
terörle mücadele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
terörle mücadele etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2/18/2015

Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın 18 Şubat 2015 Tarihli "Unutmayın Milletin Hukuku Daha Üstündür" İç Güvenlik paketi hakkındaki Meclis Konuşması Oktay Vural "Terörü Meşrulaştıranların, Terörle Mücadeleyle İlgili Hiç Bir İradesi Olamaz" diyerek iktidarı eleştirdi.
10/09/2011

devlet bahçeli kandile bayrak dikmek demek türk devletinin varlığını ve kudretini hissetirmek demektir
Devlet Bahçeli, karayoluyla geldiği Tokat'ın Niksar ilçesinde, Hamidiye Köprüsü mevkisinde partililer tarafından karşılandı.
Daha sonra Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigar'ı makamında ziyaret eden Bahçeli, belediyenin çalışmaları hakkında bilgi aldı.
Burada bir basın mensubunun, ''Türkiye'nin acil sorunları var. En acil sorunu sizce hangisidir?'' yönündeki sorusu üzerine Bahçeli, ''En acil sorunumuz terörle mücadele etmektir'' dedi.
Bahçeli, ''BDP'li milletvekillerinin eylemlerde ön sıralarda yer alarak polislerle tartışmalar yaşamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?'' yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı:
''Bundan sonra mücadelelerini TBMM'de yemin töreninde de TBMM çatısı altında ne düşünüyorlarsa onları tartışmanın anlamının farkında olmalılar. Yoksa milletvekilliğiyle bağdaşmayan, militan ruhu ile sokaklarda halkı tahrik edercesine devlete karşı ayaklanma provaları bir milletvekiline yakışmamaktadır. Siyasi iktidar bu anlamda gerekli tedbirleri almalıdır. Sokağı teröre, anarşiye teslim edenlere hukuki yönden gerekli bütün tedbirleri almalı. Bu manada yasalar yetersiz ise yasa değişikliğini yapmaya müsait sayısı vardır. Burada da cesaretleri yoksa milliyetçi hareket her türlü desteği verir.''
Yeni anayasa ile ilgili çalışmaları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Bahçeli, ''Yeni anayasa ile ilgili olarak TBMM Başkanı Cemil Çiçek bey, bütün siyasi partilerden uzlaşma komisyonu oluşturmak amacıyla üç üye istemiştir. MHP de üç değerli arkadaşımızı üye olarak vermiştir. İleriki günlerde üyelerle ilgili süreç tamamlandığında nasıl bir yönetim ile çalışacağına prensipler oluşturulursa anayasa değişikliği ile ilgili TBMM etkin bir hale gelir. MHP de hassasiyetleri olan konularda gerekli katkıyı sağlamayı arzulamaktadır'' ifadelerini kullandı.
Bahçeli, ''Kandil'e bayrak dikilmesi''yle ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine de, ''Onu Sayın Başbakan anlamakta zorluk çekiyor. Kandil'e bayrak dikmek demek, Türkiye'ye Kandil'den yöneltilecek her türlü tehlikeye karşı Türk devletinin varlığı ve kudretini orada hissettirmek demektir'' diye konuştu.
9/26/2011

kılıçdaroğlu:gideceksin pkk ile kol kola göz göze oturup görüşmeler yapacaksın
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bugün terör varsa, tek sorumlusunun AKP Hükümeti olduğunu söyleyerek, ''Gideceksin, PKK ile kol kola, göz göze, oturup görüşmeler yapacaksın, sonra kalkacaksın muhalefeti suçlayacaksın. Bu kadar ucuz, kaba politika ancak ve ancak Recep Tayyip Erdoğan'a yakışır'' dedi.
Kılıçdaroğlu, TBMM'deki makamında bir grup gazetecinin, gündemdeki konulara ilişkin sorularını yanıtladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''terörle mücadelede muhalefetin destek değil, köstek olduğu'' yönündeki açıklamasının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, ''Nerede köstek olduk, bir açıklasa bari. Muhalefeti körü körüne eleştirmek, bir başbakanın görevi olmamalı. Biz nerede köstek olmuşuz, bunu açıklamalı önce'' dedi.
''Türkiye'de bugün terör varsa, tek sorumlusunun AKP Hükümeti olduğunu'' ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Onlar ülkeyi yönetiyor. Türkiye'yi terör bataklığına sürükleyen AKP değil mi? Gideceksin, PKK ile kol kola, göz göze, oturup konuşmalar, görüşmeler yapacaksın, sonra kalkacaksın muhalefeti suçlayacaksın. Bu kadar ucuz, kaba politika ancak ve ancak Recep Tayyip Erdoğan'a yakışır. Devlet adamı kimliği bile söz konusu değil. Biz sorunu çözmek için sorumlu davranıyoruz, o sorunu büyütmek için sorumsuz davranıyor, aramızdaki fark bu'' dedi.
Yeni anayasa
Kılıçdaroğlu, yeni anayasa çalışmalarında da inisiyatifin TBMM Başkanı Cemil Çiçek'te olması gerektiğine inandığını, parlamentonun geleneğinde de bunun bulunduğunu kaydetti.
Yemin etmeyen BDP'liler
TBMM'de yemin etmeyen BDP'lilerin durumunun sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, BDP'lilerin parlamentoya gelip, yemin etmelerini istediğini söyledi.
9/25/2011

vatandaş'tan meclise terör dilekçesi yağdı ama komisyonda görüşülmeyecek
Son günlerde terör olaylarındaki artış dikkat çekerken TBMM'ye de adeta "terör" dilekçesi yağdı. Meclis Dilekçe Komisyonu'na yazan vatandaşlar terörün bitirilmesini talep ederken; şikayet ve önerilerini sıraladı.
Vatandaşlar terörün bitirilmesini istedi
Meclis Dilekçe Komisyonu'na Ankara'dan yazan S.Ç., terörle mücadelede devleti yönetenlerin özellikle siyasetçilerin üzerine düşen görevi gereği gibi yapmadığını iddia etti. Başvuruyu inceleyen komisyon aldığı kararda, "Dilekçinin terörle mücadelede yaşanan sorunlara ilişkin kişisel görüş ve değerlendirmelerine yer verdiği dilekçesi hakkında, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ile TBMM İçtüzüğü'nün 116'ncı maddesi uyarınca komisyonumuzca bir işlem yapılamayacağına karar verildi" dedi.
Almanya'dan yazan 155 kişinin terörün bitirilmesine yönelik dilekçesine ise, "Dilekçe Komisyonu Başkanlık Divanı tarafından, belli bir konuyu ihtiva etmeyen dilekçelerin, Komisyonda görüşülemeyeceğinin karara bağlanacağı belirtilmiştir. Bu hükümler gereği, başvurunun Komisyonda görüşülemeyeceğine karar verildi" yanıtı verildi.
Komisyonda görüşülemeyeceğine karar verildi
İstanbul'dan yazan H.G.'nin 14 Temmuz 2011 Diyarbakır Silvan kırsalında 13 şehit verilmesi olayında ihmallerin bulunduğunu belirtip gereğinin yapılmasını talep eden dilekçesinin de komisyonda görüşülemeyeceğine karar verildi. Kararda şöyle denildi:
"Dilekçe üzerinde yapılan inceleme sonucunda başvurunun, Kanunun dilekçede bulunmasını zorunlu gördüğü şartları taşımadığı anlaşılmıştır. 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun'un 4'üncü maddesinde 'Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması gerekir' denilmiştir.
Dilekçe Komisyonun görev alanının belirlendiği Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 116'ncı maddesinin birinci fıkrasındaki 'Dilekçe Komisyonunun... Başkanlık Divanı... Kanunun dilekçede bulunmasını zorunlu gördüğü şartlardan herhangi birini taşımayan, dilekçelerin görüşülemeyeceğini karara bağlar' şeklindeki hükmü gereği, başvurunun komisyonda görüşülemeyeceğine karar verildi."
M.Ö. adlı kişi de dilekçesinde ülkenin birliği konusundaki görüşlerini belirtti. Dilekçeyi görüşen komisyon ise, "Dilekçe konusu incelenmiş, konu hakkında bilgi edinilmiş olup dilekçenin somut bir talep içermemesi nedeniyle, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ile TBMM İçtüzüğünün 116'ncı maddesi uyarınca dilekçe hakkında Komisyonumuzca başka bir işlem yapılamayacağına karar verildi" kararını aldı.
9/19/2011

bülent arınç:görüşmeler aktarılırsa bunu ertesi gün işportada bulmak mümkün
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu toplantısına katılmak üzere AKP'ye gelişinde, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Arınç, MİT'in terör örgütüyle görüştüğü iddialarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün konuya ilişkin, ''bunun bir istihbarat konusu olduğunu, terörle mücadele kapsamında bu tür görüşmelerin yapılabileceği ve bu tür görüşmelerde eğer bir fayda sağlanıyorsa, devam etmesi gerektiği'' konusunda beyanda bulunduğunu hatırlattı. Arınç, kendisinin de aynı düşüncede olduğunu belirtti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuya ilişkin eleştirilerini nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine ise Arınç, şunları söyledi:
''Evet 'niçin görüştünüz?' demiyorum diyor. Demek ki bu tür görüşmelerin yapılmasını kendisi de olağan karşılıyor. Ancak bunun Başbakanlık ile PKK arasında olduğunu söylüyor. Bu büyük bir iftiradır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu görüşmeler istihbarat örgütü ile diğer örgüt arasında Türkiye'de terörün tamamen sonlandırılması ve eylemlerin bitirilmesi noktasında yapılacak bir görüşmenin ipuçlarını veriyor. Bildiğiniz gibi şu anda MİT Müsteşarı olan Sayın Hakan Fidan o tarihlerde belki Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak da görev yapıyor olabilir. Çünkü bu görüşmenin tarihi henüz netleşmemiştir. Ama hepimizin bildiği gibi MİT'in çalışmalarına o zamandan itibaren katılmış, o kurumun başındaki kişi emekli olunca müsteşarlık görevine getirilmiş birisidir. Dolayısıyla müsteşar yardımcısı sıfatıyla bu toplantıya katılıyor olması, onun Başbakanlıkla ilgili olduğunu göstermez. Bilakis MİT Müsteşarlığına adım adım yaklaşan birisinin çok öncesinde MİT'in faaliyetlerine iştirak ettiğini gösterir.''
Arınç, Kılıçdaroğlu'nun ''Niçin bize haber verilmedi ya da yalan söylendi'' dediğini ifade ederek, bu tür görüşmelerin Kılıçdaroğlu'na haber verilmesi gerekmediğini belirtti. Arınç, ''Ona veya bir başkasına bu tür gizli kalması gereken görüşmeler aktarılırsa bunu ertesi gün işportada bulmak mümkün olabilir. Çünkü ne kadar kapalı oturum istemişlerse Meclis'te o kapalı oturum istekleri yerine getirilmiştir ama kapalı oturumda söylenenlerin hepsi ifşa edilmiştir veya en azından 'bize hiç bir şey söylenmedi' şeklinde eleştiriye muhatap olmuşuzdur. Bu nitelikli bir iştir. Bu işin başarıya ulaşması, işin herkesin önünde yapılmasını değil, gizlilik ölçüsü içeresinde yapılmasını gerektirir'' diye konuştu.
Görüşmelerin kim tarafından yayınlanmış olabileceğinin sorulmasına karşılık da Arınç, şunları söyledi:
''Belki bir gizli servisler mücadelesinden bahsedebiliriz. İkincisi, taraflara baktığımız zaman bunların her birinden bu tür bir sızdırma veya servis etme gerçekleşebilir diye düşünüyorum. Benim küçücük aklımla bulabildiğim sonuç budur. Orada kim var; PKK'yı temsil eden bir kaç kişi. Kim var; MİT var. Kim var, üçüncü bir ülkeden kendisini bir şekilde tanıtan kişi. Bir dördüncüsü de olabilir. Bu görüşmeleri dinlemiş, not etmiş, zamanı geldiğinde de kendi yararına sızdırmak isteyen bir başkası olabilir. O sizin dediğiniz ülkeyle birlikte her şey akla gelebilir. Ama önemli olan sonuç, bu tür bir gizli kalması gereken görüşmenin bile dinlenebildiği ve yeri ve zamanı gelince o kişiler veya kurumlar tarafından sızdırılabildiğidir. Çok da önemli değil. Bu bir şekilde ortaya konulmuştur. Bundan sonraki amaçlarda veya bundan sonraki zamanlarda, evrelerde sanıyorum bu tür dikkatler daha da çoğalmış olması lazım.''
8/17/2011

işci partisi askerleri ve yurtseverleri tutuklayanlar terörle mücadele edemez
Esinoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, içinde Milli Güvenlik Kurulu üyesi orgeneralin de bulunduğu terörle mücadele eden 17 komutan hakkında yakalama kararı çıkarıldığını belirten Esinoğlu, "PKK'nın da AKP'nin de ipleri Amerika'nın elindedir" iddiasında bulundu.
Esinoğlu, "Vatanı için canını ortaya koymaktan bir an olsun çekinmeyen şehitlerimizin yakınlarının, Silahlı Kuvvetlerimizin ve bütün milletimizin başı sağolsun" dedi ve şöyle devam etti:
"Bu saldırılar her geçen gün artarken 'Sabrımız taşıyor, bıçak kemiğe dayandı. Ramazan diye sabrediyoruz' diyen Erdoğan ve AKP iktidarı, bu saldırılar karşısında ne yapmaktadır? Diyarbakır'da Demokratik Toplum Kongresi adı altında toplanıp 'özerklik' ilanını seyredenler, Habur'da Çadır Mahkemeleri kuranlar, terörle mücadele eden askerleri ve yurtseverleri tutuklayanlar, terörle mücadele edemez, terörü PKK ile birlikte ülke çapına yayarlar."

turgut özal'dan tayyip erdoğan'a kadar 23 yıldır bıçak kemiğe dayanmış sonuç?
Terörle mücadele konusunda sabrın son noktasına gelindiğini, Ramazan ayı olması sebebiyle bir müdahale yapılmadığını fakat Ramazan'dan sonra gerekli operasyonların başlatılacağını duyuran Başbakan Erdoğan 'bıçak kemiğe dayandı' sözleri ile terör konusunda gelinen son noktayı ifade etti.
Başbakan Erdoğan'ın terörle mücadele ile ilgili bu sözleri Sözcü gazetesinin sürmanşetinde 23 yıllık bir gerçeği de ortaya koydu.
1988 yılında Turgut Özal'ın terörle mücadele konusunda: 'Bu devlet haince kan döken teröriste bedelini ödetecek güçtedir.Artık bıçak kemiğe dayandı' dedi.
Bunu takip eden yıllarda Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve son olarak Recep Tayyip Erdoğan'da terörle mücadele ile ilgili 'Artık bıçak kemiğe dayandı' sözleri ile terörle mücadeleye tepkilerini aynı şekilde gösterdiler.
1988 yılından 2011 yılına kadar 6 Başbakan değişti fakat terörle mücadele konusunda 23 yıldır aynı sözler söyleniyor.
Şimdi merak edilen soru ise Başbakan Erdoğan'ın terörle mücadele konusunda eski liderlerden bir farkı olacak mı?
7/22/2011

oktay vural devlet topyekun mücadele eder polisi askerimi olur bu işin
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM bahçesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir basın mensubunun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, iç güvenlikte polisin kullanımının masada olduğuna yönelik sözünü hatırlatmasına Vural, "Terör örgütünün aldığı bu cesaret karşısında acze düşmüş hükümetin sorumluluğu terörle mücadele edenlere havale etme noktasındadır yani suçlu terörle mücadele edenler mi, bir dön aynaya bak, bir iğneyi kendine batır bakalım" dedi.
'Devlet topyekun mücadele eder, polisi askeri mi olur bu işin'
Terörle mücadelede devletin topyekûn mücadele edeceğini belirten Vural, "Polisi, askeri mi olur bu işin" dedi. Vural, şöyle dedi: "Terörle mücadele yerine terörle müzakere eden sen değil misin, İmralı ile müzakere eden sen değil misin, Kandil'de beslenmelerine müsaade eden sen değil misin, onların siyasi amaçlarını meşru gösteren sen değil misin, terör örgütünün lojistik destekleri mi kesildi, finansman destekleri mi kesildi, yani iğneyi kendilerine batırsınlar. Stratejik alanda yapılan yanlışlıkların bedelini terörle mücadele edenlere havale etme işgüzarlığından başka bir şey değildir. Devlet topyekûn mücadele eder, polisi, askeri mi olur bu işin. Stratejide yaptıkları yanlışlıkların bedelini bugün ödüyoruz, demokratik özerklik bu yanlışlıkların sonucudur. İmralı ile müzakere bu yanlışlıkların sonucudur. Kandil'de terör örgütünü besleyen Barzani'nin altına kırmızı halı serenler kimler, bunlar değil mi?"
Anayasaya göre milli güvenliğin sağlanmasından TBMM karşısında Bakanlar Kurulu'nun sorumlu olduğunu ifade eden Vural, şöyle dedi: "Terör örgütüyle müzakere ederler, 13 şehidimiz olduktan sonra gider terör örgütü başıyla görüşürler. İmralı'yı beslerler, iletişim kaynakları devam eder; kılı kıpırdamaz sonra asker mi, polis mi, nerede gücün varsa onu kullan."
'AKP sorumluluktan kaçarak sorumluluğu asker ya da polise havale ediyor'
Hükümetin iğneyi önce kendisine batırması gerektiğine işaret eden Vural, "Bu yaklaşımlar açıkçası Bakanlar Kurulu'nun ve AKP'nin, hükümetin sorumluluktan kaçarak sorumluğu asker ya da polise havale etme anlayışından kaynaklanıyor, adama da sorarlar, özel harekât timlerini oradan uzaklaştıran sen değil miydin? Onları yok sayan sen değil miydin, bedelini milletimiz ödüyor, bence hükümet siyasal çözüm arayışlarından vazgeçmeli ve terörle mücadele etmelidir" dedi.
Başbakan'ı eleştirdi
Başbakan'ın terör örgütünde iki başlılık olduğunu ifade ettiğini belirten Vural, "Herhalde projelerinden biri de terör örgütünde bu başlılığı ortadan kaldırmak. Böyle bir düşünce olabilir mi, devlet terör örgütünün iki başlı olmasından rahatsızlık duyuyor. Ne yapacaksınız bunları uzlaştıracak mısınız, terör örgütünü tek başlı hale mi dönüştüreceksiniz. Bunların hepsi terörle mücadelede ortaya konulan bir siyasal zaafı ortaya koymaktadır. Ortada terörle mücadele konusunda bir irade yoktur" dedi.
AKP'ye çağrı
Meclis kapanmadan önce parlamentoda bir metnin imzalandığını hatırlatan Vural, "Bu metin terörle mücadele konusunda siyasi ve silahlı saldırıların neticesiz kalacağına ilişkin bir iradedir" dedi. Terörle mücadele edilmesine isteyen Vural, "Açılım adı altında terör örgütün siyasi amaçlarını meşrulaştıran girişimlerden vazgeçmelidir. Strateji yanlış, teknik açıdan yeterince terörle mücadele konusunda atılan adım yok. Önce Sayın Başbakan iğneyi bir kendine batır da ondan sonra diğerlerini konuşalım" dedi.
Aysel Tuğluk'un sözleri
Bir basın mensubunun, "Aysel Tuğluk, 'Biz o gün zamanlama hatası yaptık, keşke o gün açıklamasaydık' dedi, ne diyorsunuz?' sorusuna Vural, "Yani zırvayı ne zaman açıklarsan fark eder mi? Ne demek, o gün açıklamasıyla sonra açıklamasının bir anlamı var mı?" dedi. Vural, şöyle dedi: "PKK terör örgütünün etekleri altında siyaset yapanlar, PKK'nın istek ve arzularını yerine getirmek için bunları dile getirenlerin söylediklerinin hiçbir anlamı yoktur. Zırva tevil götürmez. Demokratik özerklik talebi bu milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik girişiminin bir parçasıdır, yeni bir senaryodur, böyle bir hususun kabul edilmesi mümkün değildir."
7/15/2011

mhp'nin önerisiyle meclisten ortak tavır iktidar partisi ve muhalefet deklarasyon hazırlıyor
AK Parti, CHP ve MHP Grup Başkanvekillerinin ortak imzasını taşıyan açıklamada, milletin birliğine, ülkenin bütünlüğüne, devletin tekliğine karşı girişilen siyasi ve silahlı saldırıların sonuçsuz kalmaya mahkum olduğu belirtilerek, ''Milli güvenliğin sağlanmasından Meclisimize karşı sorumlu olan Hükümetin, hukuk devleti, demokrasi ilkeleri ve insan haklarına saygı çerçevesinde terörle ve bölücü girişimlerle mücadele için seferber edeceği her adımda yanında olacağız'' denildi.
TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, siyasi parti gruplarının başkanlığa verdiği ortak imzalı önergeyi okudu. AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi ve MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural imzalı ''TBMM açıklaması'' başlığını taşıyan açıklamada, bölücü terör örgütünün, hain saldırıları sonucu, devletin ve milletin birlik, bütünlüğünü korumak için mücadele eden kahraman güvenlik güçlerinden 13 askerin şehit olduğu belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
''TBMM'nin manevi varlığının ayrılmaz bir parçası olan bütün şehit askerlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve büyük Türk milletine başsağlığı diliyoruz.
Hiçbir güç, Türkiye devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü sarsamayacaktır. Milletimizin birliğine, ülkemizin bütünlüğüne ve devletimizin tekliğine karşı girişilen siyasi ve silahlı saldırılar neticesiz kalmaya mahkumdur.
Milli güvenliğin sağlanmasından yüce Meclisimize karşı sorumlu olan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin, hukuk devleti, demokrasi ilkeleri ve insan haklarına saygı çerçevesinde terörle ve bölücü girişimlerle mücadele için seferber edeceği her adımda yanında olacağız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terörle mücadelesi, demokratik, meşru ve hukukidir. Milletimizden aldığımız güçle, TBMM'de grupları temsil eden milletvekilleri adına yüce Türk milletine saygıyla arz ederiz.''
Bu arada Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay AK Parti'nin terörle mücadele için muhalefetle görüşeceğini söyledi.
7/14/2011

devlet bahçeli 13 askerin şehit düşmesi türk milletinin yüreğini dağlamıştır milli vicdan isyan halindedir
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 13 askerin şehit düşmesiyle ilgili olarak, ''Çok tehlikeli sonuçları olacak bu vahim noktaya gelinmesinin en büyük sorumlusu terörle mücadeleyi zaafa uğratan, PKK açılımı ile bölücü emelleri siyaset sahnesine taşıyan ve İmralı canisi ile Türkiye'nin bölünmesiyle sonuçlanacak gizli siyasi çözüm pazarlıkları yürüten Başbakan Erdoğan ve hükümetidir'' dedi.
Bahçeli, Silvan'daki terör saldırısı nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, ''Diyarbakır;ın Silvan ilçesi kırsalında PKK terör örgütünün alçakça kurduğu pusu sonucu 13 askerimizin şehit düşmesi ve 7 askerimizin yaralanması Türk Milletinin yüreğini dağlamıştır. Milli vicdan isyan halindedir'' ifadesini kullandı.
Hatıraları Türk milletinin gönlünde ve hafızasında ebediyen yaşayacak olan aziz şehitlere Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ettiğini belirten Bahçeli, şehitlerin yakınlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerine başsağlığı, yaralı askerlere acil şifalar diledi. Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti:
''Türk Milleti;nin başı sağolsun. Türkiye, hain terör saldırılarının sürdüğü, etnik bölücülerin her gün devlete meydan okuyan tahriklerle sahneye çıktığı, PKK militanlarının gündüz vakti yollarda barikatlar kurup kontroller yaptığı, insan kaçırdığı, Türkiye;nin belirli bölgelerinde devlet otoritesinin ortadan kalktığı karanlık bir dönemden geçmektedir.
Çok tehlikeli sonuçları olacak bu vahim noktaya gelinmesinin en büyük sorumlusu, terörle mücadeleyi zaafa uğratan, PKK açılımı ile bölücü emelleri siyaset sahnesine taşıyan ve İmralı canisi ile Türkiye;nin bölünmesiyle sonuçlanacak gizli siyasi çözüm pazarlıkları yürüten Başbakan Erdoğan ve hükümetidir.
Terör örgütü ve etnik bölücülerin en büyük ümit, cesaret ve cüret kaynağı haline gelen Başbakan Erdoğan ve hükümeti terörle mücadele ve Türkiye;nin milli güvenliği konularındaki anayasal görev ve sorumluluklarının gereğini yerine getirmeyerek anayasa suçu işlemektedir.
Türkiye'yi bir felaket uçurumunun kenarına sürükleyen Başbakan;a anayasal görev ve sorumluluklarını hatırlatıyor, gaflet ve delaletle ihanet arsındaki ince çizgiyi çiğneyen bu tutumunu derhal gözden geçirerek değiştirmeye davet ediyorum. Başbakan Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti;nin Başbakanı olduğunu biran önce idrak etmeli ve İmralı canisi ile gizli pazarlık sürecini derhal kesmeli, PKK açılımı denilen yıkım projesinden vazgeçtiğini açıklamalı, terörle hem içerde hem de Kuzey Irak'ta etkili bir mücadele için Türkiye'nin bütün imkanlarını seferber etmelidir. Bunları yapmadığı takdirde, tarih ve Türk Milleti kendisini affetmeyecektir. MHP, Başbakan;ın çok gecikmeli de olsa aklını başına alıp terörle mücadele için atacağı bu adımları samimiyetle destekleyecektir.''

