En Yeniler
yargı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yargı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1/23/2012

seyyah1906

uğur mumcu cinayetinden bu yana yargıda değişen bir şey yok

CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, katledilişinin 19. yılında Gazeteci-Yazar Uğur Mumcu'yu anma amacıyla Aliağa Belediyesi'nin düzenlediği "Demokrasi İçin Adalet" konulu söyleşiye katıldı.
Burada konuşan Cihaner, Türkiye'de geçmişte yaşanan birçok acı olayın net ortaya çıkarılamadığını ifade etti. "Ülkemiz aydınlar mezarlığına döndü ve hiç biri net bir şekilde ortaya çıkarılmadı" diyen Cihaner, "Sivas ve Maraş olayları da aynı şekilde, üzerlerinde hep bir fluluk var" dedi. Uğur Mumcu'nun "rabıta skandalı"nı ortaya çıkardığını anımsatan Cihaner "İstihbarat örgütlerini, gerici örgütlenmeleri soruşturuyordu. Kürt sorununu araştırıyordu. 12 Eylül'deki hak ihlallerini araştırıyordu. Çok geniş bir yelpazenin hedefindeydi" dedi.

Türkiye'de yargı sisteminin sorunlu olduğunu ifade eden Cihaner, "Türkiye'de yargı hiçbir zaman bağımsız olmadı. Yargı, 'gelene ağam, gidene paşam' dedi. 12 Eylül'de darbecilerin emrine girdi. Bugün gelinen noktayı ise hepiniz biliyorsunuz, yargı siyasi iktidar ile aynı çizgiye geldi" diye konuştu. Cihaner, Türkiye'de yargılama kültürünün yanlış olduğunu belirterek, "Özel Yetkili Mahkemeler adil ve etkin sorgulamanın önündeki en büyük engellerdir. Dink Cinayetinde 'Örgüt var ama delillendiremedik' demek etkin bir soruşturma yapamadık demektir. Özel yetkili mahkemeler mutlaka kaldırılmalı. Yani aslında Uğur Mumcu cinayetinden bu yana yargıda değişen bir şey yok" değerlendirmesinde bulundu.

"Uğur Mumcu davasının aydınlanabilmesi için Hrant Dink davasına pilot olarak görebiliriz" diyen Cihaner, "Bu davada her şey aydınlatılabilirse Uğur Mumcu ve üstü örtülen cinayetler de aydınlığa kavuşur" diye konuştu. Yaşanan olaylarda istihbarat örgütlerinin rolünün hiç tartışılmamış olmasını çok önemsediği belirten Cihaner, şöyle devam etti: "Devletin birçok istihbarat örgütü var. Örneğin şimdi içinde işadamı, askeri, gazetecisi, bilim adamı çok geniş kitleyi kapsayan bir yapılamadan, sözde illegal bir durumdan Ergenekon'dan bahsediyorlar. Maden bu kadar büyük ve geniş bir kapsamlı oluşum var. O zaman devletin istihbarat birimleri nerededir? Görevi nedir? Diye sormak lazım."

1/07/2012

seyyah1906

gazi meclisin ve milletvekillerinin onurunu korumaya çağırıyorum yarın herkes için geç olacaktır

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, yaptığı yazılı açıklamada, TBMM Başkanı'nın tek görevinin ''frak giyip Genel Kurulu idare etmek olmadığını'' ifade etti.
TBMM'nin, milletvekillerinin itibarını korumanın, yasama organının hak ve hukukunu savunmanın Meclis Başkanlarının en temel görevi olduğunu belirten İnce, şunları kaydetti:
''Sayın Cemil Çiçek, bu görevini yerine getirmediği gibi TBMM'yi itibarsızlaştırıp, milletvekillerinin özgürce görev yapmasını engelleyecek baskı niteliğindeki girişimleri seyretmekle yetinmektedir. Oda Tv davasında milletvekillerinin hiçbir suç unsuru olmayan telefon görüşmeleri, denetim ve yasama faaliyetleri şüpheliler bakımından delil ve gerekçe kazandırılmak amacıyla kullanılmıştır. Sayın Çiçek, bu konuda kendisinin girişimde bulunması konusundaki taleplere kulak tıkamış, soru önergelerini yanıtsız bırakmıştır. Bu bakımdan Sayın Çiçek'in gensoru hakkındaki bu tutumu salt teknik bir değerlendirme olarak nitelendirilemez. Bu tutum daha önceki tutumu ile bağlantılı ve yasama organını yürütme organının emrine veren bir anlayışın yeni bir örneğidir. Sayın Çiçek, yargı üzerinden, yürütmenin kendisinin başkanı olduğu yasama organına müdahalesini yok saymaktadır. Kendisinin koruması gerektiği, yasama organını kendisi korumasız bırakmaktadır.''

''Pek çok benzer önerge işleme konuldu''

Anayasanın 138. maddesinin gerek içtihat gerekse TBMM uygulamalarında, davası görülen bir konuda TBMM'de yasama ve denetim faaliyeti yapılamayacağı şeklinde yorumlanmaması gerektiğini savunan İnce, ''Sadece yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin faaliyetler erkler ayrılığını etkileyeceği için bu yasağın kapsamında değerlendirilmektedir. Kaldı ki geçmiş dönemlerde pek çok benzer önerge TBMM tarafından işleme konulmuştur'' iddiasında bulundu.

Çiçek'in bu tavrıyla TBMM'nin devamlılık kazanan uygulamalarını ve Anayasa Mahkemesi kararlarını yok saydığını öne süren İnce, şu görüşleri ifade etti:
''Kaldı ki yargı yetkisinin kullanılması konusu ile yasamanın faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin Anayasal hükümler arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Bu açıdan yasama ve denetim faaliyetlerini gözetmesi gereken Sayın Başkan'ın tutumu yanlıştır.
Önergedeki ifadeler, yargı organlarının değil, idarenin işlemlerinin sorgulanmasını içermekte ve idareye ilişkin tespitlere yer vermektedir. Yargıya düzen vermek isteyen Adalet Bakanı'nın düşürülmesini amaçlamaktadır. Bu açıdan Adalet Bakanı'nın düşürülmesinin yargı yetkisinin kullanılması ile yakından uzaktan bir ilgisi yoktur.
Gensoru önergesinin işleme konulmaması Sayın Çiçek'in tarafsızlığını gölgelemiştir. Sayın Çiçek, bu girişimiyle eylemli İçtüzük ihlali yapmıştır.
Sayın Çiçek'i yasama organının, Gazi Meclisin ve milletvekillerinin onurunu korumaya çağırıyorum. Yarın herkes için geç olacaktır. Bir gün muhalif milletvekillerinin kapısının çalınıp kelepçe ile götürülmesine tanık olmamak için uyarı görevimi yerine getiriyorum. Görün artık.''

7/11/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan siyaset kurumu milletle aynı frekansı tutturmalı aynı yöne bakmalı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokrasilerde muhalefetin en az iktidar kadar önemli olduğunu belirterek, ''Ama muhalefet konumunu bilemiyorsa marjinalleşiyorsa o zaman bu ülkede ileri demokrasiden bahsedemeyiz. Hele hele anamuhalefet marjinalleşirse bu büyük tehlikedir. Siz kalkar da 'İki arkadaşımız burada yemin etmedikçe biz yemin etmeyeceğiz' derseniz bu marjinal bir düşüncedir ve bak geldiniz yemin ettiniz, ne oldu'' diye konuştu.
Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nda 61. Hükümet'in programı üzerindeki görüşmelerde yöneltilen eleştirileri yanıtladı.

Hükümet programı üzerindeki görüş, öneri ve eleştirilerini Genel Kurul ile paylaşacağını zannettiği muhalefetin, program üzerinde konuşma fırsatı bulamadığını anlatan Erdoğan, ''Dolayısıyla, hükümet programıyla ilgili burada en ufak bir şey duymadım, dinlemedim'' dedi. Kendisini, zaman zaman ''adeta sanki yargı salonunda hissettiğini'' ifade eden Erdoğan, ''Çünkü sadece burada bu konuşuldu. Biz hükümet programını tartışacağımızı zannediyorduk ve ben buna rağmen yine de konuşmacılara şahsım, grubum adına teşekkür ediyorum'' ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan, 16 yıl önce, 11 Temmuz 1995'te Bosna Hersek'in Srebrenitsa kasabasında toplu katliam gerçekleştirildiğini ifade etti. Savaştan, çatışmalardan, soykırımdan kaçan on binlerce Müslüman Boşnak'ın BM'nin güvenli bölge olarak ilan ettiği Srebrenitsa kasabasına sığındığını anımsatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Radovan Karadziç ve Ratro Miladiç komutasındaki milisler kasabayı ele geçirdiler ve bugün dahi tam rakamı bilinmeyen 10 binin üzerinde olduğu tahmin edilen masum sivilleri birkaç gün içinde toplu katliama tabi tuttular. Geç de olsa, Karadziç'in ardından 'kasap' lakabıyla tanımlanan Miladiç'in de yakalanması, adalete teslim edilmesi Srebrenitsa üzerindeki kurşun gibi ağır atmosferi bir nebze olsun dağıtmıştır. Geçen yıl ben törenlere katılmıştım bu yılda Başbakan Yardımcımız Bülent (Arınç) Bey katıldılar. Oradaki tüm şehitlere Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine sabırlar temenni ediyorum.

Halen aydınlatılması gereken karanlık noktalar olduğunu, halen adalete teslim edilmeyi bekleyen zanlılar olduğunu, nereye gömüldüğü bilinmeyen yüzlerce belki de binlerce kayıp olduğunu biliyoruz. İşte bu nedenle Srebrenitsa katliamını unutmayacak, unutturmayacağız. Avrupa'nın ortasında bir daha benzer katliamlar yaşanmaması için Türkiye olarak bu meseleyi takip etmeye devam edeceğiz. TBMM Genel Kurulundan bir kez daha Boşnak kardeşlerimize yürekten dayanışma mesajlarımızı iletiyorum.''

-''BUNU DÜŞÜNMESİ LAZIM''-

12 Haziran seçimlerinin Türkiye'de her kesime çok önemli mesajlar verdiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Bu mesajları alanlara ne mutlu. Ben burada özellikle bir hususun altına çizerek ifade etmek istiyorum; 1945'te Türkiye çok partili döneme adım attı. 1950 yılında ilk kez millet iradesi sağlıklı bir şekilde sandığa yansıdı'' şeklinde konuştu.

Erdoğan, 1945'ten bugüne kadar demokrasinin inişli, çıkışlı dönemlerden geçtiğini, çok badireler atlattığını, müdahaleler yaşadığını belirterek, yaşanan tüm sancılara, acılara, tartışmalara rağmen demokrasinin sürekli olgunlaştığını, sürekli ilerleme kaydettiğini ve standartlarını her geçen gün daha da ileri seviyelere taşıdığını anlattı.

12 Haziran seçimlerinin Türkiye'ne demokrasinin ulaştığı seviyeyi ve sahip olduğu ileri standartları göstermesi bakımından özellikle önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İster profesör, ister çoban, bu milletin her bir ferdi serbestçe oyunu kullanıyor. Kendi hür iradesiyle kendi tercihini yapıyor. Millet seçimler yoluyla her tartışmaya, her soru işaretine, her anlaşmazlığa ve uyuşmazlığa çok net bir şekilde hakemlik yapıyor ve söylenmesi gerekeni en güzel şekilde söylüyor. 12 Haziran akşamı sandıkların açılması ve ortaya çıkan tablo, 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' ilkesine inanıyorsak, yapılması gereken muhalefet başını iki elinin arasına alacak, 'biz nerede, ne yanlış yaptık da acaba yüzde 50 AK Parti'ye gitti' diye bunu düşünmesi lazım. Yani yüzde 26 alacaksın, asıp keseceksin. Yüzde 13 alacaksın, asıp keseceksin. Yok böyle bir şey. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletinse buna teslim olacaksın. İki kişiden bir kişi AK Parti'ye oy vermiş.''

Erdoğan'ın bu sözlerine CHP'li milletvekilleri, ''Teslim olmak ne demek'' diye tepki gösterdi.

-''TÜRKİYE'NİN ULAŞTIĞI STANDARTLARA PARALEL BİR DURUŞ...''-

Milletin seçimler yoluyla her soru işaretine, her anlaşmazlığa ve uyuşmazlığa çok net bir şekilde hakemlik yaptığını anlatan Erdoğan, ''Bu hakemliğin neticesidir 12 Haziran. Hakemliğe kulak asmayanları hakem sahadan atar, bağırıp çağırmayla bu iş olmaz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, 12 Haziran seçimlerinde katılımın yüzde 87 gibi çok yüksek bir orana ulaştığını anımsatarak, temsiliyetin yüzde 95'lik bir oranla çok kapsayıcı bir şekilde teşekkül etmesinin milletin basiretini açık ve net olarak ortaya koyduğunu söyledi.

''Milletin sahip olduğu demokratik olgunluğun aynı derecede parlamentoya ve siyasete de yansıması en büyük arzumuzdur'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bugün artık dünün söylemleriyle dünün kelimeleriyle düne ait parametrelerle yolumuza devam edemeyiz. Çatışmaya, çekişmeye, birbirinin paçasından tutarak aşağıya çekmeye, karalamaya, iftiraya dayalı bir siyaset anlayışı Türkiye'nin hak ettiği bir siyaset anlayışı değildir. Siyasetçiler, bunun altını çiziyorum, millet kadar vizyon ve ufuk sahibi olmak durumundadır. Siyaset kurumu, milletle aynı frekansı tutturmalı, aynı yöne bakmalı, Türkiye'nin ulaştığı standartlara paralel bir duruş sergilemek zorundadır. Şu hususu her fırsatta ifade ettim: Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar önemlidir ama muhalefet konumunu bilemiyorsa marjinalleşiyorsa o zaman bu ülkede ileri demokrasiden bahsedemeyiz. Hele hele anamuhalefet marjinalleşirse bu büyük tehlikedir. Siz kalkar da 'İki arkadaşımız burada yemin etmedikçe biz yemin etmeyeceğiz' derseniz bu marjinal bir düşüncedir ve bak geldiniz yemin ettiniz, ne oldu?''

7/06/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan anamuhalefet demokrasilerde her zaman iktidarın alternatifidir

CHP ve BDP'nin yemin etmeme ısrarı sürerken Başbakan Erdoğan'dan bir kez daha net uyarılar geldi.
"Ana muhalefet herhalde marjinal değildir" diyen Başbakan, "Bırakın yargı ne yapacaksa yapsın, süreç orada devam etsin. Ama sen gel burada aynen MHP'nin yaptığı gibi çalışmalara katıl" şeklinde konuştu. Erdoğan, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın, 15 Temmuz'u çözüm için son gün olarak değerlendirmesini "sürçü lisan" diye yorumladı. Başbakan , BDP'nin tutumunu ise "demokrasi içinde yol arayacaklarsa bunun yeri Diyarbakır değildir" sözleriyle eleştirdi.
Bakanlar Kurulu listesini açıklayan Başbakan Erdoğan, yemin krizi ve Meclis'i boykota ilişkin soruları da yanıtladı. CHP ve BDP'ye bir çağrı daha yapan Erdoğan, "Arzumuz muhalefetin yemin ederek orada olmasıdır" diye konuştu.

"Tarih Vermeyi Doğru Bulmuyorum"
Başbakan, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş'ın "15 Temmuz son tarih, yoksa iş işten geçer" şeklindeki sözlerini de yorumladı. Erdoğan, "Grup Başkanvekili arkadaşımın ayın 15'iyle ilgili böyle bir sürçü lisanı olmuş. Tabii böyle bir tarih vermeyi doğru bulmuyorum, o yanlış bir şey" şeklinde konuştu.

"Anamuhalefet Herhalde Marjinal Değildir"
CHP'nin tavrının tasvip edilemeyeceğine vurgu yapan Erdoğan, şunları söyledi:
" Anamuhalefet herhalde marjinal değildir. Anamuhalefet demokrasilerde her zaman iktidarın alternatifidir. İktidarın alternatifi olan bir anamuhalefet partisi marjinal düşünce kalıbı içerisinde hareket ederse bu öyle zannediyorum ki kendisine yetki verenleri de üzecektir. Ve şu anda anamuhalefetin tavrını tasvip etmemiz mümkün değildir."

"Bırakın Yargı Ne Yapacaksa Yapsın"
CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun milletvekillerine "seçim bölgelerinize gidin anlatın" talimatı da Başbakan'a soruldu.

Erdoğan. "Anadolu'ya bütün milletvekillerini dağıtıp gidip orada anlatın... Neyi anlatacak? 'Biz yemin etmedik, içeride iki tane arkadaşımız vardı bundan dolayı yemin etmedik' diyemezsin. Bu bir defa yargıya, hukuka karşı ayrı bir saygısızlıktır. Bırakın onu yargı ne yapacaksa yapsın o süreç orada devam etsin. Ama sen gel burada aynen MHP'nin yaptığı gibi sende buradaki çalışmalara katıl. Ama bunlar buradaki çalışmalara katılmamak suretiyle şu anda anamuhalefet görevini yerine getirmiyor. Tek farkı var, tribünde izlemiyor genel kurula giriyor. Olay budur" dedi.

"Yol Arama Yeri Diyarbakır Değil, TBMM'dir"
Meclis'e bile gelmeyen BDP'yi de eleştiren Erdoğan, şunları söyledi:
"Kendilerine farklı bir yol çizmişler. Diyarbakır'da toplanmışlar. Demokrasi içinde kendilerine bir yol arama hedefleri yok. Demokrasi içinde yol arayacaklarsa bunun yeri Diyarbakır değil. Bu işin tek yeri TBMM. Türkiye'nin milletvekili ise bunlar yerleri TBMM'dir. Ancak İl Genel Meclisi üyesi iseler onu bilemem. Ama şu anda öyle gibi çalışıyorlar. CHP ile ilgili ne söylediysem onlar içinde söyleyeceklerim farklı değil."

Arınç: "Gündeme Gelemez"
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise yemin etmeyen milletvekillerinin durumuna ilişkin, "Bence, 15 Temmuz tarihi itibariyle milletvekilliklerinin düşürülmesi konusu gündeme gelemez ve gelmemeli" dedi. 

7/05/2011

seyyah1906

izmirde chp'ye oy verdiler diye kardeşini ve yeğenini bıçaklayarak öldürdü

İzmir'de 43 yaşındaki adam, CHP'ye oy veren kardeşi ve yeğenini öldürdü. Duruşmada, "Sevmediğim partiye oy vermişler. Bir anda kendimi kaybettim. Bıçağı rastgele savurdum" dedi.

Olay, milletvekili seçimlerinin yapıldığı 12 Haziran’da saat 13.30 sıralarında, meydana geldi. İşsiz olduğu öğrenilen 43 yaşındaki Nevzat S. evde kardeşi 41 yaşındaki Nihat S. ve yeğeni Kazım Ç. ile oy verdikleri partiler yüzünden tartıştı.
Çıkan kavgada Ak Partili olduğu belirtilen Nevzat S., eline geçirdiği bıçakla CHP’ye oy veren kardeşi Nihat S.’yi vücudunun çeşitli yerlerinden, yeğeni Kazım Ç.’yi de kolundan yaraladı. Bir tekstil şirketinde çalışana ağır yaralı Nihat S. yakınları tarafından kaldırıldığı Karşıyaka Devlet Hastanesi’nde yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından kaçan zanlı Nevzat S., polislerce yakalanarak gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen Nevzat S.tutuklandı.

ÖMÜR BOYU HAPSİ İSTENDİ
Cinayetin ardından olayı soruşturan savcı Ahmet Küçükpınar, sanık Nevzat S.’nin, ’yakın akrabayı öldürmek ve yaralamak’ suçundan yargılanmasını talep etti.

Tutuklandığında hakime verdiği ifadede Nevzat S.’nin, "Kardeşim ve yeğenim ile oy verme meselesi yüzünden tartıştık. Sevmediğim partiye oy vermişler. Bir anda kendimi kaybettim. Bıçağı rastgele savurdum. Böyle olmasını ben de istemezdim. Şimdi çok pişmanım" dedi.

Sanık Nevzat S., Ağır Ceza Mahkemesi’nde cinayetten ömür boyu hapis ve yaralamaktan da 5 yıl hapis cezası istemiyle hakim önüne çıkacak.

7/02/2011

seyyah1906

devlet bahçeli ne yazıkki hiç bir sorunu bütünü ile kavrayamıyor temelinde çözemiyoruz

Bahçeli,Twitter'daki hesabından verdiği mesajda , ''Ne üzücü ki hiçbir sorunu bütünü ile kavrayamıyor, temelinde çözemiyoruz. Devlet sorumluluğu taşıyanlar samimi ve içten olmadıklarından, boğuştuğumuz sorunlardan kurtulamıyoruz'' ifadelerini kullandı.

''Sanki herkes krizden medet umuyor, serpilip büyümesi için adeta çaba sarf ediyor. Yaşanılan son talihsiz gelişmeler ister istemez bana bunları düşündürüyor'' görüşünü dile getiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:
''Yargının tarafsız, adil, eşitliği önceliğe alan ve genel çıkarı gözeten niteliklerinden uzaklaştığı anlaşılıyor. Bilmemiz lazım ki var olan sorunlar tesadüfen ve anlık gelişmelerin eseri olarak ortaya çıkmadı. Dünden bugüne, sorunlar üst üste birike birike geldi. Nitekim kaos ve kriz ateşine durmadan odun taşındı. Ufukta belirginlik kazanan problemlere kafa yormak ve çözüm üretmek gerekirken istismarla vakit geçirildi.

Nafile gayretler, içi boş beyanatlar, manasız ve hesaplı davetler üzerimize gelen kara bulutları dağıtmaya yetmiyor. Eğer siyasi iktidar hadiselerin gidişatını kestiremiyorsa ya tükenmiştir ya da art niyetlidir. Değişimi anlamadan propagandasını yapanlar, vesayetten kurtuluyoruz derken yeni bir vesayetin bataklığına saplanıyorlar. Var oluşundan bugüne kadar 91 yıl boykot edilmeyen Gazi Meclis bu gün itibarsızlaştırılma süreci ile karşı karşıya bulunuyor. Aklımızdan çıkarmayalım ki dayandığı gelenekleri ve temel ilkeleri çiğnenmiş millet iradesi hepimiz için felaketlere kapı aralar.''

6/30/2011

seyyah1906

kılıçdaroğlu kimseden yargıyı arayın talimat verin gibi bir talebimiz olmadı

Başbakan bugün grup toplantısında ''Ana muhalefet diyor ki; 'Başbakan bu işi çözsün'. Başbakan ne yapacak? Hakimleri arayıp talimat mı verecek?'' dedi.


'Başbakan'ın sözlerini yadırgadım'
Gazeteciler, Başbakan'ın bu açıklamasını CHP lideri Kılıçdaroğlu'na sordular. Kılıçdaroğlu, ''Kimseden yargıyı arayın talimat verin gibi bir talebimiz olmadı. Başbakan'ın sözlerini yadırgadım. Sadece şunu istedik. Anayasa’nın 90. maddesi var. AİHM var. BM var. Hukukun üstünlüğü evrensel hukuktur. Bu yerine getirilsin dedik. Biz de bunu istedik'' cevabını verdi.

6/28/2011

seyyah1906

yeminleri engellenen arkadaşlara yemin etme yolu açılmadıkca bizde yemin etmeyeceğiz

Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tahliye talepleri reddedilen milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay hakkındaki parti meclisi kararını açıkladı.
CHP bugün mecliste düzenlenecek 24. dönem yemin törenine katılmayacak.
"Yeminleri engellenen arkadaşlara yemin etme yolu açılmadıkça biz CHP vekilleri de yemin etmeyeceğiz" diyen Kılıçdaroğlu, tavırlarını haksızlığa karşı duruş olarak açıkladı.

CHP genel başkanı TBMM'de yaptığı basın toplantısında, 2002 yılında hakkında tutukluluk kararı bulunan Tayyip Erdoğan'ın milletvekili olması için irade ortaya koyan CHP'nin bugünkü talebinin de milletin iradesi olan iki seçilmiş vekilin meclise gelebilmesi olduğunu belirtti.

CHP'nin Balbay ve Haberal için af ya da dokunulmazlık talebinin bulunmadığının ve yargılanmalarına itirazları olmadığının altını çizen Kılıçdaroğlu, mazbatalarını almış vekillerin yemin etmelerine engel olunmasına karşı çıktıklarını ifade etti.
İktidar tepkili

CHP'nin yemin etmeyeceğini açıklamasına hükümet kanadından ilk tepki Başmüzakereci ve AKP milletvekili Egemen Bağış'tan geldi.

"Yemin etmemek, meclis çalışmasın ve sorun çözülmesin demektir, buradaki mantığı anlamakta zorlanıyorum" dedi.

Bağış "amacın üzüm yemek olmadığının herkes farkındadır" derken, CHP'nin kararını gözden geçirmesini umduğunu söyledi.

NTV televizyonuna konuşan AKP grup başkan vekili Suat Kılıç ise CHP ve BDP'nin sorunların çözümü konusunda benzer tavır takındıklarını, ve başbakandan çözüm talep edilmesinin başbakanlık kurumunun Anayasal sınırları sebebiyle anlamsız olduğunu söyledi.
seyyah1906

bağımsız aday olanlar ne olacağını bile bile bu adımları attılar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, tutuklu milletvekillerine ilişkin değerlendirmesinde, ''Başka aday adayı mı bulamadılar, başka aday mı bulamadılar da neden bu tür sıkıntıların olacağını bildikleri insanları aday yaptılar'' dedi.
Parmak izini kaydettirmek üzere TBMM'ye gelen Erdoğan, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, ''Gerek Hatip Dicle gerek Silivri'deki milletvekillerinin durumunun çözülmesi için bir öneriniz var mı?'' şeklindeki soru üzerine, bu konunun hepsinin yargı içinde yürüdüğünü söyledi.

Hatip Dicle ile ilgili konunun açık ve net bir şekilde ortada olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bu konuda Mart ayına dayanan bir süreç var. Mahkumiyet kararı var. Mahkumiyet kararı olanın durumu bellidir. Tutuklu olanlarla ilgili süreç bellidir. Aslında gerek siyasi partiler gerekse burada bağımsız aday olanlar ne olacağını bile bile bu adımları attılar. Bu gerçeği lütfen gözardı etmeyin.

Bu tür sıkıntıların olabileceğini bilerek bu adımları attılar. Başka aday adayı mı bulamadılar, başka aday mı bulamadılar da neden bu tür sıkıntıların olacağını bildikleri insanları aday yaptılar. Bu soruları neden sormuyorsunuz? Hiç aday mı yoktu? Sıkıntı buradan geliyor. Demek ki buralarda yasaları zorlamak suretiyle ülkede yeni yeni gerilimlere zemin hazırlamaktı.

Bu işler konuşulduğu zaman bizler de düşüncelerimizi kanaatlerimizi söyledik. 'Yanlış adım atıyorsunuz...' Bunların hepsini söyledik. Ama ne yazık ki bunların hiç biri yer bulmadı ve bugüne gelindi. Şu anda da yargının kararı ne ise buna herkes saygı duyacaktır.''

Erdoğan, Meclis çalışmalarını tatilde de sürdürme gibi bir karar olup olmadığının sorulması üzerine ''Yok. Bu kadar yorucu bir süreçten sonra bırakın da Parlamento da artık hakkı olan o tatilini yapsın. Öyle zannediyorum işlerimiz 15 Temmuzu bulacak'' dedi. Başbakan Erdoğan, yeni kabineyle ilgili soruya da ''Bu, ustalık döneminin kabinesi olacak'' yanıtını verdi.

Erdoğan daha sonra, bazı Bakan ve grup başkanvekilleriyle, Meclis girişinde bulunan bir odada görüştü.

6/25/2011

seyyah1906

sorunları demokratik yöntemlerle çözmek yerine görmezden gelmek

Çankaya Köşkü'nün internet sitesinden tutuklu vekilllerle ilgil açıklama yapıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül açıklamada "Yeni bir anayasa hazırlanması kaçınılmaz hale gelmiştir" dedi.
İşte o açıklama;

Sayın Cumhurbaşkanımız, genel seçimler sonrası yaşanan gelişmeler üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasını istemişlerdir:

Bilindiği gibi, sağlanan güven ve huzur ortamında, vatandaşlarımızın yüksek oranda katılımıyla çok başarılı bir genel seçim gerçekleştirildi. Yine vatandaşlarımızın yüksek oranda temsil edileceği bir parlamento tablosu ortaya çıktı.

Ülkemizin demokratik gelişmişlik ve olgunluk seviyesini ortaya koyduğu için, bütün dünyada da takdirle karşılanan bu başarıya gölge düşürülmemesi çok büyük bir önem taşımaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kompozisyonu ve seçmenlerin yüzde doksanbeşini aşan temsil oranı, çözüm bekleyen sıkıntılarımızın elbirliğiyle aşılması için büyük bir şans olarak görülmelidir.

Son günlerde yargı mercileri tarafından verilen kararlar ve bunlara dayalı tartışmalar, anayasal ve yasal düzenlemeler başta olmak üzere, hukuk sistemimizin ve demokrasimizin evrensel standartlara ulaştırılması için daha köklü reformlara ihtiyaç bulunduğunu göstermektedir.
Bugün karşı karşıya kaldığımız hukuk temelli bu sorunların, ülkemiz için fırsata dönüştürülebileceği kanaatindeyim. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de, hukuk kurallarının zamanla ihtiyaçlara cevap veremez hâle geldiği ve kamu vicdanıyla bağdaşmayan sonuçlar doğurabildiği bir gerçektir.

Bu sebeple, söz konusu sorunların çözüm için bir fırsat olarak görülmesi ve demokratik standartlarımızı yükseltecek yeni bir anayasa hazırlanarak kısa sürede hayata geçirilmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir.

Sorunları demokratik yöntemlerle çözmek yerine görmezden gelmek veya çözümü ertelemek, sorunların daha da büyümesine ve enerjimizin heba edilmesine yol açmaktadır. Siyasî tarihimiz bunun çarpıcı örnekleriyle doludur.

Tüm bu sorunların çözüm yeri, millet iradesinin daha yeni tecessüm ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Bu itibarla, mecliste temsil edilme imkânını elde eden siyasî partilerimizi, meclisin dışında değil, tam aksine bu meşru ve demokratik zeminde, toplumun bütün kesimlerini de dahil ederek birlikte çalışmaya çağırıyorum
mynet

6/21/2011

seyyah1906

ilhan cihaner son yargı kararnamesi gerçekten yüz kızartıcı bir kararname

Denizli'den seçilen milletvekilleri bugün mazbatalarını İl Seçim Kurulu Başkanı Hakim Necla Akkuş'tan aldı. İlk mazbatayı MHP Genel başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan aldı. Ayhan, "MHP seçim sonuçlarını değerlendirmeye devam ediyor. Kongre süreci başlamıştır. İktidarı, muhalefetiyle ülkeye en iyi şekilde hizmet etmek için elimizden geleni yapacağız" dedi.


Ayhan'ın ayrılmasından kısa süre sonra CHP'den milletvekili seçilen Adnan Keskin ile İlhan Cihaner seçim kuruluna geldi. Mazbatasını alan Keskin, 12 yıl sonra siyasete dönüş yaptığını belirterek, "Türkiye önümüzdeki süreçte devasa sorunlarla boğuşacak. CHP de tarihi misyonuna uygun şekilde görevini yapacaktır. Ben de partimin ve halkımın hizmetinde olacağım" diye konuştu.

'YARSAV ve Yargı- Sen yönetimi cezalandırıldı'

İlhan Cihaner ise, mazbatasını aldıktan sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu ve son yargı kararnamesini değerlendirerek, HSYK'yı ağır dille eleştirdi.

Kendisi hakkında soruşturma başlatan Erzurum özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal'ın son HSYK Kararnamesi ile Antalya'ya atanması konusundaki soruyu cevaplandıran Cihaner şunları söyledi:
"Bu konuda somutlaştırmadan şunu söylemek istiyorum. Hakimler ve Savcılar Kararnamesi, siyasi iktidarın HSYK'yı nasıl bir mekanizma haline getirdiğinin, siyasetin nasıl bir aparat haline getirildiğinin en güzel örneğidir. Başta YARSAV, Yargı-Sen ve Demokrat Yargı olmak üzere siyasi iktidarla uyuşmayan ne kadar örgütlü yapı varsa, örgütlenme yapısı içinde bulunan dernek, sendika varsa, hepsinin yöneticileri biçilmiş durumda. Uluslararası sözleşme ve teammüllere, yerleşik uygulamalara, liyakata ters düşecek bir çok atama yapıldı. YARSAV'ın kurucu kadroları, Yargı-Sen'in kurucu kadroları, yeni oluşmuş yönetim kurulu, bilgileri ve talepleri dışında cezalandırıldı bu kararnameyle. Liyakatlarıyla, kıdemleriyle uygunsuz atamalara tabi tutuldular. Anlaşılıyor ki, yargıyı şu ana kadar getirdikleri yer bile yeterli gelmiyor siyasi iktidara. Daha da ileriye götürmeye çalışıyorlar yargının aklaştırma sürecini, yargının iktidarla bir hale getirilme sürecini. Onun için somutlaştırmadan söylüyorum, son yargı kararnamesi gerçekten yüzkarası bir kararname. Özellikle örgütlü yapılara karşı, örgütlenme özgürlüğüne karşı vurulmuş çok büyük bir darbedir."

AK Partili vekiller de aldı

CHP'li vekillerin il seçim kurulundan ayrılmasından sonra AK Parti Denizli Milletvekilleri Nihat Zeybekci, Mehmet Yüksel, Nurcan Dalbudak ve Bilal Uçar, mazbatalarını İl Seçim Kurulu Başkanı Hakim Necla Akkuş'tan aldı. AKP'li vekiller, Denizli ve Türkiye'nin daha gelişmesi için çalışacaklarını, halkın oylarının yarısının oyunu alan bir partinin mensubu olarak bu yükün sorumluluğuyla hareket edeceklerini kaydettiler.
mynet

6/17/2011

seyyah1906

chp lideri kılıçdaroğlu şimdi ben sizin vicdanınıza sesleniyorum kim şerefsiz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 'helalleşme'nin ilk adımı olarak davaları geri çekmesini yorumlayan Kılıçdaroğlu, "Başbakan'ın o davaları kazanamayacağı belliydi. Ben hiçkimsenin kalbini kırdığımı sanmıyorum. Bana hakaretler yapıldı sesimi çıkarmadım, sadece dava açtım" dedi.

Seçimde yüzde 26 oy alınması sonrasında yapılan tartışmaları değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Beklediğimiz oyu aldık mı? Hayır. Bunu baştan beri söylüyoruz. Bu sonucu hezimet olarak değerlendirmek gerekir mi? Hayır. İnsaflı bir değerlendirme yapmak gerekiyor. Bütün medyayı izliyorum. Bütün köşe yazarları bizim çalıştığımız konusunda hem fikir. Ama beklediğimiz sonucu alamadık" diye konuştu..

CHP içinden gelen eleştirilerle ilgili konuşan Kılıçdaroğlu şunları söyledi: "CHP'lilerin medya üzerinden eleştiri yapması doğru değil. Normal akış içinde kurultayı yapacağız. Ben hiçkimseye teleon açıp aman sakın imza atın ya da atmayın diye bir şey söylemedim. İl başkanları toplantısı yapacaktım. Yaparsam kurultay toplanmasın diye baskı ortaya çıkmasın diye erteledim. Herkes düşüncesini söylemlerini açıkça ortaya koyabilir. Kurultay istemek ya da istememek ayıp bir şey değil. Medya aracılığıyla karşılıklı tartışmak doğru değil. Kişiler zamanı gelince koltuklarını bırakmalı. Yeri ve zamanı gelince her değişiklik yapılır.

İlk üç madde kırmızı çizgimizAnayasa değşikliğiyle ilgili soruyu yanıtlayan Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: "Anayasa değişiklikleriyle ilgili bizim tutumumuz belli. Ama bu değişiklikler konusunda AKP'nin tavrını bilmiyoruz. Erdoğan geldiğinde kapımız açık dedik. Neyi, nasıl değşitirmek istiyorlar, önce öğreneceğiz. Örneğin milletvekili dokunulmazlığı AB standardına çıkarılsın diyoruz, YÖK kaldırılsın diyoruz. İlk üç madde bizim için kırmızı çizgi. Atatürk'ün vasiyesine uygun olarak Türk Dil Kurumu eski haline getirilmeli. TBMM Başkanı anayasa değişikliği için bir çağrıda bulunmalı. Her siyasal partiden eşit sayıda vekiller görevlendirilmeli ve çalışma başlamalı. Orada uzlaşmayla sağlıklı sonuçlar alınabilir. Bu heyet pek çok kuruluşun görünü alır. Temel saydığımız konulardan biri de yargı bağımsızlığı. Bakanın ve müsteşarın HSYK'da yer almasını istemiyoruz. Bunlar öngördüğümüz temel noktalar."

"Kim şerefsiz?"

İmralı'yla görüşme konusunu da değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Hükümet zaten görüşüyor. Ama orada sorulması gereken şu. Hükümet'in görüşme yaptığı ilk dillendirildiğinde Sayın Erdoğan çıktı, dedi ki 'Bunu söyleyenler şerefsizdir.' Şimdi ben sizin vicdanınıza sesleniyorum, kim şerefsiz?" diye konuştu.

"Erdoğan'a soracağız"

Kılıçdaroğlu, "İmralı'yla yapılan görüşmeler, yeni Anayasa paketini içerir mi?" sorusuna yanıt verirken, "Onu bilmiyoruz, Erdoğan gelecek, soracağız kendisine. O görüşmeler nedir, o görüşmelerde siz hangi pazarlıkları yaptınız, hangi sonuçlara ulaştınız? Niçin böyle ikide bir eylemsizlik kararları erteleniyor. Herhalde anlatacaklar bize, biz de soracağız. Biz şimdi söyledik, belki gelmekten vazgeçer bunları soracak diye. Ama ben açıkça söyleyeyim neleri soracağımı, Sayın Erdoğan da ön hazırlıklarını yapsın" diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la görüşmelerinin tutanağının tutulması gibi bir taleplerinin sözkonusu olmadığını bildirdi.
"Kaygı duymadım"
Kılıçdaroğlu, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in "Haberal ismini ben önerdim" açıklamasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine "O konuda düşüncemi açıkladım, herhangi bir yorum yapmak istemem" dedi.
Başka bir soru üzerine, seçim sürecinde açtığı davaları geri çekmeyi düşünmediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Bana hakaret edildi, yalancı dendi açıkça. Gelip ispat etmeleri lazım yargıda. Kimin yalancı olup olmadığını göreceğiz" diye konuştu.
AKP'nin aldığı yüzde 50'lik oy oranını seçim gecesi ilk öğrendiğinde ne hissettiğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Ülke açısından bir kaygı duymadım. Sonuçta yurttaşlarımızın tercihidir, bize oy veren, vermeyen bütün yurttaşlarımıza saygı duymak zorundayız. Geriye dönüp şu sorgulamayı yapmamız gerekiyor, niçin biz daha yüksek oy almadık? Bunun hesabını kendi aramızda yapıyoruz" dedi.

Kılıçdaroğlu, hangi ilin kendisini hayalkırıklığına uğrattığının sorulması üzerine de Elazığ, Kütahya, Batman ve Düzce'den milletvekili çıkarmayı beklediğini, buralarda oylarını arttırmalarına rağmen milletvekili çıkaramadıklarını kaydetti. Kılıçdaroğlu, partisinin 2 milletvekili çıkardığı Tunceli'ye teşekkür ederken "Onlar 12 Eylül Anayasası'nda da aynı tavrı sergilemişlerdi, daha sonraki referandumda da aynı tavrı sergilediler, seçimlerde de aynı tavrı sergilediler. Onlar demokrat, aydın insanlar, onlara güvenim tam" dedi.
cumhuriyet portal
seyyah1906

meclis başkanı mehmet ali şahin yemin töreninde söylenecekler iç tüzükte yazılı

Meclis Başkanı Şahin, yeni dönem için kaydını yaptırmak üzere Karabük Milletvekili Osman Kahveci ile birlikte geldi. Kaydını yaptıran Şahin ve Kahveci daha sonra parmak izi verdi ve fotoğraf çektirdi. Görevlilerle tek tek tokalaşan Şahin gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Şahin, 24'ncü döneme ilişkin mesajının sorulması üzerine "24'ncü dönemin Türk demokrasisinin daha da gelişmesine halkımızın refah seviyesinin daha da yükselmesine hizmet eden bir dönem olmasını diliyorum. Doğrusu halkımızın da beklentisinin de bu olduğu düşüncesindeyim. Halkımızın bu beklentisinin bu dönemde geçtiğimiz dönemlerden daha fazla gerçekleşmesini diliyorum. Bu dönemde görev yapacak olan tüm milletvekili arkadaşlarımıza üstün başarılar diliyorum" dedi.

"Yargı organları karar verecektir"

Şahin bir gazetecinin 12 Haziran'da seçilen bazı isimlerin tutukluluğuna ilişkin sorusuna ise "Tabi buna yargı organları karar verecektir. Milletvekili seçilen ve tutuklu bulunan sayın milletvekillerinin dosyalarına bakan yargıçlar değerlendireceklerdir. Sanıyorum onlar ellerindeki mevzuat çerçevesinde hareket edeceklerdir. Geçmişte milletvekili seçilince tahliye edilip parlamentoda görev yapan milletvekilleri oldu. Ama her ayrı durumu müstakil olarak yargıçların değerlendireceğini düşünüyorum" karşılığını verdi.

"Böylesine lüzumsuz bir tartışmanın faydası yok"

Şahin,yemin tartışmaları konusundaki bir soruya da "Milletvekillerinin hangi metni yemin olarak genel kurul kürsüsünde söyleyecekleri anayasada, içtüzükte yazılıdır. Bu değişinceye kadar, -değişmesi icap ediyorsa- milletvekili arkadaşlarımızın bu yemini yapmaları gerekiyor. Aksi halde yemin etmemiş ya da yemin etmekten kaçınmış duruma düşer, parlamento çalışmalarına bu arkadaşlarımız katılamazlar. Ben hiçbir milletvekili arkadaşımızın böyle bir tavır içinde olacaklarını düşünmüyorum. Geçmişte de pek olduğunu hatırlamıyorum. Daha 24'ncü dönem başlarken böylesine lüzumsuz bir tartışmanın, ne bu tartışmayı açan arkadaşlarımıza ne mensubu oldukları siyasi partiye ne ülkemize hiçbir faydası olmaz. Onu düşüneceklerini tahmin ediyorum" yanıtını verdi.

AKP'li Kahveci'nin rozetini taktı

Şahin daha sonra da Karabük Milletvekili Osman Kahveci'nin rozetini taktı ve birlikte fotoğraf çektirdi. Rozet takmak uzun süre uğraşan Şahin "Vidalıymış, kolay kolay çıkmaz, dört yıl devam eder" dedi. Osman Kahveci de yıllarca ormancı olarak ülkeye hizmet ettiğini belirtirken "Rozetin başkanın elinden takılması gerçekten benim için gurur verici. Yıllarca Türk ormancılığına hizmet ettik inşallah bundan sonra milletimize hizmet edeceğiz" dedi. Gazetecilerin Kahveci'ye üzerindeki takım elbisenin 'kaliteli' olduğunu söylemesi üzerine de, rozeti takmakta zorlanan Meclis Başkanı Şahin "Kaliteliymiş, biraz önce test ettik" dedi.
cumhuriyet portal

6/15/2011

seyyah1906

seçimden sonra avrupa birliği türkiye'yi hatırladı avrupa kendine güvenen türkiyeyi kucaklamalı

AK Parti’nin zaferle çıktığı seçimler, Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye’yi hatırlattı. İngiltere eski Dışişleri Bakanı Straw, “Seçimlerden mağlup çıkan Avrupa Birliği olmuştur. Avrupa, kendine güvenen bu Türkiye’yi kucaklamalı” dedi.


12 Haziran genel seçim sonuçları, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yeni bir Türkiye tartışması başlattı. AB ile Türkiye arasında hızı giderek yavaşlayan müzakerelerin yeniden rayına oturmasını isteyenler, Ak Parti’nin elde ettiği sonucun ardından, genişleme politikalarında daha muhafazakâr olunması gerektiğini savunanları eleştirmeye başladı.

Erdoğan gazetecileri bıraksın
İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw, The Times gazetesinde yayınlanan “Avrupa, kendine güvenen bu Türkiye’yi kucaklamalı” başlıklı makalesinde, “Seçimlerden mağlup çıkan Avrupa Birliği olmuştur. Çünkü Avrupalı liderler, tam da Arap Baharı’nın sonuçlarının istedikleri yönde şekillenmesini umdukları bir dönemde, geniş Ortadoğu’daki en güçlü, en zengin ve en demokratik ülkeye sırt çevirmiş durumdalar” dedi. Aynı konuda Başbakan Erdoğan’a yönelik eleştirilerde de bulunan İngiliz siyasetçi, “Erdoğan, Avrupa ile iyi ilişkileri olmasını istiyor. Ancak Avrupa’da, Türkiye’nin kendine güvenli dış ve ekonomik politikalarından endişe duyanlar varsa, bunun için suçlanacak olan kendileridir” ifadesini kullandı. “AK Parti’nin İngiltere siyasetindeki partilere parmak ısırtacak bir başarıyla üçüncü döneme başladığını” yazan Straw, Başbakan Erdoğan’a yönelik olarak “Şu anda tutuklu olan gazetecilerin hızla yargı önüne çıkarılmasını ya da serbest bırakılmasını sağlayarak kendisine güvenini gösterebilir” görüşünü savundu.
Türkiye, AB’yi güçlendirir
AB’nin eski Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, “Avrupa, müze olmak yerine aktif bir küresel oyuncu olacaksa, Türkiye halkının taze perspektifi ve enerjisine ihtiyacı var” diye yazdı. Halihazırda ABD’deki düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nde görev yapan Solana, CNN’in internet sitesinde yayımlanan makalesinde, “AB ve ona üye bir Türkiye’nin sahip olacağı güvenlik kazanımları ve stratejik avantajlar, Türkiye’nin uzun süredir üyesi olduğu NATO ile AB arasındaki ilişkilerden başlayarak çok fazla olacaktır” dedi.

Ne Türkiye ile ne Türkiye’siz

Almanya’daki iktidar partisi Hıristiyan Demokrat Birliği (CDU) de, yeniden başlayan Türkiye tartışmasına müdahil oldu. Rheinischen Post Gazetesi’ne konuşan CDU grup başkan vekili Andreas Schockenhoff, “Türkiye, Avrupa değerler birliğinin bir parçası. Böyle de kalmasını umuyoruz” dedi. Partinin dışişleri komisyonunu yöneten Ruprecht Polenz ise Türkiye’de İslamcılığın ve aşırı milliyetçiliğin artması endişesi bulunduğunu belirterek, “Türkiye’nin, Avrupa’dan uzaklaşma endişesi varsa, bunun olmaması için her şeyin yapılması gerekir. AB’nin de Türkiye’ye karşı bir sorumluluğu vardır. Türkiye’yi eleştiren açıklamalar işe yaramamaktadır” diye konuştu.
hürriyet