En Yeniler
yemin etme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemin etme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10/13/2011

seyyah1906

chp milletvekili isa gök mecliste yemin ederken akp'lilerden diz çök sesleri

CHP Mersin Milletvekili İsa Gök, TBMM Genel Kurulu'nda yemin etti. Gök, tutuklu milletvekillerinin parlamentoya gelmelerinin önündeki engellerin kaldırılması için toplanan 5 bin imzanın yer aldığı dosyayı Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam'a verdi.
Genel Kurul'da 'diz çök' sesleri yükseldi

Kürsüye yemin etmek için gelen Gök'e, AKP sıralarından, "diz çök, diz çök" sesleri yükseldi. Gök'te, "Eğer söyleyecek bir sözünüz varsa buradan konuşun" diyerek karşılık verdi. AKP sıralarından gelen tepkilerin devam etmesi üzerine Gök, oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Mehmet Sağlam'a, "Sol tarafınıza sahip olun" dedi.

AKP sıralarından, "Anca gidersin, hadi, 6 ay oldu" yükselen seslere karşılık CHP sıralarından da, "Niye rahat durmuyorsunuz, yemin edecek" yanıtı geldi. Tartışmaların ardından Gök, yemin etti ve ardından tutuklu milletvekilleri için toplanan 5 bin imzanın yer aldığı dosyayı Mehmet Sağlam'a verdi. Ancak Gök'ün bu hareketine AKP sıralarından tepki geldi.

9/26/2011

seyyah1906

kılıçdaroğlu:gideceksin pkk ile kol kola göz göze oturup görüşmeler yapacaksın

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bugün terör varsa, tek sorumlusunun AKP Hükümeti olduğunu söyleyerek, ''Gideceksin, PKK ile kol kola, göz göze, oturup görüşmeler yapacaksın, sonra kalkacaksın muhalefeti suçlayacaksın. Bu kadar ucuz, kaba politika ancak ve ancak Recep Tayyip Erdoğan'a yakışır'' dedi.
Kılıçdaroğlu, TBMM'deki makamında bir grup gazetecinin, gündemdeki konulara ilişkin sorularını yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''terörle mücadelede muhalefetin destek değil, köstek olduğu'' yönündeki açıklamasının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, ''Nerede köstek olduk, bir açıklasa bari. Muhalefeti körü körüne eleştirmek, bir başbakanın görevi olmamalı. Biz nerede köstek olmuşuz, bunu açıklamalı önce'' dedi.

''Türkiye'de bugün terör varsa, tek sorumlusunun AKP Hükümeti olduğunu'' ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Onlar ülkeyi yönetiyor. Türkiye'yi terör bataklığına sürükleyen AKP değil mi? Gideceksin, PKK ile kol kola, göz göze, oturup konuşmalar, görüşmeler yapacaksın, sonra kalkacaksın muhalefeti suçlayacaksın. Bu kadar ucuz, kaba politika ancak ve ancak Recep Tayyip Erdoğan'a yakışır. Devlet adamı kimliği bile söz konusu değil. Biz sorunu çözmek için sorumlu davranıyoruz, o sorunu büyütmek için sorumsuz davranıyor, aramızdaki fark bu'' dedi.



Yeni anayasa

Kılıçdaroğlu, yeni anayasa çalışmalarında da inisiyatifin TBMM Başkanı Cemil Çiçek'te olması gerektiğine inandığını, parlamentonun geleneğinde de bunun bulunduğunu kaydetti.



Yemin etmeyen BDP'liler

TBMM'de yemin etmeyen BDP'lilerin durumunun sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, BDP'lilerin parlamentoya gelip, yemin etmelerini istediğini söyledi.

8/06/2011

seyyah1906

bülent arınç bunları ilkokul çocuğu bile okunduğu zaman bilir anlar

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, partisinin Bursa İl Başkanlığı tarafından Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 28. İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda, 12 Haziran'da genel seçimlerin yapıldığını ve AKP'nin büyük bir oy oranıyla yoluna devam ettiğini hatırlattı.
TBMM'nin kesin sonuçlardan 5 gün sonra toplandığını ifade eden Arınç, ''O gün sırasıyla bütün milletvekillerimiz yemin ediyor, sonraki 5 gün Meclis Başkanımızı seçiyoruz. Sonra yeni hükümet kuruluyor, program okunuyor. Müzakere ve ardından güven oylaması. Bunları ilkokul çocuğu bile okunduğu zaman bilir, anlar'' diye konuştu.

Bunun, her zaman böyle olduğunu ancak bu yıl farklı bir şey yaşandığını dile getiren Arınç, şöyle devam etti:
''Hepimiz sevinç içinde Ankara'ya gittik ant içeceğiz. Yasama görevimize başlayacağız, mazbatalarımızı aldık. Ankara'ya gittik CHP ant içmiyor, BDP zaten ortada yok. O da ant içmeyeceğini söylüyor. Ne oldu? Siz nasıl milletvekili seçildiniz, niye seçildiniz niye ant içmiyorsunuz? 'Efendim, biz tutuklu olanlardan aday göstermiştik, onları tahliye etmediler. Onlarla dayanışma içindeyiz. Bu demokrasiye sığmaz'. 'Nasıl sığmaz? Siz bunların tutuklu olduğunu bilmiyor muydunuz?' 'Evet.' 'Sadece onları mahkemenin serbest bırakabileceğini bilmiyor muydunuz? biliyordunuz'. Sayın Kılıçdaroğlu, bu kişiler aday gösterildiği zaman 2 televizyon programında, 'Biz kanuna saygılıyız. İçerde kalırlarsa kalırlar biz onları milletvekili yapacağız' demişti. Şimdi ne oldu da yasama görevine başlamıyorsunuz? Ergenekon sanıkları içinde olduğu için veya KCK sanıkları tahliye edilmediği için... Anlaşılmaz bir tepki. Ne Anayasa'da var böyle bir şey, ne hukukta ne teamüllerde ne de TBMM'ye karşı gösterilmesi gereken saygının içinde.''

"Mızıkçı çocuklar..."

Arınç, MHP'nin yemin törenine katılarak çok doğru bir karar verdiğini belirterek, şunları söyledi:
''CHP çok garip, hem içerde hem yok. Önde oturuyorlar, ismini okuyoruz, ağzını açamıyor, 'buradayım' diyemiyor. Yaa oradasın. 'Oradayım ama yokum'. Garip bir şey. Hani dışarda olsa burada yok diyeceğiz ama ön sıralarda oturuyor. Ant içmek için davet ediliyor 'ant içmeyeceğim' diyor mızıkçı çocuklar gibi kafasını sağa sola çeviriyor. Bu görülmüş bir şey değil. Çok yanlış bir şey. Çok yukarıdan attılar tuttular. '4 yıl bile tahliye edilmeseler ant içmeyeceğiz'. Aman Allahım breh breh, 4 yıl bile... Nasıl da bol keseden atıyorlar. Ne kadar düşüncesizler, ne kadar Meclise karşı saygısızlar. Yargının işine karışmak bugüne kadar mümkün oldu mu? Bir hükümet 'tahliye et ya da tutukla' diye bugüne kadar böyle bir şey yaptı mı, yapabilir mi? Başka bir organdan, 'sen söyle de tahliye etsinler'... Bu, yargının bağımsızlığına hakaret olmaz mı?''

Davalarda talep edenin savcı, tutuklayanın hakim olduğunu vurgulayan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Yine talep tahliye olabilir, tutuklayan tahliye edebilir. Bu, sen-ben olamayız, bunlar yine hakimler olacak. Dolayısıyla dosyadaki delil durumlarına göre, isnat edilen suçun mahiyetine göre, tutukluluk süresine göre ve özellikle Anayasa'nın 14. maddesinde sayılı suçlar işlenmişse, onlar milletvekileri açısından dokunulmazlık teşkil etmediğine göre tahliye beklemeyeceksiniz. Mahkeme her şeyi yeterli görmüştür, tahliye kararı verir. Biz de seviniriz aslında. Bir insanın içerde tutuklu kalmasından memnuniyet duyacak değiliz. Ama mahkemenin işine karışmak bizim haddimize değil başkalarının da değil.''

"Kuzu kuzu..."

Bülent Arınç, CHP'nin bir süre sonra ''kıvranmaya başladığını'' belirterek, şöyle konuştu:
''(Biz böyle bir yanlış yaptık ama bize onurlu bir dönüş lazım. Siz bize biraz yol gösterin.) 'Nasıl yapalım?' 'Şöyle bildiri yayınlansa biz de mahcup olmasak'. 'Ne yazacağız bildiride?' 'Şunları yazacağız'. Konuşuldu edildi, bildiri çıktı ama bildiri 'içerdeki tahliye olsun' diye çıkmadı. Böyle bir cümle yok, bildiğimiz şeyler yazıldı. Yani bahane arıyorlardı Meclise gelip ant içmek için. Çünkü, 'maaşlarını alıp da ant içmeden bankamatik vekil mi oldunuz?' sözleri onları perişan etti. Sonra geldiler kuzu kuzu ant içme töreninde bulundular. Bir tanesi halen direniş yapıyor sanki. O da 'bir an önce ekim olsa da ben de koşup ant içsem, bu işten kurtulsam' hevesi içinde.
Öbürleri Diyarbakır'dan henüz Ankara'ya gelemediler. Tatil olduğu için bilemiyorum belki gelmişlerdir. Orada varlığı bile yasal statüye kavuşmamış, dernek değil, vakıf değil Demokratik Toplum Kongresi diye bir şeyi iki güne bir topluyorlar, çay içip dağılıyorlar, 'biz grup toplantısı yaptık' diyorlar. Ne Anayasa'da ne Meclis İçtüzüğü'nde partilerin grup toplantılarını parlamento dışında yapabileceklerine dair hiçbir yetki yok. Siz sadece konuşur, çayınızı içer dağılırsınız. Varlığı ortada olmayan bir isimle oralarda buralarda halkı kışkırtarak, şiddete yönlendirerek, halen kendilerinin dışlandığını iddia etmek konumunda bulunuyorlar. Emin olun, Meclisin açılmasıyla onlar da gelecek ant içecekler TBMM, yasama görevine başlayacak.''

Arınç, milletin, milletvekillerini yasama çalışmalarına katılmak üzere seçtiğini, ideolojik kavga yapmak için seçmediğini belirterek, ''Düşüncelerimiz farklı olabilir. Bütün bunları ortaya koyabileceğiniz yer, parlamentodur. O kürsü hürdür. Anayasa'nın 83. maddesine göre o kürsüden konuşulanlardan dolayı cezai sorumluluk yoktur. Burada konuştuğunuzu meydanda konuşabilirsiniz. İlçede ve köyde konuşabilirsiniz, onlar da suç teşkil etmez'' dedi.

Dokunulmazlığın böyle bir şey olduğunu dile getiren Arınç, ''Dolayısıyla bana çok çirkin, yanlış gelen, benim tüylerimi diken diken eden her şeyi, ben ters bile gelse dinlemek zorundayım, sen de onu kürsüde söyleyebilirsin. Milletin, Meclisin kürsüsünde İçtüzük hükümlerine uygun olarak her konuşmayı yapabilirsin. Niye dışarda bağırıp çağırıyorsun?' diye konuştu.

Yasama faaliyetlerinin, önergenin ve soruların yerinin parlamento olduğunu belirten Arınç, şunları kaydetti:
''Burada kürsüye çıkıp konuşacaksın, senin yerin burası. Artık in oradan parlamentoya gel. Görevine başla ne yapacaksan biz de merak ediyoruz, parlamentoda yap. Bunları söyledik. Hamdolsun AK Parti dik durdu, Anayasa'nın, İçtüzüğün yanında durdu. Parlamentodaki bu tartışmalar günlerce birileri tarafından gündeme getirildi. Güya demokrasi, egemenlik sözleri, CHP'nin parlamentoya girmesiyle bir noktada unutuldu. Anayasa gereğince 1 Ekim'e kadar Meclis çalışmalarına ara verildi. Olağanüstü toplantı olmazsa çalışmalara 1 Ekim'den itibaren devam edeceğiz.''

7/12/2011

seyyah1906

kemal kılıçdaroğlu o imza herkesin namusudur namuslu insanlar imzalarına sahip çıkarlar

Grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'ın CHP'ye yönelik dünkü eleştirilerine sert cevap verdi.
Sadece iki cümleyi okuyarak beklediğimzi aldığımızı ifade ettim. Çünkü varılan barışın kendi kuralları içinde yürümesini istiyorum. Çünkü bizim içimiz neyse dışımız da o. Çünkü biz yalan söylemeyi bilmeyiz, yalan söylemekten de utanırız.
Sayın Başbakan kürsüye çıktı, bir sürü laf etti yine ses çıkarmadık. Olur dedik, siyasettir dedik.

Ama CHP diklenmiş ama dik duramamıştır. O zaman bize artık konuşmak farz oldu. Biz ne söyledik? 2 arkadaşımıza yemin yolu açılıncaya kadar yemin etmeyeceğiz dedik. Yemin yolunun açılması.

Birinci yalan "Efendim onlar Meclis'e gelip yemin içinceye kadar biz de yemin içmeyeceğiz" Bu yalanı kim söylüyor. Recep Tayyip Erdoğan. Bizim yazdığımızı oku. Okuma yazması var mı, okuduğunu anlama yeteneği var mı endişem var.

İki, yemin yolu nasıl açılacak? İrade beyanı varsa yemin yolu açılacaktır. Bize bir metin getirdiler. Kabul etmedik, öğlen oldu aynı metin yine geldi. Yine değişen bir şey yok.

Biz şunu söyledik. Tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin milletin kendilirine verdiği yetkiyi kullanmaları için Meclis'te olmaları gerekiyor.

Biz sadece bununla da yetinmedik. Şunu da söyledik. Anayasa değil, tüm mevzuatın hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve kuvvetler ayrılığı ilkesi dikkate alınarak, özgürlüğü genişletici bir anlayışla yorumlanması gerektiğine inanıyoruz.

Bir Sayın Erdoğan, insanlar attıkları imzaya sahip çıkarlar. O imza herkesin namusudur. Namuslu insanlar imzalarına sahip çıkarlar. Metin çok açık. Hiçbir yoruma yer vermeyecek kadar açık. Biz onların getirdiğini kabul etmedik. Bu metin geçti. İmzalar var. Biz bu ayrıntıları tartışmak istemiyoruz. Birileri bizi suçlayabilir, hiç önemli değil. Biz sonuç almaya odaklanmışız.

Bu imzayı inkar ediyorsan senin omurgandan benim kaygım vardır.

27 Nisan'da sana muhtıra verildi mi? Diklendin hesap soracağım dedin. Hesap sordun mu? Sana muhtıra veren adama üstün hizmet madalyası verdin mi vermedin mi Sayın Erdoğan? Şimdi kalkmış muhtıra değil diyor. Çünkü oradan yeteri kadar nemalandı.

Sen 12 Eylül'de hangi bedeli ödedin? Hangi işkenceden geçtin? İşkence görenlerin acılarını istismar ettin. Sabah söylediğimizi akşam inkar ediyormuşuz? Pes yani. Bu beyefendi gitti konuşurken NATO'nun Libya'ya müdahalesi tartışılıyor. Şöyle diyor:

"NATO Libya'ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu? NATO'nun ne işi var Libya'da? Bakın Türkiye olarak biz bunun karşısındayız. Böyle bir şey konuşulamaz. Böyle bir şey düşünülemez."

Kim söylüyor REcep Tayyip Erdoğan. Arkadan 25 Mart 2011. Aynı Tayyip Erdoğan başkası değil:

NATO'nun devreye girmesiyle de belli yerlerde rahatlama meydana geldi. Sabah söylediğini akşam inkar eden kim? Devletin resmi yayınlarından örnek veriyorum. NATO müdahale etti. Binlerce sivil öldürüldü. Akdeniz'in karanlık sularında binlerce Müslüman oldu. Türkiye'den yardım istendi, gemilerimiz NATO izin vermediği için yardım edilmedi. Bunu kim eleştirdi Sosyalist Enternasyonelde CHP eleştirdi.

Bu nasıl bir anlayıştır, nasıl bir düzendir?

DHA

7/11/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan siyaset kurumu milletle aynı frekansı tutturmalı aynı yöne bakmalı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokrasilerde muhalefetin en az iktidar kadar önemli olduğunu belirterek, ''Ama muhalefet konumunu bilemiyorsa marjinalleşiyorsa o zaman bu ülkede ileri demokrasiden bahsedemeyiz. Hele hele anamuhalefet marjinalleşirse bu büyük tehlikedir. Siz kalkar da 'İki arkadaşımız burada yemin etmedikçe biz yemin etmeyeceğiz' derseniz bu marjinal bir düşüncedir ve bak geldiniz yemin ettiniz, ne oldu'' diye konuştu.
Erdoğan, TBMM Genel Kurulu'nda 61. Hükümet'in programı üzerindeki görüşmelerde yöneltilen eleştirileri yanıtladı.

Hükümet programı üzerindeki görüş, öneri ve eleştirilerini Genel Kurul ile paylaşacağını zannettiği muhalefetin, program üzerinde konuşma fırsatı bulamadığını anlatan Erdoğan, ''Dolayısıyla, hükümet programıyla ilgili burada en ufak bir şey duymadım, dinlemedim'' dedi. Kendisini, zaman zaman ''adeta sanki yargı salonunda hissettiğini'' ifade eden Erdoğan, ''Çünkü sadece burada bu konuşuldu. Biz hükümet programını tartışacağımızı zannediyorduk ve ben buna rağmen yine de konuşmacılara şahsım, grubum adına teşekkür ediyorum'' ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan, 16 yıl önce, 11 Temmuz 1995'te Bosna Hersek'in Srebrenitsa kasabasında toplu katliam gerçekleştirildiğini ifade etti. Savaştan, çatışmalardan, soykırımdan kaçan on binlerce Müslüman Boşnak'ın BM'nin güvenli bölge olarak ilan ettiği Srebrenitsa kasabasına sığındığını anımsatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

''Radovan Karadziç ve Ratro Miladiç komutasındaki milisler kasabayı ele geçirdiler ve bugün dahi tam rakamı bilinmeyen 10 binin üzerinde olduğu tahmin edilen masum sivilleri birkaç gün içinde toplu katliama tabi tuttular. Geç de olsa, Karadziç'in ardından 'kasap' lakabıyla tanımlanan Miladiç'in de yakalanması, adalete teslim edilmesi Srebrenitsa üzerindeki kurşun gibi ağır atmosferi bir nebze olsun dağıtmıştır. Geçen yıl ben törenlere katılmıştım bu yılda Başbakan Yardımcımız Bülent (Arınç) Bey katıldılar. Oradaki tüm şehitlere Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine sabırlar temenni ediyorum.

Halen aydınlatılması gereken karanlık noktalar olduğunu, halen adalete teslim edilmeyi bekleyen zanlılar olduğunu, nereye gömüldüğü bilinmeyen yüzlerce belki de binlerce kayıp olduğunu biliyoruz. İşte bu nedenle Srebrenitsa katliamını unutmayacak, unutturmayacağız. Avrupa'nın ortasında bir daha benzer katliamlar yaşanmaması için Türkiye olarak bu meseleyi takip etmeye devam edeceğiz. TBMM Genel Kurulundan bir kez daha Boşnak kardeşlerimize yürekten dayanışma mesajlarımızı iletiyorum.''

-''BUNU DÜŞÜNMESİ LAZIM''-

12 Haziran seçimlerinin Türkiye'de her kesime çok önemli mesajlar verdiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Bu mesajları alanlara ne mutlu. Ben burada özellikle bir hususun altına çizerek ifade etmek istiyorum; 1945'te Türkiye çok partili döneme adım attı. 1950 yılında ilk kez millet iradesi sağlıklı bir şekilde sandığa yansıdı'' şeklinde konuştu.

Erdoğan, 1945'ten bugüne kadar demokrasinin inişli, çıkışlı dönemlerden geçtiğini, çok badireler atlattığını, müdahaleler yaşadığını belirterek, yaşanan tüm sancılara, acılara, tartışmalara rağmen demokrasinin sürekli olgunlaştığını, sürekli ilerleme kaydettiğini ve standartlarını her geçen gün daha da ileri seviyelere taşıdığını anlattı.

12 Haziran seçimlerinin Türkiye'ne demokrasinin ulaştığı seviyeyi ve sahip olduğu ileri standartları göstermesi bakımından özellikle önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''İster profesör, ister çoban, bu milletin her bir ferdi serbestçe oyunu kullanıyor. Kendi hür iradesiyle kendi tercihini yapıyor. Millet seçimler yoluyla her tartışmaya, her soru işaretine, her anlaşmazlığa ve uyuşmazlığa çok net bir şekilde hakemlik yapıyor ve söylenmesi gerekeni en güzel şekilde söylüyor. 12 Haziran akşamı sandıkların açılması ve ortaya çıkan tablo, 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' ilkesine inanıyorsak, yapılması gereken muhalefet başını iki elinin arasına alacak, 'biz nerede, ne yanlış yaptık da acaba yüzde 50 AK Parti'ye gitti' diye bunu düşünmesi lazım. Yani yüzde 26 alacaksın, asıp keseceksin. Yüzde 13 alacaksın, asıp keseceksin. Yok böyle bir şey. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletinse buna teslim olacaksın. İki kişiden bir kişi AK Parti'ye oy vermiş.''

Erdoğan'ın bu sözlerine CHP'li milletvekilleri, ''Teslim olmak ne demek'' diye tepki gösterdi.

-''TÜRKİYE'NİN ULAŞTIĞI STANDARTLARA PARALEL BİR DURUŞ...''-

Milletin seçimler yoluyla her soru işaretine, her anlaşmazlığa ve uyuşmazlığa çok net bir şekilde hakemlik yaptığını anlatan Erdoğan, ''Bu hakemliğin neticesidir 12 Haziran. Hakemliğe kulak asmayanları hakem sahadan atar, bağırıp çağırmayla bu iş olmaz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, 12 Haziran seçimlerinde katılımın yüzde 87 gibi çok yüksek bir orana ulaştığını anımsatarak, temsiliyetin yüzde 95'lik bir oranla çok kapsayıcı bir şekilde teşekkül etmesinin milletin basiretini açık ve net olarak ortaya koyduğunu söyledi.

''Milletin sahip olduğu demokratik olgunluğun aynı derecede parlamentoya ve siyasete de yansıması en büyük arzumuzdur'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bugün artık dünün söylemleriyle dünün kelimeleriyle düne ait parametrelerle yolumuza devam edemeyiz. Çatışmaya, çekişmeye, birbirinin paçasından tutarak aşağıya çekmeye, karalamaya, iftiraya dayalı bir siyaset anlayışı Türkiye'nin hak ettiği bir siyaset anlayışı değildir. Siyasetçiler, bunun altını çiziyorum, millet kadar vizyon ve ufuk sahibi olmak durumundadır. Siyaset kurumu, milletle aynı frekansı tutturmalı, aynı yöne bakmalı, Türkiye'nin ulaştığı standartlara paralel bir duruş sergilemek zorundadır. Şu hususu her fırsatta ifade ettim: Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar önemlidir ama muhalefet konumunu bilemiyorsa marjinalleşiyorsa o zaman bu ülkede ileri demokrasiden bahsedemeyiz. Hele hele anamuhalefet marjinalleşirse bu büyük tehlikedir. Siz kalkar da 'İki arkadaşımız burada yemin etmedikçe biz yemin etmeyeceğiz' derseniz bu marjinal bir düşüncedir ve bak geldiniz yemin ettiniz, ne oldu?''

seyyah1906

chp'liler yemin ediyor kılıçdaroğlu milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine geldi

AKP ile CHP uzlaştı. CHP'liler Meclis'in ilk oturumunda yemin etmeye başladı. CHP'liler yemin etmek için TBMM Genel Kurulu'na yakalarında ''Egemenlik milletindir'' yazılı kokartla geldi. CHP adına ilk yemini Adana Milletvekili Ali Demirçalı etti.

Başbakan Erdoğan uzlaşmanın ardından yaptığı ilk açıklamada, "Beklentimiz buydu, BDP'lilerin de yeri Meclis'tir" dedi. Kılıçdaroğlu ise, "Milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine geldi" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Gül ise, "Diyalog kapıları açık olunca her şey halloluyor" yorumu yaptı.
İŞTE MUTABAKAT METNİ

Gazetecilere dağıtılan mutabakat metninde şu ifadeler kullanıldı:

TBMM, Türkiye Cumhuriyet'ini kuran, Kurtuluş Savaşını yöneten ve olağanüstü durumlarda dahil bugün yaşadıklarımızla kıyaslanamayacak çok daha büyük sorunların üstesinden gelen bir meclistir.

Halkın egemenliği ve halkın iradesi, seçilmiş ve vekalet verilmiş milletvekilleri aracılığı ile TBMM'de hayata geçirilir. Bu çerçevede, tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, milletimizin kendilerine verdiği bu onurlu görevi yerine getirmeleri için TBMM'de olmaları gerektiğine inanıyoruz.

12 Haziran seçimleri sonrasında bazı milletvekillerinin yemin etmeyerek, yasama faaliyetlerine katılmamaları eksikliktir. Son seçimlerle birlikte yüzde 95 seviyelerinde yüksek bir temsil oranını yansıtan TBMM, milletimizin yeni bir anaysa yapılması talebi ile birleştirilerek değerlendirildiğinde, tüm siyasi partiler için uygun bir uzlaşma zemini oluşturmaktadır. Ortaya çıkan bu tarihi fırsat, toplumsal sözleşme tanımına uygun bir anayasa yapılması hedefi için kullanılmalıdır.

Siyaset kurumu için sorunların gündeme getirileceği, tartışılacağı, değerlendirileceği ve çözüm bulunacağı yegane ortam TBMM'dir. Siyasi partiler sorunların çözümü için TBMM zemininde olmalıdır.

''Anayasa dahil tüm mevzuatın, hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve kuvvetler ayrılığı ilkesi dikkate alınarak özgürlükleri genişletici bir anlayışla yorumlanması ve uygulanması gerektiğine inanıyoruz.

Sonuç olarak Meclis'in açılışından bugüne kadar yasama faaliyetlerine katılmamış olan milletvekillerinin yemin ederek Meclis çalışmalarına iştirak etmelerini ve katkı sağlamalarını arzu ediyoruz.

İmzalar: Nurettin Canikli, Haluk İpek, Ahmet Aydın
Akif Hamzaçebi, Turgut Dibek, Aydın Ayaydın.''

Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz…

PARTİLERİN YEMİN TRAFİĞİ

AK Parti ve CHP arasında yapılan görüşmede yemin krizinin aşılması için mutabakat metni hazırlandı. Taslak metin genel başkanlara sunuldu.

Ak Parti ve CHP kurmayları Meclis Başkanlık Divanı’nda yemin krizinin aşılması için bir araya geldi. TBMM Genel Kurulunda bugün yapılacak Hükümet programı üzerindeki görüşmeler öncesi iki parti yöneticilerinin kritik görüşmesi saat 10.05'de başladı.

Görüşmeye Ak Parti'den Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli ve Ahmet Aydın ile Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek, CHP'den Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın katıldı.

İki parti arasındaki görüşmelere yaklaşık 3 saatin ardından ara verildi. Heyetler yarım saatlik aranın ardından tekrar buluştular.

METİN TASLAĞI HAZIRLANDI

Görüşmelerde karşılıklı görüşlerden oluşan mutabakat metni taslağı haline getirildi. Hazırlanan taslaklar Genel Başkanlara sunuldu.

CHP’li Hamzaçebi “Taslak metin olması mutabakata vardığımız anlamına gelmiyor. Nihai kararı genel başkanlar verecek. Ama son bir kez daha bir araya geleceğiz” dedi.

Hamzaçebi daha sonra taslağı görüşmek için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile TBMM'de biraraya geldi.

AK PARTİ KURMAYLARI ERDOĞAN'IN YANINA GİTTİ

Ak Parti kurmayları da taslağı sunmak üzere Başbakanlık'a gitti. Başbakan AKP heyetiyle bir süre görüştü.

AK Parti Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli ve Ahmet Aydın ile Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek, Başbakanlık Merkez Bina'da Başbakan Erdoğan ile bir araya geldi.

AK Parti yöneticileri, yaklaşık 45 dakika süren görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakarak Başbakanlık'tan ayrıldı.

Ak Parti ve CHP heyeti, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in arabuluculuğunda geçen Cuma akşamı bir araya gelmiş, iki partinin karşılıklı önerileri genel başkanlara iletilmişti.

"CHP'LİLERE HAZIR OLUN MESAJI"

Meclis Başkanlık Divanı’nda Ak Parti ve CHP kurmayları arasında toplantının başlamasının ardından CHP Genel Merkezi’nden milletvekillerinin telefonlarına "Meclis’te hazır olun" mesajı gönderildi.

Bu mesaj, CHP’nin bugün yemin krizine son vererek Meclis Başkanı’nın yapacağı çağrıya katılacakları ihtimalini akıllara getirdi.

KRİZDE 2. TOPLANTI

''Yemin krizi'' ile ilgili AK Parti ve CHP yetkilileri yeniden bir araya geldi.

Meclis Başkanlık makamının bulunduğu bölümde gerçekleştirilen toplantıya CHP'den Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın, AK Parti'den Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli ve Ahmet Aydın ile Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek katıldı.

Sabah yapılan toplantıda, ortaya çıkan metnin taslak haliyle genel başkanlara sunulacağı ve yeniden bir araya gelineceği ifade edilmişti.

AKP ve CHP’li kurmaylar hazırlanan taslak metni genel başkanlarına sundu. Genel başkanlardan mesajları alan kurmaylar son kararı verdi.

Toplantıya girmeden önce basın mensuplarının sorularını yanıtlayan CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi “Olumlu olmasını arzu ediyoruz tabi ki” dedi. Yapılan tüm bu görüşmelerin ardından partiler arasında mutabakat sağlandı. Bunun üzerine CHP grubu yemin öncesi tekrar toplandı.

BDP'DEN REST

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Hatip Dicle ve tutuklu milletvekilleri konusunda ilk tepkiyi koyan partinin BDP olduğunu belirterek, “CHP sonradan yemin etmeyerek sürece katıldı. Şimdi de ortak çözüm arayışı yerini iktidar CHP görüşmesine bıraktı. İçinde olmadığımız hiçbir görüşmeyi ve deklarasyonu tanımıyoruz” diye konuştu.