinin açılışını yaptıktan sonra Bitlis'e geçen Demirtaş, Nur Caddesi üzerindeki bir düğün salonunda yapılan BDP 2'nci il kongresine katıldı. Demirtaş, burada yaklaşık 500 kişi tarafından karşılandı. Kongrede konuşan Demirtaş, son günlerde kiritk günler yaşandığını kaydederek şunları söyledi: "Son 30 yıldır her gün kritik gün olarak yaşanıyor. Geçmiş yüzyılda kendi anavatanında köle muamelesi görmüş bir halkız. Bu süreçte bizim bunu değiştirme fırsatımız var. kendi anavatanımızda özgürce yaşama fırsatımız var. çocuklarımız torunlarımız önümüzdeki yüzyıllarda nasıl yaşayacak onun karar verildiği günlerden geçiyoruz. Mesele bizimle ilgili değil, geleceğimizle ilgili olduğu için kritiktir. Bizim çocuklarımız özgürlüğe muhtaçken biz kendimizi düşünemeyiz."
Demirtaş, 90 yıldan beridir Kürt halkının kendini ispatlamaya, 'ben varım' demeye çalıştığını, ancak bunun görmezden gelindiğini anlattı. Demirtaş, bugün gelinen noktada kimsenin 'Kürt halkı yoktur, Kürdistan yoktur' diyemediğini belirterek şöyle konuştu: "Bu, bedeli ağır sonuçlar vermiş ve gerçekleşmiş bir durumdur. Biz zaferle taçlandırmak istiyoruz. Bu dönemin bütün neferlerine en ağır görev düşüyor. Bizim omuzlarımızdaki yük en ağır yüktür. Bütün o şehitlerin yükü bizim sırtımızdadır. Biz bunu başaramazsak Kürt halkı on yıllar bu duruma devam etmek zorunda kalacak. Şimdi geçen yüzyılda Kürt halkının yarattığı 'var olma' değerleri, diğer halklar gibi 'biz de varız' deme mücadelesinde bir kez daha bizi yok sayan bir hükümet var. 'Biz inkarı bitirdik' diyen bir hükümet var. Kusura bakmayın biz bitirdik, siz kabul etmek zorunda kaldınız."
BAŞBAKAN KÜRT'LERİ OYALADI
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kürt'ler konusunda hişbirşey yapmadığını savunan Demirtaş sözlerini şöyle sürdürdü: "Kendini öyle bir havaya kaptırmış ki olağan üstü hali kaldırdığını, asit kuyularına insanların nasıl atıldığını anlatıyor. Sen bir şey yapmadın. Sen olmasaydın kürt halkı 10 yılda özgür olacaktı. Dinimizi kitabımızı kullanarak bizleri oyaladın. Ayakların sağlam yere basıncaya kadar oyaladın. 5 yıl PKK gerillaları sınırın dışındaydı. Çözmek için fırsatın vardı. Bu fırsatların iktidarın kuvvetlensin diye kullandın. Senin siyasetin şimdi dışlarda ve içeride bitti. Bize bu kadar saldırmasının tek nedeni korku ve paniktir. Güçlü olan haklı olan kendine güvenir. Kimseye hakaret etmez. 'Gelin görüşelim der' sorunu çözmeye yönelir. Paçaları tutuşmuş bu yüzden BDP'ye ve BDP'lilere saldırıyor. Dönem öyle bir dönemdir ki, bir tek saniye kendimizi düşünürsek halkımıza haksızlık yapmış oluruz. Birbirimizi düşünmeliyiz. Biz varız. Bizim vatanımız, bizim toprağımız diyeceğiz. Bu bizleri çoğaltmak zorundayız. Bu parti rant üzerine, ihale üzerine kurulmuş bir parti değil. Sokakta mücadele ile kurumuş partidir."
SEÇİM İÇİN KURULMUŞ PARTİ DEĞİLİZ
Akan kanın durması için müzakerelerin yapılması çağrısında bulunan Demirtaş şöyle dedi: "Biz seçim için kurulmuş bir parti değiliz. Böyle düşünenler şehitlerin yarattığı değerlere hakaret ederler. Hiç kimse, ben milletvekili olayım diye can vermez. Eğer bu halk bu kadar mücadele ediyorsa kendi özgürlüğü için ediyordur. Bir yandan seçime hazırlanacağız. Ancak önemli olan özgürlüğümüzdür. Koltuk meselesi olsa en çok koltuk AKP'de var. Özgürlük ve eşitlik bizim vazgeçilmezimidir. Halen biz burada konuşurken, hangi ana babanın yüreği yanacak bilmiyoruz. Onbinlerce ana babanın yüreği evladının yanındadır. Bu savaş bitsin akan kan dursun. Yılardır 'diyalog konuşma' diye diye dilimizde tüy bitti. Kendi savaş politikalarını üstünü örtmek için BDP'yi hedef gösterdiler. Muhatapları ile konuşarak bu konuyu çözeceksiniz. Oslo'da ve İmralı'da yaptığınız gibi. Muhatapları dinleyeceksiniz. Süresi 10 yıl mı, 20 yıl mı sürer bilinmez? Ancak ne kadar sürerse sürsün ölümden savaştan daha iyidir. Bir halk demokratik özerklik istiyor. Kendi topraklarında özgürce yaşamak istiyor."
CHP'YE DE ELEŞTİRİ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Örgüt silah bıraksın müzakere yapalım' açıklamasını da eleştiren Demirtaş, "Müzakere nedir bilmiyor. Çözüm konuşmaktan geçer. CHP müzakereyi aslında desteklemiyor. Teslim olacakları varsa senin çağırmana gerek yok. 30 yıldır 50 defa teslim olurlardı" diye konuştu.
Konuşmanın ardından kongreye geçildi. Tek liste halinde gidilen seçimde Şahin Çoban İl Başkanlığı'na seçildi. mynet
