En Yeniler
muhalefet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
muhalefet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1/22/2015

seyyah1906

Muhalefet Yüce Divan oylamasında "Kabinlerin başında" nöbet tuttu


oylamada Ak Partiden 50'ye yakın fire çıkması ise ayrı bir tartışma konusu oldu iktidar kanadı en fazla 10 fire çıkacağını hesaplamıştı ama fire sayısı artınca tartışmalara neden oldu en çok fire verilen isim ise Egemen Bağış oldu

Muhalefet Yüce Divan oylamasında Kabinlerin başında nöbet tuttu oy kutusunun içinde çıkan 50 lira merak konusu oldu parayı atanın CHP Milletvekili Mahmut Tanal'ın attığı ortaya çıktı oylamada Ak Partiden 50'ye yakın fire çıkması ise ayrı bir tartışma konusu oldu iktidar kanadı en fazla 10 fire çıkacağını hesaplamıştı ama fire sayısı artınca tartışmalara neden oldu en çok fire verilen isim ise Egemen Bağış oldu

11/01/2012

seyyah1906

Financial Times suriyeli kürtler türkiyenin desteklediği araplara güvenmiyor

Financial Times, Suriye'nin en büyük kenti Halep'te Arap isyancılarla Kürtlerin çatışmaya başladığını ve 19 aylık iç savaşta yeni bir cephe açıldığını yazdı.

Gazete "Şimdiye kadar aralarında adı konulmamış bir barış mutabakatı bulunan iki grubun çatışması, Suriye toplumundaki bölünmüşlüğü ve silahlı muhalefetin halkı Esad yönetimine karşı birleştirme konusunda ne kadar zorlandığını gösteriyor." dedi.
Gazeteye göre Hüseyin Cummo adlı bir Kürt siyasi eylemci, "Halep'in kuzeyindeki geniş bir alana yayılan çatışmaların kontrolden çıkma tehlikesi var. Çatışmalar, Suriye devrimini mahvedebilir. Herkes çok korkuyor ve sonuç felaket olabilir." diyor.
Haberde özetle şöyle deniyor:
"Rejime muhalif olmalarına karşın Suriye'nin 2 milyonluk Kürt nüfusu iç savaşın dışında kaldı ve Türkiye'ye çok yakın buldukları Arap isyancılara güvenmedi. PKK'nın Suriye Demokratik Birlik Partisi PYD ile yakın ilişkisi var. Beşar Esad'ın birçok Arap muhalifi, PYD'nin Suriye rejimiyle işbirliği yaptığına inanıyor.
"Buna rağmen Arap isyancılar ve Kürtler, geçen haftaya kadar Kuzey Suriye'de sınırları kontrol noktalarıyla belirlenen kendi bölgelerinde kaldılar ve aralarında kayda değer bir çatışma çıkmadı. Ancak Cuma günü Özgür Suriye Ordusu savaşçıları Halep'te kontrolleri altındaki alanı genişletmek için Kürtlerin denetimindeki Eşrefiye mahallesine girince durum değişti.
"Gerçekte ne olduğu konusunda farklı görüşler var. Ancak birçok kişi, Kürtlerin Özgür Suriye Ordusu'nun mahalledeki varlığını protesto etmesinden sonra çatışmaların başladığını söylüyor. Bunun üzerine Esad'a bağlı güçlerin bölgeyi bombaladığı belirtiliyor. Merkezi Londra'da bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi adlı muhalif gruba göre mahalledeki çatışmalarda çoğu isyancı 30 kişi öldü.
"Siyasi eylemcilere göre Özgür Suriye Ordusu, Halep'i Kürt bölgesi Arfin'e bağlayan yolda bazı Kürt sivilleri gözaltına aldı. Ahrar el Suriye tugayından bir komutan da, bazı askerlerinin Kürtler tarafından gözaltına alındığını söyledi. Şimdi bazı Kürt sivillerin serbest bırakıldığı ve iki tarafın da tansiyonu düşürmeye çalıştığı belirtiliyor.
"Ahrar el Suriye, Kürtler'i Esad'a karşı verdikleri mücadelede 'kardeşleri' olarak niteledi. Ancak isyancı gruplar arasında tam işbirliği sağlanamaması, durumu tehlikeli bir hale getiriyor. Zira başka bir isyancı grup Kürt köyü Kastel Cando'ya saldırdı ve dün hala çatışmalar sürüyordu.
"Uluslararası Kriz Grubu'ndan Peter Harling'e göre, iki grup arasındaki ilişkilerin gergin olması ve bu kadar kaotik bir ortamda toprak mücadelesi verilmesi nedeniyle bir süredir çatışma çıkması zaten bekleniyordu. Özellikle de Türkiye sınırındaki stratejik bölgelerde denetimin Kürtlere geçmesinden sonra." bbc türkçe

10/21/2012

seyyah1906

Burhan Kuzu:muhalefet partileri tonlarca gensoru verdiler. Ne oldu

TRT Türk'de yayınlanan Görüş Farkı programına katılan TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Kürtçe eğitimi şeytana uymak olarak değerlendirdi.

Programda Anayasa çalışmalarını anlatırken, "Yarın BDP her zamanki gibi şeytana uyar da anadilde eğitim isterse ne olacak?" diye soran Kuzu, program sunucusu Ömer Şahin'in, "Anadilde eğitim şeytana uymak mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Memleket bakımından ben öyle görürüm. Çünkü bu memleketi o böler. Her türlü özgürlük tamam; bakın Amerika bunu bir kez denedi, bir eyaletinde denedi. İspanyolcanın yoğun olduğu bir yerde iki sene uyguladı baktı ki eyalet elden gidiyor, hemen İngilizce eğitimine tekrar döndü. Eğitim dili böler. Bu budur yani. Dolayısıyla her türlü özgürlük tamam ama bunu ayrı tutmak gerek. Başbakan da bunu çok net olarak vurguladı."

Kuzu, aynı gün İstanbul Pendik'te Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Her Yönü İle Başkanlık Sistemi" konulu konferansta da "şeytana uymak" ifadesini, bu sefer verilen gensorularla ilgili kullandı. Parlamentoda denetimin olmadığına dikkat çeken Kuzu, "Parlamentonun olduğu yerde Başbakan var. Kuvvetler ayrımı diye zinhar yok. Yasama, yürütme konusunda hiçbir ayrım yok. Başka türlü çalışmaz. Şimdi sık sık sorular var. Gen soru veriliyor. Bugüne kadar muhalefet partileri tonlarca gensoru verdiler. Ne oldu sonuç? Sıfır. Tabii ki sıfır olacak. Neden ben kabul edeyim ki bunu. Neden kabul edeyim, şeytana uymak gibi bir şey olur bu. Dolayısıyla arkadaşlar parlamentoda kesinlikle denetim diye bir şey yoktur." mynet

2/22/2012

seyyah1906

egemen bağış muhalefet de meyhanelerde sabahladığını genel başkanın ağzından itiraf ediyor

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Bayrampaşa Belediyesi'ni ziyaretinin ardından, ilçedeki sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve iş adamlarıyla bir araya geldi.
Toplantıda bir konuşma yapan Bağış, Bayrampaşa'nın Türkiye'nin Balkanlar'a, Avrupa'ya açılan önemli bir ilçesi olduğunu, Bayrampaşa'nın Avrupa'nın, dünyanın bütün zenginliklerini içerisinde barındırdığını söyledi.

Türkiye'nin bugün farklı bir noktaya geldiğini belirten Bağış, ''Atila başkanım, (Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner) sabahlara kadar milletle birlikte, milletin derdiyle dertleniyorlar, milletin kederini paylaşarak azaltıyorlar, mutluluğunu paylaşarak çoğaltıyorlar. Şimdi muhalefet de, meyhanelerde sabahladığını genel başkanın ağzından itiraf ediyor. Allah korusun, iktidara gelseler Bakanlar Kurulu'nu meyhanelerde toplayacaklar'' dedi.

Türkiye'nin önünün açık olduğunu söyleyen Bağış, ''Türkiye kararlı, bilinçli bir gençlikle, iyi bir eğitimle, doğru yönetimle, 2023 yılına gelmeden Atatürk'ün hayallerini gerçekleştirmiş ve muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmış, dünyanın güçlü 10 ülkesinden biri olacaktır. Yeter ki kendi içimize fitnenin, nifakın girmesine izin vermeyelim. Türkiye'de bulanık suda balık avlamaya alışmış zihniyetlerin Türkiye'nin içine girdiği bu şeffaf saygın dönemden rahatsız olduklarını görüyoruz. Kardeşi kardeşe kırdırabilmek için bir takım çabalar içine girdiklerine şahit oluyoruz ama biz inadına demokrasi, inadına şeffaflık, inadına kardeşlik diyerek bütün bu fitne oyunlarını bozma noktasında da Allah'ın izniyle kararlıyız'' şeklinde konuştu.

2/20/2012

seyyah1906

muhalefetle iktidarı karşı karşıya getiren hakan şükür'ün yorumculuk tartışmalarına bülent arınç'da katıldı



meclisi dalgalandıran iktidarı ve muhalefeti karşı karşıya getiren ak partili hakan şükürün televizyon yorumculuğu tartışmasına başbakan yardımcısı bülent arınç'da katıldı arınç bu konuda yasal engel olmadığını söyledi ama bir de tavsiyede bulundu

1/26/2012

seyyah1906

türkiye suriyede çatışmaların büyümesi halinde hava üslerini ve cephanelikleri vuracak

Times gazetesine konuşan Suriyeli bir muhalif Türkiye'nin, çatışmaların büyümesi halinde Suriye'nin hava üsleri ve cephaneliklerini vurabileceğini söyledi.
Gazeteye göre adının açıklanmasını istemeyen bir muhalif, Türkiye'nin bu yönde planları olduğunu belirtti.

Haberde özetle şöyle deniliyor:

"Suudi Arabistan ve Katar Suriyeli muhaliflere silah almaları için para yardımı yapmayı kabul etti. Bazı muhaliflerin Arap Birliği'nin Kahire'deki toplantısından sonra Suudi Arabistan ve Katarlı yetkililerle görüşüp yardım sözü aldıkları belirtiliyor. Muhalifler daha çok ülke dışındaki Suriyelilerin gönderdiği yardımla Lübnan'dan karaborsada hafif silahlar alabiliyor."

"Muhalefet şimdi Libya'da yapıldığı gibi Suriye üzerinde de uçuşa yasak bölge ilan edilmesini, Türkiye ve Ürdün sınırlarında tampon bölge oluşturulmasını istiyor. Adının açıklanmasını istemeyen bir muhalif, Türkiye'nin tampon bölge planlarını gördüğünü, tampon bölgenin sınırdan silah geçirilmesine izin verdiğini böylece direnişin güçleneceğini söyledi. Söz konusu muhalife göre Türkiye'nin planları çatışmaların büyümesi halinde sivillerin korunması için hava üslerinin ve cephaneliklerin bombalanmasını da içeriyor."
'İran'dan keskin nişancılar'

Yine Times'ta yer alan bir başka Suriye haberinde de Esad yönetiminin protestoculara karşı İran ve Hizbullah'tan çok sayıda keskin nişancı getirdiği belirtiliyor.

Gazete haberini geçen aya kadar Savunma Bakanlığı'nda mali müfettiş olarak görev yapan Mahmud Hamad adlı bir muhalife dayandırıyor.

Hamad, keskin nişancıların ücretlerinin İran'ın sağladığı gizli bir fondan ödendiğini belirtiyor. Hamad'a göre, güvenlik güçlerine katılan ve protestocuların öldürülmesinden sorumlu tutulan milislerin parası da aynı fondan karşılanıyor. 

12/27/2011

seyyah1906

cemil çiçek vekil zamları için ihtiyaçtan doğmuştur muhalefete halk dalkavukluğu yapıyorlar dedi



cemil çiçek vekil zamları için ihtiyaçtan doğmuştur muhalefete halk dalkavukluğu yapıyorlar dedi

türkiyenin günlerdir konuştuğu geceyarısı kıyağına böyle göğüs gerdi meclis başkanı meclis içinden çıkan muhalif çıkışlarada karşı tarruza geçti cemil çiçeğin trübenlere oynuyorlar halk dalkavukluğu yapıyorlar diyecek kadar üslubunu sertleştirmesine yol açan ise bazı vekillerin ben o maaşı almayacağım demeleriydi

10/21/2011

seyyah1906

başbakan erdoğan: gereken her şey bir hukuk devletinin taşıması gereken ciddiyet içinde yapılıyor

Başbakan Tayyip Erdoğan, Hak-İş Konfederasyonu 12. Olağan Genel Kurulu'nda bir konuşma yaptı. Erdoğan, yaptığı konuşmada terör sorunu ile ilgili değerlendirmeler yaptı. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Mesele zor bir meseledir, karmaşık bir meseledir ve hariçten gazel okumanın kabul edilemeyeceği bir meseledir. Çünkü bu mesele milli bir meseledir, o hükümetin, bu iktidarın değil, Türkiye'nin meselesidir.
Bugün muhalefette olanlar da geçmiş iktidarlarında bu mücadelenin içinde olmuşlar, bu güçlükleri yaşamışlardır. Bu meselenin yaşanan her acı hadiseden sonra hükümetin istifasını istemekle ya da olağanüstü hal talep etmekle çözülemeyeceğini de aslında gayet iyi bilirler. 4 ay önce bu ülkede seçim yapıldı. 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyorsanız, buna inanıyorsanız, millet yüzde 50 oy vermek suretiyle partimizi iktidara taşımıştır. Bu iktidara inandığı, güvendiği içindir. Hükümetin istifasını isteyenler ise yüzde 25 oy aldı. Demek ki milletin size güveni yok, size itimadı yok, size inancı yok. Önce milletin güvenini kazanın, ondan sonra böyle bir talepte bulunun.
Bu hadise nedir biliyor musunuz? Böyle bir talepte bulunmak, terör örgütünü nereye taşımaktır? Terör örgütünün gücünü kabullenmektir. Böyle safça, böyle düşünceden mahrum, aklıselimden uzak bir yaklaşım tarzı olabilir mi? Bu nasıl bir yaklaşım tarzıdır? Ondan sonra da 'Terörle mücadelede yanınızdayız'... Nasıl yanımızdasınız? Bir taraftan hükümetin istifasını isteyeceksin, bir taraftan 'yanınızdayız' diyeceksin... Hükümet istifa ettiğinde ne olacak? Bu bir koalisyon hükümeti değil ki. Bu ülkede iki kişiden bir kişinin oy verdiği iktidarın iktidarıdır. Şu anda Parlamentonun yüzde 63'ü AK Parti milletvekillerinden oluşuyor. Yapılan nedir Mecliste? Sadece görüldüğü gibi kavga, gürültü ve bunun içine AK Parti'yi çekmek. Terörü hedefine koy, AK Parti'yi değil. Şunu açık ve net ifade edeyim. Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan siyaset dili, dili siyaset anlayışı, siyasetçi modeli bu değildir. Milletimiz siyasetten ve siyasetçiden bu hassas meseleye yapıcı, olgun, çözüme dönük katkılar vermesini bekliyor. Şu bir gerçek ki; söylene söylene artık önceden tahmin edilebilen, çözümsüz, meseleden çok hükümeti yıpratmaya yoğunlaşmış açıklamaların ne siyasete ne bu ülkenin terörle mücadelesine bir faydası yoktur, olmayacaktır.''

''Geçmişte bu mücadelede kurunun yanında yaşın da yandığı, yakıldığı olmuştur''

Türkiye'nin, tarihi tecrübelerle dolu, güçlü bir ülke olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, Türk milletinin çok büyük badireler atlatmış ve bu badirelerin hepsinden alnının akıyla dimdik çıkmış bir ülke olduğunu dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Herkes emin olsun ki; terör belasını er ya da geç bu milletin yakasından söküp atacağız. Bunu insanlarımızın birbirine bağlılığından, dostluk ve kardeşliğinden, birlik beraberliğinden zerre miktarı taviz vermeden yapacağız. Yine bu mücadeleyi demokrasiden, hukuk ve hakkaniyetten, insaf ve insanlıktan asla geri adım atmadan kazanacağız.
Bunu her zaman söyledik, yine söylüyoruz; geçmişte bu mücadelede kurunun yanında yaşın da yandığı, yakıldığı olmuştur. Sadece stratejik hesaplar bakımından değil, hukukun zedelenmesi, dikkat isteyen, itina isteyen bir mücadelenin toptancı ve hoyratça yaklaşımlarla gölgelenmesi bakımından da yanlışlar yapılmıştır. Biz bütün bu yanlış hesapların da muhasebesini hakkıyla yapıyor, insani dikkatimizi korumak noktasında da büyük hassasiyet gösteriyoruz. Gereken her şey bir hukuk devletinin taşıması gereken ciddiyet içinde yapılıyor, bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Hükümet olarak hem hukuku ve demokrasiyi, hem insanlarımızın birlik ve dirliğini korumakta, hem de terörle ödünsüz mücadeleyi sürdürmekte kararlıyız.''

10/08/2011

seyyah1906

muharrem incenin meclis konuşması çocuğuna 21 gün askerlik yaptıranların ciğeri yanmaz

Muhalefetin Güçlü Sesi Muharrem İnce Sert Etkili Kararlı Belgeli Açıklamalı Muhalefetiyle Yeni Dönemde Çizgisini Dahada Sertleştireceğinin Sinyallerini Konuşmasında Sert Bir Şekilde Dile Getirdi..!
Muharrem İnce'nin konuşmasından satır başları..
-'TEZKERELERE DESTEK VERDİK AMA TERÖR ARTTI'
-'ÇOCUĞUNA 21 GÜN ASKERLİK YAPTIRANLARIN CİĞERİ YANMAZ'
-'SİZ ŞEYTANLA İŞBİRLİĞİ YAPIYORSUNUZ'
-'TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALADI DEMİYORUM'

9/08/2011

seyyah1906

hüseyin çelik: kılıçdaroğlu mezhep yakınlığı dayanışmasıylamı suriye'ye bu manada sahip çıkıyor

Çelik, muhalefetin, hükümetin dış politikasına ilişkin eleştirileriyle ilgili olarak, ortalığı karıştıracak iddialarda bulundu...
Mezhep dayanışmasına vurgu yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP'lilerden büyük tepki aldı...

Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, dün yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı hakkında bilgi verdi, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.

AK Parti’nin büyük kongre sürecinin devam ettiğini, 2012 yılı Ekim veya Kasım ayında Kongrenin gerçekleştirileceğini hatırlatan Çelik, MYK toplantısında buna ilişkin değerlendirmeler ile iç ve dış gelişmelerin ele alındığını kaydetti.

Çelik, AK Parti’nin her yıl gerçekleştirdiği İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın bu yıl 14-16 Ekim tarihinde Kızılcahamam’da gerçekleştirileceğini de duyurdu.

Türkiye ve İsrail ilişkilerinin de toplantıda gündeme geldiğini belirten Çelik, ikili ilişkilerin geldiği noktayı geriye dönük süreci ele alarak anlattı.

-"CHP, TÜRKİYE’NİN BAAS PARTİSİDİR"-

Uluslararası meselelerde iç politika hesaplarının bir tarafa bırakılması gerektiğine dikkati çeken Çelik, ancak Türkiye’de muhalefetin bu konuda "kötü bir sınav" verdiğini, hatta "sınıfta kaldığını" söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriye’deki gelişmelere ilişkin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını bu ülkenin iç işlerine karışmak olarak nitelendirdiğini ifade eden Çelik, şöyle konuştu: "Ana muhalefetin lideri ’Sayın Başbakan (sabrımız taştı) diyor. Bu Suriye’nin iç işlerine müdahaledir. Bu bizim meselemiz değildir. Efendim siz savaşıyor musunuz?’ gibi beyanlarda bulunarak kendi elimizi güçlendirmek yerine, bir Baas rejimini savunma refleksine girmiştir. Niçin bunu yapmıştır? Biliyorsunuz CHP ile Arap ülkelerindeki Baas’cı rejimler arasında genetik akrabalık vardır. CHP, Türkiye’nin Baas partisidir. Ve Baas’çı rejimler biliyorsunuz otoriter yapıları itibariyle CHP’nin geçmişteki iktidarıyla aynı karakterdedir. Türkiye kendi Baas’çı rejiminden 1950’de demokratik yollardan, seçimle kurtulmuştur ve barışçı bir şekilde kurtulmuştur. Sandıkta bunu halletmiştir. Ama şimdi Arap ülkeleri kendi Baas’çı rejimlerinden, hepsinin partisinin adı Baas olması gerekmiyor bu bir zihniyet meselesidir, halk ayaklanmalarıyla kurtulmaya çalışıyor. Ve biz bu süreci destekliyoruz." Çelik, Türkiye’nin demokratikleşme adına "Arap Baharı" denilen süreci desteklediğini, Arap ülkelerinin bu demokratikleşmeyi gerçekleştirmesinin İsrail’in de işini zorlaştıracağını, İsrail’in bu demokratikleşmeden rahatsız olduğunu söyledi.

Çelik, muhalefetin Ortadoğu’daki gelişmelere Türkiye’nin yaklaşımını "sana ne?" diyerek eleştirmesinin doğru olmadığını belirterek, "Benim bitişiğimdeki komşum kendi evini yakma hakkına sahip değil. O evini yakarsa benim evim de yanar, benim evime de sıçrar" dedi. Türkiye’nin bir yol ayrımında olduğunu ve bu ayrımda etkin ve aktif dış politikadan yana tavır sergilediğini anlatan Çelik, ülkeler arası ilişkilerdeki asırlık sorunların bir anda çözülemeyeceğini, ancak kararlı olunması gerektiğini vurguladı.

Çelik, "Ana muhalefet lideri, Sayın Başbakanımızı, Hükümetimizi Arap Sokağına yönelik popülist bir politika izlemekle suçluyor. Biz kendi sokağımıza yönelik bile popülizm yapmıyoruz. Popülizmin ne olduğunu biz çok iyi biliyoruz. İngilizcede CHP’nin adı popülist partidir" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Başbakan Erdoğan’ın Yahudilerin verdiği cesaret ödülünü iade etsin" açıklamalarını da eleştiren Çelik, AK Parti’nin İsrail Hükümetinin politikalarına itiraz ettiğini, İsrail halkıyla, Yahudilerle bir sorunu olmadığını vurguladı. Çelik, AK Parti’nin hiçbir konuda toptancı bir yaklaşım içinde olmadığını, toptancılığın ırkçıların bir özelliği olduğunu kaydetti. Çelik, Mavi Marmara gemisine yönelik saldırı konusunda Türkiye’nin Lahey Adalet Divanı’na başvuru yapacağını da hatırlattı.

-"MEZHEP YAKINLIĞI DAYANIŞMASI MI?"

Muhalefetin dış politikaya yönelik eleştirilerinde Türkiye’nin çıkarlarını dikkate alması gerektiğini belirten Çelik, şöyle konuştu: "İsrail’le olan meselemiz bir uluslararası meseledir, milli meseledir.

Siyasi partilerin elbette politikalarımızı eleştirmek gibi bir hakkı vardır ama bunu yaparken Türkiye’yi haksız gören, diğer ülkeleri haklı kılan bir tutum içine girmelerini yadırgarız.

Niçin savunuyorsunuz Suriye’deki Baas’çı rejimi? Açıkçası aklıma başka kötü şeyler de geliyor. Suriye’deki Baas’çı rejim yüzde 15’lik kitleye dayanıyor.

Acaba Sayın Kılıçdaroğlu mezhep yakınlığı dayanışmasıyla mı Suriye’ye bu manada sahip çıkıyor? Bu da aklımıza gelir. Eğer böyle bir şey yapıyorsa bu daha da affedilmezdir. Siyasi partilerimizin makul meselelerde, makul bir zeminde bize muhalefet etmesi en tabi haklarıdır. Ama Türkiye’nin tezlerini zayıflatacak tutum ve davranışlardan kaçınmalarını da talep etmek bizim en tabii hakkımızdır." Açıklamalarında, NATO tarafından Türkiye’ye kurulması planlanan füze kalkanı konusuna da değinen Çelik, "Füze savunma sistemi bir NATO projesidir. Ve bu ilk gündeme geldiğinde Türkiye bu konudaki itirazlarını, tezlerini dile getirmiştir" dedi. Türkiye’nin bu tezlerinin kabul edildiğini de hatırlatan Çelik, Türkiye kurulanların füze rampası değil, radar sistemi olduğunun altını çizdi.

Çelik, NATO’nun Türkiye’de üye olduğu günden bu yana süreç içinde kurulan çok sayıda tesisi olduğunu belirterek, NATO’nun ortağı olmaya devam ettiği sürece benzerlerinin de yapılacağını kaydetti.

Çelik, "Bir Amerikan projesi, ABD’nin dayatması de değildir" dedi.

Çelik, bedelli askerliğin gündemde olup olmadığına ilişkin, "Bedelli askerlik, askerlik sürelerinin gündemde olduğunu biliyorum. Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Hükümetin gündeminde oldum olası olduğunu biliyorum. Ama ne yapıldı, nereye varıldı onu bilmiyorum. Sonuçlanırsa sizlerle paylaşırız" dedi.

7/18/2011

seyyah1906

suriyeli muhalifler beşar esada karşı istanbulda gölge hükümet kurma kararı aldı

İstanbul'da cumartesi günü düzenlenen Suriye Ulusal Kurtuluş Konferansı'nda 300'den fazla Suriyeli muhalif bir araya geldi. Konferansta, Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimiyle mücadeleye nasıl devam edeceklerini masaya yatıran muhalifler, hararetli bir tartışmanın ardından birlikte hareket etme kararı aldı.

Konferansta bu amaçla Esad yönetiminin devrilmesi halinde geniş tabanlı bir hükümetin oluşturulması hedefiyle çalışmalarda bulunacak bir konsey kuruldu.
Katılımcılar, buluşmada zaman zaman görüş ayrılıklarının çıktığını ve hararetli tartışmalar yaşandığını belirterek uzlaşma sağlamanın zor olduğuna dikkat çekti.

Diğer muhalif gruplara da ulaşmak üzere çalışma yürüteceklerini belirten katılımcılar, bundan sonra daha örgütlü bir şekilde hareket etmeyi planlıyor.

Çalışmalar hemen başlıyor

Kurulması kararlaştırılan 25 üyeli konsey ve 11 üyeli komite ise çalışmalarına hemen başlayacak. Söz konusu komite, “gölge hükümetin” kurulması hedefiyle toplanacak yeni bir konferansın organize edilmesi için çalışmalar yürütecek.

Hedeflenen “gölge hükümetin”, Suriye'deki Esad rejiminin devrilmesi halinde geçiş döneminin yönetimini üstlenmesi öngörülüyor.

Şam'daki konferans iptal edildi

Suriyeli muhalifler, İstanbul'daki konferansla eşzamanlı olarak başkent Şam'da da bir araya gelmeyi planlıyordu, ancak bir gün önce kentte meydana gelen şiddet olayları nedeniyle buluşma iptal edildi.

Konferansın düzenleneceği yerde cuma akşamı polisle protesto göstericileri arasında yaşanan çatışmada 9 kişinin hayatını kaybettiği, 100'den fazla kişinin de yaralandığı bildirilmişti.

Clinton'dan Suriye açıklaması

Libya Temas Grubu'nun toplantısına katılmak üzere cuma günü İstanbul'a giden ve toplantının ardından hafta sonu Türk yetkililerle bir araya gelen ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Suriye konusunda da açıklamalarda bulundu.

Clinton, “Suriye'nin geleceği, Suriye halkına bağlıdır. Ancak muhalefetin bir araya gelme çabası ve bir gündem oluşturma çabası, siyasi reformun çok önemli bir parçasıdır. Bunun daha sorumlu, daha hesap verilebilir hükümetlere yol açtığını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Şiddet olayları sürüyor

Suriye'de ordu birliklerinin muhalifleri durdurmaya yönelik operasyonları sürüyor. Suriyeli aktivistler, Suriye birliklerinin, Lübnan sınırı yakınındaki Zabadani kasabasına girdiğini ve iki gün içinde yüzlerce kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

Muhaliflerin açıklamalarına göre, yaklaşık 2 bin kişiden oluşan asker ve diğer güvenlik güçleri mensupları, kasabanın telefon, internet ve elektriğini kesti.

Mülteciler geri dönüyor

Bu arada Türkiye'ye sığınan Suriyelilerin geri döndükleri bildiriliyor. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), olaylar nedeniyle ülkelerine dönen Suriye vatandaşı sayısının 7 bin 209 olduğunu açıkladı. Bugüne kadar Türkiye'ye 15 bin 666 Suriyeli'nin geldiği ifade edilen açıklamada, 8 binden fazla Suriyeli'nin ise hâlâ mülteci kamplarında bulunduğu belirtildi.

© Deutsche Welle Türkçe

DW/AFP/dapd/Reuters,HK/BE

6/28/2011

seyyah1906

ak parti hükümeti kurar sonrada haydi seçime der o zaman chp'liler ne yapacak

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay'a yemin etme yolu açılmadıkça Meclis'te yemin etmeyeceklerini açıkladı.
CHP'nin kararının parti için çok riskli olduğunu belirten Erdem şunları söyledi: "Sanıyorum ki muhalefet partisi bir azınlık hizbinin eline geçti, onun tesiri altında kaldı. Bazı konuşmalar oldu heyecanlı. Altı ay önce CHP'nin kapısından geçmeyenler de vekil şu anda. Onların etkisiyle -çünkü onlar politika bilmiyor- böyle bir karar alındı. Partiye yeni giren bazı arkadaşların etkisinde kaldılar. Bu karar ciddi bir karar. İlk gün girilmemiş olması CHP'nin tarihinde yok."
Riskli bir karar olduğunu söyleyen Erdem, "AK Parti vekilleri bugün yemin eder. Hükümeti kurar ve hükümet kurulduktan sonra da haydi seçime der. O zaman ben CHP'lilerin ne diyeceklerini merak ediyorum" dedi.

YİNE MEVCUT MAHKEMELER KARAR VERECEK
Erdem sözlerini şöyle sürdürdü: "Üç vekil tutuklu, onları yargılayan mahkeme bir, KCK'lıları yargılayan mahmeke iki, YSK üç. Hangi kanunu çıkarırsanız çıkarın bu kararlar orktadan kalkmaz. Nasıl ki, tahliye edilip edilmemelerine mevcut mahkeme karar verdi, yeni bir durum da olsa eski durumda seçilmiş olanın yeni duruma intibakını yine o yargı organları yapacaktır. Kolay bir şey konuşmuyoruz. Biri şöyle yapalım deyince çözülecek böyle bir durum yok.

BİR TAŞ ATILMIŞ...
Bir taş atılmış, çıkarılmaya çalışılıyor. CHP'nin böyle bir karar vermesi ilk defa oluyor. 60 senelik demokrasi tecrübesi olan bir ülkede, anamuhalefet partisinin acele kararla Meclis'e girmemesini benim aklım almıyor."

6/25/2011

seyyah1906

demokrasiden bahseden bir kişinin ana muhalefet liderini dinlemesi gerekirmi gerekmezmi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, TİM'in 18. Olağan Genel Kurulu'nda konuşmasını yapıp salondan ayrılmasından sonra kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, demokrasiden, özgürlükten, hukukun üstünlüğünden söz edildiğini belirterek, şunları söyledi:
 
''Demokrasiden söz eden bir kişinin ana muhalefet partisi başkanını dinlemesi gerekir mi, gerekmez mi? Demokrasi bu mu? Eğer demokrasiden söz ediyorsak karşıt düşünceleri dinleme tahammülümüzün olması gerekir. Karşıt düşünceleri dinlemeyip kendi kendinize propaganda yapıp sonra meydanı bırakıp gidiyorsak bu olmaz. Önce bir doğrunun altını çizmemiz lazım. Muhalefet önemli. Ben de biliyorum önemli. Her ülkede iktidar olur ama sadece demokrasilerde muhalefet olur. O nedenle demokrasi söylemimizin inandırıcı olması için eylemlerimizle söylemlerimizin tutarlı olması lazım. Konuşacağım ama konuştuğumun gereğini yapmayacağım. Kusura bakmasınlar birbirimizi kandırmayalım.''
Kılıçdaroğlu, 2023'de 500 milyar dolarlık ihracat hedefini desteklediklerini, Mecliste ihracatçıların önündeki engellerin tümünün karşısında olacaklarını, her türlü desteği vereceklerini kaydetti.
Kılıçdaroğlu, seçim sürecinde ekonomiyle ilgili zamanında alınması gereken kararların alınmadığını, seçimden sonraya bırakıldığını savunarak, ''Bağımsız özel kuruluşla seçim sürecinde karar almadılar. Ne zaman karar aldılar? Ekonomiyi ne zaman soğutmaya başladılar, seçim bitti ondan sonra. Demek ki bu kurumlar bizim anladığımız anlamda kurumlar değil. Siyasal iktidarın güdümüne giren kurumlar sağlıklı çalışamazlar. O zaman en büyük zararı iş adamları görür'' diye konuştu.
"Demokrasi açığı büyüyor"

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasında 1946 ve 1950'lerden bahsetmesine atıfta bulunarak, "Demokrasiden söz ettik, yine 1946'lardan başladık. Nereden başlarsak başlayalım, bugünü görmemiz lazım. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez sorunlu bir meclis açılıyor. Sorunları olan bir meclis açılıyor. Dönüp bakmamız lazım. Bu sorunları yaratan kim? Ana muhalefet partisi mi? Yoksa iktidar mı? Peki bu sorunlar bilinmiyor muydu? Niye sorunları çözmek için çaba harcamadınız?" diye sordu. Demokrasi açığının büyüdüğünü belirten Kılıçdaroğlu, "Yasama, yargı, yürütme denen üç kurum var demokrasilerde. Çağdaş demokrasilerde dördüncü kurum medya. Bana kim Türkiye'de medyanın üzerinde baskı olmadığını söyleyebilir? Kimse söyleyemez. Medyanın üzerinde ciddi bir baskı var. Medyada baskı varsa, halkın sağlıklı bilgi edinme hakkı yoktur. Yargının bağımsız olduğunu kim söyleyebilir. Bana bir Allah'ın kulu çıkıp desin ki, 'Türkiye'de yargı bağımsızdır.' Efendim Türkiye kanun devleti. Hukuk farklı bir şeydir. Kanun fakülteleri yoktur, hukuk fakülteleri vardır. Kanunların üstünlüğü yoktur, hukukun üstünlüğü vardır" dedi.

Haberal ve Balbay'ın tahliye talebine reddine tepki

Kılıçdaroğlu, 12 Haziran seçimleri ile milletvekili seçilen Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay'ın tahliye taleplerinin, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmesine tepki gösterdi. Milletin iradesine darbe vurulduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Her yurttaşın seçme, seçilme hakkı vardır. Gittiniz cumhuriyet başsavcılığına başvurdunuz, 'milletvekili adayı olmak istiyorum' dediniz. 'Engel yok' dediler. Gidiyorsunuz istediğiniz parti hangisiyle başvuruyorsunuz belgelerle beraber. Seçiyorlar sizi, YSK'ya ilgili parti bildiriyor. YSK bakıyor belgelere, soruşturuyor, 'tamam senin aday olmanda engel yok' diyor. Bunun üzerine halk seni milletvekili seçiyor. Geliyor yine YSK'ya gidiyor. YSK onaylıyor, Resmi Gazete'ye gönderiyor. Bununla birlikte YSK TBMM'ye de bildiriyor. Hakkınızda verilmiş bir hüküm yok. Sadece tutuklusunuz. Niçin tutuklusunuz? O da meçhul, ama tutuklusunuz. Bu kişinin parlamentoda yemin etmesi lazım. Seçilmiş. Yüksek Seçim Kurulu onaylamış. TBMM'ye bildirilmiş, mazbatasını almış. Hiçbir sorun yok. 'Sen kusura bakma TBMM'ye gidip yemin edemezsin.' Niçin? Deliller toplanmadı. Üç yıldır deliller toplanmadı. Kim delilleri toplamadı. İktidar ne güne duruyor. Deliller toplanmadı ama ben seni yargılıyorum. Yarın onun lehine bir karar çıkarsa ne olacak? Hayır kanunlar böyle değil. Hukuk devletinde özel yetkili mahkeme olmaz. Demokrasinin kalitesi bu mu? Siz, Cumhuriyet tarihinde olmayan şeyleri yapıyorsunuz."

"Yargıçlar davalara kan davası gibi bakmasın"
Ergenekon kapsamında tutuklu bulunan gazeteci Ahmet Şık'ın kitap taslağının toplatılmasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, "Bana söyleyin. Bütün cumhuriyet tarihi boyunca, yazılmamış taslak kitap dolayısı ile tutuklama ve hapse atılma hangi iktidar döneminde oldu? Bunun adına ileri demokrasi diyorlar. Niye birbirimizi kandırıyoruz?" diye sordu. Başbakan'ın Anayasa çağrısına da değinen Kılıçdaroğlu, "Referandumdan hemen sonra söyledim. Buyurun çağrı yapın. Parlamentoda bir ekip oluşsun, anayasa değişikliği için yol alalım. Sayın Erdoğan 'bizim gündemimizde anayasa değişikliği yok' dedi. Şimdi anayasa yapalım diyor, eyvallah. Anayasa değişikliği konusunda en net görüşlerini kamuoyuyla paylaşan tek parti CHP'dir. Bizim görüşlerimiz belli. Evrensel hukuk neyi gerektiriyorsa onu yapacağız" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, "Yargıçların bir davaya bakarken, kan davası gibi bakmamalılar" yorumunu yaptı.

"Milletin iradesine darbe vuruyorsunuz"

Başbakan'ın konuşmasında "halkın iradesi" konusuna vurgu yapmasına atıfta bulunan Kılıçdaroğlu, CHP'den milletvekili seçilen Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'a işaret ederek, "Bunları kim seçti? Yurt dışından gelenler mi seçti. Bu ülkenin insanları seçti. Bu ülkenin insanlarının seçtiği insanların iradelerine darbe vuruyorsunuz. Birbirimizi kandırmayalım. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü sadece Türkiye'ye özgü değil. İnsanın olduğu her yerde olması gereken temel kuraldır. Benim seçme seçilme hakkıma sınır getiren bir düzenleme varsa, bu düzenleme insan haklarına aykırıdır. Demokrasi kalitesi herkes için geçerlidir" diye konuştu.
Eylemler ve söylemlerin tutarlı olması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Buyursun bir işadamı hükümeti eleştirsin bakalım. Başına ne gelecek görelim. Böyle demokrasi olur mu? Bir işadamı özel bir sohbette 'CHP Birinci parti olabilir' demiş. O kadar. Vay sen misin onu söyleyen. Bir partinin birinci olacağını düşünmek ne zamandan beri bu ülkede suç olmaya başladı. Tarafsız olan bertaraf olur, hangi demokraside vardır böyle bir söylem. Hem bunları söyleyeceksiniz. Sonra da 'demokrasi hukuk istedik olmuyor' diyeceksiniz. Kim yapmıyor? Siz getirdiniz de biz karşı mı çıktık? Yargıda ciddi sorunlarımız var. Biz CHP olarak demokrasi, hukuk, insan hakları, kadın-erkek eşitliği, AB'ye tam üyelik süreci için elimizden gelen her türlü çabayı gösteriyoruz. Bugün 60'a yakın gazetecinin hapiste olduğu bir ülkeyi, Batı'da gidip 'bizde demokrasi var' diye anlatamazsınız."
cumhuriyet portal 

6/24/2011

seyyah1906

baykala memleketi antalyadan şok 24 delegeden sadece 4'ü kurultay için imza verdi

Önder Sav ve Deniz Baykal'ın Kemal Kılıçdaroğlu'nu genel başkanlıktan indirmek için toplamak istedikleri kurultay istemi, Antalya'dan da destek bulamadı.
Gazetevatan'ın haberine göre; 24 kurultay delegesinden sadece 4'ü Sav ve Baykal'a destek vereceğini açıkladı. 20 delege ise "Kılıçdaroğlu'na karşı imza vermeyiz" açıklamasını yaptı.
Öte yandan, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın'la yakın dostluğu bilinen Berhan Şimşek'in ise önümüzdeki günlerde Antalya'ya gideceği öğrenildi. Kurultay delegesi olmayan Berhan Şimşek'in CHP'li Belediye Başkanı Akaydın'ı ikna etmeye çalışacağı belirtildi. Hatırlanacağı üzere, Berhan Şimşek İstanbul İl Başkanlığı'na atandığında, kendisini kutlayan ve İl Başkanlığı'na çelenk gönderen ilk isim Mustafa Akaydın'dı.

Berhan Şimşek'in Antalya'ya "takviye güç" olarak gönderilmesi kararının ardından, kentteki delegeler de görüşlerini kamuoyuyla paylaşmaya başladı.

Deniz Baykal'ın önceki gün protesto edilmesinin ardından yaşanan şok, kurultay delegelerini de etkiledi.

Antalya Haber Ekspres Gazetesi'ne konuşan delegeler şöyle konuştu:

Mustafa Akaydın: (Büyükşehir Belediye Başkanı): Parti politikalarını ve seçim sonuçlarını değerlendirmek üzere Genel Başkan Kılıçardoğlu tarafından çağrısı yapılacak bir kurultaya 'evet' derim. Ancak, bunun dışında ve hele hele seçimli bir kurultaya hiçbir şekilde imza vermem.

Ercan Erkan (Muratpaşa İlçe Başkanı) : Partimiz, Türkiye genelinde başarısız olmamıştır. 8 aylık bir parti yönetimi yapabileceğinin en fazlasını yapmıştır. Bu nedenle olağanüstü Kurultay toplanmasını anlamlı bulmuyorum. Bunun için ikna olmuş değilim. Bu nedenle Kurultayın olağanüstü toplanması için imza vermeyeceğim.

Halil Arıkan (Kaş Eski İlçe Başkanı) : Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun değişimini hedef alacak bir olağanüstü Kurultayı gereksiz buluyorum. Bu gündemle toplanacak bir Kurultay için imza vermem. Ancak Parti Meclisinde bir yenileşmeye ihtiyaç var. Sadece bu amaçla toplanacak bir Kurultay için imza vermeyi düşünebilirim.


Burhan Emin Biçer (Döşemealtı İlçe Başkanı) : Başarılı olmak iktidar olmaktır. Bu anlamda partimizi başarılı görmek doğru değil. Ancak önceki dönemlerde alınan oylara bakıldığında sağlanan 6 puanlık artış başarıdır. Genel Başkanımız ve Parti Meclisimiz bu anlamda elinden gelen çalışmayı yapmıştır. Bu nedenle olağanüstü Kurultay için imza vermeyeceğim.

Enver Barış: CHP bu seçimden 6 puanlık bir oy artışı ile çıkmıştır. Bu iktidar olmaya yetmedi ancak önceki dönemin sonuçlarına bakılırsa başarılıyız denebilir. Bu anlamda hangi gerekçeyle olursa olsun olağanüstü Kurultay toplanmasını gereksiz buluyorum. Bu nedenle imza vermeyeceğim.

Barış Akıncı ( Elmalı Eski İlçe Başkanı) : Türkiye genelinde Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu'nun üstün çabası sonucu alınan sonuç bana göre başarıdır. 2007 seçim sonuçları itibariyle 6 puan artış azımsanamaz. Ancak aynı başarıyı Antalya için söylemek mümkün değil. Antalya'da seçim süreci Baykal tarafından iyi yönetilmemiştir. Bu anlamda olağanüstü Kurultayın toplanmasını doğru bulmadığımdan imza vermeyeceğim. Çünkü Baykal ve Sav ikilisinin muhalefet çalışmalarını samimi bulmuyorum.

Önder Çalık (Akseki İlçe Başkanı) : Antalya'da maalesef başarısız olduk. Bunun da nedeni aday listesindeki sıkıntılar ve Baykal'ın seçim sürecini yanlış yönetmesidir. Türkiye genelinde ise Partimiz istenilen ve beklenen hedeflerine ulaşamamıştır ancak geçmişe göre değerlendirdiğimizde başarılı bir seçim sonucu alınmıştır denebilir. Bu nedenle seçim sonuçlarını değerlendirmek amacıyla bir Kurultay toplanabilir ancak bu Kurultay asla seçimli bir Kurultay olmaz. Buna imza vermem.

Ali Çırpıcı: Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nu başarılı bulduğumdan bir dönem daha görevinde kalmalı. Bu amaca dönük bir olağanüstü Kurultayı gereksiz buluyorum ve imza vermeyeceğim.


Ahmet Daloğlu (Korkuteli Eski İlçe Başkanı) : Antalya özelinde pek de başarısız değiliz. Çünkü oy oranımızı 2007'ye göre artırmış durumdayız. Türkiye genelinde de başarısız olduğumuz söylenemez. Ancak hedeflerimize ulaşamadık yinede. Olağanüstü Kurultayın toplanması ile ilgili olarak partimin ilçedeki üyelerinin eğilimine ve ilde oluşacak genel tavra göre karar vereceğim.

Giray Ercenk: Antalya'da alınan sonucu başarılı bulmuyorum. Süreç doğru yönetilmedi. Seçilen her milletvekili benim milletvekilimdir ve sahiplenirim elbette. Ancak seçimde bu sonucun çıkmasında liste sorunu olduğu da bir gerçektir. Türkiye genelinde ise partimin aldığı sonucu başarılı buluyorum. Zaten bizlerdeki beklenti de bu civarlardaydı. Ben 2 ay önce bu sonucu alacağımızı çeşitli toplantılarda dile getirmiştim. Bir Kurultayın toplanması belki gereklidir ancak alelacele bir olağanüstü Kurultayın toplanmasını ise doğru bulmuyorum. Bunun için gelişmeleri yakından izleyerek buna göre karar vermek istiyorum.

Zeki Durmaz (Parti Meclisi Üyesi) : Seçim sonuçları Antalya'da başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bunda hazırlanan aday listesinin olumsuzlu kadar Baykal'ın süreci doğru yönetememesi de çok önemli etkendir. Türkiye genelinde ise partimiz başarılıdır. 2007'ye göre yüzde 6'lık bir artış kesinlikle başarılı olarak kabul edilmelidir. Hiç kimse 3-4 ayda oluşan bir Genel Merkez ekibinden ve 8 aylık bir Genel Başkandan iktidar olmayı zaten beklememeli. Bu anlamda Kurultayın olağanüstü toplanmasını gereksiz bulduğumdan imza vermeyeceğim.

Dilek Engin (Kumluca İlçe Başkanı) : Antalya'da alınan seçim sonucu için üzgünüm. Daha iyi sonuçlar alınabilirdi. Ancak Türkiye genelinde Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu sayesinde seçimlerden başarılı çıktık diyorum. Elbette hedef iktidardı ama kısa sürede göreve gelen bir Genel Başkanın ve ekibinin bundan daha iyi sonuç alması zaten zordu. Bu nedenle olağanüstü Kurultayın toplanmasını gereksiz bulduğumdan imza vermeyeceğim.

Makbule Güneylioğlu: Kemal Bey başarısız değil. kısa bir süre içinde ancak bu kadar iyi bir sonuç alınabilirdi. Her aklıselim bunu zaten görmeli. Bir yıl içinde hem referandum, hem seçim kampanyalarını yürütmek ve 81 ile gitmek bence başarıdır. Ancak Kurultayın olağanüstü toplanıp toplanması ile ilgili kararımı örgütümle veririm.

Yusuf Meriç: CHP, Antalya'da başarısız olmuştur. Bunun da nedenli öncelikle Baykal'ınn hazırladığı aday listesindeki sıkıntılardır. Bir diğer neden de İl Başkanının yetersizliği ve basiretsizliğidir. Türkiye genelinde ise alınan sonuç başarıdır. CHP, 1992 yılında yeniden açıldıktan sonra girdiği seçimlerde hep hezimete uğramış ve ilk kez en yüksek oyu almıştır. Bu nedenle Kurultayın olağan üstü toplamasına imza vermeyeceğim. Kurultay doğal sürecinde yapılmalı.

Abbas Tarakçı (Manavgat İlçe Başkanı) : Türkiye genelinde alınan sonuç Antalya'ya aynen yansımıştır. Yani hedeflenen, tabanın beklediği sonuçlar alınamamıştır. İstenilen ve beklenen bu değildi. Ancak partimin kamuoyunda sürekli Kurultaylar partisi olarak anılmasından rahatsız olduğum için olağanüstü Kurultaya imza vermeyi düşünmüyorum.

Kemal Yüksel (Kemer İlçe Başkanı) : Gerek genel olarak, gerekse Antalya özeli olarak istenilen hedeflere ulaşılamadı. Bu anlamda başarılıdır denilemez. Ancak 2007 seçim sonuçlarına göre bir artış olduğu da gerçektir. Kurultayın olağanüstü toplanması ile ilgili olarak şu anda bir kakarım yok. Bu konuda tüm ilçe başkanları ve il Kurultay Delegelerinin ortaklaşa yapacakları toplantıda alınacak karar göre değerlendireceğim.
cumhuriyet portal
seyyah1906

yeni milletvekili hakan şüküre hatip dicle sorusu cevap gündemi takip edemedim

AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, "Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesi ve BDP’li milletvekillerinin Meclis’e gitmeme kararı almasını" nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine "Gündemi takip edemedim. Bunun değerlendirmesini bizim büyüklerimiz, bakanlarımız, tecrübeli büyüklerimiz yapıyordur" dedi.

Şükür, eşi Beyda Şükür ile Milano’dan İstanbul’a gelişinde Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Eşinin rahatsızlığı nedeniyle yurt dışına gittiklerini ifade eden Şükür, bu nedenle milletvekili mazbatasını henüz alamadığını söyledi. Şükür, "Seçilenleri tebrik ederim. Hayırlısı olsun, çok seviyeli, ülkemizin yükselen çıtasını daha ileri götürmek için muhalefetiyle, iktidarıyla önemli günler bizim olur inşallah. Tek dileğim ülkemizin daha iyi yerlere gelmesi. Bunun için üzerime düşen bu büyük sorumluluğu kaldırabileceğime inandım ve aday oldum. Mazbatamı aldıktan sonra Ankara’ya gideceğim. Umarım her şey milletimizin istediği gibi olur" diye konuştu.

Şükür, "Milletvekili seçildikten sonra hayatında ne değişti?" sorusu üzerine de şunları söyledi: "Milletvekilliği bir kere çok heyecanlı ve onurlu bir durum. Ulu Önder Atatürk’ün, silah arkadaşlarının açtığı Meclis, çocukluk dönemimizden beri hayalini kurduğumuz, oraya giderken büyük heyecan duyduğumuz bir yer. Şimdi oraya girecek olmanın büyük heyecan ve onuru var. Bu heyecan ve onur, aldığımız sorumlulukla çok daha farklı bir boyuta geldi. İnşallah orada layığıyla ülkemizi ve milletimizi temsil ederiz. Hem iç sahada hem uluslararası platformda ülkemizin çok daha başarılı olması için var gücümüzle çalışacağız. En azından kendi adıma bunun garantisini verebilirim. Hayata bakış açım bu. Şu anda halkımız, milletimiz bize bir görev verdi. Bu vekilliği zaten milli takım bünyesinde yapıyordum, inşallah yeni girdiğim siyaset arenasında büyüklerimin de katkısıyla iyi bir takım havası oluştururuz. Sadece kendi partimin bünyesinde değil, diğer partilerin onayı ve desteğiyle bu güzel ülkeyi daha yaşanır hale getirmek istiyoruz. En büyük proje olan yeni anayasa konusunda, uzlaşarak, bütün insanlığı kucaklayacak ve bir örnek teşkil edecek yeni bir anayasa yazmak gerekir. Çünkü çevremizde bizi örnek alan ülkeler var. İnşallah hep beraber bunu gerçekleştireceğiz.

Demokrasi bir son değil, bir yolculuk. Bu yolculukta emin adımlarla yürümeye kararlı bir milletiz. Çok farklı mozaik yapısı olan toplumumuz için insana dayalı, yalın, sade bir anayasa yaparak biz de tarihe geçmek isteriz.

Umarım Sayın Başbakan ve muhalefet partileriyle kardeş ve dostça, sporda da böyleydi, bundan sonraki süreçte de yapım bu olacak, bu birlikteliği hep birlikte yakalarız."

"PAZARLIKLA BU İŞE GİRMEDİM"
"Seni spordan sorumlu bakan olarak da görecek miyiz?" sorusu üzerine Şükür, "Ben pazarlık ile bu işe girmedim, ben vekillik olarak girdim. Sayın Başbakanımız bir teklif getirdi, ben de kabul ettim. Yapabileceğime inandığım bir görev bu. Nasıl takımlarda görevleri verenler büyükler, koçlar, takımın ileri gelenleridir, görev neresi olursa olsun öyle bir pazarlığım hiçbir zaman olmadı, ben önce bölgemin sonra Türkiye’nin milletvekiliyim, inşallah layıkıyla yaparım" yanıtını verdi.

Bakan olması durumunda önceliklerinin ne olacağının sorulması üzerine de Şükür, "Siyaset arenasına yeni giriyorum. Bu işle ilgili büyükler ve bir bakanımız var. Bununla ilgili bir şey söylemekten haya ederim, çok doğru olmaz.

Olmayan bir şey üzerine yapabileceklerimi anlatmak doğru olmaz. Şu anda sportif olarak eksik gördüğüm, yapılması gereken çok şey var ama yapılan da çok şey var.

Çok büyük başarı var, büyük organizasyonlar alınıyor. Tabii ki altyapı çok önemli, çocukların ve gençlerin branş seçimlerine önem verip, eğitime sporu biraz daha fazla sokmak, ders saatlerini artırmak gerekir. Ama bu konularda zaten Sayın Faruk Özak ve spor yöneticileri önemli hizmetler veriyor. Sayın Başbakanımızın da eski bir sporcu olmasının avantajları var. Önemli yatırımlar oldu. Ben bunun neresinde olacağımı henüz bilmiyorum ama çok çalışacağımın garantisini veriyorum" diye konuştu.

Şükür, "Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşürülmesi ve BDP’li milletvekillerinin Meclis’e gitmeme kararı almasını" nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine de "Gündemi takip edemedim. Böyle bir durum varsa bu yargının ve Yüksek Seçim Kurulunun aldığı bir karar. Bunun değerlendirmesini bizim büyüklerimiz, bakanlarımız, tecrübeli büyüklerimiz yapıyordur. Ben bu konuda henüz erken olduğu için bir şey söylemek istemiyorum" dedi.

"(SENATÖRÜM) DİYEN VAR"
"Futbolcu arkadaşlarınız aradığında sizi nasıl kutladı, örneğin Emre Belözoğlu aradığında size ’Sayın vekilim’ diye mi hitap etti?" sorusu üzerine Şükür, şunları kaydetti: "Tabii, futbolcu ortamı esprilidir. Beni arayıp ’Senatörüm’ diyen var, ’Milletvekilim’ diyen var. Tabii espri ile yaklaşanlar oldu.

Aslında sporun içerisinde de siyaset var, ben bunu senelerce bizzat yakından hissedenlerden biriyim. Onun için biraz da hazırlıklı gidiyorum. Siyaset, insan ilişkilerinin ön planda olduğu, farklı farklı görüşlerin bir arada yoğrulduğu bir yer. Ben spor dünyasındaki arkadaşlarımla beraber çözümler arayacağım. Ülkeye herkes hizmet edebilir." Şükür, "Sporcu arkadaşlarından da siyasete girmek istediğini söyleyen oldu mu?" sorusu üzerine, "Öyle bir şey söylenmedi. Oynarken herkes mutludur, oynadıktan sonra başka şeyler söylenebilir. Siyasete girilmemesi için bir sebep yok. Çünkü çok düzgün arkadaşlarımız var spor dünyasında. Umarım onlar da katkı yaparlar" dedi.

Coşkun Özarı’nın vefatına ilişkin de Şükür, "Başımız sağ olsun, uçakta haberi okudum. Yarın cenazeye katılıp ondan sonra mazbatamı alacağım. Çok değer verdiğim bir büyüğümdü. Ülke sporuna çok büyük katkılar sağlamış, hakikaten adam gibi adamdı. Polemiklerin dışında kalmayı seven, fikirleriyle insanlara ışık tutan biriydi. Kendisini çok seviyordum, Allah ailesine sabır versin" diye konuştu.
mynet

6/23/2011

seyyah1906

haberal ve balbay için tahliye kararı ret edildi mahkeme başkanı şerh koydu

Köksal Şengül başkanlığındaki İstanbul 13. Ağır Mahkemesi'nce alınan kararda, üye hakimler Hasan Hüseyin Özese ve Sedat Sami Haşiloğlu'nun, dosya kapsamı sanıklara iddianamede ayrı ayrı isnat edilen suçlamalar ve bunlarla ilgili sevk maddeleri, delillerin tamamen toplanmamış olması ve dosyadaki belgeler ve raporlar atılı suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve varlığının devam etmesi ve bu suçların CMK'nın 100/3. maddesinde sayılan suçlardan olması ve bir kısım sanıkların halen savunmalarının alınmamış olmasından ötürü taleplerin reddine şeklinde oy kullandıkları belirtildi.
Üye hakimlerin, "herhangi bir yasal dayanağı olmayan tahliye taleplerinin reddine" şeklinde ifade kullandıkları kararda ayrıca kararın bir örneğinin de TBMM başkanlığına gönderilmesine karar verildiği bildirildi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengül'ün ise verdiği muhalefet şerhinde her iki sanığın da savunmalarının alındığını ve sanıklardan Haberal için 9 Nisan 2010 tarihi, Mustafa Balbay için ise 26 Aralık 2009 tarihinden itibaren sanıklara isnat olunan suçların vasıf ve mahiyetlerine, dosyada mevcut delil durumlarına, sorgu ve savunmalarındaki anlatımlarına, üzerlerine atılı suç vasıflarının değişme ihtimaline, tutuklamadan beklenen gayenin sağlanmış olup, bu aşamadan sonra kaçma, saklanma ve delilleri karartma şüphelerinin bulunmamasına ve de gerekirse haklarında adli kontrol uygulamasının da düşünülebileceği ve bireysel olarak da sanık Mehmet Haberal'ın yaşına, sosyal ve mesleki konumuna ve sağlık durumuna, diğer sanık Mustafa Ali Balbay'ın da toplum içerisindeki konumu da dikkate alınarak, her iki sanığın da tahliyeleri yönünde oy kullandığı ifade edildi.

SEBAHAT TUNCEL'İ ÖRNEK GÖSTERDİ
Şengül kararında, "Şöyle ki TBMM üyeliğine yasal bir seçim sonucu ve demokratik yollardan seçilen bu kişilerin kazanmış oldukları bu nitelikleri sebebiyle kaçma, saklanma ve delilleri karartma ihtimalleri de kalmamıştır. Ayrıca CMK'nın 100/3. maddesinde belirtilen katalog suçlarda bile tutuklama varsayım olarak ifade edilmiş ve bu şekilde bu suçlamalar kesin tutuklama sebebi olarak da gösterilmemiştir. Kaldı ki aynı suçlamalarla yargılaması tutuklu olarak yapılmaktayken 22 Temmuz 2007 tarihindeki genel milletvekili seçimlerinde bağımsız milletvekili seçilen Sebahat Tuncel isimli kişi anayasanın 14. maddesi doğrultusunda değil, milletvekili seçilmesinden dolayı kazanmış olduğu temsil niteliğinden dolayı da tahliye olmuş ve son seçime kadar da parlamento da görev yapmıştır. Bu durumda AİHM kararlarındaki açık kriterlerle birlikte bir emsal olarak değerlendirilmesi gerekir. Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı daha önce ifade ettiğim tahliye gerekçelerine ilave olarak her iki sanığın TBMM'ye üye olarak seçilmiş olmaları karşısında bu kişilerin, bu niteliklerinden dolayı da artık kaçma, saklanma ve delilleri karartma şüphelerinin de kalmamış olduğu dikkate alındığında ve Haberal ve Balbay'ın tahliyelerine karar verilmesi yönünde oy kullanarak aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne muhalifim" ifadelerini kullandı.

9 sayfalık kararda, "taleplerin konusu", "mahkememizde görülmekte olan 2009-191 esas sayılı davada talepte bulunan sanıklara isnat edilen eylemler ve istenen sevk maddeleri", "daha önce sanıkların tutukluluk halleriyle ilgili olarak mahkememiz tarafından yapılan değerlendirmeler", "1982 anayasası bakımından taleplerin değerlendirilmesi", "Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin aynı nitelikte verdiği emsal kararları ve bu kapsamda taleplerin değerlendirilmesi", "gerekçe", "iddia makamının vermiş olduğu mütalaasında", "sonuç olarak" başlıkları altında değerlendirme yapıldı.
mynet

6/22/2011

seyyah1906

suriye dışişleri bakanı yıllardır harcadığımız çabaların heba olmasını istemiyoruz

Muallim, ülkesine yaptırımların kapsamını genişleten Avrupa Birliği'ni kınadı ve özellikle hedef aldığı Fransa'yı "işgalci politikalar" izlemekle suçladı.
Avrupa Birliği Beşar Esad yönetiminin protesto gösterilerini kuvvet kullanarak bastırması üzerine yaptırım kararı almıştı.
Esad'ın Pazartesi günü, bir dizi reform yapacağı yolundaki açıklaması muhalefeti dindirmedi.

Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Suriye'deki ayaklanmanın bastırılmasına İran ya da Hizbullah'ın yardım ettiği yolundaki iddiaları reddetti.

Muallim, "haksız" olarak nitelediği yaptırımları eleştirirken, "Avrupa'dan hiçkimse Suriye'yi ziyaret etmedi. Kimse bizi dinlemedi. Dünya Avrupa'dan ibaret değil. Bize göre haritada artık Avrupa yok. Euromed üyeliğinden çekileceğiz" dedi.

Euromed, 2008'de, Avrupa Birliği ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki 16 komşusuyla işbirliğini geliştirmek amacıyla yeniden hayata geçirilmişti.

Avrupa Birliği, Suriye'ye yaptırımlarını askeri bağlantıları bulunan dört şirket ve dafa fazla Suriye vatandaşını kapsayacak şekilde genişletti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon da, Suriye'ye aylardır devam eden protestolarda yaşananları soruşturacak bir heyetle, yardım görevlilerine ülkeye giriş izni vermesi çağrısında bulundu.

Genel Sekreter BBC'ye açıklamasında, Suriye'deki insan hakları ihlallerinden kaygı duyduğunu söyledi.

Muhalefete göre, Mart ayından beri devam eden ayaklanma sırasında 1300 sivil ile 300 asker ve polis memuru öldü. Binlerce protestocu da gözaltına alındı.

Ülkenin kuzeydoğusunda başlatılan bir operasyon sonrasında da binlerce Suriyeli Türkiye'ye kaçtı.
Türkiye'deki mülteciler

Velid Muallim, açıklamasında yabancı basını Cizr el-Şuhur'da yaşananları çarpıtmakla suçladı, "Türkiye'deki mültecilere gelince. Bu insanlar kaçmaya zorlandı. Suriye ordusu Cizr el-Şuhur'a girmeden haftalar önce çadırlar kuruldu. Onları geri dönmeye çağırdık. Cumhurbaşkanı Esad güvenceler verdi. Türkiye'deki dostlarımıza, bu insanların geri dönüşü için bize yardım etmesini istiyoruz" dedi.

Muallim, "850 kilometrelik sınırımız bulunan Türkiye'yle iyi ilişkilerimizi sürdürmek istiyoruz. Bu imtiyazlı ilişkiler için yıllardır harcadığımız çabaların heba olmasını istemiyoruz. Umarım Türkiye pozisyonunu gözden geçirir." diye konuştu.
bbc türkçe
seyyah1906

halkımız örgütlüdür demokratik muhalefetini güçlü bir şekilde gösterecektir

YSK'nın Hatip Dicle'nin milletvekilliğini düşürmesini değerlendiren Ahmet Türk, "Halkımız bu hukuksuz karara demokratik tepkisini gösterecek. Halkımızın eli kolu bağlı kalmayacak. Halkımız örgütlüdür, demokratik muhalefetini güçlü bir şekilde dile getirecektir" dedi.

Türk, şunları söyledi:

"Hatip Dicle ile ilgili karar ne hukuki, ne ahlaki ne de vicdanidir. Türkiye'yi kaosa sürüklemeye yönelik bir karardır.

Son dönemde demokratik siyasetin önünü açmak için büyük çaba gösterildi. Çalışmalar bugün devlet, hükümet ve yargı tarafından bir bütün olarak önü kesilmeye çalışıldı.

Bu anlayış halkın iradesine hesap verecektir. Halkımız bu hukuksuz karara demokratik tepkisini gösterecek. Halkımızın eli kolu bağlı kalmayacak. Halkımız örgütlüdür, demokratik muhalefetini güçlü bir şekilde dile getirecektir.


Bu hukuksuzluğa, Türkiye'yi çatışmacı bir sürece götüren bu karara karşı Türkiye aydınları da suskun kalmayacaktır.

Bu kaos ortamında hepimiz büyük acılar yaşayabiliriz. Bu nedenle bu karara karşı demokrasi için ortak bir tepkinin geliştirilmesini istiyoruz."

6/21/2011

seyyah1906

ilhan cihaner son yargı kararnamesi gerçekten yüz kızartıcı bir kararname

Denizli'den seçilen milletvekilleri bugün mazbatalarını İl Seçim Kurulu Başkanı Hakim Necla Akkuş'tan aldı. İlk mazbatayı MHP Genel başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan aldı. Ayhan, "MHP seçim sonuçlarını değerlendirmeye devam ediyor. Kongre süreci başlamıştır. İktidarı, muhalefetiyle ülkeye en iyi şekilde hizmet etmek için elimizden geleni yapacağız" dedi.


Ayhan'ın ayrılmasından kısa süre sonra CHP'den milletvekili seçilen Adnan Keskin ile İlhan Cihaner seçim kuruluna geldi. Mazbatasını alan Keskin, 12 yıl sonra siyasete dönüş yaptığını belirterek, "Türkiye önümüzdeki süreçte devasa sorunlarla boğuşacak. CHP de tarihi misyonuna uygun şekilde görevini yapacaktır. Ben de partimin ve halkımın hizmetinde olacağım" diye konuştu.

'YARSAV ve Yargı- Sen yönetimi cezalandırıldı'

İlhan Cihaner ise, mazbatasını aldıktan sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu ve son yargı kararnamesini değerlendirerek, HSYK'yı ağır dille eleştirdi.

Kendisi hakkında soruşturma başlatan Erzurum özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal'ın son HSYK Kararnamesi ile Antalya'ya atanması konusundaki soruyu cevaplandıran Cihaner şunları söyledi:
"Bu konuda somutlaştırmadan şunu söylemek istiyorum. Hakimler ve Savcılar Kararnamesi, siyasi iktidarın HSYK'yı nasıl bir mekanizma haline getirdiğinin, siyasetin nasıl bir aparat haline getirildiğinin en güzel örneğidir. Başta YARSAV, Yargı-Sen ve Demokrat Yargı olmak üzere siyasi iktidarla uyuşmayan ne kadar örgütlü yapı varsa, örgütlenme yapısı içinde bulunan dernek, sendika varsa, hepsinin yöneticileri biçilmiş durumda. Uluslararası sözleşme ve teammüllere, yerleşik uygulamalara, liyakata ters düşecek bir çok atama yapıldı. YARSAV'ın kurucu kadroları, Yargı-Sen'in kurucu kadroları, yeni oluşmuş yönetim kurulu, bilgileri ve talepleri dışında cezalandırıldı bu kararnameyle. Liyakatlarıyla, kıdemleriyle uygunsuz atamalara tabi tutuldular. Anlaşılıyor ki, yargıyı şu ana kadar getirdikleri yer bile yeterli gelmiyor siyasi iktidara. Daha da ileriye götürmeye çalışıyorlar yargının aklaştırma sürecini, yargının iktidarla bir hale getirilme sürecini. Onun için somutlaştırmadan söylüyorum, son yargı kararnamesi gerçekten yüzkarası bir kararname. Özellikle örgütlü yapılara karşı, örgütlenme özgürlüğüne karşı vurulmuş çok büyük bir darbedir."

AK Partili vekiller de aldı

CHP'li vekillerin il seçim kurulundan ayrılmasından sonra AK Parti Denizli Milletvekilleri Nihat Zeybekci, Mehmet Yüksel, Nurcan Dalbudak ve Bilal Uçar, mazbatalarını İl Seçim Kurulu Başkanı Hakim Necla Akkuş'tan aldı. AKP'li vekiller, Denizli ve Türkiye'nin daha gelişmesi için çalışacaklarını, halkın oylarının yarısının oyunu alan bir partinin mensubu olarak bu yükün sorumluluğuyla hareket edeceklerini kaydettiler.
mynet

6/15/2011

seyyah1906

kemal kılıçdaroğlu sonunda patladı sabah akşam konuşmayın imza toplayıp gelin

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, olağanüstü kurultay isteyenlere seslendi, "Sabah akşam TV'lerde konuşup, bağırıp çağıracaklarına imzaları toplayıp getirsinler. Gereğini yapayım" dedi. Seçim sonuçlarını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, "Ortada zafer de yok, hezimet de yok" diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti disiplini uyarısında bulundu ve "herkes düşüncesini partiyi yıpratmadan, kurumsal kimliğe zarar vermeden söylemelidir" dedi.


Hiç kimseye, "imza at veya imza atma" demeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, "herkesin hür iradesiyle karar vermesi gereken bir süreçten geçiyoruz" diye konuştu.


Bu konuda kimseye baskı yapmayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "baskı yapıldı denmesin diye, il başkanları toplantısını bile bir süre erteledim. Herkes eteğindeki taşı döksün" dedi.


Seçim sonuçlarıyla ilgili olarak mahalle, ilçe, il bazında ayrıntılı rapor istediğini kaydeden CHP lideri, raporlar geldikten sonra değerlendirme yapılacağını kaydetti; Parti Meclisi'nin de temmuz ayı başında toplanacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, konunun ayrıntılarıyla o toplantıda ele alınacağını vurguladı.

Kılıçdaroğlu parti içi muhalefetin lider adaylarına ilişkin bir çok ismin konuşulduğunun hatırlatılması üzerine de, "CHP'de herkes lider olabilir. CHP'nin birikimi fazla" dedi.

Tüzük değişikliği ile ilgili çalışmaların başladığını, komisyonların kurulacağını kaydeden Kılıçdaroğlu, "özel bir tüzük kurultayı yapmayacağız. Muhtemelen 2012 Mayıs ayında yapacağımız olağan kurultayımızda tüzük değişikliklerini de yapacağız" diye konuştu.


Ortada zafer de hezimet de yok

Seçimde umdukları sonuçu alamadıklarını belirten CHP lideri, "ancak 2007 seçim sonuçlarını baz aldığımız da, ortada zafer de yok, hezimet de yok" diye konuştu.


Başbakan'ın yaklaşımı ikiyüzlü

Kılıçdaroğlu, Başbakan'ın, "helalleşelim" çağrısı yapmasını da, "iki yüzlü bir yaklaşım" olarak niteledi, "seçim sürecinde istediğini söyler, hakaret ederim. Seçim bitince helalleşelim samimi bir yaklaşım değildir. Helalleşmeyi düşünen, bir gün sonra pişman olur" diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan'ın, "anayasa için kapısını çalarım" yaklaşımını ise, "Randevu isterse tabi görüşürüz. Kapımız açık. Bizim anayasayla ilgili ne istediğimizi herkes biliyor. Ama AKP ne istiyor kimse bilmiyor. Başbakan'ın ne anlatacağını merak ediyoruz" dedi.

Başbakan'ın anayasa değişikliği konusunda uzlaşma arayacağına inanmadığını da söyleyen Kılıçdaroğlu, anayasanın uzlaşma komisyonundan geçmesi, her siyasi partinin, "evet" diyeceği bir anayasa olması gerektiğini vurguladı.


Cumhurbaşkanının görev süresi 5 yıl

CNN Türk'e açıklamalarda bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, Köşk tartışmasına da değindi, AKP içindeki görüş ayrılığına dikkat çekti.

Cumhurbaşkanının görev süresinin tartışmasız 5 yıl olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, "seçim 2012'de yapılmalıdır" dedi.

Kılıçdaroğlu, eğer Cumhurbaşkanı Gül isterse, bir kez daha aday olabileceğini kaydetti; "Süre 7 yıldır diyenler varsa, anayasa değişikliği yapıp, geçiçi madde koymalıdırlar" diye konuştu.
cumhuriyet portal