En Yeniler
yazılı açıklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazılı açıklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8/06/2011

seyyah1906

dışişlerinden kıbrıs rum tarafına çok sert uyarı oldu bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmalıdır

Güney Kıbrıs Rum Kesiminin Doğu Akdeniz' de petrol arama faaliyetlerinde bulunması Türk hükümetini kızdırdı.

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Rum yönetiminin hareket tarzı zamansız olduğu kadar bir sorumsuzluk örneğidir. Bu hareketler uzlaşı çabalarına darbe vurmaktadır" Bölgede gerilimi yükseltebilecek, oldu-bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmalıdır" denildi.

Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı olarak tüm Ada adına, Ada'nın bütününe ait olan doğal kaynaklar konusunda söz söyleme, girişim yapma veya anlaşma imzalama hak ve yetkisine sahip olmadığı hatırlatıldı. Bu tür yasal dayanaktan yoksun faaliyetler, halen devam etmekte bulunan görüşmeler sürecine zarar vermektedir denildi.

Uluslararası toplumun da Kıbrıs Rum tarafının, türk tarafının Ada'nın doğal kaynaklarından eşit olarak faydalanma hakkını gasp etmeye yönelik bu girişimlerine prim vermemek için sorumlulukla hareket etmesi gerektiğinin altı çizildi.
Dışişleri Bakanlığı'nın açıklaması şöyle;

Açıklamada,Rum kesiminin , uluslararası hukukun hilafına ve üçüncü tarafların haklarını ihlal ederek, 2003 yılından itibaren Doğu Akdeniz’deki ülkelerle deniz yetki alanlarını sınırlandıran ikili anlaşmalar yapma gayretlerini sürdürmüş, ayrıca petrol/doğal gaz arama faaliyetlerinde bulunmuştur.

GKRY’nin yaptığı bu anlaşmalar ve petrol/doğal gaz arama faaliyetleri Kıbrıs sorununun çözümünü olumsuz etkilemekte ve ayrıca bölge ülkeleri arasında yeni ihtilaflara neden olmaktadır. Bu duruma ilişkin olarak, gerek ülkemizin gerek KKTC’nin görüşleri ve ikazları bölge ülkeleri ve BM nezdinde zamanında kayda geçirilmiş, Kıbrıs Adası’nın güneyinde geçerliliği bulunmayan ruhsatlara dayanarak petrol/doğal gaz arama-çıkarma faaliyetlerine ilgi duyan şirket ve ülkelerin sorumluluk ile hareket etmelerini beklediğimiz belirtilmişti. Konuya yaklaşımımız ve görüşlerimiz geçerliliğini elan muhafaza etmektedir.

Kıbrıs Adasının güneyinde önümüzdeki Ekim ayı başında fiilen sondaj çalışmalarına başlanılacağına yönelik son dönemde çıkan haberler ve yapılan resmi açıklamalar ışığında, bazı hususlara tekrar dikkat çekilmesinde fayda bulunmaktadır.

Kıbrıs Rum tarafı tek yanlı olarak tüm Ada adına, Ada’nın bütününe ait olan doğal kaynaklar konusunda söz söyleme, girişim yapma ve/veya anlaşma imzalama hak ve yetkisine sahip değildir. Bu tür yasal dayanaktan yoksun faaliyetler, Ada’da ve bölgede gerginlik yaratmakta, kurucu halk olan Kıbrıs Türklerinin Ada’nın doğal kaynaklarından eşit şekilde yararlanma hakkına halel getirmekte, halen devam etmekte bulunan görüşmeler sürecine zarar vermektedir.

Yeni bir ortaklık kurulması amacıyla Ada’nın geleceğini belirlemeye yönelik görüşmelerin devam etmekte olduğu ve kritik bir aşamaya ulaştığı bu dönemde, bu tür tek yanlı faaliyetlerde bulunmanın taşıdığı risk ve sakıncalar ise aşikârdır. Rum Yönetimini hareket tarzı zamansız olduğu kadar bir sorumsuzluk örneğidir. Bu hareketler uzlaşı çabalarına darbe vurmaktadır.

Bir başka bölge ülkesinin de GKRY’nin imzaladığı bir ikili sınırlandırma anlaşmasını BM nezdinde girişim konusu yapması, bu tür tek yanlı teşebbüslerin bölgenin barış ve istikrarına menfi etkide bulunduğunun ve mevcut sorunlara yenilerinin eklenmesine yol açtığının en açık kanıtıdır. Uluslararası toplumun, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafının Ada’nın doğal kaynaklarından eşit olarak faydalanma hakkını gasp etmeye yönelik bu girişimlerine prim vermemek için sorumlulukla hareket etmesi gerekmektedir.

Ülkemiz ve KKTC bölgedeki meşru hak ve çıkarlarını korumak amacıyla uluslararası hukuka uygun şekilde bundan böyle de diplomatik ve siyasi kanallardan girişimlerini sürdüreceklerdir. Türkiye’nin ve KKTC’nin bu maksatla gereğine tevessül edeceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Beklentimiz kapsamlı çözüm görüşmelerinin sürdüğü bir ortamda görüşmeleri raydan çıkarabilecek, bölgede gerilimi yükseltebilecek, oldu-bittiler yaratmaya matuf tek yanlı girişimlerden önemle kaçınılmasıdır"

7/03/2011

seyyah1906

sebahat tuncel orada dikkat çektiğim nokta bu ülkede yaşanan acılı kayıplardır

Tuncel, 8 askeri şehit eden teröristle ilgili söylediği sözlerine ilişkin olarak yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamasında, yurtdışında olması nedeniyle tartışmaları yakından takip edemediği için bu yazılı açıklamayı yapmayı bir ihtiyaç olarak gördüğünü belirten Tuncel, "Diyarbakır'da katılmış olduğum bir halk toplantısındaki mesajlarım ne yazık ki, kamuoyuna çarpıtılarak yansıtıldı ve bunun üzerinden bir siyasi gerilim kampanyası başlatılmak istendi. Orada dikkat çektiğim nokta, bu ülkede yaşanan acılı kayıplardır. Binlerce asker ve dağdaki genç bu savaşta yaşamını yitirmiştir.
Bu acı kayıpların bir daha yaşanmaması için herkesin ortak bir barış mücadelesi yürütmesi, özellikle de kadınların örgütlü mücadelesinin bir zorunluluk olduğunu dile getirdim" dedi.


"Çarpıtılan sözlerle bir karalama kampanyası başlatmıştır"

Kadınların mücadelesinin hem erkek egemenliğine karşı hem de savaş politikalarına karşı örgütlü bir mücadele olduğunu söyleyen Tuncel, "Örnek alınması gerekenin bu olduğunu söyledim. Konuşmamın içeriği ve özü budur. Ama ne yazık ki, bir kısım medya sorma gereği dahi duymadan, yalan yanlış haberlerle, çarpıtılan sözlerle bir karalama kampanyası başlatmıştır. Kamuoyunun yeni kriz ve gerginlik yaratacak, çatışmalı süreci derinleştirecek bu tür provokatif haberler karşısında duyarlı olması ve dikkate almaması büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu.

Acıların ortak acı olduğunu ifade eden Tuncel, "Asker annelerinin de, gerilla annelerinin de acısı hepimizindir. Biz bu acıların bir daha yaşanmaması, barışın örülmesi, Kürt sorununun demokratik, barışçıl yöntemlerle çözümü için mücadele veriyoruz. Bu mücadelemizi demokratik zeminde kararlı bir biçimde sürdürmeye devam edeceğiz.
Bizim bu çabalarımız karşısında siyasi krizlere yeni krizler eklemenin, gerginlikleri ve çatışmayı tırmandırmanın, krizi derinleştirmenin kimseye faydası yoktur" dedi.